Avukat Aslı Arslantaş

Avukat Aslı Arslantaş Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi

İtirazın İptali Davasına dair tüm detaylı bilgiler ve dava açma süreci, örnek dilekçelerle yeni yazımız yayında 📝
14/10/2024

İtirazın İptali Davasına dair tüm detaylı bilgiler ve dava açma süreci, örnek dilekçelerle yeni yazımız yayında 📝

Alacaklı, borçlunun yaptığı itirazın haksız olduğunu düşünüyorsa itirazın iptali davası açar. Mahkeme, itirazın iptali davasını kabul eder...

08/02/2022
https://arslantas.av.tr/kirasini-odemeyen-kiraci-nasil-tahliye-edilir/KİRASINI ÖDEMEYEN KİRACI NASIL TAHLİYE EDİLİR?Mal ...
04/02/2022

https://arslantas.av.tr/kirasini-odemeyen-kiraci-nasil-tahliye-edilir/

KİRASINI ÖDEMEYEN KİRACI NASIL TAHLİYE EDİLİR?

Mal sahibi konumundaki kiraya verenlerin karşılaştığı en büyük problem kiracıların tahliyesi ve kira alacağının tahsilidir. Kira borcunu ödemeyen kiracıların tahliye edilmesi için mevzuatta bazı hukuki yöntemler belirlenmiş olup, bu süreçler genel olarak uzun sürdüğünden kiraya verenlerin mağduriyeti ortaya çıkmaktadır. Başvurulabilecek hukuki yöntemler şu şekilde; iki haklı ihtar nedeniyle tahliye davası açmak, temerrüt nedeniyle tahliye davası açmak ve tahliye talepli icra takibi başlatmak.

1- İCRA VE İFLAS KANUNU M. 269 GEREĞİNCE TAHLİYE TALEPLİ İCRA TAKİBİ BAŞLATILMASI

Kira borcunu ödemeyen kiracıların tahliyesi için en hızlı ve pratik yol, kiracı hakkında tahliye talepli icra takibi başlatılmasıdır. Bu icra takibinde, kiraya veren tarafından hem kiracı tarafından ödenmeyen kira alacağı hem de kiralananın tahliyesi talep edilmektedir. Ödeme emrinin borçluya tebliğinden itibaren 7 gün içinde borca itiraz edilmezse ve 30 gün içinde ödeme yapılmazsa tahliye edilebileceği hususu borçluya bildirilir.

Kiracının gönderilen ihtarlı ödeme emrine 7 gün içinde itiraz etmesi halinde ise, icra hukuk mahkemesinden hem itirazın kaldırılması hem tahliye talep edilir.

Borçlu tarafından ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 gün içinde itiraz edilmezse ve 30 günlük süre içinde takip masrafları dahil tüm borçlar ödenirse bu halde borçlu tahliye edilemez. Bu süreler kesindir. Borçlu 7 günlük itiraz hakkını kullanmasa dahi kiraya verenin (alacaklının) tahliye talepli dava açması için 30 günlük ödeme süresini beklemesi gerekir.

Kiracı borçlu tarafından 30 günlük süre içinde ödeme yapılmazsa, İİK m. 269 vd. hükümleri uyarınca 6 ay içinde icra mahkemesinde açacağı dava ile borçlunun mecurdan tahliyesini talep edilebilir.

Borçlu, 30 gün içinde tüm takip masrafları dahil kira bedelini öderse, tahliye edilemez.

Bu hukuki yöntem uyarınca dava süreçlerinde olduğu gibi ihtarname, süre verme vb. herhangi bir delile veya ek sürece ihtiyaç duyulmadığından uygulamada sıklıkla tavsiye edilmektedir.

2- TÜRK BORÇLAR KANUNU 352/2 MADDESİ GEREĞİNCE İKİ HAKLI İHTAR ÇEKEREK TAHLİYE DAVASI AÇILMASI

“Kiracı, bir yıldan kısa süreli kira sözleşmelerinde kira süresi içinde; bir yıl ve daha uzun süreli kira sözleşmelerinde ise bir kira yılı veya bir kira yılını aşan süre içinde kira bedelini ödemediği için kendisine yazılı olarak iki haklı ihtarda bulunulmasına sebep olmuşsa kiraya veren, kira süresinin ve bir yıldan uzun süreli kiralarda ihtarların yapıldığı kira yılının bitiminden başlayarak bir ay içinde, dava yoluyla kira sözleşmesini sona erdirebilir.”

Kiracı tarafından bir yıl içinde farklı dönemlere ait kira alacağı geç ödenirse veya hiç ödenmezse iki haklı ve yazılı ihtar göndermek suretiyle kiraya veren taşınmazın bulunduğu yerdeki sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası açabilir. İki farklı ihtar, iki farklı ayın kira bedellerine ilişkin olmalıdır. İhtar borçluya tebliğ edildikten sonra borçlu ödeme yapsa dahi, ihtarın haklılığı ortadan kalkmaz, ikinci ihtar da gönderildikten sonra artık kiracı aleyhine tahliye davası açılabilir.

İki haklı ihtarın çekildiği dönemin bitiminden itibaren 1 ay içinde tahliye davasının açılması gerekmektedir. Bu süre, hak düşürücü süre niteliğinde olduğundan mahkeme tarafından re’sen dikkate alınır. İspat şartının yerine gelmesi bakımından ihtarnamelerin noter yoluyla gönderilmesi önemlidir. İhtarname gönderilmesinin yanı sıra ödenmeyen kira alacakları için icra takibi başlatılması da ihtar niteliğindedir.

