Av. Mustafa Kemal GÖZE

Av. Mustafa Kemal GÖZE Avukat ve Hukuk Bürosu

Vergi mahkemelerinde görülen vergi davalarının takip ve savunulması, ceza mahkemelerinde görülen vergi ceza davaları ile vergi inceleme danışmanlığı, vergi daireleri nezdinde iş takibi, vergi uzlaşmalarında temsil hizmetleri

04/08/2026

VERGİ YARGISINDA DAVA KONUSU İŞLEMİN ÜZERİNDE YAZAN TUTARLARA GÖRE BAZI KARARLARIN KESİN, BAZILARININ TEK HÂKİMLİ, BAZILARININ TEMYİZE KAPALI OLMASINI KORKUNÇ BULUYORUM.

Elimde bir ödeme emri davası var.

➡️Ödeme emirlerinin üzerinde görünen toplam rakam: 53.487,30 TL.

➡️Ödeme emirlerini gidip ödemeye kalksanız gecikme zammı dahil toplam rakam ise 489.328,12 TL.

⚖️Ödeme emrinin üzerinde yazan, binlerce yıl öncesinden kalma nominal tutarı esas alırsanız dosyaya tek hâkim bakmalı ve vereceği karar istinafa kapalı.

⚖️⚖️⚖️Ödeme emrinin muhatabı açısından doğurduğu gerçek hukuki ve ekonomik sonucu esas alırsanız ise dosyaya heyet bakmalı ve verilecek karar istinafa açık olmalı.

Kanun Koyucu işlemin üzerinde yazan antik rakamları esas alıyor. Gerçi bunu Kanun Koyucu mu yapıyor, kesin konuşmak zor; ödeme emirlerinin "meblağlı" dava olup olmadığı bile tartışma konusu. Hangi davalar iptal davası, hangileri vergi davası, ne meblağlı, ne değil; belli değil.

Hak arama özgürlüğü ile mülkiyet hakkını doğrudan etkileyen bir alanda, yargılamanın kapsamının ve kanun yollarının bu derece belirsiz ve gerçek ekonomik etkiyle ilgisiz ölçütlere bağlanmasını hukuk devletiyle bağdaştıramıyorum.

23/07/2026

SOMUT DAYANAKLARI OLMADAN TESİS EDİLMİŞ BİR İDARİ İŞLEME KARŞI DAVA AÇILDIKTAN SONRA, O İŞLEMİ HAKLI KILACAK RAPORLAR DÜZENLENİRSE MAHKEME BUNLARI DİKKATE ALMALI MIDIR?

Benim cevabım net: İptal davası söz konusu olduğu için yalnızca işlemin tesis edildiği tarihteki hukuka uygunluğu değerlendirilmelidir. O tarihte hukuka aykırı olan bir işlem, sonradan oluşturulacak dayanaklarla hukuka uygun hâle gelmez.

Fakat aksi yönde görüşler de var. Vergi davasını bir alacak davası gibi değerlendiren, idare hukuku açısından tartışmalı bazı görüşler mevcut.

Benzer bir davam vardı:

➡️ KDVİRA sisteminin ürettiği şüphelerden hareketle, incelemeye sevk edilmek suretiyle KDV iade talebinin reddi işlemine karşı dava açmıştım.

➡️ Alt firmalar hakkında herhangi bir rapor bulunmadığından, ret işlemi iptal edildi.

➡️ Davanın temyiz aşamasında alt firmalar hakkındaki incelemeler tamamlanmış ve bazıları hakkında olumsuz raporlar düzenlenmişti.

➡️ Danıştay 9. Dairesi, özetle "sonradan oluşan deliller de dikkate alınmalıdır" denilebilecek bir yaklaşımla, "bu raporlar istenmeli, incelenmeli ve buna göre karar verilmelidir" dedi.

➡️ Bölge İdare Mahkemesi ilk kararında ısrar etti.

➡️ Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu'nun 04.12.2024 tarih ve E:2023/1664, K:2024/1125 sayılı kararıyla bu ısrar kararı onandı.

03/07/2026

ŞİRKETİN SON MÜDÜRÜNÜN DAVA ETMEMEYİ TERCİH ETTİĞİ RE'SEN TARHİYATTAN DOLAYI İLGİLİ DÖNEM ŞİRKET ORTAĞI SORUMLU TUTULABİLİR Mİ?

