Hatay Atatürkçü Düşünce Derneği

Hatay Atatürkçü Düşünce Derneği Bu sayfa, iletişimin daha iyi sağlanması amacıyla ADD Hatay Şubesi tarafından açılmıştır.

22/01/2023

UNUTMAYACAĞIZ!

UNUTTURMAYACAĞIZ!
30. Adalet ve Demokrasi Haftası’nda emperyalizm ve hain işbirlikçilerinin aramızdan aldığı Devrim Şehitlerimizi saygıyla anıyoruz.
31 Ocak 1990 akşam saatlerinde evinin önünde iki kahpe kurşunla katledilen Kurucu Genel Başkanımız Prof. Dr. Muammer Aksoy'un ve 24 Ocak 1993 sabahı otomobiline tuzaklanan bomba ile paramparça edilen Kalpaksız Kuvvacımız Uğur Mumcu'nun yok edilmeleri, emperyalizmin ilk halka seri siyasi cinayetler tuzağının ikinci halkasının başat kilometre taşlarıdır.
İlk halka cinayetlerle demokrasiyi katledip özgürlükçü 1961 Anayasası yerine getirdiği yasakçı 1982 Anayasası ve antidemokratik darbe yasaları ile örgütlü toplumu, özerk üniversiteyi, özgür kültür ve sanat iklimini dinamitleyen, ABD'nin "Bizim oğlanlar yaptı" dediği 12 Eylül 1980 Faşist Darbesi'ne zemin oluşturulup toplumsal meşruiyet sağlanmış, ikinci halka ile de ülkemiz 2000'li yılların emperyal güdümlü Siyasal İslam çıkmazına sokulmuştur.
Bu nedenle her yıl düzenlenen 24 - 31 Ocak Adalet ve Demokrasi Haftası'nda çeşitli etkinliklerle andığımız aziz şehitlerimizin kanlarını yerde bırakmama kararlılığımızı yinelerken hem bu emperyal tuzakların perde arkasını halkımıza gösterme çabamızı sürdürüyor, hem nedenlerini ve sonuçlarını irdeliyor, hem de Laik Cumhuriyetimiz'i ilelebet payidar kılma yolunda dersler çıkarıyoruz.
Muammer Aksoy, Cumhuriyetimiz'in kuruluş felsefesinden koparak Laik Hukuk Devleti olma niteliğini yitirip karanlık bir geleceğe sürüklenmesi tehlikesinin farkında olan 49 Cumhuriyet Aydını yol arkadaşıyla 19 Mayıs 1989 tarihinde Atatürkçü Düşünce Derneği'ni kurdu. Derneğimizin kuruluş bildirgesi, Kurucu Genel Başkanımızın çalışma ve demeçleri emperyalistleri çok rahatsız etti ve Muammer Aksoy 8 ay sonra katledildi.
Hâlâ aydınlatıl(a)mamış olan bu cinayetin Ulusumuzu derinden yaraladığı ne kadar gerçekse, Laik Cumhuriyet düşmanlarını, çok uluslu petrol tekellerini, 1961 Anayasası karşıtlarını, kadın haklarını ayaklar altına alanları, aklın özgürleşmesinden, özgür bireyden ve Uluslaşma bilincinden korkan Karşı Devrimcileri, emek, gençlik ve öğretmen örgütlenmeleri başta örgütlü toplumu tehdit olarak görenleri, üniversite özerkliğini hazmedemeyenleri ve Türkiye'yi Kemalizm'in "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" rotasından saptırıp Yeni Osmanlıcılık ham hayali ile Orta Doğu bataklığına sokmak isteyenleri çok sevindirdiği de bir o kadar gerçektir.
31 Ocak 1990 akşamı başlayan bu ikinci halka emperyal tertipler, üzerine kararlılıkla gidilmediği için sürdü. Kurucumuz Doç. Dr. Bahriye Üçok, Çetin Emeç, Turan Dursun, Musa Anter cinayetlerinin ardından 24 Ocak 1993 Uğur Mumcu suikastı ile yeni bir boyut kazandı.
Uğur Mumcu’nun katli her kesimden halkımızda büyük infial yarattı. Devletin bütün kademeleri failleri ve azmettiricilerini bulmaya söz verdiler, ama çözüm için atılan her adım engellendi, duvardaki o tuğla bir türlü çekil(e)medi.
Uğur Mumcu da Muammer Aksoy gibi emperyal güçleri ve uşaklarını öylesine ürkütmüş, o kadar çok hain odağın ipliğini pazara çıkarmıştı ki, O'nu bu odakların her biri öldür(t)müş, hatta cinayeti birlikte işle(t)miş bile olabilirlerdi. Örneğin; bölücü terör örgütü PKK gibi, Abdi İpekçi’yi öldürüp Papa’yı vurduranlar gibi, silah ve uyuşturucu kaçakçıları, kamu ihale vurguncuları, Kemalizm karşıtları gibi, imamların maaşlarını ödeyen Aramco’cular, 12 Eylül faşizminin kucağında hayat bulan teokratik devlet özlemcileri, tekerlerine çomak soktuğu yabancı gizli istihbarat servisleri gibi...
