Avukat Doğan Goncaloğlu Hukuk Ofisi

Avukat Doğan Goncaloğlu Hukuk Ofisi İstanbul, GONCALOĞLU Hukuk Bürosu Resmi Web sitesidir, Boşanma avukatı, Ceza ve İş davaları, Şirket ayrılıkları,Şirket birleşmesi,Haciz,Marka hukuku,Marka

Avukatlık ve Hukuki Danışmanlık, Dava ve İcra Takibi, Uyuşmazlıkların Çözümü
AVUKAT · HUKUKİ DANIŞMANLIK · BOŞANMA DAVALARI · CEZA DAVALARI · İŞ HUKUKU

Ceza DavalarıBoşanma Davalarıİş DavalarıBize Ulaşın

03/11/2021

LA is an innovative fintech project aiming to setup a new trading ecosystem, removing countless middlemen and giving trading access to 1 bln people. This currency is already used by more than 100K traders around the world. But that’s only the beginning. LATOKEN team is aiming to reach critical mas...

BOŞANMA
06/04/2019

BOŞANMA

Boşanmak istiyorum Ne Yapmalıyım? - Boşanma Davası

Her evli çiftin başına gelebilecek bu durum sonrası akıllara gelen bir çok soru vardır. Bize ulaşan sorular ise başlıca şunlardır. Boşanmanın etkileri nelerdir? Boşanma avukatı bulmalı mıyım? Boşanmakne kadar sürer? Dava ne kadar sürer? Boşanırsam çocuklar ne olacak? Boşanma durumunda nafaka alır mıyım? Nafaka öder miyim?,
Boşanma, evliliğin yasal olarak sona ermesi demektir. Bunun için de boşanma davası açmadan önce ve dava sırasında tecrübeli avukatlar nezaretinde boşanmanın planlanması ve neticelendirilmesi gerekir.
Boşanmanın etkileri nelerdir? Boşanma avukatı bulmalı mıyım? Boşanmakne kadar sürer? Dava ne kadar sürer? Boşanırsam çocuklar ne olacak? Boşanma durumunda nafaka alır mıyım? Nafaka öder miyim?, Boşandıktan sonra ne zaman tekrar evlenebilirim? Eşimi aldattım ne yapmalıyım? Eşim beni aldattı, zina yaptı ne yapmalıyım? Eşimi seviyorum ama ayrılmak istiyorum. Eşim evi terk etti ne yapabilirim? Ayrılmak istiyorum ne yapabilirim? Boşandım ama pişmanım, tekrar evlenebilir miyim? Eşim boşanmak istiyor ben istemiyorum ne yapabilirim?
Boşanma sebepleri özel ve genel sebepler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri 161-166’ncı maddeleri arasında düzenlenmiştir. Özel boşanma sebepleri olarak zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı, genel boşanma sebepleri olarak ise evlilik birliğinin sarsılması; şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma eşlerin anlaşarak boşanmaları; anlaşmalı boşanma davası , bir boşanma reddinden sonra eşlerin üç yıl bir araya gelmemeleri fiili ayrılık sayılmaktadır.
Boşanmanın etkileri nelerdir? Boşanma avukatı bulmalı mıyım? Boşanmakne kadar sürer? Dava ne kadar sürer? Boşanırsam çocuklar ne olacak? Boşanma durumunda nafaka alır mıyım? Nafaka öder miyim?, Boşandıktan sonra ne zaman tekrar evlenebilirim? Eşimi aldattım ne yapmalıyım? Eşim beni aldattı, zina yaptı ne yapmalıyım? Eşimi seviyorum ama ayrılmak istiyorum. Eşim evi terk etti ne yapabilirim? Ayrılmak istiyorum ne yapabilirim? Boşandım ama pişmanım, tekrar evlenebilir miyim? Eşim boşanmak istiyor ben istemiyorum ne yapabilirim?
Ülkemizde evlilik birliğine devam etmek istemeyen eşler boşanma hakkına sahiptiler. Eşlerin evlilik tarihinden itibaren veya belirli bir süre sonra yahut bir olay sonrasında aralarında geçen tartışmalar sonucunda karar almaları ile boşanma avukatı ile boşanma davaları açılmaktadır. Her evli çiftin başına gelebilecek bu durum sonrası akıllara gelen bir çok soru vardır. Bize ulaşan sorular ise başlıca şunlardır.
Boşanma Avukatı Hizmetleri
• Anlaşmalı boşanma davası açılması ve takibi
• Çekişmeli boşanma davası açılması ve takibi
• Mal rejiminin tasfiyesi davası açılması ve takibi
• Boşanma davası ile nafaka ve tazminat davaları açılması ve takibi
• Tanıma ve tenfiz davası açılması ve takibi
• Velayet davaları açılması ve takibi
• Nafakanın yeniden belirlenmesi davalarının açılması ve takibi
• Nafaka ve tazminat alacaklarının tahsili için icra işlemleri yapılması
• Şiddet gösteren eşin evden uzaklaştırılması davalarının açılması ve takibi

Türkiye’nin her yerinden: 0212 530 07 84 0536258 40 10
Boşanma Avukatı ve boşanma davası Uzman Hukuk Bürosu
Av.Doğan Goncaloğlu- Meslekte 40.Yıl

Yurtdışında yaşıyoruz Türkiye’deki evimizin (arsamızın) tapusunu başkasına devretmişler. Ne yapabilirim? Gurbetçi vatand...
02/04/2019

Yurtdışında yaşıyoruz Türkiye’deki evimizin (arsamızın) tapusunu başkasına devretmişler. Ne yapabilirim?

