Kozan&Yumuk Hukuk Bürosu ve Danışmanlık

Kozan&Yumuk Hukuk Bürosu ve Danışmanlık HUKUK DAVALARI VE DANIŞMANLIK, BOŞANMA, MİRAS, İŞ, MİRAS, TÜKETİCİ, KAMULAŞTIRMA, İCRA, TİCARET, VERGİ, TANIMA VE TENFİZ, GAYRİMENKUL DAVALARI - AVUKAT

23/03/2015

KESİNLEŞEN BOŞANMA İLAMI • TAZMİNAT VE NAFAKA ALACAĞI

ÖZET: Kesinleşmiş olan boşanma ilamında yer alan tazminat ve nafaka alacaklarının temyiz edilmiş olması bu alacakların takibe konu edilmesini engelleyemez.

Boşanma hükmü kesinleştiğine göre, nafaka ve tazminat alacağı kesinleşip kesinleşmediğine bakılmaksızın takibe konulabilir hale gelmiştir.


Y.HGK E: 2008/12-656 K: 2008/638 T: 22.10.2008

Taraflar arasındaki şikayet davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Manisa 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nce şikayetin kabulüne dair verilen 11.02.2008 gün ve 2008/59-57 sayılı kararın incelenmesi karşı taraf/alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 13.05.2008 gün ve 2008/7485-10219 sayılı ilamı ile;
(… Kural olarak boşanma ekinde verilen maddi-manevi tazminat HUMK’un 443. maddesi gereğince kesinleşmeden takibe konulmaz. Ancak, boşanmaya ilişkin hükmün kesinleşmesi halinde tazminata ilişkin hükmedilen alacağın tahsili için kesinleşme aranmaz. Keza tedbir niteliğinde verilen nafakanın da tahsili için kesinleşmesi gerekmez. Mahkemece açıklanan nedenlerle istemin reddi yerine kabulü isabetsizdir…), gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:
Karar: İstek, icra müdürlüğü işlemini şikayete ilişkindir.
Alacaklı tarafından borçlu aleyhine ilamlı takibe girişilerek, boşanma bölümü kesinleşen ilama dayanılarak ilamda yer alan 11.000,00.-YTL maddi ve 5.000,00.-YTL manevi tazminat taleplerini içerecek şekilde, ancak bu kalemler açıklanmadan 15.000,00.-YTL asıl alacak ve 112,50.-YTL işlenmiş faizi, 900,00.-YTL ilam vekalet ücreti, 162,40.-YTL yargılama gideri ve 2,00.- YTL işlenmiş faizi, 900,00.-YTL ilam vekalet ücreti, 162,40.-YTL yargılama gideri ve 2,00.-YTL bakiye karar harcı ve 8,00.-YTL posta pulundan oluşan masrafları ile birlikte toplam 16.184,90.-YTL alacağın icra gideri, icra ücreti vekaleti, takip tarihinden başlayacak yasal faizi ile ve Perihan için her ay işleyecek aylık 100,00.-YTL yoksulluk nafakası ve küçük Nida için her ay işleyecek 100,00.-YTL iştirak nafakası ile birlikte tahsili istenmiştir.

