eşref demiryürek esenler istanbul

eşref demiryürek esenler istanbul muhasebe Mali müşavirlik

03/10/2019

Deprem anında müşteriyi koltukta burakıp kaçan berberi,altınları bırakıp sokağa kaçan kuyumcuyu,müşterileri içeride unutan işletmeleri ve otel sahiplerini,tedaviyi bırakıp kaçan hekimleri medyadan izledik. Beyannameleri bırakıp kaçan mali müşavir görmedik.😀😀

17/06/2019
23/05/2019

Manevi Baskı Sonucu İşçinin İstifasının Sonuçları

I- GİRİŞ

İş sözleşmesini fesih hakkı; hak sahibine, karşı tarafa yöneltilmesi gereken tek taraflı bir irade beyanı ile iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren bozucu yenilik doğuran bir haktır. İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı 4857 sayılı İş Kanunu’nun, 24. maddesinde, işçinin önelli fesih bildirimi ise aynı Kanun’un 17. maddesinde düzenlenmiştir. İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, kanaatimce istifa olarak değerlendirilmelidir.

II- FESİH VE FESİH HAKKI

Devam etmekte olan bir hukuki ilişkiyi, tek taraflı olarak ve ileriye dönük olmak üzere sonlandıran bozucu yenilik doğurucu irade beyanına fesih denir. Fesih hakkı, iş sözleşmesini derhal veya belirli bir sürenin geçmesiyle ortadan kaldırabilme yetkisi veren bozucu yenilik doğuran ve karşı tarafa yöneltilmesi gereken bir haktır. Fesih bildiriminde fesih sözcüğünün bulunması gerekmez. Fesih iradesini ortaya koyan ifadelerle eylemli olarak işe devam etmeme hali birleşirse bunun fesih anlamına geldiği kabul edilmelidir. İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkı 4857 sayılı İş Kanunu’nun, 24. maddesinde, önellifesih bildirimi ise 17. maddesinde düzenlenmiştir. İş Kanunu’nda işçinin istifasına yönelik özel bir düzenleme yoktur. İstifa, İş Kanunu’nun, 24 ve 25. maddesinde düzenlenen işçi ile işverene derhal fesih hakkı veren sebeplerden niteliği itibarıyla farklıdır. İşçinin, el yazısı ile yazıp işveren verdiği ve haklı bir nedenle ayrıldığını belirttiği dilekçe uygulamada istifa dilekçesi olarak işlem görmektedir. Sözlü istifa ve buna ilişkin tutanağın istifa dilekçesi olmayacağı Yargıtay kararlarında belirtilmiştir.

A- FESİH BİLDİRİMİ

Fesih bildiriminin yazılı olarak yapılması, 4857 sayılı İş Kanunu’nun, 109. maddesinin bir sonucudur. Ancak yazılı şekil şartı, geçerlilik koşulu olmayıp ispat şartıdır. Fesih bildirimi karşı tarafa ulaştığı anda sonuçlarını doğurur. Ulaşma, muhatabın hâkimiyet alanına girdiği andır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 19. maddesinin birinci fıkrasına göre işveren fesih bildirimini yazılı yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. Fesih bildirimi yazılı yapılmamışsa veya fesih sebebi açık ve kesin bir şekilde belirtilmemişse aynı Kanun’un 21. maddesi gereğince geçerli sebep gösterilmediği kabul edilir. Buna karşılık, aynı Kanun’un 25. maddesinde öngörülen, işverenin haklı nedenle derhal feshinde ise yazılı şekil şartı aranmamaktadır.

B- SÜRELİ FESİH

İş sözleşmesi, taraflara sürekli olarak borç yükleyen bir özel hukuk sözleşmesi olsa da, taraflardan herhangi birinin iş sözleşmesini bozmak için karşı tarafa yönelttiği irade açıklamasıyla ilişkiyi sona erdirmesi mümkündür. Süresi belirli olmayan sürekli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir. İş sözleşmeleri;

· İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra,

· İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra,

· İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra,

· İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra, feshedilmiş sayılır.

Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir. Bildirim şartına uymayan taraf, bildirim süresine ilişkin ücret tutarında tazminat ödemek zorundadır. İşveren bildirim süresine ait ücreti peşin vermek suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir.

C- İŞÇİNİN FESİH HAKKI

İşçiye fesih hakkı veren ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri İş Kanunu’nun, 24. maddesinde düzenlenmiştir. Yasal düzenlemeye göre;

· İşverenin iş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri hakkında yanlış vasıflar veya şartlar göstermek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler vermek veya sözler söylemek suretiyle işçiyi yanıltması,

· İşvereninin, işçinin veya ailesi üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak şekilde sözler söylemesi, davranışlarda bulunması veya işçiye cinsel tacizde bulunması,

· İşverenin, işçiye veya ailesi üyelerinden birine karşı sataşmada bulunması veya gözdağı vermesi yahut işçiyi veya ailesi üyelerinden birini kanuna karşı davranışa özendirmesi, kışkırtıp, sürüklemesi, yahut işçiye ve ailesi üyelerinden birine karşı hapsi gerektiren bir suç işlemesi yahut işçi hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ağır isnat veya ithamlarda bulunması,

· İşçinin diğer bir işçi veya üçüncü kişiler tarafından işyerinde cinsel tacize uğraması ve bu durumu işverene bildirmesine rağmen gerekli önlemlerin alınmaması,

· İşveren tarafından işçinin ücretinin kanun hükümleri veya sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmemesi veya ödenmemesi,

· Ücretin parça başına veya iş tutarı üzerinden ödenmesi kararlaştırılıp da işveren tarafından işçiye yapabileceği sayı ve tutardan az iş verildiği hallerde, aradaki ücret farkı zaman esasına göre ödenerek işçinin eksik aldığı ücretin karşılanmaması yahut çalışma şartlarının uygulanmaması, gibi durumlarda, işçi iş sözleşmesini haklı nedenlerle feshedebilecektir.

D- İŞVERENİN FESİH HAKKI

İşverene fesih hakkı veren ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve benzerleri İş Kanunu’nun, 25. maddesinde düzenlenmiştir. Yasal düzenlemeye göre;

· İş sözleşmesi yapıldığı sırada bu sözleşmenin esaslı noktalarından biri için gerekli vasıflar veya şartlar kendisinde bulunmadığı halde bunların kendisinde bulunduğunu ileri sürerek yahut gerçeğe uygun olmayan bilgiler veya sözler söyleyerek işçinin işvereni yanıltması,

· İşçinin, işveren yahut bunların aile üyelerinden birinin şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf etmesi veya davranışlarda bulunması yahut işveren hakkında şeref ve haysiyet kırıcı asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması,

· İşçinin işverenin başka bir işçisine cinsel tacizde bulunması,

· İşçinin işverene yahut onun ailesi üyelerinden birine yahut işverenin başka işçisine sataşması,

· İşçinin, işverenin güvenini kötüye kullanmak, hırsızlık yapmak, işverenin meslek sırlarını ortaya atmak gibi doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlarda bulunması,

· İşçinin, işyerinde, yedi günden fazla hapisle cezalandırılan ve cezası ertelenmeyen bir suç işlemesi,

· İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü yahut bir ayda üç işgünü işine devam etmemesi,

· İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi,

· İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi, işyerinin malı olan veya malı olmayıp da eli altında bulunan makineleri, tesisatı veya başka eşya ve maddeleri otuz günlük ücretinin tutarıyla ödeyemeyecek derecede hasara ve kayba uğratması, gibi durumlarda,işveren iş sözleşmesini haklı nedenlerle feshedebilecektir.

E- İŞVEREN İLE İŞÇİ ARASINDA GÜVEN İLİŞKİSİNİN ZEDELENMESİ

İşçinin iş sözleşmesinden doğan temel borcu iş görme olmakla birlikte, bu borcunu doğruluk ve güven kurallarına uygun bir şekilde yerine getirmek mecburiyetindedir. İşçinin; işverene karşı dürüst şekilde davranmak, çalışma ilişkisinin gereği bilgisi dâhilinde olan sırları saklamak işvereni için zararlı olabilecek hareketlerden kaçınmak, işverenin menfaatlerini gözetmek, işvereniyle rekabet etmemek şeklinde özetlenebilecek olan sadakat borcuna uyması, bir zorunluluktur.