3- TÜRK BORÇLAR KANUNU 315. MADDESİ GEREĞİNCE TAHLİYE DAVASI AÇILMASI

“Kiracı, kiralananın tesliminden sonra muaccel olan kira bedelini veya yan gideri ödeme borcunu ifa etmezse, kiraya veren kiracıya yazılı olarak bir süre verip, bu sürede de ifa etmeme durumunda, sözleşmeyi feshedeceğini bildirebilir. Kiracıya verilecek süre en az on gün, konut ve çatılı işyeri kiralarında ise en az otuz gündür. Bu süre, kiracıya yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren işlemeye başlar.”

Muaccel olan kira borcunun veya yan giderlerin ödenmemesi halinde konut ve çatılı iş yerleri için kiracıya 30 gün süre verilerek bu süre içinde borcun ödenmemesi durumunda sözleşmenin feshedileceği kiracıya bildirilir.

Bu davanın açılması için bir ihtarnamenin gönderilmiş olması yeterlidir. İhtarnamenin tebliğinden itibaren 30 günlük sürede kira alacağı ödenmezse bu halde kira döneminin sonu beklenmeden taşınmazın bulunduğu yer sulh hukuk mahkemesinde tahliye davası açılabilir.

Hak kaybına uğramamak adına hukuki destek alınması, sürecin çok daha sağlıklı işlemesi açısından önemlidir.

https://arslantas.av.tr/haksiz-olarak-is-akdi-feshedilen-iscinin-ise-iade-davasi-acmasinin-kosullari-nelerdir/İŞ GÜVENCE...
29/01/2022

https://arslantas.av.tr/haksiz-olarak-is-akdi-feshedilen-iscinin-ise-iade-davasi-acmasinin-kosullari-nelerdir/

İŞ GÜVENCESİ NEDİR?

İş Güvencesi, işçilerin haklı veya geçerli bir neden olmaksızın keyfş olarak işveren tarafından işten çıkarılmalarını engellemeye yönelik bir korumadır. İş Güvencesine sahip olan işçilerin sözleşmeleri, işveren tarafından bazı koşullar gerçekleştirilmeden sona erdirilemez. İşverenin, iş güvencesine sahip işçilerin sözleşmelerini sona erdirmesi, bu kapsamda olmayan işçilere göre daha sıkı koşullara tabi tutulmuştur.

PEKİ İŞ GÜVENCESİNDEN YARARLANMA KOŞULLARI NELERDİR?

İş Sözleşmesinin belirsiz süreli olması ve sözleşmenin işverence feshedilmesi :

İş güvencesinden yararlanmanın ilk koşulu, iş sözleşmesinin belirsiz süreli olması ve işveren tarafından feshedilmesidir. Belirsiz süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçinin kısmi süreli veya tam süreli çalışması onun iş güvencesinden yararlanmasına engel olmaz.

İş güvencesinden yararlanmak için iş sözleşmesinin işveren tarafından feshedilmesi gerekir. Sözleşme işçi tarafından feshedilirse neden ne olursa olsun işçi, iş güvencesinden yararlanamaz ancak işveren tarafından baskıyla istifa ettirilen işçi işe iade davası açabilir. Yine iş sözleşmesi tarafların karşılıklı anlaşması(ikale) yoluyla sona erdirilirse işçi, iş güvencesinden yararlanamaz.

İş Kanununa veya Basın İş Kanununa tabi olunması:

İş güvencesi hükümlerinden yararlanma hakkı kural olarak İş Kanununa tabi işçilere aittir ancak Basın İş Kanunundaki düzenlemeyle, Basın İş Kanununa tabi gazetecilerin de iş güvencesi hükümlerinden yararlanabileceği öngörülmüştür.

İşyerinde belirli sayının üstünde işçi çalışması :

İş güvencesinden yararlanmanın bir diğer koşulu, işyerinde 30 veya daha fazla işçinin çalıştırılmasıdır. İşverenin aynı iş kolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. İşverenin bir veya birden fazla işyerinde çalışan işçi sayısı toplamda 30’un altındaysa, bu işverenin işçileri iş güvencesinden yararlanamazlar.

İşçinin belirli bir kıdeme sahip olması :

İşçinin iş güvencesinden yararlanabilmesi için kural olarak ilgili işyerinde en az 6 ay süreyle çalışmış olması zorunludur. İşçinin 6 aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir.

İşçinin kanunda belirtilen konumdaki işveren vekili olmaması :

İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında iş güvencesi hükümleri uygulanmaz.Örneğin, bir işletmenin bütününü svek ve idare eden genel müdür veya genel müdür yardımcısıyla, bir işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma, işten çıkarma yetkisi bulunan bir şube müdürü iş güvencesi hükümlerinden yararlanamaz.

İŞE İADE DAVASI AÇILABİLMESİ İÇİN GEREKEN KOŞULLAR NELERDİR?

İşverenin sözleşmeyi feshederken (haklı fesih dışında) geçerli neden gösterme zorunluluğu vardır.
İşverenin, işçinin savunmasını alması zorunludur.(haklı fesih dışında)
İşveren sözleşmesi feshetme bildirimini yazılı olarak yapmak zorundadır. Buradaki yazılılık geçerlilik koşuludur.

İşçi fesihte geçerli bir neden gösterilmemesi veya gösterilen nedenin geçerli neden olmadığı gerekçesiyle işe iade davası açabilir.

İşçi işe iade davası sonrasında tazminat talebinde bulunabilir; işe başlatılmazsa 4-8 ay ücreti tutarında işe başlatmama tazminatı, 4 aylık ücret tutarında boşta geçen ücret tazminatı alabilir.

Fesih kötüniyetli yapılmışsa işçi kötüniyet tazminatı talep edemez.
İşçi usulsüz fesih durumunda ihbar tazminatı ve kıdem şartları oluşmuşsa kıdem tazminatı alır.

