Aksarı Avukatlık Bürosu

Aksarı Avukatlık Bürosu Avukatlık Bürosu - Antalya

Uyap Avukat Portalı ve bağlı programların kullanımı hakkında yazımımız.
24/06/2016

Uyap Avukat Portalı ve bağlı programların kullanımı hakkında yazımımız.

Uyap Avukat Portalı

13/05/2016

Aksarı Avukatlık Bürosu Stajer Arıyor

Her yıl iki adet avukat ve hukuk sekreteri stajyerine profesyonel eğitim ve öğretim vermekteyiz. Öğrenme ve değişime tutkuluysanız, yeni şeyler öğrenirken eğlenmekte istiyorsanız sizi büromuzda staj yapmaya davet ediyoruz. Tek yapmanız gereken sözlü sınavını geçmek... Eğitim programı özetle aşağıdaki gibidir.
Gizlilik, dosya düzeni, evrak düzeni, resmi yazışmalar, dilekçeler ve benzeri evrakların hazırlanması, idare ve yargı organlarının yapısı, işleyişi ve bu alanlarda iş takibi, adliye ve diğer devlet kurumlarında iş takibi, raporlar, listeler hazırlama, kayıt ve günlükler tutma, hukuk kavramları ve diğer kelimeler, deyişler, atasözleri, yazım ve noktalama bilgisi, büro eşyalarının kullanılması, korunması ve bakımı, temizliği bağlı tüketim malzemelerinin takibi.
Planlı çalışma, zaman yönetimi, zamanın etkili kullanımı, işleri önceliklendirme, iş akış şemalarıyla çalışma, iş görüşmeleri yapma, iş yeri temel kuralları, iş güvenliği ve iş hukuku eğitimi, çalışma alanındaki sataşmalardan ve çatışmalardan kaçınma, yardım çağırma, hak arama.
On parmak F klavye kullanımı, Uyap avukat portalı, hukuk programlarının kullanılması, mobil ve masa üstü işletim sistemleri, mobil uygulamalar, web uygulamaları ve Google uygulamaları, resim, metin işleme programları ve hesap tablolarıyla çalışma, bilgi güvenliğini koruma, donanım kurma ve kaldırma, basit tamiratlar yapma, teknik sorunları tespit etme.
Araştırma, geliştirme, problem çözme (Resmin bütününü görebilme ve problemi aşamalara bölme) ve yaratıcı düşünce teknikleri, değerli olma, kendine güveni arttırma teknikleri, mutluluğu kovalama teknikleri, sadelik-nesnellik ve yaygın hayat felsefeleri bilgisi, karar alma teknikleri , sorumluluk üstlenme, konuşma - diksiyon.
Baskıyla başa çıkma, kalabalık içinde çalışma ve işe odaklanma, duyguların yönetilmesi, temel insan ilişkileri, empati kurabilme ve ikna kabiliyetinin arttırılması, beden dilinin önemi.
Ceza, medeni, borçlar, tüketici, bilişim ve iş hukuku temel bilgisi, yabancı dil. (İngilizce: ileri düzeye kadar)
Yukarıda yazılı konular hem hukuk sekreteri hem de avukat stajyerlerine verilirken; adli hesaplamalar, temel hak düşürücü ve zaman aşımı süreleri, dava stratejisi oluşturma, satranç, büro maliyesi, personel çalıştırma, avukatın hak ve yükümlülükleri, meslek kuralları, dilekçe yazımı, hukuki araştırma teknikleri, kanun okuma, müvekkiller ile ilişkiler, avukatlarla çalışma, sözleşme hazırlama, toplantı ve görüşme yapma, yalnızca stajyer avukatlara verilir.
Kural olarak stajyerlere ücret ödenmez ancak işi yeterince öğrenip eğitici personelin üzerindeki iş yükünü azaltamaya başladığında askeri ücretin üçte birine kadar ücret ödenebilir. Çalışma saatleri hafta içi 09:00 - 18:00 cumartesi 10:00 - 14:00 arasındadır.

