Sakarya Avukat - Erdem Varol Hukuk Bürosu

Sakarya Avukat - Erdem Varol Hukuk Bürosu Sakarya Avukat Erdem Varol; bireysel ve kurumsal müvekkillere hukuki danışmanlık, dava takibi ve süreç yönetimi konularında destek sağlar.

Sakarya merkez ve çevre ilçeler için randevu oluşturabilirsiniz.

04/06/2026

Yeni eş, eşinin önceki evliliğinden olan çocuklarına karşı kural olarak anne veya baba gibi nafaka ve bakım yükümlülüğü altında değildir.

Çocuğun bakım, eğitim, sağlık ve korunma giderlerinden öncelikle kendi anne ve babası sorumludur. Bu nedenle üvey anne veya üvey baba, yalnızca evlilik sebebiyle iştirak nafakası borçlusu olmaz.

Ancak Türk Medeni Kanunu m. 338 uyarınca eşler, ergin olmayan üvey çocuklarına özen ve ilgi göstermekle yükümlüdür. Üvey çocuğa kötü davranılması, dışlanması veya çocuğun aile içinde zarar görmesi; boşanma, velayet ve kişisel ilişki süreçlerinde hukuki sonuç doğurabilir.

Bu nedenle yeni eşin doğrudan nafaka borcu bulunmasa da, çocuğun üstün yararına uygun davranma sorumluluğu vardır. Her somut olay; çocuğun yaşı, ihtiyaçları, velayet durumu ve aile içi koşullar dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

Daha fazla bilgi için: https://www.erdemvarol.com.tr/yeni-es-uvey-cocuga-bakmak-zorunda-mi/ sayfamıza göz atabilirsiniz.

Av. Erdem Varol

02/06/2026

Yasadışı bahis dosyalarında en çok karıştırılan konu, “bahis oynamak” ile “bahis oynatmak” arasındaki farktır. Oynama fiili çoğu durumda idari para cezası kapsamında değerlendirilirken; bahis oynatma, yer veya imkân sağlama, para nakline aracılık etme ve reklam yoluyla teşvik etme fiilleri hapis cezası riski doğurabilir.

Özellikle banka hesabını kullandırma, sosyal medya üzerinden bahis sitesi tanıtımı yapma, para transferine aracılık etme veya yurt dışı kaynaklı bahis sitelerinin Türkiye’den oynanmasına imkân sağlama iddiaları ceza soruşturmasına konu olabilmektedir.

Bu tür dosyalarda yalnızca para hareketlerine veya site erişim kayıtlarına bakılması yeterli değildir. Dijital delillerin hukuka uygun elde edilip edilmediği, bilirkişi raporunun kapsamı, kişinin kastı, hesap hareketlerinin niteliği ve somut olayın tüm özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.

Yasadışı bahis soruşturmasıyla karşılaşan kişilerin, ifade aşamasından önce dosya kapsamını ve delil durumunu dikkatle incelemesi önemlidir. Her olay kendi şartlarına göre değerlendirilir; bu nedenle genel bilgiler tek başına hukuki sonuç belirlemez.

Bilgilendirme amaçlıdır. Somut olayınıza ilişkin hukuki değerlendirme için profesyonel destek alınması önemlidir.

24/05/2026

Her taşınmaz devri mirastan mal kaçırma sayılmaz.

Yargıtay uygulamasında, anne ve babasına uzun süre bakan evlada tek bir taşınmazın satış yoluyla devredilmesi, tek başına muvazaalı işlem olarak kabul edilmemektedir.

Burada önemli olan; devrin gerçek iradeye dayanıp dayanmadığı, satışın hangi koşullarda yapıldığı, bakım ve gözetim ilişkisinin niteliği, tarafların ekonomik durumu ve diğer mirasçıların haklarının somut olayda nasıl etkilendiğidir.

Muris muvazaası iddiasında her işlem ayrı ayrı değerlendirilir. Bu nedenle sadece “taşınmaz evlada devredildi” denilerek işlemin geçersiz olduğu sonucuna varılamaz.

Hukuki değerlendirme, olayın tüm delilleriyle birlikte yapılmalıdır.

20/05/2026

Borçlu Miras Bırakılırsa Mirasçılar Ne Yapmalı?

