Avukat Aydın Aydar Boşanma Avukatı

Avukat Aydın Aydar Boşanma Avukatı Avukat Aydın Aydar Boşanma Davalarında 30 yılı aşkın deneyimle, profesyonel avukatlık hizmet vermektedir. İstanbul Boşanma Avukatı Boşanma Avukatı Aydın Aydar

Avukat Aydın Aydar Boşanma Davalarında 30 yılı aşkın deneyimle, profesyonel avukatlık hizmeti vermektedir. 1962 yılında doğmuştur 1986 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olmuştur. 1990-2000 yılları arasında Vakıfbank ve İmar Bankası'nda Baş hukuk müşaviri olarak görev yapmıştır. 2002-2008 yılları arasında Hedef Alliance Holding'te Hukuk Direktörü ve İcra Kurulu Üyesi olarak gö

rev yapmıştır. 2008 yılında kurduğu Aydar Hukuk bünyesinde halen Yönetici Avukat ve Boşanma Departmanı Yöneticisi ve boşanma avukatı pozisyonunda çalışmaktadır.

Sürekli alkol alıp eşe kötü davranmak, evliliği bitiren en temel ağır kusurlardan biridir. Peki ama sınır nerede başlar ...
06/06/2026

Sürekli alkol alıp eşe kötü davranmak, evliliği bitiren en temel ağır kusurlardan biridir. Peki ama sınır nerede başlar ve kanun bu durumda mağdur eşi nasıl korur? ⚖️

Türk Medeni Kanunu’na (TMK m. 166/1) göre evlilik birliğinin temelinden sarsılması, en yaygın boşanma sebeplerinden biridir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, bir eşin sadece alkol alması tek başına bir boşanma sebebi olarak kabul edilmez. Hukuk, kişinin yaşam tarzına değil, bu yaşam tarzının evliliğe ve diğer eşe olan etkisine bakar. Ancak alkol kullanımı bir bağımlılık (süreklilik) haline gelmişse ve bu durum evlilik içindeki yükümlülüklerin ihmal edilmesine yol açıyorsa, hukuki tablo tamamen değişir.

Eğer bir eş sürekli alkol alıp eve sarhoş geliyorsa, eşine ve çocuklarına karşı fiziksel, psikolojik veya ekonomik şiddet uyguluyorsa, bu durum Yargıtay tarafından tartışmasız bir ‘ağır kusur’ olarak nitelendirilir. Alkolün etkisiyle eşe hakaret edilmesi, evin temel ihtiyaçlarının karşılanmaması, aile bütçesinin sürekli olarak alkole yatırılması veya çocukların huzurunun bozulması, mağdur eşe haklı nedenle boşanma davası açma hakkı verir.

Bu tür davalarda en kritik aşama ispat sürecidir. Hukuk sistemimizde iddia eden, iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür. Eşinizin alkol bağımlılığını ve size kötü davrandığını; komşularınızın, akrabalarınızın veya müşterek çocuklarınızın tanıklığı ile ispatlayabilirsiniz. Eğer eşiniz daha önce alkol tedavisi gördüyse (örneğin AMATEM kayıtları), bu belgeler mahkemeye sunulabilir. Fiziksel bir şiddet söz konusuysa, kesinlikle darp raporu alınmalı ve polis tutanakları dosyaya eklenmelidir. Ayrıca, aile bütçesinin sarsıldığını göstermek adına kredi kartı ekstreleri ve banka dökümleri de güçlü birer delildir.

Hukuk, aile kurumunun huzurunu bozan ve diğer eşi mağdur eden davranışlara karşı koruyucu kalkanlar sunar. Haklarınızı bilmek, bu zorlu süreçleri en doğru şekilde yönetmenin ilk adımıdır. 🏛️

Eşinizin sizi aldattığından şüpheleniyorsunuz ve gerçeği ortaya çıkarmak için telefonuna gizlice bir takip programı (cas...
02/06/2026

Eşinizin sizi aldattığından şüpheleniyorsunuz ve gerçeği ortaya çıkarmak için telefonuna gizlice bir takip programı (casus yazılım) yüklemeyi mi düşünüyorsunuz? Bir saniye durun; haklıyken mahkemede kusurlu taraf siz olabilirsiniz! 📱⚖️

