27/03/2022
KÖY ENSTİTÜLERİ
1914 Osmanlı Devleti Nüfus sayımında 13.390.000 Müslüman 1.173.422 Ermeni 1.564.939 Rum olmak üzere 16.128.361 yaşamaktaydı.28 Ekim 1928 günü yapılan Cumhuriyet tarihinin ilk nüfus sayımıdır. "Umûmî Nüfûs Tahrîri" adı altında 63 vilâyet, 328 kazâ ve 39,901 köy sayılmış ve Türkiye'nin o günkü nüfusu 13,649,945 kişi olarak belirlenmiştir. Bu nüfusun 7,065,541'i kadın, 6,584,404'ü erkektir. Nüfusun % 80 i 1960 lı yıllara kadar köylerde yaşamaktaydı.63 vilayet olarak sayılan yerlerden bir kaç vilayet dışında büyük köylerdi,o vilayetlerde köy ,ahalisi köylü sayılırdı.1927’de Türkiye’deki okur-yazar nisbetini % 8 olarak belirtilmektedir.
Memleket savaş sonunda yetişmiş insan gücünü kaybetmiştir. Var olan nüfusun nasıl eğitileceği önemlidir, yeni bir düzene ihtiyaç vardır. Bunun için köylü nüfusun eğitimi önemlidir. Anadolu'da okul ve öğretmen eksikliği görüldü, İsmet İnönü önderliğinde Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç'un çabalarıyla köylerde yaşayan ve ilkokul mezunu vasfı taşıyan çocukların Köy Enstitüleri'nde eğitim görüp tekrar yaşadıkları köylere dönerek öğretmenlik yapması amacıyla işe başlandı. Böylece Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda okuma yazma oranı yüzde 5' ten yukarı çıkartılması düşünüldü. 1940 yılı itibariyle tarıma elverişli köylerde Köy Enstitüleri açıldı.
- Akçadağ, Malatya (1940)
- Akpınar-Ladik, Samsun (1940)
- Aksu, Antalya (1940)
- Arifiye, Sakarya (1940)
- Beşikdüzü, Trbzon (1940)
- Cılavuz, Kars (1940)
- Çifteler, Eskişehir (1939)
- Dicle, Diyarbakır (1944)
- Düziçi, Adana (1940)
- Erciş, Van (1948)
- Gölköy, Kastamonu (1939)
- Gönen, Isparta (1940)
- Hasanoğlan, Ankara (1941)
- İvriz, Konya (1941)
- Kepirtepe, Kırklareli (1939)
- Kızılçullu, İzmir (1939)
- Ortaklar, Aydın (1944)
- Pamukpınar, Sivas (1941)
- Pazarören, Kaysei (1940)
- Pulur, Erzurum (1942)
- Savaştepe, Balıkesir (1940)
1945'te Sovyetler Birliği Türkiye'den Kars, Artvin, Ardahan'ı istedi ve boğazlarda askeri üs talebinde bulundu. İsmet İnönü, ABD'den askeri yardım talebinde bulundu. Destek talebini kabul eden ABD, Truman Doktrini ile yardımlara başladı fakat bunun karşılığında Türkiye'de demokrasi düzeninin tesisi için 5 yıllık kalkınma planı ve Köy Enstitüsü gibi Sovyetler Birliği'ndeki sistemlere benzer uygulamaların kaldırılması talebinde bulundu. Okullar ilk olarak öğretmen okullarına dönüştürüldü. Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde Köylüyü Topraklandırma Yasası'na karşı çıkan bir grup milletvekili partiden ayrılarak Demokrat Parti'yi kurdu. Netice olarak Köy Enstitüleri Köy Öğretmen Okulları'na dönüştü, Köy Öğretmen Okulları da 27 Ocak 1954 tarihinde Demokrat Parti hükümeti tarafından kapatıldı.
Günümüzde 1960 lı yıllardan beri köyler boşaltılmaya başladı, köyünü terk edenler önce kasaba kıyılarına,sonra kasaba irisi yerleşim yerlerinin kıyılarına, sonra şehirlere ve büyük şehirlerin çeperlerine dağıldı. Göçmek sonunda 2019 a geldiğimizde köyleri tamamen boşalmış olduğu, şehirler ve büyükşehirlerin iri köyler, iri büyük köyler oluştu. 1960 lı yılların görüntülerini taşıyan sinema eserlerinde görünen İstanbul ile 2019 un İstanbul görüntüleri bu tespiti doğrulamaktadır.
Zaman zaman "Köy Enstitüleri" methiyeleri duyarız,hatta yeniden kurulsun diyenlere de rastlarız. Bu düşünce 1940 lı yılların sorunlarını akıllıca halleden yöneticileri hala aşamadığımızı gösterdiğini düşünmemek elde değil.
Kardeşim,şimdi artık insanlar şehir adını verdikleri yerleşim yerlerinde yaşıyor,hiç bir şehrin doğru dürüst alt yapısı yok,üst yapısı zaten yok,eğitim yok sadece imam mektebi açılıyor,okul yerine sadece cami yapılıyor, semt sahaları ve salonları yerine büyük statlar yapılıyor, kebapçı Selahattin'in dükkanını basanların adı veriliyor,ağaç katliamı dağ taş demeden sürüyor, kara yolları kenarına yapılan süslemeler ağaçlandırma yeşile saygı diye yutturuluyor, . Şehirli diye geçinenler sokaklara sigara izmaritleri atıyor,sinema ve tiyatro kalmadı, sanatçı diye piyasaya sürülenler yalakalık ustalığına soyunuyor.
Şimdi yapılacak iş 100 yıl öncesinde ileriyi görenlerin yaptığı gibi 100 yıl sonrasında bu gün yapılanları takdir edecek şekilde yaratıcı olmatır.