Şahin Hukuk Bürosu

Şahin Hukuk Bürosu Temel yaklaşım; müvekkillerin profilini doğru şekilde analiz ederek, ihtiyaçlarına en uygun çözümü sunmak ve en hızlı şekilde karşılık verebilmektir.

1993 yılında Canan Şahin ve Serkan Şahin tarafından kurulmuş olan Şahin Hukuk Bürosu’nda bugün, 20 yılı aşkın tecrübe ve her biri kendi alanında uzman dinamik kadrosuyla birlikte; Türkiye’de yerli ve yabancı yatırımcılardan oluşan saygın kurum/kuruluşlara ve bireylere avukatlık ve hukukî danışmanlık hizmetleri verilmektedir. Yargıya intikal eden uyuşmazlıkların takibinde titiz bir ekip çalışması i

le her türlü senaryoyu değerlendirerek hedefe ulaşmak amaçlanmaktadır. Aynı zamanda ulusal ve uluslararası düzeyde hukuksal ve sektörel gelişmeleri ve değişiklikleri yakından takip ederek, hem ekip hem de müvekkillerin gelişmesine katkıda bulunmak; ve olası riskleri önceden tespit edebilmek amacıyla danışmanlık hizmetlerine büyük önem verilmektedir. Tespit edilen ihtiyaçlar yahut talep doğrultusunda periyodik olarak düzenlenen eğitim, sunum, raporlama, proje, toplantı ve birebir görüşme şeklinde gerçekleştirdiği hizmetleri ile Şahin Hukuk Bürosu; müvekkilleri ile birebir temas halinde olma ve onlarla birer çözüm ortaklığı oluşturma politikasından asla ödün vermemiştir. Ticari İşletme ve Şirketler Hukuku, Bankacılık ve Finans Hukuku, İcra ve İflas Hukuku, İmar ve Gayrimenkul Hukuku, İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku, Medya ve Bilişim Hukuku, Deniz Ticareti Hukuku, Enerji Hukuku, Sözleşmeler Hukuku ve bunlarla sınırlı olmamak üzere geniş bir yelpazede avukatlık ve hukukî danışmanlık faaliyetlerini sürdürmeye devam etmektedir.

14/07/2017

Yıllık İzin Uygulaması İle İlgili Değişiklik yayınlandı

Yıllık İzin Uygulaması İle İlgili Değişiklik, Şahin Hukuk

05/07/2017

Haziran 2017 Hukuk Bülteni

Haziran 2017 Hukuk Bülteni, Şahin Hukuk

19/06/2017

Elektronik Tebligat Uygulaması Hakkında Makale Yayınlandı

Elektronik Tebligat Uygulaması Hakkında, Şahin Hukuk

05/06/2017

Nisan/ Mayıs 2017 Hukuk Bülteni

Nisan / Mayıs 2017 Hukuk Bülteni, Şahin Hukuk

19/04/2017

Stratejik Çevresel Değerlendirme Yönetmeliği Yayımlandı

Stratejik Çevresel Değerlendirme (“SÇD”) uygulamasının ulusal mevzuatlara yansıtılmasına yönelik yönelimlerin bilhassa son yirmi yıldır tüm dünya çapında güçlü bir şekilde dile getirildiği görülmektedir. Faaliyetlerin planlanması ve hayata geçirilmesi ile ilgili karar mekanizmasını oluşturan temel aşamaların politika, planlama, programlama ve projelendirme olduğu düşünüldüğünde, sadece bu sürecin son safhasını oluşturan projelendirme aşamasında gerçekleştirilen çevresel etki değerlendirmelerinin(“ÇED”) çevre sorunları ile etkin mücadelede yetersiz kaldığı bir gerçekliktir.

Bu sebeple Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, SÇD uygulamasına ilişkin gereklilikler doğrultusunda Stratejik Çevresel Değerlendirme Yönetmeliği(“Yönetmelik”), 8 Nisan 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmış ve Yönetmelik'in bir kısmı yayım ile birlikte yürürlüğe girmiştir.

