HAKKA DOĞRU

HAKKA DOĞRU Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from HAKKA DOĞRU, Istanbul.

14/12/2025

BU YAZIYI OKUYANA
PEYGAMBER DUASI VARDIR.!
Hazreti Ali, bir gün gazadan hanesine geldiğinde, Hz. Ebubekir Sıddık, Hz Ömer El Faruk, Hz. Osman Zinnureyn gelerek Hz. Ali’ye: “Gazan mübarek olsun ey Allahın arslanı” dediler…..
Hz. Fatımatüz Zehra validemiz de onlara ikramen kalaylı bir tas içinde bal getirdi.
Balın üzerinde ince bir kıl vardı.
Hz. Ebubekir kılı almak üzere davrandı.
Hz. Ömer ise, k...ılı aldırmadı ve dedi ki:–
Bizler Hazreti Zişanın vezirleriyiz.
Belki Fatimetüz Zehra bizleri tecrübe için bu kılı koymuştur. Aramızda bu kıl hakkında üçer tevil edelim. Münasip değil mi?” dedi ve sonra;
Hz. Ebubekir:
– Namaz kılanın kalbi nurludur bu tastan. Dünya endişesini gönlüne getirmeden namaz kılmak tatlıdır bu baldan.
Namazı tadili erkan üzere kılmak incedir
bu kıldan.
Müteakiben Hz. Ömer El Faruk şöyle buyurdular:
– Misafiri seven hane sahibinin kalbi nurludur bu tastan. Misafirlere ikram etmek ve gönlünü almak tatlıdır bu baldan. Misafirin kalbi incedir bu kıldan.
Hz. Osman da söyle yorumladı:
– Alimlerin kalbi nurludur bu tastan.
Alimlerle sohbet etmek ve onları dinlemek tatlıdır bu baldan. Kur’an-ı Kerim’e mana vermek incedir bu kıldan.
Hz Ali Efendimiz de söyle bir açıklama da bulundu:
– Gazaya giden gazilerin kalbi nurludur ba tastan. Cihat edip al kanlara boyanıp kafirlerle cenk etmek tatlıdır bu baldan.
Üzerine kul hakkı geçirmeden, haram yemeden hanesine dönmek incedir bu kıldan.
Sonra Hz. Fatıma validemiz de bir yorumda bulundular:
– Erkeğini hoşnut eden kadınların kalbi nurludur bu tastan.
Erine cefa etmeyip güzelce geçinip, kendinden razı etmek tatlıdır bu baldan.
Kocasının hakkını yerine getirmek
incedir bu kıldan.
Sonra Hz. Peygamber Efendimiz(s.a.v) de bu sohbete iştirak ederek şöyle tevil buyurdular:
– Benim ümmetimin kalbi nurludur bu tastan. Kevser şarabı tatlıdır bu baldan.
Şeriatımız (İslamiyet) incedir bu kıldan.
– Bu sohbete, neş’e veren Cenab–ı Hak,
Cebrail (as)’ı göndererek buyurdu ki:
– Senin nübüvvet nurun nurludur bu tastan. Yarın kıyamet günü mahşer yerinde ümmetine şefaat etmen tatlıdır bu baldan.
Sırat köprüsü incedir bu kıldan.
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) mübarek ellerini kaldırıp:
– Ya Rabbi, bu bal tefsirini okuyana, dinleyene ikiyüz peygamber sevabı isterim ve senden dilerim, diye dua ettiler.
Cihan Yari Güzin Efendilerimiz de “Amin” dediler.
Cenabı Allah’tan şöyle nida geldi:
– Ya Habibim! Senin ümmetinden ;
her kim bu Bal Tefsirini üzerinde taşır,
okur, okutur, yazar, yazdırır ve din kardeşlerine hediye ederse İzzet ve Celalim hakkı için
ben de o kuluma ikiyüz peygamber sevabı veririm, diye buyurdular.
Peygamber Efendimiz (SAV) de dedi ki:
– Benim ümmetimden her kim bu bal tefsirini kendisine evrad edinip üzerinde taşır, her gün okur veya dinlerse, ve burda bahsedilen ahlaklarla ahlaklanmaya çalışsa katiyyen dünya darlığı görmez; fakru zarurete düşmez; ölürken hüsnü şehadetle ölür; ahirete iman ile gider ve gelecek kaza ve musibetlerden kendisini Cenabı Hak muhafaza eder...
Her kim bu yazıyı okuduysa ben de ona armağan ediyorum...

