Akdag Law & Royal-T Consultancy / Hukuk Bürosu & Marka Patent Ofisi

  • Home
  • Turkey
  • Istanbul
  • Akdag Law & Royal-T Consultancy / Hukuk Bürosu & Marka Patent Ofisi

Akdag Law & Royal-T Consultancy / Hukuk Bürosu & Marka Patent Ofisi Law & Consultancy Royal T Consultancy, a partner of Akdag Attorneys at Law, is based in Turkey.

Our primary service is to advise clients, individuals or corporations, about their legal rights and responsibilities, and to represent clients in civil cases, business transactions, and other matters in which legal advice and other assistance are sought. We also offer legal services to fulfill all requirements and give business consultations exclusively in Media and Entertainment areas.

“Müvekkilimiz Aykut Yıldırım, Ortaks Yapım Yaratıcı ve Sıradışı Fikirler Tic. Ltd.’nin Şti’nin yapımcılığını üstlendiği ...
28/07/2016

“Müvekkilimiz Aykut Yıldırım, Ortaks Yapım Yaratıcı ve Sıradışı Fikirler Tic. Ltd.’nin Şti’nin yapımcılığını üstlendiği Kiralık Aşk isimli dizisinin kurgu yönemenliği görevinden, yapım şirketi ile karşılıklı olarak anlaşması sonucunda ayrılmıştır. Yeni projelerle çalışmalarına devam edecek olan müvekkilimizin diziden ayrılmasına ilişkin hususlarda kamuoyunu doğru şekilde bilgilendirmek üzere hazırladığımız basın bildirimimizi ekli olarak sunarız.” Av. Aslı Akdağ

20/04/2016

We are on our way for great meetings and conference on the by in Geneva.

We hope to share highlights from the conference hereby.

Briefly the topics of the conference will be,
- copyright in the digital age,
- the impact of the digital environment on creators
the role for publishers, producers and distribution platforms
- digital markets, access, and participation.

We are excited to be participated to this great market as it is concentrated to digital copyright issues for creators.

Yayimcilikta Telif Haklari Sempozyumu basarili sunumlarla basladi.. Emre Gokyayla Hocamizin FSEK ve TBK hukumlerini kars...
30/03/2016

Yayimcilikta Telif Haklari Sempozyumu basarili sunumlarla basladi.. Emre Gokyayla Hocamizin FSEK ve TBK hukumlerini karsilastirdigi, genel- ozel hukum incelemesi oldukca basariliydi..

Mekanin Burhaniyede olmasina ragmen neredeyse dolu olmasi da sevlndirici..

Sağlıkla ve mutlulukla geçen, herşeyin dilediğinizce olduğu bir yıl olsun..
31/12/2015

Sağlıkla ve mutlulukla geçen, herşeyin dilediğinizce olduğu bir yıl olsun..

21/12/2015

YAYINCILARIN SİNEMA ve TELEVİZYON DİZİLERİNDE YAPMIŞ OLDUĞU DEĞİŞİKLİKLERİN HUKUKA AYKIRILIĞI
Değişikliğe verilen iznin sınırları

Yapımcılar, söz konusu olan bir sinema veya TV Dizisi olduğunda, eser sahiplerinin mali haklarını ve manevi haklarını kullanma yetkisini devraldıktan sonra eserlerin ticari dolaşımı için gerekli iş ve işlemleri yapmaya salahiyetli olan kişi ve/veya kurumlardır. TV dizilerinin ya da sinema eserlerinin televizyonda yayınlanabilmesi adına yapımcılar, devraldıkları bu hakları tam/basit ruhsatla yayıncı kanallara devretmektedirler. Peki eserin bütünlüğünün bozulmasına yol açabilecek olan, sinema filmi veya TV Dizisi eserlerine yapılan müdahaleler ne kadar meşrudur?