Borçlu bir kişi vefat ettiğinde, mirasçılar çoğu zaman yalnızca kalan malları düşünür. Oysa miras hukuku bakımından tereke; miras bırakanın malvarlığı değerleriyle birlikte borçlarını da kapsar.

Bu nedenle mirasçılar, miras bırakanın kredi borcu, vergi borcu, icra dosyası, senet borcu veya başka bir mali yükümlülüğü bulunup bulunmadığını araştırmalıdır.

Mirası kabul etmek istemeyen mirasçılar bakımından mirasın reddi önemli bir hukuki yoldur. Kural olarak mirasın reddi için 3 aylık süre bulunmaktadır. Bu süre kaçırılırsa mirasçı, bazı hallerde mirası kabul etmiş sayılabilir.

Ayrıca tereke malları üzerinde satış yapmak, malı kendi adına geçirmek, miras bırakana ait değerleri sahiplenmek veya olağan yönetim sınırını aşan işlemler yapmak ret hakkının kaybedilmesine yol açabilir.

Tereke açıkça borca batıksa mirasın hükmen reddi de gündeme gelebilir. Ancak bu durum her olayda otomatik ve sorunsuz uygulanacak bir yol değildir; mirasçının davranışları, borçların niteliği, malvarlığının durumu ve alacaklıların talepleri ayrıca değerlendirilmelidir.

Bu içerik genel hukuki bilgilendirme niteliğindedir. Her miras dosyası kendi koşulları içinde incelenmelidir.

Daha fazlası için: https://www.erdemvarol.com.tr/hukuk-rehberi/miras-hukuku/ sayfamızı ziyaret edin

20/05/2026

Maaşınız Eksik veya Elden Ödeniyorsa Haklarınız Nelerdir?

Maaşın eksik ödenmesi veya bir kısmının elden verilmesi, uygulamada sık karşılaşılan ancak işçi açısından ciddi sonuçlar doğurabilen bir durumdur.

İşçinin gerçek ücreti bordroya yansıtılmıyorsa; SGK primi eksik bildirilebilir, kıdem tazminatı daha düşük hesaplanabilir, fazla mesai ve yıllık izin ücretleri gerçeğe aykırı belirlenebilir. Bu nedenle mesele yalnızca o ay eksik alınan ücretle sınırlı değildir.

İşçi bu durumda;

Gerçek ücretinin tespitini, eksik ödenen maaş ve işçilik alacaklarını, fazla mesai ücretlerini, SGK bildirimlerinin düzeltilmesini ve şartları oluşmuşsa haklı fesih nedeniyle kıdem tazminatını talep edebilir. İşçinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24. maddesi kapsamında haklı nedenle fesih yapması hâlinde kıdem tazminatı hakkı doğabilir; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı da bu durumda kıdem tazminatına hak kazanılabileceğini açıklamaktadır.

Bu süreçte en önemli konu delildir. Banka dekontları, bordrolar, maaş yazışmaları, WhatsApp mesajları, işyeri içi kayıtlar, tanık beyanları ve SGK hizmet dökümü birlikte değerlendirilir.

Her olay kendi şartlarına göre incelenmelidir. Bu nedenle iş sözleşmesini sonlandırmadan veya yazılı bildirim yapmadan önce hukuki değerlendirme alınması hak kaybını önleyebilir.

Daha fazla detay için: https://www.erdemvarol.com.tr/maas-eksik-elden-odeme-isci-haklari/ sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

̇şhukuku ̇şçihakları

18/05/2026

Zamanaşımına Uğramış Senetle Alacak Tahsili Mümkün müdür?

Bir senedin zamanaşımına uğraması, alacağın her durumda tamamen sona erdiği anlamına gelmez. Ancak bu durum, alacaklının kambiyo senetlerine özgü hızlı takip yollarından yararlanmasını önemli ölçüde sınırlandırabilir.

Özellikle bono niteliğindeki senetlerde zamanaşımı süresi dolmuşsa, alacaklı artık yalnızca senedin kambiyo vasfına dayanarak hareket edemeyebilir. Bu noktada uyuşmazlık çoğunlukla senedin düzenlenmesine sebep olan temel borç ilişkisi üzerinden değerlendirilir.