Güven sorumluluğunun Türk pozitif hukukunda özel bir kanuni düzenlemesi bulunmamakla birlikte; Türk hukuk öğretisinde dürüstlük kuralından hareketle bir olayda güven sorumluluğunun gerçekleşebilmesi için şu şartlar aranmaktadır;

· Olayda bir “güven” unsuru bulunmalı,

· Zarar gerçekleşmeli,

· Yaratılan hukuki görünüme güvenin pozitif olarak korunması anlamında geçerlilik sonucu bağlanmamalı,

· Zarar ile yaratılan hukuki görünüş arasında nedensellik bağı söz konusu olmalı,

· Başka hukuki kurumların uygulama alanına giren herhangi bir durum söz konusu olmamalı,

· Hukuki görünüşü yaratan kimse kusurlu olmalı, kişinin haklı güveni, yanı olayda iyiniyeti bulunmalıdır.

III- MANEVİ BASKI SONUCU İŞÇİNİN İSTİFASI

İşçinin haklı bir nedene dayanmadan ve bildirim öneli tanımaksızın iş sözleşmesini feshi, istifa olarak değerlendirilmelidir. Uygulamada en çok karşılaşılan şekli olan, işçinin ihbar ve kıdem tazminatı haklarının ödenmesi şartıyla ayrılma talebi istifa olarak değil, olsa olsa ikale (bozma sözleşmesi) yapma yönünde icap biçiminde değerlendirilmelidir. İşverenin sosyal ve ekonomik üstünlüğünü kullanarak, tazminatları ödeme koşulu, benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir. İşverenin haklı fesih nedenlerine dayanarak işçiye istifa dilekçesi vermesi halinde baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine de gerçek anlamda istifa olarak değer vermek mümkün olmaz. Diğer taraftan fesih tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun, 437. maddesine göre; haklı fesih sebepleri, taraflardan birinin sözleşmeye uymamasından doğmuşsa o taraf, sebep olduğu zararı, hizmet ilişkisine dayanan bütün haklar göz önünde tutularak, tamamen gidermekle yükümlüdür. Nitekim konuya ilişkin Yargıtay kararında da “…dosya içeriğine göre davacı davalıya ait işyerinde aşçı olarak çalışmaktadır. Hazırlık evrakına göre davalı şirketin yetkilileri işyerinde alyans çalındığını belirterek, mesai saatleri dışında evinde olan davacının evine geldiklerini, bir gün öncesi hırsızlıkla suçlanıp iş sözleşmesinin feshedildiğini, yetkileri olmadığı halde evine gelmelerinden dolayı şikayetçi olduğu, tazminatsız fesih için hırsızlıkla itham edildiğini, tehdit edildiğini belirterek şikayetçi olmuştur. Yetkililerden bayan olan kişide yüzüğünün kaybolması nedeni ile aramak için gittiklerini beyan etmiştir. Davacı bu şikayettensonra 23.09.2013 tarihli el yazısı dilekçesi ile hırsızlıkla suçlandığını, manevi açıdan çalışamayacağını, tüm yasal haklarının verilmesini talep etmiş, 26.09.2013 tarihli noter ihtarı ile de bunu tekrar etmiştir. Somut uyuşmazlıkta davacının alyansın kaybolması üzerine evine gelen yetkililerin davranışı ve suçlanması nedeni ile yasal haklarını talep eden dilekçenin salt istifa olarak nitelendirilmesi doğru değildir. Kaldı ki davacı evine gelinmeden önce iş sözleşmesinin hırsızlıkla itham edilerek feshedildiğini iddia etmiştir. Olayları gelişimine göre işçinin iş sözleşmesini işverenin manevi baskısı ile feshettiği, feshe zorlandığı, gerçek anlamda işçi feshinden söz edilemeyeceği açıktır. Davalı şirket yetkilileri buna neden olduğundan kıdem ve ihbar tazminatının kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile reddi isabetsizdir…” kararında da belirtildiği üzere işverenin haklı fesih nedenlerine dayanarak işçiye istifa dilekçesi vermesi için manevi baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine gerçek anlamda istifa olarak değer vermek mümkün değildir. Bu durum işveren yönünden geçersiz feshin sonuçlarını doğuracaktır. İşçi, ihbar tazminatı ve hizmet süresi bir yıldan fazla ise kıdem tazminatına hak kazanacaktır.