Yayıncı kanallar, sektör tarafından da bilindiği üzere yapımcılarla yapmakta olduğu anlaşmalara "RTÜK veya herhangi bir kurum tarafından, herhangi bir cezanın kesilmesi ihtimalinin söz konusu olması halinde, mahkeme kararına gerek kalmaksızın yapımcıya bu cezanın rücu edilebileceği.." gibi muğlak ve ağır sorumluluk yükleyen ifadelerle RTÜK yasalarından doğacak her türlü yaptırımı yapımcıya yüklemekteler. Ayrıca bu yasalar ve diğer ilgili mevzuat kapsamında eserleri değiştirebilecekleri, kesme, blurlama gibi değişiklikler de yapabilecekleri yönünde maddeler de sözleşmeye dercetmekteler. Yani sadece sözleşmenin bu maddelerine bakarak yayıncıların, eserlerde diledikleri değişiklikleri yapma salahiyetine sahip oldukları gibi bir yanılgıya kapılabilirsiniz.

Oysa uyuşmazlıklarda, sözleşme özgürlüğü çerçevesinde yorumumuzu yaparken asla unutmamamız gereken bazı hususlar vardır ki; mevzuatın emredici, tamamlayıcı hükümleri, bir çok zaman benzer düzenlemeleri batıl kılabilir ya da sınırlarını daraltabilir.

Örneğin, yayıncının sözleşmede eserde değişiklik yapılmasına dair verilen icazetle beraber yapımcıdan işleme haklarını devralması, yayıncıya eserde istediği değişikliği yapmak hakkını verecek midir? Elbette hayır.. FSEK 16/III maddesi, açıkça bu duruma bir sınırlama da getirmiştir. İlgili maddeye göre; "eser sahibi, eserde değişiklik yapılabilmesi yönünde izin vermiş olsa dahi , eser sahibinin eserle hususiyet ilişkisini zedeleyen ve eserin bütünlüğünü bu sınırı aşacak şekilde bozan değişiklikler, iznin kapsamı dâhilinde kabul edilemeyecektir."

Özetle yapılan sözleşmelerdeki tek taraflı, ağırlaştırıcı hükümlerin yorumunu yaparken mevzuatın getiriliş amacını unutmamak, teleolojik yorumla beraber ticari teamülleri de göz önüne almak gerekiyor. Yayıncıların RTÜK mevzuatı gereğince eserlerde değişiklik yapmayı istemeleri muhakkaktır. (Hatta bu izni aldıkları noktada sorumluluğu da yapımcıya yüklemeleri alınan iznin mantığına ters bir duruş olsa dahi, o konuya burada girmeyeceğiz.) Ancak RTÜK vesair mevzuat adı altında, eserde keyfi kısaltmalara, değişikliklere giden yayıncının burada sorumluluğunun söz konusu olması gerektiği de şüphesizdir. Yargıtayın da bu yönde görüş bildirdiği kararların mevcudiyetinde, bağlantılı hak sahibi olarak ve ayrıca eser sahiplerinden aldığı yetkiye dayanarak yapımcıların, benzer durumlar karşısında hukuki yollara başvurması geretiği düşüncesindeyiz.

Bu bağlamda, aşağıda sonuç kısmına yer verdiğimiz, "Sinema Eseri Üzerinde RTÜK Mevzuatı Kapsamında Yapılan Değişikliklerin Meşruluğuyla İlgili Karar İncelemesi" başlıklı makalede de, yargıtayın son derece yerinde olan, örnek bir kararının incelemesini bulabilirsiniz.

