Erden Hukuk Ve Danişmanlik Bürosu- Av.Merve Erden

Erden Hukuk Ve Danişmanlik Bürosu- Av.Merve Erden Merhaba, ben Av. Merve Erden. Amacım; karmaşık hukuk dilini herkes için anlaşılır kılmaktır.

Bu kanalda, gündelik hayatta karşınıza çıkan hukuki sorunları, haklarınızı ve yargı dünyasındaki güncel gelişmeleri en yalın haliyle paylaşıyorum.

25/08/2026

HAYIR OLMAZ .

📌 Kiracı eş tek başına tahliye taahhüdü verdikten SONRA, diğer eş “burası aile konutu” derse taahhüt geçersiz olur mu?
Yargıtay 3. HD — E. 2025/3374, K. 2025/4997

Vaka: Bölge adliye mahkemeleri arasında bu konuda kesin kararlar çelişiyordu — bazıları bildirim öncesi verilen taahhüdün geçerli kaldığını, bazıları sonraki bildirimle taahhüdün de geçmişe dönük geçersizleştiğini kabul ediyordu. Bir avukatın başvurusuyla Yargıtay bu çelişkiyi gidermek için devreye girdi.

Gerekçe: TMK m.194/son uyarınca kiracı olmayan eş, ancak bildirim tarihinden İTİBAREN sözleşmenin tarafı olur; bildirim geçmişe etkili değildir. Tahliye taahhüdünün geçerliliği verildiği tarihteki duruma göre değerlendirilir.

Hüküm: Bildirim öncesi verilen tahliye taahhüdü GEÇERLİDİR — sonraki bildirim onu geçersiz kılmaz (kesin).

“Verildiği tarih itibariyle geçerli olan tahliye taahhütnamesinin, kiracı olmayan eşin, kiraya verene sonradan yaptığı aile konutu bildirimi ile kira sözleşmesinin tarafı haline gelmesi nedeniyle, geriye etkili olarak geçersiz hale geleceğinin kabul edilmesi olanaklı değildir.”

25/08/2026

Uygulamada, düzenleme tarihi ve tahliye tarihi boş olarak tahliye taahhüdü hazırlanmaktadır. Tarihleri boş olarak taahhüt verilmesi açığa imza (beyaza imza) mahiyetinde olup Yargıtay’a göre bu şekilde tahliye taahhüdü verilmesi geçerlidir (Y. 3. HD 2023/168 K.). Boşa imza atan kiracı belgenin sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasını ancak yazılı delil ile ispatlamalıdır.

Tahliye taahhüdünde tahliye taahhüt edilen tarih ay ve yıl olarak belirlenmiş ve fakat gün olarak belirlenmemişse ayın son günü tahliyenin taahhüt edildiği kabul edilir.

Tahliye taahhüdünün düzenleme tarihi ile taahhüt edilen tahliye tarihinin aynı tarih olması mümkündür. Önemli olan taşınmazın tesliminden sonra verilmiş bir tahliye taahhüdünün olmasıdır.

Kefil tarafından verilen tahliye taahhüdü geçersizdir. Uygulamada tahliye taahhüdüne kefilin de imza attığı görülmektedir. Kefilin taahhüt vermesinin bir önemi olmayıp yalnızca kiraya verenin imzasının olması yeterlidir. Esas olan kiracının verdiği tahliye taahhüdüdür, çünkü sözleşmede kiracı sıfatını kendisi haizdir.

24/08/2026

Anayasa Mahkemesi, 4 Haziran 2026 tarihli kararıyla Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesinde yer alan ve yoksulluk nafakasının “süresiz olarak” talep edilebilmesine dayanak oluşturan ibarenin iptaline karar vermiştir. Bununla birlikte bu karar, yoksulluk nafakasının tamamen kaldırıldığı veya mevcut nafaka kararlarının kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmemektedir.

En önemli nokta şudur: Bugün itibarıyla basına yansıyan yeni nafaka modeli henüz kanunlaşmamıştır. Mevcut mahkeme kararları ve ödeme yükümlülükleri geçerliliğini sürdürmektedir.