Bence vergi hukukunun en önemli ama en az tartışılan meselelerinden biri bu.

Şirketten ayrıldıktan yıllar sonra, ortak olduğunuz döneme ilişkin olarak bir vergi incelemesi yapılıyor. Düzenlenen vergi/ceza ihbarnameleri, doğal olarak şirkete ve o tarihteki kanuni temsilciye tebliğ ediliyor. Son kanuni temsilci ise -tamamen kendi kişisel tercihiyle- bu tarhiyatı dava etmiyor ve işlem onun iradesiyle kesinleşiyor.

Ardından ilgili dönem ortağına ödeme emri düzenleniyor ve kendisine, "Artık tarhiyat kesinleştiği için borcun esasını tartışamazsın." deniliyor.

Kanaatimce bu yaklaşımın ciddi anayasal ve hukuki sorunları var.

Çünkü ilgili dönem ortağı, tarhiyatın muhatabı değildir. Tarhiyata karşı dava açma ehliyetine de sahip değildir. Dolayısıyla tarhiyatın kesinleşmesine yol açan dava açmama iradesi de ona ait değildir. Başkasına ait bir usulî tercihin sonuçlarının, bu tercihte hiçbir etkisi ve yetkisi bulunmayan üçüncü bir kişiye yüklenmesi; kusur sorumluluğu, mahkemeye erişim hakkı ve hak arama özgürlüğü ilkeleriyle kolayca bağdaştırılabilecek bir durum değildir.

Bu nedenle, ilgili dönem ortağı bakımından ödeme emrine karşı açılan dava, tarhiyatın esasının yargısal denetime taşınabildiği ilk ve tek aşamadır. Böyle bir davada "tarhiyat kesinleşmiştir" denilerek esasa girilmemesi, o kişinin verginin hukuka uygunluğunu hiçbir zaman yargı önünde tartışamaması sonucunu doğurur.

Ben bana denk gelen uyuşmazlıklarda yılmadan usanmadan bu tezi işliyor ve bir gün hakkaniyet gözetecek bir hakimin bu yönde karar verebileceğini umut ediyorum.

BÜTÜN SAHTE FATURA İDDİANIZI "MUVAZAALI PARA HAREKETLERİ"NE DAYANDIRIP DA BU PARA HAREKETLERİNİN NEDENİNİ TARAFLARA HİÇ ...
12/06/2026

BÜTÜN SAHTE FATURA İDDİANIZI "MUVAZAALI PARA HAREKETLERİ"NE DAYANDIRIP DA BU PARA HAREKETLERİNİN NEDENİNİ TARAFLARA HİÇ SORMADAN RAPOR YAZARSANIZ NE OLUR?

Aslında soru "Devlet tuzak kurar mı?" şeklinde de sorulabilir.

Dosyayı özetliyorum:

➡️ Müvekkilin yıllardır çalıştığı ticari partneri hakkında "kısmi düzenleyici" raporu yazılmış. Rapordaki sahtelik iddiasının temel dayanağı ise şirket yöneticileri arasındaki muvazaalı gibi görünen para hareketleri.

➡️ Müfettiş düzenleyiciye "bu para hareketleri nedir?" diye sormamış. Kullanıcı müvekkil nezdinde karşıt inceleme yaparken ona da sormamış. Ama raporunu, yani sahtelik iddiasını tamamen bu para hareketlerine dayandırmış. (Maalesef hep yapılan bir şey bu... Yani bu dosyaya özel değil.)

➡️ Sonra devreye mükellef hakları konusunda son derece hassas (!) vergi dairesi amirleri girmiş. Düzenleyiciye tebliğ edilen raporda söz konusu para hareketlerine ilişkin bölümleri sansürlemişler. Düzenleyici, niçin rapor yediğini dahi öğrenememiş.(Maalesef hep yapılan bir şey bu... Yani bu dosyaya özel değil.)

