Avukat Nevzat ÇABUK

Avukat Nevzat ÇABUK Avukat -uzman arabulucu

11/11/2025

Reddi Miras (Mirasın Reddi)

Mirasın reddi, diğer bir deyişle reddi miras; miras bırakanın ölümü üzerine yasal veya atanmış mirasçıların ölenin her türlü borç ve alacaklarıyla birlikte oluşan mirasın hak ve yükümlülüklerini reddetmesi olarak tanımlanabilir.

Miras hukukunda geçerli olan külli halefiyet ilkesi gereği, yasal ve atanmış mirasçılar miras bırakanın ölümüyle kendiliğinden mirasçılık sıfatını kazanırlar. Mirasçılık sıfatı kazanıldığında artık miras bırakanın borçlarından yalnız tereke ile değil kendi şahsi mal varlıklarıyla da sorumlu hale gelirler.

Miras, miras bırakanın ölümü ile mirasçılara derhal ve kanunen geçer (MK. 599). Bunun için kural olarak mirasçıların bir irade açıklamasında bulunmalarına gerek yoktur. Külli halefiyet ilkesi sonucu miras bir bütün olarak ve kendiliğinden mirasçılara geçer. Miras bırakanın alacak ve borçları da mirasçılara geçer ve mirasçılar bundan sadece tereke ile değil kendi kişisel mal varlıkları ile de sorumlu olurlar. Miras bırakanın bu şekilde borca batık olduğu durumlarda mirasçıların bundan sorumlu olmaması için “mirasın reddi” müessesi vardır.

Mirasın reddi hakkına yasal ve atanmış mirasçılar sahiptir. Mirasın reddi ancak mirasın intikalinden sonra mümkündür. Miras bırakanın ölümü üzerine miras kendiliğinden mirasçılara geçeceğinden ancak bundan sonra miras reddedilebilir.

Atanmış veya yasal mirasçılar iki şekilde “reddi miras” talebinde bulunabilirler:
Mirasın Gerçek Reddi
Mirasın Hükmen Reddi

Mirasın Gerçek Reddi:MK m.609’a göre ayırt etme gücüne sahip ve ergin olan mirasçıların yazılı veya sözlü olarak mirası reddettikleri yönündeki kayıtsız ve şartsız beyanlarını Miras bırakanın son yerleşim yeri Sulh Hukuk Mahkemesine bildirmeleri ile miras reddedilir. Bu haklarını kullanabilmeleri için miras bırakanın ölümü ve mirasın intikal etmiş olması gerekir. Bu ret beyanı herhangi bir şekil şartına tabi değildir. Yazılı veya sözlü olarak mahkemeye bildirilmesi yeterlidir.

Mirasçı miras bırakanın son yerleşim yerindeki Sulh Hukuk Mahkemesine yazılı veya sözlü olarak beyanda bulunmak suretiyle mirası reddedebilir(TMK. m. 609) Bu ret beyanı mirasın tümünü kapsayacak şekilde kayıtsız ve şartsız olmak zorundadır. Miras kısmen reddedilemez. Aksi halde mirasçı mirası iktisap eder.

Mirasın reddi için kanunda üç aylık hak düşürücü süre öngörülmüştür. Buna göre miras bırakanın ölümünden veya mirasçının mirasçı olduğunu öğrenmesinden itibaren üç aylık süre içinde mirasın reddi talebinde bulunması gerekir. Bu ret talebi Sulh Hakiminin taktir yetkisi olmadan tescil edilir.

Miras üç ay içinde reddedilebilir. Bu süre yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendiklerini ispat etmedikçe miras bırakanın ölümünden itibaren, atanmış mirasçılar için tasarrufun kendilerine resmen bildirildiği tarihte işlemeye başlar (TMK. m. 606). Bu süre içinde reddedilmeyen miras iktisap edilmiş olur.

Mirasın Hükmen Reddi:
Miras bırakanın ölümü tarihinde ödemeden aczi açıkça belli ve resmen tespit edilmiş ise miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/ll). Hükmi rette şartların varlığı halinde herhangi bir irade açıklamasına gerek yoktur. Bu halde kabul ve ret için bir süre öngörülmemiştir. Bunun tespiti mahkemeden her zaman istenebileceği gibi, tereke alacaklılarının açtıkları davalarda da her zaman ileri sürülebilir.

