Asutay Hukuk

Asutay Hukuk avukatlık hukuk danışmanlık ofisi

TÜKETİCİ HUKUKU, İŞ VE SOSYAL GÜVENLİK HUKUKU, TAZMİNAT HUKUKU, TİCARET HUKUKU, İCRA VE İFLAS HUKUKU, SÖZLEŞMELER HUKUKU, KİRA HUKUKU, BORÇLAR HUKUKU, TÜKETİCİ HAKEM HEYETİ UYUŞMAZLIKLARI, GENEL İŞLEM KOŞULU İNCELEMESİ, HAKSIZ ŞART İNCELEMESİ, AİLE HUKUKU, MİRAS HUKUKU, TAHKİM HUKUKU, TAHLİYE DAVALARI, KREDİ DOSYA MASRAFI İŞLEMLERİ, ŞİRKET SÖZLEŞMELERİ, KAMU İHALE HUKUKU,

11/02/2026

"....’ın görev yerinden birliğe geldikten sonra amirlerine ve arkadaşlarına haber vermeksizin ve dinlenmeden Başkale’den Van iline doğru seyir halindeyken geçirmiş olduğu tek taraflı trafik kazası neticesinde vefat etmiş olduğunun dosya kapsamıyla sübut bulduğu; kazanın, görevli olmadığı sırada meydana geldiği gibi vefatında görevinin neden ve etkisi bulunmadığından; davacılar hakkında 5510 sayılı Kanun'un 47. maddesi hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığı belirlenmiştir. Vazife malulü olarak sayılmayan ...hakkında 3713 sayılı Kanun ve 2330 sayılı Kanun kapsamında işlem yapılamayacağından; Mahkemenin bu yöndeki kabulü isabetlidir."

10. HUKUK DAİRESİ
Esas : 2025/4668
Karar : 2025/11282
Karar Tarihi :3.07.2025

Send a message to learn more

İşe İade Talebiyle Arabulucuya Başvurulduğunda Anlaşmanın Gerçekleşebilmesi İçin Görüşmelere Asıl İşveren ile Alt İşvere...
17/10/2025

İşe İade Talebiyle Arabulucuya Başvurulduğunda Anlaşmanın Gerçekleşebilmesi İçin Görüşmelere Asıl İşveren ile Alt İşverenin Birlikte Katılmalarını Öngören Kurala İlişkin İtiraz Başvurusu Hakkında Karar

Anayasa Mahkemesi 3/6/2025 tarihinde E.2024/157 numaralı dosyada, 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 3. maddesinin (15) numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.

İtiraz Konusu Kural

İtiraz konusu kuralda, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı hâlinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulduğunda anlaşmanın gerçekleşebilmesi için işverenlerin arabuluculuk görüşmelerine birlikte katılmalarının ve iradelerinin birbirine uygun olmasının gerektiği öngörülmüştür.

Başvuru Gerekçesi

Başvuru kararında özetle; itiraz konusu kuralla asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığı hâlinde arabuluculuk başvurusunun her ikisine birden yapılması şartı getirilmesinin işçiye asıl işvereni araştırma külfeti yüklediği, söz konusu ilişkinin tespitinin bazı durumlarda mümkün olmayabileceği, bu ilişkinin yargılama safhasında tespit edilmesi durumunda ise arabulucuya başvuru şartı gerçekleşmediği için davanın usulden reddedileceği, bu durumun adil yargılanma hakkına ölçüsüz bir müdahale oluşturduğu belirtilerek kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Kural, asıl işveren-alt işveren ilişkisinin var olması durumunda asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte arabulucuya başvurulmasını zorunlu kılmakta, bu itibarla işçiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi ile asıl işveren ve alt işvereni araştırma yükümlülüğü getirmektedir. İşçinin asıl işveren ve alt işveren ilişkisinden haberdar olması mümkün olduğu gibi -asıl işveren ve alt işverenin aralarındaki hukuki ilişkiyi alenileştirmesinin zorunlu olmadığı dikkate alındığında- haberdar olmaması da ihtimal dâhilindedir. Kuralda asıl işveren-alt işveren ilişkisinden habersiz olan ve bu nedenle gerçek işveren olarak tespit ettiği kişiye karşı arabulucuya başvuran ve sonrasında işe iade davası açan işçiye asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunması durumunda davayı devam ettirme imkânı tanınmamıştır.

