AVCI Hukuk&Danışmanlık

AVCI Hukuk&Danışmanlık Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from AVCI Hukuk&Danışmanlık, Lawyer & Law Firm, Bayraklı, İzmir, Izmir.

Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracının tahliyesi, yalnızca belirli hukuki sebeplerle mümkündür.Bu gönderide, Türk ...
15/05/2025

Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracının tahliyesi, yalnızca belirli hukuki sebeplerle mümkündür.
Bu gönderide, Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenen tahliye sebeplerini ve her birinin dayanağını açıkça ortaya koydum.

İhtiyaç nedeniyle tahliye, yeniden inşa ve imar, iki haklı ihtar, tahliye taahhüdü, kira bedelinin ödenmemesi, ceza davası kaynaklı çekilmezlik gibi başlıca nedenler ve bunlara ilişkin süreler, uygulamada en çok karşılaşılan uyuşmazlıkların temelini oluşturmaktadır.

Bu içerik, gerek ev sahipleri gerekse kiracılar açısından sözleşme sürecini ve olası hukuki sonuçları öngörebilmek adına önemlidir.

18/04/2025

09/04/2025

04/04/2025

28/03/2025

19/01/2024

Sağ Kalan Eşin Katılma Alacağı Ve Bunun
Mirasın Tasfiyesine Etkisi

4721 sayılı Türk Medenî Kanunu gereğince eşler arasındaki kanunî mal rejimi edinilmiş mallara
katılma rejimidir.

Edinilmiş mallara katılma rejimini sona erdiren hallerden birisi eşlerden birinin ölümüdür. Bu durumda mal rejimi sona erer ve mal rejiminin tasfiyesi aşamasına geçilir. Mal rejiminin tasfiyesine bağlı olarak eşlere katılma alacağı denilen bir alacak hakkı tanımıştır. Katılma alacağının hesaplanması bakımından temel kavram ise artık değerdir. Buna göre, artık değer, her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır. Burada edinilmiş malların toplam değeri belirlenirken eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da göz önünde bulundurulur.
Artık değer, her eş için ayrı ayrı hesaplanır. Bunun sonucunda, her eş veya mirasçıları diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar.
Mirasbırakanın sağ kalan eşe karşı sahip olduğu katılma alacağı tereke mevcudu belirlenirken hesaplamaya dâhil edilmelidir. Bu alacak, ölüm üzerine doğduğundan hareketle hesaplama dışı bırakılamaz. Sağ kalan eşin mirasbırakana karşı sahip olduğu katılma alacağının da tereke mevcudundan indirilmesi gerekir.

Mirasbırakan eşin katılma alacağı borçlusu olması durumunda, mirasbırakanın mirasçıları sağ kalan eşe katılma alacağını ödeme borcunu yüklenirler.

Sağ kalan eşin katılma alacağı borçlusu olması durumunda, sağ kalan eş mirasbırakanın mirasçılarına katılma alacağını ödeme borcunu yüklenir.

Bu açıklamaları iki örnekle izah edip somutlaştıralım:

Ayşe ile Ahmet evlidirler. Müşterek 3 çocukları bulunmaktadır. Evlilik müddeti boyunca edinilen tüm mal varlığı Ahmet'in üzerine kayıtlıdır. Ayşe'nin 10.01.2024 tarihinde vefatından sonra, müşterek çocuklar, babaları Ahmet'in 2.defa evlenmesinden çekinmektedirler. Bunun sebebi de ikinci eşinde babalarının vefatı durumunda babalarının mirasçısı olacak olmasıdır. Çocuklar, anne ve babalarının evli oldukları dönemde birlikte kazandıkları mal varlığının, ikinci bir kadın tarafından harcanmasını istememektedirler. Bu durumda, Ayşe'nin mirasçıları olarak Ahmet'e karşı katılma alacağı davası açabilirler. Mahkemece yapılacak yargılamada Ahmet' ve Ayşe'nin evliliği döneminde edinilmiş mallar tespit edilir. Mahkemece alınacak bilirkişi raporu sonrası artık değer tespit değilir. Ve Ayşe'nin mirasçıları Ahmet'in artık değerinin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar. Ve belirlenen miktarı Ahmet'ten talep edebilirler.

