Gamze Emir Ersoy Avukatlık Ofisi

Gamze Emir Ersoy Avukatlık Ofisi Avukatlık Ofisi

https://www.cnnturk.com/ekonomi/yuksek-apartman-aidati-odeyenler-dikkat-iste-yapmaniz-gerekenler?utm_source=insider&utm_...
16/01/2018

https://www.cnnturk.com/ekonomi/yuksek-apartman-aidati-odeyenler-dikkat-iste-yapmaniz-gerekenler?utm_source=insider&utm_medium=web_push&utm_campaign=ekonomiaidat&webPushId=Nzg5Mg%3D%3D&page=10

Tüketici Başvuru Merkezi (TBM) tarafından yüz binlerce apartman sakinini ilgilendiren bir açıklama yapıldı. Kanun gereği her yıl Ocak ayında yapılması gereken Kat Malikleri Toplantıları'na katılımın önemli olduğuna dikkat çekilen açıklamada yüksek aidata karşı yapılması g...

14/01/2018

'Yasaya karşı hile' yoluna gidildi

Prof.Dr. Sami Selçuk: Ülkemizin içinde bulunduğu Kara Avrupası hukuk sistemlerinde mahkeme kararlarının hüküm fıkrası açıklandığı anda bağımsızlık ve dokunulmazlık kazanır, kesinleşir ve mahkeme artık açıkladığı bu hüküm fıkrasının üzerinde asla bir değişiklik yapamaz, virgülüne bile dokunamaz. Karar da, o anda geçerli olur ve etkisini göstermeye başlar. Gerekçe, bu hüküm fıkrasını besleyen kesimdir ve bildiğimizce bütün yargılama yasalarına göre hüküm fıkrasından sonra yazılır, yazılabilir. Ayrıksı/istisnai olarak sadece AYM’nin iptal kararlarında gerekçenin yayımlanması beklenir. Olayımızda AYM, kendi yetkisine giren bir hak ihlalini belirlemiş ve ulaştığı bu sonucu sitesinde yayımlayarak kamuoyuna duyurmuştur.

Bir mahkeme kararı elbette bilimsel gerekçelerle her zaman eleştirilebilir, eleştirilmelidir de. Ancak hukukla ilgisi olmayan saçma bahanelerle ya da “yetki yağması” gibi süzme kavramların içeriği boşaltılarak ve yozlaştırılarak eleştirilmesi kabul edilemez. Böyle bir yaklaşım, her şeyden önce bilim ve hukuk etiğine aykırıdır ve yersizdir. Bundan başka bir hukuk toplumunda AYM’nin ihlal kararına duyulduğu anda herkes ve bu arada adli karar mahkemesi de uymak; kararın gereğini hemen yerine getirmekle yükümlüdür. Bir yasanın hükümlerini ya bir mahkemenin kararını hukuka uygun bulmayan bir yargıç, elbette o yasayı ya da mahkeme kararını bir inceleme yazısında eleştirebilir. Ancak yasaları uygulamakla ya da AYM gibi ilgili merciin verdiği karara uymakla yükümlü bir mahkeme, bunları verdiği kararında eleştiri konusu yapamaz. Yaparsa, böyle bir karar yetki aşımı nedeniyle sakattır ve hukuka aykırıdır.

Nitekim Fransız Yargıtayı, bir yasayı eleştirerek uygulayan bir mahkeme kararını, karar yasaları uygun bulunduğu halde, kararın böyle bir gerekçeyle kesinleşmesine izin vermemiş ve yetki aşımı nedeniyle bozmuştur. Olayımızda ilk mahkeme; ilkin AYM’nin verdiği karara uyacak yerde onu eleştirme yoluna gitmiş, yetkisini aşmıştır. Bu bir. İkinci olarak da gerekçenin yayımlanmasını bekleyeceğini belirterek sağlıklı nedenlere dayanan gerekçe yerine, hukukla inatlaşma bahanelerine ve “yasaya karşı hile” yollarına başvurmuştur. Bu ağır bir yanılgıdır. Mahkemeler ve bütün devlet organları AYM kararına uymak zorundadır. Olayımızda başvurucu Mehmet Altan ve arkadaşları, bir önlem olarak tutuklanmışlar, ancak bu tutuklanma işleminin hukuka aykırı bulunduğu AYM kararıyla belirlenmiştir. “Yaşar ne yaşar ne yaşamaz” öyküsünü oynamaya kimsenin hakkı yoktur. Karara hemen uyulmalı ve tutuklular salıverilmelidirler. Tersi durumda özgürlüğü kısıtlama suçunu öngören TCY’nin 109/3- d maddesinin uygulanması gündeme gelir.