Hiç biriniz kendisi için arzu ettiğini, (mümin) kardeşi için de istemedikçe (gerçek manada) iman etmiş olmaz.
11/08/2025

Hiç biriniz kendisi için arzu ettiğini, (mümin) kardeşi için de istemedikçe (gerçek manada) iman etmiş olmaz.

Allah Teâlâ, gıybet etmeyi ölü kardeşinin etini yemeye benzeterek inananları bu iğrenç davranıştan sakındırmış (Hucurât,...
25/12/2024

Allah Teâlâ, gıybet etmeyi ölü kardeşinin etini yemeye benzeterek inananları bu iğrenç davranıştan sakındırmış (Hucurât, 49/12), Sevgili Peygamberimiz de ashabını söz ve davranışlarıyla gıybet etmemeleri konusunda uyarmıştır. Hz. Peygamber, eşi Hz. Âişe ile yaşadığı olayda, gıybetin ne denli zararlı bir davranış olduğuna şu şekilde dikkatleri çekmiştir: Hz. Âişe (r.a.), Allah Resûlü’nün (s.a.s.) yanında bulunduğu bir anda onunla konuşurken, Hz. Peygamber’in bir diğer eşi Safiyye bint Huyey’le alakalı olarak bazı sözler sarf etmiş ve onun boyunun kısa oluşuna eliyle işarette bulunmuştu. Bu durumdan hiç hoşnut olmayan Resûl-i Ekrem Efendimiz ise Hz. Âişe’yi gıybet ettiği gerekçesiyle şu sözlerle ikaz etmişti: “Sen öyle bir söz söyledin ki, o söz denize karışsaydı denizin suyunu bozardı.” (Tirmizî, Sıfatü’l-kıyâme, 51)

Bursa’da bir kişi, satın aldığı atın hemen sonrasında, atın hasta olduğunu fark etti. Onu geri vermek istiyor ancak sata...
19/12/2024

Bursa’da bir kişi, satın aldığı atın hemen sonrasında, atın hasta olduğunu fark etti.

Onu geri vermek istiyor ancak satan adamın atı geri almayacağından endişe ediyordu.

Bu yüzden önce kadıya gidip işi resmi olarak halletmek istedi.

Ancak kadıyı yerinde bulamadı,mahkeme ertesi güne kaldı, hasta at ise gece öldü.

Adam, ertesi gün olanları kadıya anlattı, ne yapılabileceğini sordu.

Kadı,“Zararını ben ödeyeceğim” dedi.

Şaşkınlıkla kadıya bakan adam :

“Sizin konuyla bir ilginiz yok, niçin siz ödeyeceksiniz ki” dedi .

Kadı, şu manidar cevabı verdi:

“Evet, görünürde benim konuyla ilgim yok ama işin aslı öyle değil.

Sen dün geldiğinde ben yerimde olsaydım, atı geri verdirirdim, sen de paranı geri alırdın.

At da senin elinde değil, sahibinin elinde ölmüş olurdu.

Şimdi buna imkân kalmamıştır.

Senin zararına benim makamımda bulunmamam sebep oldu.

O yüzden zararını ben ödeyeceğim” dedi ve ödedi.

O kadı, sonradan Osmanlının ilk şeyhülislamı olacak olan zamanın din ve fen bilgilerine vâkıf Molla Fenari Şemseddin hazretleri (1350-1431) idi.



Kaynak : Tarih Arşivi , Linkedin sayfası...

1925’te İdam edilen.. Hani'li Salih Efendiy'e Hakim sorar:Nerede tahsil ettiniz?Salih Efendi: Hani'de Hakim: Ne tahsil e...
10/09/2024

1925’te İdam edilen..
Hani'li Salih Efendiy'e Hakim sorar:

Nerede tahsil ettiniz?
Salih Efendi: Hani'de
Hakim: Ne tahsil ettiniz?
Salih Efendi: Ulum-ı Arabiye Ulum-ı diniye-i aliye tahsil ettim
Hakim: Hangi lisanları biliyorsunuz?