Av. Aslı Akdağ

"Dava konusu “B.B.” adlı sinema filminin yayınlanması için davalı ile imzalanan Yayın Hakkı Lisans Sözleşmesi kapsamında davalıya “RTÜK yayıncılık ilkeleri doğrultusunda sahne kesme ve montaj” hakkı tanınmış olsa dahi, bu hakka dayanılarak eser üzerinde yapılan değişiklikler, eserin mahiyetini ve hususiyetini bozduğu ölçüde FSEK’nın 16/III maddesi gereğince eser sahibi tarafından men edilebilir. Bu noktada, gerek bilirkişi heyeti gerekse Mahkeme nezdinde herhangi bir duraksama yoktur.
Dava konusu filmden bir sahnenin tamamıyla çıkartılması dışında
diyaloglar ve sahneler üzerinde yapılan değişiklikler, Mülga RTÜK Kanunu’na dayandırılarak meşru addedilmiş olsa dahi, bu değişikliklerin eserin mahiyetini, bütünlüğünü ve hususiyetini bozması halinde, FSEK’nın 16/III hükmü devreye girecektir ve ilgili hüküm gereğince de eser sahibine bu değişiklikleri men etme hakkı tanınmalıdır.
Film üzerinde yapılan değişikliklerin, filmin bütünü ve akışı dikkate
alındığında anlaşılabiliyor olması da önem arz etmemektedir, zira eserin bütünlüğünü ve hususiyetini bozan değişikliklerin eser sahibi tarafından men edilebilmesi için “eserin bütününden değişikliğin anlaşılamaması” gibi bir koşul öngörülmemiştir.
Yukarıda izah olunan tüm bu hususların yanında, “izle öde” uygulaması olan kanallarda yayınlanan ve izleyicinin özellikle tercih ederek ve bir bedel ödeyerek izleyebileceği dava konusu filmin Mülga RTÜK Kanunu kapsamında denetlenmesi, bu kanunun amacının dışına çıkmak olarak yorumlanabilecektir. Zira ilgili kanun ile amaçlanan, çocuk ve genç izleyicilerin toplumun genel kabul görmüş değer yargılarına aykırı yayınlara maruz kalmaması ve bu yayınlara karşı korunmasıdır. “İzle öde”
uygulaması olan kanallarda özel bir tercihte bulunarak izlenebilecek dava konusu filme “maruz kalmak” gibi bir durum söz konusu olamayacağından, kanunun koruduğu değerlere ve himaye ettiği amaca ters düşen bir durum da oluşmayacaktır.
Bütün bu hususlar dikkate alındığında, dava konusu “B.B” adlı sinema filminin diyalogları ve sahneleri üzerinde eser sahibinin izni olmaksızın yapılan tüm değişikliklere ilişkin olarak eser sahibinin men etme hakkının doğacağı kanaatindeyiz.

(Daha fazlası için,http://www.istanbulbarosu.org.tr/Yayinlar/BaroDergileri/ibd201306.pdf, s.82 v.d.)

16/12/2015

Fikri hakları seviyoruz..ama fikri haksızlıkları daha da çok seviyor olabiliriz.. Tort Busters!

06/12/2015

Yönetmen Selim Evci'nin son filmi "Saklı" Antalya Film Festivali kapsamında Ulusal Filmler kategorisinde yarıştı ve burada Film Yön En İyi Film Ödülüne layık görüldü.
Harika oyunculukları ve pek tabi başarılı oyuncu yönetimi ve rejisiyle akıcı, oldukça iyi bir film olduğunu biz de belirtmek isteriz. Aynı zamanda müvekkilimiz olması dolayısıyla da keyifle çalıştığımız Selim Evci ve Evci Filmi tekrar tebrik eder, bol ödüllü ve gişeli günler dileriz.

Herkese sevdikleriyle birlikte geçireceği mutlu bayramlar dileriz..
24/09/2015

Herkese sevdikleriyle birlikte geçireceği mutlu bayramlar dileriz..

11/06/2015

BİLİŞİM SUÇUNUN BOŞANMA DAVASINDA NE İŞİ VAR DEMEMELİ/ Delil Tespiti Davaları

Hukuk sistemimiz özellikle bilişim hukuku alanında gündemi yakalamakta zorlanabiliyor. Burada eksik eğitim ve sektörle akademik dünyanın yeteri kadar birbirlerinden haberdar olmamasının da bir etken olduğu düşünülebilir.

Artık internet sayesinde dünya parmaklarımızın ucunda olduğu kadar zaman zaman kişiler, birçok olanak sunan programlar sayesinde aldatıcı eylemlere yönelebilmektedir.

