Eylül Hukuk Bürosu - Rize

Eylül Hukuk Bürosu - Rize Hukuki Danışmanlık

17/12/2025

Vatandaşlarımızın dikkatine...!!

Maalesef ofisimizin ismini kullanarak dolandırıcılık faaliyetinde bulunmaya çalışan şüphelilerin vatandaşlarımızı mağdur etmeye çalıştığı haberini almamız üzerine hazırlamış bulunmaktayız.

Teknolojik ilerlemenin çok hızlı bir şekilde arttığı bu günlerde veri mahremiyeti de ortadan kalkmaya başlamıştır. Veri mahremiyetinin her geçen gün daha da kıymetinin anlaşıldığı çağımızda her geçen gün vatandaşlarımızın verilerinin sızdırıldığı haberleri ile karşı karşıya kalabilmekteyiz.

Yasa koyucu kişisel verinin önemine binaen Türk Ceza Kanunu’nda birtakım düzenlemelere yer vermiştir. TCK ile Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Olarak Kaydedilmesi, Başkasına Verilmesi suçları düzenleme altına alınarak vatandaşlarımızın kişisel verileri üzerinde işlem tesis edilmesi halinde faillerin cezalandırılması amaçlanmıştır.

Kişisel verinin tanımının en yalın hali Kişisel Verileri Koruma Kanunu ile yapılmıştır. Gerçek kişileri doğrudan veya dolaylı olarak belirlenebilir kılan tüm veriler kişisel veri kapsamındadır.

Kaldı ki hakkınızda gerçek bir işlem başlatıldığı halde Avukatın borçluyu veya yakınlarını araması taciz boyutuna ulaşabilir. Bunun huzur ve sükunu bozma maksadı taşıması haline evrilmesi ise yine TCK kapsamında yer edinmiş ‘Kişilerin huzur ve sükununu bozma’ suçunu gündeme getirebilecek ve avukatın fiilleri suç teşkil eden eylemlere yol açacaktır.

O halde hiç tanımadığınız bir numaradan Uzlaştırmacı avukat dolandırıcılığı, Arabulucu avukat dolandırıcılığı veya WhatsApp avukat dolandırıcılığı olarak adlandırılan ve tarafınıza mesaj atmak suretiyle dolandırıcılık faaliyetinde bulunmaya çalışan kişilerin Avukat dolandırıcılığı şeklindeki dolandırıcılık faaliyetine daha fazla insanın zarar görmemesi için itibar etmemenizi, telefonunuza gelen linke tıklamanız halinde ise en yakın Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne veya en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına başvuru yapmanız önemle rica olunur.

RİZE EYLÜL HUKUK BÜROSU

Karayollarında araçlarla DRİFT YAPAN,, MAKAS ATAN ve SPİN ATIP Taksirle Yaralama ve Taksirle Öldürme suçu işleyenlerin b...
13/06/2019

Karayollarında araçlarla DRİFT YAPAN,, MAKAS ATAN ve SPİN ATIP Taksirle Yaralama ve Taksirle Öldürme suçu işleyenlerin bu eylemlerinde BİLİNÇLİ TAKSİR hükmü uygulanması gerektiği ile ilgili YARGITAY 12. CEZA DAİRESİ tarfınca verilen karar örnekleri..

Profil fotoğraflı Cevat SAĞLAM isminde bir kimse ofisimizde çalışmamaktadır. Bu kişiden gelen msj ve maillere itibar etm...
17/06/2016

Profil fotoğraflı Cevat SAĞLAM isminde bir kimse ofisimizde çalışmamaktadır. Bu kişiden gelen msj ve maillere itibar etmeyiniz. Bilgilerinize.

09/07/2015

~~ Yargıtay'dan emsal karar: İşveren, işçiye dilekçe imzalatsa da işçiye tazminat ödenecek ~~

