HACIM KÖYÜ

HACIM KÖYÜ ||C☆|| Hacım Köyü, Sıvaslı, Uşak ||C☆|| Pers egemenliği MÖ. 334 yılına kadar devam etmiştir. Bizans Hakimiyeti 1233 tarihine kadar sürdü. diye bahsedilmektedir.

Uşak ve çevresinin MÖ 4000 yılından itibaren yerleşime açıldığı anlaşılmaktadır. Özellikle bronz çağında yerleşimin daha yaygınlaştığı görülmektedir. MÖ.2000 de Anadolu’da ilk siyasi birliği kuran Hititlerin 1000 de ise Frizlerin batı sınırını oluşturan Uşak ve çevresi bu kültürlerden ziyade İon Kültürünün etkisi altında kalmıştır. MÖ. 7.Yüzyılda Kral Gyges’in Lidya İmparatorluğunu ele geçirmesi i

le topraklarının büyük kısmı Lidya’da kalan Uşak MÖ. 620’de tamamen Lidya’nın egemenliğine girmiştir. Dünyada ilk kez parayı basan ve kullanan, döneminin en zengin krallığı olan Lidya’nın hâkimiyeti MÖ. 546 yılına kadar devam etmektedir. Bu süre içerisinde Efes’ten başlayan kral yolu yapılmış ve yol Gediz (Hermos) nehrini takip ederek Uşak ili sınırları içerisinde Güre köyü, UŞak-Keromon-Agora kentlerine uğrayarak devam etmiştir. MÖ. 546’da Lidya’nın son kralı Kroisos ile Pers Kralı Kyros arasındaki savaşta Lidya’nın tarihten silinmesi sonucu bölge İran’dan gelen Perslerin hakimiyetine girmiştir. Bu tarihte Makedonya’ lı Büyük İskender’in Anadolu seferi sonucu bölge tüm Anadolu gibi Büyük İskender’ in hakimiyetine girmiş, İskender’in ölümünden sonra ise bölge, Büyük İskender’in generallerinden Antigon’ un payına verilmiştir. Daha sonra bir süre Bergama krallığına bağlanan Uşak ve çevresi MÖ. 189 yılında Roma Konsülü Montius’ un himayesine, başka bir ifadeyle Roma hakimiyetine geçmiş, Kavimler Göçünden sonra Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılması neticesinde Doğu Roma sınırları içinde kalan Uşak, MS. 12, Yüzyıla kadar Bizans hakimiyetinde kalmıştır. 1071’den sonra yöre, zaman zaman Selçuklular ile Bizanslılar arasında el değiştirmiş, 1176 yılında Selçuklu Sultanı II.Kılıçarslan ile Bizans İmparatoru Manüel Komnenos arasında yapılan Miryakefalon (Kumdanlı) Savaşı sonucunda Selçuklulara geçmiştir. Sultan II.Kılıçarslan yeni bir fetih hareketine girişerek 1182’de Uluborlu, daha sonra Kütahya civarını fethetti. Uşak yöresinin de bu sefer sırasında Selçuklu hakimiyetine geçtiği muhakkaktır. Çünkü; Selçuklu sınırları Denizli’ye kadar yaklaşmıştı. Bu arada Sultan ll.Kılıçarslan 1185 tarihinde ülkeyi 11 oğlu arasında paylaştırdı. Bu taksimat sonunda Kütahya-Usak-Uluborlu bölgesi Gıyaseddin Keyhüsrev’ e verildi. Bu taksimattan sonra kardeşler arasında hakimiyet mücadelesi haşladı. l.Gıyaseddin Keyhüsrev 1192 tarihinde devletin başına geçmeyi başardıysa da diğer kardeşlerini bertaraf edemedi ve 1196 da II.Süleyman Şah tarafından sürgüne gönderildi. Kardeşler arasındaki bu taht mücadelesinden yararlanan Bizans Kütahya-Uşak civarını geri aldı. Bu tarihten itibaren Uşak civarı artık tamamen Türk hakimiyetine geçti. Uşak, Anadolu Selçukluları döneminde bu devletin bir anlamda sınır şehri olmuştu. Sultan Alaaddin Kevkubad zamanında, Kütahya ve Uşak civarının kesin olarak Türk hâkimiyetine girmesini takip eden yıllarda, bölgeye kesif bir Türkmen yerleşmesi olmuştur. Bundan sonra Uşak ve çevresini Germiyanoğulları Beyliği’ nin hakimiyetinde görüyoruz, XIII. Yüzyılın ilk yarısında Anadolu Selçuklu Devleti’nin hizmetinde olarak Malatya taraflarında meskun bulunan Germiyan Asireti’nin, muhtemelen 1241’de Baba İshak isyanının bastırılmasından sonra II.Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında veya bir müddet sonra Kütahya-Uşak bölgesine yerleştirildikleri anlaşılmaktadır. Çünkü Cimri (Alaaddin Siyavuş) hadisesinde Germiyanlıların faal bir rol oynamaları bu aşiretin Cimri hâdisesinin ortaya çıkısından (1277) önce Kütahya- Uşak yöresine yerleştiklerini göstermektedir. Bu hâdise sırasında Sahip Ata Oğulları emrinde görülen Germiyanlılar, bundan sonra artık Batı Anadolu’da en kuvvetli beylik haline gelmiştir. Beylikler döneminde Germiyanoğulları’na tabi olan Uşak ve çevresi, 1391'de Yıldırım Bayezid’in Germiyanoğulları hakimiyetine son vermesi ile Osmanlılara dahil olmuş, Fetret Devrinde beylikler tekrar canlanmış, 1429 yılında Germiyanoğulları’ nın son hükümdarı II.Yakup Bey’ in vasiyeti ile Osmanlı Devletine kalmıştır. Uşak, Osmanlı hakimiyetine girdikten bir süre sonra yapılan idari taksimata göre Anadolu Eyaletine bağlı Kütahya Sancağının bir kazasıdır. Her ne kadar Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivindeki 16.yüzyıla ait 48 numaralı Kütahya Sancağı Tapu Tahrir Defterinde Uşak nahiye olarak geçmekte ise de Mustafa Çetin Varlık’ın "16.Yüzyılda Kütahya Sancağı" (1980) isimli kitabında, 1513 tarihinde Uşak Kütahya Sancağının kazaları arasında gösterilmektedir. Uşak bu statüsünü 1530 tarihinde de muhafaza etmektedir.

