Avukat Okşan MERAL

11/04/2022

KAYINVALİDE İLE YAŞAMAYA ZORLAMAK KUSUR
Aile Mahkemesine başvuran davacı koca, eşinin özel görüntülerini başka erkeklerle paylaştığını öne sürerek boşanma davası açtı. Davalı kadının, eşinin annesine (kayınvalidesine) 'geri zekalı' diye hakaret ettiğine dikkat çeken Aile Mahkeme kararında, ortak çocuğa kötü davrandığı, çok sayıda erkekle telefonda yazıştığı ve bu erkeklere özel görüntülerini göndermesi sebebiyle sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği vurgulandı. Mahkeme, davanın kabulüne karar verdi.

Kararı davalı kadın istinafa götürdü. Bölge Adliye Mahkemesi, davalı kadının bu kusurlu davranışları yanında, davacı erkeğinde eşine şiddet uyguladığı, evden çıkmama konusunda baskı yaptığı ancak yine de kadının ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle, davalı kadının kusur belirlemesine yönelik istinaf başvurusunun kabulüne karar verdi. Davalı kadın bu kararı da temyiz edince devreye Yargıtay 2. Hukuk Dairesi girdi.

KAYINVALİDEYLE YAŞAMAYA ZORLAMA, BOŞANMA SEBEBİ
Emsal nitelikte bir karara imza atan 2. Hukuk Dairesi, kayınvalideyle aynı evde yaşamaya zorlamayı kusur saydı. Kararda şöyle denildi:

“Davalı kadının, eşinin annesine ‘geri zekalı’ diye hakaret ettiğine yönelik tanık beyanının zamanı belli olmayan soyut beyan niteliğinde olduğu ortadadır. Kadının çok sayıda erkekle telefonda yazışması ve özel görüntülerini göndermesi vakıasının ise güven sarsıcı davranış niteliğinde olduğu, davacı erkeğin mahkemece belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında, bağımsız konut temin etmediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. O halde davalı kadının ağır kusurlu olduğu kabul edilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. Boşanmaya sebebiyet veren vakıalarda taraflar eşit kusurludur. Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar verilemez. Davacı erkek yararına Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2 maddesi koşulları oluşmamıştır. O halde davacı erkeğin maddi ve manevi tazminat isteğinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir. Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz. Toplanan delillerle, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı kadının daha ağır kusurlu olmadığı, her hangi bir geliri ve malvarlığının bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir. O halde, davalı kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken isteğin reddi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.”

04/06/2020

ERKEĞİN AŞIRI CİMRİLİĞİ BOŞANMA NEDENİ

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, baktığı bir boşanma davasında, erkeğin "aşırı cimri davranmak suretiyle eşine ekonomik şiddet uyguladığı, bu nedenle boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğu" sonucuna vardı.
Adana'da bir çift, şiddetli geçimsizlik nedeniyle karşılıklı boşanma davası açtı. Adana 8. Aile Mahkemesinde görülen davada, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları kabul edildi. Tarafların boşanmalarına karar veren Mahkeme, kadının maddi ve manevi tazminat taleplerini, eşlerin eşit kusurlu sayılmaları nedeniyle reddetti. Kararın temyiz edilmesi üzerine dosyayı görüşen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını bozdu. Kararda, yapılan yargılama ve toplanan delillerden, kadın ve erkeğin eşit kusurlu sayılamayacağı tespiti yapıldı.

Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarının yanında erkeğin ayrıca, "aşırı cimri davranmak suretiyle eşine ekonomik şiddet uyguladığı" nın da anlaşıldığı belirtilen kararda, gerçekleşen bu durum karşısında boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin, kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulünün gerekeceği vurgulandı. Kararda, buna rağmen hatalı kusur belirlemesi ile tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulünün doğru olmadığı, bunun bozmayı gerektirdiği kaydedildi.

29/10/2019

EŞİNE KARŞI CİMRİ ERKEK KUSURLUDUR .

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, baktığı bir boşanma davasında, erkeğin "aşırı cimri davranmak suretiyle eşine ekonomik şiddet uyguladığı, bu nedenle boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğu" sonucuna vardı.

11/09/2019

SİZİ SÜRÜNDÜRECEĞİM !