Yönetmelikte Stratejik Çevresel Değerlendirme(SÇD); Yönetmeliğin kapsamında yer alan sektörler için kamu kurum veya kuruluşlarınca hazırlanacak onaya ya da kabule tabi plan/programların, planlama/programlama sürecinin başlangıcından itibaren, çevresel değerlerin plan/programa onayından/kabulünden önce entegre edilmesini sağlamak, plan/programın olası olumsuz çevresel etkilerini en aza indirmek, olumlu etkilerini de en üst düzeye çıkarmak ve karar vericilere yardımcı olmak üzere katılımcı bir yaklaşımla sürdürülen ve yazılı bir raporu da içeren çevresel değerlendirme çalışmalar olarak tanımlanmıştır.

Yönetmeliğin kapsamı; Yönetmeliğin Ek-I ve Ek-II listesinde yer alan; atık yönetimi, balıkçılık, enerji, kıyı yönetimi, mekânsal planlama, ormancılık, sanayi, su yönetimi, tarım, telekomünikasyon, turizm ve ulaştırma sektörlerine ilişkin hazırlanan plan ve programlar ile bunlarda yapılacak önemli değişiklik veya revizyonlar olarak belirlenmiştir. Yönetmelik kapsamındaki plan/programlar ile değişiklik veya revizyonların, belirlenen kriterleri karşılayıp karşılamadığına ve bu nedenle Stratejik Çevresel Değerlendirme’ye tabi olup olmadığına Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından karar verilecektir.

Yönetmeliğin yürürlük tarihinden önce onaylanmış veya yürürlüğe girmiş plan/programlara Yönetmelik hükümleri uygulanmayacaktır. Yönetmelik hükümleri;

• Kıyı yönetimi, mekânsal planlama, su yönetimi, tarım ve turizm sektöründe hazırlanan SÇD’ye tabi plan/programlar için yayımı tarihinden itibaren,
• Balıkçılık, ormancılık sektöründe hazırlanan SÇD’ye tabi plan/programlar için 1/1/2020 tarihinden itibaren,
• Atık yönetimi, enerji, sanayi, telekomünikasyon ve ulaştırma sektöründe hazırlanan SÇD’ye tabi plan/programlar için 1/1/2023 tarihinden itibaren,
• Kıyı yönetimi, mekânsal planlama, su yönetimi, tarım ve turizm sektöründe hazırlanan SÇD’ye tabi plan/programlarda yapılacak revizyonlar için ilgili sektörün uygulanmaya başladığı tarihten; yapılacak değişiklikler için ise 1/1/2023 tarihinden itibaren uygulama başlayacaktır.
Yönetmelik kapsamında yapılan iş ve işlemler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinde yer alan hüküm ve yükümlülükleri ortadan kaldırmayacaktır. Ancak SÇD Raporu hazırlanarak onaylanmış bir plan/programın kapsamına giren ve Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğine tabi projelere dair uygulanacak ÇED sürecinde SÇD Raporundaki hususlar dikkate alınacaktır.

SÇD’nin ÇED ile benzer bir prosedüre sahip olmakla birlikte bazı önemli farklılıkları da içerdiğinin ifade edilmesi gerekmektedir: Burada belirtilmesi gereken ilk nokta, SÇD’nin kapsamının ölçek olarak ÇED'e göre daha kapsamlı olduğudur. ÇED uygulaması sürecin son aşamasında değerlendirme yapılmasına olanak sağlamakta ve bu da çevre sorunlarına karşı etkin mücadelede yetersiz kalmaktadır. Geniş kapsamlı bir çevresel değerlendirme çalışmasına olanak verebilen SÇD ise plan/programlamanın ilk aşamasından başlayarak uygulanabilen ve kontrol edilebilen bir süreçtir. Bunun yanında Stratejik Çevresel Değerlendirme sürecinde ele alınabilen alternatifler ÇED'e göre daha çoktur. SÇD sürecine dâhil edilen etkilerin sayısının ve etki alanın ÇED ile kıyaslandığında daha geniş bir yayılım gösterdiği de belirtilmesi gereken diğer bir husustur. Ayrıca ÇED proje bazında yürütülen bir süreç olduğundan ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu veya Proje Tanıtım Dosyasını hazırlatma yükümlülüğü projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişilere aitken; SÇD raporunu hazırlama/hazırlatma yükümlülüğü SÇD’ye tabi bir plan/programın hazırlanmasından ve onayından/kabulünden sorumlu kamu kurum/kuruluşuna aittir.