16.yüzyılda detaylı şekilde bilgi bulabildiğimiz Uşak kazası hakkında daha sonraki yıllarda belgelere dayalı fazla bir bilgiye rastlanmamaktadır. 17.yüzyıla ait bilgiler çoğunlukla seyahatnamelerde mevcuttur. Bu yüzyılda yaşayan Katip Çelebi’nin (1605-1658) "Cıhannüma" adlı eserinde; "Uşak, Kütahya’dan doğuya bir merhale Murat Dağı yakınında, bir dere içinde kaleli bir kasaba, 150 adet köyü bulunan mamur bir kazadır. Kasabası geniş bir ovanın doğusuna düşüp köyleri o ovada bulunmaktadır. Seccade ve halısı meşhurdur." Uşak hakkında aynı yüzyılda yazılmış bir diğer kaynak da Evliya Çelebi’nin "Seyahatname" adlı eseridir. Bu eser Katip Çelebi’nin Cihannüma’sından daha sonraki yıllarda yazılmıştır. Verilen bilgiler kesin olmamakla birlikle Katip Çelebi’nin anlattıklarını teyit eder niteliktedir.Seyahatname’ye göre Uşak; Kütahya Sancağı dahilinde bulunan bir kaza olup, Gevher Sultan ‘Has’sıdır. Şehir, doğuda Banaz, kıble tarafında Honaz, güneyde Komar, batıda Kule, kuzeyde Gediz olmak üzere beş kapısı olan bir kale ile çevrilidir. Eserde kalenin özellikleri ayrıntılı bir şekilde anlatılmaktadır. Buna göre; kalenin müstahkem olmadığı, beş arşın yükseklikte, şeklinin kare olduğu, Buğday Pazarı kapısında hendek bulunduğu ve 1598 tarihinde Uşak halkının Celali İsyanlarından dolayı bu kaleyi tuğla ve taşlarla tamir ettikleri anlatılmakladır. Uşak, Osmanlı yönetimi altında 17 ve 18.yüzyıllarda münferit olaylar hariç uzun süre barış içinde yaşamıştır. 19. yüzyılda siyasa! açıdan sakin bir dönem geçiren Uşak canlı bir ticaret şehri haline gelmiştir. Özellikle halı ve kilimleri İzmir yoluyla İngiltere ve Fransa’ya kadar ulaşmıştır. Alaşehir-Afyon Demiryolunun 1869 yılında tamamlanmasıyla İzmir Metropolü ile Uşak arasında ulaşım kolaylaşmış ve ticari hayat daha da canlanmıştır. 19.yüzyılın ikinci yarısındaki Uşak hakkında "La Turquie d’Asie" adlı eserinde bilgi veren Vital Cuinet, evlerin büyük çoğunluğunun pişmemiş tuğladan yapıldığını, 1890 da ise hem daha sağlam hem de daha zarif olan ahşap evlerin tercih edildiğini belirtmekledir.