IV- SONUÇ

İşverenin sosyal ve ekonomik üstünlüğünü kullanarak, tazminatları ödeme koşulu, benzeri baskılarla işçiden yazılı istifa dilekçesi vermesini talep etmesi ve işçinin buna uyması halinde, gerçek bir istifa iradesinden söz edilemez. Bu halde feshin işverence gerçekleştirildiği kabul edilmelidir. İşverenin haklı fesih nedenlerine dayanarak işçiye istifa dilekçesi vermesi halinde baskı uygulaması sonucu düzenlenen istifa dilekçesine de gerçek anlamda istifa olarak değer vermek mümkün değildir. Bu durumdaki işçi, ihbar tazminatı ve hizmet süresi bir yıldan fazla ise kıdem tazminatına hak kazanacaktır. Hakkını işveren ödemez ise 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarınca arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir.

E-Defter, E- Fatura’ya Geçiş Süreci Aşamaları                         Sıkça sorulan sorularımızdan🙏---------------------...
03/12/2018

E-Defter, E- Fatura’ya Geçiş Süreci Aşamaları
Sıkça sorulan sorularımızdan🙏
----------------------------------------------------------------

Öncelikle mali mühür temin edilir. Sonrasında e- fatura başvurursu yapılır ve en son da e-defter başvurusu yapılır.

1-Mali Mühür Başvurusu ve mali mühürün temin edilmesi;

Ø E-defter, e fatura başvuruları için ve diğer işlemler için öncelikle Mali Mühür temin edilmelidir. (Gerçek kişiler işlemlerini e-imza ile de yapabilmektedirler ancak biz mali mühür alınmasını öneriyoruz.)
Ø Mali mühür TÜBİTAK-BİLGEM Kamu Sertifikasyon Merkezi ’nden temin edilecektir.
Ø Başvuru; http://www.kamusm.gov.tr/ adresinde bulunan “başvurular” kısmında “mali mühür elektronik sertifika baş vuru formu” bölümünün tıklanmasıyla veya mportal.kamusm.gov.tr/bp/edf.go linkine tıklandığında açılan formun doldurulması suretiyle gerçekleşir.
Ø Başvuru sonucunda mali mühür 5-15 günlük süre içerisinde gönderilmektedir.
Ø Mali mühür teslim alındıktan sonra https://mbireysel.kamusm.gov.tr/nb.go linkinden kullanıcı doğrulama işlemi yapılır .
Mali mührümüzün aktivasyonunu yaptıktan sonra artık e fatura ve e defter başvurusu yapılması aşamalarına geçilir.

2- E-Fatura başvurusu;

e-Fatura için; https://portal.efatura.gov.tr/efaturabasvuru/ linki tıklanarak açılan sayfadaki form doldurulur.
Burada dikkat edilmesi gereken husus yararlanma yönteminin seçilmesidir.

3 tane yararlanma yöntemi vardır:

Portal (Gelir İdaresi Başkanlığı E-Fatura Portal): ücretsizdir. Az sayıda fatura düzenleyen mükellefler için ideal
Entegrasyon (Bilgi İşlem Sisteminin Entegrasyonu) : pahalıdır. Çok büyük işlem yapan firmalar haricinde önermiyoruz
Özel Entegrasyon: Ücretlidir. Çeşitli muhasebe programları ile uyumlu olarak fatura düzenlenir. İşlem hacmi fazla olan firmalara öneriyoruz.