26/11/2015

T.C.
YARGITAY
20. Ceza Dairesi
Esas No : 2015/2319
Karar No : 2015/2733
Tebliğname No : 10 - 2009/57493
TÜRK MİLLETİ ADINA VERİLEN
YARGITAY KARARI
İNCELENEN KARARLA
İLGİLİ BİLGİLER
Mahkeme : ANTALYA 3. Ağır Ceza Mahkemesi
Karar Tarihi- Numarası : 16/10/2008 - 2008/74 esas ve 2008/319 karar
Sanık :
Suç : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
Suç Tarihi : 22/08/2006
Hüküm : Mahkûmiyet
Temyiz Eden : Sanık
Tebliğnamedeki Düşünce : Bozma

Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan dolayı başka dava olup olmadığı, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediği belirlendikten sonra;
a) Sanık hakkında aynı suçtan açılmış başka dava yoksa veya sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse, bu suç nedeniyle tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmamış olan sanık hakkında, hükümden sonra 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi ve aynı Kanun'un 85. maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası uyarınca, 191. madde hükümleri çerçevesinde "hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına",
b) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise, 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlâl nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca “davanın düşmesine” Karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan, diğer yönleri incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, 30/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

02/09/2015

suç: KAÇAKÇILIĞA KONU EŞYAYI BU ÖZELLİĞİNİ BİLEREK TİCARİ AMAÇLA SATIŞA ARZETMEK 5607S.kanun 3/5f
özet: 1- geçmişteki suç, çek suçu olup suç olmaktan çıkarılması nedeniyle CMK 231 ve TCK 51. maddelerin uygulanması düşünülmelidir.
2- Sanığın keşiften haberdar edilmemesi doğru değildir
3- dava konusu malların Cif değeri bilirkişi tarafından tespit ettirildikten sonra davaya konu edilen tüm eşyanın, bilirkişi tarafından belirlenen Cif değeri esas alınarak gümrük idaresince hesaplanacak "eşyanın ithalinde öngörülen gümrük vergileri ve diğer eş etkili vergiler ile mali yükler toplam tutarı” olan miktarının sanığa kamu zararı olduğunun bildirilmesi ve sonucuna göre, gerektiğinde Ceza Muhakemesi Kanunun 231/9 fıkrası da gözetilerek bir karar verilmesi gerekir
T.C.
YARGITAY
7. Ceza Dairesi
Y A R G I T A Y İ L A M I
Esas No : 2014/4788
Karar No : 2015/16329
Tebliğname No : 7 - 2012/52788
İNCELENEN KARARIN;
MAHKEMESİ : Antalya 1. Asliye Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 25/11/2011
NUMARASI : 2011/556 (E) ve 2011/1042 (K)
SANIK :
SUÇ : 5607 Sayılı Kanun'a Muhalefet
HÜKÜM : Hükümlülük ve müsadere
TEMYİZ EDEN : Sanık
TEBLİĞNAMEDEKİ DÜŞÜNCE : Bozma
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
1) Keşif esnasında hazır bulunma hakkı olan sanığın keşif gününden haberdar edilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK.nun 84/4. maddesine muhalefet edilmesi,
2) Sanığın adli sicil kaydına göre, 3167 sayılı Yasaya Muhalefet suçundan verilmiş mahkumiyetlerin, 20.12.2009 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5941 sayılı Çek Kanunu ile 3167 sayılı Yasa yürürlükten kaldırılarak yeni düzenlemeler getirilmesiyle suç olmaktan çıkartıldığı, sabıka kaydında yer alan CMK.nun 231/6. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılan hükmün de sanık hakkında sonuç doğurmayan askıda bir karar olması nedeniyle, bu kararların hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının yeniden değerlendirilmesine engel teşkil etmediği anlaşılmakla, dava konusu saatlerin Cif değeri bilirkişi tarafından tespit ettirildikten sonra davaya konu edilen tüm eşyanın, bilirkişi tarafından belirlenen Cif değeri esas alınarak gümrük idaresince hesaplanacak "eşyanın ithalinde öngörülen gümrük vergileri ve diğer eş etkili vergiler ile mali yükler toplam tutarı” olan miktarının sanığa kamu zararı olduğunun bildirilmesi ve sonucuna göre, gerektiğinde Ceza Muhakemesi Kanunun 231/9 fıkrası da gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken daha önce sabıkası bulunduğundan bahisle ve başka bir gerekçe gösterilmeden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
3) 5237 sayılı TCK'nın 51. maddesi gereğince tayin edilen hapis cezasının ertelenmemesi için sanığın kasıtlı bir suçtan 3 aydan fazla hapis cezasından mahkum olması gerektiği, sanığın adli sicil kaydında gözüken 3167 sayılı Yasaya Muhalefet suçundan verilmiş kararın suç olmaktan çıkarılması nedeniyle hapis cezasının ertelenmesine engel oluşturmadığı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının da kesinleşmiş mahkumiyet hükmü niteliğinde olmadığı ve sanığın ertelemeye engel başkaca i adli sicil kaydının bulunmadığı cihetle "sanığın daha önce sabıkası bulunduğundan” şeklinde müessesenin kendine özgü diğer şartları tartışılıp irdelenmeden yasal olmayan ve yetersiz gerekçe ile sanık hakkında koşulları farklı olan 5237 sayılı TCK.nun 50 ve 51. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
4) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddesi uyarınca hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak belli hakları kullanmaktan yoksun bırakmaya karar verilirken, anılan yasa maddesinin 3. fıkrasının “Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki, velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz” amir hükmü dikkate alınarak bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
5) Müsaderesi talep edilen dava konusu kol saatleri hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.05.2015 günü oybirliğiyle karar verildi.