Salih Efendi: Türkçe, Arapça, Farsça, Kurmanca, Zazaca, Fransızca.....
Hakim Bey hayretini gizleyemez ve Salih efendiye:
Fransızca da mı biliyorsunuz? Der
Salih Efendi ise: Fransızcaya Gülistan'ı tercüme ettim cevabını verir.
Hakim Bey: İngilizce biliyormusunuz?
Salih Efendi: İngilizce'yi biraz Ermeni muallimlerinden okudum, der.

Yobaz, ve gerici diye astıkları bu değerler, şu an bile yüzlerce akademisyeni cebinden çıkacak düzeyde Ümmetin Aydın Âlimleri idi.

Yüzlerce İSLAM Âlimini işte böyle yok edip,
Altı Asır dünyaya Medeniyet götüren Osmanlı bakiyesi Türkiye insanını din hususundan böyle cahilleştirdiler.

AZİZ ve CELİL Olan ALLAH En İyisini Bilir..✍️✍️

Cuma Hutbesi: "Hayatın Her Alanında Öfkemize Hâkim Olalım"Muhterem Müslümanlar!Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.s)’e bir...
19/04/2024

Cuma Hutbesi: "Hayatın Her Alanında Öfkemize Hâkim Olalım"

Muhterem Müslümanlar!

Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.s)’e bir adam gelerek, “Ey Allah’ın Resûlü! Bana bir tavsiyede bulun?” dedi. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s) ona, “Öfkelenme!” buyurdu. O adam, bu soruyu defalarca sordu. Allah Resûlü (s.a.s) ise ona her seferinde, “Öfkelenme!” diyerek nasihatte bulundu.[1]

Aziz Müminler!

Bizler insanız. Yaratılışımız gereği bazen neşelenir, bazen hüzünleniriz. Bazen sükûnetle, bazen de kızgınlıkla hareket ederiz. Bize düşen, olumsuz duyguların esiri olmamak, güzel hasletlerle hayatı anlamlı kılmaktır.

Kıymetli Müslümanlar!

İnsan olarak sahip olduğumuz duygulardan biri de öfkedir. Öfke yerinde kullanılırsa, ailemize, vatanımıza ve değerlerimize saldırıları bertaraf etmemize yardımcı olur. Ancak öfkenin esiri olmak, telafisi güç sorunlara yol açar. Bizi Allah’ın rahmetinden, insanların muhabbetinden uzaklaştırır. Öfkeye yenilmek, toplumda şiddet, huzursuzluk ve kargaşaya sebep olur.

Değerli Müminler!

Müminin öfkesi, Hakkın tarafında, batılın karşısındadır. Müminin öfkesi, mazlumun dostu, zalimin düşmanıdır. Müminin öfkesi, iyiler için şefkat ve merhamet, kötülerin önündeki engeldir. Hâsılı müminin öfkesi, hayra anahtar, şerre kilittir.

Öfke aklı örtünce, idrak ve şuur ortadan kalkar. Göz görmez, kulak duymaz olur. Öfke gönlü kuşatınca hisler körelir, kalp katılaşır. Sevgi ve saygı azalır, şiddet ve nefret çoğalır. Öfke nefse hâkim olunca, sabır ve tahammül gider. Lisan, kırıcı; insan, yıkıcı hale gelir.

Aziz Müslümanlar!

Maalesef öfkesine yenik düşen insanların ibretlik haberlerini her geçen gün daha fazla duyuyoruz. Ailede, sosyal medyada, trafikte, hayatın farklı alanlarında öfke nice üzücü olaylara sebebiyet vermektedir. Bir anlık öfkeyle akrabalık, dostluk ve kardeşlik bağları kopmakta, geriye kin, nefret ve husumet kalmaktadır. Aileler dağılmakta, ocaklar sönmekte, canlar yitirilmekte, umutlar yok olmaktadır.

Kıymetli Müminler!

Yüce Rabbimiz bir ayette şöyle buyuruyor: “O müminler ki, büyük günahlardan ve hayâsızlıktan kaçınırlar. Öfkelendikleri zaman affederler.”[2] Öyleyse merhameti öfkenin panzehiri yapalım. Yaratılan her cana şefkatle davranalım. Şiddet, nefret ve zorbalığın her çeşidinden uzak duralım. Öfkenin esiri olmaktan af ve bağış yolunu tutmakla kurtulalım. Kalbimizi düşmanlıktan, kin ve intikam duygularından arındıralım.