Gurbetçi vatandaşlarımız birikimlerini Türkiye’deki kardeşlerine veya diğer güvendikleri akrabalarına göndererek çoğunlukla memleketlerinde veya akrabalarının yaşadığı şehirlerde yatırım amaçlı gayrimenkul (arsa, daire gibi) satın almakta, ancak kendileri yurtdışında olduğu için tapu işlemlerini yapan akrabalar taşınmazları kendi üzerine kaydettirmektedir.
Bu durum izinli olarak yurda döndüklerinde kendilerinin üzerine tapu devri yapılması gerekirken çoğu kez bu ihmal edilmekte ve beklenmeyen bir durum (ölüm, boşanma vb.) karşısında daire, arsa artıkı neyse onun gerçekte parasını ödeyen ve tapu maliki olması gereken kişi yerine başkaları taşınmazın maliki olarak görünmeye devam etmektedir.

Ich will eine Scheidung in der Türkei .Ich habe kommerzielle Fälle in der Türkei. Ich hätte gerne einen kompetenten Rechtsberater. Sie können den Anwalt Doğan GONCALOĞLU konsultieren.

Almanya’dan veya baika bir avrupa ülkesinden Türkiye’ye para yollayarak satın alınan ancak tapudaki kaydı üçüncü kişiler üzerinde olan taşınmazların tapuda devrine yanaşmayan kişilere karşı tapı iptal ve tescil davası açılmalıdır. Örneğin tapudaki malik kardeşiniz olarak görünmekteyse ve kardeşinizin vefatının ardından miraçıları (eşi ve çocukları) dairenizi, arsanızı size iade etmiyorsa gene tapu iptal ve tescil davası açılmalıdır. Veya parasını siz ödedidiğiniz halde taşınmazın tapusu eşinizin üzerine yapılmış ise yine tapu iptal ve tescil davası açmak gerekecektir. Ancak bu son örnekte yerleşik Yargıtay içtihatları gereği bu hususun resmi belgeyle ispatlanması zorunluğu bulunmaktadır. İspat mümkün olmadığı takdirde tapu iptali yerine alacak davası açmaktan başka çare kalmıyor.

Türkiye’de kendi adlarına ancak akrabaları aracılığı ile taşınmaz satın almak isteyen gurbetçi yurttaşlarımızın öncelikle ve tercihen bunu izinli olarak geldikleri zamanlarda yapmaları veya akrabalarına noterden vekalet (tercihen sadece alım yetkisi içeren) vererek vekaleten işlem yaptırmaları tavsiye edilir.

Ich will eine Scheidung in der Türkei .Ich habe kommerzielle Fälle in der Türkei. Ich hätte gerne einen kompetenten Rechtsberater. Sie können den Anwalt Doğan GONCALOĞLU konsultieren.
Klicken Sie auf "Jetzt suchen"

02/04/2019

Ich will eine Scheidung in der Türkei .Ich habe kommerzielle Fälle in der Türkei. Ich hätte gerne einen kompetenten Rechtsberater. Sie können den Anwalt Doğan GONCALOĞLU konsultieren.

18/05/2018
18/05/2018

İstanbul Kentsel Dönüşüm Davaları Avukatı ~ Kentsel Dönüşümde Haklarınızı Koruyun

Kentsel Dönüşüm Sürecinde Hukuki Destek
Av.Doğan Goncaloğlu- Goncaloğlu Hukuk Bürosu
BİLGİ VE DANIŞMANLIK
0536 258 40 10
0212 530 0 784

Kentsel dönüşüm projeleri genelde birden fazla kat malikini alakadar eder. Ancak birçok kişi kentsel dönüşümün hukuki işleyişine hakim olmadığı için bir takım sorunlar ortaya çıkabilir ve beraberinde hak kayıpları oluşur. Bu riskleri ortadan kaldırmak için doğru bir hukuki destek şarttır. Vatandaşlara bu konuda kentsel dönüşüm avukatları destek olur.

Arsa sahibi ya da kat maliki ile müteahhit arasında inşaat sözleşmesi yapılır. Bu sözleşme müteahhide bir takım sorumluluklar yükler. Kendisine devredilen arsa üzerinde kendi malzemelerini temin ederek ve kullanarak yeni bir yapı oluşturmayı karşı tarafa taahhüt eder. Fakat sözleşme bir takım teknik ve hukuki bilgiler içerdiği için hazırlanması yalnızca müteahhit firmaya bırakılmamalıdır. Arsa sahibinin de gerekli hukuki desteği alarak sözleşmede söz sahibi olması, kendi haklarını koruyabilmesi ve yerine getirilecek taahhüdün riske girmemesi için önemlidir.

Yapılacak olan bu sözleşmede projenin bütün detaylarına, tarafların yükümlülüklerine, işin tamamlanma süresine ve eğer iş yerine getirilmezse uygulanacak olan yaptırımlara yer verilmek zorundadır.

Eğer proje kapsamında kullanılacak olan malzemenin kalitesi, rengi, markası ve dairelerin nasıl inşa edileceği sözleşmede detaylı olarak yer bulursa ilerde yaşanabilecek olan sıkıntıların tamamen önüne geçilmiş olur. Böylece müteahhit firma belli standartların altına düşemez. Sözleşmede inşaatın bitimi için verilen süre, belediye tarafından çıkartılacak ruhsatla aynı tarihte başlar. Sürecin gecikmemesi için sözleşmeye ruhsat alım tarihi de eklenmesi gerekli olacaktır.