Formun doldurulmasıyla ilgili ayrıntılı açıklama için;

http://www.efatura.gov.tr/…/E-FaturaUygulamasiBasvuruRehber… linkinde yer alan yazıyı okuyunuz…

e-Fatura Uygulaması Sertifika bilgileri yüklendikten sonra İmzala düğmesine tıklanır ve böylelikle başvuru işlemi tamamlanmış olur. Gelir İdaresi Başkanlığı İşlem Başarılı onay mesajı ve dosya evrak numarası ile dönüş yapacaktır. Ayrıca oluşturulan başvuru formunun imzalı pdf hali ve diğer ek bilgiler Şirket Sorumlusu Bilgileri kısmında belirtilen e-posta adresine gönderilecektir. Herhangi bir teknik ya da mevzuatsal hata oluşursa onay mesajı yerine hata mesajı ve açıklaması ile bilgilendirme yapılacaktır. Form eksiksiz doldurulduktan sonra “Kaydet” düğmesine basılmalıdır.

3- e-defter başvurusu:

Ø e-defter başvurusu için http://www.edefter.gov.tr/edefterbasvuru.html adresindeki “elektronik başvuru için tıklayınız” butonu tıklandıktan sonra ekrana gelen eDefter Başvuru Formu ve Taahhütnamesini doldurarak başvuruyu yapan kuruma ait Mali Mühürleri ile onaylanır.
Ø e-defter başvuru klavuzu ve rehberi için aşağıdaki linkte yer alan hususlara göz atılmasında fayda vardır;

http://www.edefter.gov.tr/…/e-DefterElektronikBasvuruRehber…

http://www.edefter.gov.tr/…/e-DefterUygulamasiBasvuruKilavu…

E defter başvurusunun sorunsuz olarak yapılabilinmesi için aşağıda yer alan hususlara dikkat edilmeli;
Bilgisayarınızda öncelikle Java 32 bit olmalıdır.
Mevcut E-İmza/Mali Mühür Cihazının bilgisayarın işletim sistemine uygun olan ilgili tüm sürücüleri kurulmalıdır.
Güvenlikle ilgili uyarı geldiğinde Continue/Allow seçeneğini seçiniz. Başvuru ekranını bloklama ile ilgili bir uyarı gelirse NO seçeneğini seçmelisiniz.
Tüm bilgileri girdiğiniz halde Kaydet butonu aktif değilse başka bir tarayıcı ile başvurmayı deneyiniz. Kaydet’i tıkladığınızda Kart Giriş ekranı gelmelidir. Kart Tanımlı değilse tanımlayınız. Kart Şifrenizi girip imzalayınız. İşlem başarılı uyarısı aldığınızda başvurunuz tamamlanmıştır. Bilgilendirme için verdiğiniz e-posta adresinizi kontrol ediniz.
Kart Giriş ekranı gelmiyorsa ve Şifreyi girdiğiniz halde ekran donuyor veya kilitleniyorsa; Java Cache belleği ile Mozilla Firefox geçmişini temizlemelisiniz. Temizlemek için tarayıcı ekranında ctrl+shift+delete birlikte tuşlanmalıdır. Sonrasında tekrar deneyiniz. Ayrıca Kart tanımlama ekranında yeni bir kart tanımı yapıp deneyebilirsiniz. Kart isminde Türkçe karakter kullanmayınız.
Son olarak yukarıdaki özellikleri taşıyacak başka bir bilgisayar ile deneyebilirsiniz.

Kaynak: Karadeniz YMM

KamuSM®, kurumların elektronik veri ve donanımlarının güvenilirlik ve güvenliğini sağlayıcı hizmetlerde bulunmaktadır. Nitelikli elektronik sertifika, SSL sertifikası, Zaman Damgası, Kod İmzalama Sertifikası ve e-imza kütüphaneleri konularında çözümler sunmaktadır.

27/11/2018

ŞİRKETLER HER İŞİ YAPABİLİR Mİ?

Mükelleflerin sık sorduğu sorulardan biri de şirketin ana sözleşmesinde bulunmayan konularda faaliyet gösterip gösteremeyeceğidir.
Türk Ticaret Kanunu yönünden;
Eski TTK hükümlerine göre; Anonim ve Limited Şirketler, ana sözleşmelerde sayılan faaliyet konuları dışında, başka işleri de yapamıyorlardı. Bu prensibe Ultra Vires prensibi denilmekteydi. 1 Temmuz 2012 tarihinde 6102 sayılı yasa hükümlerine göre TTK’ da Ultra Vires uygulamasına son verilmiştir.
Yeni Türk Ticaret Kanunu, bu konuyu Tüzel Kişilik ve ehliyet başlığı ile 125. maddede yeniden düzenledi ve “Ticaret şirketleri tüzel kişiliği haizdir. Ticaret şirketleri, Türk Medeni Kanunu’nun 48. maddesi çerçevesinde bütün haklardan yararlanabilir ve borçları üstlenebilirler. Bu husustaki kanuni istisnalar saklıdır.” haline getirdi.