Eldeki şikayet ile, kararın boşanma davası yönünden kesinleştiği, ancak maddi ve manevi tazminata ilişkin hükmün kesinleşmediği ve temyiz edildiği, dayanak mahkeme kararında maddi ve manevi tazminatın, kararın kesinleşmesinden sonra yasal faizi ile birlikte tahsili gerektiği yolunda hüküm bulunduğu, buna rağmen karar kesinleşmeden icraya konulduğu, bu bakımdan yapılan takibin iptaline karar verilmesi gerektiğinden takibin iptali talep edilmiştir.
Mahkemece “İlama aykırı takip yapıldığı yönündeki şikayetin kabulü ile, Manisa 2. İcra Müdürlüğü’nün 2008/879 esas sayılı dosyasında borçlu Recep hakkında yapılan ilamlı icra takibinin iptaline” karar verilmiştir.
Karşı taraf/alacaklı vekilinin temyizi üzerine özel dairece karar, “Boşanmaya ilişkin hükmün kesinleşmesi halinde tazminata ilişkin hükmedilen alacağın tahsili için kesinleşme aranmayacağı, keza tedbir niteliğinde verilen nafakanın da tahsili için kesinleşmesi gerekmediği, mahkemece açıklanan nedenlerle şikayetin reddi yerine kabulünün isabetsiz olduğu” gerekçesiyle, bozulmuş; mahkemece önceki kararda direnilmiştir. Hükmü temziye karşı taraf/alacaklı vekili getirmektedir.
Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; takip dayanağı ilamın boşanmaya ilişkin bölümünün kesinleşmiş olması karşısında, ilamda yer alan, ancak kesinleşmeyen maddi ve manevi tazminat ile tedbir nafakası vs kalemlerin kesinleşmeleri beklenmeden tahsilinin istenip istenemeyeceği noktasında toplanmaktadır.
Öncelikle, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 443. maddesinin ortaya konulmasında yarar vardır. Anılan maddede:
Öncelikle, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 443. maddesinin ortaya konulmasında yarar vardır. Anılan maddede:
“Temziyi dava icrayı tehir etmez. Ancak müstedi indettemyiz haksız çıktığı takdire mahkümunbihi eda ve teslim edeceğine dair kefaleti kaviye göstermek veyahut mahkumunbih olan nukut ve eşyayı bir mevkii resmiye depozito etmek veya hasmı tarafından emval ve emlaki haczedilmiş olmak şartiyle mahkeme temyiz talep üzerine müstacelen icranın tehirine karar verebilir (ilgili madde İİK m.36).
Müstedi Devlet ise veya müzahereti adliyeye (m. 465-472) nail olup da davanın ve hükmün mahiyetine ve ahvali saireye nazaran icranın tehiri icap ediyorsa bile teminat icranın tehirine karar verilebilir.
Nafaka hükümleri müstesnadır.
Gayrimenkule ve buna mütealik ayni haklara ve aile ve şahsın hukukun mütedair hükümler kat’iyet kesbetmedikçe icra olunamaz.
Hükmün kesinleştiği ilamın altına veya arkasına yazılıp, tarih ve mahkeme mührü konmak ve mahkeme başkanı veya hakimi tarafından imzalanmak suretiyle belirtilir” hükmü yer almaktadır.
Görülmektedir ki, kural olarak boşanma ilamı ile birlikte hükmedilen

maddi ve manevi tazminatın boşanma kararlarının eklentisi olması nedeniyle boşanma ilamı kesinleşmeden takibe konu edilmesi, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 443. maddesi karşısında mümkün değildir.
Boşanma kararının kesinleşmesi halinde ise bu ilamla birlikte hükmedilmiş olsa bile kesinleşmeyen maddi ve manevi tazminata ilişkin hükmün, takibe konu edilmesi olanaklıdır. Yine, tedbir niteliğinde hükmedilen nafakanın da takibe konu edilmesinde buna ilişkin hükmün kesinleşmesi aranmaz.
Nitekim, ayanı ilkeler Hukuk Genel Kurulu’nun 28.02.2001 gün ve 2001/12-206 Esas, 2001/217 Karar sayılı ilamında da vurgulanmıştır.
Somut olayda; Manisa 1. Aile Mahkemesi’nin 2006/1001 Esas, 2007/567 Karar sayılı kararı boşanma yönünden kesinleşmiş; hükmün diğer kalemleri yönünden ise, temyiz edilerek 22.01.2208 tarihinde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’ne gönderilmiş olmakla karar takip tarihinde tazminatlar yönünden kesinleşmemiştir.
Görüldüğü üzere kesinleşmeden icra olunamayacağı belirgin olan boşanma hükmü kesinleşmiş; bu hükme bağlı olarak hükmedilen ancak temyize konu edilmekle kesinleşmemiş olan diğer alacak kalemleri ise, boşanma hükmünün kesinleşmesi ile birlikte, kesinleşip kesinleşmediklerine bakılmaksızın takibe konulabilir hale gelmiştir.
Bu durum karşısında, mahkemece Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen bozma ilamına uyulmak gerekirken, somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle şikayetin kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Karşı taraf/alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, dineme kararının özel daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı HUMK’un 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek haminde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 22.10.2008 gününde, oybirliği ile karar verildi.

23/03/2015

BORÇLAR HUKUKU • ALIŞVERİŞ MERKEZİNİN OTOPARKINA BIRAKILAN ARAÇTA HASAR • ZARARDAN DOĞAN SORUMLULUK

YARGITAY 7. HUKUK DAİRESİ
E: 2007/4601 K: 2007/4310 T: 20.11.2007

Özet: Alışveriş merkezine gelen müşterilerin araçları için otopark tahsis eden şirketin, alışveriş merkezine gelerek aracını otoparka parkeden müşterilerin araçlarını koruma yükümlülüğünü de üstlendiği kabul edilmelidir.

