Targın Hukuk ve Danışmanlık

Targın Hukuk ve Danışmanlık Targın Hukuk ve Danışmanlık

Eşinin sakatlığı ile alay etmek boşanma sebebidir.YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİESAS:2016/24925KARAR:2016/15878‘’Taraflar ara...
06/06/2022

Eşinin sakatlığı ile alay etmek boşanma sebebidir.
YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ
ESAS:2016/24925
KARAR:2016/15878
‘’Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı tarafından davanın reddi yönünden; davalı tarafından ise tedbir nafakası miktarı ve tazminat taleplerinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı kadının davacının bir ayağının sakat olması ve ayak başparmağının kapanmaması nedeniyle sürekli alay ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.’’
̧anmadavası

Borçlu vekili, ilamda açıkça yasal faiz denilmesine rağmen, değişen yıllara göre yasal faiz oranının çok üstünde faiz ta...
31/05/2022

Borçlu vekili, ilamda açıkça yasal faiz denilmesine rağmen, değişen yıllara göre yasal faiz oranının çok üstünde faiz talep edildiğini belirterek, işlemiş faize itiraz etmiştir.
Mahkemece, süresinde yapılmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, borçlu vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlunun takipte ilama aykırı olarak fazla faiz talep edildiği yönündeki iddiası, ilama aykırılık şikayeti niteliğinde olup, bu tür şikayetler kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle, süresiz olarak İcra Mahkemesi önüne getirilebilir. (HGK.’nun 21.06.2000 tarih, 2000/12-1002 sayılı Kararı).
O halde; Mahkemece, işin esası incelenerek oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulması yerine, yazılı şekilde şikayetin süreden reddine karar verilmesi isabetsizdir.

TAKDİRİ İNDİRİM NEDENLERİ SINIRLANDIRILIYORTürk Ceza Kanununun 62. maddesinde yapılan düzenleme ile takdiri indirim nede...
13/05/2022

TAKDİRİ İNDİRİM NEDENLERİ SINIRLANDIRILIYOR

Türk Ceza Kanununun 62. maddesinde yapılan düzenleme ile takdiri indirim nedenleri belirli konular münhasır kılınarak, maddenin uygulama alanı sınırlandırıldı. Takdiri indirim nedeni olarak sadece failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki pişmanlığını gösteren davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri göz önünde bulundurulabilecek.

TAKIM ELBİSE GİYME, KRAVAT TAKMA İNDİRİM NEDENİ KABUL EDİLMEYECEK

Failin pişmanlık içermeyen davranışları ve salt indirim almaya yönelik duruşmadaki şekli tutum ve davranışları, takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmayacak. Failin kılık ve kıyafetine özen göstermesi, takım elbise giymesi, kravat takması gibi şekli davranışları da indirim nedeni olarak kabul edilmeyecek. Ayrıca takdiri indirim nedeni gerekçeleri kararda mutlaka yazılacak.

KADINA YÖNELİK ŞİDDETTE CEZALAR ARTIRILDI

Kadına karşı şiddetle daha etkin mücadele edilebilmesi ve caydırıcılığın sağlanabilmesi amacıyla, kadına karşı işlenen kasten öldürme, kasten yaralama, tehdit, işkence, eziyet suçlarında cezalar artırıldı. Bu kapsamda; kasten öldürme suçunun kadına karşı işlenmesinin cezası müebbet hapis iken ağırlaştırılmış müebbet hapse çıkarıldı. Ayrıca kadına karşı işlenen; kasten yaralamada cezanın alt sınırı 4 aydan 6 ay hapse, tehditte cezanın alt sınırı 6 aydan 9 ay hapse, işkencede cezanın alt sınırı 3 yıldan 5 yıl hapse, eziyette ise cezanın alt sınırı 2 yıldan 2 yıl 6 ay hapse çıkarıldı.

Diğer yandan, kamu hizmetlerinden yararlanma hakkının engellenmesi suçunun konusunun sağlık hizmeti olması halinde verilecek ceza da 1/6 oranına kadar artırılacak.

