Kabataş HABER

Kabataş HABER Kabataş HABER sitesi, ilçemiz ve etkileşim içerisinde olduğumuz yakın ilçelerde meydana gele

📢 DUYURUSevgili dostlar,Oğlumuz Emre Kökten’in hayatını birleştireceği bu özel günde sizleri de aramızda görmekten büyük...
22/06/2025

📢 DUYURU
Sevgili dostlar,

Oğlumuz Emre Kökten’in hayatını birleştireceği bu özel günde sizleri de aramızda görmekten büyük mutluluk ve onur duyarız.

Sevgilerimizle,
Dilara & Emre
Babası: Muzaffer Kökten
Annesi: Nuray Kökten

---‐---------------------------
💍 DÜĞÜN MERASİMİ
📅 Tarih: 29 Haziran 2025 Pazar
🕕 Saat: 18.00 – 23.00
📍 Yer: Doğa Park Düğün Salonu
📌 Adres: Merkez Kümeevleri, Yenice Mah. No:70/1, Kabataş / Ordu

Bu anlamlı günümüzde sevincimizi paylaşmanız bizlere güç verecektir.

05/05/2025

Kabataş Kamu Takımı Turnuvaya Galibiyetle Başladı!

Sebahattin Belen kaptanlığındaki Kabataş Kamu Takımı,
Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği Ordu Şubesi’nin düzenlediği
2025 Kurumlar Arası Halı Saha Turnuvası’nda
B Grubu ilk maçına çıktı…
Ve sahadan 7-4’lük net bir galibiyetle ayrıldı!

Takım ruhu, mücadele ve inanç…
Hepsi bu maçta sahadaydı!

Kabataş Kamu Takımını bu anlamlı başarıdan dolayı yürekten tebrik ediyor,
Takımımıza turnuvanın geri kalanında da gönülden başarılar diliyoruz!

🌼 Tüm Emektar Arıcı Dostlarımıza Selamlar!Bu videoyu arıcılık camiasıyla paylaşmanız bizi mutlu eder. 🐝📸 Neler Var?Ordu'...
15/02/2025

🌼 Tüm Emektar Arıcı Dostlarımıza Selamlar!
Bu videoyu arıcılık camiasıyla paylaşmanız bizi mutlu eder. 🐝

📸 Neler Var?
Ordu'nun Kabataş ilçesi ve çevresinden Doğu ve Güneydoğu illerine göç eden gezgin arıcılarımızın 2015 yılında çekilmiş fotoğrafları! Arıcıların zorlu yaşam koşullarını, Hamza Eren ve Mehmet Şahin hocamızın objektifinden ekranlarınıza yansıyor.

🙏 Teşekkürler:
Değerli hocalarımız Hamza Eren ve Mehmet Şahin'e, bu anlamlı fotoğrafları bizlerle paylaştığı için teşekkür ediyoruz.

🔔


gezgin arıcılar, Ordu Kabataş arıcılık, Doğu Anadolu bal üretimi, göçebe arıcılık 2015, arıcılık belgeseli, arı yetiştiriciliği, Türkiye arıcılık coğrafyası, Hamza Eren, Mehmet Şahin, 2015 arıcılık arşivi, Anadolu'da göç yolları, emektar arıcılar, arıcılık emekçileri

Ordu'nun Kabataş ilçesi ve çevresinden Doğu ile Güneydoğu illerine göç eden gezgin arıcılarımızın zorlu yaşam koşulları, bal üretiminin arka planı ve Anadolu...

10/02/2025

Ders Anlatım Tekniği Tez Konusu Oldu

Kabataş Şifasuyu Mahallesi'nde doğan, Taşarası İlkokulu mezunu ve şu anda Ordu Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde Türkçe öğretmenliği yapan Yazar Murat Kömür'ün ders anlatım tekniği, Ordu Üniversitesi tarafından bilimsel incelemeye konu oldu.

Öğrencilerinin her hafta en az bir kitap okuduğu, okudukları kitaplarla ilgili birbirlerine sorular sorarak tartıştıkları, en çok etkilendikleri sahneleri kara kalemle resmettikleri ve her ay Bilim Çocuk dergisi alarak eğlenceli yarışmalar düzenledikleri bu yöntem, ODÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü Türkçe Eğitimi Bölümü tarafından gözlemlenerek araştırıldı.