Mirasın hükmi reddi için Miras bırakanın ölümü anında borçlarını ödemekten aciz durumda olması ve ödemeden aczinin açıkça belli olması,Ya da Borçlarını ödemeden aczinin resmen tespit edilmiş olması gerekir.

Mirasın reddi ile mirasçılık sıfatı geçmişe etkili olarak, yani miras bırakanın ölümü anından itibaren sona erer (MK m. 611).

11/11/2025

Ceza Hukukunda Haksız Tahrik Hükümleri

Failin, mağdur tarafından gerçekleştirilen haksız bir eylem neticesinde hiddet veya şiddetli bir elem duyarak, bu psikoloji içerisinde mağdura karşı herhangi bir suç işlemesi durumunda ceza hukuku, failin iradesinin ve ceza hukuku sorumluluğu anlamında kusurluluğunun etkilendiği gerekçesiyle verilecek cezada indirim yapılmasını düzenlemektedir.

Haksız tahrik adı verilen bu düzenleme ile herhangi bir haksız eyleme maruz kalmadan kendi iradesiyle sakin bir şekilde suç işleyen kişi ile maruz kaldığı haksız eylemin iradesi üzerinde oluşturduğu anlık baskının etkisi altında suç işleyen kişiye aynı şekilde ceza verilmek istenmemiştir.

Haksız tahrik 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 29. maddesinde ceza sorumluluğunu azaltan haller arasında düzenlenmiştir.

Yargıtay kararlarında da haksız tahrik tanımlanmış olup Ceza Genel Kurulunun bir kararında şu tanımlama yapılmıştır. “Failin, haksız bir fiilin doğurduğu öfke veya elemin etkisi altında hareket ederek bir suç işlemesidir. Bu halde fail, suç işleme yönünde önceden bir karar vermeksizin, dışarıdan gelen etkinin, psikolojik durumun da yarattığı karışıklığın sonucu olarak suç işlemeye yönelmektedir” .

Haksız tahrik bir failin kusur yeteneğini azaltan ve cezanın indirilmesini gerektiren kişisel bir nedendir . Kanun koyucu haksız tahrik durumunda hakime oldukça geniş bir takdir hakkı tanımıştır.

Haksız tahrikin şartları;
1-Haksız tahrikin uygulanabilmesinin ilk şartı tahrike sebebiyet veren bir eylemin bulunması, bu eylemin haksız (hukuka aykırı) olmasıdır. Fakat bu eylemin illa suç oluşturması gerekmemektedir.

2-Bu eylemin haksız olması
Failin haksız tahrik kurumunda yararlanabilmesi için tahrike sebep olan bir eylemin varlığı yeterli değildir, aynı zamanda bu eylemin haksız olması gerekmektedir.
Örneğin; bir polis memurunun görevinin gereği olarak birisine ceza yazması durumunda o kişi haksız tahrik indiriminden yararlanamaz.

3-Bu eylemin Failde Hiddet veya Şiddetli Bir Elem Doğurması

Failin haksız tahrik hükümlerinden yararlanabilmesi için haksız bir eylemin gerçekleştirilmiş olması yetmez, failin bu haksız eylem dolayısıyla hiddet veya şiddetli eleme kapılmış olması gerekmektedir. Burada haksız eylemle failde meydana gelen hiddet veya şiddetli elem arasında bir nedensellik bağı bulunmalıdır.

4-Haksız Eylem ile Suç Arasında Nedensellik Bağının Bulunması

Failin haksız tahrik hükmünden yararlanabilmesi için, haksız eylemin neden olduğu hiddet veya elemin etkisi altındayken ve bu duruma bir tepki olarak suçu işlemiş olması gerekmektedir. Failin haksız eylemin ardından oluşan psikolojik hali ile işlediği suç arasında nedensellik bağının kurulması gereklidir. Failin işlediği suç, haksız eyleme bir tepki hareketi şeklinde ortaya çıkmış olmalıdır.

