GÖKMEN HUKUK BÜROSU

GÖKMEN HUKUK BÜROSU Contact information, map and directions, contact form, opening hours, services, ratings, photos, videos and announcements from GÖKMEN HUKUK BÜROSU, Lawyer & Law Firm, Camikebir Mahallesi Sinan Sokak No:1, Boyabat.

Yeni web sitemiz yayına girmiştir.GÖKMEN HUKUK BÜROSU
19/02/2021

Yeni web sitemiz yayına girmiştir.

GÖKMEN HUKUK BÜROSU

Avukat : Mehmet GÖKMEN

25/10/2016

Bu site, yargı kararlarına herkesin kolayca ulaşabilmesi ve aranılan emsal kararların kısa sürede bulunabilmesi amacıyla kurulmuştur.

25/12/2015

İş Hukuku açısından işten istifa edeceğinizde dikkat etmeniz gereken hususlar !

Uygulamada işveren, işçi üzerinde büyük bir baskı kurmakta ve işçinin maaşında veya çalışma koşullarında değişiklik yaratmaktadır. İkramiyelerin kaldırılması, maaşının geç verilmesi, ücretsiz izne çıkarılması, iş konumunun değiştirilmesi, yol, yemek ve yakacak yardımı gibi sosyal haklarının kaldırılması gibi değişikliğe gitmekte, işçinin itirazı üzerine de işveren “beğenmiyorsan kapı orda” demesi üzerine işçi, işi bıraktığı takdirde istifa ettiğini zannedip hiçbir hakkı olmadığını düşünmektedir. İşçi, önceden aldığı haklarını tekrar işverene geri vermekte, bilgisizliğinden ötürü işi bırakmamakta, hakkını aramamakta ve işverenin yaptığı değişikliğe katlanmak zorunda kalmaktadır.
İş Hukuku ise bu şekilde değildir. İşçi, maaşını 20 gün içinde almadığı takdirde işi bıraktığında işçinin istifası söz konusu olmayıp işçinin işi bırakma eylemi “işçinin haklı nedenle feshi” durumuna girmekte ve işçi kıdem tazminatına hak kazanmaktadır. Ayrıca işçi, fazla mesai ve resmi tatil ve yıllık izin ücretleri gibi haklarını da işverenden talep edebilecektir. Aynı şekilde işveren, işçiyi bulunduğu konumdan daha alt bir konuma getirmesi sonucunda işçinin, işi bırakması istifa değil “işçinin haklı nedenle” feshi söz konusudur. İşçi, bu durumda İhbar tazminatı hariç tüm haklarını işverenden talep edebilecektir. Unutmayın ki işçinin kazanılan hakları, işveren tarafından tek taraflı alınamaz. Hakların geri alınması için ancak işçinin rıza göstermesi zorunludur. İşçi, değişikliğe rıza göstermeyip işi bırakırsa ihbar tazminatı hariç tüm haklarını işverenden talep edebilir. Bu durum işçinin istifası kesinlikle değildir.

İşçinin çalışmasını önleyecek şekilde işçiye özgü değişikliklerin olması (askerlik, emeklilik vs.) haricinde işçinin işten Kıdem Tazminatı alarak ayrılabilmesi için geçerli veya haklı nedenle fesih hakkının oluşması gerekir. Bu şekilde, Kıdem Tazminatı İş Kanunu’nda belirli gerekçelere bağlanmış ve işçinin kendi rızasıyla işten ayrılması, uygulamadaki adıyla istifa etmesi halinde Kıdem Tazminatı ödenmeyeceği belirtilmiştir. Bunun haricinde işten kendi rızasıyla ayrılan diğer tabirle istifa eden işçiye Kıdem Tazminatı ödenmez.

Bir de uygulamada işçinin, işverene verdiği istifa dilekçelerinin hukuki mahiyeti de önemlidir. İşçi tarafından verilen istifa dilekçesi, iş sözleşmesinin işçi tarafından feshedildiğini gösteren güçlü bir delildir. Bu istifa delilinin hükme esas alınmaması için işçinin, istifayı irade bozukluğu ile imzaladığını ortaya koyması gereklidir. İşçi, hata, hile veya tehdit ile istifa imzaladığını ispatı, genel ispat kuralları ile işçiye düşmektedir. Bu nedenledir ki istifa imzalamayan işçilerin davasında ispat yükü işverende olduğu unutulmamalıdır. Çok zorunlu olmadıkça işçilerin, istifa dilekçesi imzalamaması tavsiye olunur. Çünkü dava esnasında ispat külfeti, işverendedir. İşçi, imzaladığı istifada irade bozukluğunu HMK uyarınca "TANIKLA" ispat edebilmektedir. Verilen istifa dilekçelerinin hukuki mahiyeti aşağıda başlıklar halinde siz sevgili işçi kardeşlerimizin aydınlanması icin sunulmuştur.