AYM kararının ardından, yoksulluk nafakasının süresini evliliğin devam ettiği dönem ve tarafların ekonomik şartlarıyla ilişkilendiren yeni bir sistem üzerinde çalışıldığı kamuoyuna yansımıştır. Basında yer alan bilgilere göre kısa süreli evliliklerde dahi en az beş yıllık nafaka süresi, genel olarak evlilik süresinin yarısının esas alınması, ileri yaş veya çalışma gücü kaybı gibi özel durumlarda sürenin uzatılması ve belirli koşullarda toplu ödeme yapılabilmesi değerlendirilmektedir.

Mevcut Nafaka Kararı Olanlar Açısından ;

Hakkınızda verilmiş ve uygulanmakta olan bir nafaka kararı varsa, sosyal medya paylaşımlarına veya haber başlıklarına dayanarak ödemeyi durdurmak ya da alacağın sona erdiğini kabul etmek hukuken doğru değildir. Nafaka yükümlülüğü, yeni bir mahkeme kararı veya açık bir kanuni düzenleme bulunmadıkça devam eder. Ödeme yapılmaması, birikmiş nafaka borcu ile icra ve yaptırım süreçlerine neden olabilir.

Nafaka alacaklısı açısından da mevcut hakkın kendiliğinden ortadan kalkması söz konusu değildir. Nafakanın azaltılması, artırılması veya kaldırılması talepleri; tarafların gelirleri, ihtiyaçları, çalışma durumları, sağlık koşulları ve hayatlarındaki değişiklikler değerlendirilerek mahkeme tarafından karara bağlanır.

Dosyanızın bu süreçten nasıl etkilenebileceği; evlilik süresi, nafaka kararının tarihi, kesinleşme durumu, tarafların gelirleri, sağlık ve çalışma koşulları dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmelid

18/08/2026

📌 Görsele Sığmayan Diğer Önemli Hükümler

Sosyal inceleme zorunluluğu: 15 yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılması artık zorunlu. Dahası, CMK’nın 174. maddesine eklenen (e) bendi uyarınca sosyal inceleme yapılmaksızın düzenlenen iddianame iade edilecek. 15 yaşını doldurmuş çocuklar için inceleme yapılmazsa gerekçesi iddianamede veya kararda gösterilmek zorunda.

Kavramsal dönüşüm: Mevzuatta yer alan “suça sürüklenen çocuk” ifadesi, damgalayıcı niteliği nedeniyle 18 ayrı maddede “adli süreçteki çocuk” olarak değiştirildi.

İnfazda 1 gün = 2 gün: Hükümlünün 15 yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, koşullu salıverilme hesabında iki gün olarak dikkate alınacak. Ancak kasten öldürme, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, uyuşturucu imal ve ticareti ile örgüt kurma suçları bu düzenlemenin dışında bırakıldı.

Çocuk eğitimevleri: Kasıtlı suçlardan toplam 3 yıl, taksirli suçlardan toplam 5 yıla kadar hapis cezaları doğrudan çocuk eğitimevlerinde infaz edilecek. Eğitimevine ayırma değerlendirmelerine artık Türkiye Barolar Birliği çocuk hakları komisyonundan görevlendirilecek avukat da katılabilecek.

Acil korunma prosedürü: Bağımlılık veya akıl hastalığı nedeniyle kendisi ya da başkaları için ciddi tehlike oluşturan çocuklar için 24 ve 48 saatlik kesin sürelere bağlı yeni bir acil korunma mekanizması kuruldu.

⚠️ Yürürlük: Bıçakların ruhsatsız yerlerde satışı ve sergilenmesi yasağı 1 Aralık 2026 tarihinde, diğer tüm hükümler yayım tarihinde yürürlüğe girdi.

Çocuğunuz hakkında yürütülen bir adli süreç varsa, evinizde ruhsatlı silah bulunduruyorsanız ya da hakkınızda verilmiş bir koruyucu ve destekleyici tedbir kararı mevcutsa, bu değişikliklerin durumunuza etkisini vakit kaybetmeden değerlendirmeniz büyük önem taşıyor. Haklarınızı kaybetmemek için mutlaka bir avukattan destek alın.