➡️ Bu VTR'den sonra kullanıcıyı, yani benim müvekkili inceleyen diğer müfettiş de "bu para hareketleri nedir?" diye sormamış. Müvekkil de durumdan haberdar olmadığı için bir ek açıklama yapmamış. Kullanıcı VTR'si yazılmış; içinde hiçbir şey yok, sadece düzenleyici VTR'sinin sonuç kısmına atıf yapılmış.

➡️ Bir ek absürtlük: Kullanıcının raporunda hiçbir şey yazmıyor olmasına rağmen aşırı duyarlı (!) vergi dairesi amirleri, tebliğ etmeden önce bu raporu da iğdiş etmişler: tebliğ edilen raporlarda bırakın alt firma bilgisini, tarhiyat sebebinin ne olduğu bile değil! (Vallahi abartmıyorum)

➡️ Biz davada şunu söyledik:

"Sahtelik iddiasının temelini oluşturan para hareketleri taraflara hiç sorulmamıştır. Her iki incelemede de savunma hakkı ihlal edilmiştir. Üstelik bu para hareketleri, iddia edildiği gibi muvazaalı ödemeler değil, taraflar arasındaki başka bir ticari girişimden kaynaklanmaktadır."

Ve buna ilişkin tüm belgeleri sunduk.

Çıkan mahkeme kararının ilgili kısmını aşağıda paylaşıyorum. Bu karar, İstanbul BİM'in 30.04.2026 tarihli kararıyla onanarak kesinleşti.

İHBARNAMESİNE SÜRESİNDE DAVA AÇAMADIĞINIZ E-ARŞİV FATURA ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASINA, ÖDEME EMRİ SAFHASINDA DAVA AÇABİLİR M...
11/06/2026

İHBARNAMESİNE SÜRESİNDE DAVA AÇAMADIĞINIZ E-ARŞİV FATURA ÖZEL USULSÜZLÜK CEZASINA, ÖDEME EMRİ SAFHASINDA DAVA AÇABİLİR MİSİNİZ?

Malum, vergi/ceza ihbarnamesiyle size tebliğ edilen bir vergi veya cezaya karşı 30 gün içinde dava açmazsanız, o tarhiyat/ceza kesinleşir. Hukuk düzeni de kural olarak bunu, İdarenin işlemine razı olduğunuz şeklinde kabul eder. Bundan sonraki safhalarda aynı vergi ve cezaya ilişkin itirazlarınız genellikle dinlenmez.

Ama bu kuralın bilenlerin bildiği istisnaları vardır. İşte onlardan biri:

"E-Fatura" yerine "E-Arşiv Fatura" düzenlediği gerekçesiyle özel usulsüzlük cezası kesilen bir müvekkil, ihbarnameye karşı dava açma süresini kaçırmıştı.

Biz konuyu ödeme emri safhasında mahkemeye taşıdık. Vergi mahkemesi cezayı iptal etti. İstanbul BİM 6. Vergi Dava Dairesi de 02.06.2026 tarihli aşağıdaki kararıyla bu hükmü onadı.

21/05/2026

KVK MD. 5/1-E MADDESİNDE ÖNGÖRÜLEN İSTİSNANIN TEMEL AMACI, SATIŞTAN ELDE EDİLEN KAZANCIN İŞLETME BÜNYESİNDE TUTULMASINI SAĞLAMAKTIR.

DANIŞTAY 3. DAİRE'NİN 18.10.2022 TARİHLİ VE E:2019/2942, K:2022/3870 KARARI: "...istisnadan yararlanmak amacıyla beyan edilecek iken sehven yanlış maddede bildirim yapıldığının belirtildiği, sonrasında 01/10/2014 tarihinde kazanç fon hesabına alındığından yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı..."

DANIŞTAY 3. DAİRE'NİN 17.11.2025 TARİH VE E:2023/6469, K:2025/4594 SAYILI KARARI: "...iştirak hissesi satışından elde edilen kazancın, kurumun mali yapısının güçlendirilmesinde kullanıldığı ve işletmeden çekilmeyerek 5520 sayılı Kanun'un 5. maddesinin (1). fıkrasının (e) bendinde şekli koşullarla sağlanmaya çalışılan ve istisna ile öngörülen esas amacın olayda gerçekleştiği anlaşıldığından, dava konusu cezalı tarhiyatın kaldırılmasına..."