İzmir’in işgalinden sonra Batı Anadolu’da Gediz ve Menderes vadilerinde ilerlemeyi planlayan Yunan kuvvetleri; 25 Mayısta Manisa’yı, 29 Mayısta ise Turgutlu’yu işgal etti. Bu işgaller karşısında Alaşehir’de Kuvayı Milliye teşkilatı kuruldu. Akabinde Uşak’ta da kıpırdanmalar başladı. İzmir’in işgali sırasında 17.Kolordudan ayrılarak Uşak’a gelen Selanikli Kaymakam Fuat Bey, Yüzbaşı Hakkı Bey, ve Sökeli Hilmi Bey burada gizli bir cemiyet kurdular. Ödemiş’in 1 Haziranda istilaya uğraması üzerine Uşak’a gelen Alaşehir Mevkii Kumandanı Süleyman Sururi Bey’in Teşkilatı Mahsusa ile bir irtibatı vardı. Sururi Bey’in etkisiyle bu cemiyetin adı "Müdafaa-i Hukuk Heyeti Milliyesi" şeklinde değiştirilerek Karakol Cemiyeti ile bağlantısı sağlandı. Kuvayı Milliyeye karşı olan kaymakam ve belediye reisinin bütün baskılarına rağmen Uşak’ta milli hareket sindirilemedi. Gizli cemiyetin çalışmaları neticesinde Salihli Cephesinden ayrılan bir bölük Eşme’den takviye alarak 17 Temmuz 1919 günü Uşak’a girdi ve şehre hakim oldu. Ardından Gediz ve Simav’da Kuvayı Milliye teşkilatı kuruldu. Kuvayı Milliyecilerin Uşak’ta hakimiyeti ele geçirmesi, İstanbul ve İşgal kuvvetlerine "Kuvayı Milliyeciler hrıstiyan nüfusa saldırdı" şeklinde aksetti. Düşman kuvvetleri İstanbul Hükümetine baskı yaparak Uşak’ta asayişin sağlanmasını istedi. Hükümet, Afyonda bulunan 1500 kişilik 23. Fırkayı Uşak’a göndermek istedi. General Milne. fırkanın Kuvayı Mılliye’ye katılabileceğini düşünerek bunu kabul etmedi. Eski bir ittihatçı olan İbrahim Tahlakılıc (Dalkılıç) gizli bir cemiyet olan "Müdafaa-ı Hukuk Heyet-î Mılliyesi" cemiyetinin içinde yer almadı. Hatta bu cemiyetin zarar vermesinden endişe duyarak 30 Temmuz 1919'da "Redd-i İlhak" cemiyetini kurdu. İbrahim Bey’in başkanı olduğu bu cemiyet milli kuvvetlerin halka zarar vermelerini önlediği gibi Uşak’ta Kuvayı Milliye hareketini yaygınlaştırdı.