Yargıtay, Aile Mahkemesinin kararını bozarak, eşi ve ailesine, ‘Sizi süründüreceğim’ diyen kocanın, karısının kişilik haklarını zedelediğine hükmetti.
Davalı kocanın tehditkar sözlerini boşanma sebebi sayan Kurul; davalı kocanın manevi tazminat ödemesi gerektiğine karar verdi. Barıştırmak isterken hakaret gördüler Kocanın gelişi güzel para harcaması nedeni ile eşler arasında anlaşmazlık başladı.
F.A. kocası M. A’dan boşanmak üzere dava açtı. Davacı kadın; davalının bitmek bilmeyen harcamalar yaptığını, sürekli borçlandığını, bu borçları kendisinin ödemek zorunda kaldığını söyledi. Kendine karşı hakaret ve tehdit içeren sözler kullandığını ileri süren F.A., boşanma kararı ile birlikte müşterek çocukların velayetinin kendisine verilmesini, 75 bin maddi tazminat ile 75 bin manevi tazminata, çocuklar için 500’er TL iştirak nafakasına hükmedilmesini talep etti.
Davalı erkek ise iddiaların doğru olmadığını, hiçbir zaman icra takibi ya da haciz işlemine muhatap olmadığını, davacının aile reisi olmak ve evlilik birliğini bağımsız yönetmek istemesi sebebiyle dava açtığını belirterek davanın reddini savundu. Lehine 750 TL tedbir nafakasına hükmedilmesini talep etti.
İki taraf ve ailelerinin davranışları sonunda eşlerin bir araya gelmelerinin artık imkânsız hâle geldiği, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalının ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle tarafların boşanmalarına hükmetti. Ortak çocukların velayetinin anneye verilmesine, davacı yararına 10 bin TL maddi tazminata karar verip, davalının boşanmaya sebebiyet veren kusurlu davranışlarının kişilik haklarına saldırı niteliği taşımadığı belirtilerek davacının manevi tazminat talebi reddine hükmetti.
Her iki taraf da kararı temyiz etti. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, davalı koca M.A.’nın, ‘Sizi süründüreceğim’ sözünün kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğuna hükmederek kararı bozdu. Mahkeme, davacı kadına ve ailesine yönelik “sizi süründüreceğim” sözünün kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığına kanaat getirerek ilk kararında direndi. Taraf avukatları kararı temyiz edince devreye Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi. Genel Kurul; boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebileceğine vurgu yaptı.
Bu haliyle boşanmaya neden olan olaylarda davalının ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Davalı erkeğin bu şekildeki sözleri ile davacı kadının kişilik haklarının zedelendiği belirgindir. O hâlde, açıklanan nedenlerle Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen 2. Hukuk Dairesi bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup direnme kararı bozulmalıdır. Kararın bozulmasına oy birliği ile hükmedilmiştir.”