Örneğin senet; mal teslimi, hizmet ilişkisi, borç para verme, ticari satış veya başka bir hukuki işlem nedeniyle düzenlenmiş olabilir. Zamanaşımı gerçekleşmiş olsa dahi, alacaklı bu temel ilişkiyi ispatlayabiliyorsa alacağını talep etme imkânı gündeme gelebilir.

Yargıtay kararlarında da zamanaşımına uğramış bononun tamamen değersiz hale gelmediği; ancak kambiyo senedi olarak değil, temel borç ilişkisini destekleyen yazılı delil başlangıcı niteliğinde değerlendirilebileceği kabul edilmektedir.

Bu nedenle zamanaşımına uğramış senetlerde yalnızca senedin varlığı yeterli olmayabilir. Alacaklının; sözleşme, fatura, banka dekontu, cari hesap kaydı, yazışmalar, teslim belgeleri ve benzeri delillerle alacağını desteklemesi gerekir.

Ayrıca faiz başlangıcı, takip türü, arabuluculuk şartı, borçlunun zamanaşımı itirazı ve ispat yükü gibi konular da ayrıca değerlendirilmelidir. Yanlış hukuki yolun tercih edilmesi, alacağın tahsil sürecini uzatabileceği gibi hak kaybına da yol açabilir.

Sonuç olarak, zamanaşımına uğramış bir senetle alacak tahsili her olayda imkânsız değildir. Ancak izlenecek yol, senedin türüne, vade tarihine, taraflar arasındaki ilişkiye ve eldeki delillere göre belirlenmelidir. Bu nedenle sürecin somut olay özelinde hukuki değerlendirme ile yürütülmesi önem taşır.

17/05/2026

Evi Terk Eden Eş Hakkında Hukuki Değerlendirme

Eşlerden birinin ortak konuttan ayrılması, tek başına her durumda “terk” sebebiyle boşanma anlamına gelmez. Türk Medeni Kanunu’na göre terk nedeniyle boşanma davası açılabilmesi için, eşin evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla ortak hayatı sonlandırması veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmemesi gerekir.

Bu davalarda süreler ve ihtar şartı oldukça önemlidir. Terk nedeniyle boşanma yoluna başvurulabilmesi için ayrılığın en az 6 ay sürmesi, 4. ay dolduktan sonra eve dön ihtarı gönderilmesi ve ihtardan sonra 2 aylık sürenin geçmesi gerekir. İhtarın usulüne uygun yapılmaması, ortak konutun dönüşe elverişli olmaması veya ihtarın samimi bulunmaması hâlinde dava reddedilebilir.

Önemle belirtmek gerekir ki, ortak konuttan ayrılan eş her zaman kusurlu sayılmaz. Şiddet, tehdit, ağır hakaret, eve alınmama, ortak konutun güvenli olmaması veya eşin ailesiyle birlikte yaşamaya zorlanma gibi nedenler, evi terk eden eş bakımından haklı sebep oluşturabilir. Bu durumda ayrılan eşin değil, onu ayrılmaya zorlayan tarafın kusurlu kabul edilmesi mümkündür.

Yargıtay kararlarında da terk iddiası değerlendirilirken yalnızca “evden kimin ayrıldığına” değil; ayrılığın sebebine, ihtarın geçerliliğine, dönüş imkânının gerçekten sağlanıp sağlanmadığına ve tarafların kusur durumuna bakılmaktadır. Bu nedenle terk nedeniyle boşanma davası açmadan önce olayın hukuki niteliği doğru belirlenmeli, deliller dikkatle hazırlanmalı ve ihtar süreci usule uygun yürütülmelidir.

Evi terk eden eşe ilişkin uyuşmazlıklarda nafaka, tazminat, velayet ve mal paylaşımı gibi sonuçlar da somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilir. Hak kaybı yaşanmaması için sürecin yalnızca “eş evi terk etti” iddiası üzerinden değil, bütün hukuki sonuçlarıyla ele alınması gerekir.