İŞE İADE DAVASI AÇMA SÜRESİ NE KADARDIR?

İşçi fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren 1 ay içinde işe iade talebiyle, arabulucuya başvurmak zorundadır. 1 ay hak düşürücü süre niteliğindedir. Bu süre içerisinde arabulucuya başvurulmazsa işe iade davası açma hakkı ortadan kalkar. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmaması halide, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren 2 hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Arabulucuya başvurulmaksızın doğrudan dava açılması halinde mahkeme davayı usulden reddeder.

https://arslantas.av.tr/kimlik-karti-iptal-edilen-guvenlik-gorevlileri-kidem-ve-ihbar-tazminatina-hak-kazanabilir-mi/KİM...
26/01/2022

https://arslantas.av.tr/kimlik-karti-iptal-edilen-guvenlik-gorevlileri-kidem-ve-ihbar-tazminatina-hak-kazanabilir-mi/

KİMLİK KARTI İPTAL EDİLEN GÜVENLİK GÖREVLİLERİ KIDEM VE İHBAR TAZMİNATINA HAK KAZANABİLİR Mİ?

Özel güvenlik kimlik kartı iptal edilenler için çalıştıkları yerden tazminat alma hakkı vardır. Bu durum 5188 sayılı Özel Güvenlik Kanunu’nda açıkça belirtilmiştir. Kanuna göre özel güvenlik görevlisi olarak çalışanlar her 5 senede bir kimliklerini yenilemek mecburiyetindedırlar. Eğer bu süre içinde bir güvenlik görevlisi kimliğini yenilemezse, mesleğini artık yapamaz duruma gelir. Bu durumda işvereni onu işten çıkarabilir, çünkü artık bu çalışan özel güvenlik vasfı taşımamaktadır.

İşyerinden kimliğini yenilemediği için çıkarılan özel güvenlik görevlileri kıdem tazminatı alabilirler. Güvenlik görevlilerinin kıdem tazminatlarını işverenler karşılar. Bazı işyeri sahipleri bu ödemeyi yapmak istemedikleri için çeşitli hilelere başvurabilirler. Ancak hiçbir şekilde işveren ödemek yapmaktan kurtulamaz. Bunun sebebi işveren ile çalışan arasında görev süresinin ne zaman biteceğine dair bir anlaşma yapılmış olmasıdır. Ayrıca işveren işe aldığı güvenlik görevlisinin kimlik kartının ne zaman yenileneceğini zaten görmektedir. Kimlik iptali sebebiyle işten ayrılmak mecburiyetinde kalan her güvenlik görevlisinin kıdem tazminatı hakkı vardır.
Kimliği iptal olan veya yenilemeyen ya da yenileme başvurusu kabul edilmeyen veya yenileme başvurusunda bulunmayan özel güvenlik görevlisinin tazminat hakkına ilişkin olarak Yargıtay 9.Hukuk Dairesi 2016/35184 E. , 2020/16902 K. sayılı kararında özetle;
‘5188 sayılı Kanun ve ilgili mevuzat gereği güvenlik sertifika süresi dolan özel güvenlik görevlisinin yenisini almadığı sürece özel güvenlik görevlisi olarak çalıştırılmaya devam edilmesine yasal imkân bulunmadığı, bu şekilde çalıştırılmaya devam edilmesinin çalıştıran işyerinin yaptırıma maruz kalmasına neden olacağı da açıktır. Fesih, özel güvenlik görevlisi olan davacının süresi dolan sertifikasını yenilememesi gerekçesiyle yapıldığına göre bu durum, yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı işveren bakımından İş Kanunu’nun 25/3. maddesinde belirtilen zorlayıcı neden kabul edilmeli, kıdem tazminatı hüküm altına alınmalı, ancak ihbar tazminatı talebi reddedilmelidir.’ denilmiştir.

KİMLİĞİ ALDINIZ FAKAT SONRA İPTAL EDİLDİ, YENİLENMEDİ YA DA HER ŞARTI TAŞIDIĞINIZ HALDE KİMLİK VERİLMESİ TALEBİNİZ KABUL EDİLMEDİ, BU DURUMDA NE YAPILMALIDIR?

Öncelikle yapılması gereken ilk işlem idari dava sürecine girmektir. Valilik tarafından yapılan kimlik iptali/yenilenmemesi ya da kimlik verilmemesi işlemlerinin iptali için yürütmenin durdurulması istemli dava açmanız gerekmektedir.

Sonuç Olarak;
1-) Özel Güvenlik Görevlisi olarak meslek hayatını devam ettirmek isteyen özel güvelik personeli 5 yılda bir kimliğini yenilemek zorundadır.

2-) Özel Güvenlik Personeli olarak meslek hayatını devam ettirmek istemeyen özel güvenlik personelinin kimlik yenileme zorunluluğu yoktur. Ancak kimlik süresi dolunca özel güvenlik görevlisi olarak çalışmaya devam edemez. Bu durum ise kimliği iptal edilen ya da yenileme talebi olumsuz sonuçlanan özel güvenlik görevlilerinin tazminat hakları açısından farklı bir sonuç doğurmaz. Yine kıdem tazminatı ödenmelidir.

3-) Kimliği iptal olan veya yenilemeyen ya da yenileme başvurusu kabul edilmeyen özel güvenlik görevlisinin iş akdinin son bulması zorlayıcı fesih şeklinde gerçekleşmiş kabul edilir ve yalnızca kıdem tazminatı hakkı ödenmelidir. İhbar tazminatı hakkı ise ödenmeyecektir.

https://arslantas.av.tr/idareye-karsi-nasil-dava-acilir/İDAREYE KARŞI NASIL DAVA AÇILIR?İptal davası İYUK Md. 3 ve 5’te ...
25/01/2022

https://arslantas.av.tr/idareye-karsi-nasil-dava-acilir/

İDAREYE KARŞI NASIL DAVA AÇILIR?