15/04/2019

YARGITAY KARAR
İŞVERENE YALAN SÖYLEDİ , İŞTEN ATILDI
Çalıştığı iş yerindeki başvuru formundaki sorulara yanlış beyanda bulunan işçi işten atıldı. İş Mahkemesi'nin işe iade ettiği işçiye kara haber Yargıtay'dan geldi. Yüksek Mahkeme; işverene yalan söyleyen işçinin ahlak ve iyi niyet kurallarına uygun davranmadığı ve işverenin feshinin haklı olduğuna hükmetti
Karıştığı adli bir olaydan dolayı aldığı denetimli serbestlik cezasını işverenden saklayan işçi, kapı önüne konuldu. İş Mahkemesi'nde dava açan işçi, işe iadesini istedi. Davalı işveren ise davacı hakkında 'kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak' şüphesiyle soruşturma geçirdiğinin tespit edildiğini belirtti. Kamu davasının ertelenmesine dair kararın bulunmasına rağmen davacının yanlış beyanda bulunarak işvereni yanıltması gerekçesiyle iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini beyanla davanın reddini savundu.
Mahkeme, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin esasında ahlak ve iyi niyet kuralları geçerli olduğuna dikkat çekerek davayı reddetti. Davacının istinaf başvurusunu değerlendiren Bölge Adliye Mahkemesi, işçiyi haklı buldu. Kararda, "İşveren tarafından düzenlenmesi istenilen Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Kaydı Formunda yer alan 'Hakkınızda verilmiş mahkumiyet hükmü (ertelenmiş, paraya çevrilmiş, hükmün açıklanmasının geriye bırakılması dahil )veya devam eden ceza davası var mı?' sorularına hayır cevabı vermiş ise de ilgili formun ise taraflar arasındaki iş sözleşmesi devam ederken düzenlendiği anlaşılmaktadır. Öte yandan, ilgili formda yer alan sorular ile davacı hakkında verilmiş bir mahkumiyet hükmü veya yargılama bulunup bulunmadığı öğrenilmek istenmiştir. Numarası belirtilen 'kamu davasının açılmasının ertelenmesi' kararı niteliği itibari ile mahkumiyet hükmü değildir .Anılan suça ilişkin davacı hakkında ceza davası açılmamıştır. 4857 Sayılı Kanunun 25/II-a bendi koşulları oluşmadığından işveren tarafından gerçekleştirilen feshin haklı nedene dayandığı yönündeki mahkeme kabulü isabetsizdir gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir." denildi.
DAVALI KARARI TEMYİZ EDİNCE DEVREYE YARGITAY 22. HUKUK DAİRESİ GİRDİ
Davada son noktayı koyan Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırdı. Yargıtay kararında şu ifadelere yer verildi: "İş Kanunun 25/II-a maddesi gereğince iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek iş vereni yanıltması haklı nedenle derhal fesih sebebidir. Davacının davalı iş yerinde iş sözleşmesinin yenilenmesi sırasında başvuru formunu doldururken herhangi bir suçtan dolayı yargılandınız mı, hakkınızda verilmiş bulunan mahkumiyet hükmü (ertelenmiş, paraya çevrilmiş, hükmün açıklanmasının geri bırakılması da dahil) veya halen devam eden ceza davası bulunup bulunmadığı sorularına hayır cevabı verdiği, ancak davacı hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı'nın soruşturma kararı ile kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süreyle tedavili denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair karar verildiği anlaşılmıştır. Davacı tarafından doldurulan formda hakkındaki kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararını işverenden gizleyerek ahlak ve iyi niyet kurallarına uygun davranmadığı ve işverenin feshinin haklı olduğu anlaşılmış olup davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. Maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir."

05/04/2019

"Görevimizi yaparken kimseye, ne müvekkile, ne hakime, ne iktidara tabiyiz.
Bizim aşağımızda kişilerin varlığı iddiasında değiliz; fakat hiçbir hiyerarşik üst de tanımıyoruz , en kıdemsizin en kıdemliden veya isim yapmış olandan farkı yoktur.
Avukatlar tarih boyu köle kullanmadılar ama hiçbir zaman efendileri de olmadı!"

Savunma hakkı gibi kutsal bir kamu görevi yapan avukatlarımızın toplumda gerekli saygınlığa erişmesi ve bu bilincin tüm topluma erişmesi dileği ile değerli meslektaşlarımın Avukatlar Gününü kutlarım .

18/03/2019

EVİNİZ LOKANTA , EŞİNİZ DE LOKANTANIN AŞÇISI DEĞİLDİR

Yargıtay 2’nci Hukuk Dairesi, ilginç boşanma kararlarına bir yenisini daha ekledi . Bu kez “Erkek eşin sürekli yemeğe habersiz erkek misafir getirmesi” boşanma sebebi sayıldı. N.A adlı kadın, kocası M.A sürekli erkek arkadaşlarını yemeğe davet ettiği ve şiddet uyguladığı gerekçesiyle iki yıl önce boşanma davası açtı.
… Asliye Hukuk Mahkemesi, davacı kadını haklı gördü ve çiftin boşanmasına karar verdi. İki taraf da temyiz etti Davacı kadın kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi, tedbir nafakaların başlangıç tarihleri ve nafakaların miktarları yönünden; davalı erkek ise kararın tamamını temyiz etti. Yargıtay 2’nci Hukuk Dairesi, temyiz itirazlarını reddederek kararı oybirliği ile onadı.
"Eşi istememesine rağmen..."
“Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle mahkemece davalı erkeğe kusur olarak yüklenen hakaret vakıasına yönelik tanık beyanlarının soyut olduğu, erkeğe yüklenen yatak odası sırlarını başkalarına anlatma ve ortak çocuğa fiziksel şiddet uygulama vakıalarına davacı kadın tarafından dayanılmadığı ve fakat mahkemece tarafların belirlenen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında ‘erkeğin, eşinin istememesine rağmen erkek arkadaşlarını eve davet ettiği’ ve eşine birden fazla fiziksel şiddet uyguladığının anlaşılmasına göre, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına...”