DANIŞTAY 3. DAİRE'NİN 11.12.2025 TARİH VE E:2023/2431, K:2025/5424 SAYILI KARARI; "... fon hesabına alınan bu tutarın şirketin mali bünyesini güçlendirmek yerine transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü biçimde dağıtıldığına ve bu istisnadan yararlanılması için gereken diğer şartların oluşmadığına yahut bu şartların sonradan kaybedildiğine ilişkin herhangi bir tespitte bulunulmadığından..."

DANIŞTAY 3 DAİRE'NİN 17.11.2021 TARİH VE E:2018/4328, K:2021/5249 SAYILI KARARI: "...şirketin fiilen inşaat işleriyle uğraşması nedeniyle "menkul kıymet ve taşınmaz ticareti ile uğraşılmaması" şartının yerine getirilmediği sonucuna varılmış ise de, davacı şirketin İstanbul Ticaret Odası kayıtlarında iş konusu olarak gayrimenkul satın almak, kiralamak veya işletmek ibaresi bulunmasının tek başına gayrimenkul ticareti yaptığı anlamına gelmeyeceği, bu hususa yönelik davalı idare tarafından herhangi bir saptamanın yapılmadığı anlaşıldığından ikmalen yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı..."

DANIŞTAY 9. DAİRE'NİN 01.11.2022 TARİH VE E:2021/861, K:2022/5293 SAYILI KARARI: "...kanun gerekçesine uygun olarak işletmenin sermayesine eklenmek suretiyle mali bünyesinin güçlendirilmesi amacıyla kullanıldığı dikkate alındığında, davacının istisnadan faydalanılan kısmın satışın yapıldığı tarihte (süresinden önce) pasifte özel fonlar hesabında tutmuş olması ve kurumlar vergisi beyannamesinin kazancın genel sonuç hesaplarıyla ilişkilendirilmemesinin yasa hükmünün ihlal edilmiş sayılmayacağı, davacının kayıtlarındaki hataların vergi ziyaına sebep verecek ve istisnadan yararlanmasını ihlal edici nitelikte bulunmadığı, ayrıca davacıdan istisnadan yararlanması için aranılan Tastik Raporunun Kanun ile tanınan istisna hakkının uygulanmasına engel olmayacağı..."

DANIŞTAY 9. DAİRE'NİN 12.10.2022 TARİH VE E:2020/5648, K:2022/4730 SAYILI KARARI: "...ilişkili kişi olduğuna ilişkin bir tespitin yapılmadığı, ...taşınmaz satış kazancı istisnasının diğer şartlarının ihlal edildiğine ilişkin herhangi bir tespit bulunmadığı dikkate alındığında..."

20/05/2026

TAŞINMAZ SATIŞINDAN ELDE EDİLEN KAZANCA İLİŞKİN İSTİSNA TUTARINI İNCELEME AŞAMASINDA “ÖZEL FON” HESABINA AKTARIP İSTİSNA ŞARTLARINI SAĞLAYABİLİR MİSİNİZ?

İdare: Mümkün değil, tebliğler var. İşletmeden çıkıp çıkmadığı da bizi ilgilendirmez.

Yargı: İstisnanın getiriliş amacı belli. Tebliğle getirilen sınırlamanın bu amacı bloke etmemesi gerekir.

Emsal karar: Danıştay 3. Daire’nin 3.10.2024 tarihli ve E:2023/6823, K:2024/5034 kararı