5-Suçun Tahriki Oluşturan Haksız Eylemi Gerçekleştiren Kimseye Karşı İşlenmiş Olması

Bir olayda haksız tahrik hükümlerinin geçerli olması için bir diğer koşul suçun doğrudan haksız tahrik eylemini yapan kişiye karşı işlenmiş olmasıdır. Fail suçu, haksız eylem yüzünden içerisine düştüğü ruh halinin bir sonucu olarak işlediği için suçun mağdurunun da muhakkak haksız eylemi gerçekleştiren kişi olması gereklidir. Suçun illa haksız eylemi gerçekleştiren kişinin şahsına yönelik olması gerekmemektedir.

Failin kusur yeteneğinin azalmasına neden olan haksız tahrik Türk Ceza Kanununda genel bir düzenleme şeklinde kişisel bir indirim nedeni olarak yer almaktadır. Haksız tahrikle ilgili tek bir hüküm konmuş, hâkime oldukça geniş bir takdir marjı sunularak -cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirim yapılabilmektedir- dosyadaki somut olayın ve kişilerin özelliklerini dikkate alarak hâkimin karar vermesi uygun görülmüştür.

Haksız tahrik nedeniyle faile ceza indirimi uygulanmasının sebebi failin karşılaştığı haksız eylemin kusur yeteneğini azaltması ve bunun sonucunda tepki olarak bir suç işlemiş olmasıdır. Fail haksız eylemin etkisiyle normal ve sağlıklı bir insan gibi düşünememektedir, bu durumun her olay özelinde dikkate alınarak hâkime tanınan takdir yetkisi içerisinde cezasında indirim yapılması ceza adaletinin bir gereğidir.

20/10/2025

Trafik Cezalarına karşı yapabileceğimiz hukuki Girişimler

Trafik cezaları, Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili mevzuat kapsamında belirlenen trafik kurallarına uyulmadığı durumlarda, bu kuralları ihlal eden sürücülere uygulanan idari yaptırımlardır.

Trafik cezasına itiraz, haksız veya hatalı şekilde düzenlenmiş cezalara karşı sürücülere tanınan yasal bir haktır.

Trafik cezasına itiraz süresi, cezanın sürücüye veya araç sahibine tebliğ edildiği tarihten itibaren 15 gündür.

Yüz yüze kesilen cezalar;Trafik görevlileri tarafından yerinde düzenlenen cezalar, ilgili kişilere o anda tebliğ edilmiş sayılır ve böyle bir halde 15 günlük itiraz süresi derhal işlemeye başlar.
Gıyapta Kesilen Cezalar: Genellikle EDS veya plaka üzerinden tespit edilen ihlallerde söz konusu olan bu cezalar, ilgili kişilerin adresine gönderilir ve 15 günlük itiraz süresi, tebligat zarfının adrese ulaştığı tarihten itibaren işlemeye başlar.

İtirazın, cezai işlemin uygulandığı yer Sulh Ceza Hakimliği’ne yapılması gerekmektedir.

Hukukumuzda trafik cezalarına ilişkin itiraz sebepleri kanunda açıkça sayılmamıştır. Bu nedenle, cezanın hukuka uygun olmadığı düşünülen her türlü gerekçeyle trafik cezasına itiraz etmek mümkündür. Bununla birlikte, Yargıtay kararları ve yargı içtihatları ışığında, uygulamada kabul edilebilir nitelikte bazı itiraz sebeplerine örnek vermek mümkündür.

Örneğin;

· Fahri trafik müfettişlerince herhangi bir delil veya gerekçe sunulmaksızın yazılan cezalar,

· Radar levhası veya uyarı işareti bulunmayan noktalarda uygulanan cezalar,

· Alkollü olunmadığı halde yanlış ölçüm sonucu kesilen cezalar,

· Özellikle son dönemde yargı kararlarıyla şekillenen, hız sınırının 1–2 birim gibi çok düşük oranlarda aşılması nedeniyle düzenlenen cezalar

itiraz konusu olabilmektedir. İşte bu tür durumlarda, cezanın usule ve yasaya uygun olup olmadığı, ilgili Sulh Ceza Hakimliği tarafından değerlendirilmekte; ilgili Hakimlik, cezanın hukuka aykırı olduğu kanaatine vardığı takdirde ise, trafik cezası iptal edilmektedir.