ISRARLI TAKİP MÜSTAKİL SUÇ KABUL EDİLDİ

Değişiklikle ısrarlı takip fiilleri, müstakil suç olarak düzenlendi. Fiziken takip etmek, iletişim araçlarıyla veya üçüncü kişileri kullanarak temas kurmaya çalışmak gibi fiillerin, mağdurda ciddi bir huzursuzluk oluşmasına ya da mağdurun kendisinin veya yakınlarından birinin güvenliğinden endişe duymasına neden olması hali suç olarak kabul edildi. Suçun temel cezası 6 aydan 2 yıla kadar hapis, nitelikli hallerinin cezası ise 1 yıldan 3 yıla kadar hapis olarak belirlendi. Yapılan düzenlemede suçun uzlaştırmaya tabi olmadığı da vurgulandı.

KATALOG SUÇLARIN KAPSAMI GENİŞLETİLDİ

Kadına karşı işlenen kasten yaralama suçu, tutuklama nedeni varsayılan katalog suçlar arasına alındı. Kasten yaralama suçunun beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı veya canavarca hisle işlenmesi de katalog suçlara dahil edildi.

ŞİDDET MAĞDURU KADINLAR İÇİN ÜCRETSİZ AVUKAT GÖREVLENDİRİLMESİ SAĞLANDI

Avukatı bulunmayan şiddet mağduru kadınlara istemleri halinde, baro tarafından ücretsiz avukat görevlendirilmesi kabul edildi.

SAĞLIK ÇALIŞANLARINA YÖNELİK İZİN VE RÜCU DÜZENLEMELERİ

Sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personele karşı görevleri sırasında veya görevleri dolayısıyla işlenen kasten yaralama suçu, CMK kapsamında tutuklamaya imkan sağlayan katalog suçlar arasına alındı.

Düzenlemeyle, hem kamu kurum ve kuruluşlarında, hem de özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimi ile diğer sağlık meslek mensupları hakkında, sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis, tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle soruşturma yapılabilmesi Sağlık Bakanlığı bünyesinde kurulan Mesleki Sorumluluk Kurulunun iznine bağlandı. Kurulun kararlarına karşı Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz hakkı verildi.

Ayrıca, kamu kurum ve kuruluşları ile devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimi ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yaptıkları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalarından kaynaklı zararların tazmini için açılan davalar sonucunda devlet tarafından ödenen tazminatın ilgilisine rücusu bakımından da Mesleki Sorumluluk Kuruluna yetki verildi. Kurulun yapacağı değerlendirme sonucunda rücusuna karar verilen miktar bakımından ilgili sağlık çalışanına dönülecek.

Geçici maddeyle de tıbbi işlem ve uygulamaları sebebiyle idare tarafından ödenen tazminatın rücuan tahsili istemiyle kamu kurum ve kuruluşları ile devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimi ile diğer sağlık meslek mensupları aleyhine açılan ve Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla derdest olan davalar bakımından, rücu edilip edilmeyeceği ve rücu miktarı konusunda Kurulun karar verebilmesi sağlandı.

Davacı vekili, davalının 20 adet bono nedeniyle davacıya ihtarname keşide ettiğini, davacının bonolarda keşideci olarak ...
27/04/2022

Davacı vekili, davalının 20 adet bono nedeniyle davacıya ihtarname keşide ettiğini, davacının bonolarda keşideci olarak gözüken dava dışı şirketin ortağı olduğunu ve şirketin 2011 yılında tasfiye edildiğini, bonoların keşide tarihi olan 2013 yılında bono düzenleyecek bir şirket olmadığını ileri sürerek bonoların takibe konu edilmemesi için ihtiyati tedbire, müvekkilinin bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve %20 oranında tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı ve dava dışı ….. …..’ın bonoların keşidecisi olan dava dışı şirketin ortağı olduğunu ve bonoyu düzenlediklerini, aynı zamanda bononun lehtarı olduklarını ve senedi ciro ettiklerini, takip konusu bonoların davalıya beyaz ciro yoluyla geçtiğini, davacının iddialarını yetkili hamil olan davacıya karşıya ileri süremeyeceğini savunarak davanın reddine ve %20 oranında tazminata karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı tarafından davaya konu bonoların verildiği, davacının bonolarda lehtarı konumunda olduğu ve bonoların davacı tarafından ciro edilerek davalıya verildiği, davacı tarafından her ne kadar senetlerin düzenleme tarihi olan 05.01.2013 tarihinde tasfiye yolu ile terkin edildiğinden tüzel kişiliğinin sona ermesi nedeni ile senet düzenlenemeyeceği ve bu senetlerden dolayı borçlu olmadığını iddia etmiş ise de TTK 778 maddesinin 2.fıkrasının d bendi gereği ve 677 maddesi gereğince ‘’Bir poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan diğer kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse diğer imzaların bundan etkilenmeyeceği’’ hükmünü içerdiği, bu hususun yasada imzaların istiklali prensibi olarak adlandırıldığı, lehtarın şeklen kambiyo senedi niteliğinde bulunan senetlerden dolayı davalı hamile karşı dava açmasının mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin milli marşı olan İstiklal M...
12/03/2022

Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı Türkiye’nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin milli marşı olan İstiklal Marşı kabulü üzerinden 101 yıl geçti. 1921 yılında yapılan yarışmaya 724 eser katılmış ama Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı eser, 12 Mart 1921'de TBMM'de İstiklal Marşı olarak kabul edilmişti. Bestesi Osman Zeki Üngör'e ait olan İstiklal Marşı'nın orkestrasyonu Edgar Manas tarafından yapıldı.

Davacı vekili, davalı ... adına kayıtlı olan ve kaza günü davalının sevk ve idaresinde olan 30 SA 639 plakalı aracın yol...
11/03/2022

Davacı vekili, davalı ... adına kayıtlı olan ve kaza günü davalının sevk ve idaresinde olan 30 SA 639 plakalı aracın yoldan geçmekte olan ...’e 19.06.2009 günü çarpmak sureti ile ölümüne sebebiyet verdiğini, davalı adına kayıtlı aracın müvekkili şirket tarafından poliçe ile KTK Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında sigortalandığını, bu kaza nedeniyle ... isimli şahsın hayatını kaybettiğini, meydana gelen kaza nedeniyle müvekkili şirket tarafından kazada hayatını kaybedenin mirasçılarına zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında 03.11.2009 tarihinde toplam 33.557,00 TL ödeme yapıldığını, kazanın tamamen ehliyetsiz olarak araç kullanan sürücü davalı ... ‘in kusuru sebebiyle meydana geldiğini, bu durumda davalının zararı tazmin sorumluluğunun doğduğunu belirterek müvekkili şirketin zorunlu trafik sigortası nedeniyle 3. Kişiye ödediği tazminat olan 33.557,00 TL’nin fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere hak sahiplerine ödenme tarihi olan 03.11.2009 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kendisini bedel ödeyerek sigortalatan sigortalıya rücu imkanının olmaması ve bu durumun aksini düşünmenin sigorta mantığına ve hakkaniyete aykırı düşeceği kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekil tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 02.04.2018 tarih ve 2015/8755 E. 2018/3658 K. Sayılı ilamı ile bozulmuştur. Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kısmen kabulü ile 8.389,25 TL’nin hak sahiplerine ödeme tarihi olan 03.11.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, dava dışı 3.kişiye ödeme yapan trafik sigortacısının ödediği bedelin, KTK’nun 95. maddesi ile ... poliçesi ve ... Genel Şartları gereği davalı sigortalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Davacı ... şirketinin vekilleri Av. ... ve Av. ...’un ayrı ayrı 24.03.2015 dilekçe, 09.04.2015 UYAP tarihli dilekçeler ile davacı ... vekilliğinden istifa ettikleri, 13.02.2014 tarihli 2.celsede adı geçen avukatlarca yetkili kılınan Av. ...’ın bozma öncesi ve bozma sonrası tüm celselerde davacı vekili olarak duruşmaları takip ederek beyanda bulunduğu, bozma sonrası davacı vekili olarak Av. ...’in vekaletnamesinin sunulduğu ancak bozma sonrası alınan bilirkişi raporunun yetki belgesi geçersiz hale gelen Av. ...’a tebliğ edilerek yetkili Av. ...’e tebliğ edilmeden, bilirkişi raporuna karşı savunma ve delilleri belirlenmeden davacının savunma hakkı kısıtlanarak karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Mahkemece davacı ... şirketinin yetkili avukatına bilirkişi raporu tebliğ edilerek rapora karşı beyan ve delillerin sorulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.

Address

Istanbul
34147

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:00
Tuesday 09:00 - 17:00
Wednesday 09:00 - 17:00
Thursday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00

Telephone

+902125422222

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Targın Hukuk ve Danışmanlık posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Targın Hukuk ve Danışmanlık:

Share

Category