"...sanayi tesisinin... sattığı, satış bedelini ... tahsil ettiği, kalan kısmını ise ...... tarihinde yine aynı şirkete satış yoluyla devrettiği ve bu satışları nedeniyle elde ettiği kazancın mevzuat gereği %50'sini, hisselerin satıldığı dönemleri dikkate almak suretiyle ayrı ayrı 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 5. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi hükmü uyarınca 2018 ve 2019 yılları kurumlar vergisi beyannamesi ve geçici vergi beyanlarında vergiden istisnaya tabi tuttuğu, 2018 hesap dönemini zarar ile kapattığı ve dağıtılabilir bir kârı bulunmadığı için 2018 yılında istisnaya tabi tuttuğu tutarın, işletmeden çekilmesi mümkün olmadığından öz kaynaklar altında izlediği, 1/3'lük hissenin satışının gerçekleştiği yılda ise dönemi ticari kâr ile sonlandırdığı için devam eden dönemde istisnaya konu olan tutarın, tamamını özel fon hesabına aktardığı ve bu hesapta izlemeye devam ettiğini vergi incelemesi sırasında vergi müfettişine ifade ile beyan ettiği ve temyiz dilekçesinde aynı beyanını yinelediği, vergi müfettişince, 2018 yılında satışı yapılan hissenin istisnaya tabi tutarı özel fon hesabına alınma işleminin, satışın yapıldığı yılı izleyen hesap döneminin başından itibaren kazancın beyan edildiği döneme ait kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği tarihe kadar fon hesabına alınmış olması koşuluna bağlandığı, davacının ise söz konusu istisnadan yararlanma şartlarını yasanın öngördüğü şekilde yerine getirmediği için istisnasından yararlanma hakkını kaybettiği belirtilerek.. (yapılan tarhiyat aleyhine açılan davada)....

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun gerekçesinde düzenlemenin amacının, şirketlerin sermaye yapılarının güçlendirilmesi ve bağlı değerlerinin, ekonomik faaliyetlerde daha etkin bir şekilde kullanılması olarak belirtildiği ve olayda mevzuatta öngörülen temel şartların gerçekleşmediğine yönelik taraflar arasında itilaf bulunmadığı gibi temyiz dilekçesinde belirtildiği üzere inceleme esnasında kurum temsilcisi tarafından, istisnaya konu tutarın vergi incelemesine başlanılmadan önce özel fon hesabına alındığı ve halen hesapta izlendiği beyan edilmesine karşın, vergi müfettişi tarafından söz konusu istisnaya tabi tutarın, şirketin özel fon hesabında izlenip izlenmediğine yönelik herhangi bir araştırma yoluna gidilmemesi ve söz konusu istisna tutarının, kurum dışına çıkarıldığı yahut dağıtılmış kar olarak değerlendirildiğine ilişkin bir tespitin de bulunmaması dikkate alındığında somut saptamalara dayanmayan dava konusu işlemde hukuki isabet bulunmadığı ayrıca 5520 sayılı Kanun'un ilgili maddesinde istisna edilen tutarın, fon hesabına alınma işleminin, satışın yapıldığı yılı izleyen hesap döneminin başından itibaren kazancın beyan edildiği döneme ait kurumlar vergisi beyannamesinin verildiği tarihe kadar yapılması gerektiği yönünde bir düzenlemenin var olmadığı, düzenleyici işlemle, sınırları belirtilmeyen bir istisnanın sınırlarının belirlenmesi vergilendirmede kanunilik ilkesine aykırılık teşkil edeceğinden yazılı gerekçeyle davanın reddine karar veren Mahkeme kararına yöneltilen istinaf istemini reddeden Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerekmiştir..." denilmiştir.

ŞİRKETİNİZİN DEPOSU MALLA DOLU, PİYASADAN MİLYONLARCA LİRA ALACAĞINIZ VAR, ŞİRKETE KAYITLI ONLARCA ARAÇ VE DEMİRBAŞ BULU...
16/05/2026

ŞİRKETİNİZİN DEPOSU MALLA DOLU, PİYASADAN MİLYONLARCA LİRA ALACAĞINIZ VAR, ŞİRKETE KAYITLI ONLARCA ARAÇ VE DEMİRBAŞ BULUNUYOR… VERGİ DAİRESİ BUNLARA HACİZ UYGULAMADAN SİZE ÖDEME EMRİ GÖNDEREBİLİR Mİ?

Son zamanlarda vergi daireleri:

"Ben niye uğraşayım? Şirket sahibi satsın, savsın, borç alsın, bir şekilde vergi borcunu ödesin. Şirketin banka hesabında para varsa alırım. Araçlara haciz koyarım ama yakalamaydı, satıştı uğraşamam. Depodaki malları, demirbaşları, piyasa alacaklarını araştıracak ne zamanım var ne de yeterli personelim. Şirketin müdürünü, ortağını darlar, onların hesaplarını kitler ve bir şekilde alacağımı tahsil ederim."