"Atatürk laikliği; yalnız uygarlığın, demokrasinin ve özgürlüğün değil, aynı zamanda iç barışın ve ulusal birliğin de yolu ve güvencesidir. Laikliğe karşı propagandaya, şeriat propagandasına müsaade etmek, Türkiye'nin geleceğinin yok edilmesini ve Türkiye Cumhuriyeti'nin intihar etmesini benimsemektir." diyen Muammer Aksoy da, "Ben Atatürkçüyüm. Ben cumhuriyetçiyim. Ben lâikim. Ben antiemperyalistim. Ben tam bağımsız Türkiye'den yanayım. Ben insan hakları savunucusuyum. Ben terörün karşısındayım. Ben yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım. Dün sabaha değin, araştırarak yazdığım hiçbir konuyu yalanlayamadınız. Öyleyse vurun, parçalayın beni. Her parçamdan benim gibiler, beni aşacaklar doğacaktır." diyen öğrencisi, düşün yoldaşı Uğur Mumcu da cesur Kemalistler, kararlı Devrimciler, ödünsüz Cumhuriyetçiler ve son derecede saygın, sözlerine sonuna kadar güvenilen Toplum Önderleri oldukları için hedef seçildiler.
Senede bir gün evlerinin önüne, gömütlerine karanfiller bırakıp övgü dolu nutuklar atan kimilerinin söylediklerini benimsememeleri, savundukları fikir ve düşünceleri, uğruna can verdikleri değer ve idealleri unutmuş görünmeleri ne acı! Dediği gibi Mumcu'nun: "Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi yürekli, Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil."
İkinci halka siyasi cinayetler Uğur Mumcu’dan sonra da devam etti. Eşref Bitlis, Genel Başkan Yardımcımız Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı, üyemiz Necip Hablemitoğlu ve yine bir 24 Ocak günü Diyarbakır halkının sevgilisi Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan aynı karanlık güçlerce katledildiler.
Emperyalizm ve işbirlikçileri bu seri siyasi cinayetlerle eşanlı olarak istihbarat kurumları eliyle bir başka yapıyı da örgütlediler. Önce "Cemaat" yaveleri ve "Hocaefendi" güzellemeleriyle el üstünde tutulan, ardından "Hizmet Hareketi" kılıfıyla semirtilerek "ne istedilerse verilen", amacı emperyalizmin 100 yıllık hedefi doğrultusunda Türkiye Cumhuriyeti'ni Din Devletine dönüştürmek olan, neden sonra FETÖ diye anılıp PDY (Paralel Devlet Yapılanması) adıyla tanımlanan bu hain örgüt, ortak olduğu iktidarın sağladığı olanaklarla devlette kadrolaştı. Mülki idare, yargı ve emniyeti neredeyse ele geçirdi. Ergenekon, Balyoz ve diğer kumpas davaları ile mıntıka temizliği yapıp adamlarının önünü açtı. Nihayet orduya yerleştirdiği müritleriyle 15 Temmuz 2016 günü darbeye kalkıştı. Bastırıldıktan sonra birilerinin "Allah'ın lütfu" saydığı bu hain kalkışmanın Anayasal düzene sadık Kemalist subaylar, namuslu emniyet mensupları ve milletimizce önlendiğini hiç aklımızdan çıkarmamalıyız. Aynı şekilde; bunca vahim yaşanmışlıklara karşın, kimi siyasilerin hâlâ tarikat - cemaat adı altında örgütlenmiş emperyalizm taşeronu bu çağ dışı yapılardan medet ummakta olmalarının anlaşılabilir, bağışlanabilir yanı olmadığını da görmeliyiz.
Türk Ulusu siyasi cinayetlere kurban giden yiğit evlatlarını da, katillerini, işbirlikçilerini ve azmettiricilerini de unutmayacak, unutturmayacak, bir gün mutlaka hesabını soracaktır.
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak; Kemalizm'in namus sesini bir sis çanı gibi yurdumuz semalarına asma azim ve kararımızla başta Muammer Aksoy ve Uğur Mumcu olmak üzere yitirdiğimiz bütün vatanseverlerimizi minnet ve şükranla anıyor, aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyor, sesimizi değil sözümüzü yükselterek ÇARE YENİDEN ATATÜRK CUMHURİYETİ diyoruz.
Saygılarımızla.