Sonuç itibariyle, trafik cezalarına itiraz, sürücülere tanınmış bir hak olmanın ötesinde, idarenin işlemlerinin hukuka uygunluğunun denetlenebilmesi açısından da önemlidir. Ancak bu hakkın kullanılabilmesi; sürelere dikkat edilmesine, başvurunun doğru mercie yapılmasına ve itirazın somut gerekçelerle desteklenmesine bağlıdır. Dolayısıyla vatandaşların cezayı sorgulamadan ödemek yerine, gerektiğinde hukuki yolları kullanmaktan çekinmemesi; hukukun korunması ve idarenin keyfi işlemlerinin önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

14/10/2025

Vasiyetname Nasıl Yapılır

Vasiyetnameler, bir bireyin yaşamındaki son irade beyanı olarak sadece vasiyetçinin arzularını yansıtmakla kalmaz; aynı zamanda miras hukukunun sıkı kurallarına da tabidir.

Türk Medeni Kanunu’na göre miras bırakan, vasiyetname aracılığıyla bazı mirasçılarını mirastan çıkarabilir (TMK m. 510), yeni mirasçılar atayabilir (TMK m. 516), belirli mallarını istediği kişilere bırakabilir (TMK m. 517), koşul ve yükümlülükler koyabilir (TMK m. 515), yedek mirasçı (TMK m. 520) veya art mirasçı tayin edebilir (TMK m. 521) ve hatta bir vakıf kurulmasını dahi vasiyet edebilir (TMK m. 526).

Vasiyetnamenin resmi memur (noter veya sulh hâkimi) huzurunda düzenlenmesi mümkündür (TMK m. 532). Bunun dışında, miras bırakan kendi el yazısıyla da vasiyetname yapabilir (TMK m. 538). Olağanüstü hâllerde ise sözlü vasiyet yoluna başvurulabilir (TMK m. 539).

Vasiyetname tek taraflı bir irade beyanıdır; üçüncü kişilerin kabulüne gerek yoktur. Miras bırakan, yaşamı boyunca dilediği an vasiyetini değiştirme veya tamamen iptal etme hakkına sahiptir (TMK m. 542). “Bir daha değiştirilmeyecek” gibi kayıtlar geçersizdir.

Vasiyetnamenin geçerliliği için
TMK m.502 gereği;Ayırt etme gücü vasiyet anında mevcut olmalıdır.
• Yaş şartı: 15 yaşını doldurmak yeterlidir, reşit olmak gerekmez.
Vasiyetnamenin Şekilleri

1- Resmî Vasiyetname (TMK m.532-535),Mirasbırakan arzularını notere veya sulh hâkimine bildirir, yazıya geçirilir, okunup imzalanır, tanıklar ve memur tarafından da imzalanır.Okuma-yazma bilmeyen mirasbırakan için TMK m.535 gereği, vasiyetname memur tarafından iki tanık huzurunda yüksek sesle okunur, mirasbırakan son arzusu olduğunu beyan eder, tanıklar da bunu yazarak imzalar. Bu usul bir geçerlilik şartıdır
• Okuma-yazma bilmeyen tanığın bulunması vasiyetnamenin iptalini gerektirir
• Vasiyetname baştan sona aynı memur tarafından düzenlenmeli ve imzalanmalıdır. Aksi halde iptal edilir .
Resmî vasiyetnamenin iptali halinde noter, Noterlik Kanunu m.162 gereği doğan zararlardan sorumludur.