2.örneğimizde Selma ile Hasan'ın evliliğidir. Hasan 10.01.2024 tarihinde vefat etmiştir. Selma ile Hasan'ın hiç müşterek çocuğu yoktur. Hasan'ın önceki evliliğinden olan Can isimli 1 çocuğu bulunmaktadır. Mevcut yasalara göre eş çocuk ile beraber mirasçı olduğunda; miras payının 1/4'ü eşin, 3/4'ü çocuğundur. Selma 1/4 miras payıyla yetinmek istememekte, mal rejiminden kaynaklanan haklarını da kullanmak istemektedir. Mahkemece yapılan hesaplamada Hasan'ın 10 milyon Dolar artık değeri tespit edilmiştir. Selma bu artık değerin yarısını alacaktır. Geriye kalan artık değer olan 5 milyon dolar ve Hasan'ın kişisel mal varlığından Selma 1/4, Can ise 3/4 oranında miras payı alacaktır.

Yukarıda açıklamalarda görüldüğü üzere eşlerden birinin vefatının ardından sağ kalan eş veya vefat eden eşin mirasçıları mal rejimine dayalı tasfiye davası açtığında tarafların elde edecekleri kazanımlar değişmektedir. Dosyanın durumuna göre tüm ihtimallerin değerlendirilerek bir yol izlenmesini öneririm.

5 Nisan Avukatlar Günü kutlu olsun!
05/04/2023

5 Nisan Avukatlar Günü kutlu olsun!

Bir Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemi olan Arabulucuk müessesesi hakkında kısa bir bilgilendirme:
14/09/2022

Bir Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemi olan Arabulucuk müessesesi hakkında kısa bir bilgilendirme:

07/09/2022

MESAFELİ SÖZLEŞMELER HAKKINDA DEĞİŞİKLİĞE İLİŞKİN BİLGİLENDİRME
23 Ağustos 2022 tarihli 31932 Sayılı Resmi Gazetede yer alan Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliğinde Değişiklik yapılmasına Dair Yönetmeliğin 13.maddesi 01/10/2022 tarihinde yürürlüğü girecektir. Bu madde Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği'nin Cayma Hakkının istisnalarını düzenleyen 15.maddesinde değişiklikler yapmıştır. Bu kapsamda ; tüketici aşağıda yer alan konularda cayma hakkını kullanamayacaktır. Bu değişiklikten önce Tüketici, on dört gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeksizin ve cezai şart ödemeksizin sözleşmeden cayma hakkına sahipti. Ancak 01/10/2022 tarihinden itibaren herhangi bir gerekçe göstermeksizin cayma hakkını kaybetmiştir. Bu nedenle internet üzerinden yapılan alışverişlerde çok dikkatli olunmalıdır. Tüketici Dernekleri tarafından bu değişikliğe karşı Danıştay da dava açılmış ise de yargılama süreci devam etmektedir.
1-)13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre tescili zorunlu olan taşınırlar ile kayıt veya tescil zorunluluğu bulunan insansız hava araçlarına ilişkin sözleşmeler.
2-) Tüketiciye teslimi yapılmış olan cep telefonu, akıllı saat, tablet ve bilgisayarlara ilişkin sözleşmeler.
3-) Canlı müzayede şeklinde açık artırma yoluyla akdedilen sözleşmeler.
4-) Tanıtma ve kullanma kılavuzunda satıcı veya yetkili servis tarafından kurulum veya montajının yapılacağı belirtilen mallardan kurulum ya da montajı yapılanlara ilişkin sözleşmeler.”