Bu bağlamda Yargıtay 8. Ceza Dairesinin de farklı bir kararına değinmek istedik. Gündemi yakaladığına inandığımız kararda, davacının boşanma davasında delil olarak sunmak üzere, boşanmayı kolaylaştırıcı etkisi olacağına dair bir inançla kendi oluşturduğu mesajı kendisine göndermiş olması ihtimali üzerinde durulmaktadır. . Bu mesajla kişinin aslında bir bilişim suçu işlediğini fark etmemesi ya da daha doğru haliyle mühimsememesi, yeni teknolojiler sayesinde aldatma kastı ile yapılan eylemlerin kolaylaşmış olmasından ve aksinin ispatlanamayacağı inancından ileri geliyor olsa gerek.

Bu gibi hallerde, ciddi dijital verileriniz var ise önemli olan bu verilerin güvenilirliğinin ispatı ile davanızı açmak olacaktır. İnternet, akıllı telefonlar gibi teknolojinin ispat yükünüzü zora sokabileceği hallerde önerimiz, öncelikli olarak bir delil tespiti davası açmanızdır.

Sektörün uzman bilirkişilerince ve mahkeme kanalıyla yapılacak olan bu tespitler, daha sonra açacağınız her türlü dava ve talepte sizi ispat zorluğundan muhakkak ki kurtarır.

T.C.
YARGITAY
8. CEZA DAİRESİ
ESAS NO:2014/30037
KARAR NO:2015/14023
KARAR TARİHİ: 18.03.2015

> BİLİŞİM SUÇU---BİLİRKİŞİ İNCELEMESİ----CEP TELEFONU

5237 s. TCK m. 243/1

ÖZET: Katılanın, kendi cep telefonundan çekilmediği halde sanığın oluşturduğunu ve boşanma davasında delil olarak ibraz ettiğini beyan ettiği, mesajın, cep telefonlarında mobil işletim sistemlerinin bulunduğu ve program yüklenebilmesinin mümkün olduğu dikkate alınarak, taraflara ait cep telefonlarının uzman bilirkişi tarafından incelenip, iletişim kayıtları karşılaştırılmak suretiyle program yükleme veya internetten gönderme şeklinde suça konu mesajın sanık tarafından gönderilip gönderilmediğinin araştırılması gerektiği gözetilmelidir.

Gereği görüşülüp düşünüldü:

Bilgisayarın çalışmasını düzenleyen tüm programlara işletim sistemi denilmekte olup işletim sistemlerinin sadece bilgisayarlarda değil cep telefonlarında, tablet PC'Ierde de kullanılması mümkündür. İşletim sistemleri Windows 8, Android, Linux gibi isimler almaktadır.

Bir bilgisayarın işleyişi ve özellikle de verimliliği, işletim sistemi ile ilgilidir. İşletim sisteminin ana görevi, bilgisayarın çalışması için gerekli komutları vermek ve işlevleri sağlamaktır. Donanım ile yazılım arasındaki bağlantıyı sağlayan işletim sistemi çalışmadığı takdirde bilgisayarın kullanılması, program yüklenmesi olanaksızdır.

En çok kullanılan ve en çok bilinen işletim sistemleri aşağıda örneklendirilmiştir.

· Unix - Unix Çeşitleri
System V, BSD, Solaris, AIX..
· Linux - Linux Dağıtımları
Pardus, Ubuntu, Fedora, Debian..
· Windows - Windows Sürümleri
Windows 7, Windows 8, Windows Server 2012
· MacOS - MacOS/IOS Sürümleri
OS X, IOS
· Android

Windows: Microsoft şirketinin geliştirdiği Windows (pencereler) kullanıcıya grafiklerle ve görsel iletilerle yaklaşarak, yazılımları çalıştırmak, komut vermek gibi klavyeden yazma zorunluluğunu ortadan kaldıran, dünyada en çok kullanılan işletim sistemidir. En çok kullanılan sürümü Windows 7 olup özellikle tablet PC'Ier için Windows 8 geliştirilmiştir.