Bu nedenle davalı şirket otoparka bırakılan araçtaki zarardan sorumludur.

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı tarafça istenilmiş olup, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla; dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüldü:

1- Dava niteliği ve içeriği itibarıyla sözleşme ile üstlenilen edimin gereği gibi yerine getirilmemesi nedeniyle uğranıldığı öne sürülen zararın tahsili istemine ilişkindir. Toplanan delillerden ve özellikle dinlenilen tanık beyanları, fotoğraflar, alışveriş fişleri ve yapılan kefil sonucu alınan uzman bilirkişi raporu içerdiğinden davacının 15.08.2004 tarihinde kendisine ait 34 plakalı 1996 model kamyoneti ile yanında evli ve çocukları olduğu halde alışveriş amacıyla davalı şirketin malik ve işleteni olduğu C. Bayrampaşa Alışveriş Merkezi’ne geldiği, aracını alışveriş merkezinin hemen yanında davalı şirket tarafından "C. Açık Otoparkı" olarak levhalarla gösterilen ve güvenlik kameraları ile de izlenilen bölüme park ettiği, aracın güvenliği davalı şirket tarafından sağlanan bu otoparktan çalındığı, otopark hizmeti nedeniyle ayrıca bir ücret alınmadığı, otoparkın başkası tarafından da işletilmediği anlaşılmaktadır.

Mahkemece taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunmadığı ve otoparkın davalı şirket tarafından işletilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de varılan sonuç davanın niteliğine, tarafların sıfatına, dosya kapsamında toplanan delillere uygun düşmemiştir. Aracın çalındığı otopark yerinin alışveriş merkezini işleten davalı şirket tarafından "C. Açık Otoparkı" olarak levhalarla gösterildiği, araçların park edeceği yerlerin çizgilerle işaretlendiği, güvenlik kameraları ile de izlenen otoparkın güvenliğinin davalı şirket tarafından sağlandığı, idaresinin de davalı şirkete ait olduğu dikkate alındığında davalı şirketin alışveriş için alışveriş merkezine gelecek müşterilerine yapacakları alışveriş karşılığında ek bir hizmet olarak otopark hizmeti de vereceği ve otoparka park edilecek araçları koruyacağı konusunda güven verdiği, bu yolla müşteri potansiyelini artırmayı amaçladığı kuşkusuzdur. Bu olgu dikkate alındığında alışveriş merkezine gelen ve aracını alışveriş merkezinin eklentisi durumundaki otoparka park ederek alışveriş yapan müşterilerle davalı şirket arasında alım satım ve saklama sözleşmelerinin karmaşığı bir karma sözleşme ilişkisi kurulduğunun, davalı şirketin bu sözleşme gereğince alışveriş merkezine gelerek aracını otoparka parkeden müşterilerinin çıkarlarını koruma yükümünü de üstlendiğinin kabul edilmesi gerekir. Otopark hizmetinin alışveriş merkezine gelecek müşterilere yapacakları alışveriş karşılığı sağlanan ek bir hizmet olduğu gözetildiğinde davalı şirketin otoparkı ayrıca bir ücret alarak işletmemesinin, otoparkın kapalı olmamasının, ya da otoparka müşteriler dışında başka kişilerin de girmesine göz yummasının davada sonuca etkisi bulunmamaktadır. Kaldı ki fiil ve davranışları ile alışveriş merkezine gelecek müşterilerine yapacakları alışveriş karşılığında ek bir hizmet olarak otopark hizmeti de vereceği ve otoparka park edilecek araçları koruyacağı konusunda izlenim yaratan ve güven veren davalı şirketin otoparkı işletmediğini, otoparkın güvenliğinden de sorumlu olmadığını öne sürmesinin Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük kurallarına aykırı olacağı da kuşkusuzdur.

SONUÇ: Hal böyle olunca Mahkemece yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak davalının zarardan sorumlu tutulması gerekirken delillerin taktirinde yanılgıya düflülerek yazılı flekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı tarafın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peflin ödenen 12,20 TL harcın istek halinde davacı tarafa iadesine, 20.11.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.