Şirketler artık Türk Medeni Kanunu’nun 48. Maddesinde belirtildiği üzere; Tüzel kişiler, cins, yaş, hısımlık evlenme, boşanma, mirasçı olma gibi yaradılış gereği insana özgü niteliklere bağlı olanlar dışındaki bütün haklara ve borçlara ehildirler.”

Dolayısıyla istediği işi ya da ticareti, herhangi bir değişiklik ya da kısıtlamaya uğramadan yapabilir.
6102 sayılı yeni TTK 125 inci maddesindeki düzenleme ile buna son vermiş, ana sözleşmedeki faaliyet konularının kısaca belirtilmesini kafi görmüştür.
Yeni TTK hükümlerine göre, şirketler faaliyet konuları arasında yer almayan veya belirtilmeyen işleri de yapabileceklerdir. Bu nedenle ana sözleşmelerini eskiden olduğu gibi uzun uzun yazmalarına gerek yoktur.
Vergi Hukuku yönünden;
213 Sayılı Vergi Usul Kanununun 9 ncu maddesinde Vergiyi doğuran olayın kanunlarla yasak edilmiş bulunması mükellefiyeti ve vergi sorumluluğunu kaldırmayacağı hükmü bulunmaktadır.
Gelir İdaresinin 6102 sayılı TTK hükümlerine paralel olarak bu konuda verdiği 25.12.2013 gün ve 136649 sayılı özelge de özetle “ilave faaliyet konusuyla ilgili olarak ana sözleşme değişikliği ve ticaret sicilinde tescil işlemi yapılmadan vergi dairesine yapılan ilave faaliyet bildiriminin yeterli kabul edilerek buna göre fatura düzenlenebileceğini “Belirtmiştir.

Sonuç olarak; şirketler ana sözleşmelerinde bulunmasa dahi, bütün konularda faaliyet gösterebilirler. Bu konuda TTK ve Vergi Hukuku yönünden herhangi bir sakınca bulunmamaktadır.

13/09/2018

Kâr payının vergisi nasıl hesaplanır, huzur hakkının vergisi nasıl hesaplanır? Farkları nedir?