Apple İOS: İOS eski adıyla (IPhone OS) Apple'ın orjinal olarak iPhone için geliştirdiği ancak daha sonra iPod Touch ve İPad'de kullanılan mobil işletim sistemidir.

Android: Cep telefonlarında ve tabletlerde en çok kullanılan mobil işletim sistemi olan Android'in en yaygın sürümleri 2.3 Gingerbread, 4.0 Ice Cream Sandvvich , 4.1 Jelly Bean'dır.

Somut olayda; katılanın cep telefonundan çekilmediği halde sanığın; "Sen Hacer'i değil, parayı seviyorsun...., kızım seninle görüşmez, bırak kızımın peşini, dolanma peşinde, seni uyarıyorum, Hacer'in seninle işi olmaz, bir daha bir araya gelmeniz ben hayattayken imkansız" şeklindeki mesajı oluşturduğu ve telefonuna geldiği iddiasıyla boşanma dava dosyasında delil olarak ibraz ettiğinden bahisle açılan davada, sanık suçlamayı kabul etmemiş, bilirkişi raporunda ise iletişim detaylarında suça konu mesajlaşmaya dair kayıt bulunmadığı, ancak cep telefonlarına özel yazılımlar yüklenerek veya internet vasıtasıyla mesaj oluşturulabileceği belirtilerek mesaj çekilen ve mesaj alan cep telefonlarının incelenip, iletişim kayıtlarıyla karşılaştırılması gerektiğinin bildirilmesi karşısında, cep telefonlarında mobil işletim sistemleri bulunduğu ve program yüklenebilmesinin mümkün olduğu gözetilerek, taraflara ait cep telefonları alınıp uzman bilirkişi tarafından incelenip, iletişim kayıtları ile karşılaştırılmak suretiyle program yükleme veya internetten gönderme şeklinde suça konu mesaj gönderilip gönderilmediğinin araştırılması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, cep telefonlarının bilişim sistemine girme ve orada kalma suçunun konusunu oluşturmayacağından bahisle, eksik incelemeye dayanarak yazılı şekilde hüküm kurulması,

Yasaya aykırı, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321.maddesi gereğince (BOZULMASINA)18.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

556 SAYILI KANUNDA DEĞİŞİKLİK:AYIRT EDİLEMEYECEK DERECEDE BENZER MARKALARIN DEVRİ ARTIK ŞART KOŞULAMAYACAKAnayasa Mahkem...
04/06/2015

556 SAYILI KANUNDA DEĞİŞİKLİK:
AYIRT EDİLEMEYECEK DERECEDE BENZER MARKALARIN DEVRİ ARTIK ŞART KOŞULAMAYACAK

Anayasa Mahkemesi, tescilli markanın devri sırasında halkı yanılgıya düşürecek derecede benzeri mallar veya hizmetlere ait markaların da devredilmesini şart koşan kanun hükmünü iptal etti.

Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 16. maddesinin beşinci fıkrasındaki "Tescilli bir markanın devri sırasında aynı markanın veya ayırt edilemeyecek derecede benzerinin, aynı veya halkı yanılgıya düşürecek derecede benzeri mallar veya hizmetler için başka marka tescillerinin bulunması halinde, bu markaların da devredilmesi şarttır" hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurdu.

Başvuruyu esastan görüşen Yüksek Mahkeme, düzenlemeyi Anayasa'ya aykırı bularak oy birliğiyle iptal etti.


(Türk Patent Enstitüsü sitesinde yer alan ilgili yazının devamı için: http://www.tpe.gov.tr/TurkPatentEnstitusu/allNews/newsDetail?newsId=378)

Anayasa Mahkemesi, tescilli markanın devri sırasında halkı yanılgıya düşürecek derecede benzeri mallar veya hizmetlere ait markaların da devredilmesini şart koşan kanun hükmünü iptal etti.

02/06/2015

ESERE YAPILAN HAKARET HALİNDE MANEVİ TAZMİNAT TALEBİ İMKANI - FSEK Mİ TBK MI?

