Efiloğlu Hukuk Bürosu

Efiloğlu Hukuk Bürosu Efiloğlu Hukuk Bürosu, 2016 yılında Ömer Faruk EFİLOĞLU tarafından İstanbul’da kurulmuştur.

Yeni adli yılın; hukukun üstünlüğünün, adaletin ve hakkaniyetin yalnızca bir temenni değil, her kararın ve her sürecin e...
01/09/2026

Yeni adli yılın; hukukun üstünlüğünün, adaletin ve hakkaniyetin yalnızca bir temenni değil, her kararın ve her sürecin esası olduğu bir yıl olmasını diliyoruz.

Adaletin tesisi için emek veren tüm meslektaşlarımızın, hâkim ve savcılarımızın, yargı çalışanlarımızın ve tüm hukuk camiasının 2026–2027 Adli Yılı kutlu olsun.

Yeni adli yılın ülkemize ve milletimize adalet, huzur ve güven getirmesi dileğiyle.

Tacizi bildirdiği için işinden edildi.Tacizle suçlanan kişi ise işveren tarafından tanık gösterildi.Müvekkilimiz, kamuoy...
29/07/2026

Tacizi bildirdiği için işinden edildi.
Tacizle suçlanan kişi ise işveren tarafından tanık gösterildi.

Müvekkilimiz, kamuoyunca yakından tanınan, beyin ve sinir hastalıkları alanında faaliyet gösteren özel bir hastanede yaklaşık sekiz yıl boyunca görev yaptı.

İnsan ruhunu ve sağlığını koruma iddiasındaki bu kurumda, aynı gece bir çalışma arkadaşıyla birlikte üst amirinin tacizine maruz kaldı.

Yaşananları görmezden gelmedi. Susmadı. Olayı üst yönetime bildirdi.

Ancak taciz iddiasının etkin ve tarafsız biçimde araştırılması, sorumlusu hakkında gerekli işlemlerin yapılması gerekirken olayın üzeri kapatılmak istendi. Müvekkilimiz ve çalışma arkadaşı susmayı kabul etmeyince, bu defa işyerinde alkol kullandıkları ileri sürüldü. Daha da vahimi, tacizle suçlanan yönetici tanık gösterilerek onun beyanı müvekkillerin işten çıkarılmasına dayanak yapılmaya çalışıldı.

İşyerindeki bazı çalışanlardan gerçeğe aykırı beyanlar alındı. Bir çalışanın baskı ve mobbing altında verdiği, imzası dahi bulunmayan savunma müvekkiller aleyhine kullanıldı. Neticede müvekkiller, yıllarca emek verdikleri kurumdan işçilik hakları ödenmeden çıkarıldı.

Biz ise süreci hem ceza hukuku hem de iş hukuku yönünden takip ettik.

Taciz eylemi nedeniyle yaptığımız şikâyet üzerine gerçekleştirilen ceza yargılamasında fail cezalandırıldı ve hakkındaki mahkûmiyet hükmü kesinleşti.

İş mahkemesinde; taciz bildiriminin ardından gerçekleştirilen feshin gerçek nedenini, alkol iddiasının dayanaksızlığını ve işverenin taciz iddiası karşısındaki tutumunu tüm delilleriyle ortaya koyduk.

Neticede feshin haklı nedene dayanmadığı kabul edilerek müvekkilimiz lehine tazminata birlikte hükmedildi.

Bu dosya, yalnızca bir işçilik alacağı davası değildi.

Bu dosya; insan sağlığını koruma iddiasındaki bir kurumun, kendi çalışanının yaşadığı taciz karşısında nasıl hareket etmesi gerektiğini ve tacizi bildiren çalışanın susturulamayacağını gösteren bir hukuk mücadelesiydi.

Tacizle suçlanan kişinin beyanıyla mağdur itibarsızlaştırılamaz. Gerçeğe aykırı bir fesih gerekçesi oluşturularak yılların emeği yok sayılamaz.

Müvekkilimizin yalnızca işçilik alacaklarını değil; emeğini, itibarını ve susmama iradesini de savunduk.

Millet iradesine karşı hiçbir vesayet, hiçbir güç ve hiçbir ihanet meşruiyet kazanamaz.15 Temmuz şehitlerimizi rahmet ve...
14/07/2026

Millet iradesine karşı hiçbir vesayet, hiçbir güç ve hiçbir ihanet meşruiyet kazanamaz.