Bu itibarla işçinin tarafı olmadığı asıl işveren ve alt işveren arasındaki hukuki ilişkiyi tespit ederek arabuluculuk sürecini asıl işveren ve alt işverene karşı birlikte yürütmesini zorunlu kılan kural işe iade talebinde bulunan işçiye katlanamayacağı bir külfet yüklemektedir. Sonuç olarak kuralın orantılılık alt ilkesi yönünden ölçülülük ilkesini ihlal ettiği kanaatine varılmıştır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle kuralın Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.

Anayasa Mahkemesi, avukatların elektronik ortamda bireysel başvuru yapmasına imkân sağlayan yeni uygulamayı bugün devrey...
01/10/2025

Anayasa Mahkemesi, avukatların elektronik ortamda bireysel başvuru yapmasına imkân sağlayan yeni uygulamayı bugün devreye aldı. Uygulamayla birlikte başvurular, UYAP Avukat Portalı üzerinden de alınmaya başlandı.

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 63. maddesi uyarınca bireysel başvurular, Anayasa Mahkemesine doğrudan müracaatın yanı sıra mahkemeler, ceza infaz kurumları veya yurt dışı temsilcilikleri aracılığıyla yapılabiliyor.

ANAYASA MAHKEMESİ                                                              Alacağın Enflasyon Karşısında Değer Kaybı...
29/09/2025

ANAYASA MAHKEMESİ Alacağın Enflasyon Karşısında Değer Kaybına Uğramasından Kaynaklanan Zararın Tazmin Edilmediği İddiasıyla Yapılan Başvuruya İlişkin Karar (Pilot Karar)

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu 8/7/2025 tarihinde, Caner Şafak (B. No: 2024/41763) başvurusunda Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak Anayasa'nın 40. maddesinde düzenlenen etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Olaylar

Başvurucu, konut finansman kredisinden kaynaklanan uyuşmazlık nedeniyle özel bir banka aleyhine 9/11/2010 tarihinde icra müdürlüğünde 48.854 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlatmıştır. İcra takibine banka tarafından itiraz edilmiş ve icra takibi durmuştur. Başvurucu, itirazın iptali davası açmış; yargılama sonunda borçlunun itirazının iptaline, takibin asıl alacak üzerinden ve asıl alacağa takip tarihinden borç tamamen ödeninceye kadar işleyecek yıllık %9 temerrüt faizi uygulanmak suretiyle devamına karar verilmiştir. Ayrıca kararda, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi uyarınca asıl alacak tutarının %20'si oranında takdir edilen 9.770,80 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak başvurucuya verilmesine, fazlaya ilişkin 738 TL'lik talebin reddine hükmedilmiştir. Bu karar taraflarca temyiz edilmeyerek 1/7/2020 tarihinde kesinleşmiştir. Karar sonrası borçlu tarafından 2/7/2020 tarihinde toplam 119.114,76 TL yatırılmış ve borç ödenmiştir.

Borcun ödenmesini müteakip başvurucu, yaklaşık on yıllık sürede ödenen yasal faizin alacağının enflasyon karşısında uğradığı değer kaybını karşılamadığını belirterek 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesi uyarınca munzam zararına karşılık fazlaya ilişkin hak ve alacak talebi saklı kalmak kaydıyla 100.000 TL'nin 2/7/2020 tarihinden itibaren işletilecek faiziyle birlikte ödenmesi talebiyle dava açmıştır. Tüketici mahkemesi davayı reddetmiş, istinaf ve temyiz aşamalarının ardından ret kararı kesinleşmiştir.