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ

GENEL MERKEZİ

07/01/2023

BASINA VE KAMUOYUNA
YETER ARTIK !
Belki uzun yıllar yaşayacağımız yönetim biçiminin (rejimin) de belirleneceği seçime birkaç ay kaldı.
Aziz Milletimize, adını taşıdığımız Büyük Atatürk'e, Devrim Şehitlerimize, Kurucularımıza, başta Kurucu Genel Başkanımız Muammer Aksoy olmak üzere 34 yıldır Laik Cumhuriyeti koruma yolunda can veren, bedel ödeyen onlarca yöneticimize, 342 şubemiz ve 40 temsilciliğimizde özveriyle çalışan on binlerce üyemize karşı taşıdığımız sorumluluk gereği siz değerli 6'lı masa bileşenlerini uyarmayı görev sayıyoruz...
Sizden cesur, ilkeli, kararlı duruş, yol haritasında ortaklaşma ve söylem birliği bekliyoruz.
Hedefe kilitlenmiş milyonları ayrıştıran, kararsızlığa düşüren farklı sesler, uyumsuz görüşler, devlet yönetme ciddiyeti ile bağdaşması olanaksız uçuk öneriler, emperyalizmin 100 yıllık hayallerini besleyen aykırı fikirler duymak istemiyoruz.
Seçim kapıda, kitleleri heyecanla ayağa kaldıracak, dağlara taşlara umudun adını yazdıracak, değişim rüzgarları estirecek olan sizsiniz.
Emperyalizm işbirlikçisi mezhepçi ve mikromilliyetçi siyasetler karşısında dik durmanızı, Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesine, üniter ulus devlete, laik hukuk devletine sahip çıkmanızı, anayasaya (başlangıç dahil her maddesine) sadakatten ayrılmamanızı, karşı devrim gericiliğine geçit vermemenizi beklemenin en doğal hakkımız olduğunu düşünüyoruz.
Kısır oy hesaplarıyla din istismarcısı çevrelere ödün vermenin sonunun hüsran olduğu tarihte çok görüldü, yakın geçmişte de en acı biçimiyle yaşandı.
Yönümüz aklın tutsak edildiği din devletleri bataklığı değil, Büyük Atatürk'ün gösterdiği çağdaş uygarlık düzeyini aşmak olmalı.
Egemenliğin kayıtsız şartsız milletin olduğu bir meclis sistemi, hesap vermenin görev olduğu namuslu bir devlet düzeni istiyoruz.
Toplumcu, kamucu ve emekten yana politikalar uygulayacağınızdan, örgütlü toplumun önünü açacağınızdan, yolsuzlukların hesabını soracağınızdan emin olmak istiyoruz.
Yok edilen özgürlüklerimizi, talan edilen ulusal varlıklarımızı, gasbedilen Cumhuriyet kazanımlarımızı geri istiyoruz.
Laikliğin; demokrasisinin de, Cumhuriyetimizin de olmazsa olmazı, 100 yıldır altında güvenle yaşadığımız devlet kubbemizin kilit taşı olduğunu unutmamanızı istiyoruz.
Yeniden "bilhassa kimsesizlerin kimsesi" olan Cumhuriyetin tüm yurttaşlara sağlayacağı saygınlık ve eşitliği istiyoruz.
Yeniden özgür düşünce ve bilim temelli bütüncül kalkınma istiyoruz.
Yeniden laik bilimsel eğitim istiyoruz.
Yeniden üreten ve hakça bölüşen ekonomi istiyoruz.
Yeniden maceracılıktan uzak, emperyal telkinlere kapalı, bölge merkezli, karşılıklılık esaslı, onurlu dış politika istiyoruz.
Yeniden hayatta tek gerçek yol göstericinin bilim olduğunu içselleştirmiş bir yönetim istiyoruz.
Kadınlarımızın katledilmediği, çocuklarımızın tecavüze uğramadığı, gençlerimizin geleceklerini yurt dışında aramadığı, uyuşturucu baronlarından, kiralık katillerden, mafyadan arınmış, sokaklarında özgürce yürüyeceğimiz, yarınlara güvenle bakacağımız bir memleket istiyoruz.
Kısacası, Cumhuriyetimiz 100. yaşında Yeniden Atatürk Cumhuriyeti olsun istiyoruz.
Umuda susadık, özgüvene susadık, liyakate susadık, ilkeli, ahlaklı, dürüst siyasete susadık.
YETER ARTIK !
Kaygılarımızı anlayın, gereğini yapın.
Saygılarımızla.