Kişilerin bunlara ayrı ayrı dikkat etmesi, işin bürokratik sürecini takip etmesi mümkün olmaz. Ancak inşaat sözleşmeleri avukatı bu konularda gerekli teknik ve hukuki donanıma sahip olduğu için kat maliklerine sözleşmeyi detaylı biçimde hazırlama noktasında yardım eder.

S.ARSLAN- Bu çalışma, kentsel dönüşüm uygulamalarında ortaya çıkabilecek hukuki sorunları ve bu sorunların sonucu olarak idari yargı mercilerinde görülecek olan kentsel dönüşüm kapsamındaki iptal davalarının aşamalarını ve izlenecek yolları ortaya koymak amacıyla hazırlanmıştır.
Kentsel dönüşüm ne demektir ?
Yapılaşma sürecinde imar planı bulunmayan ya da imar planlarına aykırı yapılmış yerlerin, imar planlama faaliyetlerinin temel amaçlarına uygun hale getirilmesi için iyileştirilmesi ve eskiyen, bozulan kent dokusunun yenilenmesinin toplu adıdır.[1]

Kentsel dönüşümün amacı nedir ?
Tanımdan da çıkarılacağı gibi kentlerimizi daha yaşanılabilir kılmak, estetik bir görünüme kavuşturmak, insan eliyle üretilmiş yapıların arasında sağlıklı ve sosyal bir yaşam alanı sunmaktır.
Kentsel dönüşüm projeleri ve uygulamaları nelerdir ?
İdareler, kentsel dönüşümün, hizmet ettiği bu amaçlar doğrultusunda hareket etmekte ve kararlar almaktadır. Yine kentsel dönüşüm, uygulanacağı bölgelerde kenti yeniden ele alarak düzenli, sağlıklı ve estetik bir duruma getirebilmek için yıkımı, yeniden yapımı, canlandırılması veya yeniden yapılandırılması için proje üretilmesi ve uygulama yapılmasıdır.[2]
Ortaya çıkabilecek hukuki sorunlar nelerdir ?
Kentsel dönüşüm projeleri ve uygulamaları, dönüşüme konu olan alanlarda yaşayan kişilerin hak ve özgürlükleri üzerinde olumsuz etkiler, kısıtlamalar yaratacaktır. Başta mülkiyet hakkı olmak üzere, yerleşme hakkı, konut hakkı gibi benzeri haklar bu durumdan etkilenecektir.
Ortaya çıkabilecek hukuki sorunların çözümüne ilişkin olarak gidilecek yargı yolları nelerdir ?
Kentsel dönüşüm ve 31 Mayıs 2012’de yürürlüğe giren 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanları Dönüştürülmesi Hakkında Kanun, riskli alan, riskli yapı ve rezerv yapı alanı gibi yeni kavramları ortaya çıkarmış ve bu tespitler idari yargılama konusu olmuştur.
6306 sayılı kanuna göre Riskli alan; zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Bakanlık ve İdare tarafından Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü de alınarak belirlenen ve Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan alanı ifade etmektedir.
Bir yerleşim alanını riskli alan olarak belirlenebilmesi için o alanın can ve mal kaybı riski taşıması gerekir. Riskli alan belirlenmesine ilişkin uygulamalar 6306 sayılı Kanunda açık olarak düzenlenmiş, ilan edilme sürecinde yetkili idareler tanımlanmıştır.
Riskli yapı ; yine aynı kanunda tanımlandığı üzere, riskli alan içinde veya dışında olup ekonomik ömrünü tamamlamış olan ya da yıkılma veya ağır hasar görme riski taşıdığı ilmi ve teknik verilere dayanılarak tespit edilen yapıyı ifade etmektedir.
Rezerv yapı alanı ise ; 6306 sayılı Kanun uyarınca yapılacak olan uygulamalarda yeni yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere, TOKİ’nin veya İdarenin talebine bağlı olarak veya resen, Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenen alanları ifade etmektedir. Rezerv yapı alanları yeni yapılaşma alanı ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik olarak, alternatif yapılaşma alanlarının belirlenmesini öngörmektedir.
Yukarıda bahsedilen uygulamalar bir idari işlem niteliğinde olup, bu idari işlemlere karşı idari yargı yolu açıktır. 6306 sayılı Kanunda belirtildiği üzere, yine aynı kanun uyarınca tesis edilen işlemlere karşı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında iptal davası açılabilecektir (Madde 6, fıkra 9).
Yine aynı maddede, kentsel dönüşümün söz konusu olduğu davalarda yürütmenin durdurulması kararı verilemeyeceği de düzenlenmiş idi. Ancak Anayasa Mahkemesinin 27.02.2014 tarihli kararı [3] sonucu, İdare Mahkemelerinde kentsel dönüşüme ilişkin idari kararların iptali için açılan davalarda, mahkeme eğer idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç ve imkansız zararların doğması durumu varsa ve işlem açıkça hukuka aykırı görünüyorsa, gerekirse davalı idarenin savunmasını bile almadan dava açıldığında yürütmenin durdurulması kararı verebilmektedir.
Yürütmeyi durdurma kararı‘nın verilebilmesine ilişkin koşullar ve istisnası, 1982 Anayasasının 125. Maddesinde ve İYUK madde 27’de düzenlenmiş bulunmaktadır.
Öncelikle bir idari dava türü olan, riskli yapı ve riskli alan kararına karşı açılabilecek iptal davalarını inceleyeceğiz.





