Malkoçoğlu Hukuk Bürosu

Malkoçoğlu Hukuk Bürosu Hak,hukuk rehberi ve savunman.

04/12/2021

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU: MAĞDUR KADIN ZENGİN OLSA DAHİ NAFAKA ALABİLECEK.
Bir süredir geçimsizlik yaşayan çift, Aile Mahkemesi’ne müracaat ederek karşılıklı boşanma davası açtı. Davacı-karşı davalı kadın, kocasının doğumdan sonra birlik görevlerini yerine getirmediğini, evine ve çocuğuna bakmadığını, kendisinden uzaklaştığını öne sürdü. Akşamları eve geç geldiğini, bazı akşamlar hiç gelmediğini, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını ileri sürerek kendisi ve ortak çocuk yararına ayrı ayrı 4 bin TL olmak üzere toplamda 8 bin TL tedbir nafakası ödenmesine karar verilmesini talep etti. Davalı-karşı davacı koca ise her iki tarafın da ikinci evlilikleri olduğunu ve önceki evliliklerinden birer tane çocuklarının bulunduğunu, kadın eşin kendisine ekonomik anlamda baskı yaptığını, ilk eşinden olan oğlunu eve kabul etmediğini iddia etti. Küçük çocuğun psikolojik yönden etkilendiğini, pedagog yardımı almak zorunda kaldıklarını, davacının sürekli huzursuzluk verici davranışlarına devam ettiğini dile getirdi. Davacı kadının iki ayrı kuyumcu şirketinde ortaklığının bulunduğunu, ekonomik anlamda çok iyi durumdu olduğunu, sık sık yurt dışı seyahatine katıldığını, tüm bunlara rağmen ailenin geçimine katkıda bulunmadığını, kadın eşin gelir elde etmesi ve ayrıca sahip olduğu mal varlıkları gözetildiğinde nafaka talep edemeyeceğini belirtti.20 bin TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesini talep etti. 8. Aile Mahkemesi, evlilik birliği içerisinde erkek eşin; eşi ve çocukları ile ilgilenmeyerek güven sarsıcı davranışlarıyla tam kusurlu olduğu, kadın eşe ise yüklenebilecek kusurlu bir davranışın bulunmadığı gerekçesiyle erkek eşin boşanma davasının reddine hükmetti. Kadın eşin her ne kadar ayrı yaşamakta haklı olduğu ispatlanmış ise de sabit ve düzenli gelirinin olması gerekçesiyle davacı-karşı davalının kendi adına talep etmiş olduğu bağımsız tedbir nafakası talebinin reddine karar verdi.
YARGITAY DEVREYE GİRDİ

Taraflar kararı temyiz edince devreye giren Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, mahkeme kararını bozdu. Aile Mahkemesi, ilk kararında direnince bu kez devreye Yargıtay Hukuk Genel Kurulu girdi.

Kadının zengin olsa dahi tedbir nafakası alması gerektiğinin vurgulandığı Genel Kurul kararında şu ifadelere yer verildi: Taraflar arasındaki fiilî ayrılığın erkek eşin ortak konutu terk etmesi nedeniyle başladığı ortadadır. Kusur durumuna göre erkek eşin eşi ve çocuklarıyla ilgilenmediği ayrıca güven sarsıcı davranışları nedeniyle tam kusurlu olduğu, bu nedenle açmış bulunduğu karşı boşanma davasının reddedildiği, tarafların hukuken hâlen evli oldukları anlaşılmaktadır. Buna göre; erkek eşin haklı bir sebebi olmaksızın, ortak konuttan ayrılarak, eşlerin varsa çocukları ile birlikte yaşamak, birbirlerine sadık kalmak, yardımcı olmak ve birliğin giderlerine güçleri oranında katılmak şeklinde düzenleme altına alınan yasal yükümlülüklerine aykırı davrandığı görülmektedir. Haklı bir sebep olmaksızın eşlerden birinin tek taraflı iradesi ile birlikte yaşamaya ara vermesi evliliğin genel hükümleri ile düzenleme altına alınan ve eşlerin birbirlerine karşı evlilik birliğinin kurulması ile üstlendikleri hak ve yükümlülükleri ortadan kaldırmaz. Dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde haklı bir sebep olmaksızın birlikte yaşamaktan kaçınan erkek eş karşısında, ayrı yaşamak zorunda kalan kadının, eşine karşı birliğe parasal katkı isteme hakkı olduğu gözetilmeksizin bağımsız tedbir nafakası talebinin reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Her ne kadar mahkemece yüksek miktarda geliri ve mal varlığı olduğu gerekçesiyle kadın eşin tedbir nafakası talebinin reddine karar verilmiş ise de; evlilik birliğinin yüklediği hak ve yükümlüklere aykırı davranan eş hakkında hâkim müdahalesinin düzenlendiği özel bir hüküm olduğu ortadadır. Haksız olan eşin haklı olan eşe karşı birlik yükümlülüklerini yerine getirmesinin sağlanmasını hedeflediği, açıklanan tüm bu sebeplerle tarafların ekonomik ve sosyal düzeylerinin, davanın kabulü noktasında değil ancak takdir edilecek nafakanın miktarında önem arz ettiği dikkate alınarak mahkemece kadın eş yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken nafaka talebinin tümden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Mahkeme kararır bozulmasına oy çokluğu ile hükmedilmiştir.”