28/01/2017

Vergi yapılandırmada ikinci şans yürürlüğe girdi
Maliye Bakanı Naci Ağbal, süresinde ödeme yapamadıkları için haklarını kaybedenlere şans tanındığını söyledi
Maliye Bakanı Naci Ağbal, ödemelerini süresinde yapmadıkları için yeniden yapılandırma uygulamasının getirdiği hakları kaybedenlere ikinci bir şans veren yasanın yürürlüğe girdiğini belirterek, “Haklarını kaybedenler, ödemelerini Mayıs ayı sonuna kadar yapabilecek.” dedi.
Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Ağbal, dünkü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “torba yasa” ile 6736 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanuna yönelik de düzenlemelerin yapıldığını bildirdi.
Söz konusu düzenleme ile yapılandırma uygulamasına başvurmuş ancak ödemelerini süresinde yapmadıkları için uygulamanın getirdiği haklarını kaybetmiş olanlara ikinci bir şans verildiğini aktaran Ağbal, haklarını kaybedenlerin, ödemelerini mayıs ayı sonuna kadar yapabileceğine işaret etti.
Ağbal, böylece uygulamanın getirdiği avantajları kaybedenlerin, ihlale neden olan tutarları 27 Ocak 2017 tarihine kadar hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte 31 Mayıs 2017 tarihine kadar ödemeleri halinde kanundan yaralanmaya devam edebileceğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
“Vergi ve sigorta primleri açısından ödenecek taksitler dahil olmak üzere tüm taksitlerin ödeme sürelerini faizsiz olarak uzattık. Yasa ile ayrıca, yeniden yapılandırmanın bundan sonraki tüm taksitleri de 4’er ay uzadı. Buna göre, ocak ayında ödenmesi gereken taksitler mayıs ayında, şubat ayında ödenecek taksitler haziran ayında ödenecek. Diğer taksitler de aynı şekilde ödeme sürelerinin son günlerinden itibaren dörder ay uzamış bulunuyor. Öte yandan kanun kapsamında peşin veya taksitli ödeme seçeneklerini tercih ederek yapılandırılan tutarları ödemeyenlere, yapılandırılan alacakların tamamını bu yılın mayıs ayı sonuna kadar ödemeleri halinde peşin ödeme indirimi imkanı da getirildi.”
PEŞİN ÖDEYEMEYENLER TAKSİTLİ ÖDEYEBİLECEK
Peşin ödemeye imkanı elvermeyenlerin taksitli ödemeye geçebileceğini de aktaran Ağbal, “Bunun için borçluların nisan ayı sonuna kadar ilgili vergi dairelerine başvuruda bulunmaları gerekiyor. Ayrıca, daha önce peşin ödemelerini aralık ayında gecikme zammı ile yapan vatandaşlarımıza da peşin ödeme indirimi uygulayacağız ve fazla ödedikleri tutarı iade edeceğiz.” ifadesini kullandı.
Bakan Ağbal, 6736 sayılı Kanunun getirdiği önemli şartlardan birinin de taksit ödeme süresince tahakkuk eden vergilerin gününde ödenmesi olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:
“27 Ocak’a kadar cari dönem ödeme şartını ihlal edenlere de bir hak veriliyor. Bu durumdaki mükellefler cari dönem yükümlülüklerini Mayıs 2017 sonuna kadar yerine getirecek ya da çok zor durumda olmaları nedeniyle bu yükümlülüklerini yerine getiremediklerini tecil başvuruları ile belirtecekler.”alıntı

28/02/2016
02/02/2016

GEÇİCİ MADDE 68- (Ek: 14/1/2016-6661/17 md.)
(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında haklarında uzun vadeli sigorta kolları hükümleri uygulanan sigortalıları çalıştıran işverenlerce;
a) 2015 yılının aynı ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde prime esas günlük kazancı 85 TL ve altında bildirilen sigortalıların toplam prim ödeme gün sayısını geçmemek üzere, 2016 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının,
b) 2016 yılı içinde ilk defa bu Kanun kapsamına alınan işyerlerinden bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısının, 2016 yılı Ocak ila Aralık ayları/dönemleri için günlük 3,33 TL ile çarpımı sonucu bulunacak tutar, bu işverenlerin Kuruma ödeyecekleri sigorta primlerinden mahsup edilir ve bu tutar Hazinece karşılanır.

(2) Mevcut bir işletmenin kapatılarak değişik bir ad, unvan ya da bir iş birimi olarak açılması veya yönetim ve kontrolü elinde bulunduracak şekilde doğrudan veya dolaylı ortaklık ilişkisi bulunan şirketler arasında istihdamın kaydırılması, şahıs işletmelerinde işletme sahipliğinin değiştirilmesi gibi Hazine katkısından yararlanmak amacıyla muvazaalı işlem tesis ettiği anlaşılan veya sigortalıların prime esas kazançlarını 2016 yılı için eksik bildirdiği tespit edilen işyerlerinden Hazinece karşılanan tutar gecikme cezası ve gecikme zammıyla birlikte geri alınır ve bu işyerleri hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz.

(3) İşverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili 2016 yılına ilişkin olarak, aylık prim ve hizmet belgelerini yasal süresi içerisinde vermediği, sigorta primlerini yasal süresinde ödemediği, denetim ve kontrolle görevli memurlarca yapılan soruşturma ve incelemelerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği veya bildirilen sigortalının fiilen çalışmadığı durumlarının tespit edilmesi, Kuruma prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunması hâllerinde bu maddenin birinci fıkrasının
(b) bendine ilişkin hükümler uygulanmaz. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendiren işverenler bu tecil ve taksitlendirme devam ettiği sürece anılan fıkra hükmünden yararlandırılır.