12/12/2017

Eve gelen misafirlere gerekli ilgiyi göstermemek boşanma nedeni sayıldı.

Yargıtay açılan boşanma davasında, eve gelen konuklara iyi konukseverlik göstermeyen kadını kusurlu buldu. Yargıtay'ın bir diğer kararında, açılan boşanma davasında, eşinin rahatsız olduğunu söylemesine rağmen bekar erkek arkadaşlarını evinde yatılı ağırlayan koca kusurlu bulundu

Yargıtay, önüne gelen bir dosyada ‘misafirperver’ olunmamasını cezalandırdı. Davaya konu olay Yozgat’a bağlı Sorgun ilçesinde yaşandı. G.A. güven sarsıcı davranışlarda bulunan ve kendisini baba evine bırakıp bir daha arayıp sormayan kocası S.A. hakkında boşanma davası açtı. Sorgun 2. Aile Mahkemesi’nde görülen davada, G.A.'nın kocası da, karısının kendisine hakaret ettiğini ve konuklarına iyi konukseverlik göstermeyerek kendisini küçük duruma düşürdüğünü iddia etti.

Habertürk TV'den Yasemin Güneri'nin haberine göre; Mahkeme, davacı kadının açtığı boşanma davasında çiftlerin eşit oranda kusurlu olduğuna karar vererek maddi ve manevi tazminat taleplerini reddetti. Dosyanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını kısmen bozdu. Yargıtay, kadının konuklarına iyi konukseverlik yapmamasının kusur olarak kabul edileceğine dikkat çekti.

Yargıtay, verdiği emsal kararda şu görüşleri dile getirdi:

“her iki taraf da kusurlu olmakla birlikte davalı kocanın daha fazla kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Durum böyleyken; mahkemece tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve kusur belirlemesine bağlı olarak davacının maddi tazminat ile manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.”

Bu kararla, eve gelen misafirlere iyi davranmayıp eşi küçük duruma düşürmek boşanma nedeni sayılacak.

BİR DİĞER KARARDA 'BEKAR ERKEK ARKADAŞ' MAHKUM ETTİ

Yargıtay'ın verdiği bir diğer karara göre ise, bekar erkek arkadaşlarınızın evinizde yatılı kalması hem yuvanızı yıkabilir, hem de tazminata mahkum olmanıza neden olabilir.

Yargıtay, açılan boşanma davasında, eşinin rahatsız olduğunu söylemesine rağmen bekar erkek arkadaşlarını evinde yatılı ağırlayan kocayı kusurlu buldu. İstanbul’da yaşayan S.D. ile T.D. çiftinin boşanmasına, evlerinde yatılı kalan erkek arkadaşları neden oldu. İstanbul 9. Aile Mahkemesi'ne oşanma davası açan S.D rahatsız olduğunu ifade etmesine rağmen, kocasının bekar erkek arkadaşlarının evlerinde zaman zaman yatılı kalmalarına izin verdiğini belirtti.

"KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRI"

Eşinin bu davranışının ‘kişilik haklarına saldırı’ olduğunu belirten S.D boşanma davasında eşinden maddi ve manevi tazminat da talep etti. Mahkeme, kocanın bekar erkek arkadaşlarının evde zaman zaman yatılı kalmasının kişilik haklarına saldırı olarak kabul edilemeyeceğini belirterek tazminat talebinin reddine, boşanma davasının ise kabuüne karar verdi.

Davanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, mahkemenin kararını kısmen bozdu. Yargıtay, eşinin rızası olmadığı halde bekar erkek arkadaşlarını zaman zaman evde yatılı kalmasına izin veren kocanın tazminata da mahkum edilmesi gerektiğine karar verdi.

Boşanma kararını onayan Yargıtay, kadına tazminat da ödenmesi gerektiğini vurgulayarak dosyayı yerel mahkemeye yolladı. Bu kararla birlikte, eşin onayı olmadan evde bekar erkek arkadaşlarının yatılı olarak kalmasına izin vermek hem boşanma hem de tazminat nedeni olabilecek.