İzmir’in işgalinin ardından Uşak’ta bu gelişmeler yaşanırken, bütün Batı Anadolu’yu kapsayacak bir üst kongre niteliğinde "Alaşehir Kongresi" 15-16 Ağustos tarihinde toplandı. Kongreye; Balıkesir, Manisa-Alaşehir, Sındırgı, Buldan, Gördes, Uşak, Ödemiş, Bozdağ, İnegöl, Denizli-Nazilli, Akhisar ve Ayvalık’tan temsilciler katıldı. Kongrede Hacım Muhittin Çarıklı başkan, Uşak temsilcisi İbrahim Bey ise Başkan yardımcısı seçildiler. II. ve III.Balıkesir kongrelerinin ardından Ekim Ayı içerisinde Uşak’ta bir kongre toplandığına dair bilgiler bulunmakla birlikte oldukça sınırlıdır. Alaşehir Kongresinde kurulması kararlaştırılan "Alaşehir Heyet-i Merkeziyesi" 14 Eylül 1919’ da ilk toplantısını yaptı. Daha sonra, Heyet-i Merkeziye Talimatnamesi’ nin 8. Maddesi olan "Heyet-i Merkeziye, karargahını kendisi için muafık göreceği mahalle nakil edebilir" hükmüne istinaden merkezini Uşak’a nakletti. Heyet-i Merkeziye Uşak’ta ilk toplantısını İbrahim Bey’in başkanlığında gerçekleştirdi. Sivas Kongresinde bütün cemiyetlerin Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında toplanması karan alınmasına rağmen, Uşak’ta Heyet- i Merkeziye "Hareket- i Milliye Redd-i İlhak Cemiyeti Heyeti-i Merkeziyesi" adını korudu. Bu isimden daha önce Uşak’ta kurulan Redd-i İlhak Cemiyeti ile Heyet-i Merkeziyenin bütünleştiği anlaşılmaktadır. Uşak Heyet-i Merkeziyesinin görevi sadece cepheye asker göndermek değildi. Cephe gerisinde de ihtiyaçları gidermek için büyük gayretler sarf ediyordu. Sivas Kongresinin toplanmasından sonra Yunan kuvvetlerinin harekete geçmesiyle İzmit, Eskişehir ve Konya livaları en hassas bölgeler haline geldi. İstanbul Hükümeti bu bölgelerde Kuvayı Milliye teşkilatının kurulmasını önlemeye calıştı. Heyet-i Temsiliye ise İstanbul Hükümetini istifaya zorlayarak bu bölgelerde gücünü arttırmak istiyordu. Bu karmaşa içinde Garbi Anadolu Umum Kuvayı Milliye Kumandanlığına Ali Fuat (Cebesoy) Paşa, Eskişehir Mıntıka Kumandanlığına Atıf Bey, 23.Fırka Kumandanlığına Ömer Lütfi Bey getirildiler. Harbiye Nazırı Mersinli Cemal Paşa, Batı Cephesinde yaptığı yeni düzenleme ile 23. Fırkayı Konya’da bulunan 12.Kolorduya bağladı. Heyet-i Temsiliye yaptığı çalışmalar neticesinde 23.Fırkayı kendi denetimi altına aldı. 23.Fırkanın 68.Alayı bir taburu eksik olarak Uşak’a yerleşti. 8 Ocak 1920 tarihinde 23 Fırkanın kumandanlığına Aşir Bey tayin edildi. Fırkanın içinde milis tümeni de vardı. İbrahim Bey’in isteğiyle kurulmuş olan Uşak Hücum Taburu Ocak 1920 tarihinde milis tümeninin içinde yer aldı. Yunanlılar silah zoruyla Sevr Antlaşmasını Osmanlı Devletine kabul ettirebilmek için 22 Haziran 1920 tarihinde taarruza başladılar. Yunan kuvvetlerinin bir kolu Bursa tarafına, bir kolu da İzmir’in doğusuna doğru harekete geçti. 29 Ağustosta Uşak’ı işgal etti. Yunanlılar Uşak’a girdikleri zaman eşraftan ve köylülerden pek çoğunun evlerini yağmaladılar. Ayrıca işgal sırasında Yunan askerleri pek çok kişiyi öldürdü. Bu katliamda ne suç tespiti yapıldı ne de mahkeme kararı alındı. Yunanlılar işgalden sonra şehre yerleşmek için bazı evlere el koydular. Uşak’ta yerli halkı sindirmek gayesiyle nüfuzlu kişileri, Atina ve Yunan adalarındaki esir kamplarına sürdüler. Sürgüne gönderilen 300 kadar vatandaşımız 10-12 ay sürgünde kaldılar. Bunlar Kuvayı Milliyeye katıldıklarından dolayı sudan bahanelerle suçlandılar. 29 Ağustos 1920 de işgal edilen Uşak, iki yıl iki gün süren Yunan işgalinden 1 Eylül 1922 günü kurtuldu. Milli mücadele yıllarında Uşak, maddi ve manevi bakımdan zarara uğramasına rağmen, Cumhuriyet Türkiyesi’nde ilk girişimlerle sanayi hamlesini başlatmıştır. Osmanlı devrinde Hüdavendigar Vilayetinin Kütahya Sancağına bağlı bir kaza olan Uşak, 20 Nisan 1924 tarihli 491 Sayılı Teşkilat-i Esasiye Kanunu ile yapılan idari düzenlemede yine Kütahya Vilayetinin bir kazası olarak kaldı. Türkiye Cumhuriyetinin yeni idari yapısı içinde Banaz, Sivaslı, Karahallı ve Ulubey Nahiyeleri, Uşak Kazasına bağlandı. 9 Temmuz 1953 tarih ve 6129 Sayılı kanunla vilayet haline getirilen Uşak’a Manisa ilinden Eşme ilçesi bağlandı ve nahiyeler ilçe statüsüne getirildi.