Ancak uygulamada bazı durumlar vardır ki istifa olmasına rağmen Kıdem Tazminatı hakkı doğar.

A- İstifa dilekçesinin baskıyla alınması veya şarta bağlanması:

İşçinin farklı gerekçeler öne sürerek baskı altında istifa dilekçesi alınmış olabilir. Uygulamada, işçinin ceza kovuşturmasını gerektirecek bir olayla suçlanması durumunda, işçinin istifaya zorlanması zaman zaman gündeme gelebilmektedir. Nitekim, Yargıtay “Cumhuriyet Savcılığına ihbar olunacağı tehdidi altında verilen istifa dilekçesinin işçinin gerçek iradesini yansıtamayacağını belirterek istifa belgesine geçerlilik tanımamıştır.” Ayrıca Yargıtay “İşyerinde hizmet süresi itibarıyla belirli hakları kazanmış bir kişinin hayatın olağan akışı içinde istifa ile bu hakları ortadan kaldırması olağan bir davranış sayılmaz” diyerek işçinin, uzun bir kıdem süresine sahip olması da feshin işçi tarafından yapılmadığı gören bir olgu olarak değerlendirmiştir. Ayrıca Yargıtay işçinin kalifiye, yüksek ücret alan, eğitimli bir işçi ile vasıfsız, asgari ücretle çalışan işçinin iradelerinin farklı olacağı ve bu kriterlerinde ayrıca değerlendirileceğini belirtmiştir.

Bununla birlikte; işçi, “Kıdem Tazminatım ve tatillerden dolayı alacağım verilmek şartı ile istifamın kabulü” şeklindeki istifa dilekçesini Yargıtay gerçek istifa dilekçesi olarak saymamıştır. Bu durumunda Mahkeme, işçinin tüm haklarını işverence ödenmesi gerektiğine karar kılmıştır. Yargıtay “Şarta bağlı istifa dilekçelerinin geçerli olduğu kabul edilemez” sonucuna varmıştır.

B- Beyaza veya boş kağıda atılan imza:

Genel olarak işe girişte işverenlerin, işçiden boş kağıda imza alıp daha sonra alınan imzanın üstünü doldurması ve içeriğinin istifa dilekçesi olması durumunda ortaya çıkan istifa dilekçesi geçersiz sayılacaktır. Bu husus tanıkla ve her türlü delil ile ispat edilebilmektedir.

C- İstifa dilekçesinin alındıktan sonraki bir tarihte işleme konması:

İşçi kendi rızasıyla işten ayrılmak istediğini beyan eden dilekçesini işverene vermiştir ancak istifası işveren tarafından kabul edilmemiş ve bu şekilde işçi çalışmaya devam etmiş olabilir. Bu şekilde dilekçeye rağmen işverenin reddi ile çalışmaya devam eden işçinin dilekçesi kabul edilmez. Yargıtay “İşçi tarafından rıza ile imzalanmış fakat işleme konmayıp işçi çalışmaya devam etmişse işçinin önceden imzaladığı istifa dilekçesi geçersizdir ve bu belgeye göre hüküm kurulmaz” demiştir. Ayrıca “İşe girerken veya çalışma esnasında alınan istifa dilekçeleri kesinlikle geçersizdir.” Bu şekilde alınan istifa beyanı, işçinin gerçek iradesini yansıtmamaktadır.

D- İstifa Dilekçesinde Çelişki:

İşçi istifa dilekçesi vermiş olmakla birlikte işveren savunmasında çelişkiye düşmesi söz konusu olduğunda istifa dilekçesi nazara alınmaz geçerliliği kalmamaktadır. Örneğin işveren, mahkemeye istifayı sunmuş fakat işçi işsizlik maaşından yararlanmış veya işçiye haklarını aldım (ibraname) yazısı imzalatmış veya işçiye çek veya senet vermiş olması durumunda istifa ile çelişen delil veya beyanlar bulunduğundan istifanın hükmü kalmamakta işçi haklarını alabilmektedir.