(4) Birinci fıkranın (a) bendinin uygulanmasında, bir önceki yılın aynı ayına ilişkin olarak aylık prim ve hizmet belgesi verilmemiş olması hâlinde bildirim yapılmış takip eden ilk aya ilişkin aylık prim ve hizmet belgesindeki bildirimler esas alınır. 2015 yılından önce bu Kanun kapsamına alınmış ancak 2015 yılında sigortalı çalıştırmamış işyerleri hakkında birinci fıkranın (b) bendi hükümleri uygulanır.

(5) Sigortalı ve işveren hisselerine ait sigorta primlerinin Devlet tarafından karşılandığı durumlarda işverenin ödeyeceği sigorta priminin Hazinece karşılanacak tutardan az olması hâlinde sadece sigorta prim borcu kadar mahsup işlemi yapılır.

(6) 4/6/1985 tarihli ve 3213 sayılı Maden Kanununun ek 9 uncu maddesi uyarınca ücretleri asgari ücretin iki katından az olamayacağı hükme bağlanan “Linyit” ve “Taşkömürü” çıkarılan işyerlerinde yer altında çalışan sigortalılar için birinci fıkranın uygulanmasında (a) bendinde belirtilen 85 TL günlük kazanç iki kat olarak ve 2015 yılının aynı ayına ilişkin Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen prim ödeme gün sayısının yüzde 50’sini geçmemek üzere, 2016 yılında cari aya ilişkin verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen sigortalılara ilişkin toplam prim ödeme gün sayısı dikkate alınır.

(7) Bu madde hükümleri, 5018 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı cetvelde sayılan kamu idarelerine ait kadro ve pozisyonlarda 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışan sigortalılar için uygulanmaz.

(8) 4734 sayılı Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde sayılan idareler tarafından ilgili mevzuatı uyarınca yapılan ve sözleşmesinde fiyat farkı ödeneceği öngörülen hizmet alımlarında, ihale dokümanında personel sayısının belirlendiği ve haftalık çalışma saatinin tamamının idarede kullanılmasının öngörüldüğü işçilikler için birinci fıkra uyarınca Hazine tarafından karşılanacak tutarlar bu idarelerce işverenlerin hak edişinden kesilir.

(9) 2016 yılı Ocak ila Aralık aylarına/dönemlerine ilişkin yasal süresi dışında Kuruma verilen aylık prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar için bu madde hükümleri uygulanmaz.

(10) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığının görüşleri alınmak suretiyle Kurum tarafından belirlenir.

10/12/2015

muhasebe Mali müşavirlik

01/03/2015

VERGİ CANDIR

Vergisiz hayat susuz nehirdir,
Vergi verilmeden, yenen zehirdir.

VERGİ CANDIR

Bir devleti dimdik ayakta tutan
Toplanan paranın küpü vergiyle
Ülkeye her yönden değerler katan
Eğitim sağlığın topu vergiyle…

Gurur ile bakındığın her yere
Pehlivanın bel verdiği mindere
İlelebet dursun diye göndere
Çekilen bayrağın İpi vergiyle…

Hava alanları tanklar uçaklar
O olmazsa kesmez keskin bıçaklar
Birde engellense gizli kaçaklar
Enerjisi suyu çöpü vergiyle…

Bizim ile gülen, bizle ağlayan
Bazen çok durulan bazen çağlayan
Sokaklarda asayişi sağlayan
Güvenlik gücünün copu vergiyle…

Onunla var olur köprüsü yolu
Yaşlısı yoksulu yetimi dulu.
Dosta güven düşmanlara korkulu
Şanlı Mehmetçiğin kepi vergiyle…

Mahir der ülkemin hanı hamamı
Dağları ormanı tek tek her çamı
Harcanan paranın hem de tamamı
Yapılan hizmetin hepi vergiyle…

Mahir Başpınar
23.02.2015 (Vergi Haftası

Address

F. Çakmak Mah. Atışalanı Caddesi Sevinç Pasajı Kat 2/11
Istanbul
34210

Telephone

5352700746

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when eşref demiryürek esenler istanbul posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to eşref demiryürek esenler istanbul:

Share