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ GENEL MERKEZİ

30/12/2022

YENİ YILDA YENİDEN ATATÜRK CUMHURİYETİ’NE…
100. yaşını kutlayacağımız 2023’e girerken Büyük Atatürk’ün en büyük eseri ve kutsal emaneti Türkiye Cumhuriyeti ciddi sorunlarla karşı karşıya.
Siyasal, ekonomik, kültürel hemen her alanda krizlerle boğuşuyor olmanın yanında, ulusça bölünmüş, kamplara ayrılmış durumdayız.
Ancak; 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa’nın Nutuk’taki ilk sözleriyle işaret ettiği derin yokluk, yoksunluk ve çaresizlik içinde olmadığımızı da biliyoruz.
Özellikle 2002’den beri yaşadığımız bütün olumsuzluklara, yitirdiğimiz Cumhuriyet kazanımlarına, zedelenmiş ulusal saygınlığımıza karşın; genç ve eğitimli milyonlarımız, özgür ve eşit birey olmanın bilincine varmış kadınlarımız, laikliğin değerini bilen topluma önderlik edecek aydınlarımız, doğru önderlikle buluştuğunda tüm zorlukları aşabildiğini kanıtlamış halkımız ve Atatürkçü Düşünce gibi şaşmaz bir pusulamız var. Umutluyuz!
Ulusumuza güveniyor, yürüdüğümüz yolun doğruluğuna inanıyoruz.
Bu umut ve kararlılıkla 2023’ü Yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ne ulaşma yolculuğumuzda bir atılım yılı olarak görüyoruz.
342 şubemiz, 40 Temsilciliğimiz ve 61 bin üyemizle günümüzün Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti olarak tanımladığımız Atatürkçü Düşünce Derneği olarak, Kemalizm’in namus sesini bir sis çanı gibi yurdumuz semalarına asacak, başı dik, onurlu ve aydınlık Türkiye’ye milletimizle birlikte mutlaka ulaşacağız.
Türk Ulusu’nun ve Atatürkçü Düşünce Derneği örgütümüzün yeni yılını içtenlikle kutluyor, sağlık ve mutluluk dileklerimizle saygılar sunuyoruz.
YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ VE GERÇEKTEN DEMOKRATİK TÜRKİYE!
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ GENEL MERKEZİ