E- İstifa dilekçesi ve işçinin dayandığı gerçek sebebin araştırılması:

İşçi, istifa ettim deyip gerçek nedeni konusunda açıklık getirmeyebilir. Bu durumda Yargıtay istifanın gerçek nedenini araştırarak feshi haklı kılan bir neden var ise istifayı dikkate almayıp işçi lehine karar verebillmektedir. Yargıtay istifaları “İşçi lehine yorum” yöntemi ile incelemektedir. Örneğin “İşçi yıllarca çalıştığım işyerinde görevimi engelleyen genel ve şahsi problemlerle görevden ayrılmam sorumluluk ve gerekliliğini anlamış bulunuyorum. İstifanın kabulünü arz ederim” şeklindeki istifa dilekçesinde Yargıtay, “Mahkemenin işçinin ayrılmasının haklı olup olmadığı araştırması ve buna göre karar vermesi gereklidir” demektedir. Mahkemede işçinin 2 aylık ücretinin ve primlerinin ödenmemesi nedeniyle bu istifayı sunmasını işçinin haklı feshi olarak görmüş ve haklarını işverence ödenmesi gerektiğine karar kılmıştır.

F-Şarta bağlı istifa dilekçeleri ;

İşçi, “kıdem tazminatım ve tatillerden dolayı alacağım verilmek şartı ile istifamın kabulü” şeklindeki istifa dilekçesini Yargıtay gerçek istifa dilekçesi olarak saymamıştır. Bu durumunda Mahkeme, işçinin tüm haklarını işverence ödenmesi gerektiğine karar kılmıştır. Yargıtay “Şarta bağlı istifa dilekçelerinin geçerli olduğu kabul edilemez” sonucuna varmıştır.

“İstifa ediyorum” demek yerine iş akdimi tek taraflı olarak feshediyorum” denmeli!

İş Kanunu’na göre Kıdem Tazminatı hususunda işçi kendi rızasıyla işten ayrılması sonucu işçinin işverenden herhangi bir hak iddia edememesine kuruludur. Bu sebeple; işçinin işten ayrılmasında istifa ile kendi rızası ile mi ayrılıp ayrılmadığı konusu net olmalıdır. Oysa uygulamada ise işçi kesimi bu konu hakkında yeterli bilgi sahibi olmayıp her işi bırakmayı istifa olarak değerlendirmektedir.

Halbuki gerçekte durum çok farklıdır. Uygulamada işveren, işçi üzerinde büyük bir baskı kurmakta ve işçinin maaşında veya çalışma koşullarında değişiklik yaratmaktadır. Örneğin; İkramiyelerin kaldırılması, maaşının geç verilmesi, ücretsiz izne çıkarılması, iş konumunun değiştirilmesi, yol, yemek ve yakacak yardımı gibi sosyal haklarının kaldırılması gibi değişikliğe gitmesi gibi durumlarda işin işçi tarafından bırakılması istifa değildir. Bu durumda işçi işten ayrılması halini haklı veya geçerli nedene dayanması durumunda bunun istifa ile ayrılma olmadığını bilmesi gerekir.

Bununla birlikte; istifa gibi işten ayrılma olmasına rağmen Kıdem Tazminatı’na hak kazanılabilir.

Sonuç olarak işçi için Kıdem Tazminatı iş akdinin feshedildiği işsiz kalındığı sürede geçimini sağlayacak en önemli gelirdir. Bu gelirin kaybedilmemesi için işçinin Kıdem Tazminatı’nı hak edecek şekilde işten ayrılması gerekir. Bunun için geçerli ve haklı nedenle işten ayrılan işçi dilekçesini “İstifa ediyorum” şeklinde değil, “İş akdimi tek taraflı olarak feshediyorum” ibaresi ile bitirmelidir.