İptal davası İYUK Md. 3 ve 5’te öngörülen hükümlere uygun biçimde Danıştay, idare mahkemesi ve vergi mahkemesi başkanlıklarına hitaben yazılmış imzalı dilekçelerle açılır. Dava dilekçesinin kanunda öngörülen koşullara uygun tanzim edilmeyip eksikliklerin bulunması durumunda, ön koşullar yönünden DİLEKÇE RED cevabı verilir. Eksiklikler giderilerek 30 gün içinde yeniden idari yargı merciine başvurulabilir.

İDARİ DAVA TÜRLERİ NELERDİR?

Günümüzde, idari yargı sistemimizde 3 tane idari dava bulunmaktadır.

İptal Davası : İdari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalardır.
Tam Yargı Davası : İdari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan ihlal edilenler tarafından açılan davalardır.
İdari sözleşmelerden doğan davalar: Tahkim yolu öngörülen imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar hariç, kamu hizmetlerinden birinin yürütülmesi için yapılan her türlü idari sözleşmelerden dolayı tarafkar arasında çıkan uyuşmazlıklara ilişkin davalardır.
İPTAL DAVASI NEDİR ? İDARENİN İŞLEMİ NASIL İPTAL EDİLİR?

İdari işlem, iptal davası sonucu iptal edildiği anda işlemin hukukilik karinesi çürümekte ve işlem, hukuki sakatlığının yargı kararıyla saptanması sonucu doğurduğu tüm sonuçlarıyla hukuk aleminden silinmektedir.

İptal davasının özellikleri :

İptal davasının konusu kesin ve yürütülmesi gereken (icrai) idari işlemlerdir. İptal davasının konusu ancak idari işlemlerdir.
İptal davasının açılabilmesi için ‘menfaat ihlali’ gerekli ve yeterlidir. Davacı ile davaya konu ettiği idari işlem arasında ciddi, makul, meşru, güncel ve kişisel bir bağın (ilginin) bulunması dava açmayı mümkün kılar.
İptal davası; idari işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurlarından en az birinin hukuka aykırı olmalarından dolayı açılır. İşlemlerin yalnızca kanunda anılan unsurlar çerçevesindeki hukuka ve mevzuata aykırılıklarından dolayı iptal davası açılır.
İdari yargı merci, iptal davasında yalnızca davaya konu olan işlemi hukuka aykırı olmasından dolayı iptal eder, yerindelik denetimi yapamaz. İdari yargı yerlerinin görevi, idari işlemin tümünü veya bir kısmını, hukuka aykırı unsurlarının tespiti halinde iptal etmektir. İptal davası sonucu, iddia edilen zararın miktarı, ağırlığı, nasıl ve ne şekilde giderileceği, telafi edileceği veya tazmin edileceğine karar verilemez, yalnızca işlem iptal edilir ve bırakılır. Bu çerçevede idari mahkemeler, yerindelik denetimi yapamazlar, yürütme görevinin kanunlarda gösterilen şekil ve esaslara uygun olarak yerine getirilmesini kısıtlayacak, idari işlem ve eylem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.
İptal davası objektif nitelikli bir davadır.
İPTAL DAVASINA KONU OLAN İDARİ İŞLEMİN

ÖZELLİKLERİ NELERDİR ?

Tüm idari işlemlere dava açma imkanı bulunmamaktadır. İptal davasına konu olan idari işlemin şu üç özelliğe sahip olması zorunludur:

Kesin(tamamlanmış) olması
Etkili (icrai) olması
Kesinleşmiş (idari başvuru yollarının tüketilmiş) olması
İdari işlemler kesin ( kati, tamamlanmış) olmalıdır.
İdari işlemin kesin olması, o işlemin karar alma sürecindeki tüm aşamalardan geçerek tamamlanmasını anlatır. İdari işlemler tamamlanmadan iptal davasına konu olamazlar. Kesin işlemlere karşı iptal davası açma süresi, ancak tebliğ ya da ilan, yani yürürlük tarihini izleyen günden itibaren başlar.

İdari işlemler etkili (İcrai, yürütülebilir) olmalıdır.
İptal davasına konu olan idari işlemler ilgilisinin hukuki durumunda bir değişiklik doğurmalıdır. Kural olarak icrai nitelikte olmayan, yani hukuk aleminde değişiklik yaratmayan ya da uygulanabilir olmayan işlemler iptal davasına konu olmazlar.

İdari işlem kesinleşmiş olmalıdır.
Eğer idari işleme karşı kanunen öngörülmüş zorunlu başvuru yolları bulunuyorsa, söz konusu işlemler idareye karşı yapılan itirazdan sonra kesinleşmiş olur. İşlemi tesis eden işlemler idareye karşı yapılan itirazdan sonra kesinleşmiş olur.İşlem tesis eden idareye kanunen öngörülmüş olan zorunlu itiraz yoluna gitmeden açılan iptal davaları, idari yargı mercileri tarafından ‘idari yargı tecavüzü’ gerekçesiyle reddedilmekte, işlemin sahibi idari makamın tevdiine karar vermektedirler.

İPTAL DAVASI AÇILMASI İÇİN SÜRE NE KADARDIR ?

İptal davası süresi içerisinde açılmazsa, davanın esasına girilmeden ön koşullar yönünden reddedilir.

