NACİ Altinok OFİSİ

NACİ Altinok OFİSİ Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from NACİ Altinok OFİSİ, Zonguldak.

Değerli Engelli Kardeşlerimİş kur tarafından düzenlenecek iş geliştirme seminerine katılman için iş-kur da form doldurul...
26/04/2018

Değerli Engelli Kardeşlerim
İş kur tarafından düzenlenecek iş geliştirme seminerine katılman için iş-kur da form doldurulması gerekmektedir. Tarın 27.5.2018 günü akşamına kadar engelli vatandaşlamızın form doldurması gerekmektedir. Konun un acili yetine binaen tümen engelli yurttaşlarımıza duyurulması gerekmektedir. Katılımcıların yarın bütün gün boyunca iş-kur da formlarını doldurmaları önemle rica olunur
Saygılarımla
Zeynep Yüksel ÜNAL
Uluslar arası tüm engelliler, kimsesizler ve yaşlılar Federasyonu Zonguldak İl Başkanı

TÜRKİYE NİN YOL GÜVENLİĞİ ANALİZİ VE KAZA BİLANÇOSUNufus……..81 milyonGELİR SINIFI…..ORTA GSMH……..10.000 DOLARYol gösteri...
15/04/2018

TÜRKİYE NİN YOL GÜVENLİĞİ ANALİZİ VE KAZA BİLANÇOSU

Nufus……..81 milyon
GELİR SINIFI…..ORTA GSMH……..10.000 DOLAR
Yol gösterici kurum……………Trafik Güvenlik Kurulu
YATIRILMIŞ ULUSAL BÜTÇE…….. Var
Ulusal yol güvenliği stratejisi…….Birden çok
Ölçülebilir hedefler…… Uygulanabilir değil
Ulusal hız sınırının belirlenmesi …….Evet
Yerel yönetimlerce düşük hız belirlemesi….. Evet
ŞEHİR İÇİ YUOLLARDA MAX HIZ LİMİTİ 60 km7sn
Yasal yaptırım……..yüzde 8
İçki sürüş yasağı……Evet
İçki kontrol uygulamaları….. Evet
İçkili sürün yol açtığı ölüm kazaları……….yüzde 2
YASAL YAPTIRIM……… 10 üzerinden 9
Motosiklet sürücüleri için kas kullanma mevzuatı…….Evet(Uygulama tüm sürücüleri kapsıyor.
Kask standardı…… Zorunlu
Kask kullanım oranı……..%12
Yasal yaptırım…….. 10 üzerinden 5
Emniyet kemeri mevzuatı……… var
Tüm yolcular için geçerli……Evet
Emniyet kemeri takma oranı yüzde 60
YASAL YAPTIRIM……… 10 üzerinden 6
Çocuklarla ilgili yasal kısıtlamalar…..var
Araç standardı 10 üzerinden 7
Otomobil üreticilerinin üretim standartlarına uyma gerekliliği……Var
Yakıt tüketim mevzuatı………. Evet
Tüm koltuklar için emniyet kemeri uygulamaları ……..evet
Yeni anayol yapım projelerini resmi denetim mekanizması……Var
Mevcut karayollarının alt yapı denetim ve düzenlemesi….Evet
Ulusal politikalarla insanları yürümeye ve bisiklet kullanmaya teşvik…….. Evet
Ulusal politikalarda toplu taşımacılığı teşvik……Evet
Resmi, kamuya açık ilk müdahale sistemi……….Var
Evrensel erişim numaraları…….. Evet
PAPOR EDİLEN TRAFİK KURALLARI……… %77 erkek. Yüzde 23 kadın, azalan bir trend izliyor.
Rapor edilen olümcül olmayan kazalar …….Var
Zararlı tazmin çalışması……Evet var.
Motorlu taşıtlar……..14
Kayıtlı taşıtlar içinde…..%50
23-3- telerli motorlu taşıtlar……. % 17
Minibüs, panelvan vb(20 koltuk)……..%6
Kamyonlar…….% 2
Motorsuz……..%1
Yollardaki kazaların ölüm bilançosu
Sürücüler % 30
Yolcular…….% 31
Yayalar…….% 21
Bisikletler………% 2
Diğer…….% 16
Ölümcül kazaLARIN SEYTRİNE GÖRE Yıllar itibariyle %9, % 7.8,% 10, % 8.,% 6, % 5,% 5, % 6,% 6.4. 5 6.8
WHO NUN YAYINLADIĞI Türkiye, yol güvenliğinde Avrupalı ve her yıl 1.2 milyon kişinin hayatını masaya yatırıldığı bir ortamda 178 ülkeyi kapsayan çalışma Türkiye de ki yol güvenliği de yukarıdaki gibidir.

