14/03/2022
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, kusur belirlemesi, nafakaların ve tazminatların miktarı yönünden; davalı erkek tarafından ise tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı erkeğin tüm, davacı kadının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
Mahkemece, davacı kadının kardeşinin erkeğe şiddet uyguladığı, davalı erkeğin ise; eşine ve müşterek çocuklara fiziksel şiddet uyguladığı, eşine hakaret ettiği gerekçesiyle evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında, erkeğin ağır kusurlu olduğu kabul edilerek, tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Ancak somut olaya göre kadının kardeşinin erkeğe şiddet uygulaması vakıası, kadına kusur olarak yüklenemez. Gerçekleşen bu duruma göre, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekir. O halde davalı erkeğin ağır kusurlu olduğu kabul edilmesi doğru bulunmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, davacı kadın yararına hükmolunan maddi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanunu'nun 50 ve 51. maddesi hükümleri nazara alınarak, daha uygun miktarda maddi tazminat (TMK m. 174/1) takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.