İddialar

Başvurucu, özel hukuk kişisi ile arasındaki borç ilişkisinden doğan alacağının enflasyon karşısında değer kaybına uğramasından kaynaklı zararının tazmin edilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Mahkemenin Değerlendirmesi

Anayasa’nın 35. ve 40. maddeleri, devlete özel hukuk kişileri arasındaki alacakların enflasyon karşısında uğrayacağı önemli ölçüdeki değer kayıplarını giderecek hukuki altyapı ve mekanizmaları oluşturma sorumluluğu yüklemektedir. Bu kapsamda devlet, özel hukuk kişileri arasındaki uyuşmazlıklarda tarafların menfaatleri arasındaki adil dengenin sağlanmasına yönelik tedbirleri almakla mükelleftir.

Alacaklının alacağını geç tahsil etmesi halinde, enflasyon karşısında meydana gelen değer kaybının giderilmemesi, alacağına gerçek değeriyle ulaşmasını engellemekte; borçlunun ise borcunu gerçek değerinin altında ödemesine yol açmaktadır. Bu durum, taraflar arasındaki adil dengeyi alacaklı aleyhine bozmakta ve alacaklıya ölçüsüz bir külfet yüklemektedir.

3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun ile alacakların enflasyon etkisiyle uğradığı değer kaybının telafisi ve tazmini için bir hukuk yolu oluşturulmuştur. Anılan Kanun'un genel gerekçesi incelendiğinde; borçlunun borcunu zamanında ödememesinden kazançlı çıktığı, dava ve icra yoluna başvurulmadan ödemede genellikle bulunulmadığı zira dava ve takip sırasında geçecek her sürenin borçlunun lehine çalıştığı, belirtilen durumun dava ve icra takiplerini artırdığı belirtilmiştir. Ayrıca gerekçede borçluların sadece haklarında dava açılmasına ve icra takibinde bulunulmasına sebebiyet vermekle kalmayıp bunların uzaması için her türlü yola başvurduğuna değinilerek tasarının kötü niyetli kişilerin bu davranışlarının önüne geçilmesi, kanuni faiz ve temerrüt faizinin günün koşullarına uydurulması için düzenlendiği ifade edilmiştir. Dolayısıyla kanun koyucunun iradesinin enflasyonun neden olduğu sorunları ortadan kaldırmak olduğu açıktır. Ancak Kanun'un 1. maddesine göre kanuni faiz yüzde yirmi dördü aşamamaktadır. Dolayısıyla anılan düzenlemeler ile farklı hukuki konular için bir kısım oranların tespit edildiği anlaşılmakla birlikte, bu düzenlemelerin enflasyon oranları ile bağlantısının kurulmadığı görülmektedir. Bir başka deyişle enflasyon karşısında alacakların değer kaybının önlenmesi maksadıyla düzenlenen 3095 sayılı Kanun'da yer verilen faize ilişkin hükümlerin teorik düzeyde dahi değer kaybının önlenmesine ilişkin başarı şansı sunma kapasitesinin bulunmadığı anlaşılmıştır.

3095 sayılı Kanun ile öngörülen hukuk yolunun somut olaya etkisine ilişkin yıllık faiz oranları ve enflasyon verileri incelenmiş ve başvuruya konu uyuşmazlıkla ilgili olarak 3095 sayılı Kanun'da belirlenen faiz oranlarının enflasyon oranlarının altında kaldığı görülmüştür. Bu nedenle başvurucunun -borçlunun borcunu zamanında ödememesinden kaynaklı olarak geç kavuştuğu- alacağının enflasyon karşısında değer kaybına uğradığı açıktır.

Konusu bakımından somut olaydaki ile benzer nitelikler taşıyan bazı uyuşmazlıklarda faizi aşan zararlar, 818 sayılı mülga Kanun'un 105. ve 6098 sayılı sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesi uyarınca munzam zarar davası yoluyla giderilmeye çalışılmıştır. 1980'li yıllardan bu zamana kadar bazı yargı kararlarında enflasyon olgusunun zararın ispatı için yeterli görülerek bu davaların kabul edildiği ancak bazı kararlarda ise munzam zarar talebinin enflasyon etkisi dışında somut bir zarara ilişkin olması gerektiği gerekçesiyle reddedildiği görülmektedir.