2- El Yazılı Vasiyetname (TMK m.538),Vasiyetnamenin tamamı miras bırakanın kendi el yazısıyla yazılmış olmalı,Gün, ay ve yıl belirtilmeli,Mirasbırakan imzasını atmalı.
3- Sözlü (Olağanüstü) Vasiyetname (TMK m.539),Olağanüstü hâller (ölüm tehlikesi, savaş, ulaşımın kesilmesi, ağır hastalık) nedeniyle resmî veya el yazılı vasiyetin mümkün olmadığı durumda yapılır.�Mirasbırakan, son arzularını iki tanığa sözlü olarak bildirir, tanıklar hemen yazıp imzalar ve sulh hâkimine verir.

• Sözlü vasiyetin derhal hâkime tevdi edilmemesi geçersizlik sebebidir
• Kalp hastası olmak tek başına olağanüstü hâl oluşturmaz
• Olağanüstü hâl ortadan kalktıktan sonra, mirasbırakan sağlığını ve imkânlarını yeniden kazanmışsa, sözlü vasiyet geçerliliğini korumaz. Bu durumda, mirasbırakanın iradesini resmî veya el yazılı vasiyetnameyle yeniden açıklaması gerekir (TMK m.540).

Vasiyetname ile Yapılamayacak İşlemler: Evlenme, boşanma, tanıma, evlat edinme gibi şahsa bağlı haklar vasiyetle düzenlenemez. Bu husus, şahsa sıkı sıkıya bağlı hakların devredilemeyeceğini düzenleyen genel ilkelere dayanır (TMK m.23).

Saklı pay mirasçılarının payları doğrudan vasiyetnameyle ortadan kaldırılamaz. Saklı payı aşan tasarruflar iptal değil, tenkis davası konusu olur
Şahsa sıkı sıkıya bağlı haklar: Velayet (TMK m.335), nafaka istemi (TMK m.175, m.182/2) gibi şahsi haklar vasiyetnameyle düzenlenemez.
Miras sözleşmesi hükümleri vasiyetle konulamaz: Çünkü vasiyetname tek taraflı, miras sözleşmesi ise iki taraflı bir ölüme bağlı tasarruftur. (TMK m.545 vd.).
Hukuka veya ahlâka aykırı koşullar: Vasiyetnameye konan hukuk veya ahlaka aykırı koşullar geçersizdir (TMK m.515/II).

25/02/2025

HAKSIZ İCRA TAKİBİ YOLU İLE DOLANDIRICILIĞA DİKKAT!!!

Dolandırıcıların yeni dolandırıcılık yöntemlerinden biride İlamsız icra takibi yoludur.

Dolandırıcılar, hiçbir belgeye gerek duyulmadan, icra dairelerinden yapılabilen ilamsız icra takibi yolu ile borçlu olmadığı halde vatandaşlara ödeme emri göndertmek sureti ile insanları dolandırabilmektedir.

İcra takipleri mahkeme kararıyla olabileceği gibi , yargı kararına dayanmadan açılabilen, açarken de hiçbir belge veya senede ihtiyaç duyulmayan ’ilamsız icra takibi’ yoluyla da yapılabilmektedir.

Bunu fırsat bilen dolandırıcılar, icra dairelerine giderek cüzi masraflarla birlikte kimlik bilgilerini ele geçirdikleri vatandaşlar hakkında borçları olmamasına rağmen ’ilamsız icra takibi’ başvurusu yapabilmektedir.Dolandırıcılar başvurunun kabul edilmesi için herhangi bir belge, senet, fatura veya mahkeme kararına gerek olmadığını çok iyi bilmektedir.

Vatandaşlar ,dolandırıcıların icra dairesi yoluyla gönderttiği ödeme emirlerine , bir yanlışlık yapıldığını ya da borçları olmadığını düşünerek genelde itirazda bulunmamaktadır.

Tebliği alan vatandaşlar, 7 gün içinde icra takibine itiraz etmezse, takip kesinleşmekte ve borç ödenmezse de haciz işlemi başlatılabilmektedir.

Yasal itiraz süresi olan 7 gün içinde icra takibine itiraz edilir ise herhangi bir ücret ödemek zorunda kalınmıyor. Yasal süre aşıldığı takdirde ise buna itiraz edilerek borçlu olmadığıyla ilgili dava açılmak zorunda kalınmaktadır..