NACİ Ferhat ALTINOK
Gazeteci-Yazar

Dünya sağlık örgütü Who yayınladığı rapor yukarıdadır. 178 ülkeyi kapsayan, dünya üzerindeki kazarlın bilançosunu veren rapor, Sadece mevcut yol güvenliği sorunlarını değil,kazalara yol açan etkenleri, bunları iyileştirme yolları ile iler,iki dönemde ulusal ve uluslar arası ölçekte hayata geçirilmesi gereken trafik mevzuatlarını da nazara veriyor. Artık eylem zamanıdır.
Grafik ve istatistiklerde zenginleştirilmiş raporlarına istinaden her yıl 1,2 milyon kişi ölüyor yollara, 50 milyon kişi de yaralanıyor… Birçok ülkede insanları korumak için gerekli kanunların ya uygulanmadığı ya da kapsayıcı olmadığını gördük. ÜLKE MEVZUATLARININ GÜVENLİĞİ İÇİN UYGULANAN MEVZUAT VE TEDBİİRLER YÖNÜYLE AÇIKTIR. Değerlendirme ölçekleri ise hız limiti, alkollü araç kullanımı, emniyet kemeri ve kask(motorsikletliler için) takma oranı ile çocuklara yönelik kısıtlamalar.
Küresel Yol Güvenliği Durum Raporun un en çarpıcı bölüm
, trafik kazaları ile gelir dağılımını örtüştüren bölümü. Verilere göre, ölümlü kazaların yüzde 90 ı düşük gelirli ülkelerde meydana geliyor ve bu ülkelerdeki ölümcül kazaların sayısı her geçen gün artıyor. Sosyal statüleri düşün insanların, zengin ve orta hallilere göre daha fazla kaza 5riski taşıdıklarını ortaya koyuyor. Bu tür ülkelerde, geciktirilen önlemler milli hasılayı da düşürüyor.(yaklaşık yüzde 1-3) Düşü
K gelirli ülkelerde sadece yollar değil, hastaneler ve ilk yardım hizmetleri de yetersiz. Afrika ülkeleri ile Doğu Akdeniz ülkeleri ölümlü kazalarda ilk sırada. Bununla birlikte, yol güvenliği konusunda daha yoğun çalışmalar yürüten gelişmiş ve gelişmekte yakın olan ülkelerde ölümlü kaza oranlarının her geçen yıl düştüğü görülüyor. Başı çekiyor. Hollanda,İsveç ve İngiltere en düşük görülüyor.,
Raporda Türkiye ile ilgili sayfaları oldukça doyurucu bilgiler içeriyor. Çalışma orta gelir grubuna ait ülkeler arasına koysa da, trafik yasalarının uygulanması düşük ölümcül kaza oranları Türkiye’yi Avrupa grubuna taşıyor. Türkiye’ de her yıl 600 kişinin hayatı yitirdiğini, bunların yüzde 30 u nun motorsikler ve bisiklet kullanıcıları ile yayalar olduğunubiliyor muydunuz. Türkiye’de emniyet kemeri takma mecburiyetine uyduğu biliniyor. Son yıllarda Türkiye’de ölümcül kaza oranının düştüğü görülüyor. Türkiye de ki araç sayılarının oranının kara yollar güvenlik dereceleri raporda belirtiliyor. Sürücü ve yolcuların yüzde 65 İ NİN EMNİYET KEMERİ KULLANDIĞIDA TESPİT EDİLEN BİR GERÇEK.
WHO, yol güvenliği açısından güvenliği arttırmak için basit ve etkili öneriler de sunuyor. KAMU ULAŞIMINA YATIRIM YAPMAL, EMNİYET KEMERİ VE KASK KULLANIMINI YAYGINLAŞTIRMAK, YÜRÜMEYİ VEYA BİSİKLETE BİNMEYİ TEŞVİK, trafik mevzuatını ve denetimleri etkinleştirmek, araç üretim standartlarını uygulamak, acil global çağrı, numaralarının oluşturulmasıyla hastanelerin kazalara yönelik etkinliğini arttırmak. Önde gelenleri , Tercihli ve geniş yollarının ölümcül kazaları azaltmak, kaldırımların, bisiklet yollarının çoğalması,, WHO, KAZALARIN ÖNLENMESİ İ.İN İNSANLARIN BİLİNÇLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİNE DEĞİNİYOR, çünkü geçen yıl yollarda hayatını kaybedenlerin yüzde 46 sı nı bisiklet ve motorsiklet sürücüleri ile yayalar oluşturuyor. Bu oran, Pasifik bölgesinde yüzde 70-80 lere çıkıyor.
Son yıllarda yüksek gelirli ülkelerde yol kazalarında ölüm oranı düşmüş olsa da, araştırmaların arttığını ortaya koyması ilginç. Bu trend devam ederse 2030 da trafik kazaları sebebiyle ölenlerin sayısı yılda 2.4 milyon olacak. WHO, İŞTE BU TABLODAN ÖTÜRÜ TÜM DÜNYA YA “EYLEM ZAMANI” DİYOR.
Naci Ferhat Altınok
Gazeteci-Yazar

DEĞERLİHEMŞERİLERİMBugün hayatın anlamı üzerine sohbet edeceğiz sizlerle. Kendinizi hayat gailesinde yorgun hissediyorsu...
08/03/2018