Muhterem Müslümanlar!

Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor: “Gerçek pehlivan güreşte rakibini yenen değil, öfkelendiğinde kendisine hâkim olandır.”[3] O halde öfkemizi sabırla dizginleyelim. Musibet anında metanetli olalım, soğukkanlılığı elden bırakmayalım. Zorluklar karşısında Allah’a sığınalım. Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in bize öğrettiği gibi öfkelendiğimizde اَعُوذُ بِا للَّٰهِ مِـنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيــمِ “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım” diyelim. İmkânımız varsa abdest alalım. Ayakta isek oturarak, oturuyorsak uzanarak öfkemizi dindirmeye çalışalım.[4]

Hutbemi Yüce Rabbimizin muttaki kullarını tanıttığı şu ayetin mealiyle bitiriyorum: “Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlardır. Öfkelerini yenenlerdir. İnsanları affedenlerdir. Allah iyilik edenleri sever.”[5]

[1] Buhârî, Edeb, 76.
[2] Şûrâ, 42/37.
[3] Buhârî, Edeb, 76; Müslim, Birr, 107.
[4] Buhârî, Edeb, 44; Ebû Dâvûd, Edeb, 3.
[5] Âl-i İmrân, 3/134.

Allah yar ve yardımcınız olsun İnşaAllah 3 oğlunu ve 4 torununu bayram sabahı şehit veren İsmail Haniye'nin eşi Ümmü Abd...
12/04/2024

Allah yar ve yardımcınız olsun İnşaAllah 3 oğlunu ve 4 torununu bayram sabahı şehit veren İsmail Haniye'nin eşi Ümmü Abd, şehadet haberlerini alınca hasta yatağından kalkarak şükür namazı kılıyor.

Baba ise "Benim oğullarımın canı Gazzeli kardeşlerimizden daha kıymetli değildir. Şehadetleri mübarek olsun" diyor...

Bize işte bu imandan lazım...

Londra'daki camii'ye yeni bir imam gönderilmiş.Adam şehre gitmek için hep aynı otobüse biniyor ve çoğuzaman da aynı söfö...
29/03/2024

Londra'daki camii'ye yeni bir imam gönderilmiş.
Adam şehre gitmek için hep aynı otobüse biniyor ve çoğu
zaman da aynı söföre rastlıyormuş.
Bir gün, bilet alırken şoför yanlışlıkla 20 kuruş fazla vermiş.
İmam yanlışlığı oturup da parasını sayınca fark etmiş.
Kendi kendine 20 kuruşu geri versem mi şöföre diye
düşünüyormuş.
Ama içinden bir ses diyormuş ki çok gülünç bir para ve
şoförün umurunda değil.
Otobüs şirketi çok para kazanıyor zaten sadece 20 kuruş
onlara bir şey yapmaz.
Bu parayı saklayabilirim diye düşünmüş, Allah'tan gelen bir
hediye gibi.
İnecegi durağa gelince, imam kalkmış ve fikrini değiştirmiş,
inmeden önce şoförün yanına gitmiş, 20 kuruşu geri vermiş ve
demiş ki:
Paranın üstünü fazla verdiniz.
Şöför gülümsemiş ve demiş ki:
Siz caminin yeni imamısınız değil mi..?
Aslında uzun zamandır sizi caminizde ziyaret etmek
istiyordum.
İslamı öğrenmek için.
Bu yüzden bilerek size fazla para verdim.
Nasıl tepki vereceğinizi görmek istedim.
İnerken imam artık bacaklarını hissetmiyormuş.
Yere yığılacakmış neredeyse, bir direğe tutunmuş ve kendine
gelmeye çalışmış.
Gözlerinden yaşlar dökülerek demiş ki:
Allah'ım az daha İslam'ı 20 kuruşa satıyordum..!
Yazımızı Okuyan Beğensin, Beğenen Paylaşıp Daha Çok
Kişinin Okumasına Vesile Olsun lütfen alıntı.