“işçi, ben işverene istifa dilekçesi imzaladım hiçbir hakkım yok” diye kesinlikle düşünmesin. İşçilerin mutlaka, Mahkemeye gidip haklarını sonuna kadar araması gereklidir. Yargıtay istifa dilekçelerini bir bütün olarak değerlendirip denetimini hata, hile, tehdit ile sınırlandırmadığı, istifa dilekçesi ile birlikte olayın arka planını da irdelediği görülmektedir. Mutlaka hakkınızı arayın hayatınız boyunca mağdur olmayın.
Av. Mehmet Gökmen

10/12/2015

Hükümetten radikal adım. İşçi-işveren anlaşmazlıklarında taraflar mahkemeye değil; arabulucuya gidecek. Yapılacak yasal değişiklikle iş uyuşmazlıklarında

13/03/2014

Tüketici Banka Kredisi Dosya Masrafı İadesi

Banka kredisi dosya masrafı iadesi ile ilgili yazımız Konut, İhtiyaç, Taşıt v.s. gibi Tüketici Kredileri ile ilgilidir, Ticari Krediler için geçerli değildir.Yazılanlar ön bilgi olup mağdur olmamak ve işlemlerin zamanında ve eksiksiz takibi için bir hukukçudan destek almak yararlı olacaktır.
Kesintilerin Geri Alınması İçin Ne Yapılmalıdır?
Tüketici Kredilerinden kesilen bu bedellerin geri alınabilmesi için iki yol bulunmaktadır. Bu yollara başvurmadan önce başvuru tarihi öncesi son 10 yıl içerisinde kesintilerin neler olduğu tespit edilmeli, dekont, döküm v.s gibi evraklar hazır olmalıdır. Bu evraklar yok ise banka tarafından kesilen bedellerin tutarı ve ne için kesildiği bilinmelidir. Aksi halde bilinmeyen bir bedel ve kesinti hakkında dava açılacaktır.
Kredi Dosya Masrafı İadesinde Tüketici Mahkemeleri' nin Görevi.
Kredi Dosya Masraflarının geri alınmasında Tüketici Hakem Heyeti başvuru sınırının üstündeki bedellerde Tüketici Mahkemelerinde dava açılması gerekmektedir. Tüketici Mahkemelerinde açılan davalar harca tabi olmayıp posta ve sair masraflar için Gider Avansı olarak adlandırılan bedel (130,60 TL) Mahkeme veznesine depo edilmektedir. Mahkeme taktir ettiğinde Bilirkişi incelemesine başvurulacağından ileriki aşamalarda bu ücret te mahkemeye ödenecektir. Yatırılan gider avansı ve diğer masraflar dava sonunda kazanılması halinde bankadan geri alınmaktadır. Davanın açılması yeterli olmayıp sonuna kadar takip edilerek duruşmalara katılma zorunluğu bulunmaktadır. Duruşmalara katılmama halinde dava düşeceğinden yapılan masraflar geri alınamayarak karşı tarafa vekalet ücreti ödenecektir.
Bankadan alınan konut kredisinde tüketiciden dosyası masrafı adı altında alınan bedellerin içinde çoğu zaman farklı kalemler de yer aldığından (İpotek Tesis, Ekspertiz, Sigorta Ücretleri v.s) bu talepler reddedilmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken husus bankanın her aldığı bedelin haksız şart olmadığından haksız şartsa girmeyen bedellerin tahsili için dava açılmamalıdır. Aksi taktirde dava kısmen kabul kısmen red kararına uğrayacağından yapılan masraflar alınamayacağı gibi banka avukatlarına vekalet ücreti ödeme durumunda kalınacaktır.
Talep Edilebilen Bazı Kesintiler;
• Dosya Masrafı
• Komisyon
• İstihbarat Ücreti
• Refinansman - Yapılandırma Ücreti
• Yapılandırma aşamasında alınan erken kapama ücreti
• İpotek Fek yazısı ücreti
• Memur eli ile yapılan ipotek tesis ücreti
• Olağan tutarların üzerinde alınan ekpertiz ücretleri
Yukarıda yazılanlar birçok bankanın dökümlerinde kesinti tutarlarında açıklama olarak yer almaktadır. Fakat bazı bankalar farklı isimler ve kodlar altında kesinti yapmaktadır. Kısaca dekontta ne yazarsa yazsın, anlaşılması gereken ve yargının temel aldığı esas, bankanın aldığı masrafı zorunlu gider olarak açıklayamamasıdır. Zorunluluğu açıklanamayan bedelin de iadesi gerekmektedir.
Bazı bankaların da sözleşmelere "tutarları talep etme hakkımdan vazgeçiyorum" şeklinde el yazısı ile not yazdırsalar da temel esas olarak geçerliliği bulunmamaktadır.