DEĞERLİHEMŞERİLERİM
Bugün hayatın anlamı üzerine sohbet edeceğiz sizlerle. Kendinizi hayat gailesinde yorgun hissediyorsunuzdur. Ki buda normal. Toplum olarak öyle bir dönemden geçiyoruz ki, başka bir şey hissetmeniz doğal. Her gün sabah kalk ,işe git ve akşama kadar çalış, akşam eve gel yemeği hazırla çocuklarla ilgilen ve TV seyret, bu arada çay yap ve yatmak. Çoğ7Umuzun programı bu monoton hayatta böyle sürer.
Hiçbir değişiklik olmadan hayatınız böyle devam eder. Ve siz buna yaşam dersiniz. Yanlış mıyım.
Oysa ben bugün sizle teşbih sanatını yaparaka bazı şeyler anlatmak istiyorum. Şimdi otyurun ve bir sırt çantası düşünün . Hani şu okulda kullandığımız cinsten. Ve bu çantanın için size lazım olan her şeyi koyar mısınız. Ne lap top mu . Onu da koyun. Fön cihazı tabi olmazsa olmazo. Çarşı pazardan yaptığınız alışverişi herşeyi herşeyi. Akşama gideceğiniz düğün için küçük altını mı onu da koyun lütfen. Tamam mı bitti mi koyacağınız . Şimdi bütün dertler sorunlar dahil hepsi bu çantada artık değil mi? Evet. Pekala şimdide b u çantayı kaldırın tüm gücünüzle. Kalkmıyor mu? Çok mu ağır oldu. Doğrudur. Hadfi önce yaptığımız alışverişi bırakalım. Takım elbiselerinizi de çıkarın. Bilgisayarın işini tablette görür, onu da çıkartın. Kısaca size ağırlık yapaak şeyleri boşaltın boşaltın. Ne biraz hafifledi mi. Daha çıkartacağiniz mutlaka olmalı. Hadi bekliyorum. Şİimdi çantayı bir daha kaldımaya çalışın. Kalkıyor mu artık.Sizce attıklareımız yeterliyse mbu iş tamam. Şimdi çantayı sırtınıza alın ve size iyi günler.
İşte dostlar hayat dediğimiz şey aslında bu çanta. Ve İçine koyduklarınızda sizin yaşamanız üiün gerekli gördükleriniz. Çok mu ağır geldi. Hadi bazılarını çıkartalım içinden yaşamanız için elzem olanlar kalsın içinde. Şimdi fazlalıkları da boşalttınız. Çanta hafifledi ve sırtınıza alıp yürümeye başladınız. Herkesin tercihleri farklı. Değil mi? Yaşanma bağlanmak işte bu çanta ile sizce tamam. Şimdi topluma karışıp hayatınızı yaşayabilir siniz artık. Nasıl pratik değil mi?
İşte insan hayatı da böyle once çocukluk gençlik , aile ve büyük ebevey olursunuz. Yükünüz artar ve taşımaktan yorulur sunuz. Sonra sorumluluklarınızı taşıyabileceğiniz bir noktaya getirir. Ve Tecrübe kazanır sınız? Artık büyük ebeveyn sınıfına geldiniz. Çantanızda az ama öz ihtiyaçlarınız var. Ve her insan gini yaşamda bir yere kadar. Ve dünyada yaşadıklarınız sizindir Unutmayın. Bir hoş seda bıraktıysanız daima isminiz anılır. Yok, aksi durumsa onu da hiç beklemeyin. Ve aynı doğduğumuz gibi defnediliriz. Ama bir farkla dünyaya geldiğiniz gibi saf ve temiz değilsinizdir artık. Yaptığınız doğru ve yalnışlar bir bir gözünüzün önüne gelir. Ve insansınız netice de iyilikte kötülükte insan için. Hadi bugün gelin sizle bir oyun oynayalım mı? Bugün yaptığınız iylikleri sağ tarafa , kötülükleri de sol tarafa yazın defterinizde . Nasıl iyilikler mi ağır basıyor. Kötülükler mi.iyilik ağır basıyorsa bir pasta alın ve akşam eve öyle gidin ve sevdiklerinizle beraber çay eşliğinde kendinize bir ziyafet çekin. Ve ben iyi bi insanım diy yanı başınızdaki kişilere yüksek sesle söyleyin.İnsan olmanın dayanılmaz hafifiliği ile kendizizle gurur duyun. Tıp ki engelli yurttaşlarımızın kendilerinden gurur duyduğu gibi. Ve engellilere bu gözle bakmaya başlayın. Bakın ne önyargı kalacak ne baişka bir ayrımcılık. Çünkü artık seviyor ve seviliyor sunuz. İyi günler efendim.
Saygılarımla…..
Naci Ferhat Altınok
Gap Zong. İl Başk. Ve Uluslararası Tüm Engelliler, Kimsesizler ve Yaşlılar Federasyonu Karadeniz Bölgesi Temsilcisi

ÖZELLİKLE HAYATI  EN AZINDAN EMEKLİLER AÇISINDAN BİR ÇÖZÜM BULMALIYIZ.Emekli olunca o eski model de olsa kullanılan arab...
27/02/2018

ÖZELLİKLE HAYATI EN AZINDAN EMEKLİLER AÇISINDAN BİR ÇÖZÜM BULMALIYIZ.

Emekli olunca o eski model de olsa kullanılan arabalara maalesef binilemez oluyor..

Emekli olunca hayata bağlanmayı sağlayabilmemiz, emeklinin refah seviyesini artırmakla mümkün olabilir…Emekliden geri dönüş olsa geri dönmeyi arzulayan bir çok insan var….

ZAMLARA bağlı gelir zamlar….doğalgazı ise bazı emekliler hiç kullanamazlar…nedeni çok bariz ve belirgin ortadadır…

Emeklilere yaşamı kolaylaştırıcı davranmalıyız…Emekli insanlarımızın toplum içerisinde özgüven içerisinde ,yeteneklerinin hala devam ettiği inancını ortaya çıkartacak, zamanı ideal ölçülerde kullanacak yeni formüller bulmalıyız…

Ama tüm TÜRKİYEMİZDE BENZİNİ UCUZLATACAK BİR FORMÜL MUTLAKA BULUNMALIDIR.

Genç Anadolu Partisi olarak toplumumuzun bu kesiminin de arkasında olduğumuzu , sesi olacağımız bilgisini değerli emekli kardeşlerime belirtmek istiyorum.

Sevgi ve saygıyla kalın……

Ali Alemdaroğlu

Genç Anadolu Partisi Genel Başkanı

24/02/2018

Tarihimizde Kahraman Türk Kadınları
Kurtuluş Savaşı milletimizin genç-ihtiyar, kadın-erkek olarak düşmanlara karşı yürüttüğü bir ölüm kalım mücadelesidir. Bu savaş, daima hür yaşamış, tarihi şan ve şerefle dolu olan Milletimizin asla esir edilemeyeceğinin bir kere daha yüksek sesle cihana haykırılışıdır.

Tarihi kaynaklara bakıldığı zaman, Kurtuluş Savaşı içinde yer alan binlerce kadınımızın hem Milli Mücadele’nin kazanılmasında, hem de Türkiye’nin temellerinin atılmasında çok büyük katkılarının olduğu görülmektedir.

Milli Mücadele’de Kahraman kadınlarımız cephe gerisinde büyük bir çaba harcarken çok sayıda kadınımızda silahlı mücadeleye katılarak göstermiş oldukları cesaretle dünyaya örnek olmuşlardır. Ayrıca bu dönemde kadınlar tarafından kurulan ‘’Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti’’ ve ‘’Kadınlar Cemiyeti’’ gibi kuruluşlar aracılığıyla da önemli çalışmalar yapmışlardır.

Bu kahraman kadınlarımızın daha iyi tanınabilmesi için araştırmalar sırasında bulunan, Müdafa-i Hukuk Kadınlar Şubesi’nin Kastamonu temsilciliğine bağlı kadınların 15 Ocak 1922’de Lord George’nin hanımına çektikleri telgrafın örnegi aşagidadir:

“Türk Milletinin kadınlı erkekli savaşlarda can vermeyi asla düşünmeyeceği,, düşmanları tırnaklarımızla boğacağımızı ve gerekirse toprağın üstünde ********ce yatmaktansa, toprağın altında kahramanca yatmayı tercih edeceğimizi bildiririz... eğer silah ve cephanemizin bulunmadığına ümit bağlanıyorsa

Kastamonu / 15 Ocak 1920”
Tuncay Patan
GENÇ ANADOLU PARTİSİ ZONGULEDAK SOS.İŞL. SOR.