15 Temmuz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyorum.

Bir şirketimiz aradı.“Fesih yaptık, yazıyı verdik, imza da aldık… ama bu işe iade meselesinde bir risk var mı?” dedi.Dos...
05/06/2026

Bir şirketimiz aradı.
“Fesih yaptık, yazıyı verdik, imza da aldık…
ama bu işe iade meselesinde bir risk var mı?” dedi.
Dosyayı istedik, inceledik.
Fesih bildirimi hazırlanmış.
İhbar süresi yazılmış.
İş arama izni belirtilmiş.
İşçi imzalamış.
Altına da kendi el yazısıyla şu notu düşmüş:
“Okudum, anladım, kabul ediyorum. Bir nüshasını elden teslim aldım.”
İlk bakışta her şey olması gerektiği gibi.
Ama değil.
Çünkü o imzanın yanında TARİH yoktu.
“Belgeyi hangi gün teslim aldınız?” sorusunun cevabı dosyada yoktu.
İşte mesele tam burada başlıyor.
Aynı dönemde incelediğimiz başka bir dosyada işveren, fesih bildiriminin 19.11.2022 tarihinde tebliğ edildiğini söylüyor ve tüm savunmasını bunun üzerine kuruyor.
Mahkeme de buradan gidiyor.
İşe iade süresinin, işçinin işten çıktığı tarihten değil, fesih bildiriminin tebliğ edildiği tarihten başladığını söylüyor.
Arabuluculuk başvurusu geç yapılmış olduğu için de davayı usulden reddediyor.
Yani işveren, sadece tebliğ tarihini doğru kurduğu için dosyayı daha başında kapatıyor.
Ama şimdi başa dönelim.
Elinizde imzalı bir fesih bildirimi var ama tebliğ tarihi yoksa ne olacak?
O zaman şu tartışma başlar:
Bu belge ne zaman verildi?
Süre ne zaman başladı?
Gerçekten 1 aylık süre geçti mi?
Ve o anda, aslında hiç tartışılmaması gereken bir konu, davanın merkezine oturur.
Yargıtay da bu konuda oldukça net.
Hukuk Dairesi’nin 2014/1435 Esas, 2014/13113 Karar sayılı ilamında açıkça söylüyor:
Süre, ihbar önelinin bittiği tarihten değil, fesih bildiriminin tebliğ edildiği tarihten başlar.
Ve bu süre hak düşürücüdür.
Ama siz o tarihi ispatlayamıyorsanız, o süreyi de yönetemezsiniz.
Bu yüzden mesele “fesih yaptık mı?” meselesi değil.
Mesele şu:
İmza alınıyor ama tarih yazılmıyor.
Ve sonra aylar sonra gelen bir işe iade davasında, ilk tartışılan konu şu oluyor:
“Bu belge ne zaman tebliğ edildi?”
Cevap net değilse, risk başlar.
Biz o gün şirkete şunu söyledik:
Fesih yazısı yetmez.
İmza yetmez.
Tarih yoksa, o süreç yarım kalır.
Ve çoğu zaman dosyalar da tam burada kaybedilir.

Kentsel dönüşüm yapıyorsunuz…Ama belediyeye milyonlarca TL’yi gereksiz yere ödüyor olabilirsiniz.Geçtiğimiz günlerde yür...
03/06/2026

Kentsel dönüşüm yapıyorsunuz…
Ama belediyeye milyonlarca TL’yi gereksiz yere ödüyor olabilirsiniz.

Geçtiğimiz günlerde yürüttüğümüz bir dosyada, müvekkil inşaat şirketine belediye tarafından 1.600.000 TL’yi aşan bir otopark bedeli için ödeme emri gönderildi.

Üstelik bu rakam yalnızca ana para değildi.
Gecikme zamları, yeniden değerleme oranları ve faizlerle birlikte süreç uzadıkça katlanacak bir maliyet söz konusuydu.

Dosya ilk bakışta klasik bir otopark bedeli dosyası gibi görünüyordu.
Ama detayına indiğimizde tablo tamamen değişti.

Müvekkil şirket mevcut yapıyı yıkmış, riskli yapı tespiti yapılmış ve aynı parselde yeni bir yapı inşa ederek yapı kullanma izin belgesini almıştı.

Yani bu dosya basit bir inşaat dosyası değil, doğrudan 6306 sayılı Kanun kapsamına giren bir kentsel dönüşüm projesiydi.

İşte kritik nokta tam da burada ortaya çıktı.

6306 sayılı Kanun açık şekilde düzenliyor:
Riskli yapı yıkılıp yeniden yapılırsa, mevcut inşaat alanının 1,5 katına kadar olan kısım için belediyeler harç ve ücret alamaz.

Bu sadece vergi ya da ruhsat harcı değil.
Otopark bedeli de bu kapsamda.

Nitekim İzmir Bölge İdare Mahkemesi 3. İdari Dava Dairesi 2020/380 Esas – 2020/743 Karar sayılı ilamında da açıkça belirtildiği üzere, riskli yapı yerine yapılan yeni yapıda toplam alan üzerinden otopark bedeli alınması hukuka aykırıdır.

Ancak uygulamada tablo çok farklı.

Belediyeler çoğu zaman riskli yapı istisnasını dikkate almadan, eski yapı alanını hesaba katmadan ve doğrudan toplam yeni inşaat alanı üzerinden hesaplama yaparak şirketlere milyonluk ödeme emirleri gönderiyor.

Açık konuşmak gerekirse, hukuka aykırı bir tahsilat modeli fiilen standart hale gelmiş durumda.

Biz bu dosyada ödeme emrinin hukuki dayanağını ortadan kaldırdık, hesaplama yöntemini tartışmalı hale getirdik ve belediyenin yanlış uygulamasını ortaya koyarak müvekkil şirketi milyonluk bir mali yükten kurtardık.