Son olarak, stratejik çevresel değerlendirme sürecinde politika, plan ve programlar için gerek görülen ayrıntı düzeyinin proje bazında yürütülen ÇED'den daha düşük olduğunu ifade ettiği ve tüm bu farklıklara rağmen, SÇD ile ÇED'in birbirini tamamlayan kavramlar olduğu önemle belirtilmelidir.

Sonuç olarak; maksimum düzeyde çevre korumasını sağlamak amacıyla politika, planlama, programlama ve projelendirme aşamalarının başlangıcından itibaren uygulanabilecek stratejik çevresel değerlendirme ile uzun vade ve gelecek kuşaklar da dikkate alınarak sosyal ve ekonomik faktörlerle birlikte daha geniş çapta bir analizin yapılabilmesi hedeflendiği bu Yönetmelik ile birlikte görülmektedir.

19/04/2017

İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik Yayımlandı

İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik (“Yönetmelik”) 11.04.2017 tarihli ve 30035 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Söz konusu Yönetmelikte, internet toplu kullanım sağlayıcılarının ve ticari amaçla internet toplu kullanım sağlayıcılarının yükümlülükleri ve sorumlulukları ile denetimlerine ilişkin esas ve usulleri düzenlenmiştir. Yönetmelik 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanuna dayanılarak hazırlanmıştır.

11.04.2017 tarihli ve 30035 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan ve aynı gün yürürlüğe giren Yönetmelikte sırasıyla Tanımlara, Yükümlülükler ve Sorumluluklara, Denetleme ve Cezalara ve Çeşitli ve Son Hükümlere yer verilmiştir.

Yönetmelik’te yer alan önemli tanımlar şu şekildedir:

İnternet toplu kullanım sağlayıcı; kişilere belli bir yerde ve belli bir süre internet ortamı kullanım olanağı sağlayan gerçek ve tüzel kişileri ifade etmektedir. Bu bağlamda, kişilere bu olanağı sağlayan tüm gerçek ve tüzel kişiler aşağıda yer alan İnternet toplu kullanım sağlayıcılarının yükümlülük ve sorumluluklarını yerine getirmelidir.

Ticari amaçla internet toplu kullanım sağlayıcı ise, internet salonu ve benzeri umuma açık yerlerde belirli bir ücret karşılığı internet toplu kullanım sağlayıcılığı hizmeti veren veya bununla beraber bilgisayarlarda bilgi ve beceri artırıcı veya zeka geliştirici nitelikteki oyunların oynatılmasına imkân sağlayan gerçek ve tüzel kişileri ifade etmektedir.

Yükümlülükler ve Sorumluluklar

İnternet toplu kullanım sağlayıcılarının yükümlülükleri;

a) Konusu suç oluşturan içeriklere erişimi önleyici tedbirleri almak amacıyla içerik filtreleme sistemini kullanmak;
b) Erişim kayıtlarını elektronik ortamda kendi sistemlerine kaydetmek ve iki yıl süre ile saklamak;
c) Kamuya açık alanlarda internet erişimi sağlayan toplu kullanım sağlayıcılar, kısa mesaj servisi (sms) ve benzeri yöntemlerle kullanıcıları tanımlayacak sistemleri kurmak; zorundadır.
güvenli internet hizmeti sunmak zorundadır.
Bunun yanında; İnternet toplu kullanım sağlayıcılar, konusu suç oluşturan içeriklere erişimi önleyici tedbirleri almak amacıyla içerik filtreleme sisteminin yanı sıra, ilave tedbir olarak güvenli internet hizmeti de alabilirler.

Ticarî amaçla internet toplu kullanım sağlayıcılarının yükümlülükleri Yönetmelik’te daha ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Bu yükümlülükler kapsamında; izin belgesi almak, ailenin ve çocukların korunması ile konusu suç oluşturan içeriklere erişimi önleyici tedbirleri almak, kullanılan içerik filtreleme sistemini aktif ve güncel halde bulundurarak gibi Ticarî amaçla internet toplu kullanım sağlayıcılarının yükümlülükleri getirilmiştir.

Bunun yanında ticari amaçla internet toplu kullanım sağlayıcılarının işyeri açılması hususunda şartlar da Yönetmelik’te düzenlenmiştir.