ZEYTİN DALI HAREKATINI SONUNA KADAR DESTEKLİYORUZ”Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlamak ve hem kendisi hem de bölge ülk...
15/02/2018

ZEYTİN DALI HAREKATINI SONUNA KADAR DESTEKLİYORUZ”
Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlamak ve hem kendisi hem de bölge ülkeleri için tehdit oluşturan terör koridorunu ortadan kaldırmak için 20 Ocak 2018 tarihinde Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin bölgesine Türk Silahlı kuvvetlerimiz tarafından başlatılan “Zeytin Dalı” harekatı bugün itibariyle devam etmektedir.
Bu harekat, evrensel hukuk ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi terörle mücadele kararları ile BM Sözleşmesi’nde yer alan meşru müdafaa hakkı çerçevesinde yapılmakta, Suriye’nin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve siyasi birliğine saygı gösterilmektedir. Dolayısıyla bu harekat, meşru ve uluslararası hukuka uygun bir şekilde yapılmaktadır.
Bu harekât, emperyalistlerin bölgemizdeki hain emel ve çıkarlarına dur demek için atılmış çok önemli bir adımdır. Şöyle ki;
Emperyalistler, yeni bir savaş tarzı oluşturarak terör örgütlerine vekâlet vermiş ve bölgemiz adeta kan gölüne çevirmişlerdir.
Bu menfaatperest insanların bölgemizi karıştırmalarının en büyük sebebi, yeni bir paylaşım savaşıdır. Terör örgütleri işte bu paylaşım savaşlarının tetikçisi ve taşeronu konumundadırlar.
Bu yönüyle bakıldığında, Zeytin Dalı Harekâtı taşeronların arkasındaki kirli elleriyle deşifre etmektedir.. Özellikle ABD tarafından terör örgütüne DAEŞ bahanesiyle verilen silahların gerçek amacının ortaya çıkarılması bunun en büyük ispatıdır. Bu silahların o bölgeye neden yığıldığını da artık herkes bilmektedir.
FETÖ, DAEŞ ve PKK-PYD aynı kurgunun parçalarıdır. 15 Temmuz gibi bir ihaneti yaşamış bir ülkenin bu kurguya karşı sessiz kalması mümkün değildir. Çok şükür sessiz de kalmamış, kahraman ordumuz hainlerin tepesine ansızın inivermiştir.
Emperyalizmin taşeronlarına karşı yapılan “Zeytin Dalı Harekatı”, PKK’nın uzantısı PYD’nin Afrin özelindeki kanlı iktidarının sonunu getirecektir.
Bugüne kadar yapılan operasyonlarda PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ terör örgütlerine ait sığınak, barınak, mühimmat deposu ve silah mevziisi olarak kullanılan pek çok hedef yerle bir edilmiştir.
Stratejik önemi olan Burseya dağı başta olmak üzere pek çok köy, yerleşim alanı ve stratejik dağ ele geçirilmiş ve alınan en son bilgilere göre 823 terörist etkisiz hale getirilmiştir.
Kahraman Mehmetçiğimiz bu harekâtta destan yazmaya devam etmekte ve “Ya olacağız, ya öleceğiz” diyerek Suriye topraklarından bütün dünyaya “Türkiye ile oyun oynanmaz” diye haykırmaktadır.
Türkiye’mizin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine devletimizin bekası için hiç bir zaman fedakarlıktan çekinmeyen aziz milletimiz mazide olduğu gibi bugün de devletinin yanında, kahraman ordumuz için dualar etmektedir.
Bizler de Genç Anadolu Partisi ailesi olarak ulusal güvenliğimizin korunması amacıyla devletimiz tarafından başlatılan Afrin Operasyonunu sonuna kadar destekliyor, kahraman ordumuzun muzaffer olması için dua ediyoruz.Tam da bugün muhtaç olduğumuz en önemli şey; fitne çıkarmak değil, birlik ve beraberlik içinde Ay Yıldızlı al bayrağımıza, devletimize ve kahraman ordumuza sahip çıkmaktır.
Bu vesile ile cennet vatanımızın güvenliği için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, Yüce Allah’tan kahraman gazilerimize acil şifalar ve hayırlı uzun ömürler, muvakkatiyetler diliyoruz.
Allah devletimize ve milletimize zeval vermesin. Kahraman ordumuzun yar ve yardımcısı olsun.
Kamuoyuna saygıyla arz ederiz.
Ali ALEMDAROĞLU
GENÇ ANADOLU PARTİSİ GENEL BAŞKANI

Söylemek zorundayım ki, gerek birinci ,  gerek inci şartın çerçevesinden dönüp baktığımızda, Zonguldak adına, ne yazık k...
12/02/2018