Üç yıldır aynı işyerinde çalışan kişi, işverenin baskısı üzerine 'işyerinizden kendi isteğim ile ayrılmış bulunmaktayım. Söz konusu çalışma sürem boyunca tüm kanuni ve akdi haklarımı aldım, işyerinizden kendi şahsi gerekçelerimle kendi istek ve rızamla ayrılmak (istifa etmek) istiyorum gerekli işlemlerin yapılmasını istiyorum' ifadesinin yer aldığı dilekçeyi imzaladı. Tazminatını alamayan işçi, fazla mesai paralarını almak için yargıya müracaat etti. Mahkeme, işçinin talebini kısmen kabul etti. Devreye giren Yargıtay, 3 yıl çalışarak kıdem hak kazanan kişinin kendi isteğiyle istifa etmesinin hayatın olağan akışına ters olduğuna hükmederek, mahkeme kararını bozdu.
Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde bir işyerinde üç yıl çalışan kişi, iddiaya göre, işverenin baskısı üzerine, işyerinden kendi isteği ile ayrıldığını ve tüm haklarını aldığına dair matbu dilekçeye imza attı. Buna rağmen haklarını alamayan işçi, konuyu yargıya taşıdı. Kadirli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde açılan alacak davasında konuşan davacı işçi, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiğini, baskı ile belge ve ibraname alındığını iddia etti. Davalı işveren ise davacının çıkışının verilmediğini, davacının kendi isteği ile ayrıldığını, artık çalışmak istemediğine ve yasal haklarının ödenmesine dair talebi doğrultusunda 9 Nisan 2012'de bin 820 liralık tediye makbuzundan anlaşılacağı üzere yıllık izni ile kanuni ve akdi haklarının karşılığının ödendiğini savundu. Davacı işçi, dilekçe ile ilgili olarak ise istifa dilekçesinin imzalattırılan evraklardan olduğunu, matbu evrak şeklinde düzenlendiğini, üzerinde de tarih bulunmadığını, tüm kanuni ve akdi hakların ödendiği beyan edilmişse de hangi alacak için ne miktar ödeme yapıldığına dair evrak sunulmadığını, dava konusu alacaklar yönünden hiçbir ödeme yapılmadığını beyan etti. Kadirli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, ihbar tazminatı talebini reddetti. Mahkeme, toplanan deliller ve bilirkişi raporu esas alınarak fazla çalışma alacağını da geri çevirince davacı işçi kararı temyiz etti.

‘HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRI’

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, mahkemenin ihbar tazminatı ve fazla çalışma alacağının geri çevirmesinin yasaya aykırı olduğuna hükmetti. Kararda davanın tanıklarının ifadelerine de yer veren Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 3 yıl çalışıp tazminat kazanan kişinin kendi isteğiyle istifa etmesinin hayatın olağan akışına ters olduğuna dikkat çekti. Davalı işyerinde çalışan ve yaklaşık 3 yıl kıdemi olan davacının, herhangi bir neden olmaksızın davalı işyerinden ayrılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunun ortada olduğunun vurgulandığı kararda, "Davalı tanığının istifadan iki gün sonra bir başka yerde işe girişi olduğunu sonradan öğrendiğini beyan etmesine rağmen davacıya ait hizmet cetveli incelendiğinde davalı işyerinden çıkış tarihinden 1 ay 10 gün kadar sonra bir başka işyerinde işe girişinin olduğu anlaşılmaktadır. Davacıya bir kısım ücret ödemesi karşılığında maktu bir dilekçe alındığı, bunun dilekçe içeriğinden de anlaşıldığı, dolayısıyla davacının istifa iradesinden bahsedilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır. Davacının iş akdinin işverence haklı neden olmaksızın sonlandırıldığı anlaşılmakla davacının ihbar tazminatına hak kazandığı sonucuna varılmıştır. Mahkemece hatalı değerlendirme ile ihbar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi hatalıdır." denildi.

Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporu esas alınarak fazla çalışma alacağının reddine karar verildiğinin hatırlatıldığı Yargıtay kararında, şunlar ifade edildi: "Somut olayda taraflarca imzalanan iş sözleşmesinin 7. ve 8. maddelerindeki haftalık çalışma süresi ve fazla çalışma sınırı olarak belirlenen 60 saat çalışma, 4857 sayılı yasada düzenlenen hükümlere açıkça aykırıdır. Kaldı ki söz konusu düzenleme nisbi emredici nitelikte olup taraflarca kararlaştırılması halinde her zaman işçi lehine olacak şekilde düzenlenebilirken işçi aleyhine ve yasal sınırın üstünde belirlenmesi mümkün değildir. O halde iş sözleşmesinin 7 ve 8.maddelerindeki haftalık 60 saat şeklindeki düzenlemenin 4857 sayılı yasa uyarınca haftalık 45 saat olarak kabulü gerekmektedir. Yine iş sözleşmesinde davacının aylık ücretinin asgari ücret olduğu belirtildiğine göre yılda 270 saat fazla çalışmaya ilişkin 8.maddesindeki düzenlemeye itibar edilmesi mümkün değildir. Yani davacının yılda 270 saate kadar fazla çalışma yapması halinde ücretinin aylık ücreti içerisinde kabulü de mümkün değildir. Bu tespitlerden sonra mahkemece yapılacak iş, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırarak aylık net bin 100 lira ücret alan davacının varsa haftalık 45 saati aşan çalışmaları tespit edilerek fazla çalışma alacağının hesaplanması ve sonucuna göre karar vermektir. O halde temyiz olunan kararın bozulmasına oy birliği ile karar verildi."