Denetleme ve Cezalar

Yönetmeliğin üçüncü bölümünde Ticari amaçla internet toplu kullanım sağlayıcıların denetleme ve cezalara ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Denetleme komisyonu tarafından gerçekleşen denetleme ile yükümlülüklere aykırı hareket eden ticari amaçla internet toplu kullanım sağlayıcılara uyarma, kapatma ve idarî para cezası verebileceğini düzenlenmiştir.

Sonuç olarak; 11.04.2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan İnternet Toplu Kullanım Sağlayıcıları Hakkında Yönetmelik ile internet toplu kullanım sağlayıcıları ve ticari amaçla internet toplu kullanım sağlayıcılarının yükümlülükleri, sorumlulukları ve denetimlerine ilişkin esas ve usulleri düzenlenerek bu konuda mevzuat eksikliği giderilmiştir.

19/04/2017

İhracatçılara Hususi Damgalı Pasaport Verilmesine İlişkin Esaslar Hakkında Karar

Ülkemizdeki ekonomi konusunda önemli konulardan biri de ihracattır. Bu konuda ihracatçıların katıldıkları platformlarda memurların yararlandığı yeşil pasaport imkanından devlete hizmet eden ihracatçıların da yararlanması gerektiği belirtilmiş ve bu hususta çalışmalar başlatılmıştır.

İhracatçıyı desteklemek için alınan Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazete yayımlanması ile “İhracatçılara Hususi Damgalı Pasaport Verilmesine İlişkin Esaslar Hakkında Karar” yürürlüğe girmiştir. Kararın içeriği incelendiğinde:

İhracat tutarına göre yeşil pasaport sayısı:

Son 3 takvim yılı itibarıyla yıllık ortalama ihracatı
- 1-10 milyon ABD doları arasında (10 milyon dolar dahil) olan firmaların bir,
- 10 milyon dolar üzeriyle 25 milyon dolar arasında olan firmaların iki,
- 25 milyon dolar üzeriyle 50 milyon dolar arasında olan firmaların üç,
- 50 milyon dolar üzeriyle 100 milyon dolar arasındaki firmaların dört,
- 100 milyon dolar üzerinde olanların ise beş yetkilisine hususi damgalı pasaport verilebilecektir.

Hususi damgalı pasaport verilecek kişiler

Belirtilen tutarda ihracat yapan firmaların yetkililerine,
- Türk Ceza Kanununun ilgili maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına veya affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar,
- Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar,
- Zimmet, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkum olmaması kaydıyla, iki yıl süreyle hususi damgalı pasaport verilebilecektir.
Karar uyarınca İhracatçı firmaların sahipleri, ortakları ve çalışanlarına hususi damgalı pasaport verilebilecek ancak bu yeşil pasaport imkanından söz konusu ihracatçıların eşleri ve çocukları yararlanamayacaklardır.
Kararda belirtilen tutarlarda mal ihracatı yapan firmalar resmi dış ticaret istatistikleri esas alınarak Ekonomi Bakanlığınca belirlenecek ve her yılın 15 Şubat tarihine kadar Bakanlığın bölge müdürlükleri ile ihracatçı birlikleri genel sekreterliklerine bildirilecektir.

Pasaportun iadesi

Talep formunda eksik, yanlış ve/veya yanıltıcı beyana yer verilmesi halinde doğabilecek hukuki sorumluluk, talep formunu imzalayan müracaat sahibi firma yetkilisi, firmayı temsile yetkili kişiler ve ihracatçı birliği yönetim kurulu başkanı veya onun yetkilendireceği başkan yardımcısına ait olacaktır.
Hususi damgalı pasaport alan firma yetkilileri, hususi damgalı pasaport alabilme şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması ya da pasaportun geçerlilik süresi içinde bu şartlardan herhangi birini kaybettiği tarihi izleyen 15 gün içinde hususi damgalı pasaportlarını iade etmekle yükümlü olacaktır.

Sonuç olarak; Yeşil pasaport; pasaportu almaya hak kazanan firma temsilcilerine, başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere dünyadaki birçok noktaya rahatlıkla ve zaman kaybı olmaksızın ulaşım imkânı sağlayacaktır. Bu sayede ihracatta güçlü olunan ülkelerde ihracatın derinleşmesi, görece olarak daha az ihracat yapılan ülkelere ve yeni pazarlara açılmada engellerin kaldırılması amaçlanmıştır.