Söylemek zorundayım ki, gerek birinci , gerek inci şartın çerçevesinden dönüp baktığımızda, Zonguldak adına, ne yazık ki inanılmaz kötü bir tablo çıkıyor. Yalnızca merkez ilçedeki değil Zonguldak ta ki tüm yerel yönetimler. Bırakın Avrupa Konseyi şartını, yürürlükteki yasal mevzuata asgari ölçüde bile uymuyor. Daha a da kötüsü yasalara bin takla attırıp, imar oyunu yaparak pek çok uygulamayı yaşama geçiriyor. Bu durumunsa yaşam kalitesini hızla düşürüyor, kent giderek daha da yaşanmaz hale geliyor. Kentten göç hızlanıyor, insanlar başka yaşam alanlarına doğru hızla kaçıyor. Yerel yönetimlerse tüm bunları büyük bir aymazlıkla seyrediyor.
Girmeye çalıştığımız Avrupa Birliği normlarına da tümüyle ters bir durum Zonguldak ı çağdaş dünyanın bir parçası değil de, her türlü hukuksuzluğun hüküm sürdüğü muz cumhuriyetlerinden birini eyaleti görünümüne sokuyor. Son kalan değerleri koruyabilmek, kenti çepere doğru daha sağlıklı bir şekilde yayarak, yeni yaşam alanları kazanmak, yapı yoğunluğunu aşağılara çekerek gerçekten son derece çirkin olan kentsel görüntüyü ortadan kaldırmak için harekete geçme zamanıdır. Umarım bu bilgi şöleni böyle bir itilimin yolunu açar. Bu vesile ile baştan sivil toplum örgütleri olmak üzere herkesi, kent üzerinde daha fazla düşünmeye, harekete geçmeye çağırıyorum.
Genç Anadolu Zonguldak il Başkanı olarak düşüncelerim bu yönde ve şehrimizin iyi yöne gitmesini temenni ediyorum, bu aşamada. VE DİYORUM İ Zonguldak çıplaaaaaaaak……..Çözüm mü belli gnç Anadolu partisi iktidarı……..ve genç anlayış. Olaylara akılcı çözüm yolu……benden söylemesi…………………………….
Saygılar
Naci Ferhat Altınok
Genç Anadolu Partisi Zonguldak İl Başkanı

04/02/2018

Anayasa uyarınca olağanüstü hal, MGK'nın tavsiye kararı ve Cumhurbaşkanı'nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu kararıyla ilan edilir. 1982 Anayasası'nda hangi şartlarda olağanüstü hal ilan edileceği yer alıyor. Buna göre, “Tabii afet, tehlikeli salgın hastalıklar veya ağır ekonomik bunalım, Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerine ait ciddi belirtilerin ortaya çıkması veya şiddet olayları sebebiyle kamu düzeninin ciddi şekilde bozulması” gibi durumlarda, olağanüstü hal ilan edilebiliyor.
Şimdi niçin bu konuyu ele aldım diyebilir siniz. MGK BUGÜN TOPANARAK OLAĞANÜSTÜ HLKONUSUNU ELE ALACAK. Ve büyük ihtial uzatılması kararı çıkacak. Fakat bunu sebeplerine girmek mümkün ama. Toplumu rahatsız eden olağan üstü hal uygulamaları artık toplumda karşılı görmüyor. Halen olağan üstü hal altında khk lala her türlü kanunu çıkarmak ve ülkeyi yönetmek son derece hatalıdır. Hükümetin bu konudaki çalışmaları ve olağan üstü hal dikkate alındığında bu durumunhassasiyeti toplumumuzda atık hiçbir özellik arz etmiyor. Bu bağlamda toplumda yer almayan , karşılığı olmayan bu uygulama genç Anadolu partisi iktidarında son verilerek normal düzene geçilecektir.
Ben gittiğim bir çok yerde aynı konu ile muhatap olup olağan üstü halin yanlış uygulandığı sözleri ile karşı karşıya kalıyorum ve halkımız gördüğüm kadarıyla son derece bilinçli ve gerşeği görüyor. Olağan üstü hal hükümetin savundupu bir uygulama olmuştur. Halkı baskı altında tutan ve konuşmasını engelleyen bir olağan üstü bugün ülkemizde mevcut. Bugün toplanacak mgk öncesi ben olağan üstü halin kalkması yönünde bir öneri bekliyorum ki Türkiye normale dönebilsin. Ama işin doğrusu böyle bir karara çıkacağı ümidimde yok.
SEVGLİ ANKRALI HEMŞERİLERİMİM DE BU SESE KULAK VERİN BENCE. BENDEN HATIRLATMASI. YA DOĞRU DÜRÜST OLAĞAN ÜSTÜ HAL UYGULAYIN VE KHK LARLA ÜLKEYİ YÖNETMEKTEN VAZGEÇİN YA DA OLAĞAN ÜSTÜ KALDIRIN.
Yunus topal
Genç Anadolu partisi Ankara MERKEZ İL BAŞKANI

ZONGULDAK MADEN İŞÇİLERİNİN HAYATI, 1870-1920: BAŞLANGIÇ NİTELİĞİNDE BAZI GÖZLEMLER Ortadoğu'nun en zengin (petrol hariç...
23/01/2018