(CİHAN)

11/06/2015

DANIŞTAY'DAN,, GÖREVDEN ALINAN OKUL MÜDÜRLERİ KARARI

"Danıştay kararını açıkladı, 8 bin 403 okul müdürü geri dönecek"

Türk Eğitim Sen tarafından, Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmelerine İlişkin Yönetmeliğin bazı maddelerinin iptali istemiyle açtığı dava sonuçlandı. Danıştay, görevden alınan 8 bin 403 okul müdürünün görevine dönmesinin kapısını açtı. Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı o günlerde yaptığı açıklamada 16 bin 553 okul müdürü için puanlama yapıldığını, 8 bin 150'sinin başarılı olduğunu, 8 bin 403'ünün ise başarısızlık sebebiyle görevden alındığını bildirmişti.

Türk Eğitim-Sen Bursa 2 No’lu Şube Başkanı Fatih Gümüş, Milli Eğitimin'in okul müdürlerine puan verdiği Ek-1 formunun objektif kıstas öngörmediği gerekçesiyle iptal edildiğini dile getirdi. Yönetmeliğin 10. maddesinin 9. fıkrasında, “Müdür görevlendirmesi yapılan eğitim kurumlarına müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısı görevlendirmeleri yeni görevlendirilen müdürün inhası, il milli eğitim müdürünün teklifi ve valinin onayı ile yapılır.” denildiğini hatırlan Gümüş, şunları kaydetti: “Danıştay İDDK kararının gerekçesinde; 652 sayılı KHK ile yöneticilerin görev süresi dört yıl olarak belirlenmişken, her yeni müdür görevlendirmesi yapılan eğitim kurumunda dört yıllık görev süresini doldurup doldurmadığına bakılmaksızın yeni görevlendirilen müdürün inhası, il milli eğitim müdürünün teklifi ve valinin onayı ile yeni müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısı görevlendirmelerinin yapılmasının 652 sayılı KHK’deki düzenlemeler aşılarak dört yıllık görev süresi dolmayan müdür başyardımcıları ve müdür yardımcılarının görevlerinin sonlandırılması sonucunu doğuran düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı belirtilmiştir.” diye konuştu.

KRİTERLERİN OBJEKTİF OLMADIĞI BELİRTİLDİ

Yönetmeliğin 23. maddesinin 1. fıkrasında da madde hükmünde objektif kıstas öngörülmediğini belirten Gümüş, şöyle devam etti: “Danıştay tarafından, takdir yetkisine mutlak ölçüde bir etki kazandırması, hiçbir değerlendirme kriterine yer vermeyerek hukuka uygunluk denetiminin etkinliğini daraltması, kariyer ve liyakat ilkelerinin gözetilmemesi, ayrıca adayların görevlendirmelerden haberdar olmasını sağlayacak duyuruya yer vermeyerek geniş katılımı ve fırsat eşitliğini ortadan kaldırması nedeniyle hukuka uygunluk bulunmadığı belirtilmiştir.”