19/04/2017

Ön Ödemeli Konut Satışları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nca düzenlenen “Ön Ödemeli Konut Satışları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” 11 Mart 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

23 Ocak 2017 tarihli 29957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 684 sayılı KHK'nın 8. Maddesi ile Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un(“Kanun”) ön ödemeli konut satışına ilişkin 45.maddesi değiştirilmiş, KHK’nın söz konusu 8.maddesi yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmişti. Söz konusu Kanun değişikliği ile yapılan düzenlemeler olması gerektiği gibi Ön Ödemeli Konut Satışları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik(“Yönetmelik”) ile Ön Ödemeli Konut Satışları Hakkında Yönetmelik’e daha ayrıntılı bir şekilde aktarılmıştır.

Daha önceki bilgi notumuzda yayımladığımız üzere Kanun değişikliği ile birlikte; ön ödemeli konut satışlarında, tüketicinin herhangi bir gerekçe göstermeden devir veya teslim tarihine kadar var olan sözleşmeden dönme hakkı; sözleşme tarihinden itibaren yirmi dört aya kadar olan süreyle kısıtlanmıştır. Kanun ile birlikte;

Tüketici, ön ödemeli konut satışında sözleşme tarihinden itibaren 24 aya kadar herhangi bir gerekçe göstermeden sözleşmeden dönebilecektir. Bu süre daha önce "devir veya teslim tarihine kadar" şeklinde düzenlenmişti. Düzenleme ile ön ödemeli konut satışı ile ev sahibi olanların sözleşmenin bitimine son 1 yıl kala sözleşmeden dönme hakkı kaldırılmıştır. Bununla birlikte sözleşmenin ilk 24 ayına kadar olan dönem içerisinde tüketicinin sözleşmeden dönmesi halinde ödeyeceği tazminat oranları da dönem bazında değiştirilmiştir. Sözleşmeden dönülmesi halinde satıcı konutun satışı veya satış vaadi sözleşmesi nedeniyle oluşan vergi, harç ve benzeri yasal yükümlülüklerden doğan masraflar ile ilk 3 ay için sözleşme bedelinin yüzde 2'sine, 3-6 ay arası için yüzde 4'üne, 6-12 ay arası için yüzde 6'sına ve 12-24 ay arası için yüzde 8'ine kadar tazminat ödenmesini isteyebilecektir. Önceki uygulamada satıcının talep edebileceği tazminat oranı yüzde 2 ile sınırlıydı.

Bir diğer değişiklik ise, tüketiciye iade edilmesi gereken tutar ve tüketiciyi borç altına sokan her türlü belgenin dönme bildiriminin satıcıya ulaştığı tarihten itibaren tüketiciye geri verilmesine ilişkin sürede yapılmıştır. Önceki düzenlemede satıcı tarafından tutar ve belgelerin geri verilmesinin en geç doksan gün içinde yapılacağı öngörülmüşken, yeni düzenleme uyarınca bu süre en geç yüz seksen gün olarak değiştirilmiştir.

Yukarıda açıkladığımız düzenlemeler 11 Mart 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ön Ödemeli Konut Satışları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik' e de aktarılmıştır. Bu düzenlemelere ek olarak;

Bazı hallerde tüketici sözleşmeden dönme hakkını devir veya teslime kadar vergi, harç, masraf, tazminat ve benzeri adlar altında herhangi bir bedel ödemeksizin kullanabilecektir. Bu haller;

*Tüketicinin kazanç elde etmekten sürekli olarak yoksun kalması sebebiyle ön ödemeleri yapamayacak duruma düşmesi,
*Tüketicinin kazanç elde etmekten sürekli olarak yoksun kalması sebebiyle sözleşmenin yerine olağan koşullarla yapılacak bir taksitle satış sözleşmesinin konulmasına ilişkin önerisinin satıcı tarafından kabul edilmemesi,
*Tüketicinin ölmesi,
*Satıcının yükümlülüklerini hiç ya da gereği gibi yerine getirmemesi halleridir.
*Ayrıca, bir konutun birden fazla tüketiciye satılması halinde tüketici, sözleşmeden dönme hakkını devir veya teslime kadar vergi, harç, masraf, tazminat ve benzeri adlar altında herhangi bir bedel ödemeksizin kullanabilecektir.