II – RİSKLİ ALANLARDA İPTAL DAVALARI
6306 sayılı Kanuna göre riskli alan; ‘zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Bakanlık veya İdare tarafından Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının görüşü de alınarak belirlenen ve Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan alan’dır. Bir yerleşim alanının riskli olup olmadığının belirlenmesinde can ve mal kaybı riski belirleyici olacaktır.
Riskli alan kararını nihai olarak Bakanlar Kurulu kararlaştırır ve Resmi Gazetede ilan edilir. Bakanlar Kurulunun aldığı riskli alan kararı bir idari işlemdir ve bu kararlara karşı iptal davası açılabilecektir. Danıştay Kanunun 24. maddesi gereğince, açılacak iptal davası Bakanlar Kurulu’nun aldığı bir karara karşı açılacağı için Danıştay’da açılması gereklidir.
Danıştay’da genel olarak dava açma süresi 60 gündür.
Ancak bu iptal davası 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un kapsamında olduğu için dava açma süresi 30 gündür. Dava açma süresi riskli alan kararının Resmi Gazetede ilanı ile başlar. İlgililer riskli alan kararına dayanılarak Belediyeler tarafından yapılan idari işlemlere karşılık da yine, tebliğinden itibaren dava açarken, süresi geçmiş bile olsa riskli alan kararını yeniden dava konusu yapabilecektir.
Riskli alanda yapılacak olan projeler hakkında Belediye, İl Özel İdaresi veya Bakanlığın yapmış olduğu diğer idari işlemlere karşı da iptal davası açılabilecektir. Hak sahipleri kamulaştırma kararlarına ve yıkım kararlarına karşı da iptal davası açabileceklerdir. İptal davasını açma süresi ilan tarihinden itibaren 30 gündür.



III – REZERV YAPI ALANI HAKKINDA İPTAL DAVALARI
Mevcut riskli yapıların başta deprem olmak üzere afetlere karşı dayanıklı hale getirilmesi, İdare açısından 6306 sayılı Kentsel Dönüşüm Kanunu ile birlikte bir zorunluluk haline gelmiştir. Bu zorunluluk doğrultusunda gereken tedbirlerin alınmasına yönelik olarak, İdarenin elinde var olan seçeneklerden biri de, yeni rezerv yapı alanları tespit edilerek deprem bakımından risk taşıyan bölgeler de oturan bir kısım halkın buralara yerleştirilmesi ve eski oturulan bölgelerdeki can ve mal güvenliği üzerine oluşan risklerin bertaraf edilmesidir.[7]
6306 sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 4. Maddesine göre; rezerv yapı alanı Maliye Bakanlığının uygun görüşü alınarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenir. Rezerv yapı alanlarında; riskli alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapılarda ikamet edenlerin nakledileceği, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli rezerv konut ve işyerleri oluşturulmaktadır.
Rezerv yapı alanı kararı genel düzenleyici işlemdir. Bu karara karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları Danıştay’da görülür. Çünkü Danıştay Kanunu madde 24 fıkra 1, c bendine göre Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemler hakkında Danıştay görevlidir.
Rezerv yapı alanlarında kamu makamları ve ilgili idareler tarafından; ilgili bağımsız bölümlerin hak sahiplerine tahsisi, satışı ve devrine yönelik birçok idari işlem yapılmaktadır. Bu işlemlere karşı da taşınmazın bulunduğu idare mahkemesinde iptal davaları açılabilir.
6306 sayılı Kanunun 6. maddesine göre rezerv yapı alanı kararlarına ve bu alanlarda idari makamlarca alınan dağıtım, tahsis ve yerleştirme kararlarına karşı iptal davası açma süresi otuz (30) gündür. Bu otuz günlük dava açma süresi ise rezerv yapı alanı kararının ilanı veya ilgililer hakkında yapılan birel işlemlerin tebliği ile başlayacaktır. Rezerv yapı alanı kararına karşı menfaati ihlal edilen herkes dava açabilir. Bu durumda menfaati ihlal edilmiş olabilecek kişi/kişiler rezerv yapı alanı ilan edilen bölgede ikamet eden veya taşınmazı bulunanlardır.