Dolayısıyla 818 sayılı mülga Kanun'un 105. ve 6098 sayılı Kanun'un 122. maddeleri kapsamında munzam zarar davasının alacakların enflasyon karşısında değer kaybının tazmin edilmesini güvence altına almadığı ve bu yöndeki içtihadın etkili bir hukuk yolunun bulunduğu yönünde gelişme göstermediği görülmüştür. Bu nedenle alacağın enflasyon nedeniyle uğradığı değer kaybının tazmin edilmesi açısından 818 sayılı mülga Kanun'un 105. ve 6098 sayılı Kanun'un 122. maddeleri kapsamında munzam zarar davasının da teorik düzeyde başarı şansı sunma kapasitesinin bulunmadığı değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak hukuk sisteminde başvurucunun alacağının enflasyon karşısında uğradığı değer kaybının tazmin edilmesini sağlayacak etkili bir hukuk yolunun bulunmadığı kanaatine varılmıştır.

Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ve pilot karar usulünün uygulanmasına karar vermiştir.

.......6502 sayılı Kanun’un 15. maddesinde, tüketicinin ayıplı hizmet nedeniyle talep edebileceğitazminat yönünden ayrım...
12/05/2025

.......6502 sayılı Kanun’un 15. maddesinde, tüketicinin ayıplı hizmet nedeniyle talep edebileceği
tazminat yönünden ayrım yapılmadığı, ayıplı hizmet halinde tüketicinin maddi ve manevi tazminat isteminde
bulunabileceği, talep edilen tazminat miktarlarının Tüketici Hakem Heyetinin parasal sınırı içerisinde bulunması
halinde Tüketici Hakem Heyetlerince manevi tazminata da karar verilebileceği.......
T. C.
Y A R G I T A Y
3 . H U K U K D A İ R E S İ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİ KARARLARI ARASINDAKİ
UYUŞMAZLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE DAİR
Y A R G I T A Y İ L Â M I
Esas No : 2024/3668
Karar No : 2025/1080
İ

16/08/2024

İDARİ YARGIDA ADLİ YARGI AKSİNE GÜÇ KAYBI HESABINDA GÖREV AYLIĞI YERİNE AKTİF VE PASİF DÖNEM İÇİN NET ASGARİ ÜCRET ÜZERİNDEN HESAP YAPILMASI GEREKMEKTEDİR.

"... güç (efor) kaybına dayanan maddi tazminatın hesabında, davacının emekliye ayrılacağı tarihten TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosuna göre belirlenen muhtemel bakiye yaşam süresinin sonuna kadar geçen pasif devrede de, bedensel kaybı nedeniyle daha fazla efor sarf ederek yaşamını devam ettirmesi söz konusu olacağından, pasif dönem zararının da aynı usulle (asgari geçim indirimi hariç net asgari ücret tutarına belirlenecek olan meslekte kazanma gücü kayıp oranının uygulanması suretiyle) hesaplanması gerekmektedir.

Aktif dönemin işleyecek devre zararı ile pasif dönem zararı hesaplanırken, bilirkişi raporunun düzenlendiği tarihte bilinen net asgari ücret miktarı, her yıl %10 artırılmak ve %10 iskontoya tabi tutulmak suretiyle belirlenmelidir.

Bu durumda, İdare Mahkemesince, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda davacının aktif ve pasif dönemde efor (güç) kaybından kaynaklanan maddi zararının bilirkişi marifetiyle hesaplanarak davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken, davacının görev aylığı ve PMF Yaşam Tablosu esas alınarak yapılan hesaplama ile belirlenen, hükme dayanak olabilecek nitelikte ve yeterlilikte bulunmayan bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davacının maddi tazminat isteminin kabulüne karar verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir..."