GÖREVDEN ALINAN MÜDÜRLER ESKİ GÖREV YERLERİNE DÖNECEK

Gümüş, şunları dile getirdi: “Ayrıca, EK-1 değerlendirme formunda yer alan değerlendirme kriterlerine cevap verilebilmesi, okul müdürü hakkında objektif ve doğru bir değerlendirme yapılabilmesi için çok iyi tanınması, bunun için de makul bir süre birlikte çalışılması gerektiğinden bahisle, EK-1 Görev Süreleri Uzatılacak Eğitim Kurumu Müdürleri İçin Değerlendirme Formunun 'Açıklama' başlıklı kısmının 3. Maddesinde 'en az altı ay çalışmış olma' şartının İlçe Milli Eğitim Müdürü, Eğitim Kurumundan Sorumlu Şube Müdürü Ve İnsan Kaynaklarından Sorumlu Şube Müdürleri için aranmamasına ilişkin eksik düzenlemenin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. Buna göre, Yönetmeliğin 10/9. Maddesi uyarınca, yeni müdür görevlendirmesi yapılan eğitim kurumunda dört yıllık görev süresi dolmadan görevleri sonlandırılan müdür başyardımcıları ve müdür yardımcılarının görevlendirmelerinin sonlandırılmasına ilişkin işlemlerin de dayanağı kalmadığından eski görev yerlerine geri döndürülmeleri gerekmektedir. Aynı şekilde, Yönetmeliğin 23/1 maddesine göre, boş bulunan normlar duyuruya çıkarılmadan, objektif kıstaslar gözetilmeden, eğitim kurumu müdürünün inhası ve il milli eğitim müdürünün teklifi üzerine valinin onayı ile gerçekleştirilen müdür başyardımcısı ve müdür yardımcısı görevlendirmelerinin de iptal edilmesi gerekmektedir. Diğer yandan, bulunduğu eğitim kurumunda görev süresi uzatılacak eğitim kurumu müdürlerinin EK-1 Değerlendirme Formu üzerinden yapılan değerlendirme işlemleri şayet altı aydan az süreyle çalışmış olan İlçe Milli Eğitim Müdürü, Eğitim Kurumundan Sorumlu Şube Müdürü ve İnsan Kaynaklarından Sorumlu Şube Müdürleri tarafından yapılmış ise bu değerlendirme işlemlerinin de iptali gereklidir.”

Kararların uygulanmasının takipçisi olacaklarını belirten Gümüş, ülke genelinde 8 bin 403, Bursa’da ise 286 okul müdürünün göreve dönmesi gerektiğini belirterek, “Bakanlığın mahkeme kararını 30 gün içinde uygulaması gerekiyor. Bu müdürleri eski görev yerlerine iade etmesi gerekiyor.” dedi..

02/04/2015

'AVUKAT' ın Ağır Ceza Mahkemesinin Görev Alanına Giren Suçtan Dolayı Suçüstü Hali Dışında Üzerinin Aranamayacağına dair karar..

T.C. DANIŞTAY 8. DAİRE
E. 2010/5626
K. 2010/6024
T. 12.11.2010

• MANEVİ TAZMİNAT DAVASI ( Avukatın Suçüstü Hali Dışında Üzerinin Aranamayacağı/ Müvekkili Önünde Kolluk Tarafından Üzerinin Aranmasının Meslek Onurunu Zedelediği – İdarenin Hizmet Kusuru İşlediği/Haksız Zenginleşmeye Yol Açmadan Zararın Karşılanması Gerektiği )

• AVUKATIN ÜZERİNİN ARANMASI ( Ağır Ceza Mahkemesinin Görev Alanına Giren Suçtan Dolayı Suçüstü Hali Dışında Üzerinin Aranamayacağı/Müvekkilinin Önünde Aranması Durumunda Meslek Onurunun Zedeleneceği – Avukat Lehine Manevi Tazminata Hükmedileceği )

• HİZMET KUSURU ( Kolluğun Ağır Cezayı Gerektiren Suçtan Dolayı Suçüstü Hali Olmadan Avukatın Üzerini Aradığı – Manevi Tazminata Hükmedileceği )

• MESLEK ONURUNUN ZEDELENMESİ ( Avukatın Kolluk Tarafından Suçüstü Hali Olmadan Müvekkili Önünde Arandığı – Manevi Zararın Karşılanacağı )

• MÜVEKKİLİNİN ÖNÜNDE AVUKATIN ÜZERİNİN ARANMASI ( Suçüstü Hali Olmadan Avukatın Üzerinin Aranmasının Meslek Onurunu Zedeleyeceği)

• AVUKATLIK KİMLİĞİNİN İBRAZ EDİLMESİ (Buna Rağmen Kolluk Tarafından Müvekkili Önünde Üzeri Aranan Avukatın Manevi Zararının Karşılanması Gerektiği)
1136/m. 58

ÖZET : Avukat olan davacının, avukatlık kimliğini ibraz etmesine rağmen kolluk kuvvetleri tarafından üzerinin aranması nedeniyle manevi zararın tazmini istemiyle dava açılmıştır. Avukatlık Yasası uyarınca ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçtan dolayı suçüstü hali dışında avukatların üzeri aranamaz. Suçüstü hali olmadan müvekkili önünde kolluk kuvvetlerince üzeri aranan davacının meslek onurunun zedelendiği açıktır. Davalı İdarenin bu eylemde hizmet kusurunun bulunduğuna, davacının manevi zararının karşılanmasına, haksız zenginleşmesine de yol açılmamasını sağlamak üzere takdiren manevi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı İdare tarafından davacıya ödenmesine ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmesi hukuka uygundur.