Boşanma süreçlerinde eşlerin düştüğü en büyük ve en tehlikeli hata, ispat kaygısıyla hareket ederken bilmeden hukuku çiğnemektir. Türkiye’de Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre, bir eşin diğerinin telefonuna rızası dışında casus program, ortam dinleme cihazı, ses kayıt cihazı veya aracına GPS takip sistemi yerleştirmesi bir boşanma sebebidir. Neden mi? Çünkü evlilik birliği kurulmuş olsa bile kişilerin anayasal bir hak olan ‘özel hayatının gizliliği’ esastır ve eşler birbirinin mülkiyeti değildir.

Bu tür gizli programlarla elde ettiğiniz WhatsApp mesajları, silinmiş SMS’ler, ses kayıtları, fotoğraf galerisi veya anlık konum geçmişleri mahkemede ‘hukuka aykırı delil’ olarak nitelendirilir. Hukuk sistemimizde evrensel bir ilke olan ‘zehirli ağacın meyvesi de zehirli olur’ prensibi geçerlidir; yani yasa dışı, suç teşkil eden yollarla elde edilmiş hiçbir bilgi, belge veya kayıt mahkeme hakimi tarafından boşanma davasında hükme esas alınamaz.

Aldatılma (zina), sadakatsizlik veya haysiyetsiz hayat sürme gibi durumları ispatlamak için yasadışı dijital programlara asla ihtiyacınız yoktur. Aile Mahkemesi kanalıyla ilgili kurumlardan talep edilecek HTS kayıtları (hangi numarayla, ne zaman, ne kadar görüşüldüğünü gösteren veriler), banka kredi kartı dökümleri, uçak bileti veya otel konaklama kayıtları gibi yasal delillerle haklılığınızı ortaya koyabilirsiniz. Adaleti ararken suça sürüklenmemek için hislerinizle değil, aklınızla ve hukukun kurallarıyla hareket edin.

Bayram geldi, peki eşinizin kendi ailesini ziyaret etmesine engel olmanın veya bu konuda kısıtlamalar getirmenin hukuki ...
27/05/2026

Bayram geldi, peki eşinizin kendi ailesini ziyaret etmesine engel olmanın veya bu konuda kısıtlamalar getirmenin hukuki sonuçlarını biliyor musunuz? Yargıtay kararlarına göre, eşin ailesiyle görüşmesini kısıtlamak, özellikle bayram gibi geleneksel ve manevi değeri yüksek özel günlerde bu duruma engel olmak açıkça bir boşanma sebebidir.

Evlilik kurumu, eşlerin birbirlerinin hayatını, sosyal çevrelerini ve en önemlisi kendi kan bağlarını koparabilecekleri bir tahakküm alanı değildir. Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde düzenlenen “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” kavramı, boşanma davalarının en temel dayanaklarından biridir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili Aile Hukuku daireleri, eşini ailesinden soyutlamayı, onun anne-babası veya kardeşleriyle görüşmesine, bayramlaşmasına rıza göstermemeyi net bir “psikolojik ve duygusal şiddet” olarak kabul etmektedir.

Duygusal şiddet uygulayan ve eşine dayatmalarda bulunan kişi, açılacak bir çekişmeli boşanma davasında kusurlu olarak nitelendirilir. Bu durum sadece evliliğin sona ermesiyle de kalmaz. Ailesiyle görüşmesi sistematik olarak engellenen, bu sebeple psikolojik baskı gören ve derin bir üzüntü yaşayan eş, evlilik birliğindeki bu ağır ihlal nedeniyle “manevi tazminat” talep etme hakkına sahip olabilir. Hukukumuzda, kişinin kendi ailesiyle bağlarını koparmaya zorlanması, doğrudan kişilik haklarına yapılmış bir saldırı olarak değerlendirilmektedir. Hukuken eşlerin birbirlerinin ailelerine sevgi besleme zorunluluğu bulunmasa da, asgari saygıyı gösterme ve eşinin kendi ailesiyle olan kişisel ilişkisine müdahale etmeme zorunluluğu esastır.