Yapılan bilimsel çalışmalar sonucunda, Türkçe öğretmeni Murat Kömür’ün bu yenilikçi yöntemi, "Fark Yaratan Bir Türkçe Öğretmeninin Okuduğunu Anlama Becerisine Etkisi" başlığıyla tez olarak kabul edilerek akademik dünyaya sunuldu.

10 Şubat 2025 ,
Kabataş haber,
ve,
Kabataş Sevdası sundu.


*maAlışkanlığı




*maTartışma










İlçemizin esnaflarından, Kabataş ilçe merkezinde tavuk dürüm, döner ve düğün organizasyonlarında yemek hizmeti sunan Düd...
05/11/2024

İlçemizin esnaflarından, Kabataş ilçe merkezinde tavuk dürüm, döner ve düğün organizasyonlarında yemek hizmeti sunan Düdüklük Mahallesinden 'in oğlu, Ahmet Güney’in düğün merasimi, 10 Kasım Pazar günü akşamı Kabataş Belediye Düğün Salonu'nda gerçekleştirilecektir. Eline davetiye ulaşan ya da ulaşamayan tüm dostlarımız düğüne davetlidir.
--------------------------------

Tel: 0535 522 1676

Oğlumuz Enes Kömür'ün  28 Temmuz 2024 Pazar günü saat 17:00-23:00 arasında Çerkezköy Fatih Mah. Turgut Sok. No: 26 D: 2 ...
19/07/2024

Oğlumuz Enes Kömür'ün 28 Temmuz 2024 Pazar günü saat 17:00-23:00 arasında Çerkezköy Fatih Mah. Turgut Sok. No: 26 D: 2 adresinde düğünü vardır.👰🤵
❤️
Bu mutlu günümüzde sizleri de aramızda görmekten büyük mutluluk duyacağız. Hepinizi bekliyoruz! 💐
❤️
Nurhan & Ertuğrul KÖMÜR
0535 208 82 09📞☎️

09/06/2024

Şifa Suyu Kabristanlığı Bayram Ziyaretleri İçin Hazır!

Şifa Suyu Mahallesi Muhtarı Erdoğan AÇIKBAŞ, yaklaşan Kurban Bayramı dolayısıyla kabristanlık temizliği yaptı.

Büyükşehir Belediyesi ekiplerinin de yardımıyla yabani otlardan arındırılan kabristanlık, bayram ziyaretleri için hazır hale getirildi.

Muhtar ERDOĞAN, çalışmalara destek veren Büyükşehir Belediyesi ekiplerine ve temizliğe destek veren Mahalle Sakinlerine teşekkür etti.

04/05/2024
07/04/2024

"İmkansızlıklarla Dolu Bir Yolculuk: Ordu Kabataş Elbeyi 1 İlkokulu'nun İnşası"
------------------
Ordu Kabataş Elbeyi 1 İlkokulu'nun yapım süreci, imkansızlıklarla dolu ancak fedakarlık ve azimle aşılan bir yolculuğa işaret ediyor. Halk ozanı, şair ve yazar Dursun Kura'nın kaleminden çıkan bu hikaye, sadece bir okulun inşası değil, aynı zamanda bir toplumun dayanışma ve kararlılığının destansı bir yansımasıdır. Ordu İli Kabataş İlçesi, Elbeyi Mahallesindeki bu olağanüstü süreç, zorluklar karşısında nasıl bir araya gelindiğini ve birlikte nasıl başarıya ulaşıldığını anlatıyor.