Ödeme emri size tebliğ edildikten sonra 7 günlük süre içerisinde yapılması gerekenler :

Tebliğ edilen belgeleri detaylı inceleyin. Bu belgeler arasında ödeme emri, , borçlunun borcunu gösteren belgeler bulunabilir. Bu belgeleri inceleyerek icra takibinin doğruluğunu değerlendirin.

İtiraz süresini takip edin: İcra takibine karşı yapmanız gereken itirazın süresi vardır. İtiraz süresini kaçırmamak için dikkatli olun. İlgili belgelerde bu süre belirtilmiş olmalıdır. İlamsız icrada itiraz süresi tebliğinden itibaren 7 gün olarak belirlenir.

Borca İtiraz dilekçesi hazırlayın: İtiraz dilekçesini dikkatli bir şekilde hazırlayın ve gereken bilgileri eksiksiz olarak verin. Dilekçede borca ve icra takibine neden itiraz ettiğinizi açık bir şekilde ifade edin. Dilekçenizi imzalayarak ilgili icra dairesine verin takibin yapıldığı İcra Müdürlüğü başka bir ilde veya ilçede ise bulunduğunuz yer İcra Müdürlüğünden ilgili İcra Müdürlüğü'ne gönderin.

Süresinde itirazınızı yaptıktan sonra aleyhinize yürütülen takip duracaktır. Süreyi kaçırırsanız takip kesinleşir ve haciz tehtidi karşısında kalırsınız ve Menfi Tespit Davası açmanız gerekir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ve Mahkeme harç ve masrafları yanı sıra, icra takibinden sonra icra dosyasının borcunun tamamen kapatılması ve bundan sonra %15 teminatla tedbir kararı alınabilir. Yani hem alacağın tamamını icra dosyasına ödemek hem de alacağın yüzde 15 i kadar teminatı depo etmek karşılığında haksız olarak ödemiş olduğunuz paranın alacaklı olarak gözüken kişilere ödenmesini engelleyerek davanın sonuçlanmasını beklemek durumunda kalırsınız.

Diğer önemli bir konu fiili olarak oturduğunuz yer ile resmi ikametgah adresiniz- mermis adresiniz farklı ise, bu hususta mağduriyetimizeneden olabilir. Dolandırıcılar icra dairesine adresinizi fiili olarak oturduğunuz adres yerine resmi ikametgah adresinize- mermis adresinize göndertebilir.bu durumda yapılan tebligattan hiç haberiniz olmadan dahi icra takibini kesinleştirilebilir. Bu nedenle tebligatların elinize ulaşması ve haberdar olmanız açısından resmi ikametgah - mermis adresiniz ile fiili olarak oturduğunuz adresinizin aynı olmasına dikkat edin.

Son olarakta aralıklarla e- devlet uygulamasına girilerek uyap vatandaş portalından hakkınızda açılmış bir icra takibi olup olmadığını,takibin mahiyetini rahatlıkla öğrenebilirsiniz ve gerekli tedbirleri alabilirsiniz.

10/01/2025

SAVUNMA

sevilen ve sayılan bir ceza avukatı meslektaşımız, duruşmalara yanında yetişen genç bayan meslektaşımızı da götürmektedir. Haliyle duruşmalarda önce kendisine söz verilmekte ve bu nedenle de önce kendisi savunma yapmakta ya da beyanda bulunmaktadır.Daha sonra da usulen genç avukata bir diyeceği olup-olmadığı sorulmakta, genç meslektaşımız da her keresinde “-üstadımın biraz evvel yapmış olduğu savunmaya (ya da beyanlarına) aynen katılıyorum” diyerek yanıt vermektedir.

Bu durum uzunca bir süre bu şekilde devam etmiştir.

Ancak bu durumu sezinleyen bir ağır ceza mahkemesi başkanı, kim bilir belki de “muziplik” olsun diye, bir duruşmada ilk söz hakkını genç avukata vermeye kalkınca olanlar olmuş.

Ağır ceza başkanı, genç meslektaşımıza dönerek, “-evet avukat hanım, ne diyorsunuz, buyrun savunmanızı yapın” demiş.