Ezelden beridir vergi mahkemeleri:

"Şirket hakkında eksiksiz bir malvarlığı araştırması yapmadan; stokları, malları, demirbaşları, araçları ve üçüncü kişilerdeki alacakları araştırıp haciz ve satış işlemlerini tüketmeden, kısacası şirketten tahsilin imkânsız olduğu ortaya konulmadan müdür ve ortaklara gidemezsin"

Aşağıdaki karar da yakın tarihli bir yürütmenin durdurulması kararından:

14/05/2026

SAKLAMA VE İBRAZ SÜRESİ DOLMUŞ DEFTERLERİ MÜFETTİŞE İBRAZ ETMEMEK SUÇ MUDUR?

İdare'nin görüşü: Mükellefin hareketsiz kalması, onun suçlu doğasının en bariz işaretidir :)

Yargı'nın görüşü: Herhangi bir defterin değil; -saklama ve ibraz külfeti sürmekte olan- defterin ibraz edilmemesi suçtur. Bu külfete tabi olmayan defterden suç doğmaz.

Kanun ne diyor?: "a) Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;... .... Defter, kayıt ve belgeleri... ...gizleyenler... ....hakkında on sekiz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur..."

Emsal Kararlar:

1. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 22.06.2021 tarih ve E:2017/9061, K:2021/5753 sayılı kararı:

"...Defter ve belgeleri gizleme suçunun, varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit ve saklama mecburiyeti bulunan defter ve belgelerin vergi incelemesine yetkili kimselere ibraz edilmemesi ile oluştuğu, 213 sayılı VUK'nin 253. maddesi uyarınca defter ve belgelerin ait olduğu yılı takip eden takvim yılından başlamak üzere 5 yıl saklama ve tekrar istendiğinde ibraz edilme zorunluluğunun bulunduğu; sanığın, yetkilisi olduğu şirketin 2007 takvim yılı yasal defter ve belgelerini 19.12.2012 tarihinde yapılan tebligata rağmen süresinde ibraz etmediği gerekçesi ile 213 sayılı VUK'nin 359/a-2. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, 2007 takvim yılına ait yasal defter ve belgelerin 5 yıllık yasal saklama süresinin 31.12.2012 tarihi itibariyle sona erdiği, bu tarihten sonra sanığın saklama ve ibraz etme yükümlülüğünün bulunmadığı gözetilerek unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraati yerine, eksik inceleme ile mahkumiyetine hükmedilmesi,...hükmün BOZULMASINA..."

2. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 02.05.2019 tarih ve E:2016/3560, K:2019/4262 sayılı kararı:

"...Defter belge isteme yazısının sanığa tebliğ edildiği 23.12.2011 tarihinden itibaren 15 günlük sürenin bitim tarihi olan 09.01.2012 tarihinin suç tarihi olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 1) Defter ve belgeleri gizleme suçunun, varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretlerle sabit ve saklama mecburiyeti bulunan defter ve belgelerin vergi incelemesine yetkili kimselere ibraz edilmemesi ile oluştuğu, 213 sayılı VUK'nin 253. maddesi uyarınca defter ve belgelerin ait olduğu yılı takip eden takvim yılından başlamak üzere 5 yıl saklama ve tekrar istendiğinde ibraz edilme zorunluluğunun bulunduğu; sanığın, yetkilisi olduğu şirketin 2006 takvim yılı yasal defter ve belgelerini 23.12.2011 tarihinde yapılan tebligata rağmen süresinde ibraz etmediği gerekçesi ile 213 sayılı VUK'nin 359/a-2. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, 2006 takvim yılına ait yasal defter ve belgelerin 5 yıllık yasal saklama süresinin 31.12.2011 tarihi itibariyle sona erdiği, bu tarihten sonra sanığın saklama ve ibraz etme yükümlülüğünün bulunmadığı gözetilerek unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraati yerine, eksik inceleme ile mahkumiyetine hükmedilmesi,..."

3. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 16.12.2021 tarih ve E:2017/10961, K:2021/12688 sayılı kararı:

"...Defter ve belge isteme yazısının sanığa tebliğ edildiği 27.12.2011 tarihinden itibaren 15 günlük sürenin bitim tarihi olan 12.01.2012 tarihinin suç tarihi olduğu belirlenerek yapılan incelemede; 1) Defter, kayıt ve belgeleri gizleme suçunun, varlığı noter tasdik kayıtları veya sair suretle sabit ve saklama mecburiyeti bulunan defter ve belgelerin vergi incelenmesine yetkili kimselere ibraz edilmemesi ile oluştuğu, 213 sayılı VUK'nin 253. maddesi uyarınca defter ve belgelerin ait olduğu yılı takip eden takvim yılından başlamak üzere 5 yıl süre ile saklama ve tekrar istendiğinden biraz edilme zorunluluğunun bulunduğu nazara alındığında; sanığın yetkilisi olduğu şirketin 2006 takvim yılı yasal defter ve belgelerini 27.12.2011 tarihinde yapılan tebligata rağmen süresinde ibraz etmediği gerekçesi ile 213 sayılı VUK'nin 359/2-a maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar veriliş ise de, 2006 takvim yılına ait yasal defter ve belgelerin 5 yıllık yasal saklama süresinin 31.12.2011 tarihi itibariyle sona erdiği, bu tarihten sonra sanığın saklama ve biraz etme yükümlülüğünün bulunmadığı gözetilerek unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraati yerine, eksik inceleme ile mahkumiyetine hükmedilmesi,..."

4. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 16.12.2020 tarih ve E:2017/1305, K:2020/7968 sayılı kararı,

5. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 28.09.2020 tarih ve E:2017/7715, K:2020/5072 sayılı kararı

6. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 19.10.2020 tarih ve E:2017/2254, K:2020/5999 sayılı kararı

22/04/2026

MAHSUBEN İADE TALEPLERİNDE “BORÇ MAHSUP LİSTELERİNİ” GEÇ GİRDİNİZ DİYE İADE TALEBİNİZ REDDEDİLEBİLİR Mİ?

GELİR İDARESİ:

İdareye göre, mahsuben iadenin yapılacağı borçlara ilişkin listenin sunulması, iade talebinin kurucu unsurlarından biridir. Bu liste verilmedikçe iade talebinin tekemmül etmeyeceği; yani mahsup edilecek borçlar açıkça bildirilmeden talebin eksik ve soyut kalacağı ileri sürülmektedir. Bu nedenle borç mahsup listesinin, iade talebinin “olmazsa olmaz” unsuru olduğu; genel tebliğde öngörülen altı aylık süre içinde bu listeye konu edilmeyen iade hakkının sakıt olacağı, dolayısıyla iade talebinin süre aşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiği görüşü benimsenmektedir.

VERGİ YARGISI:

Danıştay ve Bölge İdare Mahkemeleri ise farklı düşünüyor. Yargı kararlarında; borç mahsup listelerinin, yani mahsup istenen borçların tek tek belirtilmesinin, iade talebinin zorunlu bir unsuru olmadığı vurgulanıyor. Bu şekilde bir şartın, hakkın özüne dokunan ve iade hakkını ortadan kaldıran bir sınırlama niteliğinde olduğu, dolayısıyla kabul edilemeyeceği ifade ediliyor.

Örnek kararlar:

- İstanbul BİM 3. VDD 7.2.2024 tarih ve E:2024/453, K:2024/402 sayılı karar
- İstanbul BİM 2. VDD 16.6.2020 tarih ve E:2020/517, K:2020/808 sayılı karar (Danıştay 7. Daire'nin 4.5.2023 tarih ve E:2020/2683, K:2023/2370 sayılı kararıyla onanmıştır.)
- Danıştay 7. Daire 11.12.2023 tarih ve E:2021/4141, K:2023/4745 sayılı karar
- Danıştay 7. Daire 14.03.2023 tarih ve E:2021/1827, K:2023/1466 sayılı karar

Address

Acıbadem Mahallesi Tur Sok. No:16/1 KADIKÖY
Istanbul
34718

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:00
Tuesday 09:00 - 17:00
Wednesday 09:00 - 17:00
Thursday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00
Saturday 09:00 - 17:00

Telephone

+905422403718

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Av. Mustafa Kemal GÖZE posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Av. Mustafa Kemal GÖZE:

Shortcuts

Share