IV – Alanında Uzman Bir Gayrimenkul Avukatının Önemi
Kentsel dönüşüm uygulamaları için idareye oldukça geniş takdir yetkisi tanınmıştır. İdarenin bu kapsamda birçok idari işlem tesis etmesi ve idari eylemlerde bulunması, pek çok idari uyuşmazlıkları beraberinde getirecektir. Bu kapsamda usul kurallarının öneminden de bahsetmek gerekecektir.
Kentsel dönüşüm uygulamalarında kamu kuruluşları tarafından yapılan işlemler hakkındaki davalar idari yargının görev alanına girmektedir. Diğer bir ifadeyle Danıştay ve vergi mahkemelerinin görevine girmeyen her kentsel dönüşüm uygulamasının idare mahkemelerinin görev alanına girdiğini söylemek daha doğru olacaktır.
Örneğin; riskli yapı tespiti, rezerv yapı alanı tespiti, riskli yapıların yıktırılması gibi konular idare mahkemelerinin görev alanına girmektedir. Bunun yanında Bakanlar Kurulunun almış olduğu riskli alan kararları ve kamulaştırma kararlarına karşı da Danıştay’da dava açılabilecektir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu 32. maddesi uyarınca genel yetkili mahkeme, dava konusu olan idari işlemi veya idari sözleşmeyi yapan idari merciin bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir. Ancak idari yargı bakımından özel yetki kuralları mevcut olup, genel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırabilmektedir.
Konumuzla ilintili olarak İYUK’un 34. maddesi taşınmazlara özgü bir özel yetki kuralı olması nedeniyle önem taşımaktadır. İYUK m. 34/1 uyarınca imar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskân gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkeme taşımaz malların bulunduğu yerdeki idare mahkemesidir.
Bir idari işlemin iptal davasına konu olabilmesi için işlemin “idari işlem” olması, “kesinlik” [8] kazanmış olması ve de idari başvuru yollarının tüketilmiş olması gerekmektedir. [9]
İptal davaları bakımından, kentsel dönüşüm alanının belirlenmesine yönelik verilen karar veya kentsel dönüşüm uygulamaları nedeniyle menfaati ihlal edilen kişiler –uygulamanın yapıldığı yerde ikamet eden malik, kiracı, ayni hak sahibi kişiler- dava açabilmelidirler. Menfaati ihlal edilen kişiler dava ehliyetine haiz olacaklardır.
6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 6 maddesini 9 fıkrasında bu Kanun uyarınca tesis edilecek idari işlemlere karşı dava açma süresi 30 gün olarak belirtilmiştir. Burada hızlandırılmış dava açma süresinin sebebi afet riski altındaki bir yaşam alanının akıbetinin ivedilikle çözülmesiyle yaşam hakkının öneminden kaynaklanmaktadır.
Dava açma süresinin başlamasına da değinecek olursak, İYUK m. 8 gereğince süreler tebliğ, yayın veya ilan tarihini izleyen günden itibaren başlamaktadır. 6306 sayılı Kanunun 6. maddesinin 10. fıkrası uyarınca tebliğe ilişkin bir düzenlemeye yer verilmiştir.
İptal davası kabul edildikten sonra verilebilecek iki çeşit karar vardır; yürütmeyi durdurma kararı ve iptal kararı. İptal kararı verilmesi durumunda idari işlemin iptali sağlanacaktır. İdareler mahkemelerin iptal ettiği kararın yerine kanunu dolanmak suretiyle başka bir karar alamayacaktır. İptal kararı verildiğinde idari işlem ortadan kalkar ve etkileri geriye dönük olarak görülür.
Yani idari işlem uygulanmadan önce durum hangi halde idiyse o hale getirilir. 6306 sayılı Kanun kapsamındaki idari işlemlere karşı idare mahkemelerinde açılan iptal davaları için yürütmeyi durdurma kararı verilemeyeceği yönündeki hükmün Anayasa mahkemesinin 27.02.2014 tarihli kararı ile iptal edilmesinden sonra, mahkemelerin hak kaybının önlenmesi açısından daha davanın başında, hızlı bir biçimde yürütmenin durdurulması kararı vermeleri yolu açılmıştır.
Kentsel dönüşüm kapsamında uygulanacak idari işlemlere karşı açılacak olan iptal davalarının ivedilikle sonuca bağlanması gerekliliği kaçınılmazdır. Bunun yanında hak sahiplerine dava açma süresi olarak verilen sürenin 30 gün olması da dava açma süresinin kaçırılması tehlikesi oluşturmaktadır.
Kentsel dönüşümün ülkemiz için bir zorunluluk olduğunu tartışılmazdır. Zira deprem bölgesinde olmamız sebebiyle insanların sağlıklı yapılarda yaşamalarını sağlamak, çarpık kentleşmeyi önlemek, estetik ve düzenli bir kent yaşamı sunmak, sosyal donatılarla yaşam kalitesini yükseltmek idarenin birinci görevlerindendir. Yaşam kalitesini en üst seviyede tutmaya çalışan kentsel dönüşüm uygulamaları yapılırken; idarenin hukuka aykırı uygulamalarına maruz kalan vatandaşların haklarının en üst düzeyde korunması, hızlı bir yargılama ile hukuk dışı idari kararların ve uygulamaların iptal edilmesi de Hukuk Devletinin gereğidir.
Böyle bir durumla karşılaşıldığında mahkemeye çok iyi kanıtların sunulması ve sürelerin kaçırılmaması gerekmektedir. Bunu sağlamak için alanında uzman bir avukattan yardım alarak sürecin en doğru şekilde yürütülmesi gerekmektedir.

Av.Doğan Goncaloğlu- Goncaloğlu Hukuk Bürosu
BİLGİ VE DANIŞMANLIK
0536 258 40 10
0212 530 0 784