Unutulmamalıdır ki evlilik, bireyleri köklerinden koparan değil, aksine her iki tarafın sınırlarına saygı duyulmasını gerektiren yasal güvence altındaki bir kurumdur. Herkese iyi bayramlar.

Eşinizin siyasi fikirlerini, inançlarını veya dünyaya bakış açısını değiştirmeye çalışmanın, hukuken doğrudan bir boşanm...
24/05/2026

Eşinizin siyasi fikirlerini, inançlarını veya dünyaya bakış açısını değiştirmeye çalışmanın, hukuken doğrudan bir boşanma sebebi olduğunu biliyor muydunuz? Evlilik, iki farklı bireyin ortak bir hayat kurmasıdır; taraflardan birinin diğerini kendi kalıplarına, inançlarına veya ideolojilerine girmeye zorladığı bir asimilasyon kampı değildir.

Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 166. maddesinde düzenlenen ‘Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması’ (şiddetli geçimsizlik) kavramı, sadece fiziksel şiddet veya aldatma gibi durumları kapsamaz. Eşlerden birinin diğerine sürekli olarak kendi siyasi görüşünü dayatması, dini inançları veya yaşam tarzı konusunda baskı kurması, onu kendi gibi düşünmeye zorlaması ve aksi durumda onu aşağılaması açık bir ‘Duygusal Şiddet’ türüdür.

Bir evlilikte taraflar farklı dünya görüşlerine sahip olabilir. Ancak bu farklılıkları bir çatışma aracı haline getirmek, eşin düşünce ve inanç özgürlüğüne müdahale etmektir. Yüksek mahkeme kararları bu konuyu son derece net bir şekilde ele alır: Eşini kendi siyasi veya dini görüşü doğrultusunda yaşamaya zorlamak, psikolojik baskı uygulamak ve bu sebeple evliliği çekilmez hale getirmek, baskı uygulayan eşin ‘kusurlu’ sayılmasına neden olur.

Hukuki süreçte bu durumun ispatı; taraflar arasındaki mesajlaşmalar (WhatsApp, SMS), sosyal medya kayıtları, psikolojik destek alınıyorsa uzman raporları ve en önemlisi tarafların ev içi yaşantısına şahit olan tanıkların beyanları ile sağlanabilmektedir. Sürekli eleştiri, hor görme, inançları küçümseme veya zorbalık niteliğindeki siyasi dayatmalar, mahkeme önünde duygusal şiddetin kanıtı olarak değerlendirilir.

Unutulmamalıdır ki; evlilik cüzdanı kimseye eşinin düşünce dünyasına ipotek koyma hakkı vermez. Saygı, evliliğin hukuki ve vicdani temelidir. Bireylerin kendi kimliklerini ve özgür düşüncelerini koruyabildikleri evlilikler hukuken de sağlıklı kabul edilir.

Evlilikte yaşanan tartışmalarda hep aynı konuların, özellikle de geçmişte yaşanıp görünürde kapanmış meselelerin sürekli...
23/05/2026

Evlilikte yaşanan tartışmalarda hep aynı konuların, özellikle de geçmişte yaşanıp görünürde kapanmış meselelerin sürekli olarak gündeme getirilmesi, yalnızca iletişimi zedelemekle kalmaz; aynı zamanda hukuki boyutta ciddi sonuçlar doğurur. Birçok kişi, eşinin geçmişte yaptığı bir hatayı her tartışmada onun yüzüne vurmanın bir hak olduğunu düşünse de, bu durum boşanma davalarında tamamen farklı değerlendirmektedir.

Hukukumuzda temel bir kural vardır: ‘Affedilen veya hoşgörü ile karşılanan olaylara dayanılarak boşanma davası açılamaz.’ Eğer eşiniz geçmişte bir hata yaptıysa (örneğin sadakatsizlik, saygısızlık veya maddi bir kayıp) ve siz bu olayın ardından evliliğinize devam etme kararı aldıysanız, hukuken bu durumu affetmiş veya en azından hoşgörüyle karşılamış sayılırsınız. Hukuk sistemi, affedilmiş bir eylemin yıllar sonra bir boşanma davasında karşı tarafa kusur olarak yüklenmesine izin vermez.