Danıştay 10. DAİRE
Esas : 2017/2911
Karar : 2022/2887
Karar Tarihi :30.05.2022

Send a message to learn more

10/04/2024

Sevdiklerinizle birlikte, mutlu, huzurlu ve sağlıklı bir bayram geçirmeniz dileğiyle, İyi Bayramlar. 🍬🍬

Türk Kurtuluş Savaşı'nın Başkomutanı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı, minne...
10/11/2023

Türk Kurtuluş Savaşı'nın Başkomutanı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı, minnet ve özlemle yad ediyoruz.

Sayın Müvekkiller,Sizlere önemli bir güncelleme sunmak istiyoruz. ASUTAY HUKUK olarak  işyerimizi farklı bir konuma taşı...
05/11/2023

Sayın Müvekkiller,
Sizlere önemli bir güncelleme sunmak istiyoruz. ASUTAY HUKUK olarak işyerimizi farklı bir konuma taşıma kararı aldık. Bu taşınma sürecinin, sizin ve davanız üzerindeki etkileri hakkında sizi bilgilendirmek istiyoruz;
ASUTAY HUKUK “GMK Bulvarı No: 87/14 Maltepe- Çankaya / ANKARA’” adresinden “ Atatürk Mahallesi 75. Sokak No: 2/7 Ortaca/ MUĞLA adresine taşınmaktadır. Taşınma işlemleri 07 Kasım 2023 tarihinde başlayacak ve 31.12.2023 tarihinde tamamlanacaktır. Büro merkezinin taşınması, ofisimizin fiziksel konumu dışında diğer hizmetlerimizi etkilemeyecektir. Sizlere sağladığımız hukuki destek, yeni adresimizde de aynı şekilde sunulacaktır. Yeni adresimize ulaşım, iletişim ve randevu düzenlemeleri hakkında sizlere daha fazla bilgi vereceğiz. Hukuk büromuzun iletişim bilgileri aynı kalacaktır ve her zaman sizinle iletişim kurmaya hazırız.
Bu süreçte herhangi bir sorunuz veya endişeniz olduğunda, lütfen bizimle iletişime geçin. Saygılarımızla,
Avukat Serkan Asutay
ASUTAY HUKUK VE ARABULUCULUK

21/02/2023

Davacı Kurum emeklisi, davalı bankadan tüketici kredisi kullandığı sırada banka nezdinde aldığı emekli maaşından takas ve virman suretiyle tahsilat yapılmasına muvafakat etmiş, kredi taksitleri bir süre sorunsuz ödenmiş ancak davacı daha sonra ödeme güçlüğüne düşmüş, kredi taksitlerini ödeyememiştir. Banka sözleşmedeki bu düzenlemeden hareketle emekli maaşının dörtte birine bloke koyarak kredi borcuna mahsup etmiştir. Ne var ki İİK’nın 83/a maddesi gereğince haczedilemezlikten önceden feragat geçersiz olup henüz hakkında herhangi bir icra takibi başlatılıp maaşından haciz suretiyle borcun ödenmesine izin verildiği yönünde davacının iradesinin açıkça ortaya konulduğundan da bahsedilemeyeceğinden kredinin alınması sırasında takas ve mahsup yönünde verilen muvafakat da geçerli sayılmaz.

YARGITAY Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2017/(13)3-1980
KARAR NO : 2021/829

17/01/2023

Anayasa Mahkemesi 13.12.2022 tarih ve E.2021/35, K.2022/161 sayılı kararı ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 17/4/2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen geçici 4. maddesinin onuncu fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…Emniyet Hizmetleri Sınıfında…” ibaresini iptal etti, karar ile polis okulun da geçiriline başarılı eğitim öğretim dönemine ilişkin süreler emniyet hizmetleri sınıfında görevli olmasalarda borçlanılabilecek.

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI



Esas Sayısı : 2021/35
Karar Sayısı : 2022/161
Karar Tarihi : 13/12/2022
R.G.Tarih-Sayı : 5/1/2023-32064

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN: Ankara 7. İdare Mahkemesi

İTİRAZIN KONUSU: 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 17/4/2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen geçici 4. maddesinin onuncu fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…Emniyet Hizmetleri Sınıfında…” ibaresinin Anayasa’nın 5., 10. ve 60. maddelerine aykırılığının ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebidir.