21/03/2026

Hacım Köyünün Hacım Sultan meydanı pırıl pırıl yeşillikle içerisinde tertemiz bir alan. Burada bir Aslanlı Çeşme var. Çeşmede kuzunun üzerine ayağı ile basan bir Arslan figürü var.

Bu çeşmeyi de günümüzden yaklaşık 700 yıl evvel hayrına dul bir kadın tarafından yaptırıldığı rivayet edilir. Burada ilginç olan şu: Günümüzden yaklaşık 700 yıl öncesi hacım köy civarında Arslanlar yaşarmış.

Video: Özhan Özgül (Garipoglu)

15/03/2026

Uşşak aşıklar şehridir, Hacım Sultan da bu aşkın yaşanmış halidir

Hacım Sultan da tıpkı Piri ve hocası Hacı Bektâş-ı Velî gibi on iki imam soyundan bir seyyid olarak gösterilir.

Bununla beraber Hâce Ahmed Yesevî’nin müridlerindendir. Ahmed Yesevî Hacı Bektaş’ı Anadoluya halife olarak gönderdiği zaman yanına Hacım Sultan’ı da katar.

Hacı Bektaş’ın yanındaki uzun müridlik yıllarından sonra Germiyan bölgesine (Kütahya, Afyonkarahisar, Uşak) gönderir.

UŞŞAK “ÂŞIK” DEMEKTIR, HACIM SULTAN İSE O AŞKIN “HALİ”:
Hacı Bektaş Veli, Hacım Sultan’ı bu topraklara gönderirken aslında bir tohum ekti. Uşak’ın o meşhur misafirperverliği, mertliği ve “Âşıklar Şehri” ünvanı, Hacım Sultan’ın ocağında pişen o ilahi aşkın bugüne yansıyan yankısıdır.

Hacım Sultan, bu bölgeye yerleştiğinde sadece bir tekke kurmadı; gönül susuzluğunu giderecek bir aşk pınarı açtı. Onun aşkı, Uşak’ın sert rüzgarında savrulan bir toz değil, o toprağı bereketlendiren bir yağmur oldu.

10/02/2026

Hacım Köyü ⛲ Çesme Deresi seneler sonra yine yeniden akıyor. 10 senedir akmıyordu. Çeşme deresi veya köydeki çeşmeler, yöre halkının 💦 içme suyu ve tarımsal sulama (bölge tarım ağırlıklıdır) ihtiyacını karşılayan önemli doğal su kaynaklarıdır.

🎥 Video Onur Yüksel

10/02/2026

Köyümüz sakinlerinden Erkan ÇAKMAK Vefat etmiştir. ALLAH RAHMET EYLESİN MEKANI CENNET OLSUN İNŞALLAH.Cenazesi Bugün ikindi namazına mütakiben Uşak şehitler mezarlığına defnedilecektir.