-----------------------------

ELBEYİ-1 İLKOKUL’UNUN YAPIM HİKAYESİ. YOKLUĞA KARŞI AZİM, MÜCADELE VE BİRLİĞİN GÜCÜ

İlçe Kaymakamı ile Muhtar karşılaşırlar. "Sen nerenin muhtarısın?" diye sorar. Muhtar da "Ben Elbeyinin muhtarıyım" der. "Sen birazdan Benim odama gel" der. Muhtar gider. "Senin köyün elindeki notlara göre büyük bir köy, 300 hane olduğu yazıyor. Doğru mudur?" Muhtar da "Belki daha fazladır efendim" der. "Sen köyün okulu yok. Sen bir arsa tespit et, oraya bir okul yapalım. Sen bir dilekçe yaz" der, eline bir kağıt kalem verir. Ama Muhtar ne yazacağını bilemez ve dışarı çıkar. O zamanki dönemlerde dilekçe yazan arzuhalcılar var, gider yanına der "Bana bir dilekçe yaz". O da yazar: "Köyümde 300 hane, 2000 nüfus. Köyde yeni yazıyı bilen sadece 10 kişi kadar erkek var, kadınlarda hiç yok. Köyüme bir ilkokul yapılmasını arz ederim" der, imzalar. Kaymakamın katibine verir. Aradan bir hafta geçer, köyde iki tane jandarma gelir. "Muhtarı seni Kaymakam bey çağırıyor" der. Haydi, ilçeye varırlar. Muhtar arsa temin eder. "Sizin köye okul yapalım" der. Ben değerlendirdim çevrede, senin köyün okula ihtiyacı var. Muhtar köye gelir. Muhtar köye, "O zaman köylerde bekçi var azalar, muhtarlar karar alır. Cuma günü bütün köy erkekleri cami yanında toplansın. Şimdiki gibi telefon yok" çıkar, mahallenin belirli yerlerine seslenir. "Cuma günü, köyü muhtarının emri herkes toplantıya çıkartılacak, katılmayanlara ceza yazılacak" derler. Halk toplanır, masa yok, sandalye yok, halk ayakta. Muhtar, "Ağza beşli protokol ortada, beştir resmi elbiseler, elinde tüfekli başında bekçi şapkası, belinde küçük tüfek, elinde Kırıkkale Mavzer, hakiki vermeyecek, çarpar karıştırmış bugünkü koruma polisleri gibi" der. Muhtar, "Bu köyün halkı, bakın, Kaymakam beyin emri veya okul yapılıyor, bizim arsa vereceğiz, devlet yapacak" der. Birkaç kişiden araziyi istenir, fakat kimse yer vermez. "O zaman yapılmasını istemiyorsunuz" denir, fakat okulda lazım. Bu kez şu anki Elbeyi İlkokulunun olduğu arazi köyün caminin yanında dar ve yamaç arsa, yapmak için çok çalışmak lazım, köylü toplanır, bu günkü gibi kepçe, dozer yok, hatta demir kürek bile yok. Herkes tarla kazdığı kazması ile başlarlar eşmeye. Usta olanlar tahta bulur, 5 tane kürempe denen aletlerden yapar, bir hafta çalışırlar, bayağı bir düzlük meydana çıkarlar, derler. Ama kazdıkça da insan kemikleri çıkar, alırlar, başka yerlere.



Arsa çıkar meydana. Fakat sadece okul yapabilecek kadar bahçe yok, çocuklarımızın andımızı okuyacağı alan yok, çeşme yok, tuvalet yok. Muhtar, Fatsa'ya kadar gider, bünyede su getirmek için topraktan boru olduğunu duyar, oradan anlaşır bir esnaf ile 600 tane boru, 50 santim uzunluğunda boruların onar tane paketlenmiş bir pikap bulur, Çatalpınar'a kadar getirir ve köye yine yaya gelir. Köyde ne kadar at, eşek varsa hepsini bekçi liste yapar, herkes getirebildiği kadar yüklenir ve düşer yola, o toprak porek adı da denilirmiş. Su kanalları yine köylü kazı. Bir de küçük çeşme yapılır. Su akar ve Kaymakam bakanlığa Muhtarın dilekçesini gönderir ve okulun yapımı için ihale açılır, arsaya ve köye göre müteahhit, "Ben buraya binayı nasıl yapacağım, deryol yok, k*m yok, taş yok, kereste yok, olmaz" En son noktayı yine okulun yapın, yok, gelin. Bizler de bazen malzemelerden yardımcı olalım sizden. Bu yıl bütçe parası almayalım, o zamanlar bütçe parası varmış, bütçe parası almayalım, der. Her hane, okul yapılan alana 1 metreküp taş getirsin, der.