06/03/2021

Haklarımızı kullanırken, borçlarımızı ifa ederken iyiniyetli olmalıyız. Hukuk düzeni kötüniyeti korumaz.

Yargıda süreler.
13/06/2020

Yargıda süreler.

29/05/2020

HSK 16 Haziran 2020 tarihinde duruşma ve keşiflerin yapılmaya başlanacağını duyurdu.

30/08/2019

ÖZET: İnançlı işlemde ispat - Ekonomik sıkıntısını aşmak için maliki olduğu taşınmazı güvendiği kişiye satış gösterip konut kredisi çekmek..

13/08/2019

Arabuluculuk anlaşmasının ikale sözleşmesi veya ibraname niteliğinde olduğu gerekçesiyle geçersizliği ileri sürülemez. Arabuluculuk anlaşması ile

31/07/2019

T.C.

YARGITAY

6. HUKUK DAİRESİ

E. 2015/3907

K. 2015/6643

T. 30.6.2015

• 6098 S.K.'YA GÖRE KİRACI ALEYHİNE MUACCELİYET ŞARTI DÜZENLENEMEMESİ ( 6098 S.K.'da Kiracıya Kira Bedeli ve Yan Giderler Dışında Başka Bir Ödeme Yükümlülüğü Getirilemeyeceği - Kira Bedelinin Zamanında Ödenmemesi Halinde Ceza Koşulu Ödeneceğine veya Sonraki Kira Bedellerinin Muaccel Olacağına İlişkin Anlaşmaların Geçersiz Olacağı )

• KİRA ALACAĞININ TAHSİLİ AMACIYLA BAŞLATILAN İTİRAZIN İPTALİ DAVASI ( Davalı Borçlu Hakkında Muacceliyet Koşulu Uyarınca Dönem Sonuna Kadar Olan Kira Bedellerinin Talep Edildiği - 6098 S.K.'ya Göre Kira Bedellerinin Muaccel Olacağına İlişkin Anlaşmaların Geçersiz Olacağı/Muacceliyet Koşulu Gereğince İstenen Aylar Kirasının Değerlendirmeye Tabi Tutulamayacağı )

• KİRACI ALEYHİNE DÜZENLEME YASAĞI ( 6098 S.K.'ya Göre Kiracıya Kira Bedeli ve Yan Giderler Dışında Başka Bir Ödeme Yükümlülüğü Getirilemeyeceği - Kira Bedelinin Zamanında Ödenmemesi Halinde Ceza Koşulu Ödeneceğine veya Sonraki Kira Bedellerinin Muaccel Olacağına İlişkin Anlaşmaların Geçersiz Olacağı )

• İŞYERİ KİRALARINA İLİŞKİN 6098 S.K. DÜZENLEMELERİ ( Kiracının TTK'da Tacir Olarak Sayılan Kişiler İle Özel Hukuk ve Kamu Hukuku Tüzel Kişileri Olduğu İşyeri Kiralarında 6098 S.K.'nın 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354'ncü Maddelerinin 1.7.2012 Tarihinden İtibaren 8 Yıl Süreyle Uygulanamayacağı - Sözleşme Serbestisi Gereği Kira Sözleşmesi Hükümlerinin Uygulanacağı )

6098/m. 346

6101/m. 2

2004/m. 67

ÖZET : Dava, kira alacağının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. 6098 S.K.'da Kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu düzenlenmiştir. Bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Kiracının Türk Ticaret Kanunun'da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354'ncü maddelerinin 1.7.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir.

Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinde kira bedellerinin zamanında ödenmemesi halinde dönem sonuna kadar olan kira bedellerinin ödeneceğine ilişkin muacceliyet koşuluna yer verilmiştir. Yeni yasal düzenleme karşısında bu koşulun davalı kiracının sıfatına göre geçersiz hale geldiğinin kabulü gerekir.

