23/07/2026
“Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde bir hukukçu olarak… Anlaşılan sonunda tam da olmam gereken yerdeyim. 😄”
Şaka bir yana; bugün Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, “Doku ve Organ Naklinin Hukuki Boyutu” üzerine konuşma ve değerlendirmelerimizi paylaşma imkânı buldum.
Organ nakli, tıbbın hayat kurtaran en önemli alanlarından biri olduğu kadar; insan onuru, kişinin vücut bütünlüğü, rıza, ölümün tespiti, verici ve alıcının haklarının korunması ile ceza hukuku bakımından son derece hassas bir hukuki zemine sahip.
Türk hukukunda temel çerçeveyi 2238 sayılı Organ ve Doku Alınması, Saklanması, Aşılanması ve Nakli Hakkında Kanun ile Organ Nakli Hizmetleri Yönetmeliği oluşturuyor. Canlı vericiden organ alınmasında özgür ve bilinçli iradenin korunması; ölümden sonra yapılacak bağışlarda kanunun öngördüğü şartlar; beyin ölümünün tıbben ve hukuken belirlenmesi; organların adil ve izlenebilir biçimde tahsisi sistemin temel güvenceleri arasında. Güncel düzenlemeler de organ bağışı, beyin ölümü ve koordinasyon süreçlerini ayrıntılı biçimde düzenliyor.
Çünkü insan bedeni hukuken bir ticaret konusu değildir. Organ veya doku temininin maddi menfaate dönüştürülmesi yalnızca etik açıdan değil, ceza hukuku bakımından da ağır sonuçları bulunan bir alandır. Hukukun buradaki görevi tıbbi ilerlemeyi engellemek değil; hayat kurtaran bu sürecin insan onuruna, özgür iradeye ve hakkaniyete uygun biçimde işlemesini güvence altına almaktır.
Sonuçta mesele yalnızca bir organın bir bedenden diğerine nakli değil;
bir yaşam ihtimalinin, hukuk ve tıp biliminin ortak sorumluluğunda korunmasıdır.
Nazik ev sahiplikleri ve değerli katkıları için tüm hekimlerimize ve sağlık çalışanlarımıza teşekkür ediyorum.