Herkes razı olur, taşı ölçmek için 1 metre eni, 1 metre yüksekliği, boyu olan bir kalıp yapılır, her hale derelerden, tarlalardan taş toplar, fakat taşı taşımaya araç yok, hatta el arabası bile yok. Kimi arkasında tahtadan semer denen aletlerden yapar, taşları herkes toplayıp taşı ayrı ayrı yerlere konur, muhtara teslim ederler, 300 m³ taş toplanarak okulun yapımında. Fakat köşe ve pencere taşları yok. Bu Ustalar arar ve ılacak deresinde kırmızı renkteki taşı görürler, oradaki taşları da köşe taşı yapmak için çivi, manile ve balyoz ile sökerler. Fakat taşınmaya yol yok, araç yok, el arabası yok, yine insan gücü ile araziyi yamaçtan, ağaçtan kayhı denen alet ile taşınmaya başlarlar. Bütün köy halkı, köyde kaç tane gücü yerinde olanlar varsa katılır, imece usulü taşırlar. Müteahhit gelir ve görür ki arsa eşinmiş, taş hazırlanmış, su gelmiş, tamam der. "Ben bu okulu bu sene buraya yapacağım" der, çevredeki taş ustaları ile anlaşır. Şimdi gölköy'den çimento gelecek, yol yok. Yine köyde atı olanlara gider, ilçeye 30 tane at, 60 çimento torbasını yükler, atlar düşerler yollara. Müteahhit der ki, "Size de atınıza da benim ikramım olsun", atlara bir çuval alfa alır, insanlara da herkese bir ekmek, 5 kiloluk bir helva teknesi alıp.



Akşama köye geri gelirler, fakat çimentolar yırtılmasın diye 2 tane çuval götürürler, at sahipleri, çimentolar çuvallar konup yüklenir, altlarına. Köye gelince çimentolar yağmurdan ıslanmasın diye üzerine naylon yok, branda yok, hartama tahtasından örtülür ve yağmurdan korunur. Şimdi k*m yok. Derelerden her hane 1 metreküp k*m toplar, atla eşekle taşır inşaat sahasına. Şimdi de kireç istiyor. Ilıcak mevkinde taşlar toplanır ve kireç yapma kararı alınır, kireç yapmasını bilen Çukurcak köyünden Yeğenoğlu Nuri Karatuzla getirilir, o yapar. Taşları fırında nasıl olduğunu gösterir, odun bol, üç gün, üç gece fırında yanan taşlar kireç olur ve soğuması için üzeri açılır, ve yine taşıma işi köylüye düşer. Bu sefer çuval ile değil, hey denen kaplar ile taşınır okulun sahasına. Bir kuyu kazılır, kirece su dökünce kireç çatlayıp dumanı çıkıp erir, ve kireç kaymağı kuyuda kalır, tortusu atılır.