Davalı borçlu hakkında başlatılan icra takibinde ödenmeyen kiralar ile muacceliyet koşulu uyarınca kira dönemi sonuna kadar olan kira bedellerinin de tahsili istenildiğine göre değerlendirmenin takip tarihi itibariyle ödenmemiş muaccel kira alacağı üzerinden yapılması gerekir. Muacceliyet koşulu gereğince istenen aylar kirasının da değerlendirmeye tabi tutulması yeni yasal düzenleme karşısında doğru değildir.

DAVA : Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı itirazın iptali davasına dair kararın temyiz incelemesi duruşmalı olarak davalı tarafından süresi içinde istenilmekle gün tayin edilerek taraflara gönderilen davetiyelerin tebliğ edilmesi üzerine belli günde davalı vekili ile davacı vekili geldiler. Hazır bulunanların sözlü beyanları dinlendikten sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Dava, kira alacağının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1- )Dosya kapsamına toplanan delillere, delillerin mahkemece takdir edilerek karar verilmiş olmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.

2- )Davalının kira bedeline ilişkin temyiz itirazına gelince; Kiracı aleyhine düzenleme yasağı başlıklı 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 346.maddesinde; kiracıya kira bedeli ve yan giderler dışında başka bir ödeme yükümlülüğü getirilemeyeceği, özellikle kira bedelinin zamanında ödenmemesi halinde ceza koşulu ödeneceğine veya sonraki kira bedellerinin muaccel olacağına ilişkin anlaşmaların geçersiz olduğu, 6101 Sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun Geçmişe etkili olma başlıklı 2.maddesinde; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kurallarının gerçekleştikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve işlemlere uygulanacağı, aynı kanunun görülmekte olan davalara ilişkin uygulama başlıklı 7.maddesinde de; Türk Borçlar Kanununun kamu düzenine ve genel ahlaka ilişkin kuralları ile geçici ödemelere ilişkin 76'ncı, faize ilişkin 88'nci, temerrüt faizine ilişkin 120'nci ve aşırı ifa güçlüğüne ilişkin 138'nci maddesinin görülmekte olan davalara da uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Kiracıyı koruma amacıyla getirilen TBK.nun 346.maddesindeki bu yasal düzenlemenin kamu düzenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur. Bununla birlikte 6217 Sayılı Yasanın geçici 2.maddesinde değişiklik yapan 6353 Sayılı Yasanın 53.maddesine göre; kiracının Türk Ticaret Kanunun'da tacir olarak sayılan kişiler ile özel hukuk ve kamu hukuku tüzel kişileri olduğu işyeri kiralarında 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanununun 323, 325, 331, 340, 343, 344, 346 ve 354'ncü maddelerinin 1.7.2012 tarihinden itibaren 8 yıl süreyle uygulanamayacağı, bu halde kira sözleşmelerinde bu maddelerde belirtilmiş olan konulara ilişkin olarak sözleşme serbestisi gereği kira sözleşmesi hükümlerinin tatbik olunacağı da öngörülmektedir.

Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin 12. maddesinde kira bedellerinin zamanında ödenmemesi halinde dönem sonuna kadar olan kira bedellerinin ödeneceğine ilişkin muacceliyet koşuluna yer verildiği görülmekte olup, yeni yasal düzenleme karşısında bu koşulun davalı kiracının sıfatına göre geçersiz hale geldiğinin kabulü gerekir.

Davalı borçlu hakkında başlatılan icra takibinde ödenmeyen Mayıs Haziran 2010 aylar kirası ile muacceliyet koşulu uyarınca 2011 yılı Nisan ayına kadar olan aylar kirasının da tahsili istenildiğine göre değerlendirmenin takip tarihi itibariyle ödenmemiş muaccel kira alacağı üzerinden yapılması gerekirken, muacceliyet koşulu gereğince istenen aylar kirasının da değerlendirmeye tabi tutulması yeni yasal düzenleme karşısında doğru görülmemiştir.

Hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda 2.bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK.ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3.madde hükmü gözetilerek HUMK.nın 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına takdir olunan 1.100.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 30.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

04/06/2019
18/05/2019

Hukuk, zayıfın sigortasıdır.

06/04/2019

Türk Medeni Kanunu Madde 2:Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.

Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.

01/01/2019

Ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk 01 Ocak 2019 itibarıyla yürürlüğe girdi. Ticari dava ve işlerdeki uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabuluculuğa başvurmak zorunlu. Anlaşmamaya ilişkin son tutanak dava dilekçesi ekinde mahkemeye sunulmak zorunda.

Address

Bayraklı

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:00
Tuesday 09:00 - 17:00
Wednesday 09:00 - 17:00
Thursday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00
Saturday 09:00 - 15:00

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Malkoçoğlu Hukuk Bürosu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Malkoçoğlu Hukuk Bürosu:

Share