16/05/2021

BANKALARIN HUKUKİ SORUMLULUĞU
Bankalar; faaliyet alanları, kuruluşları, yönetimleri, iç denetim sistemleri, finansal raporlamaları, özsermayeleri, sermaye yeterlik oranları ve bağımsız denetimleri 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ("Bankacılık Kanunu" ya da "Borçlar Kanunu") ile düzenlenen güven kuruluşlarıdır. Bankaların hukuki sorumlulukları, başta 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (“TBK") olmak üzere birden fazla mevzuatta düzenlenir. Buna ek olarak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK") md. 18(2) uyarınca, tüm tacirlerin ticari işleriyle ilgili olarak basiretli bir tacir gibi davranmaları gerektiği düzenlenir. Bankaların daha kati olarak ele alınan hukuki sorumluluğunun ikinci temeli de bu hükümdür. Bankalar, kamu nezdinde güven uyandıran kuruluşlar olarak kendi faaliyet alanlarının gerektirdiği ölçüde basiret özenle ve davranmalıdırlar. Başka bir deyişle, kamu nezdinde oluşturulan bu güven bankaların işlemlerinde sıradan bir tacirden daha yüksek bir özen göstermelerini gerektirir.
Mevduat sözleşmesi, bankanın kendisine tevdi edilen paraları güvenli bir şekilde saklama ve istendiğinde iade etmeyi taahhüt ettiği ve müşterinin ise dilediği miktardaki parayı bankanın kullanımına bırakmayı kabul ettiği bir sözleşmedir.
Mevduatın hukuki niteliği göz önünde bulundurulduğunda, müşteriye ait kişisel verilerin hukuka aykırı bir şekilde çeşitli yöntemlerle ele geçirilmesinden sonra internet bankacılığı yoluyla bankadaki mevduatının üçüncü kişilerin hesabına aktarılması, bankanın malvarlığına karşı bir haksız fiil oluşturmakta ve bu nedenle meydana gelen zarar bankanın malvarlığında gerçekleşmektedir. Zira parasını güvenli bir yerde saklama ve istediği zamanda çekebilme imkânına sahip olmak için müşterinin bankada vadesiz hesap açması halinde, TBK m. 570’de düzenlenen saklama sözleşmesi (vedia) türlerinden usulsüz tevdi sözleşmesinin hükümlerinin uygulanması gündeme gelecektir. para ya da şeyin mülkiyeti ödünç alan ve tevdi edilene (müstevdi) geçtiği için sözleşme süresince ortaya çıkacak riskler de ödünç alan ya da müstevdi konumundaki bankaya geçecektir . Mevduat sahibinin geçerli bir talimatı olmamasına rağmen banka ödemede bulunuyorsa, bankanın kendi malvarlığından ödeme yaptığı kabul edilecek ve bunun sonuçlarına da banka katlanacaktır. Dolayısıyla banka, müşterisinin mevduatının hukuka aykırı bir şekilde üçüncü kişilerin hesabına aktarılmasından doğan zararlardan sorumludur. Çünkü mevduat bankaya yatırıldığında mülkiyeti kendisine geçmekte, buna yönelik bir haksız fiil işlendiğinde meydana gelen zarar da bankanın malvarlığında gerçekleşmektedir. Mevduat sahibine ait kişisel verilerin hukuka aykırı çeşitli yöntemlerle ele geçirilmesinden sonra internet bankacılığında kullanılarak, bankadaki mevduatın üçüncü kişilerin hesabına aktarılması işlemi, bankaya karşı haksız bir fiil teşkil etmektedir. Zira mevduatın özelliği gereği paranın bankaya yatırılmasıyla birlikte mülkiyet bankaya geçmektedir. Dolayısıyla zarar ilk etapta bankanın malvarlığında ortaya çıkmaktadır. Ancak mevduat sahibinin ödeme konusunda geçerli bir talimatı olmamasına rağmen üçüncü kişilere ödeme yaptığı için ortaya çıkan zararlı sonuca banka katlanmak durumundadır. Bu bağlamda üçüncü kişilere ödediği miktarı mevduat sahibine karşı borçlu olmaya devam edecektir. Mevduat sahibinin talebi halinde kendisine emanet edilen parayı iade etmek zorundadır.
T.C YARGITAY Hukuk Genel Kurulu
Esas: 2012 / 11-659 Karar: 2013 / 71 Karar Tarihi: 16.01.2013
İnternet üzerinden faaliyetlerin yürütülmesinde en önemli sorun, hiç kuşkusuz güvenlik sorunudur. Hizmetinin güvenli bir şekilde sunulmasında müşterinin ve hizmet sağlayıcısının üzerine düşen yükümlülükler ve sorumluluklar vardır. Bu bağlamda, hizmet sunucusunun bu sistemin güvenliğine yönelik tüm tedbirleri almaları ve sistemi bilinen en son teknolojik gelişmeye uygun hale getirmeleri büyük önem taşımaktadır. Hiç kuşkusuz, müşterilerin de kullanılmak üzere kendilerine verilen kullanıcı adı, şifresi ve diğer bilgileri üçüncü kişilerin eline geçmesini önleyecek gerekli tedbirleri almaları ve bu konuda azami özeni göstermeleri gereklidir. TTK’nun 20. maddesi hükmü de buna amirdir. Bu sorumluluğu kaldırmaya yönelik sözleşmeler de geçerli değildir. Zira; BK’nun 99 ve 100/3 maddesine göre, hile ve ağır kusurun varlığı halinde borçluyu sorumluluktan kurtaran sözleşme şartları ahlak ve dürüstlük kuralına aykırı olduğundan geçersizdir. (Mustafa Çeker, Hukuki Yönüyle Banka Mevduatı, Adana 2004, S.281-233)

Address

Bayraklı, İzmir
Izmir
35535

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when AVCI Hukuk&Danışmanlık posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to AVCI Hukuk&Danışmanlık:

Share