2. Hukuk Dairesi 2016/19380 E. , 2017/11432 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından, erkeğin kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalar yönünden; davalı-karşı davacı erkek tarafından ise, kadının kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatların miktarı ve tedbir nafakası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı erkeğin tüm, davacı-karşı davalı kadının ise aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Mahkemece, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı kadının ağır kusurlu olduğu kabul edilerek davalı-karşı davacı erkek yararına maddi ve manevi tazminata (TMK m. 174/1-2) karar verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı kadının ortak eve gelen misafirlere olumsuz tutum ve davranışlar sergilediği, eşinin önceki evliliğinden olan kızına baskı uyguladığı ve eşinin maddi gücünü aşan maddi isteklerde bulunduğu, buna karşılık davalı-karşı davacı erkeğin ise; eşini dinen boşadığını ve onu istemediğini söyleyerek ortak konuttan kovduğu, eşini büyü işleri ile uğraşmakla suçladığı ve eşine şehvet düşkünü dediği anlaşılmaktadır. Tarafların gerçekleşen bu kusurlu davranışlarına göre, boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir. Boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar verilemez (TMK m. 174/1-2). Gerçekleşen bu durum karşısında, davalı-karşı davacı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
3- Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz (TMK m. 175). Yukarıda 1. bentte açıklandığı üzere boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-karşı davalı kadının daha ağır kusurlu olmadığı, her hangi bir gelirinin bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği gerçekleşmiştir. O halde, davacı-karşı davalı kadın yararına geçimi için uygun miktarda yoksulluk nafakası takdiri gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak isteğin reddi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2.) ve (3.) bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda (1.) bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz ilam harcının temyiz eden Mehmet'e yükletilmesine, peşin harcın mahsubuna 143.50 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatıran Melek'e geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 23.10.2017 (Pzt.)

2. Hukuk Dairesi 2013/23049 E. , 2014/6231 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Kayseri 2. Aile Mahkemesi
TARİHİ :31.05.2013
NUMARASI :Esas no:2012/206 Karar no:2013/509

Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı (kadın) tarafından, kusur belirlemesi ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece; dava ve karşı dava kabul edilmiş, tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Taraflar boşanmaya sebebiyet veren olaylarda “eşit kusurlu” sayılmışlardır. Oysa, davalı-karşı davacı (koca)’nın, ergin ve bekar erkek kardeşinin kendileriyle birlikte kalmasında ısrarcı olduğu, kadının bu durumdan rahatsızlığını kocasına belirtmesine rağmen, kocanın bunu kale almadığı ve kardeşinin kendileriyle birlikte yaşamalarına izin verdiği anlaşılmaktadır. Koca, açıklanan bu tutumu sebebiyle boşanmaya sebep olan olaylarda eşine göre daha fazla kusurlu kabul edilmeli ve kadının tazminat talepleri buna göre değerlendirilmelidir. Bu husus nazara alınmadan kadının koca ile aynı oranda kusurlu kabul edilmesi ve tazminat isteklerinin bu gerekçe ile reddedilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.19.03.2014 (Çrş.)


12.12.2017 13:12:10
Kaynak: Haberturk

http://www.milliyet.com.tr/torbadan-uzlasma-cikarsa-tuketici-ekonomi-2553861/
13/11/2017

http://www.milliyet.com.tr/torbadan-uzlasma-cikarsa-tuketici-ekonomi-2553861/

Meclis’te çalışmaları devam eden torba yasa tasarısı içerisinde 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un cezalarını düzenleyen 77 maddeye ‘77/A’ olarak bir uzlaşma maddesi ilave edildiğini belirten TÜKODER (Tüketiciyi Koruma Derneği) Genel Başkanı ve TÜDEF (Tüketici Dernekleri Federasyonu...

11/10/2017

Anayasa Mahkemesinden çek kanuna kısmi iptal etti

Anayasa Mahkemesi, Çek Kanunu'nun "ceza sorumluluğu, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı" başlıklı maddesinin bazı hükümlerini iptal etti.

Anayasa Mahkemesinin konuya ilişkin kararı Resmi Gazete'de yayımlandı.

Buna göre, bazı icra ceza ve hukuk mahkemelerinin, "sanıklar hakkında karşılıksız çek düzenledikleri gerekçesiyle açılan davalar karşısında 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5. maddesinin çeşitli hükümlerinin Anayasa'ya aykırılık oluşturduğu" gerekçesiyle yaptıkları başvuruyu karara bağladı.

Yüksek Mahkeme, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5. maddesinin, 6728 sayılı Kanun'un 63. maddesiyle değiştirilen (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesinin "...çekin üzerinden yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından..." bölümünün iptaline oy birliğiyle karar verdi.