İptal davası açma süresi;

Danıştay ve idare mahkemelerinde : 60 Gün
Vergi Mahkemelerinde : 30 Gün
Sürenin başlangıcı;

Bireysel işlemlere karşı açılan iptal davalarında yazılı tebliği izleyen gün,
Düzenleyici işlemlere karşı açılan iptal davalarında yazılı ilan tarihini izleyen gün başlar.

https://arslantas.av.tr/bosanma-davasi-nasil-acilir/BOŞANMA DAVASI NASIL AÇILIR ?Boşanma davası açma sonucunda eşlerin f...
24/01/2022

https://arslantas.av.tr/bosanma-davasi-nasil-acilir/

BOŞANMA DAVASI NASIL AÇILIR ?

Boşanma davası açma sonucunda eşlerin fiili birlikteliklerinin sona ermesine boşanma denmektedir. Tarafların mevcut evliliği, anlaşmalı boşanma ya da çekişmeli boşanma davası ile sona ermektedir. Boşanma davası açma fiilini bir eş tek başına yapabileceği gibi iki eş anlaşmalı boşanma protokolü imzalamak sureti ile de gerçekleştirebilir.

Anlaşmalı boşanma davaları genel olarak bir ya da en fazla iki celse içerisinde karara bağlanmaktadır. Ancak çekişmeli boşanma davaları anlaşmalı boşanma davasına göre daha uzun sürecektir. Boşanma davası açma sebepleri kişiden kişiye farklılık göstermektedir ancak kanun gereğince, özel ve genel boşanma davası açma sebepleri diye ikili bir ayrıma gidilmiştir.

Boşanma Davası Açma Sebepleri Nelerdir?

Boşanma davası açma işlemini takiben davalı konumundaki eş, eğer belirli hususlarda itirazlar ileri sürecek olursa boşanma davası, çekişmeli boşanma davasına dönüşecektir. Çekişmeli boşanma davası açmak için ancak kanunda öngörülen bir sebebe dayanmak gerekir. Türk Medeni Kanunu’nda bu sebepler 161-166’ncı maddeler arasında düzenlenmiştir. Bu sebepler konularına, kanunda özel olarak düzenlenip düzenlenmediklerine göre “özel-genel boşanma sebepleri” olarak kategorize edilebilir.

Özel Boşanma Sebepleri
Boşanma davası açma hakkı tanıyan özel boşanma sebepleri kanunda açıklanmıştır. Buna göre özel boşanma sebepleri beş tanedir;

Zina
Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış
Suç işleme veya haysiyetsiz hayat sürme
Terk
Akıl hastalığı
Özel boşanma sebeplerine dayanılarak boşanma davası açma, davacı eş, karşı tarafın kusurlu olup olmadığını ispatlamak zorunda değildir, yalnızca özel bir boşanma sebebi olduğunu ispatlaması yeterlidir. Ancak bu şekilde; hukuki bilgi gerektiren konularda alanında uzman bir boşanma avukatından destek almak, tarafların lehine olacaktır.

2. Genel Boşanma Sebepleri

Evlilik birliğinin sarsılması
Eşlerin anlaşması
Ortak hayatın yeniden kurulamaması
Boşanma kararı verilebilmesi için davacı eş davalı eşin kusurunu ispatlamak zorundadır. Davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Her iki eşin de eşit derecede kusurlu olduğu ispatlanırsa tarafların boşanmasına karar verilebilir ancak bu durumda taraflar birbirlerinden tazminat isteyemezler. Tamamen kusurlu olan eşin açmış olduğu dava, bir kişinin kendi kusuruna dayanarak hak elde etmesi hukuka aykırı olacağından reddedilecektir.

Boşanma Davası Nasıl Açılır?

Boşanma davası açma, boşanma talepli dava dilekçesinin, adliyede tevzi bürosuna başvurulması ile açılır. Burada hesaplanan harç ve giderler ödenir. Boşanma davalarında görevli mahkeme “Aile Mahkemesi” dir. Aile mahkemesinin bulunmadığı illerde ise aile mahkemesi sıfatıyla asliye hukuk mahkemesi görevli olacaktır. Yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Boşanma davası neticelendikten sonra kadının yeniden evlenmesi için bir süre beklemesi gerekmektedir. Bu süreye kanunda ise iddet süresi denilir.

Boşanma Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Boşanma davası açmaya görevli mahkeme, Aile Mahkemeleridir. Eğer Aile Mahkemelerinin bulunmadığı bir yerdeler ise Asliye Hukuk Mahkemeleri, Aile Mahkemesi sıfatı ile boşanma davasına bakmaya ehildir. Ancak unutulmamalıdır ki Aile Mahkemesinin bulunduğu bir yerde, boşanma davası başka bir mahkemeye açılacak olursa mahkeme tarafından, dava reddedilecektir.

Boşanma davalarına bakmaya yetkili olan mahkeme, eşlerin boşanma davası açmadan önce altı ay birlikte yaşadıkları yer Aile Mahkemesidir. Eğer alt ay beraber yaşamamışlar ise eşlerden birisinin ikamet ettiği yer Aile Mahkemesinde boşanma davası açılabilecektir..

Anlaşmalı Boşanma Davası Açma

Boşanma konusunda anlaşan eşler, ortak bir boşanma protokolü imzalayarak ve bunu mahkemeye sunarak boşanma işlemini gerçekleştirebilirler. Fakat anlaşmalı boşanma davası açmak için ön şart olan, en az bir yıllık evliliğin sürmüş olması gerekmektedir.

Boşanma davası açma, eşlerden birinin açtığı boşanma davasının diğer eşçe kabul edilmesi ya da eşlerin birlikte başvurması şeklinde olabilir. Eşler, boşanmada mal paylaşımı ve çocukların durumu konusunda anlaşmış olmalıdır.