OLAY: Emniyet Genel Müdürlüğü hesabına okunan sürenin borçlanılması isteminin reddine ilişkin işlemin iptali talebiyle açılan davada itiraz konusu kuralın Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

I. İPTALİ İSTENEN KANUN HÜKMÜ

Kanun’un geçici 4. maddesinin itiraz konusu kuralın da yer aldığı onuncu fıkrası şöyledir:

“Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte Polis Akademisi ile fakülte ve yüksek okullarda Emniyet Genel Müdürlüğü hesabına okuyan veya kendi hesabına okumakta iken Emniyet Genel Müdürlüğü hesabına okumaya devam eden öğrenciler ile Emniyet Hizmetleri Sınıfında 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmakta olanların, bahse konu okullarda geçen başarılı eğitim süreleri, istekleri halinde; borçlanma talep tarihinde ilgisine göre en az aylık alan polis veya komiser yardımcısının emekli keseneğine esas unsurları üzerinden, bu sürelere ait sigortalı ve işveren hissesi priminin tamamı borçlandırılmak suretiyle hizmetten sayılır. Bundan doğacak borç tutarının tamamı borcun tebliğ edildiği tarihten itibaren iki yıl içinde kendileri tarafından ödenir. Ayrıca, bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce üniversitelerin çeşitli fakülte, yüksek okul veya meslek yüksek okullarında kendi hesabına öğrenim yaptıktan sonra muvazzaf astsubay nasbedilenlerin sözü edilen okullarda geçen başarılı öğrenim süreleri de istekleri halinde; borçlanma talep tarihinde en az aylık alan astsubay çavuşun emekli keseneğine ait unsurlar üzerinden, bu fıkradaki esaslar dâhilinde borçlandırılarak tahsil edilmek suretiyle hizmetten sayılır.”

II. İLK İNCELEME

1. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü hükümleri uyarınca Zühtü ARSLAN, Hasan Tahsin GÖKCAN, Kadir ÖZKAYA, Engin YILDIRIM, Hicabi DURSUN, Celal Mümtaz AKINCI, Muammer TOPAL, M. Emin KUZ, Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Yıldız SEFERİNOĞLU, Selahaddin MENTEŞ, Basri BAĞCI ve İrfan FİDAN’ın katılımlarıyla 29/4/2021 tarihinde yapılan ilk inceleme toplantısında dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.

III. ESASIN İNCELENMESİ

2. Başvuru kararı ve ekleri, Raportör Alparslan KOÇAK tarafından hazırlanan işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu kanun hükmü, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

A. Anlam ve Kapsam

3. Sigortalılar askerlik, eğitim ve grev gibi iradeleri dışında veya ücretsiz izin ve staj gibi iradeleriyle çalışma hayatının dışında kalabilmektedir. Çalışma hayatının dışında kalmak sigortalıların sigortalılıklarının kesintiye uğramasına ve sosyal yardımlardan mahrum kalmalarına veya söz konusu yardımları elde etmelerinin gecikmesine neden olur. Bu sürelerin sigortalı hizmetlerden sayılması ve sigortalıların mahrum kaldıkları yardımların bir kısmından yararlanabilmeleri amacıyla ilgili dönem primlerinin borçlanılarak sonradan sigortalı tarafından ödenmesine ilişkin çeşitli düzenlemeler bulunmaktadır.