Daha Fazla Detay İçin: https://www.erdemvarol.com.tr/evi-terk-eden-es/

16/05/2026

Evlilikte “benim param, benim kararım” anlayışı, ortak yaşam giderleri söz konusu olduğunda her zaman hukuken geçerli bir savunma olmayabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 08.12.2025 tarihli, 2024/9282 Esas ve 2025/10817 Karar sayılı ilamında; gelir elde eden eşin, kazancını yalnızca kendi kişisel ihtiyaçları için kullanması ve evlilik birliğinin ortak giderlerine katkı sağlamaması kusur değerlendirmesi kapsamında ele alınmıştır.

Türk Medeni Kanunu’na göre eşler, evlilik birliğinin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıklarıyla katılmakla yükümlüdür.

Bu yükümlülük, eşlerin kişisel ekonomik alanının tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmez. Her eşin kendi kazancı üzerinde tasarruf hakkı vardır. Ancak kira, fatura, mutfak, çocukların ihtiyaçları ve ortak yaşam giderlerinin sürekli olarak yalnızca bir eşin üzerinde bırakılması, somut olayın özelliklerine göre boşanma davasında kusur olarak değerlendirilebilir.

Burada önemli olan eşlerin eşit miktarda ödeme yapması değil; gelir, çalışma durumu, ev içi emek, çocuk bakımı ve aile içindeki sorumluluk paylaşımı dikkate alınarak hakkaniyete uygun katkı sağlanmasıdır.

Özellikle boşanma davalarında ekonomik davranışlar da kusur incelemesine konu olabilir. Gelirin saklanması, ortak giderlerden kaçınılması veya ekonomik yükün sürekli diğer eşe bırakılması mahkeme tarafından delillerle birlikte değerlendirilir.

Her somut olay kendi koşulları içinde incelenir.

15/05/2026

Her kaba söz hakaret suçu sayılır mı?

Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin kararına konu olayda, sanığın uzman doktor olan mağdura hitaben söylediği “Eşek gibi bakacaksın.” şeklindeki sözlerin, somut olayın özellikleri dikkate alınarak hakaret suçunu oluşturmadığı değerlendirilmiştir.

Hakaret suçunda önemli olan yalnızca kullanılan kelime değil; sözün söylendiği ortam, taraflar arasındaki ilişki, olayın gelişimi, ifade tarzı ve mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek nitelikte olup olmadığıdır.

Bu nedenle her ağır, kaba veya nezaket dışı ifade doğrudan hakaret suçu kapsamında değerlendirilmeyebilir. Ancak her olay kendi koşulları içinde ayrıca incelenir.

Yargıtay 4. CD
E. 2025/3574
K. 2025/9079

15/05/2026

Banka hesabına para gelmesi, tek başına dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet için yeterli kabul edilemez. Ceza yargılamasında mahkûmiyet kararı, varsayıma değil; sanığın suç kastını, menfaat elde ettiğini veya suça iştirak ettiğini gösteren somut ve inandırıcı delillere dayanmalıdır.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 04.06.2024 tarihli, 2021/16966 E. ve 2024/7470 K. sayılı kararında; hesabını güven ilişkisine dayalı olarak kullandıran ve hesaba gelen paradan pay aldığı ispatlanamayan sanık bakımından beraat değerlendirmesi yapılması gerektiği belirtilmiştir.

Bu tür dosyalarda özellikle şu hususlar önem taşır:

Sanığın paradan pay veya komisyon alıp almadığı,
hesabı kullandırma sebebi,
para çekme ve aktarma işlemlerinin kim tarafından yapıldığı,
mesajlaşma ve iletişim kayıtları,
ATM ve banka kamera görüntüleri,
diğer şüphelilerle bağlantı bulunup bulunmadığı.

Her dosya kendi delil durumuna göre değerlendirilir. Bu nedenle banka hesabı, IBAN kullanımı veya dolandırıcılık iddiası bulunan dosyalarda savunmanın yalnızca sözlü beyanla değil, delillerle desteklenmesi büyük önem taşır.

Karar: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 04.06.2024, 2021/16966 E., 2024/7470 K.

Daha fazla detay için: https://www.erdemvarol.com.tr/hesabina-para-gelen-sanigin-beraat-karari/

Address

Köprübaşı, Aralık Caddesi No:2 D:202
Serdivan
54130

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00
Saturday 09:00 - 16:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Sakarya Avukat - Erdem Varol Hukuk Bürosu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share