04/03/2019

GÜVENLİK KAMERASI KOMŞUNUN EVİNİ GÖREMEZ

Yargıtay, hırsızlık ve türlü olumsuzluklara karşı takılan güvenlik kameralarına yönelik emsal nitelikte bir karara imza attı. Özel hayatın gizliliğine dikkat çeken yüksek mahkeme, komşunun evinin penceresi ve avlusunu gören güvenlik kamerasının kaldırılmasına hükmetti.
Samandağ 2. Asliye Hukuk Mahkemesine müracaat eden bir vatandaş, komşusunun dairesine taktırdığı güvenlik kamerasının açısının kendi evinin penceresi ve avlusunu görüntülediğini öne sürdü.
Davacı vatandaş, üst katta oturan davalının evin girişine, avlusuna, merdiven kısmına ve balkonuna kamera koyduğunu söyledi. Kameraların kendi evinin giriş kapısı ve pencerelerine yöneltilerek kayıt işlemi yapıldığını, özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğini belirten vatandaş, kameraların kaldırılmasına karar verilmesini talep etti. Mahkemede savunma yapan davalı komşu ise, kameraları güvenlik için taktırdığını belirterek, davanın reddini talep etti.
Mahkeme, davanın kabulüne ve müdahalenin önlenmesine, bilirkişi raporunda yerleri belirtilen 2, 3, 4, 5 numaralı kameraların sökülmesine karar verdi. Kararın davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine davayı görüşen Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, emsal nitelikte bir karara imza attı. Daire, mahkeme kararında yasaya aykırılık görülmediğini belirterek, kararın onanmasına hükmetti. Kararla birlikte güvenlik amacıyla takılan kameralar, açısı komşunun evini görmeyecek şekilde takılacak.