4. 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin dördüncü fıkrasında harp okulları ile fakülte ve yüksekokullarda Millî Savunma Bakanlığı hesabına okuyan veya kendi hesabına okumakta iken askerî öğrenci olanlar ile astsubay meslek yüksekokulları ve astsubay naspedilmek üzere temel askerlik eğitimine tabi tutulan adaylar, Polis Akademisi ile fakülte ve yüksekokullarda Emniyet Genel Müdürlüğü hesabına okuyan veya kendi hesabına okumakta iken Emniyet Genel Müdürlüğü hesabına okumaya devam eden öğrenciler ile polis nasbedilmek üzere polis meslek eğitim merkezlerinde polislik eğitimine tabi tutulan adaylar, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi ile fakülte ve yüksekokullarda Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı nam ve hesabına okuyan veya kendi hesabına okumakta iken Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı nam ve hesabına okumaya devam edenler ile subay ve astsubay naspedilmek üzere temel askerlik eğitimine tabi tutulan adaylar hakkında anılan maddenin (c) bendi kapsamındaki sigortalılara ilişkin hükümlerin uygulanacağı öngörülmüştür.

5. Söz konusu Kanun’un 46. maddesinin ikinci fıkrasında da fakülte veya yüksekokullarda kendi hesabına okuduktan sonra subay veya astsubaylığa nasbedilen veya yedek subaylık hizmetini takiben subaylığa geçirilenler ya da yedek astsubaylık hizmetini takiben astsubaylığa geçirilenler ile fakülte ve yüksekokullarda kendi hesabına okuduktan sonra komiser yardımcısı veya polis memuru olarak atananların başarılı öğrenim sürelerinin borçlanılması hâlinde sigortalı hizmetlerden sayılacağı hükme bağlanmıştır.

6. Anılan maddelerdeki öğrenim sürelerinin sigortalı sayılması ve borçlanılmasına ilişkin düzenlemelerle uyumlu olarak Kanun’un geçici 4. maddesinin onuncu fıkrasının birinci cümlesinde 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte Polis Akademisi ile fakülte ve yüksekokullarda Emniyet Genel Müdürlüğü hesabına okuyan veya kendi hesabına okumakta iken Emniyet Genel Müdürlüğü hesabına okumaya devam eden öğrenciler ile emniyet hizmetleri sınıfında 4. maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmakta olanların söz konusu okullarda geçen başarılı eğitim sürelerinin istekleri hâlinde borçlanma talep tarihinde ilgisine göre en az aylık alan polis veya komiser yardımcısının emekli keseneğine esas unsurları üzerinden bu sürelere ait sigortalı ve işveren hissesi priminin tamamının borçlandırılması suretiyle hizmetten sayılacağı belirtilmiştir. Anılan cümlede yer alan “…Emniyet Hizmetleri Sınıfında…” itiraz konusu kuralı oluşturmaktadır.

7. Bu itibarla söz konusu okullarda geçen başarılı eğitim sürelerinin borçlanılabilmesi için borçlanma talebinde bulunan kişilerin anılan Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte kural uyarınca emniyet hizmetleri sınıfında 4. maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmakta olmaları gerekmektedir.

B. İtirazın Gerekçesi

8. Başvuru kararında özetle; Polis Akademisi ile fakülte ve yüksekokullarda Emniyet Genel Müdürlüğü hesabına okuyan veya kendi hesabına okumakta iken Emniyet Genel Müdürlüğü hesabına okumaya devam eden öğrencilerin söz konusu okullarda geçen başarılı eğitim sürelerinin borçlandırılabilmesi için ilgililerin itiraz konusu kuralla emniyet hizmetleri sınıfında 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında çalışmakta olmaları şartının arandığı, diğer hizmet sınıflarında çalışmakta iken fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokullarından mezun olanlar için öngörülmeyen bir şartın emniyet hizmet sınıfında çalışanlar için hükme bağlanmasının belirli bir kesime imtiyaz tanınması niteliğinde olduğu, sağlanan borçlanma hakkının bu suretle orantısız bir şekilde sınırlandığı belirtilerek kuralın Anayasa’nın 5., 10. ve 60. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

C. Anayasa’ya Aykırılık Sorunu

9. Anayasa’nın 10. maddesinde “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir./Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz./Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malûl ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz./Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz./Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” denilmek suretiyle kanun önünde eşitlik ilkesine yer verilmiştir.