ZONGULDAK MADEN İŞÇİLERİNİN HAYATI, 1870-1920: BAŞLANGIÇ NİTELİĞİNDE BAZI GÖZLEMLER
Ortadoğu'nun en zengin (petrol hariç) doğal kaynaklarını oluşturan Ereğli-Zonguldak madenlerinde 1914 yılında 50.000 i aşkın işçi çalışıyordu. Hem özel girişimciler hem de devlet tarafından işletilen "bu madenlerde çalışan işçiler, Osmanlı imparatorluğunda belli bir yörede ve iş kolunda çalışan en kalabalık işçi grubunu oluşturuyordu. Zonguldak maden ocaklarının ve işçilerinin tarihi 19. yüzyılın ilk çeyreğine dek uzanır. Söz konusu dönemde Osmanlı donanmasında buhar gücü kullanımına geçilmiş ve Batı Karadeniz'deki zengin kömür yatakları devletle sözleşme yapan özel girişimciler tarafından işletilmeye başlanmıştı. 19. yüzyıl sonlarına doğru Fransız sermayesiyle kurulan bir şirket yörede faaliyete başlamış ve kömür madenlerinde çalışan işçi sayısında ve üretimde çarpıcı artışlar görülmüştü.
Osmanlı dönemindeki Zonguldak kömür madenleri ve maden işçileri hakkında, Osmanlı ekonomi tarihinin çoğu alanıyla kıyaslandığında, hayli geniş sayılabilecek (hemen hemen tamamı Türkçe) bir literatür vardır. Buna rağmen, konuyla ilgili bütün eserler esas olarak madenlerin 1923 sonrası tarihine ağırlık vermekte ve imparatorluk dönemi madenleri üzerine bilgileri, temci inceleme konuları cumhuriyet döneminde Zonguldak madenleri için bir giriş olarak sunmaktadır.
Konu hakkında bu kadar çok eser bulunması, cumhuriyet döneminde Zonguldak madenlerinin ve maden işçilerinin taşıdığı ekonomik ve siyasal önemi yansıtmaktadır. Çok uzun bir süre, Zonguldak'ta çıkarılan kömürler, modern Türkiye'nin sanayileşmesine katkıda bulunmuş, şehirlerinin ve hızla büyüyen sanayi kapasitesinin enerji ihtiyacını karşılamıştır. Dahası, kömür madeni işçileri, sanayileşen Türkiye Cumhuriyeti'nde tarımsal kökenli emeği sanayi üretimine katma girişimlerinde merkezî bir yer işgal etmiştir. Avrupa'da ve ABD'de olduğu gibi modern Türkiye'de de, madencilerin fiziksel gücü ve çalışma koşullarının olağanüstü zorluğu konusunda efsaneler üretilmiştir. Emek tarihçilerinin ve işçi eylemcilerin birçoğunun gözünde, madenciler sanayi çağında işçilerin mükemmel simgesi haline gelmiştir, örneğin, eserinde, Emile Zola Germinal'de, madencileri umutsu ama asil hayatlar süren kahramanlar olarak anlatır. Ayrıca, İngiltere ve Fransa'da olduğu gibi Türkiye'de de madenciler siyasal açıdan önemli bir gruptur. Bu konunu okurlarına, Zonguldak madencilerinin ve ailelerinin 1990'ların başlarında yaptıkları yürüyüş ve gösterilerin ülke siyasetinde oynadığı kilit rolü hatırlatmaya gerek yok.
Ahmet Naim [Çıladır] 1934 yılında Zonguldak madenleri üzerine öncü nitelikteki çalışmasını yayınlamıştır. O günden bu yana, belirli aralıklarla Zonguldak madenleri ve madencileri üzerine kitap ve makaleler çıkmıştır. Bu makalede, Zonguldak madenlerinin Osmanlı dönemini araştıran tarihçiler açısından yararlı olduğunu düşündüğüm birkaç çalışma üzerinde duracağım. Söz konusu eserlerin yazarları, şu ya da bu şekilde kömür madenlerinin işletilmesiyle bağlantısı olan kişilerdir. Bazıları maden mühendisi, bazıları işletmeci, bazıları da siyasal eylemci veya işçi sınıfı militanlarıdır. Naim'in çalışması bazı yönleriyle benzersiz bir nitelik taşımaktadır, Daha sonra bu konuda eser kaleme alan yazarların hemen hemen hepsi de Ahmet Naim'in kitabını temel almışlar, kimileri de onun araştırmasını aşan çalışmalar ortaya koymuşlardır.
Bu eserlerde bir dizi önemli tema ortaya çıkmaktadır: Madenlerin tarihine aşağı yukarı aynı perspektifle bakmakla, Osmanlı (ve Türkiye Cumhuriyeti'nin) devlet politikaları ile Zonguldak'taki kömür madenciliği arasındaki bağlantıyı vurgulamaktadır. Kömür havzalarının tarihini, devletin hangi kurumunun kömür işletmelerinden sorumlu olduğuna göre dönemlere ayırmaktadırlar. öte yandan, Savaşkan, esas itibarıyla devlet denetimi, maden ocaklarının mülkiyeti ve madenlerin işletimi üzerinde durur, işçi meselesini başlı başına bir araştırma konusu saymaz.
Genel olarak, yazarlar Zonguldak madenlerinin tarihini 1820'lerde bölgede kömür bulunmasından başlatırlar. Kömür madenlerinde 1890'lı yıllara dek yoğun bir üretim yapılmamıştır. 1820'ler ile 1890'lar arasında yıllık üretim yaklaşık 50-10.0 bin ton seviyesinde kalmıştır. 1896'da, Fransız sermayesiyle kurulan Ereğli Şirket-i Osmaniyesi faaliyete geçmiş, ardından başka önemli yabancı şirketler ve Osmanlı şirketleri de kömür çıkarmaya başlamıştır. Bunun sonucunda, üretim 1890'ların sonlarında 200.000 tona ulaşmış, 1911'de 900.000 tonu aşmıştır. Yukarıda anılan rakamlar kaynaklarda, Fransız şirketi, genellikle, yeni ve ileri teknolojiler getirdiği ve üretim tekniklerini rasyonalize ettiği için övülür. Gelgelelim, millî hazine kömürü amansızca tükettiği için de ağır bir şekilde eleştirilir.
Üç yazarın daha eserleri üzerinde durmak gerekir, ilk olarak, eski bir maden işçisi olan Erol Çatma'yı anmalıyım. Çatma, kitabında, işçiler ve çalışma koşullan konusuna, özellikle Osmanlı ve cumhuriyet dönemlerinde kömür madenlerinde çalışma zorunluluğuna ağırlık verir. Kitap boyunca, okur, uzak bir gözlemcinin değil, madenlerde çalışmış bir işçinin bakış açısıyla karşı karşıyadır. Üzerinde duracağım ikinci yazar ise, madencilerin 1990'lardaki hayatını inceleyen Erol Kahveci'dir. Ben, Kahveci'nin, aynı konudaki doktora tezinden yararlanarak yazdığı bir makaleyi kullanıyorum. Osmanlı tarihçisi, görece uzak bir geçmişi incelerken yakın dönem üzerine yapılmış bu çalışmada zengin bir karşılaştırma malzemesi bulabilir. Kahveci'nin kaydettiği tecrübelerin birçoğu 19. yüzyıldaki benzer gelişmeleri hatırlatmaktadır.
Son olarak, İmer'in 1944 ve 1973'te yayınlanmış iki eserini değerlendireceğim. Hüseyin Fehmi İmer (1871-1960), 1910-1921 yılları arasında Ereğli'de kömür madenlerinde müdür olarak görev yapmış, üst-orta kademe bir yöneticidir, ilk eser, yazarın savaş yıllarında hazırladığı bir makaledir. Makalede, kömür madenlerinin keşfinden başlanarak o döneme kadar yaşanan gelişmelerin tarihçesi sunulur. Yazar, tarihçesinde, birçok açıdan, Ahmet Naim gibi, (sorumlu devlet birimine göre) bir dönemleme ve düzenleme yapmış, madencilik hakkında daha fazla teknik ayrıntı vermiştir. Pek çok yararlı bilgi içeren makalede, "bîçare" işçileri kayırıp kollayan, onların bakış açısını önemseyen bir hava vardır. Yazar, genel olarak, 1908'den sonra Osmanlı devletinin ve Türkiye Cumhuriyeti'nin Zonguldak işçileri lehine getirdiği pek çok olumlu değişiklik üzerinde durur, örneğin, 1908 öncesi dönemin Osmanlı idarecilerini, işçiler için sağlıklı gıda, barınma ve tıbbî hizmet sağlayacak düzenlemeler yapmadıkları için sert bir dille suçlar. Makalede daha sonra, kendi müdürlüğü sırasında 1920'li ve 1930'lu yıllarda çalışma koşullarının iyileştirilmesi için yapılanları dikkatlice sıralar. 1944'te, (bu derginin okurlarının gayet iyi bildiği üzere) Türkiye ekonomisi ve toplumu, uzun süren savaş ve seferberlikten dolayı derin bir kriz yaşıyordu. Devlet, kömür üretimini sürdürmek için çok sert ve acımasız tedbirlere başvurmuştu. Bu açıdan, devletin işçiler yararına yaptıklarını vurgulayan makale, savaş döneminin kriz ortamında maden işçilerini itaatkâr kılmaya yönelik bir girişim sayılabilir.
Bu araştırmayı özetledim ben size tab ki bu kadar deği ama bu kadarıyla sizi okumktan yordum hissediyorum.
Saygılar
Naci Ferhat Altınok
GENÇ ANADOLU BAŞKANI ZONGULDAK İL BAŞKANI