Kaynaklar :
[1] Gürsel ÖNGÖREN, N. İlker ÇOLAK, Kentsel Dönüşüm Hukuku, İstanbul, Öngören Hukuk Yayınları, 2013, s.17
[2] ÖNGÖREN, ÇOLAK, Kentsel Dönüşüm Hukuku, s.17
[3] Anayasa Mahkemesi, 27.02.2014 tarih ve 2012/87 E. Ve 2017/5 (yd) K.
[4] ÖNGÖREN, ÇOLAK, Kentsel Dönüşüm Hukuku, s.140
[5] Bahsedilen idare; 6306 sayılı kanunda belirtilen, Belediye ve mücavir alan sınırları içindeki belediyeler, bu sınırlar dışında il özel idareleri, büyükşehirlerde büyükşehir belediyeleri, Bakanlık tarafından yetkilendirilmesi halinde büyükşehir belediyesi sınırları içindeki ilçe belediyeleriyle TOKİ’dir.
[6] ÖNGÖREN, ÇOLAK, Kentsel Dönüşüm Hukuku, s.208
[7] ÖNGÖREN, ÇOLAK, Kentsel Dönüşüm Hukuku, s.79
[8] Gözübüyük, Tan, a.g.e., s.328, dn. 177; “Danıştay’ın bir kararında belirttiği gibi; bir idari işlemin kesin ve yürütülmesi zorunlu sayılabilmesi hukuk düzeninde varlık kazanabilmesi için gerekli prosedürün son aşamasını geçirmiş bulunmasına, başka bir idari makamın onayına ihtiyaç göstermeksizin hukuk düzeninde değişiklikler meydana getirebilmesine, başka bir anlatımla idare edenlerin hukukunu şu ya da bu yönde etkileyebilmesine bağlıdır.”
[9] Gözübüyük, Tan, a.g.e., s.281
(10) AV. SERHAT ARASAN web sitesi
________________________________________

Boşanmak istiyorum Ne Yapmalıyım? - Boşanma DavasıHer evli çiftin başına gelebilecek bu durum sonrası akıllara gelen bir...
19/02/2018

Boşanmak istiyorum Ne Yapmalıyım? - Boşanma Davası

Her evli çiftin başına gelebilecek bu durum sonrası akıllara gelen bir çok soru vardır.

Boşanmak istiyorum Ne Yapmalıyım? - Boşanma Davası

Her evli çiftin başına gelebilecek bu durum sonrası akıllara gelen bir çok soru vardır. Bize ulaşan sorular ise başlıca şunlardır. Boşanmanın etkileri nelerdir? Boşanma avukatı bulmalı mıyım? Boşanmakne kadar sürer? Dava ne kadar sürer? Boşanırsam çocuklar ne olacak? Boşanma durumunda nafaka alır mıyım? Nafaka öder miyim?,
Boşanma, evliliğin yasal olarak sona ermesi demektir. Bunun için de boşanma davası açmadan önce ve dava sırasında tecrübeli avukatlar nezaretinde boşanmanın planlanması ve neticelendirilmesi gerekir.
Boşanmanın etkileri nelerdir? Boşanma avukatı bulmalı mıyım? Boşanmakne kadar sürer? Dava ne kadar sürer? Boşanırsam çocuklar ne olacak? Boşanma durumunda nafaka alır mıyım? Nafaka öder miyim?, Boşandıktan sonra ne zaman tekrar evlenebilirim? Eşimi aldattım ne yapmalıyım? Eşim beni aldattı, zina yaptı ne yapmalıyım? Eşimi seviyorum ama ayrılmak istiyorum. Eşim evi terk etti ne yapabilirim? Ayrılmak istiyorum ne yapabilirim? Boşandım ama pişmanım, tekrar evlenebilir miyim? Eşim boşanmak istiyor ben istemiyorum ne yapabilirim?
Boşanma sebepleri özel ve genel sebepler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri 161-166’ncı maddeleri arasında düzenlenmiştir. Özel boşanma sebepleri olarak zina, hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış, suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı, genel boşanma sebepleri olarak ise evlilik birliğinin sarsılması; şiddetli geçimsizlik nedeniyle boşanma eşlerin anlaşarak boşanmaları; anlaşmalı boşanma davası , bir boşanma reddinden sonra eşlerin üç yıl bir araya gelmemeleri fiili ayrılık sayılmaktadır.
Boşanmanın etkileri nelerdir? Boşanma avukatı bulmalı mıyım? Boşanmakne kadar sürer? Dava ne kadar sürer? Boşanırsam çocuklar ne olacak? Boşanma durumunda nafaka alır mıyım? Nafaka öder miyim?, Boşandıktan sonra ne zaman tekrar evlenebilirim? Eşimi aldattım ne yapmalıyım? Eşim beni aldattı, zina yaptı ne yapmalıyım? Eşimi seviyorum ama ayrılmak istiyorum. Eşim evi terk etti ne yapabilirim? Ayrılmak istiyorum ne yapabilirim? Boşandım ama pişmanım, tekrar evlenebilir miyim? Eşim boşanmak istiyor ben istemiyorum ne yapabilirim?
Ülkemizde evlilik birliğine devam etmek istemeyen eşler boşanma hakkına sahiptiler. Eşlerin evlilik tarihinden itibaren veya belirli bir süre sonra yahut bir olay sonrasında aralarında geçen tartışmalar sonucunda karar almaları ile boşanma avukatı ile boşanma davaları açılmaktadır. Her evli çiftin başına gelebilecek bu durum sonrası akıllara gelen bir çok soru vardır. Bize ulaşan sorular ise başlıca şunlardır.
Boşanma Avukatı Hizmetleri
• Anlaşmalı boşanma davası açılması ve takibi
• Çekişmeli boşanma davası açılması ve takibi
• Mal rejiminin tasfiyesi davası açılması ve takibi
• Boşanma davası ile nafaka ve tazminat davaları açılması ve takibi
• Tanıma ve tenfiz davası açılması ve takibi
• Velayet davaları açılması ve takibi
• Nafakanın yeniden belirlenmesi davalarının açılması ve takibi
• Nafaka ve tazminat alacaklarının tahsili için icra işlemleri yapılması
• Şiddet gösteren eşin evden uzaklaştırılması davalarının açılması ve takibi

Türkiye’nin her yerinden: 0212 530 07 84 0536258 40 10
Boşanma Avukatı ve boşanma davası Uzman Hukuk Bürosu
Av.Doğan Goncaloğlu- Meslekte 40.Yıl

FETÖCÜ HAKİM MAĞDURU SANIKLARA İNFAZ DURDURMA VE YENİDEN YARGILAMA!
19/02/2018

FETÖCÜ HAKİM MAĞDURU SANIKLARA İNFAZ DURDURMA VE YENİDEN YARGILAMA!