Ancak mesele sadece bununla sınırlı değildir. Eşin geçmişte yaptığı hataları sürekli olarak başına kakmak, onu bu hatalar üzerinden sürekli eleştirmek ve kapanmış konuları temcit pilavı gibi her tartışmada ortaya sürmek ‘duygusal şiddet’ (psikolojik şiddet) kabul edilmektedir. Evlilik birliği, eşlerin birbirine güven ve saygı duymasını gerektirir. Geçmişi bir silah olarak kullanmak, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına yol açan ağır bir kusurdur.

Başlangıçta eşinizin yaptığı bir hata nedeniyle haklı konumda olabilirsiniz. Ancak o hatayı affettikten sonra sürekli yüzüne vurarak duygusal şiddet uygularsanız, olası bir boşanma davasında ‘kusurlu eş’ konumuna düşebilirsiniz.

Her ufak tartışmada ‘Seni boşayacağım, bitti bu iş, yarın adliyeye gidiyoruz’ cümlesini duyuyor musunuz? Belki de eşiniz...
22/05/2026

Her ufak tartışmada ‘Seni boşayacağım, bitti bu iş, yarın adliyeye gidiyoruz’ cümlesini duyuyor musunuz? Belki de eşiniz bunu sadece anlık bir öfke patlaması, bir sinir harbi olarak görüyor olabilir; ancak hukuken durum çok daha ciddidir.

Eşlerden birinin her tartışmada boşanmayı bir tehdit unsuru olarak öne sürmesi, açık ve net bir ‘duygusal şiddet’ eylemidir. Evlilik kurumu, özünde karşılıklı sevgi, saygı ve en önemlisi ‘güven’ üzerine inşa edilir. Bir tarafın her fırsatta kapıyı göstermesi, ‘seni bırakırım’ iması yapması veya doğrudan boşanma ile tehdit etmesi, o evlilikteki güven temelini onarılamaz biçimde yıkar.

Sürekli boşanma tehdidi altında yaşamak, kişide derin bir güvensizlik, kaygı bozukluğu ve psikolojik yıpranma yaratır. Bu şekilde kişilik hakları ve onuru zedelenen mağdur eş manevi tazminat talep edebilir.

Bu tür duygusal şiddet vakaları genellikle kapalı kapılar ardında yaşansa da ispatı mümkündür. Eşinizin size attığı ‘Seni boşayacağım’, ‘Yarın dava açıyorum’ temalı SMS veya WhatsApp mesajları güçlü birer delildir. Aynı zamanda, bu tehditlere şahit olan aile üyeleri, komşular veya ortak arkadaşların tanık olarak mahkemede vereceği beyanlar da kararda belirleyici rol oynar.

Unutulmamalıdır ki evlilik, bir tarafın diğerini sürekli kaybetmekle sınadığı bir deneme tahtası değildir. Hukuk, evlilik birliğine saygı göstermeyen ve duygusal manipülasyonu bir alışkanlık haline getiren tarafı sorumlu tutar. Boşanma kelimesini bir silah gibi kullanmak, yasal anlamda o silahın geri tepmesiyle sonuçlanacak bir kusurdur.

Evlilikte her kararın tek bir kişi tarafından alınması, diğer eşin “Sen anlamazsın, sus otur” denilerek sürekli dışlanma...
21/05/2026

Evlilikte her kararın tek bir kişi tarafından alınması, diğer eşin “Sen anlamazsın, sus otur” denilerek sürekli dışlanması sadece bir iletişim problemi midir? Yargıtay’a göre hayır; bu durum tam anlamıyla bir psikolojik şiddet olup boşanma sebebidir!

Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 185. maddesi çok açık bir kural koyar: “Eşler, evlilik birliğini beraberce yönetirler.” Evlilik, bir tarafın emir verdiği, diğer tarafın ise bu emirlere kayıtsız şartsız itaat ettiği bir hiyerarşi kurumu değildir. Kararların (nereye taşınılacağı, çocukların eğitimi, büyük bütçeli harcamalar, yatırımlar, kredi çekilmesi vb.) ortak alınması yasal bir zorunluluktur. Eşinin fikrini sormadan kendi başına hareket etmeyi alışkanlık haline getiren, itiraz edildiğinde ise “Senin aklın ermez”, “Sen bu işlerden anlamazsın”, “Sus otur yerine” gibi küçümseyici ifadeler kullanan eş, hukuken kusurlu kabul edilir.

Peki, bu durum yasal süreçte ne anlama gelir?

1️⃣ Kusur Tespiti: Mahkeme, kararları tek başına alan ve eşini ezen tarafı “kusurlu” veya “ağır kusurlu” olarak nitelendirir.
2️⃣ Manevi Tazminat: Sürekli aşağılanan, “sen bilmezsin” denilerek özgüveni kırılan ve kişilik hakları zedelenen eş, uğradığı bu psikolojik yıkım nedeniyle manevi tazminat talep etme hakkına sahiptir.
3️⃣ Maddi Tazminat: Eşin tek başına aldığı hatalı finansal kararlar (örneğin gizlice kredi çekmek veya ortak birikimi habersizce bir işe yatırmak) aileyi zarara uğratmışsa, diğer eş bu mevcut veya beklenen menfaat kaybı için maddi tazminat isteyebilir.

Bir davada bu durumu ispatlamak için tanık beyanları (aile içindeki bu tutuma şahit olan dostlar, akrabalar), eşler arasındaki mesajlaşmalar (WhatsApp vb. mecralarda eşin baskıcı tutumunu gösteren yazışmalar) ve eşin tek başına habersizce yaptığı işlemleri gösteren resmi evraklar delil olarak kullanılabilir.

Unutulmamalıdır ki; evlilik cüzdanı, kimseye eşi üzerinde bir tahakküm kurma yetkisi vermez. Eşitlik, sağlıklı bir evliliğin sadece ahlaki değil, aynı zamanda yasal temelidir.

Eşiniz günde on defa sizi arayıp ‘Konum at, kiminlesin, görüntülü aç çevreni göreyim’ mi diyor? Sevgi, ilgi veya korumac...
19/05/2026

Eşiniz günde on defa sizi arayıp ‘Konum at, kiminlesin, görüntülü aç çevreni göreyim’ mi diyor? Sevgi, ilgi veya korumacılık zannettiğiniz bu davranışlar, aslında hukuken ‘psikolojik şiddet’ ve çok net bir boşanma sebebidir! Bir eşin diğerine sürekli asılsız şüphelerle yaklaşması, onu sürekli denetim altında tutmaya çalışması, adım adım takip etmesi veya sürekli konum ve görüntülü arama talep etmesi “güven sarsıcı davranış” niteliğindedir.

Birçok kişi bu tür aşırı kıskançlık krizlerini evliliğin tuzu biberi olarak görse de, hukuk sistemi bunu eşin kişilik haklarına bir saldırı ve özgürlüğünün kısıtlanması olarak değerlendirir. Yargıtay kararlarında, eşini sürekli arayarak nerede olduğunu soran, iş yerinde veya sosyal hayatında onu bunaltan taraf, boşanma davasında kusurlu kabul edilmektedir.

Peki bu durum mahkemede nasıl ispatlanır?
Hukuk sistemimizde delillerin hukuka uygun yollardan elde edilmiş olması şarttır. Eşin sürekli konum talep ettiği WhatsApp yazışmaları, günde onlarca kez aradığını gösteren GSM operatörü HTS (Arama geçmişi) kayıtları en somut delillerdir. Bunun yanı sıra, eşin arkadaş çevresindeyken veya ailesinin yanındayken maruz kaldığı görüntülü arama baskısına şahit olan kişilerin tanık beyanları da mahkemenin kanaat oluşturmasında büyük rol oynar.

Unutulmamalıdır ki; evlilik, kişilerin bireysel alanlarını tamamen yok ettikleri bir hapishane değil, karşılıklı güvene dayalı bir hayat ortaklığıdır. Güvenin olmadığı yerde sürekli denetim başlar, denetimin olduğu yerde ise evlilik birliği hukuken ayakta kalamaz.