Ebu Ubeyde:  ''Bu mesajları siz Müslüman kardeşlerimize gönderiyoruz, belki de kısa bir zaman sonra sizinle birlikte bir...
20/03/2024

Ebu Ubeyde:
''Bu mesajları siz Müslüman kardeşlerimize gönderiyoruz, belki de kısa bir zaman sonra sizinle birlikte bir daha olamayacağız Allah’tan dileğimiz bu konuşacağımız şeyleri bizim lehimizde bir delil olarak amel defterimizde saklasın, aleyhimize bir delil olmasın.
Birinci mesajımız;
Müslüman kardeşlerimize sesleniyoruz. Hepimiz Muvahhid Müslüman kimseleriz. Allah’ımızın hakkımızda takdir buyurduğu şeylere razıyız, asla ümitsiz değiliz, asla O’nun takdirine itiraz etmeyiz.
Zafere inanıyoruz
Zaferin kısa zamanda ve çabuk bir şekilde gerçekleşeceğine inanıyoruz. Allah Teala’nın bunu hakkımızda takdir edeceğine dair hüsn-ü zanna sahibiz.
İkinci mesajımız;
Dua müminin silahıdır
Ey beni dinleyen Müslüman kardeşim: Bana sadece duayla bile olsa yardımcı olabilirsin. Dua Müminin silahıdır. Sakın duayı küçümsemeyelim. Eğer sen bana büyük bir yardımda bulunamıyorsan bana edeceğin duayla Allah katında beraat edeceksin. Evet sizden isteğimiz dua edin bize. Çoluk çocuğunuzla toplanıp bize toplu dua edin. Secdelerinizde bize dua edin, sadaka verin, bize dua edin.
Bizim duaya çok ihtiyacımız var. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir sıkıntıya maruz kaldıklarında ellerini açıp dua ederlerdi. Israrla dua edip, duasının kabul edileceğine ve tahakkuk edeceğine inanırdı.
Üçüncü mesajım:
Bu mesajımızı dünyanın her tarafına ulaştırmaya çalışın
Bu mesajımızı dünyanın her bir köşesine ulaştırmaya çalışın. Zira hala ümmetin içerisinde uykuda olanlar var. Zaferin, kurtuluşun gökten ebabil kuşlarının yardımıyla geleceğine inanıyorlar. Ama ebabil kuşları gelse belki de önce bizi ve sizi taşlayacaklar.
Gazze’de olup bitenleri her tarafa duyurun. Haberlerimizi dünyanın dört bir yanına duyurun. Çocuklarımızın içine düştüğü ızdırabı aktarın. Gazze’nin her tarafı enkaz yığını haline geldi. Güvenilir hiçbir noktası kalmadı. Binalar, koca koca siteler, içinde oturanların üzerine devrildi.
En ufak bir uyarı yapmadan, ani baskınlarla vahşice yapıldı bunlar. Arkadaşlarımızdan, ailelerimizden tamamen, bütün aile fertleriyle dünyadan silinen, nüfus kütüğü silinenler oldu. Ailenin birinde yüz şehit, bir diğerinde elli şehit, diğerinde kırk şehit. Hayatta kalanları da ecellerini bekliyor burada.
Bunları size niçin söylüyoruz? Kıyamet gününde sizin için bir mazeret teşkil etsin diye söylüyoruz. Zira Allah’ın huzurunda size Gazze’deki Müslümanlar için ne yaptınız diye sorulduğunda en azından bu bahsettiğim şeyleri yaptığınızı söyleyerek kendi beraatinizi sağlamış olacaksınız. Dua sizden herhangi bir külfet istemiyor. Dua sizden herhangi bir tekellüfte bulunmanızı istemiyor. Bunu esirgemeyin lütfen Gazzeli kardeşlerinize.
Gafil olan kardeşlerimizi bu şekilde uyarmış olursunuz
Caddelere meydanlara çıkıp, insanlara karşı bu zulmü haykırmanız sizden büyük bir gayret istememektedir. En azından gafil olan kardeşlerimizi bu şekilde uyarmış, onlara bu durumu hatırlatmış olursunuz. Allah’ın karşısında kıyamet gününde inşaallah bu eylemlerinizle mazur görülürsünüz.
Aydınlık bir gün doğacak inşallah
Allah’a yemin olsun ki bu sıkıntılar, bu darlıklar bir ferahlığa vesile olacak. Bir mutlu sonla noktalanacak. Bu musibetlerden sonra mutlaka ihsanlar olacak. Bu karanlıkların ardından sadık bir fecir, aydınlık bir gün doğacak inşaallah! Allah Teâlâ bir zaman sonra olsa bile kullarına zafer bahşedeceğini vad ediyor.
Allah’a yemin olsun ki bu Gazze olaylarında en iyilerimiz, en masumlarımız vefat etti. Ailenin en iyileri Allah katına davet edilmekte. Allah onları adeta özellikle seçmekte, kendi katında mükafatlandırmak üzere davet etmekte.
Daha fazla vaktinizi almak istemiyorum. Allah için hepinizi seviyorum. Mesajlarımızı diğer kardeşlerimize iletin, sesimizi onlara duyurun. Sosyal medya sınırından çıkıp olayı daha da aktif hale getirin. Dua birbirimize karşı vasiyetimizdir.
Ya Rabbi bize vaadetiğin zaferi bekliyoruz senden. Bize vaadettiğin zaferi nasib et bize. Allah’ım sabır yağdır üzerimize, sebat ver kalplerimize.
Bize, bizim hakkımızdaki en güzel sonucu yaz. Ve bizi muttaki kulların arasına ilhak eyle. Peygamberler, salihler, şehitler taifesine ilhak eyle."