Hacim Sultanin Müridi Sari Seyit
25/01/2026

Hacim Sultanin Müridi Sari Seyit

Rahmetli Durmus Özgül (Garipoglu) Ruhuna El-Fatiha  🤲🏻
15/12/2025

Rahmetli Durmus Özgül (Garipoglu)

Ruhuna El-Fatiha 🤲🏻

Babaannem Ve Bahçesi Maşallah 🌿🌿
23/11/2025

Babaannem Ve Bahçesi Maşallah 🌿🌿

HACIM KÖYÜ (Osmanlıca: حاجم سلطان)⛰️ Rakım 1020m  ⛲️ Hem Sivaslı'ya hem de Uşak'a 17 kilometre uzaklıktadır.📄 Köyün 4 km...
05/11/2025

HACIM KÖYÜ (Osmanlıca: حاجم سلطان)

⛰️ Rakım 1020m ⛲️ Hem Sivaslı'ya hem de Uşak'a 17 kilometre uzaklıktadır.

📄 Köyün 4 km kuzeydoğusunda bulunan Turgutlar mevkiinde Frigler döneminde kurulan "Alaudda" antik kentine ait şehir kalıntıları ve mezarlık bulunmuştur.

☪️ Hacim Sultan, Hacı Bektaş Veli'nin halifelerinden biridir. Köyde Hacım Sultan tarafından bir zaviye yaptırılmış ve ölümünden sonra da adına türbe inşa edilmiştir. Germiyanoğlu I. Yakub Bey tarafından Hacım Sultan adına eski zaviyenin olduğu yerde 1321'de yeniden zaviye yaptırılmış olmakla birlikte bu zaviye günümüze ulaşamamıştır. Türbe ve zaviyenin etrafında yerleşimin gelişmesiyle oluşan köye de Hacım Sultan'a izafeten günümüzde de kullanılan adı verilmiştir. 16. yüzyıl Osmanlı kayıtlarında Uşak kazasına bağlı olarak görülen köy, 1914 yılında kurulan Sivaslı nahiyesine bağlanmıştır. 1953 yılından beri de Sivaslı ilçesine bağlı bir köydür.

🚰 Köydeki; Türbe Çeşmesinin kitabesinde yapım yılı 1882/83 olarak görülmektedir. Cami Çesmesinin (Aslanlı Çeşme) kitabesinde 1878 yılında yapıldığı söylenmekle birlikte arka duvarındaki 1855 yılı tarihli mezar taşı eklemesinin olduğu[8] dikkate alındığında mevcut kitabedeki tarihin tamir edildiği yıla ait olması ve çeşmenin de buna göre daha önceki tarihlerde yapılmış olması muhtemeldir.

🇬🇧 Ingliz Arsivlerinde Hacim Köyü: „Hacim, Turkey Page" (İngilizce). Fallingrain.com. 16 Mayıs 2020 tarihinde kaynağından arşivlendi.

07/07/2025

Hacım Ovası, Sabrı deniz olanın başarısı Okyanus olur. 13 dölüm yerden 332 balya, 8 dölüm yerden 146 balya. Rabbim tüm çiftçi ve üreticilerin emeklerini korusun, hasadı bol ve bereketli günleri olsun.

>>> 📽 Video: Hacımlı Hüdayi Özgül

05/06/2025

Alman Demiryolları'nda (Deutsche Bahn) çalışan, sendika üyesi, aynı zamanda kurduğu dernekle pek çok yardıma muhtaç insana destek olan Tolga Özgül'ü stüdyomuza konuk ettik. Hayat hikayesini, Alman Demiryolları'na nasıl girdiğini, gönüllü olarak insanlara yardım etmenin kendisi için ne anlama geldiğini konuştuk. Söyleşi podcast COSMO TÜRKÇE'de: https://www1.wdr.de/mediathek/audio/cosmo/tuerkisch/audio-bizden-biri-deutsche-bahn-calisani-tolga-oezguel-100.html

Address

Hacim Köyü
Sivaslı
00000

Website

https://share.google/LJ2cKl1zATlppBqjX

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when HACIM KÖYÜ posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to HACIM KÖYÜ:

Share