SAYIN MESUT YILMAZ VE DEĞERLİ ANAPLILAR TURGUT ÖZAL IN KENDİSİ KALBİ TURGUT ÖZAL VE ONUN RIHI İLE ÇARPAN DEĞERLİ DEVLET ...
23/01/2018

SAYIN MESUT YILMAZ VE DEĞERLİ ANAPLILAR TURGUT ÖZAL IN KENDİSİ KALBİ TURGUT ÖZAL VE ONUN RIHI İLE ÇARPAN DEĞERLİ DEVLET SORUMLULUĞUNU BİLEN DEVLET EDAMLARI GENÖ ANADOLU PARTİSİ İRLEŞTİRİCİ VE YAPICI ANLAYIŞIYLA SİZ TÜRK HALKINI BENİMSEYİP BEYNİNE NAKŞETTİĞİ TÜRKİYE NİN PARTİSİDİR. BİRLEŞTİRİCİDİR AKLINI KULLANAN VE DEVLETİ YÖNETMEYE TALİP SİZİN PARTİNİZDİR. BEN ZONGULDAK TA GÖRÜYORUM Kİ BİR KATALİZÖR VAZİFESİ YAPARAKTA SİZİ AYNI ÇATIDA DA BİR ARAYA GETİRMEKTEDİR. BU ANLAYIŞ İÇERİSİNDE SİZİ SEVEN VE SİZE ÖNEM VEREN ÜLKEMİZİN BUGÜNÜ VE BBUGÜNLERİ OLAN ANLAYIŞIN İSMİDİR GENÇ ANADOLU PARTİSİ.
NİR KEZ DAHA SİZE SESLENİYOR VE SİZE SAYGI DUYUYOR,SİZİ BENİMSİYORUZ. BİZ KENDİMİZİ TÜRKİYE GÖRÜYORUZ YAHU. SİZE AŞIĞIZ......BUGÜN AYRIK GİBİ PARTİ SİZLERİ TÜRKİYE OLMAYA VE ĞÖREN BİNDELİKLİ PARTİ OLARAK ADLANDIRANLARA KARŞI DİYORU Kİ GELİN SİZDE BİZİM GİBİ TÜRKİYE OLUN, OLALIM. BİZ BU ÜKENİN AŞIĞIYIZ YAHU. MEVLANA NIN DEDİĞİ GİBİ, GEL HER NE OLURDSAN GEL BİZ OLALIM İRİ OLALIM, DİRİ OLALIM , TÜRKİYE OLALIM KARDEŞ OLALIM.BU TÜM TÜRKİYE MİZİN DEĞERLERİNE DE GELİN SAHİP ÇIKALIM MİLYON TEK VUCUT OLALIM.SİZİ SEVİYORUM VE SEVİYORUZ. HERKESE GÖRÜŞÜ HERKESİ BU MİLLİ DEĞERLERİMİZ SAHİP ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUM. HELKIMIZLABÜTÜNLEŞMEYE ÇAIRIYORUM VE SİZİ ÖNEMSEMEYE ÇAĞIRIYORUM. ZONGULDAKTAN SEVGİ VE SAYGILARIMLA DOSTLARKALİN SAĞLICAKLA.....
GENÇ ANADOLU PARTİSİ ZONGULDAK İL BAŞKANI
Naci Ferhat Altınok

SAYIN SALİH UZUN, MEHMET AĞAR VE DP İÇİNDEKİ TÜM SİYASEÇİLER, HÜSNÜ DOĞAN, VE TURGUT ÖZAL YOLUNDA İLERLEYEN VE HALKA HİZ...
22/01/2018