Böyle bir duruma hazırlıklı olmayan ve hiç beklemeyen genç meslektaşımız heyecanlanmış.. paniklemiş… yutkunmuş… titreyerek ayağa kalkmış ve kekeleyerek;

“-üstadimin bi̇raz sonra yapacaği savunmaya aynen katılacağim” demiş.

20/09/2024

KİRA SÖZLEŞMESİ İMZALANIRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR
Kira sözleşmesi yapılırken hangi konulara dikkat edilmesi gerektiğini bilmek, gelecekte yaşanabilecek olası problemleri engellemek açısından oldukça önemlidir . Bu nedenle Kira Sözleşmesi imzalarken şu hususlara dikkat edilmesi gerekir;

1. Borçlar kanunu hükümleri uyarınca hazırlanan kira sözleşmeleri, kiracının bir taşınmazı kiralaması ve bunun sonrasında da bir bedel ödemesini düzenliyor, buradan önemli sonuçlar çıkıyor. Bunlardan birincisi kiralayan kişinin teslim yükümlülüğü. Yani sözleşmede teslimin hangi koşullarda ve nasıl belirlendiğini göstermelisiniz. Bunu sözleşmenin maddelerinde belirtirken hem teslime elverişli olduğunu belirtmeniz aynı zamanda teslim ederken o taşınmazın içinde bulunan demirbaşları ya da özellikle belirtmek istediğiniz hususları da maddi hükümlerine eklemeniz gerekmektedir. Bu maddeden çıkan diğer önemli sonuç ise kiracının kiraya verileni ne durumda teslim almış ise o durumda geri verme yükümlülüğü altında bulunmasıdır. Bu sebeple ileride herhangi bir uyuşmazlık çıkması halinde kiracının taşınmazı ne durumda hangi mallarla birlikte teslim aldıklarını gösteren bir teslim tesellüm tutanağının imzalanması kiralananın durumunu gösterir fotoğrafların bu tutanağa eklenmesi ispat bakımından kolaylık sağlayacaktır.

2. Kiralayanın teslim yükümlülüğünün diğer bir önemli sonucu ise kira sözleşmesinin kurulması için kiraya verenin malik olmasının gerekli olmamasıdır. Anahtarı kiracıya teslim etmiş olduğumuz anda malik olmasak bile kira sözleşmesi kurulacaktır. Ancak malik olmayan kiraya veren, malikin rıza göstermemesi nedeniyle teslim borcunu yerine getiremezse kiracı kiralananı kullanamayacaktır. Bu sebeple, kira sözleşmesi imzalanmadan önce kiraya veren kişinin söz konusu taşınmazın maliki olup olmadığı veya kiraya verme hak ve yetkisinin sahip olup olmadığı kontrol edilmelidir.

3. Kira sözleşmelerinde illaki süre belirtmenize gerek yok. Kira sözleşmenizi belirli bir süreye tabi tutabileceğiniz gibi belirsiz süreli de yapabilirsiniz.Burada dikkat edilmesi gereken husus kiracınızın tahliyesine yönelik bir uyuşmazlık yaşadığınızda kira başlangıç tarihine göre dava açma sürenizin sınırlı olmasıdır. Kira başlangıç tarihini sözleşmede belirtmemek ileride açılacak tahliye davalarında hak kaybı yaşamanıza sebep olabilir.

4. Dikkat edilmesi gereken en önemli husus kira bedelinin açık ve net bir biçimde ifade edilmesidir. Özellikle iş yeri kira sözleşmelerinde kira bedelinin net mi brüt mü olacağı çok önemlidir. Vergisel avantajlar ya da dezavantajlar söz konusu olduğunda hazırladığınız bu sözleşmeye göre hesaplamalar yapılacaktır. Kira bedeline ilişkin diğer bir önemli hususta 2018 tarihli Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çerçevesinde döviz cinsinden kira bedelinin belirlenemeyeceğidir.