29/07/2015

T.C.
YARGITAY
20. Ceza Dairesi
Esas No : 2015/721
Karar No : 2015/2603
Tebliğname No : 10 - 2009/86582
Mahkemesi : İZMİR 8. Ağır Ceza Mahkemesi
Tarihi ve Numarası : 18/11/2008 - 2006/152 esas ve 2008/391 karar.....
B- Sanıklar H ve S hakkında kurulan hükmün incelenmesinde;
Kendilerinde herhangi bir uyuşturucu ya da uyarıcı madde ele geçirilmeyen ve suçu kabul etmeyen sanıkların, yüklenen suçu işlediklerine ilişkin, her türlü kuşkudan uzak mahkûmiyete yeterli, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden, sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi yerine delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde olduğundan hükümlerin BOZULMASINA,
29.06.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

12/06/2015

T.C.
YARGITAY
6. Ceza Dairesi

Y A R G I T A Y İ L A M I

Esas No : 2015/1936 Bozma üzerine
Karar No : 2015/40778
Tebliğname No :Karar Düzeltme (İtiraz) 6 - 2012/109531

Yağma suçundan sanık M. hakkında yapılan yargılama sonucunda mahkumiyetine ilişkin BURDUR Ağır Ceza Mahkemesinin 14/02/2012 gün, 2010/.. (E) VE 2012/.. (K) sayılı hükmü sanık savunmanının temyizi üzerine Dairemizin 21/04/2015 gün, 2012/14505 esas ve 2015/39823 karar sayılı onama ilamına, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12/05/2015 tarih ve 6-2012/109531 sayılı yazıları ile itiraz edilmiş olmakla, dosya Dairemize gönderilmekle dosya görüşüldü;

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

5271 sayılı CMK'nın 6352 sayılı yasanın 99. maddesi ile değişik 308. maddesi gereğince yapılan incelemede;

1-) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının İtirazının kabulüne,

2-) Dairemizin 21/04/2015 gün, 2012/14505 esas ve 2015/39823 karar sayılı Onama ilamının kaldırılmasına karar verilerek yapılan incelemede;

Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Ancak;

Sanık ve suç arkadaşlarının, yakınanın üzerindeki elbiseler ve cep telefonu ile 110 TL parasını yağmaladıktan sonra ihbar üzerine araçla kaçarken yakalandıkları, araçta yapılan aramada suça konu cep telefonunun bulunduğu olayda; önceki anlatımlarında geri vermeden bahsetmeyen yakınanın, bozma üzerine yapılan yargılamadaki 14/02/2012 günlü beyanında, 110 TL'nın soruşturma aşamasında sanık tarafından iade edildiğini, kısmi geri verme nedeniyle sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmasına rıza gösterdiğini ifade ettiğinin anlaşılması karşısında; ./..

önceden bir iade gerçekleşmemiş ise de kovuşturma aşamasındaki kısmi geri verme nedeniyle sanık hakkında 5237 sayılı Yasanın 168/3-4. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanık M. savunmanının temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle isteme uygun olarak BOZULMASINA, 25/05/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

21/05/2015

İHALENİN FESHİ DAVASINA İLİŞKİN““menfaatlerinin muhtel olduğu ispat” edilmediğinden ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi yasaya uygun ve yerindedir. .... işin esasına girilmemesi nedeni ile talebin reddi halinde para cezasına hükmolunamayacağını” hükme bağlayan İİK’nun 134/2. maddenin son cümlesinin emredici hükmüne aykırı olarak borçlu aleyhine ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına hükmedilmesi isabetsiz.."

T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I

ESAS NO : 2015/5286
KARAR NO : 2015/10004

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Antalya 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 30/12/2014
NUMARASI : 2014/1318-2014/1353
DAVACI : BORÇLU :
DAVALI : ALACAKLI:

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Şerife Ayyıldız tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :
1-İhalenin feshi isteminin reddinde ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Dairemizin tashihi karar incelemesinden de geçerek kesinleşen 25/06/2014 gün, 2014/16088 E., ve 2014/18821 K. sayılı bozma ilamına uyularak ve bozma doğrultusunda muhammen bedeli 90.000 TL olan taşınmazın bu bedelin %100’ünü aşan tutarda ve 146.000 TL’sına ihale edilmesi sebebi ile İİK’nun 134/8. maddesinde öngörülen şekilde “menfaatlerinin muhtel olduğu ispat” edilmediğinden ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi yasaya uygun ve yerindedir.
Ancak bu durumda işin esasına girilmeden salt bu koşul gerçekleşmediğinden istem reddedildiğine göre, “işin esasına girilmemesi nedeni ile talebin reddi halinde para cezasına hükmolunamayacağını” hükme bağlayan İİK’nun 134/2. maddenin son cümlesinin emredici hükmüne aykırı olarak borçlu aleyhine ihale bedelinin %10’u oranında para cezasına hükmedilmesi isabetsiz ve hükmün bu nedenle bozulması gerekir ise de; yapılan bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden mahkeme kararının düzeltilerek onanması yoluna gidilmiştir.
2-Zamanaşımı itirazlarının reddine ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Sair temyiz nedenleri yerinde değil ise de;
Dairemizin yukarıda belirtilen bozma ilamında; zamanaşımı itirazı hakkında, “…olumlu veya olumsuz bir karar verilmediği-karar verilmesine yer olmadığına- şeklinde hüküm tesisi isabetsiz…” olduğuna işaret edilerek bozulmuş ve kesinleşen bu bozma ilamına uyularak mahkemece; “…6. İcra Müdürlüğü'nün 2004/5465 sayılı dosyasının ihale yapılan aynı icra müdürlüğünün 2004/5003 sayılı dosyası ile birleştirildiği, birleştirme işleminden davacının haberdar olduğu zamanaşımı bu nedenle gerçekleşmediği davacının ihalenin feshine ilişkin iddialar dışındaki diğer iddialar yerinde görülmediğinden zamanaşımı itirazının reddine…” karar verildiği görülmektedir.
Zamanaşımı itirazında bulunulan icra takip dosyaları, bonoya dayalı kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takiplerine ilişkin olup, uyuşmazlık, İİK’nun 71/2 ve 33/a maddeleri uyarınca takibin kesinleşmesinden sonraki dönemde zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyulduğuna göre sözkonusu bu takip dosyalarında gerek icra takip dosyalarının birleştirilmesi talebi tarihi olan 02/04/2008 tarihi öncesi ve gerekse bu tarihten sonraki işlemler denetlenerek, alacaklının alacağın tahsiline yönelik bir işlemi olup olmadığı, zamanaşımı itirazının yukarıda belirtilen yasa maddeleri kapsamında gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenerek oluşacak sonuca göre bir karar vermek gerekirken sadece borçlunun birleştirmeden haberdar olduğu gerekçesi ile zamanaşımı itirazının esası incelenmeksizin eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde sonuca gidilmesi ve istemin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçlunun temyiz itirazlarının ihalenin feshi davasına ilişkin olarak kısmen kabulü ile (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle Antalya 1. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 30/12/2014 tarih ve 2014/1318 E., 2014/1353 K. sayılı kararının hüküm bölümünün 2 numaralı bendinde yer alan, “İhale bedeli olan 146.000,00 TL'nin %10 oranındaki para cezasının davacıdan tahsiline,” cümlesinin tamamının karar metninden çıkartılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekliyle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 438. maddeleri uyarınca (ONANMASINA), borçlunun zamanaşımına yönelik temyiz istemi kısmen kabul edilerek yukarıda (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle de zamanaşımı bakımından mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366. ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