📌 Kanun Bilgisi: 7593 Sayılı Kanun
🗓️ Kabul Tarihi: 08.08.2026
📰 Resmî Gazete: 18.08.2026 — Sayı: 33344

⚖️ Av. Merve Erden

06/08/2026

⚖️ KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMADA İDARENİN TEMİNATSIZ İCRA DURDURMASI İPTAL EDİLDİ!

Bugün (7 Ağustos 2026) Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararı, taşınmazına idare tarafından hukuka aykırı biçimde el atılan mülk sahiplerinin lehine son derece önemli bir güvenceyi hayata geçirdi.

📌 İptal Edilen Hüküm Nedir?

2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na 7421 sayılı Kanun ile eklenen Ek Madde 4’ün ikinci fıkrası, idareye özel bir ayrıcalık tanıyordu. Bu hükme göre idare, kamulaştırma davalarından doğan icra takiplerinde İcra ve İflas Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca icranın geri bırakılmasını hiçbir teminat göstermeksizin talep edebiliyordu. Anayasa Mahkemesi bu fıkrayı, “kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davaları” yönünden iptal etti.

📌 Uygulamada Ne Sorun Yaşanıyordu?

Tablo şöyleydi: İdare, Anayasa’nın öngördüğü kamulaştırma usul ve esaslarına hiç uymaksızın özel mülkiyete konu bir taşınmaza fiilen el atıyor. Malik, bedelini tahsil edebilmek için yıllar süren bir tazminat davası açmak zorunda kalıyor. Davayı kazanıp icra takibi başlattığında ise idare, tek kuruş teminat göstermeden icranın durdurulmasını sağlayarak ödemeyi kanun yolu süreci boyunca erteleyebiliyordu.

📌 Pratikte Ne Değişti?

Bundan sonra idare, kamulaştırmasız el atma nedeniyle hükmedilen tazminatın icrasını durdurmak isterse, İcra ve İflas Kanunu’nun 36. maddesindeki genel kurala tabi olacak ve teminat göstermek zorunda kalacaktır. Bu, mülk sahiplerinin alacaklarına daha hızlı kavuşması anlamına geliyor.

⚠️ Taşınmazınıza kamulaştırma yapılmaksızın el atıldıysa veya devam eden bir tazminat davanız ya da icra takibiniz varsa, bu iptal kararının dosyanıza etkisini değerlendirmeniz büyük önem taşıyor. Haklarınızı kaybetmemek için mutlaka bir avukattan destek alın.

📌 Karar Bilgisi: Anayasa Mahkemesi, E: 2026/24 — K: 2026/146
🗓️ Karar Tarihi: 13.05.2026
📰 Resmî Gazete: 07.08.2026 — Sayı: 33333

⚖️ Av. Merve Erden

31/07/2026

💰 YASAL FAİZ ARTIK TCMB REESKONT ORANINA BAĞLANDI!

Bugün (31 Temmuz 2026) Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 Sayılı Kanun ile 3095 Sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’da köklü bir değişikliğe gidildi. Yıllardır sabit bir formülle hesaplanan yasal faiz oranı, artık doğrudan Merkez Bankası verilerine endeksli dinamik bir sisteme geçiyor.

Bu değişiklik yalnızca bankacılık veya finans sektörünü değil; sözleşmeden doğan her türlü alacağı, icra takibini, ticari uyuşmazlığı ve tazminat hesaplamasını doğrudan etkiliyor.

📌 Yeni Oran Nasıl Hesaplanacak?

Taraflar arasında faiz oranı belirlenmemişse uygulanacak yasal faiz; TCMB’nin bir önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont oranının %80’i olarak kabul edilecek. Bu oran her yılın başında otomatik olarak güncellenecek.

📌 Yıl Ortasında Oran Değişebilir mi?

Evet. 30 Haziran tarihindeki reeskont oranı, 31 Aralık’taki orandan 5 puan veya daha fazla farklılaşırsa, yılın ikinci yarısı olan Temmuz-Aralık dönemi için 30 Haziran’da belirlenen oranın %80’i geçerli olacak. Yani faiz oranı artık yılda iki kez güncellenebilecek.

📌 Bu Değişiklik Kimleri Etkiler?