Eserinize yapılan söylem kişisel görüş sınırlarını aşarak hakaret olarak adlandırılabilecek ağırlıktaysa ne yapılabilir? Böyle bir durumda manevi tazminat talebiyle dava açma yolları var mıdır? Bu konu, eser sahiplerinden sıklıkla duymakta olduğumuz bir soru olması neticesinde gündemimize alınmıştır.

Bir çalışma zihinsel çaba sonucu ortaya çıkan bir fikri ürün ise, FSEK anlamında eser olarak korunabilmesi için, sahibinin hususiyetini taşıması (sübjektif unsur) ve yasada öngörülen eser türlerinden birine dahil olması (objektif unsur) gereklidir. (Yargıtay 11. H.D. E 2006/934 K 2007/4555 T 13/03/2007)

Biz de bir heykeltraş olduğunuzu ve heykelinizin hakarete eleştiri sınırlarını aşacak şekilde hakarete maruz kaldığını düşünelim.. Ya da yapımcı olarak üretmiş olduğunuz bir sinema filmi; ya da yazdığınız bir kitap.. Burada yapılan çalışmaların eser niteliğinde olduğunu kabul ettiğimiz takdirde, eseriniz dolayısıyla hakarete maruz kalmanız halinde zararınız giderilmesi adına başvurabileceğiniz hukuk yolları mevcuttur.

Bilindiği üzere özel kanunun var olduğu ve yerde genel kanunlara gidilmesi söz konusu olmayacaktır. Bu nedenle öncelikle özel kanun niteliğinde olan Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda ("FSEK") yer alan manevi haklara ilişkin hükümleri incelemek gerekecektir. FSEK madde 70'e göre, "manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir." Bu durumda FSEK'teki düzenlenen manevi hakların neler olduğunu hatırlayalım:

FSEK kapsamında manevi hak ihlalinden söz edebilmek için Umuma Arz Salahiyeti, Adının Belirtilmesi Salahiyeti, Eserde Değişiklik Yapılmasını Men Etmek gibi FSEK 14 ila 17. maddede sayılan haklardan birisinin ihlali gerekmektedir. FSEK, manevi tazminat davası açabilmek için eser sahibinin kişilik haklarının da tecavüze uğramış olması koşulunu aramaz. FSEK’in 70. maddesi, manevi tazminat istemini kişilik haklarının ihlalinden bağımsız olarak hükme bağlamıştır. (Yarg. 11 H.D. 2000/863 E. 2000/1762 K. 06.03.2000 T.) Ne var ki yukarıda ele aldığımız üzere esere yapılan hakaret suçu, FSEK kapsamında manevi tazminata ilişkin düzenlemelere dayanılarak tazminat talep edilmesine imkan verir nitelikte değildir. O halde ne yapılması gerekir?

Bu durumda eserinize yapılan bir hakaretin manevi tazminata mahal verip vermeyeceği hususunu genel kanunlar ışığında, Türk Medeni Kanunu (TMK) ve Türk Borçlar Kanunu ("TBK") ekseninde değerlendirmemiz gerekecektir.

TMK madde 24 uyarınca, zararı görenin rızası, daha üstün nitelikteki özel/kamusal yarar veya kanunun verdiği bir yetki olmadığı sürece, kişilik hakkına yapılan her saldırının hukuka aykırı olduğu kabul edilmektedir. TBK madde 58 hükmü ise, kişilik hakkının zedelenmesinden zarar görenin, uğradığı zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebileceğini düzenlemiştir.

Genel olarak şahsi menfaatlerin ihlal edilip edilmediği hususu, dolayısıyla tazminata hükmedilecek bir durumun var olup olmaması, kişilik hukukuna ait hükümlere göre tayin olunacak bir husustur. (Fikri Mülkiyet Hukuku, Prof.Dr.Ünal Tekinalp, İst.1999 Sh.312 No:94 vd., Prof.Dr.Şafak N.Erel, Türk Fikir ve Sanat Hukuku, Yenilenmiş İkinci Baskı Ank.1998 sh.304, 305 vd.) İlgili kanunlara göre hakaret nedeniyle manevi tazminat talep edilebilmesi imkanı, kişilik hakkının ihlalinin varlığında söz konusu olabilmektedir.