Kredi Dosya Masrafı İadesinde Tüketici Hakları Hakem Heyetleri'nin Görevi
Parasal sınır 2014 yılı için 1.272,19 TL dir.
Her ilçe merkezinde kaymakamlıklarda toplanan bu heyet tüketicilerin başvurularını karar bağlamaktadır. Heyetin verdiği karar ilam niteliğinde olduğundan İcra Takibine Konulması gerekmektedir. Malesef Tüketiciler bu uygulamayı bilmediklerinden yada yapamadıklarından ellerindeki kararlar da banka ödemeyi yapmadığı zaman bir işe yaramamaktadır. Çünkü bu durumu bilen bankalar da karar İcraya konulmadan çoğu kez iadeleri yapmamakta, yada bu kararlara karşı haksız dahi olsalar itiraz davası açmaktadır. Hatta son zamanlarda haciz işlemi dahi yapılmadan bankaların bu bedelleri ödemedikleri görülmektedir. Sınırın üstündeki kararlar inceleme niteliğindedir ve ilam niteliği yoktur. Bu açıdan İcra Takibi yada dava aşamasında bir hukukçuya başvurulması faydalı olacaktır. Hakem heyeti kararları ilam niteliğinde olduğundan İlamlı takip yolu ile bankadan alacaklar tahsil edilebilmektedir. İlamlı takip diğer takip türlerinden farklı olarak herhangi bir icra müdürlüğünden yapılabilir. Örneğin görevi dolayısıyla İstanbul'da hakem heyetine başvuran Tüketici, tayini Ankara'ya çıktığında Ankara İcra dairelerinden de bu kararı icra takibine koyabilmektedir.
Bu aşamalardan birinde verilen kararlar ilam niteliği taşımakta, ancak kararı alan banka ödeme yapmak zorunda değildir. Malesef ki bir çok tüketici lehine karar çıkmasına rağmen ödemeyi beklemekte, banka ile ödeme için diyaloglara girmekte, çoğu zaman da elinde karar olmasına rağmen vazgeçmektedir.
Bu aşamada yapılması gereken ise kararın icra takibine konulmasıdır. Mahkemenin yada Hakem Heyetinin verdiği karar İcra Dairelerinde ilamlı icra takibi yapılarak Bankaya İcra Emri gönderilmektedir. İcra Emrini alan banka İcra Dairesinin hesabına bedeli ödeyecektir. Bu aşamadan sonra dosya kontrol edilerek ödeme yapıldı ise dosya İcra Müdürüne verilerek ödemenin hesabınıza geçmesi sağlanmalıdır. Bankalar icra takibine rağmen de ödeme yapmadıkları taktirde ( ödeme yapmak zorunda değildirler) haciz işlemi uygulanması gerekecektir. Bu aşamada dosyanın bulunduğu icra dairesine gidilerek haciz randevusu alınması gerekmektedir. Verilen gün ve saatte İcra Dairesine gidilerek dosyaya talepte bulunularak gerekli harç ve yolluk masrafları ödendikten sonra sıra ile hacize çıkılacaktır. Bu işlem yoğunluğa göre çoğu zaman mesai bitimine kadar sürebilmektedir.
Son zamanlarda telefon ile bazı kişilerin tüketicileri arayarak belirli bir ücret karşılığı işlemlerini takip edebilecekleri söylenmektedir. Hatta bazı kişiler tüketicileri yanıltarak avukat dahi olduklarını beyan etmektedirler. Açılan davalar yada yapılan başvurular hukuki birer işlem olup bu işlemler hakkında detaylı bilgi alınması daha faydalı olacaktır. Zira bilgisiz ve konu ile ilgisiz kişiler tarafından yapılacak yanlış işlemlerin sorumluğuna tüketici katlanacaktır.
Banka Kredisi Dosya Masrafı Geri Alınmasına İlişkin Medyanın Etkisi.
Banka Kredisi Dosya Masrafı Geri Alınmasında Medya bir yandan tüketicileri bilinçlendirirken bir yandan da yanlış anlamalardan dolayı mağdur durumda bırakmaktadır. Haberlerden son on yıla ait tüm kesintilerini alabileceğini düşünen tüketici mahkemelere başvurmakta ve neticesinde davası reddedildiğinden yada kısmen kabul edildiğinden mahkeme masrafları ile banka vekillerine vekalet ücreti ödemek durumunda kalmaktadır. Hal böyle iken büyük umutlarla hakkını aramayı düşünen tüketici, alacağı bedelden daha fazla harcama yapmak durumunda kalmaktadır. Bu yüzden medyada çıkan haberleri iyi yorumlamalı ve anlaşılamayan konularda avukata danışılmalıdır. Yani banka tarafından kesilen her bedelin iadesi mümkün değildir. Bu konuda tüketicilerin dikkatli olmaları gerekmektedir.
DİKKAT!!
İnternette bazı sitelerin ve telefon ile arayan bazı kişilerin ücret karşılığında bu işlemler ile ilgili tüketicilere yardımcı oldukları söylense de bir çok tüketici bu kişilerden zarar görerek mağdur olmuştur. Mevcut siteler aracılığı ile ödenen bedellerin nereye gönderildiği dahi belli olmayıp ilgili site sahiplerinin bir çoğunun vergi kayıtları bulunmamaktadır. Hukuki bilgiden mahrum bu kişilere itibar edilmemesi tüketicilerin lehine olacaktır.