Borçlar Hukuku ve Ticaret Hukuku kapsamındaki sözleşmelerden doğan alacaklar, icra takipleri, ticari uyuşmazlıklar ve tazminat hesaplamalarında artık sabit bir oran yerine ekonomik koşullara göre güncellenen dinamik bir faiz oranı uygulanacak. Bu durum özellikle alacaklıların enflasyon karşısında korunması açısından kritik bir adım niteliği taşıyor.

⚠️ Hukuki Tavsiye: Ticari sözleşmelerinizi, protokollerinizi ve alacak takiplerinizi bu yeni kanuni düzenlemeye göre gözden geçirmeniz, ileride yaşanabilecek hak kayıplarının önüne geçecektir. Haklarınızı kaybetmemek için mutlaka bir avukattan destek alın.

⚖️ Av. Merve Erden

30/07/2026

⚖️ FAZLA ÇALIŞMA ÜCRETİ HESABINDA BİLİRKİŞİ, DAVA DİLEKÇESİNDEKİ BEYANLA BAĞLIDIR!

İşçilik alacaklarına ilişkin davalarda sıkça karşılaşılan önemli bir usul kuralını, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi güncel kararıyla bir kez daha vurgulamıştır: Davacı vekili dava dilekçesinde işçinin haftanın 6 günü çalıştığını beyan etmişse, bilirkişi bu beyanla bağlıdır. Tanık beyanlarıyla işçinin daha fazla çalıştığı ispat edilse dahi, taleple bağlılık ilkesi gereği hesaplama dava dilekçesindeki maddi vakıa esas alınarak yapılmak zorundadır.

Kararın ayrıntıları şu şekildedir:

📌 Somut olayda davacı vekili, dava dilekçesinde davacı işçinin haftada 6 gün çalıştığını belirtmiştir.

📌 Yargılama sırasında dinlenen tanıklar, davacının kasım ve aralık aylarında haftanın 7 günü çalıştığını beyan etmiştir.

📌 Bilirkişi, tanık beyanlarını esas alarak bu aylar bakımından 7 günlük çalışma üzerinden fazla çalışma ücreti hesaplamıştır.

📌 Yargıtay; dava dilekçesinde açıklanan maddi vakıa ile bağlı kalınarak hesaplama yapılması gerektiğini, tanık beyanlarına göre daha fazla çalışma kabul edilerek yapılan hesaplamanın taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğunu belirterek hükmü bozmuştur.

Bu karar, dava dilekçesinin ne denli özenle kaleme alınması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Dava dilekçesinde belirtilen çalışma düzeni, davanın sonucunu doğrudan belirlemekte; sonradan tanık beyanlarıyla dahi aşılamamaktadır. Hak kaybına uğramamak için dava açılmadan önce çalışma süreleri ve koşulları eksiksiz tespit edilmeli, dilekçedeki vakıa anlatımı buna göre kurgulanmalıdır.

📎 Karar Künyesi: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/269, K. 2026/2058, T. 05.03.2026

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Haklarınızı kaybetmemek için mutlaka bir avukattan destek alın.

Av. Merve Erden

27/07/2026

⚖️ TAPUDA YAPILMAYAN TAŞINMAZ SATIŞI GEÇERSİZDİR; ÖDENEN BEDEL GÜNCEL RAYİÇ DEĞER ÜZERİNDEN İADE EDİLMEZ!

Uygulamada sıkça karşılaşılan “haricen satış” olarak adlandırılan; adi yazılı sözleşmeyle, senetle veya elden ödeme yoluyla yapılan taşınmaz satışları, kanunun aradığı resmi şekil şartını taşımadığından hukuken geçersizdir. Taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmelerin geçerli olabilmesi için tapu müdürlüğü huzurunda resmi şekilde düzenlenmesi zorunludur.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin güncel kararında bu husus bir kez daha vurgulanmış ve önemli bir ilkeye yer verilmiştir:

📌 Resmi şekilde yapılmayan taşınmaz satış sözleşmesi geçersiz olup, taraflarına mülkiyetin devrini talep etme hakkı vermez.