Malzemelerin bir kısmı hazırlanır ve inşaat başlamış olur. Fakat daha çok iş var, kereste lazım, tezgah yapmaya, taş duvarların arasına hatıl için düzgün, sağlam ağaç lazım. Köyün birinden anlaşırlar, 10 tane tapulu arazisinden ağaç satın alınır, fakat kesme işi balta ile biçme işi el hızları ile tezgahlar kurulur, ağaçlar bir yere toplanır, biri yontar, ikisi el hızarıyla biçer, günlerce o işte öyle hallolur. Taş duvarlar kalınlığı 70 santim olarak yapılır, taş duvara bir iki ay içinde yapılır ve iş şimdi çatı ve döşeme işi var. Çatı yapmaya, köyden, köy ormanından ve ağaç getirilir, ve biçilir. Demirci körüğünde biraz demir getirilerek uçları sivriltilir, bağlantı yerlerine çakılması için hazırlanır. Pelit dediğimiz ağaçlara sert olduğu için çiviler çakılmaz, bekçiye yine iş düşer, okula yakın mahallelere gider, her evden bir kaşık tereyağı alır ve elinde bir avuç kürek konur, çivi önce yağ batırılır, sonra çakılır. Böylelikle çatı yapımı ve üzeri kiremit, projede kiremit en yakın Korgan ilçesi Koçcağız köyünde yapılıyormuş, oraya gidilir, yaya müteahhitle anlaşılır, 4.000 tane kiremit, ama yol yok. Yine köyün at ile eşeklerini hiç düşer, yine köye, "Yarın okulun kerem'i de taşınacak, atı eşeği olan, sabahın erken saatlerinde düşer yola, orada kaç tane getirebiliyorsa, yüklerler hayvanlarını, hep beraber." Kiremit birkaç gün içinde taşınır, inşaat sahasına. Fakat kiremiti örtmesini bilen yok. Yine müteahhit bir eleman getirir, köylülerin yardımı ile örtülür, fakat tavan tahtası çam ve silinmiş olacak, atölyeden çıkmış olacak, bu yine ilçede var, oradan 3 metre uzunluğundaki tahtalar, atlara yüklenip düşülür yola. Ne kadar tahta ittiğini müteahhit bilir, çakmaya köy ustaları çağırılıp, ters tavan denilen modelde çakılır tahtalar tavana. Şimdi sıva istiyor, sıva yapmayı bilen usta yok, birkaç kişiye "biz yaparız" der. Ama ne mastar var, ne mala tirfil, yine müteahhit bulur ve getirir. Böylelikle sıva işi yapılır. Şimdi kapı pencere işi, 14 pencere, 4 iç kapı, bir giriş kapısı lazım. Yine Gölköy'den alıp getirilir müteahhit atlarla. Kapılar takılır, pencereler takılır, fakat cam yok, aylarca beklenir, cam gelecek diye. Nihayet camlar sandıklarla kesilmiş ölçüye göre konur, yine atlara yüklenip yerine konup, macunlanıp teslim edilir.



Okulun ilk sıvası biter, fakat baca yapmaya beyaz kireç yok, veya boya yok. Getirilen kişiler için süzülen kaymağından ayrılıp, badana yapılır. Taban soğuk olmasın diye tahta döşeme yapılır, önce mertekler yerden 1 metre yükseğe çıkarıp hazırlanır, odaların döşemesi olur, badana olur. Şimdi dış sıva ve çevre düzenlemesi yapılacak, yine köylü vatandaş koşar yardıma. Eş kürempe ile bir düzlük meydana gelir, fakat çamur etraftan yine biraz taş toplanıp çeşme-okul kapısı arası döşenir ve üzerine beton yok, k*m konur. İşte böylelikle hallolur.



Şimdi sıra okulun bahçesine, ağaç dikilir derler. Her çocuk bir ağaç diker, bakımını yapar. İkinci dönem, yani şubat tatili bitince, okul eğitime hazır olur. Fakat okulu ısıtacak soba yok, boru yok. Okulda yazı tahtası yok. Tokat'ın Niksar ilçesine gidilir, atla oradan 2 soba boru yaptırılır, atlara yüklenilip getirilir. Bazı tahtalarını oradaki çam tahtaları yazı tahtaları yapılır. Fakat siyah boya yok. Her evden bir yumurta, biraz kurum alınır, bir büyük tenekeye kurum eklenir, yumurtaların sarısı ile kurum yoğrulur, yazı tahtaları boyanır. Bu kez tebeşir yok, tebeşirde kireç yapılan toz beyaz taş ile hallolur. İşte böyle, zor günlerdi okul serüveni. Okulun yapımında çok zahmet çekilir ve okul bir yılın içinde eğitime hazır olur. Köye okul yapılmadan önce öğretmen gelir, Erzurumlu İsmet Kara der halka: "Siz okul yaptınız ama sizde ok*ma aşkı yok. Siz yıllar sonra ancak öğrenirsiniz ok*manın kıymetini." 50 kadar erkek öğrenci var, kızları okula gönderilmez; neymiş okuldaki kızlar kocaya kaçarmış, okul günahmış, ayıpmış. Fakat bu halk yıllar sonra farkını ancak anladı, okulda insanlık ve yaşam öğrenildiğini. Okulun yapımında sadece köy erkekleri çalışmadı, köylü kadınlar da günlerce arkalarından sepetlerde yemek ve bakraçlarla yemek taşıdı. Bu insanların emeğinin hiçbir zaman tam karşılığı ödenmez, fakat daha çok emeği geçen insanlar var.