Son olarak; yeni düzenleme ile proje değişikliğinin yasal zorunluluklardan veya mücbir sebep hallerinden kaynaklanması durumunda satıcı; ön ödemeli konut satışı nedeniyle oluşan vergi, harç ve benzeri yasal yükümlülüklerden doğan masraflar ile sözleşme bedelinin yüzde ikisine kadar tazminatın ödenmesini isteyebilecektir.

Sonuç olarak; son dönemde devlet tarafından tüketicilere sağlanan imkanların yanında, satıcıların da haklarının korunması ve mağdur edilmemesi gerektiği bir gerçekliktir. Bu doğrultuda, Ön Ödemeli Konut Satışları Hakkında Yönetmelik ile yapılan değişikliklerle satıcı – tüketici hakları dengesi gözetilmeye çalışılmıştır.

07/04/2017

Mart 2017 Hukuk Bülteni

Şubat 2017 Hukuk BülteniŞubat 2017 Hukuk Bülteni Konu Başlıkları : 1-Ön Ödemeli Konut Satışlarında Sözleşmeden Dönme Hak...
08/03/2017

Şubat 2017 Hukuk Bülteni
Şubat 2017 Hukuk Bülteni Konu Başlıkları :

1-Ön Ödemeli Konut Satışlarında Sözleşmeden Dönme Hakkında Değişiklik
2-Araştırma, Geliştirme Ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesine İlişkin Uygulama Ve Denetim Yönetmeliğinde Değişiklik
3-İşe Alımlardaki Devlet Desteği Hakkında
4-Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik Hakkında
5-Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına Dair Karar Hakkında

Ön Ödemeli Konut Satışlarında Sözleşmeden Dönme Hakkında Değişiklik
684 sayılı KHK ile Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un ön ödemeli konut satışına
ilişkin 45.maddesi değiştirilmiştir. KHK’nın söz konusu 8.maddesi yayımlandığı tarihte
yürürlüğe girmiştir.
KHK ile yapılan değişik ile birlikte; ön ödemeli konut satışlarında, tüketicinin herhangi bir
gerekçe göstermeden devir veya teslim tarihine kadar var olan sözleşmeden dönme hakkı;
sözleşme tarihinden itibaren yirmi dört aya kadar olan süreyle kısıtlanmıştır. Böylece artık
tüketiciler herhangi bir gerekçe göstermeden, ancak sözleşme tarihinden itibaren yirmi dört
aya kadar olan süreyle sözleşmeden dönebileceklerdir.
KHK ile yapılan ikinci değişiklik sözleşmeden dönme halinde ödenmesi gereken tazminatlara
ilişkindir. Yeni düzenleme uyarınca sözleşmeden dönülmesi durumunda satıcı; konutun satışı
veya satış vaadi sözleşmesi nedeniyle oluşan vergi, harç ve benzeri yasal yükümlülüklerden
doğan masraflar ile sözleşme tarihinden itibaren ilk üç ay için sözleşme bedelinin yüzde
ikisine, üç ila altı ay arası için yüzde dördüne, altı ila oniki ay arası için yüzde altısına ve on
iki ila yirmi dört ay arası için de yüzde sekizine kadar tazminatın ödenmesini isteyebilecektir.
Konuya ilişkin olarak KHK ile yapılan son değişiklik sözleşmeden dönülmesi durumunda,
tüketiciye iade edilmesi gereken tutar ve tüketiciyi borç altına sokan her türlü belgenin dönme
bildiriminin satıcıya ulaştığı tarihten itibaren tüketiciye geri verilmesine ilişkin sürede
yapılmıştır. Önceki düzenlemede satıcı tarafından tutar ve belgelerin geri verilmesinin en geç
doksan gün içinde yapılacağı öngörülmüşken, yeni düzenleme uyarınca bu süre en geç yüz
seksen gün olarak değiştirilmiştir.
Sonuç olarak; son dönemde devlet tarafından tüketicilere sağlanan imkanların yanında,
ekonomik veriler göz önüne alındığında satıcıların haklarının korunması gerekliliği de bir
gerçekliktir. Bu doğrultuda, tüketicinin korunması hakkında mevzuatta yapılan
değişikliklerle satıcı – tüketici hakları dengesi gözetilmeye çalışılmıştır.