📌 Sözleşmenin ifası imkânsız hale gelmişse, alıcının ödediği satış bedeli kendisine iade edilir. Ancak bu iade, taşınmazın bugünkü güncel rayiç değeri üzerinden yapılmaz.

📌 İade edilecek tutar; ödeme tarihinden itibaren enflasyon, ÜFE, TÜFE, altın ve döviz kuru artışları gibi ekonomik göstergelerin ortalaması esas alınarak, paranın alım gücüne ulaştırılması suretiyle hesaplanır.

Bu içtihat, denkleştirici adalet ilkesinin somut bir uygulamasıdır: Geçersiz sözleşme nedeniyle verilen para, verildiği gündeki alım gücüne kavuşturularak iade edilir; alıcı taşınmazın güncel piyasa değerini talep edemez.

📎 Karar Künyesi: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/3662, K. 2026/2712, T. 04.05.2026

⚠️ Taşınmaz alım satımlarınızı mutlaka tapu müdürlüğünde resmi şekilde gerçekleştiriniz. Haricen yapılan satışlar, yıllar sonra telafisi güç hak kayıplarına yol açabilmektedir.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Haklarınızı kaybetmemek için mutlaka bir avukattan destek alın.

Av. Merve Erden

25/07/2026

⚖️ HESABINIZA GELEN PARA SİZİ SUÇLU YAPABİLİR!

Banka hesabınıza gelen her para transferi masum görünebilir; ancak kaynağını hukuken açıklayamadığınız her tutar, hakkınızda ciddi bir ceza soruşturmasının konusu hâline gelebilir. Uygulamada son dönemde binlerce vatandaş, hiç beklemediği bir anda “suç gelirlerini aklama”, “dolandırıcılık” ve hatta “suç örgütü üyeliği” şüphesiyle ifadeye çağrılmaktadır.

Peki bu risk nasıl doğuyor?

📌 Mal veya hizmet satışında: Bedeli hesabınıza gönderen kişi ile fiilen alışveriş yaptığınız müşteriniz aynı kişi olmalıdır. Üçüncü bir kişinin hesabından yapılan ödemeler, ileride izahı güç durumlar yaratabilir. Her işlem için mutlaka fatura veya makbuz düzenleyiniz.

📌 Elektronik para ve ödeme kuruluşları üzerinden gelen transferlerde: İlgili kuruluşun sonradan suç gelirlerinin aklanmasında aracı olarak kullanıldığının MASAK tarafından tespit edilmesi hâlinde, hesabınıza gelen para nedeniyle siz de şüpheli sıfatıyla soruşturmaya dâhil edilebilirsiniz.

📌 Kripto varlık işlemlerinde: Bozdurma işlemleri sırasında tanımadığınız kişilerden gelen transferleri kabul etmek, “bu parayı neden aldınız?” sorusuyla savcılık huzurunda karşılaşmanıza neden olabilir. Tatmin edici bir açıklama sunulamadığı takdirde hesap blokesi, adli kontrol ve tutuklama tedbirleri gündeme gelebilir.

📌 Borç tahsilatında: Borçlunuzun size olan borcunu başkasına ait bir hesaptan veya şaibeli bir ödeme kuruluşu üzerinden ödemesi hâlinde, alacaklı konumundayken kendinizi bir ceza dosyasının içinde bulabilirsiniz.

⚠️ Unutmayınız: Ceza hukuku bakımından önemli olan yalnızca hesabınıza para gelmesi değil; gelen paranın kaynağını hukuki sorun yaratmayacak şekilde belgeleyebilmenizdir. Ticari ve finansal işlemlerinizde belge düzenine riayet etmek, ileride telafisi güç mağduriyetlerin önüne geçecektir.

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olayınıza ilişkin mutlaka bir avukattan hukuki destek alınız.

Av. Merve Erden

Address

Istanbul

Opening Hours

Monday 09:00 - 19:00
Tuesday 09:00 - 19:00
Wednesday 09:00 - 19:00
Thursday 09:00 - 19:00
Friday 09:00 - 19:00
Saturday 09:00 - 19:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Erden Hukuk Ve Danişmanlik Bürosu- Av.Merve Erden posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Erden Hukuk Ve Danişmanlik Bürosu- Av.Merve Erden:

Shortcuts

Share