FETÖCÜ HAKİM MAĞDURU SANIKLARA İNFAZ DURDURMA VE YENİDEN YARGILAMA!

KANDIRA Asliye Ceza Mahkemesi baktığı bir davada kararı veren hâkimin 15 Temmuz sonrası tutuklanmasını gerekçe göstererek, ceza alan kişiyle ilgili infazın durdurulması ve yargılamanın yenilenmesine hükmetti.

Hukukçular, bu kararın emsal niteliği taşıdığını belirtiyor.

Nurettin KURT / ANKARA

Dosya sil baştan
TAM HAPİSE GİRECEKKEN

Kandıra’da Ö.B. isimli vatandaş 2011 yılında yargılandığı mahkeme tarafından ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak’, ‘İzinsiz kazı yapmak’, ‘Ormandan ağaç kesmek’, suçlarından toplam 41 ay 20 gün hapis cezasına mahkûm edildi. Ö.B’nin ‘suç işlemeye meyilli’ olduğuna kanaat getiren mahkeme, sanığın cezasını ertelemedi.

Ö.B. hakkında verilen hapis cezasını Yargıtay 9. Ceza Dairesi de 2014 yılında onayladı ve karar kesinleşti. Kararın kesinleşmesinin ardından infaza geçileceğini öğrenen Ö.B., ‘hakkında karar veren bir kısım hâkim ve savcıların darbe girişimi kapsamında tutuklandıklarını’ gerekçe göstererek, 27 Temmuz 2016’da CMK 311-1 / C kapsamında ‘infazın durdurulması ve yeniden yargılanma’ başvurusunda bulundu. Başvuruyu değerlendiren ve daha önce mahkûmiyet kararını veren Kandıra Asliye Ceza Mahkemesi, sanık Ö.B.’yi haklı buldu. Kararı onayan Yargıtay 9. Ceza Dairesi Başkanı’nın da 15 Temmuz darbe girişimi sonrası tutuklu olmasını dikkate alan ve bunu kararında gerekçe gösteren hâkim Furkan Enes Ünal, infazın durdurulması ve yeniden yargılanması yönünde karar verdi. Karar kesinleşti. Böylece, Ö.B. bu kararla hapse girmekten kurtuldu. Mahkemenin 8 Ağustos tarihli kararında şöyle denildi:

ADALETE GÜVENİ SARSTI

“15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrası silahlı terör örgütüne mahsubiyet iddiasıyla hükümlünün yargılandığı dava dosyasında yargılama aşamasında hükme tesir eden yargı mensuplarının görevinden alınarak bir kısmının tutuklanmış olması durumunun, hükümlünün vicdanında oluşturduğu gibi umumun vicdanında adalete olan güveni sarstığı, Türk milleti adına bağımsız karar veren mahkemelerin ve yargı mensuplarının itibarlarının kazanılmasının yine yargı mensuplarının yapacağı işlemler ile sağlanabileceği gözetilerek ve yeniden yapılacak bir yargılama ile hükümlünün ve toplumun nazarında adalete olan teveccühün arttırılacağı, neticede çıkabilecek her türlü kararın aynı nazarda daha makbul olacağı göz önünde bulundurularak, hükümlünün talebinin kabulü ile infazın durdurulmasına, CMK’nın 3/1-c maddesi gereğince yargılamanın yenilenmesine ilişkin karar verilmiştir.”

HUKUKÇULAR: EMSAL OLUŞTURUR

Doç. Dr. Avukat Hasan Bıyıklı, “Karar vermiş olan hâkimin FETÖ soruşturmasında tutuklanmış olmasının, daha önce vermiş olduğu mahkumiyet hükümlerini güvenilir olmaktan çıkaracağı açıktır. Hüküm giymemiş olsa bile soruşturmaya konu olmuş bütün hâkimlerin vermiş olduğu kararların gözden geçirilmesi adalete olan güveni yeniden tesis edebilir” dedi. Ankara Barosu’nun eski Yönetim Kurulu üyesi, ceza avukatı Erol Aras da “Her somut olay için hükmü veren hâkimin herhangi bir terör örgütünden dolayı suçlanıp tutuklanması, kararı tartışılır hale getirir. Mahkemelerin infazları durdurup, yargılamayı yeniden yapması gerekebilir. Bu kararı ilgili mahkeme objektif olarak, yasa maddesince değerlendirip kararını vermelidir” diye konuştu.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, HSYK’nın 15 Temmuz sonrası meslekten uzaklaştırdığı hâkim savcı sayısını 3 bin 456 olarak açıklamıştı.