TBK Uyarınca Kişilik Hakkı İhlali ve Manevi Tazminat Talebi:

Bir olayın özelinde öncelikle, ihlal edilen manevi tazminat talebine imkan tanıyan kişilik hakkına yönelik bir ihlal midir, bunu irdelememiz gerekecektir. Kişilik hakkı, “kişinin toplum içindeki saygınlığını ve kişiliğini serbestçe geliştirmesini temin eden öğelerin tümü üzerindeki hakları” olarak tanımlanabilir. Kişinin onur ve saygınlığını toplum içinde ortadan kaldıran veya zedeleyen tüm saldırılar “kişilik hakkı”na saldırı olarak kabul edilmelidir.

Kişilik hakkı ayrıca, kişinin tüm korunan haklarının, değerlerinin ve varlıklarının bütünüdür. Hukuken korunan ve kişiyle ilgili tüm değerler “kişilik hakkı” kavramı kapsamındadır. Kişilik haklarının temel kaynağı ise, demokratik sistemler içinde bu sistemin mantığından doğan ve Anayasal birer kural durumuna gelen, kişi hak ve özgürlükleridir. Bu nedenlerle kişinin "İŞ"i de kişilik hakkının bir uzantısı olarak korunma imkanı bulmalıdır.

Burada karşılaşabileceğiniz bir argüman, ortada kişilik hakkınıza yapılan bir saldırı olmadığı; esere dair bir beyanatın söz konusu olduğu şeklinde olabilir. Ancak yukarıda da belirttiğimiz üzere bir kişinin ortaya koyduğu iş, kişiye sıkı sıkıya bağlı olan kişilik haklarıyla beraber değerlendirilmelidir. (Tabi dile getirilen ifadenin "hakaret" niteliğinde olup olmadığı ayrı bir inceleme konusu olacağından bu hususta bir uzmandan destek almanızda fayda vardır.)

Aşağıdaki yargıtay kararında da görüleceği olduğu üzere, eserin sahibinin hususiyetini taşımasından ötürü kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakkın ihlal edildiği yönündeki görüş, içtihatta kabul görmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde ise kişilik hakkı ihlalleri şu şekilde düzenlenmiştir;

a) Özel ve aile hayatına ve meskene müdahalelere,

b) Beden ve akıl tamlığına, ahlak ve fikir açıklama hürriyetine,

c) Şeref ve haysiyete yönelik tecavüzlere,

d) Söz ve hareketlerin zararlı yorumlarına,

e) Özel hayata ilişkin ve başkasını ilgilendirmeyen haberler yayılmasına,

f) İsminden, kimliğinden, resminden faydalanılmasına,

g) Her türlü izleme, gözetleme ve baskı altında tutma hareketlerine,

h) Muhaberata el konulmasına,

ı) Yazılı ve sözlü özel muhaberelerden hüsnüniyetle faydalanılmasına,

i) Meslek sırrı olarak kendisine bildirilen veya kendisinin öğrendiği bilgilerin yayılması şeklindeki müdahaleler de hakkın kapsamı içine alınmıştır. (Küresel İletişim Dergisi, sayı 2, Güz-2006 4)

Yani bahsettiğimiz üzere, esere hakaret halinin olduğu olaylarda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine de aykırılık bulunmaktadır. İç hukuktan bir fayda sağlanamadığı takdirde AİHM’e de gidilebilir.

Manevi tazminat tutarları belirlenirken mahkemelerin genel tutumunu yansıtan bir karar da aşağıdaki gibidir;

Yargıtay 4. H.D. E 2003/6919 K 2003/9040 T 08/07/2003

“davacının maddi zararının belirlenmesi BK.'nun 42. maddesi hükmünden yararlanılması ve maddi tazminat miktarının takdir edilmesi ve hükmedilmesi gerekirken mahkemece bu kalem isteğin reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir. Öte yandan, somut olayın özelliği ve davacının tanındığı çevreler gözetildiğinde manevi tazminata hükmedilmesinin davacının uğradığı zararı hafifletmekte yetersiz kalacağı sonucuna varıldığından istek doğrultusunda yayıma da karar verilmesi gerekirken, mahkemece bu isteğin de reddedilmesi ayrıca bozmayı gerektirmiştir.

Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nısfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Davaya konu olan işte tarafların konumları, yayında kullanılan sözcükler ve yukarda belirtilen ilkeler gözetildiğinde mahkemece takdir olunan manevi tazminat miktarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmolunmak üzere yerel mahkeme kararının bu nedenle de bozulması gerekmiştir.”

Görüldüğü üzere bu tip durumlarda karşı tarafın sıfatı, kusur oranları, ekonomik durumlar dikkate alınarak manevi tazminat tutarı tayin edilecektir.

Sonuç olarak esere yapılacak bir hakaret fiilinin gerçekleşmesi halinde, hukuki yollara başvurulmak istenirse, özel kanun niteliğindeki FSEK'e başvurma imkanının olmamasından bahisle TBK'nın kişilik hakkı ihlallerine ilişkin hükümlerine gitmek gerekecektir. Eser ise, bir eser sahibinin işi olmakla birlikte, kişilik haklarına sıkı sıkıya bağlı olan ve kanunlar nezdinde korunması söz konusu olan iş kapsamında değerlendirilmelidir. Bu nedenlerle, esere yapılan bir hakaretin mevzu bahis olması halinde, TBK genel hükümleri kapsamında manevi tazminat talebi imkanı bulunmaktadır. Yargı bu tip ihlallerde tarafların sıfatı, ekonomik durumları, kusur oranları gibi durumları dikkate alarak tazminata hükmetmektedir.

Av. Aslı Akdağ

11/05/2015

ELEKTRONİK TİCARET İLETİLERİNİN ŞİKAYETİ MÜMKÜN MÜ?

1 mayıs 2015 tarihinde yürürlüğü giren 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, son yıllarda tüketicileri mağdur edici boyutlara ulaşan elektronik iletiler sebebiyle gündeme geldi. Bu düzenlemelerle artık elektronik ticaretin ne şekilde yapılabileceği, elektronik ortamda iletilerin nasıl tüketicilere ulaştırılabileceği gibi hususlara netlik kazandırılmış durumdadır.

Peki ticari elektronik iletiler, yani e-posta, telefon, faks, çağrı merkezi gibi kanallarla tarafımıza iletilen ticari amaçlı duyurular kanuna uygun gönderilmezse ne yapılabilir?

Tüketici olarak öncelikle sizin onayınız olmadan bu iletilerin tarafınıza aktarılamayacağını bilin isteriz. Ancak bir firmaya iletişim bilgileriniz verdiyseniz, bu da zımni bir kabul gibi değerlendirilerek sizden onay alınmış kabul edilmektedir. Tabi bu onayın her zaman iptali de mümkündür. Onay almaksızın ticari faaliyetini sürdüren firmalarınsa idari para cezası ile cezalandırılmaları gündeme gelecektir.

Eğer onayınız olmadan tarafınıza halen bu gibi reklamlar gönderilmekte ise, ilgili hizmet sağlayıcısının ikametgahının bulunduğu Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İl Müdürlüğüne şikayet için başvurulmalıdır. Ancak hizmet sağlayıcı başka bir ildeyse buradaki İl Müdürlüğüne şikayetiniz gönderilebilir.

Şikayet başvurunuza size gelen iletinin bir örneğini ekleyerek şikayetinizi iletmeniz gerekmektedir. Ayrıca olaydan sonra 6 ay içerisinde bu şikayetinizi yapmalısınız.

Address

Esentepe Mah. Talatpasa Caddesi No:5/1 Şişli
Istanbul
34394

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Akdag Law & Royal-T Consultancy / Hukuk Bürosu & Marka Patent Ofisi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Akdag Law & Royal-T Consultancy / Hukuk Bürosu & Marka Patent Ofisi:

Share