10/02/2019

BOŞANAN KOCA İŞSİZ DE OLSA KARISINA
NAFAKA ÖDEYECEK

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, işsiz ve herhangi bir geliri olmayan erkeğin, boşanma davasında tam kusurlu bulunan çalışan eşine tedbir nafakası ödemesi gerektiğine hükmetti.
Şiddetli geçimsizlik yaşayan çift, 4. Aile Mahkemesi'ne müracaat ederek karşılıklı boşanma davası açtı. Davacı-karşı davalı erkek, karısının güleryüz göstermediğini, tüm vaktini internette geçirdiğini, hakaret ettiğini, sadakatsiz davranışlar içine girdiğini öne sürdü. Evlilik birliğinin sarsıldığını ileri sürerek boşanmalarına, kararın kesinleşmesinden itibaren 25 bin TL maddi tazminat ile 50 bin TL manevi tazminatın faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etti.
ERKEK YARARINA 5 BİN TL MADDİ 5 BİN TL MANEVİ TAZMİNAT KARARI
Davalı-karşı davacı kadın ise eşinin birlik görevlerini yerine getirmediğini, her tartışmada kendisini evden kovduğunu iddia etti. En son davacının agresifliğinden korkarak annesine sığındığını, bir süre sonra evin eşyalarının satıldığını öğrendiğini ileri sürerek boşanmalarına karar verilmesini istedi. 50 bin TL maddi tazminat ile 50 bin TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etti. Mahkeme, boşanmaya sebep olaylarda erkek yönünden ispatlanmış bir kusur bulunmadığına, kadının ise evlilik birliğinin kutsallığı ile bağdaşmayacak şekilde üçüncü bir kişi ile aşk ve gönül ilişkisi içerisinde olduğu gerekçesiyle davalı-karşı davacı kadının davasının reddine hükmetti. Davacı-karşı davalı (erkeğin) boşanma davasının kabulüne, erkek yararına 5 bin TL maddi, 5 bin TL de manevi tazminata karar verdi. Kararı kadın temyiz etti.
"İŞSİZ OLMAK TEDBİR NAFAKASINA ENGEL DEĞİL"
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, mahkemenin kadına ara kararda aylık 500 TL tedbir nafakası takdir edildiğine, sonraki ara kararı ile davacı-karşı davalı kocanın işsiz olması ve hiçbir gelirinin bulunmadığı gerekçesiyle tedbir nafakasının durdurulduğuna dikkat çekti. Daire, davacı-karşı davalı kocanın işsiz olması ve gelirinin bulunmaması hükmedilen tedbir nafakasının tamamıyla kaldırılmasını gerektirmeyeceğine hükmetti. İşsizliğin ancak daha önce takdir edilen nafakanın indirilmesi için bir gerekçe olabileceği gerekçesiyle mahkeme kararı bozuldu. Aile Mahkemesi, ilk kararında direnince bu kez devreye Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi.
"KADIN KUSURLU OLSA DA TEDBİR NAFAKASI ALIR"
Genel Kurul kararında; boşanma ve ayrılık davalarında, tarafların kusur durumunun hiçbir şekilde tedbir nafakasının takdirine etkili bir unsur olmadığı hatırlatıldı. Kararda şöyle denildi: "Kusurlu eş yararına dahi, bu tedbirlerin alınması mümkündür. Yine, her iki tarafın da gelirinin bulunması tedbir nafakası verilmesini engelleyici bir hal değildir. Ancak eşlerin ekonomik güçlerinin birbirine yakın olması durumu söz konusu ise bu durumda geçici tedbir nafakası verme zorunluluğunun ortadan kalkacağı söylenebilir. Bu ilkeler kapsamında somut olay değerlendirildiğinde, tarafların 20.02.2011 tarihinde evlendikleri, aralarındaki anlaşmazlıklar sebebiyle karşılıklı olarak boşanma davası açtıkları anlaşılmaktadır. Yargılama sonunda ise davacı-karşı davalı erkeğin boşanmaya yol açan olaylarda bir kusurunun bulunmadığı, davalı-karşı davacı kadının ise başkası ile aşk ve gönül ilişkisi içerisine girdiği, bu sebeple tam kusurlu olduğu gerekçesiyle, erkeğin davasının kabulüyle tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Kadının davasının ise reddine karar verilmiştir.
Kararın temyizi üzerine mahkemenin boşanma ve kusur belirlemesine dair gerekçesi onanmak suretiyle kesinleşmiş, karar sadece tedbir nafakasına dair olarak bozulmuştur. Mahkemenin direnme gerekçesinin aksine erkeğin gelirinin bulunmaması, kadının çalışıyor olması veya kusur durumu kadın yararına tedbir nafakası hükmedilmesine engel teşkil eden vakıalar değildir. Hal böyle olunca tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Karar oy birliği ile bozulmuştur."

10/02/2019

KREDİ KARTI BORCU OLANLAR DİKKAT !

Kredi kartı üyelik sözleşmesi kapsamında tahsis edilen kredi kartı borcunun ödenmemesi üzerine harekete geçen banka, gönderilen hesap kat’ı ihtarından sonuç alamayınca çareyi haciz yoluna gitmekte buldu. Mahkemenin reddettiği bankaya beklediği karar Yargıtay'dan geldi. Yüksek Mahkeme, hesap kat’ı ihtarnâmesine rağmen borcunu ödeyemeyenler hakkında ihtiyâtî haczin önünü açtı.
Kredi kartı müşterisinin borcunu ödememesi üzerine harekete geçen banka avukatı, hesabı kat’ edip alacaklıya ihtarnâme gönderdi. Bundan sonuç alamayan banka şubesi, borçlunun taşınır ve taşınmazları ile 3. kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyâten haczini talep etti.
2. Tüketici Mahkemesi, bankanın bu talebini hesap kat’ı ihtarının borçluya tebliğ edilmediği ve sözleşmede de adres bulunmadığı gerekçesiyle geri çevirdi. Banka avukatı kararı temyiz edince devreye Yargıtay 19. Hukuk Dairesi girdi. Emsâl bir karara imza atan daire, bankanın haklı olduğuna hükmetti.
Dosya kapsamından anlaşıldığına göre kredi kartı borcunun ödenmemesi nedeniyle hesap kat’ edilmiştir. Hesabın kat’ edilmesi ile alacak muaccel olduğundan ihtiyâtî haciz şartları oluşmuştur. Bu durumda ihtiyâtî haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi doğru olmamıştır. Belirtilen gerekçeye binâen kararın bozulmasına, peşin harcın istek halinde temyiz eden ihtiyati haciz talep edene iâdesine oy birliğiyle karar verildi.

Address

Savastepe
10580

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Avukat Okşan MERAL posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Avukat Okşan MERAL:

Share