Av. MEHMET GÖKMEN

06/01/2012

Yargıtay, evi terk edenin kusurlu olarak kabul edildiği boşanma davalarında haklılığı ispatlamak için yapılan "eve geri dön" çağrısında ortak konut kriterine dikkat çekti.

25/12/2011

YARGITAY KREDİ KARTLARINDAN KESİLEN KART KULLANIM ÜCRETİNİN KART SAHİBİNE İADESİNE KARAR VERDİ. ZAMANAŞIMI 10 YILDIR DEDİ.


Yargıtay,Kredi Kartı Kullanım Ücretine İtirazda Zamanaşımı 10 Yıl
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin konuya ilişkin kararı Resmi Gazete‘nin bugünkü sayısında yayımlandı.
Karara göre, Koray Karacan adlı bir kredi kartı sahibi, 2006 yılında aldığı kredi kartı için 2007 yılında hesabından kesilen 40 liralık üyelik ücretine karşı 2010 yılında Altındağ Tüketici Sorunları Hakem Heyetine başvurdu. Hakem heyeti, kesintinin davalıya iadesine karar verdi.
Banka, Karacan’ın talebinin yasal dayanaktan yoksun, sözleşmeye aykırı ve talep hakkının bir yıllık zaman aşımına uğradığı iddiasıyla, hakem heyeti kararının iptali istemiyle dava açtı. Davayı karara bağlayan Ankara 2. Tüketici Mahkemesi, Karacan’ın talebinin sebepsiz zenginleşmeye dayalı olduğu ve hesabından kesinti yapıldığını öğrendiği tarihten itibaren 1 yıllık zaman aşımı süresinde dava açması gerektiği gerekçesiyle bankanın talebini yerinde buldu ve hakem heyetinin kararını iptal etti.
10 YILA KADAR İTİRAZ HAKKI
Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı yerel mahkemenin kararını, kanun yararına bozulması için temyiz etti.
Temyiz istemini görüşen Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, taraflar arasındaki uyuşmazlığın zaman aşımı süresiyle ilgili olduğu tespitinde bulundu.
Yüksek mahkemenin kararında, Borçlar Kanunu’nun 125. maddesine göre uygulanması gereken zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğuna hükmedildi.
Yerel mahkemenin 1 yıllık zaman aşımı süresini dikkate alarak itirazı kabul ederek, Hakem Heyeti kararının iptaline karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna işaret eden Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının temyiz istemini yerinde buldu ve Tüketici Mahkemesi kararını oybirliğiyle bozdu.
Yargıtay, daha önce de bankaların kredi kartı sahiplerinden yıllık kullanım ücreti almasına karşı açılan davalarda tüketicileri haklı bulmuş ve bu ücretin alınamayacağına dair emsal kararlar vermişti.

21/12/2011
21/12/2011

“ Hukuk, hiçkimse onu bulandırmadığı ve ihlal etmediği sürece teneffüs ettiğimiz hava gibi, görünmez ve tutulmaz bir şekilde etrafımızı kaplar. O, ancak kaybettiğimizi anladığımız zaman değerinin farkına vardığımız sağlık gibi sezilmez bir şeydir.”

Address

Camikebir Mahallesi Sinan Sokak No:1
Boyabat
57200

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when GÖKMEN HUKUK BÜROSU posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share