Ama anlayan kişilere bu kadar özet yeter ve artar bile. Ama şimdi, okul kapanınca, okulun ne camı kaldı, ne kapısı kaldı; hepsini vurup kazmayla kırdılar. Bunun yapan yine o okulu yapan insanların torunları. Bir başka yerde olsa, o binayı gözü gibi korumaya alır, fakat bizim halkımız "Getir kepçeyi, yıkın" diyecek kadar gerçeklerden habersiz ve bilgisiz. "Sen ecdadından hatıra kalsın diyecek yere yıkın" diyen var. İstanbul'a gitmiş, bir pantolon, bir gömlek almış, "Ben oldum" diye hava atıyor. Büyük şehirlerde tarihi binalardan bir taş alamazsın, zarar veremezsin. Şu an 70 yıllık bir bina, bugünkü yapılan binalardan daha sağlıklı. Bu binayı kültür mirası yaparak çeşitli amaçlarla kullanabilir. Birileri bu işe el atsın, diyorum. Köyüm İstanbul Derneği var, Kültür Eğitim Derneği var, hane kültür, hane eğitimli kişi gidip okulun camını kırmaz, kapısını sökmez, geçmişin geleceği taşır. Örf, adet, biz bu aletlerle çalıştık, bunları kullandık der. Sadece bizim eğitimimiz okur-yazar olarak kalmış, teknoloji ve araç yapma kullanma olmamış. Benim bu yazımdan belki de rahatsız olan kişiler çıkabilir, onları da hoşgörür, bilmediğine bağışlarım. Bugün köyde 7 tane cami var, bir görevli var, bir çivisi kaybolsa neler söylenir, ama bu okulun bu hali görünmez. Okul onarılarak köyün kültür hizmetinde kullanılmalı, gelen nesile dede hatırası olarak. Bu gibi yokluk içinde yapılan köy hizmetleri nedense görmezden geliniyor. Yol, su, okul, köprü, birileri zahmet çekerek yapıyor ama şu yaptığı hayır gelmez deniliyor. Ama bu gibi hizmetler yıllarca köyün ortak malıdır, korunması gerekir. Birileri zahmet çekip, görevini yaparken, diğerleri bu hizmetleri küçümsememeli, değerini bilmeli.



Eğitim kurumları tarih, çevre, doğa korunması için çaba göstermelidir. Gidenin bir daha yerine gelmesi mümkün olmaz. Elimizdeki değerleri korumalı, gelecek nesillere aktarmalıyız. Örneğin, köydeki ecdadın yadigarı pelit ağaçları vardı, yıllar önce dikilmişti. Her kişi orada dinlenir, muhabbet ederdi, fakat kesildikten sonra oraya uğrayan bile kalmadı. Eğitim kurumları, çevreyi koruma bilinciyle, tarih ve doğal mirası korumalıdır.



Okulların yapımı ve korunması için çaba gösterenler, tarihi ve kültürel mirası korumak adına büyük bir özveriyle çalışmışlardır. Bu emeklerin ve değerlerin farkında olmalı, geçmişin hatıralarını gelecek nesillere aktarmalıyız. 1928 yılından 1953 yılına kadar 25 yıl geçmesine rağmen, bizim köyde okur-yazar on kadar erkek var, bir tane bile kadın yok. Köylü fakir, çarşıya uzar, adam gücü yok, tam kapalı bir yaşam yaşanmış. Köydeki ilk badanalı, camlı pencereli, üzeri kiremit örtülü, ters tavanlı, çam tahtası çakılı bina okul olmuştur. Köye gelen öğretmen köyün her şeyi olmuş; tarım, sağlık, ok*ma-yazma, ticaret, hukuk, her şey ona bakarak örnek alınmış. Ancak, 1953 yılındaki öğretmenin dediği söz ne kadar yerinde; halen yüksek rütbede ne asker, ne hukukçu, ne sağlıkçı, ne de tarım uzmanı var. İşte köyün halen başka birilerinin yönettiğinin işaretidir.

Bu bilgiler, vefatından önce dönemin köy muhtarı Ali Köksal'ın anlatımlarından derlenmiştir. Derleyen: Dursun KURA : Nisan 2024



Dursun Kura

Address

Ordu
52000

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Kabataş HABER posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share