Eşler aralarında bu hususları düzenleyen bir sözleşme yapabilecekleri gibi, hâkimin huzurunda sözlü olarak yapacakları açıklamaların tutanağa geçirilip eşler tarafından imzalanması şeklinde de olabilir. Mali sonuçlar; maddi tazminat, manevi tazminat ve yoksulluk nafakasıdır. Çocukların durumuna ilişkin olarak iştirak nafakası, kişisel ilişki ve velayet konularıdır. Ayrıca eşler davayı vekilleri vasıtasıyla sürdürseler bile duruşmaya gelmesi gerekir. Çünkü hâkimin eşleri bizzat dinlemesi kanunda öngörülmüş diğer bir şarttır.

Çekişmeli Boşanma Davası Açma

Çekişmeli boşanma davası açma konusu, belirli bir iradenin sonucu değildir. Genel olarak belirli bir ya da birkaç hususta anlaşmazlığın çıkması sonucunda dava çekişmeli boşanma davasına dönüşmektedir. Çekişmeli boşanma davaları, anlaşmalı boşanma davalarından daha uzun sürmektedir. Bu nedenle boşanmaya karar veren taraflar, anlaşmalı boşanma davalarını tercih etmektedir. Anlaşmalı boşanma davası birçok açıdan cazip durumdadır. Bunların başında, her hususta anlaşılmış olması yatmaktadır. Ancak çekişmeli boşanma davası durumda ise tarafları uzun bir boşanma süreci beklemektedir. Yalnızca dilekçe ve cevap dilekçesinin verilmesi bile neredeyse 3 ay kadar sürebilmektedir.

Boşanma davası açma hususunda yetki, kesin bir yetki değildir. Örnek vermek gerekirse; terk nedeniyle açılacak bir boşanma davasında terk eden eş, en son yerleştiği yer Aile Mahkemesinden de boşanma davasını açabilecektir. Eğer ki boşanma davasını açan kişi, yabancı uyruklu ise bu durumda tarafların açtıkları davanın ülkelerinde kabul görmüş olması şartı ile Türkiye’de de bu boşanmanın tanınması, kabul edilmesi bakımından Tenfiz davası açılabilecektir.

Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Boşanma davası açma ve sona erme arasında geçen bir süre bulunmaktadır. Anlaşmalı boşanma davaları bir ya da iki celsede sonuçlanırken, çekişmeli boşanma davaları uzun yıllar boyunca devam edebilmektedir. Türk Hukuk sisteminde herhangi bir davanın, gerek iş yoğunluğu gerekse yapısından dolayı bir sürede sonuçlanması beklenmez. Yapısından kastımız ise; tebligat aşaması, delillerin elde edilmesi, tanıkların dinlenmesi, bilirkişi raporları ve adli tatil gibi dava süresini etkileyen çok fazla faktör bulunmaktadır. Fakat uygulamada edindiğimiz tecrübelere dayanarak belirtebiliriz ki anlaşmalı boşanma davalarında dava, yukarıda da değindiğimiz üzere en fazla 2 celsede sonuçlanmaktadır. Çekişmeli boşanma davasında ise bu süre ortalama 1.5 yıl – 7 yıl arasında sürebilmektedir.

https://arslantas.av.tr/adimi-nasil-degistirebilirim/N YOLUNABAŞVURULABİLİR Mİ?İsim değiştirme davasında mahkemece aleyh...
24/01/2022

https://arslantas.av.tr/adimi-nasil-degistirebilirim/

N YOLUNA

BAŞVURULABİLİR Mİ?

İsim değiştirme davasında mahkemece aleyhine karar verilen davacı Bölge Adliye Mahkemesi’nde kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde istinaf kanun yoluna başvurabilir. İstinaf kanun yolunda yerel mahkemenin ismin değiştirilmesi hususunda vermiş olduğu karar usul ve esas yönünden incelenir. Davayı gören Asliye Hukuk Mahkemesince verilen karar kanuna uygun ise davacının istinaf taleplerinin reddine, Asliye Hukuk Mahkemesince verilen kararın yanlış olması ve davacının istinaf nedenlerinde haklı olduğu kanaatine varılır ise “kararın kaldırılması” kararı Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilecektir.

SOYADI DEĞİŞTİREBİLMEK MÜMKÜN MÜDÜR?

Soyad değiştirebilmek de gerekli şartları taşımak kaydı ile mümkündür. Aynı isim değiştirme davasında olduğu gibi soyadın değiştirilebilmesi için de haklı sebeplerin varlığı aranacaktır. Yine isim değiştirme davasında yetkili ve görevli olan Asliye Hukuk Mahkemesi, soyad değiştirme talebinde de aynıdır. İkametgah adresinin bulunduğu Asliye Hukuk Mahkemeleri yetkili ve görevli mahkemelerdir.

DAVA AÇMADAN İSİM DEĞİŞTİRME İMKANI VAR MIDIR?

Dava açmadan isim değiştirme imkanı sınırlı hallerde mevcuttur. Bu haller 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunun Geçici 11. maddesinde belirtilmiştir. Bu maddeye göre 6.12.2019 tarihinden itibaren aşağıdaki hususların var olması halinde üç yıl içerisinde dava açmaksızın nüfus müdürlüğüne yazılı olarak başvuru yapılarak isim değiştirme söz konusu olabilecektir. Bu haller;

Kişinin soyadının Soyadı Kanununa aykırılık teşkil edecek şekilde imla veya yazım hatası olması
Soyadının genel ahlaka uymaması, anlam kaymalarına sebep olması
Toplumca komik bulunan isim ve/ veya soyada sahip olunması
Yukarıdaki hususların varlığı halinde il/ ilçe kurulları tarafından bir defaya mahsus olmak üzere kişinin talebi üzerine isimin değiştirilmesi mümkün kılınmıştır.

https://arslantas.av.tr/kira-tespit-davasinda-kira-bedeli-nasil-belirlenecektir/KİRA TESPİT DAVASINDA KİRA BEDELİ NASILB...
24/01/2022

https://arslantas.av.tr/kira-tespit-davasinda-kira-bedeli-nasil-belirlenecektir/

KİRA TESPİT DAVASINDA KİRA BEDELİ NASIL

BELİRLENECEKTİR?