Araştırma, Geliştirme Ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesine İlişkin
Uygulama Ve Denetim Yönetmeliğinde(“Yönetmelik”) Değişiklik
09 Ağustos 2016 tarihinde Araştırma, Geliştirme Ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi
Hakkında Kanun’a(“Kanun”) 3.maddeden sonra gelmek üzere 3/A maddesi eklenmiştir.
Diğer Teşvik Unsurları başlıklı bu madde uyarınca özetle;
Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, işletmeleri bünyesinde gerçekleştirdikleri
münhasıran yeni teknoloji ve bilgi arayışına yönelik araştırma ve geliştirme harcamaları
tutarının %100’ü, bu kapsamdaki projelerin Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından
Ar-Ge ve yenilik projesi olarak değerlendirilmesi şartıyla, kazancın tespitinde indirim konusu
yapılacaktır. Ayrıca bu harcamalar, Vergi Usul Kanuna göre aktifleştirilmek suretiyle
amortisman yoluyla itfa edilecek, bir iktisadi kıymet oluşmaması hâlinde ise doğrudan gider
yazılacaktır. Araştırma ve geliştirme faaliyetleri ile doğrudan ilişkili olmayan giderlerden ArGe
indirimi hesaplanmayacaktır.
Kanun doğrultusunda, yetkili Bakanlıklar olan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Maliye
Bakanlığı 14 Şubat 2017 tarihli Resmi Gazete’de Araştırma, Geliştirme Ve Tasarım
Faaliyetlerinin Desteklenmesine İlişkin Uygulama Ve Denetim
Yönetmeliğinde(“Yönetmelik”) Değişiklik yayımlamıştır. Bu değişiklikler özellikle Ar-ge,
yenilik ve tasarım faaliyetlerinde bulunan sermaye ve şahıs şirketlerini yakından
ilgilendirmektedir. Yönetmelik’te Ar-ge faaliyetlerini destekleyen önemli değişiklikler
bulunmaktadır.
Yukarıda bahsedilen Kanun’a eklenen 3/A maddesinin uygulaması da Yönetmeliğe eklenen
9/A maddesiyle açıklığa kavuşmuştur. Yönetmelikte en dikkat çekici değişikliklerden biri de
dışarıdan sağlanan fayda ve hizmetler başlığı altında, hukuki veya bilimsel danışmanlık
hizmetleri için yapılan ödemelerin de Ar-Ge ve yenilik veya tasarım faaliyetleriyle ilgili olması
halinde Yönetmelik kapsamında değerlendirilebilecek olmasıdır.Sonuç olarak; Araştırma, Geliştirme Ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesine İlişkin
Uygulama Ve Denetim Yönetmeliği'nde yapılan değişikliklerle; Ar-Ge, yenilik ve tasarım
faaliyetlerine verilen desteğin kapsamı genişletilmiş ve böylece bu alanlarda daha fazla
yatırımın yapılmasının önünün açılması ve desteklenmesi amaçlanmıştır.

İşe Alımlardaki Devlet Desteği Hakkında
9 Şubat 2017 tarihli 29974 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 687 sayılı KHK ile İşsizlik
Sigortası Kanunu’na iki geçici hüküm eklenmiştir. KHK’nın söz konusu 3.maddesi
yayımlandığı tarihte yürürlüğe girmiştir. Böylece işverenlere 1/2/2017 tarihinden itibaren
yapacakları işe alımlarında önemli derecede maddi kolaylıklar sağlanmıştır.
Geçici 17.madde incelendiğinde,
İşverenler Şubat 2017’den itibaren işe alarak çalıştırdıkları sigortalıları için 2017 yılında daha
fazla sigorta prim desteği alabileceklerdir. 2016 yılında destek tutarı her sigortalı için günlük
3,33 TL aylık ise 100,00 TL iken değişiklik ile, destek tutarı sigortalının aylık prim ödeme gün
sayısının 22,22 TL ile çarpılması sonucunda bulunacak tutar olarak değiştirilmiştir. Bu halde,
30 gün üzerinden işçi başına aylık 666.66 lira destek verilecektir. Bu destek, işçi için ödenmesi
gereken sigorta primi ve işsizlik sigortası fonu primine mahsup edilecek, kalan tutar ise nakit
olarak ödenecektir.
Geçici 18. Madde incelendiğinde,
Bu maddenin kapsamının belirlenmesinde kullanılan kriterlerle, 17.madde kapsamının
belirlenmesinde kullanılan kriterlerin benzeştiği görülmektedir. Söz konusu maddenin
getirdiği imkanları somutlaştırmak gerekirse; asgari ücretli bekâr bir işçi için 93.32 lira gelir
vergisi, 13.49 lira da damga vergisi olmak üzere 106.81 lira vergi ödenmektedir. İşverenler, bu
sene işe alacakları yeni işçi için yıl sonuna kadar bu rakamı ödemeyecektir.
Sonuç olarak; Yeni getirilen düzenleme ile birlikte yıl sonuna kadar işe alınacak her yeni işçi
için aylık 666 lira prim, 106 lira da vergi desteği verilmesi öngörülmektedir. Bu düzenleme ile
yüzde 11.8 oranında oranına ulaşan işsizliğin düşmesine katkı sağlanmak amaçlanmıştır.

Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik
Hakkında
Elektrik Piyasası Yönetmeliği 02.11.2013 tarihli ve 28809 sayılı Resmi Gazete’de
yayımlanmıştır. Yönetmelik’in amacı; elektrik piyasasındaki önlisans ve lisanslandırma
uygulamalarına ilişkin usul ve esaslar ile önlisans ve lisans sahiplerinin hak ve
yükümlülüklerinin belirlenmesidir. Yönetmelik; elektrik piyasasında faaliyette
bulunulabilmesi için alınması zorunlu olan önlisans ve lisanslar ile bu lisanslara ilişkin temel
hükümleri, lisanslandırma işlemlerini, önlisans ile lisans sahibi tüzel kişilerin hak ve
yükümlülüklerini kapsamaktadır.
“Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”
(“Değişiklik Yönetmeliği”) 24 Şubat 2017 tarih ve 29989 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak
yürürlüğe girmiştir. Değişiklik Yönetmeliği’nin yürürlüğe girmesi ile birlikte 2 Kasım 2013
tarih ve 28809 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış olan “Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği”
nde (“Yönetmelik”) önemli değişikliklere gidilmiş ve Yönetmelik’e eklemeler yapılmıştır.
İşbu Yönetmelik ile 9 Ekim 2016 tarihli 29852 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe
girmiş olan “Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları Yönetmeliği” aynı doğrultuda olup bir
bütün oluşturmaktadır. Değişikliğe ilişkin Yönetmelikle, Yenilenebilir Enerji Kaynak
Alanları’nda gerçekleştirilecek yatırımlara yönelik değişiklikler getirilmiştir.

Beşeri Tıbbi Ürünlerin Fiyatlandırılmasına Dair Karar Hakkında
Bilindiği üzere, Sağlık Bakanlığı, 14/5/1928 tarihli ve 1262 sayılı İspençiyari ve Tıbbi
Müstahzarlar Kanunu, 7/5/1987 tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu ve
11/10/2011 tarihli ve 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri
Hakkında Kanun Hükmünde Kararname gereğince beşeri tıbbi ürünlerin tüketiciye uygun
şartlarda ulaşmasını temin etmek için gerekli tedbirleri alarak azami fiyatları belirlemektedir.
Ruhsat ya da başvuru sahiplerinin bu Karara uygun olarak talep ettikleri fiyatlar, Sağlık
Bakanlığı tarafından onaylanarak geçerlilik tarihiyle birlikte ilân edilmektedir.Konuya ilişkin 24 Şubat 2017 tarih ve 29989 sayılı Resmi Gazete'de Beşeri Tıbbi Ürünlerin
Fiyatlandırılmasına Dair Karar metni yayımlanmıştır. Böylece 15/6/2015 tarihli ve 2015/7752
sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Beşeri Tıbbi Ürünlerin
Fiyatlandırılmasına Dair Karar yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıntılı bilgi için lütfen Ofisimiz ile irtibata geçiniz.

http://www.sahin.law/yayinlarimiz/subat-2017-hukuk-bulteni

Şubat 2017 Hukuk Bülteni, Şahin Hukuk

Address

Adalet Mahallesi Manas Bulvarı No:47 Kat:18 Folkart Towers A Kule
Bayraklı
35220

Opening Hours

Monday 08:00 - 18:00
Tuesday 08:00 - 18:00
Wednesday 08:00 - 18:00
Thursday 08:00 - 18:00
Friday 08:00 - 18:00
Saturday 09:00 - 12:00

Telephone

0 (232) 400 55 55

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Şahin Hukuk Bürosu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Şahin Hukuk Bürosu:

Share