SAYIN SALİH UZUN, MEHMET AĞAR VE DP İÇİNDEKİ TÜM SİYASEÇİLER, HÜSNÜ DOĞAN, VE TURGUT ÖZAL YOLUNDA İLERLEYEN VE HALKA HİZMET HAKKA HİZMETTİR DİYEN ERSİN TARANOĞLU, BİLTEKİN ÖZEMİR,BÜLENT AKARCALI, EYÜP AŞIK, EMİN KUL, VE TURGUT ÖZAL DİYEN MİLLETİ ESAS ALAN DİĞERLİ BAKANLARIM VE MİLLETVEKİLLERİ
ÜLKEMİZİN İÇİNDE BULUNDUĞU DURUM GÖZ ÖNÜNE ALINDIĞINDA GÜN BİRLİK ZAMANIDIR. SİZLER SİYASİ KİMLİKLERİNİZLE TÜRKİYE YE ÖNDERLİK YAPMIŞ KİŞİLERSİNİZ VE ÜLKENİN İÇİNDE BULUNDUĞU DURUM GEÇMİŞİ ANMA DIŞINDA BUGÜN VAR OLMA DURUMUNDASINIZ VE BU MİLLİ DAVAMIZDA HEPİNİZİ VE BÜTÜN ANAVATAN PARTİLİLERİ DE GENÇ ANADOLU PARTİSİ İLE ELİNİZİ TAŞIN ALTINA KOYMAYA ÇAĞIRIYORUM. VE AÇIK ÇAĞRI YAPIYORUM. BİR ELİN NESİ VAR. İKİ ELİN SESİ VAR MİSALİ. BU GERÇEK ALTINDA DA HEPİNİZİ ÜLKEMİZE SAHİP ÇIKMAYA ÇAĞIRIYORUM. BİRLİK, DİRLİK VE BERABERLİĞE ÇAĞIRIYORUM. HALKIMIZ BİZDEN BUNU İSTİYOR. AYNI ÇAĞRI DSP, RP, BBP,DP,GAP VE BÜTÜN PARTİLERE ÇAĞRIMIZDIR. ŞEKİL ÖNEMLİ DEĞİL BERABER KONUŞALIM VE GELİN BERABER OLALIM VE GÜÇLÜ OLALIM.
SAYGILARIMIZLA
NACİ FERHAT ALTINOK
GENÇ ANADOLU PARTİSİ ZONGULDAK İL BAŞKANI

20/01/2018

Haftanın Hikayesi – George Carlin’in, eşinin ölümünden sonra yazdığı “Zaman paradoksu.”

Materyalist dünyanın güzelliklerine kapılırken duygularımızı, değerlerimizi göz ardı ederek hayatımızda büyük boşluklar oluşturduk. Modern dünya hayat şartlarımızı iyileştirip, insanlığı büyük yerlere ulaştırmakla birlikte insanlıktan çok şeyde götürdü.

Bu yazı, eşi Brenda’nın kanserden ölmesinden sonra, “Zamanımızın Paradoksu” başlığı ile yazılmıştı.

Mektubun sahibi, George Carlin (1937 – 2008); 5 Grammy Ödülü kazanmış, ABD’de “100 en büyük TV stand-upçısı” listesinde yer almış bir büyük komedyen, aktör ve yazar.

Daha yüksek binalarımız, ama daha kısa sabrımız var; daha geniş oto yollarımız, ama daha dar bakış açılarımız var.
Daha çok harcıyoruz, ama daha az şeye sahibiz; daha fazla satın alıyoruz, ama daha az hoşnut kalıyoruz.
Daha büyük evlerimiz, ama daha küçük ailelerimiz; daha çok ev gereçleri, ama daha az zamanımız var.
Daha çok eğitimimiz, ama daha az sağduyumuz; daha fazla bilgimiz, ama daha az bilgeliğimiz var.
Daha çok uzmanımız, ama yine de daha çok sorunumuz; daha çok ilacımız, ama daha az sağlığımız var.
Çok fazla alkol ve sigara tüketiyoruz, çok savurganca para harcıyoruz, çok az gülüyoruz, çok hızlı araba kullanıyor, çok çabuk kızıyoruz, çok geç saatlere kadar oturuyor, çok yorgun kalkıyoruz, çok az okuyor çok fazla TV izliyoruz ve çok ender şükrediyoruz.
Mal varlıklarımızı çoğalttık, ama değerlerimizi azalttık.
Çok konuşuyoruz, çok az seviyoruz ve çok sık nefret ediyoruz.
Geçimimizi sağlamayı öğrendik, ama yaşam kurmayı öğrenemedik.
Yaşamımıza yıllar kattık, ama yıllara yaşam katamadık.
Aya gidip gelmeyi öğrendik, ama yeni komşumuzla karşılaşmak için caddenin karşısına geçmekte sorunumuz var.
Dış Uzayı fethettik, ama iç dünyamızı edemedik.
Daha büyük işler yaptık, ama daha iyi işler yapamadık.
Havayı temizledik, ama ruhumuzu kirlettik.
Atoma hükmettik, ama önyargılarımıza edemedik.
Daha çok yazıyoruz, ama daha az öğreniyoruz.
Daha çok plan yapıyoruz, daha az sonuca varıyoruz.
Koşuşmayı öğrendik, ama beklemeyi öğrenemedik.
Daha fazla bilgiyi depolamak, her zamankinden daha çok kopya çıkarmak için daha çok bilgisayarlar yapıyoruz, ama git gide daha az iletişim kuruyoruz.
Zaman artık, hızlı hazırlanan ve yavaş sindirilen yiyeceklerin; büyük adamlar ve küçük karakterlerin; yüksek kârlar ve sığ ilişkilerin zamanıdır.
Günümüz artık, iki maaşın girdiği ama boşanmaların daha çok olduğu, daha süslü evler, ama dağılmış yuvaların olduğu günlerdir.
Bu günler, hızlı seyahatler, kullanılıp atılan çocuk bezleri, yok edilen ahlakî değerler, bir gecelik ilişkiler, obez bedenler ve neşelendirmekten sakinleştirmeye hatta öldürmeye kadar her şeyi yapabilen hapların olduğu günlerdir.
Vitrinlerde her şeyin sergilendiği, ama depolarda hiçbir şeyin olmadığı bir zamandayız.
Öyle bir zaman ki teknoloji bu mektubu size getirebilir, siz bu içselliği ya paylaşmayı, ya da sil tuşuna basmayı seçebilirsiniz.
Yaşam, aldığımız nefes sayısıyla değil, nefesimizi kesen anların sayısıyla ölçülür.

George Carlin

Address

Zonguldak
67600

Telephone

05300659464

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when NACİ Altinok OFİSİ posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share