Kararda, söz konusu kuralda, "çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'a göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi"nin de adli para cezasının hesabında göz önünde bulundurulacak unsurlar arasında sayıldığı belirtildi. Kararda, ilgili hükümde, temerrüt faizinin başlangıç tarihinin "düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihi" olarak belirlenmesine karşın faizin hangi tarihe kadar işletileceğinin belirtilmediğine işaret edildi.

Kararda, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarına çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'a göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama giderinin, sanık hakkında hükmedilecek adli para cezasının hesabında göz önünde bulundurulmasının, cezanın miktarı bakımından öngörülemezliğe sebebiyet verdiği ve ilgili hükmün suç ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırı bulunduğu belirtildi.

Anayasa Mahkemesi, kanunun 5. maddesine yönelik diğer başvuruları ise reddetti.

Kaynak : Haberler.com

10.10.2017 21:43:06

http://www.hukukihaber.net/gundem/artik-her-onune-gelen-bilirkisi-olamayacak-h98170.html'Yetkinlikleri' konusunda bir ço...
21/09/2017

http://www.hukukihaber.net/gundem/artik-her-onune-gelen-bilirkisi-olamayacak-h98170.html

'Yetkinlikleri' konusunda bir çok davada tartışma konusu olan bilirkişiler için Adalet Bakanlığı harekete geçti. Yeni yönetmelikle soruşturma ve davalara bilirkişi olarak tayin edilen kişiler için 'eğitim' zorunlu hale geldi. Bilirkişi olmak isteyenler artık Sakarya Üniversitesi'nde eğitilecekler.

Geçtiğimiz ay Resmi Gazete’de yayımlanan “Bilirkişilik Yönetmeliği” ile adli ve idari yargı alanında yürütülen her türlü bilirkişilik faaliyetinin yapılabilmesi için Bilirkişilik Temel Eğitimi zorunlu hale getirilmişti. Eğitimin detayları belli oldu. Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü Bilirkişilik Daire Başkanlığı tarafından eğitici kuruluş olarak Sakarya Üniversitesi (SAÜ) yetkilendirildi.

SAKARYA ÜNİVERSİTESİ BİLİRKİŞİLERİ EĞİTECEK

Üniversitede; eğitimler, hem hafta içinde ve hemde hafta sonunda yapılacak. Eğitime katılmak için www.bilirkisi.sakarya.edu.tr adresinden online olarak kayıt yapılabiliyor. Yeni dönem bilirkişilik yapacak olanların bu eğitime girmesi artık zorunlu hale geldi.

EĞİTİM NASIL OLACAK?

Bilirkişilik temel eğitimi, beş yıllık mesleki kıdem kazanmışlar tarafından alınan ve bilirkişilik faaliyetinin yürütülmesiyle ilgili bilgileri içeren bir eğitim. Bu eğitimi almayanlar, bilirkişilik alan ne olursa olsun bundan sonra bilirkişilik yapamayacak. Bilirkişilik Temel Eğitimi, 18 saati teorik ve 6 saati uygulamalı olmak üzere toplam 24 ders saatinden oluşuyor. Eğitimlerini tamamlayan katılımcılara belge verilecek. Bilirkişilik temel eğitimine katılarak belge alan kişiler, almış oldukları belge ile birlikte bilirkişilik yapmak üzere başvuruda bulunabilecekler. Bilirkişilik Temel Eğitimi almayanlar, alan ne olursa olsun, bilirkişi olmak için başvuruda dahi bulanamayacaklar.

Belediyelerce ilan edilen ve önümüzdeki 4 yıl boyunca vergilendirmeye esas olacak olan metrekare birim değerlerine itira...
05/09/2017

Belediyelerce ilan edilen ve önümüzdeki 4 yıl boyunca vergilendirmeye esas olacak olan metrekare birim değerlerine itiraz süresi 7 Eylül 2017 tarihine son buluyor.
http://www.hurriyet.com.tr/tapu-sahipleri-dikkat-basvuru-icin-son-2-kaldi-40569892

Belediyelerce ilan edilen ve önümüzdeki 4 yıl boyunca vergilendirmeye esas olacak olan metrekare birim değerlerine itiraz süresi 7 Eylül 2017 tarihine son buluyor.

Address

Adalet Mah. Manas Bulvari Gündoğan Işmerkezi No:24/24 Bayraklı
Izmir

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Gamze Emir Ersoy Avukatlık Ofisi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share