Kaynak:http://www.hurriyet.com.tr/dosya-sil-bastan-40275518

Türkiye de cinsiyet değiştirme ve cinsiyet değişikliği davası süreciCinsiyet Değiştirme Ameliyatı ve Davası
19/02/2018

Türkiye de cinsiyet değiştirme ve cinsiyet değişikliği davası süreci

Cinsiyet Değiştirme Ameliyatı ve Davası

Türkiye de cinsiyet değiştirme ve cinsiyet değişikliği davası süreci

Cinsiyet Değiştirme Ameliyatı ve Davası

Ülkemizde toplumsal gelişmeler ve insanların cinsiyet üzerindeki baskın önyargıları yıkılmaya başlamıştır. Yıllardan günümüze kadar gelen cinsiyet sorunları uzun yıllar ne yazıkki kapalı kapılar ardında konuşulmaktaydı. Artık gelişen toplum ile beraber insanlar hissettikleri cinsiyeti yaşayabilir konuma gelmiş bulunmaktadırlar.

Avrupa’nın birçok ülkesinde hiçbir ön şarta bağlı olmadan isteyen kişi rahatlıkla erkekten kadına veya kadından erkeğe geçebilmektedirler.Bizim yasalarımıza ise cinsiyet değişikliği Türk Medeni Kanunu 40. Madde ile düzenlenmiştir.

TMK 40. Cinsiyet değişikliğinde
Cinsiyetini değiştirmek isteyen kimse, şahsen başvuruda bulunarak mahkemece cinsiyet değişikliğine izin verilmesini isteyebilir. Ancak, iznin verilebilmesi için, istem sahibinin onsekiz yaşını doldurmuş bulunması ve evli olmaması; ayrıca transseksüel yapıda olup, cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından zorunluluğunu ve üreme yeteneğinden sürekli biçimde yoksun bulunduğunu bir eğitim ve araştırma hastanesinden alınacak resmi sağlık kurulu raporuyla belgelemesi şarttır.

Verilen izne bağlı olarak amaç ve tıbbi yöntemlere uygun bir cinsiyet değiştirme ameliyatı gerçekleştirildiğinin resmi sağlık kurulu raporuyla doğrulanması halinde, mahkemece nüfus sicilinde gerekli düzeltmenin yapılmasına karar verilir.

Görüldüğü üzere ülkemizde de cinsiyet değiştirmek mümkündür. Ancak diğer Avrupa ülkelerinde olduğu kadar kolay bir işlem ve süreç ülkemizde bulunmamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararlarını ele aldığımızda, Türkiye de mevcut yasa maddesi çerçevesinde ön şartlar sonucu yapılabilecek değişikliğe dair bir çok karar vardır. Bu kararların tamamına yakınında Türkiye tazminata mahkum olmuştur.



Kişilerin ülkemizde cinsiyetini değiştirme için gereken şartları sıralayalım;

18 yaşını doldurmuş olmak
Mahkemenin izin vermesi
Bekar olmak
Cinsiyet değişikliğinin ruh sağlığı açısından artık zorunlu olması
Üreme özelliğinden yoksun olmak


Görüldüğü üzere 5 madde vardır gerçekleştirilmesi gereken. Açılacak cinsiyet değişikliği davası nüfus müdürlüğüne karşı açılmaktadır. Dava aşamalarından en önemlisi alınacak eğitim ve araştırma hastane raporları sonucunda geçiş işleminin ruhen ve bedenen zorunlu olmasını (transseksüel) gösterir rapordur. Cinsel Kimlik konseyi adı verilen konseyde bir psikiyatr, bir plastik cerrah, bir kadın doğumcu, bir ürolog, ve genetikçi, bir endokrinolog ve birde hukukçu yer alır. Psikiyatr ilk aşamada kişiyi görecek olandır. Onun raporu ile diğer doktorların aşamalarına geçilmektedir. Kişinin burada lezbiyen olup olmadığı son derece önemlidir. Zira kişi lezbiyen ise aşamalar değişmektedir. Eğer kişi lezbiyen ve değişiklik şart ise öncelikle endokrinolog hormon tedavisi ile testesteron hormonları verilir. Eğer kişi bu aşamada cinsiyet dönüşümüne elverişli hale gelir ise konseyden olumlu rapor çıkar. Ardından bu rapor mahkemeye gönderilir.

Alınan olumlu rapor sonrası mahkeme cinsel dönüşüm için gerekli kararı verir ve alınan karar ile ameliyat sürecine girilir. Ülkemizde İzmir Dokuz Eylül, İstanbul Cerrahpaşa, Ankara Hacettepe ve İstanbul Çapa Hastanelerinde bu ameliyatlar uzun yıllardır gerçekleştirilebilmektedir. Bu hastanelerde cinsel kimlik konseyi vardır.

Ameliyat sonrası hastane raporları mahkemeye gönderilir ve mahkeme raporların olumlu olması durumunda pembeden maviye veya maviden pembeye yeni kimliğinizin verilmesi için ikinci kararını verir.

Hukuk ofisimiz olarak sürecin takibi sonrasında hastane işlemlerinde de yol göstermekle beraber en iyi ve en hızlı çözüme kavuşmanız için gereken adımları sizinle beraber atmaktayız.

Address

Fatih
34096

Opening Hours

Monday 11:00 - 16:00
Tuesday 11:00 - 16:00
Wednesday 11:00 - 16:00
Thursday 11:00 - 16:00
Friday 11:00 - 16:00
Saturday 11:00 - 15:00

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Avukat Doğan Goncaloğlu Hukuk Ofisi posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share