5. Kanunda güvence bedeli olarak belirtilen depozito bedelinin 3 ayı geçemeyeceği düzenlenmiştir. Güvence bedelinin hangi hususları karşılayacağı, güvence bedelinin nasıl ve ne zaman iade edileceği ya da hangi koşullarda iade edilmeyeceğini açıkça belirtmeniz önem arz eder. Kiracının depozito bedelini öderken ileride karışıklığa mahal vermemek adına bankadan gönderiliyorsa mutlaka ödemenin depozito bedeline istinaden yapıldığı belirtilmelidir. Yine depozito bedelinin faizi ile mi yoksa anapara olarak mı kiracıya iade edileceğinin de sözleşmede belirlenmesi tahliye aşamasında yaşanabilecek olası uyuşmazlığı da önleyecektir.

6. Sözleşmede kira artış oranını belirlemek ileride kira bedeline ilişkin çıkabilecek uyuşmazlıklar açısından son derece önemlidir. Kira artışında kanun artışın üst sınırını belirlemiş ancak bu sınırın altında kira artışı yapmanızda mümkün. Her şeyden önce kiraya veren, sözleşmede belirlenen koşulların (yani yıllık ortalama TÜFE oranı) üzerinde fahiş kira artışı yapamayacaktır.

7. Bir diğer önemli husus Borçlar Kanunumuz, konut ve çatılı iş yeri kiralarında alt kira için yazılı izin arıyor. Kira sözleşmesi hazırlarken kiraladığınız şeyi bir başkasına kiralamayı arzuluyorsanız bunu mutlaka açıkça belirtmeniz gerekiyor.

8. Kira sözleşmelerinde özellikle iş yeri kiralarında çok kritik bir nokta kiralananda yenilik ve değişiklik yapılmasını istiyorsanız bunu açıkça belirtmeniz gerekiyor. Hangi yenilikleri nasıl yapacağınız, bu yenilikler sonrasında bunlar için hangi bedellerin alınacağı ya da alınmayacağını sözleşmenizde ayrıntılı bir biçimde düzenlemeniz gerekiyor.

9. Ve tabii ki son olarak da vergi harç ve yükümlülüklerin kimlere ait olacağını belirlemeniz gerekiyor. Burada özellikle kira sözleşmelerinde damga vergisinin kime ait olduğu sıklıkla sorulur. Sözleşmede ister kiralayana ister kiracıya harç ve vergileri paylaştırabilirsiniz. Ancak belirlememişseniz borçlar kanunumuzun ilgili hükmü uyarınca bu sorumluluk kiraya verene aittir.

30/06/2024
08/06/2024

YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ 2012/14896 E., 2013/1651 K., 24.01.2013 T.

Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği, aşırı borçlanarak müşterek eve haciz gelmesine sebep olduğu anlaşılmaktadır. Bu olaylar mahkemece de sabit görülmüş ve boşanma sebebi kabul edilmiştir. Davalının gerçekleşen bu eylemleri davacı eşin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmasına ve davacı yararına Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi koşullarının gerçekleşmesine göre; davacı yararına tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile kusur durumları da dikkate alınarak; uygun miktarda manevi tazminat takdiri gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.

16/04/2024

HUKUKA AYKIRI YÖNTEMLERLE ELDE EDİLEN DELİLLER İKRAR BULUNSA DAHİ HÜKME ESAS ALINAMAZ

T.C YARGITAY
20.Ceza Dairesi
Esas: 2015/ 1184
Karar: 2015 / 1066
Karar Tarihi: 27.05.2015

ÖZET: İsnat olunan suçun maddi konusu olan uyuşturucu maddenin hukuka aykırı yöntemle elde edilmesi nedeniyle hükme esas alınamayacağı ve buna bağlı olarak suçun unsurunun oluşmadığı gözetilmeden, sanık hakkında beraat yerine mahkumiyet hükmü kurulması, bozmayı gerektirmiştir.
(2709 S. K. m. 38) (5271 S. K. m. 116, 117, 119, 206, 217, 230)

Address

Ortahisar
Trabzon

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:00
Tuesday 09:00 - 17:00
Wednesday 09:00 - 17:00
Thursday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00
Saturday 09:00 - 17:00

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Avukat Nevzat ÇABUK posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Avukat Nevzat ÇABUK:

Share