24/03/2015

ÖZÜ: Mahkeme kararları gerekçeli olmalıdır
BÜROMUZ DOSYASINDAN ÇIKARTTIĞIMIZ BOZMA KARARIDIR.

T.C.
YARGITAY
12. Hukuk Dairesi
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L A M I

ESAS NO : 2014/29313
KARAR NO : 2015/4247

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Alanya 1. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 10/06/2014
NUMARASI : 2013/347-2014/316
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi Emin Bilseloğlu tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alanya 3. İcra Müdürlüğü'nün 2012/5913E., Alanya 2. İcra Müdürlüğü'nün 2013/2324E. Sayılı dosyalarının borçlusu ve Alanya 1. İcra Müdürlüğü'nün 2012/2788E. Sayılı takip dosyası icra kefili olan SH'ün şikayet yoluyla İcra Mahkemesi'ne yaptığı başvuruda, şikayetçinin dolandırılarak borçlandırıldığı, icra kefaletinin usulüne uygun olmadığı ve geçersiz olduğunu belirterek, 2012/5913E ve 2013/2324E sayılı dosyalar yönünden meskeniyet iddiası nedeniyle, 2012/2788E sayılı dosya yönünden ise icra kefaletinin geçersiz olması nedeniyle, bu talebin kabul edilmemesi halinde ise meskeniyet iddiası nedeniyle haczedilmezlik şikayetinde bulunduğu, Mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bir mahkeme kararının gerekçesi, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyar; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterir. Tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay'ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıkta bir gerekçe bölümünün bulunması zorunludur. Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa'nın 141/3. maddesi ve ona paralel bir düzenleme içeren 6100 Sayılı HMK'nun 27 ve 297. maddeleri işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.
Hukuk Genel Kurulu'nun 18.10.2006 arih ve 2006/11620 esas, 2006/659 karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; bazen bir mahkeme kararının, başka bir dava yönünden kesin hüküm veya güçlü delil oluşturup oluşturamayacağı gibi konularda yapılacak hukuksal değerlendirmelerin sağlıklı olabilmesi de, o kararın yukarıda açıklanan nitelikte bir gerekçeyi içermesiyle mümkündür.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. maddesinde; "Hukuki dinlenilme hakkı" düzenlenmiştir. Buna göre davanın taraflarının, yargılama ile ilgili bilgi sahibi olma, açıklama ve ispat hakkı bulunmaktadır. Maddenin gerekçesinde açıklandığı üzere bu hak, Anayasanın 36 ve Avrupa insan Hakları Sözleşmesinin 6. maddelerinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 28.04.2010 gün ve 2010/11-195 E., 238 K. sayılı usulden bozmayı kapsayan ilamının gerekçesinde aynen; "Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir" ifadelerine yer verilmiştir.
Nitekim, 07.06.1976 gün ve 3/4-3 sayılı Yargıtay içtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde yer alan "Gerekçenin, ilgili bilgi ve belgelerin isabetle takdir edildiğini gösterir biçimde geçerli ve yasal olması aranmalıdır. Gerekçenin bu niteliği, yasa koyucunun amacına uygun olduğu gibi, kararı aydınlatmak, keyfiliği önlemek ve tarafları tatmin etmek niteliği de tartışma götürmez bir gerçektir" şeklindeki açıklama ile de aynı ilkeye vurgu yapılmıştır.
Anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir. Aksine düşünce ve uygulama, gerek yargı erki ile hakimin, gerek mahkeme kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile bağdaşmaz.
Belirtilen anayasal ve yasal düzenlemeler doğrultusunda, borçlu tarafından ileri sürülen şikayet sebeplerinin gerekçesiyle birlikte tek tek tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ileri sürülen şikayet nedenleri irdelenmeden ve gerekçelendirilmeden, yazılı şekilde eksik inceleme ile şikayetin reddine karar verilmesi isabetsizdir.
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.03.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Avrupa İnsan Hakları  Mahkemesi 3 katını verirdi
23/03/2015