Anlaşmalı boşanma kulağa hızlı ve sorunsuz gelse de, uzman bir elden çıkmayan protokoller geleceğinizi karartabilir.Marm...
17/05/2026

Anlaşmalı boşanma kulağa hızlı ve sorunsuz gelse de, uzman bir elden çıkmayan protokoller geleceğinizi karartabilir.

Marmara Gazetesi'ne verdiğim son röportajda, tarafların "bir an önce bitsin" psikolojisiyle aceleyle imzaladıkları protokollerde yaptıkları "ölümcül hataları" anlattım. İnternetten indirilen matbu (hazır) dilekçelerin yol açtığı telafisi imkansız mal rejimi, velayet ve nafaka kayıplarını 35 yıllık boşanma avukatı olarak mesleki tecrübemle değerlendirdim.

Yeni hayatınıza başlarken geçmişin hukuki yüklerinden gerçekten ve güvenle kurtulmak istiyorsanız, bu uyarılarıma mutlaka kulak verin.

Avukat Aydın Aydar | Boşanma Avukatı İstanbul

Türk kültüründe misafirperverlik son derece kıymetli bir değerdir; ancak bu durum evliliğinizin mahremiyetini ve huzurun...
16/05/2026

Türk kültüründe misafirperverlik son derece kıymetli bir değerdir; ancak bu durum evliliğinizin mahremiyetini ve huzurunu ihlal edecek boyuta ulaştığında hukuken haklı bir boşanma sebebi olabileceğini biliyor muydunuz?

Evlilik kurumu, iki kişinin ortak ve bağımsız bir yaşam alanı inşa etmesini gerektirir. Türk Medeni Kanunu’na göre eşler, birbirlerinin istirahat hakkını, huzurunu ve özel alanını korumakla yükümlüdür. Eşlerden birinin, diğerinin rızası veya onayı olmadan eve sürekli olarak misafir getirmesi, ortak yaşam alanının sınırlarını açıkça ihlal eder. Hukuk sistemimizde bu durum, “bağımsız konut sağlama yükümlülüğüne aykırı davranış” olarak değerlendirilmektedir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve 2. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre; eşin rızası dışında eve sık sık misafir çağırmak, misafirlerin geç saatlere kadar oturmasına göz yummak veya uzun süreli yatılı kalmalarına izin vererek diğer eşin dinlenme ve mahremiyet hakkını elinden almak “evlilik birliğinin sarsılması” kapsamında kusurlu bir harekettir. Toplumumuzda en sık karşılaşılan örneklerden biri olan, eşlerden birinin kendi anne-baba veya akrabalarını evde sürekli yatılı olarak ağırlama ısrarı, diğer eş için evliliği çekilmez hale getiren haklı bir boşanma sebebidir.

Hukuk, evi bir otel veya sürekli bir toplanma alanı olmaktan çıkarıp, eşlerin baş başa kalabildiği, sığındığı ve iletişim kurduğu bir “yuva” olarak korur. Evin içinde sürekli bir misafir trafiğinin olması durumu, Yargıtay kararlarında bir tür “duygusal şiddet” olarak nitelendirilebilmektedir. Bu durumun tanık beyanları, mesajlaşma kayıtları veya uçak/otobüs biletleri gibi somut delillerle ispatlanması mümkündür.

Unutulmamalıdır ki; evlilikte asıl olan eşlerin ortak kararı ve karşılıklı rızasıdır. Misafirperverlik bir erdemdir, ancak eşinizin huzurunun ve kişisel sınırlarının başladığı yerde bitmelidir.

Address

Süleyman Demirel Bulvarı Mall Of İstanbul Residance, D:A Blok No:50
Istanbul
34490

Opening Hours

Monday 09:00 - 23:00
Tuesday 08:30 - 23:00
Wednesday 09:00 - 23:00
Thursday 08:30 - 23:00
Friday 09:00 - 17:00
Saturday 09:00 - 20:00
Sunday 09:00 - 20:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Avukat Aydın Aydar Boşanma Avukatı posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Avukat Aydın Aydar Boşanma Avukatı:

Share