İstemin Özeti : … Barosuna kayıtlı avukat olan davacının, avukatlık kimliğini ibraz etmesine rağmen kolluk kuvvetleri tarafından üzerinin aranması nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen 50.000,00-TL manevi zararın tazmini istemiyle açılan davada; 1136 sayılı Avukatlık Yasası uyarınca ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hali dışında avukatların üzerinin aranamayacağı tartışmasız olup, bir suçüstü hali olmadan müvekkili önünde kolluk kuvvetlerince üzeri aranan davacının meslek onurunun zedelendiği açık olduğundan davalı İdarenin görevle ilgili olarak gerçekleştirilen bu eylemde hizmet kusurunun bulunduğu gerekçesiyle davacının manevi zararının karşılanmasını ve haksız zenginleşmesine de yol açılmamasını sağlamak üzere takdiren 2.000,00-TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı İdare tarafından davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar veren Sakarya 1. İdare Mahkemesinin 31.03.2010 gün ve E:2009/540, K:2010/248 sayılı kararının; takdir edilen tutarın eylemin meydana getirdiği zararı karşılamadığı ve idareler için bir caydırıcılığının bulunmadığı ileri sürülerek, 2577 sayılı Yasanın 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istemidir.

Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği savunulmakatdır.

Danıştay Tetkik Hakimi Volkan ÇAKMAK’ın Düşüncesi : İstemin reddi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Yücel BULMUŞ’un Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:

KARAR : İdare ve Vergi Mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.

SONUÇ : İdare Mahkemesince verilen kararın dayandığı gerekçe usul ve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına ve yargılama giderlerinin temyiz isteminde bulunan üzerinde bırakılmasına, 12.11.2010 gününde oybirliği ile karar verildi..

10/03/2015

~~TARIM ARAZİLERİNİN KULLANIMINDA ECRİMİSİL BEDELİ~~

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi
ESAS: 2013/17829
KARAR: 2014/4057

Yanlar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.

Mahkemece, davanın ıslah edilen miktarı üzerinden kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu 1123 parsel sayılı taşınmazın davacı ve davalı F... ile dava dışı kardeşleri adına elbirliği mülkiyeti şeklinde kayıtlı olduğu, diğer davalı S...'ın davalı F...'nın eşi olduğu, davacının mirasçılar arasındaki paylaşımda kendisine özgülenen yere cam sera yaptığını, ancak davalıların engellemesi nedeniyle serayı kullanamadığını ileri sürerek eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.

Davacının 24.04.2007 tarihinde davalılar aleyhine açtığı ...1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/185 Esas, 2008/253 Karar sayılı elatmanın önlenmesi davasın da çekişmeli taşınmazda mirasçılar arasında paylaşımın varlığı kabul edilerek, davacıya özgülenen ve üzerinde cam sera bulunan bölüme davalıların müdahalesi sabit görülmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş ve karar 16.10.2009 tarihinde kesinleşmiştir. Bu durumda fiili taksimde davacıya terk edilen bölüme davalıların müdahalesinin kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit olduğu gözetilmek suretiyle, 24.04.2007 ile 16.10.2009 tarihleri arası için ecrimisile karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.

Ne var ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı (ecrimisil) miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık olmalı ve değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere uygun şekilde HMK'nın 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.

Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler getirtilmeli, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için birim fiyatlar getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.

Somut olayda ise, bölgede ekimi yapılan ürünlere ilişkin her hangi bir resmi veri getirtilmediği gibi hükme esas alınan bilirkişi raporunda da tamamen soyut değerlendirmeler yapılmış, hangi ürüne göre hesaplama yapıldığı dahi belirtilmeksizin bir dekar seranın net geliri üzerinden sonuca gidilmiştir.

Bilirkişi raporundaki bu hesap yöntemi yukarıda açıklanan ilke ve esaslara uygun değildir. Mahkemece belirtilen esaslara uygun şekilde rapor temin edilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, noksan soruşturma ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.

Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 24.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi..

Address

Piriçelebi Mahallesi Atatürk Caddesi Tuzcuoğlu Sitesi No: 318 K: 2 D: 202
Rize
53100

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:00
Tuesday 09:00 - 17:00
Wednesday 09:00 - 17:00
Thursday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Eylül Hukuk Bürosu - Rize posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Eylül Hukuk Bürosu - Rize:

Share