Hayber kalelerine sığınan yahudiler yiyecek ve içecek stokları ile Peygamber Efendimizin gitmesini bekliyordu.Hayber kal...
16/03/2024

Hayber kalelerine sığınan yahudiler yiyecek ve içecek stokları ile Peygamber Efendimizin gitmesini bekliyordu.
Hayber kaleleri sağlam, yüksek bir yerdeydi.
Ok atsan sana geri dönüyordu.
Taş atsan yetişmiyordu.
Bağırsan sesin yetişmezdi.
Hayber yıkılmıyordu.
Hayber fethedilmiyordu.
Günlerce bekledi İslam ordusu.
Ama yahudiler kalelerden çıkmıyordu.
Müslümanların stoğu tükenmek üzere, moralleri bitmek üzereydi.
Günlerce beklediler. Ama nafile!
Bu uzun bekleyişten sonra Peygamber Efendimiz bir strateji geliştirdi.
Hurma ağaçları kesilecekti.
Hayber Yahudilerinin ekonomisi birer birer kesilecekti.
Servetleri devrilecekti.
Gelecekleri köklerinden kazınacaktı.
Zira yahudi için para, servet, zenginlik herşeydi.
Ağaçlar kesildikçe yahudiler kahroluyordu.
Ağaçlar kesildikten sonra burada kalmanın da bir anlamı kalmayacaktı.
Anlaşma yoluna gittiler ve taşıyabilecekleri kadar yükle Yahudilerin başkenti Hayberi terk edeceklerdi.

Sen de Hayber savaşına katılmak istiyorsan bir ağaç da sen kes!

Sen de bugün sövsen sesin yahudiye ulaşmaz!
Taş atsan İsraile ulaşmaz!
Ok atsan telavive yetişmez.
Ama sen de Peygamber Efendimizin stratejisini yapabilirsin!
Al eline baltayı kes Yahudilerin ağaçlarını!
Nasıl mı?

Evine giren her yahudi malı bir ağaçtır.
Kullandığın her yahudi malı deterjan bir ağaçtır.
İçtiğin her kola bir ağaçtır.
İçtiğin her yahudi malı sular bir ağaçtır.
Kolalar, pepsiler, fantalar, damlalar, hacı şakirler, ariel matikler, Algidalar, Max, Danoneler birer ağaçtır.

Hayber savaşına katılmak istiyor musun?
Öyleyse al eline boykot baltasını kes Yahudilerin ağaçlarını!

Kim zerre kadar bir iyilik yaparsa mutlaka karşılığını bulur, diyor Rabbimiz!

YAHUDİ SİYONİST ÜRÜNLERE HAYIR.

