01/02/2021
2014 yılının Kasım yılında yola çıkan ve ortaklık olarak 2015 yılının Mart’ında başlayan serüvene bir nokta koyuyoruz.
Aydınlık Hukuk Bürosu adı altında neler yaşanmadı ki?
Fethullahçı Terör Örgütü’ne kök söktürdük. Daha onlar FETÖ adını almadan, her hücrelerinin üzerine gittik. Yasadışı dinlemelerine düzenin amiral gemisi gazetelerinin manşetlerinden savaşlar açıp zaferler kazandık. Nerede mücadele varsa orada bittik. Andımıza hakaret eden okul müdürlerine adliye koridorlarını dar ettik. İzmir Marşı’na ceza kesenlere mahkeme kararlarıyla tokatlar indirdik. Kumpaslara, adliyeyi çıkar kapısı yapanlara nefes aldırmadık. Bir an bile, ne canımızı ne geleceğimizi ne de davamızı pazarlık konusu yapmadık. Ortada bir kavga varsa, her şeyimizle kavgaya girmekten yüksünmedik.
Obama’ya dünyanın en büyük teröristi diyen gençlere beraat kararı alıp, Türk Yargısının namusuna halel getirmedik. Haziran/Gezi Eylemlerini düzenlemek suç değil anayasal haktır diyerek bir çok beraat kararına imza attık. “Ben güçlüyüm, her şeye muktedirim” diyenler karşısında vatandaşın kuvvetini defalarca gösterdik.
6 yıllık bu serüvene şimdi bir nokta koyuyoruz.
Ortağım, canım, dostum, kardeşim Av. Deniz Yiğitceoğlu ile, 1 Şubat 2021 tarihi itibariyle ortaklığımızı sonlandırıyoruz. Tabi ki bugüne kadar getirdiğimiz çok sayıda dosyada ortaklığımız sürecek olsa da, bundan sonrasındaki profesyonel hayatımıza ayrı ayrı ilerleyeceğimiz yönünde bir karar aldık. Müvekkillerimiz, şu ana kadar dosyalarının akıbeti için ikimizden ayrı ayrı bilgi edinebilir.
Mevcut ofisimizin kadrosu ve mekanı ve özellikle belirtmek istediğim Sibel arkadaşımız, benimle kalıyor. Ancak gururla mensubu olduğum Aydınlık Hukuk Bürosu ismi, Deniz arkadaşımızla mücadelelerine devam edecek.
Aydınlık, bir gelenek ismi. Nazım Hikmetlerden, Şefik Hüsnülerden bugünlere taşınan, fedakar ve cefakar bir geleneğin ismi. Bu isimden kopacak olmak derin bir yara olsa da yolumuza devam ediyoruz. İsimden ayrılsak da, geleneğe sımsıkı sarılıyoruz.
Çalıştığımız yıllar, bize elimizde olmayan şeyleri getirdi. Madden geliştik. Hatırlarsınız; bir apartman dairesinden bir gökdelene çıkışımızda “çünkü bu kulelerin gerçek sahibi sokaktaki insan olmalı, sokaktaki insan, işçi Mehmet, köylü Hasan, memur Hüseyin bu kulelere gelip gidebilmeli. Bu kulelere gelmek onların kavgasını etmeyeceğimiz anlamına gelmez” demiştik. Biz hiç değişmedik; tavrımızı hiç değiştirmedik. Ne yaşarsak yaşayalım, kolektif ve adil yaşamda ısrar ettik. Yola aynı tavır ve kararlılıkla devam ediyoruz.
Bizim işimizin tarifi tüm teknik ayrıntılardan arındırıldığında, pusulasız, bilinmeyen bir kara ormanın içinde, uçsuz bucaksız okyanusta veya çölde yalnız kalmış, yolunu kaybetmiş olanın yoluna göstermek, koluna girip onu düzlüğe çıkarmak oluyor. Bizim işimiz geminin rotasını çizmek, rotaya bağlı kalmasını sağlayarak karaya ulaşmasını sağlamak. İşaretlerin izini sürmek ve süreci bırakmaksızın sonuna kadar götürmek. Rota çizme işine devam ediyoruz.
Ofisimizin adı Rota Avukatlık ve Danışmanlık Bürosu olacak.
Bizi biz yapan, özellikle şahsım için söylemek gerekirse zihinsel gelişimime olabildiğince katkıda bulunan, yoldaşım, arkadaşım ve yoldaşlığına, arkadaşlığına bir ömür ihtiyaç duyacağım Deniz Yiğitceoğlu’na şükranlarımı sunuyorum. Yolumuz bugün ayrılsa da, dostluğu hep sıradağlar gibi yanımda hissedeceğim bir kuvvet. İyi ki var, hep var olsun!
Vakit tamam; ROTA hazır. Yola çıkıyoruz.