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 3 katını verirdi

13/03/2015
13/02/2015

T.C.
TEFENNİ
ASLİYE CEZA MAHKEMESİ

DOSYA NO : 2014/116 Esas
KARAR NO : 2015/45
[C.SAVCILIĞI ESAS NO] : 2006/190
GEREKÇELİ KARAR
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

HAKİM : BESİME UMAY KÖKTEN 122255
KATİP : MUSTAFA KAPLAN 167182
DAVACI : K.H.
MAĞDUR :
SANIK :
VEKİLİ :Av. NURULLAH AKSARI, 100. Yıl Bulvarı.Gündüzler Apartmanı No:22 Kat:1 Daire:8 Muratpaşa/ ANTALYA
SUÇ : İftira
SUÇ TARİHİ / SAATİ : 19/12/2005 -
SUÇ YERİ : BURDUR/TEFENNİ
KARAR TARİHİ : 05/02/2015
Yukarıda açık kimliği yazılı sanık hakkında mahkememizde yapılan duruşma sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tefenni Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 06/09/2006 havale tarihli dilekçe ile iddianame ile; Sanıklardan Ş'un C. Başsavcılığına vermiş olduğu dilekçe ve alınan ifadelerinde kendisine gıyabında hakaret etmediği halde hakaret etmiş gibi şikayette bulunarak şikayetçi hakkında soruşturma yapılmasına neden olduğu yine bu soruşturmada tanık olarak dinlenen A Ç'nin de haciz mahalline gelmediği halde haciz mahallinde bulunmuş gibi şikayetçinin sanık Ş'a gıyabında hakaret ettiğine dair beyanda bulunarak yalancı tanıklık yaptığı belirtmiş ve TCK 272/2 maddesince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; 07.03.2007 tarih, 2006/131 Esas, 2007/25 Karar sayılı karar ile sanık Ş'ün eylemi sabit kabul edilerek sanığın TCK 267/1. maddesi gereğince 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, sanık A Ç hakkında ise eylemi sabit kabul edilerek TCK 272/2 maddesi gereğince 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Verilen kararın sanık Ali Çiftçi tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 30.09.2009 tarih. 2009/19519 Esas, 2009/15170 Karar sayılı bozma ilamı ile hüküm sanık A Ç yönünden bozulmuş ve bu sanık yönünden bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde mahkememizin 30.06.2010 tarih, 2009/156 Esas, 2010/88 Karar sayılı ilamı ile CMK 231/5 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
Sanık Ş hakkındaki verilen hüküm yönünden ise, karardan sonra vekaletname ibraz eden sanık müdafisi öncelikle reddi hakim talebinde bulunmuş, bu talebi mahkememizin 11.05.2010 tarihli ek kararı ile reddedilmiştir. Sanık müdafisi bu kez kanun yararına bozma talebinde bulunmuş olup, bu talebi Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından temyiz talebi olarak değerlendirilerek dosya mahkememize iade edilmiştir.
Sanık Ş hakkında verilen hükmün yapılan temyiz incelemesi neticesinde; mahkememizin kararı Yargıtay 4.Ceza Dairesinin 08/07/2014 tarih ve 2011/12797 esas 2014/24149 sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla dosya yeniden ele alınarak yukarıdaki esasa kaydı yapılmıştır.
SAVUNMA VE DELİLLER:
Sanık Ş bozma öncesi yapılan yargılamada alınan savunmasında; "üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum, haciz esnasında akrabam AÇ hazırdı, haciz sırasında müşteki icra müdürünün bana gıyabımda şerefsiz diye hakaret ettiğini söyledi, bunun üzerine ben sadece A Ç'nin beyanları doğrultusunda değil, görevli olarak bulunan polis memurları M Ş ve C E'un beyanlarını da dikkate alarak şikayette bulundum. Ben kendileri ile görüştüğümde bana ne görüp duydularsa hepsini söyleyeceklerini söylemişlerdi, fakat beyanlarını değiştirmişlerdir, iş bu davaya ilişkin iddianame tarafıma tebliğ edildiğinde polis memuru tanık C'yı gördüm, iddianameyi göstererek neden yanlış beyanda bulunduğunu sordum, o da müştekiyi kast ederek "adamın ekmeği ile oynamayalım, benim işim var" diyerek kaçamaklı cevap verip yanımdan ayrıldı" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık Ş bozma sonrası alınan savunmasında: Yargıtay bozma ilamına bir diyeceğim yoktur. Bozma ilamına uyulsun, demiştir.
Sanığın nüfus kayıt örnekleri, adli sicil kayıt örneği, bozma ilamı öncesi dinlenilen tanıkların beyanlarının yer aldığı duruşma zabıtları dosyamız arasında mevcuttur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Olay tarihinde müşteki D H'un K. İcra Müdürü olarak görev yaptığı sırada, yanında tanıklar, alacaklı vekili, görevli polis memurları, yediemin, hamal ve çilingir olduğu halde sanığa ait evde haciz işlemi gerçekleştirdiği, yapılan haciz işlemi sırasında sanığın evde bulunmadığı ancak hakkındaki hüküm kesinleşen diğer sanık A Ç'nin haciz sırasında hazır bulunduğu, haciz sonrası sanık A'nin sanık Ş'a icra müdürü olan müştekinin kendisine gıyabında "şerefsiz" dediğini söylediği, sanığın da bunun üzerine müşteki hakkında Tefenni Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunduğu, müşteki hakkında yapılan soruşturma neticesinde üzerine atılı olan hakaret suçu yönünden delil yetersizliğinden takipsizlik kararı verildiği ve sanık hakkında iftira suçundan soruşturma açılarak cezalandırılması talebi ile mahkememize kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
Sanığın üzerine atılı iftira suçu TCK 267. maddesinde düzenlenmiş olup bu suçun manevi unsurunu; failin, işlemediğini bildiği halde mağdura hukuka aykırı bir fiil isnadında bulunması oluşturmaktadır. Bu bakımdan failin suçu bilerek yani doğrudan kasıtla işlemesi gerekmektedir. Fail, mağdurun o fiili işlediğine ilişkin duyduklarını anlatmış ya da belirli olay veya emareler nedeniyle duyduğu şüpheyi dile getirmiş ise, bilerek gerçeğe aykırı isnatta bulunma öğesinin gerçekleşmemesi nedeniyle beraat kararı verilmelidir. (Osman Yaşar, Hasan Tahsin Gökcan, Mustafa Artuç; Türk Ceza Kanunu Cilt VI, sf.7825)