Şirketler için buradan çıkarılması gereken sonuç çok net.

Hiç ödemeniz gerekmeyen bir bedeli ödüyor olabilirsiniz.

Bu iş sadece dava takip etmek değil.
Bu iş doğru noktayı görmek.

Çünkü bazen tek bir kanun maddesi, bir projede milyonlarca TL fark yaratır.

İstinaf Kanun Yolu Üzerine Değerlendirmeler
01/06/2026

İstinaf Kanun Yolu Üzerine Değerlendirmeler

Bayramlar; sadece takvimde yer alan özel günler değil, aynı zamanda gönüllerin birleştiği, kırgınlıkların son bulduğu ve...
26/05/2026

Bayramlar; sadece takvimde yer alan özel günler değil, aynı zamanda gönüllerin birleştiği, kırgınlıkların son bulduğu ve paylaşmanın anlam kazandığı zamanlardır.

Kurban Bayramı’nın; sağlık, huzur, bereket ve gönül ferahlığı getirmesini temenni ediyor, sevdiklerinizle birlikte nice güzel bayramlar diliyor,

Kurban Bayramınız mübarek olsun.

İstinaf artık “hak arama yolu” olmaktan çıkıp, “bekleme süresi”ne mi dönüştü?Kazandığınız dava yıllarca bekliyorsa… gerç...
22/05/2026

İstinaf artık “hak arama yolu” olmaktan çıkıp, “bekleme süresi”ne mi dönüştü?
Kazandığınız dava yıllarca bekliyorsa… gerçekten kazanmış sayılır mısınız?

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 48. Hukuk Dairesi’nin
2021/1813 Esas, 2025/2402 Karar sayılı ve 15.12.2025 tarihli dosyası…

Bu dosyada dikkat çeken husus şu:

Uyuşmazlık 2018 yılında başlıyor.
İşçilik alacağı ve işten çıkma süreci…

Ve hukuki sürecin tamamlanması?
2025.

Yani bir işçi, hakkını alabilmek için yaklaşık 7 yıl bekliyor.

İlk derece mahkemesinde geçen yıllar…
Ardından istinaf süreci…

Dosya ilerliyor ama hayat bekliyor.

İşçi alacağını bekliyor.
Nafaka bekleniyor.
Velayet ve kişisel ilişki belirsiz kalıyor.

Ve en kritik nokta:

Enflasyonist bir ortamda,
kağıt üzerinde kazanılan tazminat, yıllar içinde eriyor.

Yani dava sonunda “kazanan” taraf bile,
ekonomik olarak kaybetmiş olabiliyor.

Daha da tehlikelisi:

Uzayan istinaf süreçleri artık bazı dosyalarda
bir pazarlık aracına dönüşmüş durumda.

“Nasıl olsa süreç uzun sürer…”
“Bekleyemezsin, gel anlaşalım…”

Bu cümleler artık teorik değil.
Sahanın gerçeği.

Bu noktada mesele sadece gecikme değil,
adaletin güç dengesine göre şekillenmesi riskidir.

Oysa hukuk sisteminin amacı nettir:

👉 Doğru karar vermek
👉 Ama en önemlisi zamanında karar vermek

Geç gelen adalet,
çoğu zaman eksik adalettir.
Bazen de hiç gerçekleşmemiş adalettir.

Artık açıkça konuşmak gerekiyor:

İstinaf dosyaları belirsiz sürelerle bekletilemez.

Somut çözümler şart:

• İşçilik alacakları, nafaka ve velayet dosyaları için öncelikli inceleme ve kesin süre sınırları getirilmeli
• Dosyalar aynı kuyruğa konulmamalı, aciliyetine göre ayrıştırılmalı
• İstinaf dairelerinde gerçek anlamda ihtisaslaşma sağlanmalı
• Süreler “hedef” değil, bağlayıcı hale getirilmeli
• Performans, dosya kapatma sayısıyla değil gerçek yargılama süresiyle ölçülmeli

Çünkü mesele dosya değil.
Mesele o dosyanın arkasındaki hayatlar.

İstinaf, hatayı düzeltmek içindir.
Yeni bir mağduriyet üretmek için değil.

Ve en net cümle:

Adalet, sadece doğru karar değildir.
Zamanında verilmiş doğru karardır.

19 Mayıs 1919; milletimizin bağımsızlık mücadelesinin başladığı, azim ve kararlılıkla yazılmış tarihi bir dönüm noktasıd...
18/05/2026

19 Mayıs 1919; milletimizin bağımsızlık mücadelesinin başladığı, azim ve kararlılıkla yazılmış tarihi bir dönüm noktasıdır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe emanet ettiği bu anlamlı gün; birlik, sorumluluk, üretim ve geleceğe duyulan inancın en güçlü simgelerinden biridir.

Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, milli mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet, minnet ve saygıyla anıyor; 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı’nı kutluyoruz.

Address

Soğanlık Yeni Mahalle Balıkesir Caddesi No: 6 Teknik Yapı Uprise Elite Residance
Soganlık
34880

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Efiloğlu Hukuk Bürosu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Efiloğlu Hukuk Bürosu:

Shortcuts

Share