1940’ların sonuna doğru Amerika’da bir olay cereyan ediyor. Zengin bir adamın ölümünden birkaç yıl sonra bir kadın yanın...
23/08/2023

1940’ların sonuna doğru Amerika’da bir olay cereyan ediyor. Zengin bir adamın ölümünden birkaç yıl sonra bir kadın yanında bir çocukla mahkemeye başvuruyor. Çocuğun ölen adamdan olduğunu iddia ediyor.
Ölüden DNA testi yapılamayan bir dönem dünya için. Amerika hukuk sistemlerinde bu olayın bir karşılığını bulamayınca başka sistemlere müracaat ediyorlar. Roma hukukuna bakıyorlar yok. Yunan, Hint, Uzakdoğu’da yok. Bir heyet Türkiye’ye geliyor.
Dönemin İstanbul Müftüsü Ömer Nasuhi Bilmen’e yönlendiriliyorlar. İlk başta anlam veremiyor gelen ekip. Gönülsüz de olsa görüşüyorlar. Bilmen onlara ölen adamın kemiklerinin durup durmadığını sorduğunda şaşkınlıkları iyice büyüyor. Durduğunu söylüyorlar. Ömer Nasuhi onlara kuyruk sokumu kemiğinden bir yer tarif ediyor. Tarif ettiği yere çocuğun bir damla kanını damlatmalarını, eğer o kemik kanı emerse çocuğun o adamdan olduğunu aksi olursa kadının yalancı olduğunu ve buna göre hüküm verebileceklerini anlatıyor. Gelen ekip görüşmeden memnun olmaksızın şaşkınlıklarını da yanlarına alıp ülkelerine dönüyorlar.
Bir müftünün böyle bir tıp bilgisine nasıl hâkim olabileceğine ihtimal veremiyorlar. Ekipteki bir doktorun ise kafasını kurcalıyor bu mesele. Müftünün yanlışlığını ispat etmek için mezar açtırılıp adamın bedeni çıkarılıyor. Tarif edilen kemiğin üzerine önce kendi kanını damlatıyor. Kan akıp gidiyor kemiğin üzerinden. Sonra çocuğun kanını döktüğünde gözleri fal taşı gibi açılıyor. Kemiğin kanı emdiğini gördüğünde hayretini gizlemiyor.
Görüşmede Ömer Nasuhi’nin yanında olanlar da ilk duymuş olacaklar ki heyet gittikten sonra bu meseleyi nereden bildiğini soruyorlar. Adı geçen kemiğin sadece kendi neslini kabul ettiğini uzun uzun anlatıyor. Oradaki küçük bir parçanın önemine değiniyor. Vücuda ne yaparsanız yapın o kemiği yok edemediğinizi, kıyamete kadar hiçbir gücün de buna muktedir olamayacağını, zira mahşerde insanlar o kemik parçasından yeniden diriltileceğini anlatıyor.
Kaynak: Habeşli Bilal, Milli Gazete
Ebû Hüreyre’den (r. a) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz(s.a.v) şöyle buyurmuştur:
- Toprak her insanı çürütür. Ancak kuyruk sokumu kemiği çürümez. İnsan ondan yaratılmıştır ve yeniden yaratılması da ondan olacaktır..

Evladım O, kravatlı ve sakalsız hali ile İslam'a bir Fizilal Kuran ve başını verdi. Peki sen bu sakalınla İslam'a ne ver...
10/08/2023

Evladım O, kravatlı ve sakalsız hali ile İslam'a bir Fizilal Kuran ve başını verdi.
Peki sen bu sakalınla İslam'a ne verdin.!.?

Abdulaziz Bin Baz'a taleberinden biri:
Hocam hangi tefsir kitabını tavsiye edersiniz?
diye sorar.
Bin Baz,
Fizilalil Kuran'ı tavsiye eder.
Talebe:
Hocam,Seyyid Kutub bidat ehli birisi kravat takar, sakalını keserdi der..
Bin Baz,
Talebeye oğlum biraz yaklaş der.
Talebe yaklaşınca Bin Baz,talebenin sakalından tutar ve der ki;
Oğlum;
Seyyid Kutub, kravatlı ve sakalsız hali ile İslam'a bir Fizilal Kuran ve başını verdi.
Peki sen bu sakalınla İslam'a ne verdin.!.?

Rabbim Rahmetiyle muamele eylesin mekanı cennet makamı âli olsun İNŞAALLAH

Address

Istanbul
34212

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when HAKKA DOĞRU posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to HAKKA DOĞRU:

Share