Bu açıklamalara göre, sanığın müşteki sıfatı ile verdiği ilk beyanlarından başlamak üzere mahkememizde alınan savunmalarına kadar tüm beyanlarına bir bütün halinde bakıldığında; sanığın müştekiden şüphelenmesini gerektirecek belirli olay ve emarelerin somut olayda mevcut olduğu anlaşılacaktır. Şöyle ki; sanık aşamalarda alınan benzer beyanlarında yokluğunda yapılan haciz işlemi sırasında müşteki D H'un gıyabında kendisi hakkında şerefsiz dediğini sanık A'nin ve görevli polis memurlarının kendisine söylemesi üzerine müşteki hakkında şikayetçi olduğu yönünde savunmalarda bulunmuş olup, sanığın bu savunmaları diğer sanık A'nin savunmaları ile de örtüşmüştür. Her ne kadar haciz mahallinde dinlenilen tanıklar sanıkların bu yöndeki iddialarını doğrulayacak şekilde beyanda bulunmamış olsalar da, bu tanıkların kesin olarak ispatlanamasa da taraflı beyanda bulunma ihtimallerinin bulunduğu açıktır. Kaldı ki; Yargıtayın yerleşik kararlarına da yansıdığı üzere müşteki hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair olan karar sanığın cezalandırılması için yeterli somut kanıt niteliğinde olmayıp ancak vicdani kanıt oluşturabilecek ve sanığın bilerek suç isnadında bulunduğuna dair başkaca somut kanıtların dosya kapsamında yer alması aranacaktır. Dolayısıyla bu kanıtlar kararda gösterilip açıklanmadan sanık hakkında atılı bu suçtan dolayı mahkumiyet kararı vermek mümkün değildir. (4. CD'nin 28.09.2009 tarih ve 18295/14909 sayılı kararı)
Yine Yargıtayın bozma ilamına da yansıdığı üzere, sanık A Ç'nin beyanına istinaden müşteki D H'dan şikayetçi olan sanık Ş'ün bu eylemi mahkememizce anayasal şikayet hakkının kullanılması kapsamında değerlendirilmiş olup, somut olayda iftira suçunun hukuka aykırılık unsurunun oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Böylece sanık hakkında iftira suçundan cezalandırılması talebi ile mahkememizde açılan kamu davasında sanığın CMK.nun 223/2-c maddesi gereğince beraatine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Her ne kadar sanık Ş hakkında iftira suçundan cezalandırılması talebi ile mahkememize kamu davası açılmış ise de; sanığın müsnet suç açısından kastının bulunmadığı ve anayasal şikayet hakkını kullandığı anlaşılmış olup, sanığın CMK.nun 223/2-c maddesi gereğince BERAATİNE,
Bu sanık hakkında yapılan yargılama giderinin kamu üzerinde bırakılmasına,
Sanık kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre belirlenen 1500,00TL vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda, hazır olmayanlar açısından tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde Mahkememize veya başka bir yerdeki Asliye Ceza Mahkemesine verilecek bir dilekçe veya zabıt katibine beyanda bulunarak zapta geçirtmek suretiyle, Yargıtay temyiz kanun yolu açık, öngörülen sürede temyiz edilmediği takdirde kesinleşmek üzere verilen karar, açıkça okunup usulüne uygun anlatıldı. 05/02/2015

Address

100. Yıl Bulvarı 22/8
Antalya
07050

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00

Telephone

+902422442556

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Aksarı Avukatlık Bürosu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share