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 344.maddesinde,

“Tarafların yenilenen kira dönemlerinde uygulanacak kira bedeline ilişkin anlaşmaları, bir önceki kira yılında üretici fiyat endeksindeki artış oranını (01.01.2019 tarihinden sonrası için ise tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını) geçmemek koşuluyla geçerlidir. Bu kural, bir yıldan daha uzun süreli kira sözleşmelerinde de uygulanır.

Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılmamışsa, kira bedeli, bir önceki kira yılının üretici fiyat endeksindeki artış oranını geçmemek koşuluyla hâkim tarafından, kiralananın durumu göz önüne alınarak hakkaniyete göre belirlenir.

Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli, hâkim tarafından üretici fiyat endeksindeki artış oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir. Her beş yıldan sonraki kira yılında bu biçimde belirlenen kira bedeli, önceki fıkralarda yer alan ilkelere göre değiştirilebilir.” hükmü bulunmaktadır.

Bu düzenleme uyarınca,taraflar arasındaki kira sözleşmesinin 5 yıldan uzun süreli olması halinde kira bedeli hakim tarafından belirlenir.
Taraflar arasında anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaz. Taraflarca bu konuda bir anlaşma yapılıp yapılmadığına bakılmaksızın, beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ve bundan sonraki her beş yılın sonunda, yeni kira yılında uygulanacak kira bedeli, hâkim tarafından tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamalara göre değişim oranı, kiralananın durumu ve emsal kira bedelleri göz önünde tutularak hakkaniyete uygun biçimde belirlenir.

Taraflar arasında kira sözleşmelerinde uzayan dönemde kararlaştırılacak “artış oranı” tüketici fiyat endeksi oniki aylık ortalamasını geçemeyecektir. ( 01.01.2019 tarihinden sonrası için)
Taraflar arasındaki sözleşmedeki artış oranın tüfenin oniki aylık ortalamasını geçmesi halinde ise aşan kısım geçersiz olacağından, artış oranı olarak tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalama uygulanacaktır.

DAVA AÇMA SÜRESİ VE KARARIN ETKİSİ NEDİR ?

Kira bedelinin belirlenmesine ilişkin dava her zaman açılabilir. Ancak, bu dava, yeni dönemin başlangıcından en geç otuz gün önceki bir tarihte açıldığı ya da kiraya veren tarafından bu süre içinde kira bedelinin artırılacağına ilişkin olarak kiracıya yazılı bildirimde bulunulmuş olması koşuluyla, izleyen yeni kira dönemi sonuna kadar açıldığı takdirde, mahkemece belirlenecek kira bedeli, bu yeni kira döneminin başlangıcından itibaren kiracıyı bağlar.

Sözleşmede yeni kira döneminde kira bedelinin artırılacağına ilişkin bir hüküm varsa, yeni kira döneminin sonuna kadar açılacak davada mahkemece belirlenecek kira bedeli de, bu yeni dönemin başlangıcından itibaren geçerli olur.

TARAFLAR ARASINDA KİRA SÖZLEŞMESİNDE KİRA ARTIŞ ORANI BELİRLENMEDİYSE NASIL KARAR VERİLİR ?

Taraflar arasındaki kira sözleşmesinde “artış oranı” belirlenmediği durumda, hakim tarafından kiralananın durumuna ve hakkaniyete göre belirlenecektir. Ancak bu halde de, hakim tarafından belirlenecek bedel, tüketici fiyat endeksindeki oniki aylık ortalamasını geçmeyecektir.

Beş yıldan uzun süreli ve beş yıldan sonra yenilenen kira sözleşmelerinde ise taraflarca kira sözleşmesinde artış oranı kararlaştırılması bir önem arz etmemektedir. Bu halde kira bedeli hakim tarafından tüketici fiyat endeksi, emsal kira bedelleri ve kiralananın durumuna göre belirlenecektir.

18.11.1964 gün ve 2/4 sayılı Y.İ.B.K. ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre “hak ve nesafet” ilkesi uyarınca kira parasının tespitine karar verilirken öncelikle tarafların tüm delilleri varsa emsal kira sözleşmeleri aslı veya onaylı örnekleri dosyaya alınmalı, bilirkişi marifetiyle kiralanan taşınmaz ve taraf emsalleri tek tek görülüp incelenmeli, böylece elde edilen veriler somutlaştırılarak, dava konusu yer ile ayrı ayrı (konumu, çevresi, niteliği, kullanım şekli, kira başlangıç tarihi, kira süreleri vb.) kira parasına etki eden tüm nitelikleri karşılaştırılmalı, emsal kira bedellerinin niçin uygun emsal olup olmadığı somut gerekçelerle açıklanmalı, dava konusu taşınmazın yeniden kiraya verilmesi halinde getirebileceği kira parası belirlenmeli, hakimce bu kira parası dikkate alınmak suretiyle hak ve nesafete; özellikle tarafların kira sözleşmesinden bekledikleri amaçlarına uygun makul bir kira parasına hükmedilmelidir. Buna ek olarak, kiracının eski kiracı olduğu gözetilerek hakkaniyete uygun bir miktarda indirim yapıldıktan sonra kira bedelinin brüt olarak tespiti gerekmektedir.