10. Anayasa'nın anılan maddesinde belirtilen kanun önünde eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin kanunlar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak kanun karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Kanun önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa'da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez (AYM, E.2017/47, K.2017/84, 29/3/2017, § 18; E.2020/95, K.2022/3, 26/1/2022, § 25).

11. Eşitlik ilkesi yönünden yapılacak anayasallık denetiminde öncelikle Anayasa’nın 10. maddesi çerçevesinde aynı ya da benzer durumda bulunan kişilere farklı muamelenin mevcut olup olmadığı tespit edilmeli, bu bağlamda aynı ya da benzer durumdaki kişiler arasında sosyal güvenlik hakkına müdahale bakımından farklılık gözetilip gözetilmediği belirlenmelidir. Bundan sonra farklı muamelenin objektif ve makul bir temele dayanıp dayanmadığı ve nihayetinde farklı muamelenin ölçülü olup olmadığı hususları irdelenmelidir. Ölçülülük ilkesi, amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunması gereğini ifade eder. Diğer bir ifadeyle bu ilke, farklı muamelenin öngörülen objektif amaç ile orantılı olmasını gerektirmektedir (AYM, E.2016/205, K.2019/63, 24/7/2019, § 65; E.2021/1, K.2021/32, 29/4/2021, §32).

12. Birer kolluk görevlisi olan astsubaylar ile emniyet mensuplarının benzer nitelikteki hizmetleri yerine getirdikleri gözetildiğinde 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olarak karşılaştırma yapılmaya müsait olacak şekilde benzer durumda oldukları görülmektedir.

13. Anılan Kanun’un geçici 4. maddesinde 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce üniversitelerin çeşitli fakülte, yüksekokul veya meslek yüksekokullarında kendi hesabına öğrenim yaptıktan sonra muvazzaf astsubay nasbedilenlerin başarılı eğitim sürelerini borçlanabilmeleri için başvuru ve borçlanma prim ödemesi dışında herhangi bir şart öngörülmemiştir.

14. Buna karşılık kuralla 5754 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihte Polis Akademisi ile fakülte ve yüksekokullarda Emniyet Genel Müdürlüğü hesabına okuyan veya kendi hesabına okumakta iken Emniyet Genel Müdürlüğü hesabına okumaya devam eden öğrencilerin söz konusu okullarda geçen başarılı eğitim sürelerini borçlanılabilmeleri için 5510 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki çalışmalarının emniyet hizmetleri sınıfında devam ediyor olması şartının öngörülmesi suretiyle astsubaylar ile emniyet mensupları arasında borçlanma yönünden farklılık yaratıldığı açıktır.

15. Her iki kesim arasında yaratılan bu farklı muamelenin nesnel ve makul bir nedene dayandığı söylenemez. Nitekim Kanun’un gerekçesinde de emniyet mensupları aleyhine öngörülen bu farklı uygulamaya dayanak teşkil edecek herhangi bir açıklamaya da yer verilmediği görülmektedir.

16. Açıklanan nedenlerle kural Anayasa’nın 10. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.

Kuralın Anayasa’nın 5. ve 60. maddelerine de aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de bu bağlamda belirtilen hususların Anayasa’nın 10. maddesi yönünden yapılan değerlendirmeler kapsamında ele alınmış olması nedeniyle Anayasa’nın 5. ve 60. maddeleri yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

IV. HÜKÜM

31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 17/4/2008 tarihli ve 5754 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle başlığı ile birlikte değiştirilen geçici 4. maddesinin onuncu fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “...Emniyet Hizmetleri Sınıfında...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE 13/12/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başöğretmen Atatürk ve O'nun gibi idealist, vatan, millet, bayrak sevgisiyle dolu nesiller yetiştiren tüm öğretmenlerimi...
24/11/2022

Başöğretmen Atatürk ve O'nun gibi idealist, vatan, millet, bayrak sevgisiyle dolu nesiller yetiştiren tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü kutlu olsun.

Address

Atatürk Mahallesi 75. Sokak No: 2/7
Ortaca
48600

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Asutay Hukuk posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Asutay Hukuk:

Share