09/03/2015

T.C.
YARGITAY
19. HUKUK DAİRESİ
E. 2013/341
K. 2013/5453
T. 28.03.2013
* İTİRAZIN İPTALİ DAVASI (Dayanağı Olan Takiple Sıkı Sıkıya Bağlı Olduğu - Davalının Ödeme İddiasının ve Davacı Defterlerinde Gözüken Davalı Ödemelerinin Takip Dayanağı Faturalar Çerçevesinde Değerlendirme Yapılacağı/Gerektiğinde Bu Konuda Bilirkişi İncelemesi Yaptırılacağı)
* TAKİP DAYANAĞI OLARAK FATURA GÖSTERİLMESİ (İtirazın İptali Davası - Takip Dayanağı Olarak Altı Adet Fatura Gösterildiği Halde Taraflar Arasındaki Tüm Cari Hesap İlişkisinin Değerlendirme Konusu Yapılarak Hüküm Kurulması Hatalı Olduğu)
* İCRA TAKİBİNDE DAYANAK OLARAK FATURA GÖSTERİLMESİ (İtirazın İptali Davalarının Dayanağı Olan Takiple Sıkı Sıkıya Bağlı Olduğu - Ödeme İddiasının ve Davacı Defterlerinde Gözüken Davalı Ödemelerinin Takip Dayanağı Faturalar Çerçevesinde Değerlendirme Yapılacağı)
* CARİ HESAP İLİŞKİSİNİN DEĞERLENDİRME KONUSU YAPILAMAYACAĞI (İtirazın İptali Davalarının Dayanağı Olan Takiple Sıkı Sıkıya Bağlı Olduğu/Takip Dayanağı Altı Adet Fatura Gösterildiği - Taraflar Arasındaki Tüm Cari Hesap İlişkisinin Değerlendirme Konusu Yapılarak Hüküm Kurulamayacağı)
2004/m.67
ÖZET : İtirazın iptali davaları, dayanağı olan takiple sıkı sıkıya bağlıdır. Takip dayanağı olarak (6) adet fatura gösterildiği halde taraflar arasındaki tüm cari hesap ilişkisinin değerlendirme konusu yapılarak hüküm kurulması doğru değildir. Davalının ödeme iddiasının ve davacı defterlerinde gözüken davalı ödemelerinin takip dayanağı faturalar çerçevesinde değerlendirmesi yapılarak ve gerektiğinde bu konuda bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle varılacak sonuç dairesinde karar verilmelidir.
DAVA : Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR : Davacı vekili, müvekkilinin davalıya kağıt, kırtasiye malzemesi vb.sattığını, faturalara konu borcun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin faturayı aldığını, karşılığında gider makbuzu verilmediğinden 750 TL.dışındaki kısmın ödendiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davalı vekilinin cevap dilekçesinde fatura içeriğinde belirtilen malları teslim aldığını kabul ettiği, davalının 750 TL.dışında kalan borcu ödediğini ispatlayamadığı gerekçeleriyle davalının itirazının 2.794.48 TL.asıl alacak üzerinden iptaline, bu tutara yıllık % 9 ve değişen oranlarda faiz yürütülmesine ve davalının % 40 oranında icra inkar tazminatıyla sorumluluğuna karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
İtirazın iptali davaları, dayanağı olan takiple sıkı sıkıya bağlıdır. Somut olayda takip dayanağı olarak (6) adet fatura gösterildiği halde taraflar arasındaki tüm cari hesap ilişkisinin değerlendirme konusu yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir. Bu durumda davalının ödeme iddiasının ve davacı defterlerinde gözüken davalı ödemelerinin takip dayanağı faturalar çerçevesinde değerlendirmesi yapılarak ve gerektiğinde bu konuda bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 28.03.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

03/03/2015

Kıdem tazminatı ile ilgili önemli hatırlatma: İşten ayrılırken ibranameye imza atarsanız

01/03/2015

Yargıtay'dan çalışanlara müjde

21/02/2015

Hukuk ve Karar Arama Motoru - 2015

06/01/2015

Hakimden Radar Cezasına İptal

17/12/2014

YARGITAY: 'TERBİYESİZ' DEMEK ONUR VE ŞEREFİ RENCİDE ETMEZ

10/11/2014

Yargıtay, boşandığı eşine 84 mesaj atan kocayı affetmedi

Address

286/4 Sok. No:2 Defne Plaza K:6 D:37 Bayraklı
Izmir
35000

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Kozan&Yumuk Hukuk Bürosu ve Danışmanlık posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Kozan&Yumuk Hukuk Bürosu ve Danışmanlık:

Share