Kira sözleşmesinde kira bedelinin yabancı para olarak belirlenmesi halinde ise, beş yıl geçmedikçe kira bedelinde değişiklik yapılamayacaktır.

Türk Borçlar Kanunu’nun kira artışına ilişkin 344. maddesindeki düzenleme bakımından kiracının Türk Ticaret Kanunu’nda tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6217 Sayılı Kanunun geçici 2. maddesi gereğince bu kanun hükmü 8 yıl süreyle uygulanamayacaktır. Bu halde, kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacak ve sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde ise Mülga BK hükümlerinin uygulanacaktır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) öncesi yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre, şartlar değişmediği ve özel gelişmelerin varlığı iddia ve ispat edilmedikçe, hak ve nesafet ilkesine göre kira parasının tespit edildiği dönemden sonra üç yıl için art arda endeks uygulanarak bulunacak kira parasının o dönem için hak ve nesafete uygun ve aşırı olmayan bir kira parası olduğu ilke olarak kabul edilecektir. Üç yıldan sonra ise yeniden hak ve nesafete göre kira parası tespit edilebilecektir. (Yargıtay 3.Hukuk Dairesi 2017/ 8850E., 2019 / 5357 K. sayılı 12.06.2019 tarihli kararında detayları ile ifade edilmiştir.)

KİRAYA VEREN TARAFINDAN KİRA PARASININ İHTİRAZİ KAYIT KONULMAKISIZIN ALINMASI KİRA TESPİTİ TALEP EDİLMESİNE ENGEL MİDİR?

Kira sözleşmesinde kira artış şartının olmasına rağmen, kiracı tarafından artış uygulanmadan ödeme yapılması ve kiraya verenin bu ödemeleri herhangi bir ihtirazi kayıt olmaksızın alması kiraya verenin artışlı kira alacağını istemesine ve kira tespiti talebinde bulunmasına engel olmayacaktır.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2017/4763 E., 2018/13351 K. Kararı;

“Taraflar arasında düzenlenen takibe dayanak 01.10.2006 başlangıç tarihli 1 yıl (aksi bildirilmedikçe uzatmalı) süreli kira sözleşmesinin varlığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşmenin hususi şartlar bölümünde; yıllık artışların TEFE+%5 şeklinde olacağı belirtilmiştir. Özgür irade ile kararlaştırılmış olan bu şart geçerli olup tarafları bağlar ve yenilenen kira dönemlerinde de geçerliğini sürdürür. Ancak 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun’unun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihine kadar sözleşmedeki artış şartı geçerli olup, taraflar arasında karşı çıkılmayan yazılı bir kira sözleşmesi olup bu sözleşmede hangi oranda kira parasının artırılacağı açık ve belirgin şekilde belirtildiğine göre, uyuşmazlığın sözleşme hükümleri çerçevesinde çözülmesi gerekir. Davacının artış şartı uygulanmadan ödenen kira paralarını ihtirazi kayıt koymadan alması, kira parasının davalının ödediği miktarda belirlendiği konusunda bir anlaşmanın varlığını göstermez ve davacının artış şartı uyarınca fark kira alacağını istemesine engel teşkil etmez.”

KİRA TESPİT DAVASINDA TALEP EDİLEN KİRA BEDELİ ARTTIRILARAK ISLAH YAPILABİLİR Mİ?

Yargıtay tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre tespit edilen kira bedelinin davacı tarafından talep edilen kira bedelinden yüksek olması halinde, davacının ıslah ile talep ettiği kira parasının üstünde bir kira parası tespiti istemesinin olanaklı olmadığı belirtilmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2017/5624 E. , 2018/9208 K. Kararı

“Davalının ıslaha yönelik temyiz itirazlarına incelenmesinde, davadaki istem kira parasının tespitine yönelik olup, davacılar dava dilekçesinde talep edilen dönem için kiralananın bulunduğu konum, çevrede meydana gelen değişimler, günün ekonomik koşulları vb. etkenleri değerlendirerek talepte bulunmuşlardır. Dava dilekçesi ile istenilen miktar davacıların iradesini ve kira sözleşmesinden elde etmeyi amaçladıkları yararı yansıtmaktadır. Bu itibarla her ne kadar fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak dava açılmış ise de, alınan bilirkişi raporu çerçevesinde davanın ıslah edilerek talep edilen kira parasının üstünde istemde bulunulması mümkün değildir. Davacıların dava dilekçesindeki talebi kendilerini bağlayıcı niteliktedir. Bu itibarla mahkemenin ıslah dilekçesine değer vererek aylık kira parasını bilirkişi raporu ve ıslah talebi doğrultusunda tespit etmesi usul ve yasaya aykırıdır.”

KİRA TESPİT DAVALARINDA HÜKMEDİLECEK YASAL VEKALET ÜCRETİ NE KADARDIR?

Mahkeme tarafından, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 9. maddesine göre kira tespiti davalarında tespit olunan kira bedeli farkının bir yıllık tutarı üzerinden tarifenin üçüncü kısmı gereğince hesaplanacak miktarın tamamına vekalet ücreti olarak hükmedilecektir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2019/5474 E., 2019/9483 K. Kararı

“…. Halen ödenmekte olan aylık kira bedeli ile hüküm altına alınan miktar arasındaki farkın bir yıllık tutarı üzerinden davacı yararına, davada talep edilen aylık kira bedeli ile hüküm altına alınan aylık kira bedeli arasındaki farkın bir yıllık tutarı üzerinden de davalı yararına vekalet ücreti takdiri gerekir.”

Address

Istanbul

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Avukat Aslı Arslantaş posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Avukat Aslı Arslantaş:

Share