19/12/2022

SAYIN MİLLETVEKİLİ
Cumhur İttifakı bileşenlerinden TBMM’de temsil edilen AKP, MHP ve BBP’li 336 milletvekilinin imzaları ile TBMM Başkanlığına sunulan Anayasa Değişikliği Teklifi, devletimizi laiklikten, demokrasiden ve hukuk devleti olmaktan uzaklaştırma adımıdır.
Din kurallarını esas alan bu teklif; Anayasamızın “Hiçbir faaliyetin… Atatürk milliyetçiliği, ilke ve inkılâpları ve medeniyetçiliğinin karşısında korunma göremeyeceği ve laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının Devletin işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı” nı belirten Başlangıç Bölümü’ne ve devletimizin niteliklerini belirleyen, değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez 2. maddesine aykırıdır.
Teklif; Devlet görevlilerinin kıyafetlerini dini esaslara göre düzenlediği için de; “Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandıramaz…” hükmünü koyan Anayasanın 24. maddesine aykırıdır.
Teklifle kamu görevlilerinin din, mezhep, tarikat ve cemaat aidiyetlerine göre “tercih edilen kıyafet” lerle görev yapmalarının serbest bırakılması, devletin vatandaşlar karşısında tarafsız ve adil olma ilkesini tartışılır hale getirecek, Ulusal birlik ve beraberliğimizi zedeleyecek, ayrışmaları artıracak, iç barışımıza zarar verecektir. Bu da “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.” diyen Anayasanın 14. maddesi ile 3 Aralık 1934 tarih ve 2596 sayılı Devrim Yasasına açıkça aykırıdır.
Kabul edildiği taktirde, çeşitli inanç ve aidiyetler nedeniyle “tercih edilen kıyafetlerin” çok farklı renk, biçim ve nitelikte olması kamu hizmetinin sunumunda endişe ve tereddüt yaratacak, kaosa neden olacak, söz konusu hizmetin devlet tarafından değil, o kıyafetleri “tercih eden” gruplar tarafından verildiği algısı oluşturacak, devletin devlet olma niteliğini zayıflatacak, yurttaşların devlete güven duygusunu sarsacaktır.
Keza teklif; Devrim Yasalarını koruyan Anayasanın 174. maddesini yok saydığı gibi,
TBMM Başkanı ve AKP’li Başkan Vekilinin de imzaları ile verildiğinden şekil yönünden de
Anayasaya aykırıdır. Zira Anayasanın 94. maddesi, “Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı, Başkanvekilleri, üyesi bulundukları siyasî partinin veya parti grubunun Meclis içinde veya dışındaki faaliyetlerine; görevlerinin gereği olan haller dışında Meclis tartışmalarına katılamazlar; Başkan ve oturumu yöneten Başkanvekili oy kullanamazlar.” demektedir.
Öte yandan, reşit olanların kuracağı sağlıklı bir aile birliği, bireylerin onurlu ve insanca bir yaşama ulaşabilecekleri ekonomik koşulları sağlamaları, dünyayı ve hayatı algılayabilecekleri ve anlayabilecekleri bir eğitime ve erginliğe ulaşmaları ile mümkündür. Yoksulluğun ve cehaletin yozlaştırdığı, yüreklerimizi dağlayan aile ve birey örnekleri her gün televizyonlarda yayınlanırken, bunların temel nedenlerini ele almayan bir Anayasal düzenlemenin “aileyi koruma” amacı taşıdığı söylenemez. Üstelik teklif, son derecede muğlak bazı ifadeler nedeniyle “Tek Eşlilik” kuralını yok edebilecek, nikahın nerede, kim tarafından kıyılacağı konusunda belirsizlik yaratabilecek sakıncalar da içermektedir.
Kadına ve çocuğa şiddet ortamını besleyen uygulama ve kararları gibi, ilk imzacısı ve onaylayıcısı olduğu İstanbul Sözleşmesi’nden hangi sakilerle çıktığı da iyi bilinen bir anlayışın, kadın haklarını sadece türban üzerinden sürekli gündeme getirmesinin samimiyetsizliği apaçık ortada iken bu teklifi ciddiye almak olanaksızdır. Milletimiz ekonomik, siyasal ve sosyal krizlerle, yolsuzluklar ve yoksullukla boğuşur, yasaklar ve antidemokratik baskılarla bunalır ve yaşamsal bir seçime giderken laiklik başta olmak üzere, Cumhuriyetimizin kuruluş ilkelerine, Anayasamızın ruhuna, Başlangıç Bölümü’ne ve yukarıda belirttiğimiz maddelerine aykırı olan bu teklif çok tehlikelidir, çok yersizdir, çok gereksizdir. Getirenler de, destekleyecek olanlar da tarih önünde sorumlu olacaklardır.
Sayın Milletvekili
Kabul edilmesi halinde vahim ve telafisi olanaksız sonuçlar doğuracağı açık olan bu teklife destek vermemenizi, görüşüleceği Komisyon ve Genel Kurul toplantılarına katılmamanızı ısrarla talep ediyoruz.
Bildiğiniz gibi LAİKLİK olmazsa, ne Atatürk Cumhuriyeti’nden, ne Demokrasiden, ne hukuk devletinden, ne de insan hak ve özgürlüklerinden söz edilebilir.
Saygılarımızla.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ GENEL MERKEZİ

06/12/2022

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ
GENEL DANIŞMA KURULU TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGESİ
ADD Genel Danışma Kurulu toplantısı, Şube Başkanları, Şube Kurul Başkanları, Genel
Merkez Yönetim Kurulu Üyeleri, Genel Merkez Bilim, Danışma, Eğitim, Kültür Kurulları üyelerinin katılımı ile 3 Aralık 2022 günü Ankara’da toplanmış, gündemindeki konuları değerlendirmiş ve aşağıdaki hususların kamuoyuna duyurulması kararlaştırılmıştır:
25-26 Eylül 2021’de 16. Olağan Seçimli Genel Kurul’da oluşan Genel Yönetim Kurulu görev bölüşümü yaparak Sayın Dr. Mustafa Hüsnü BOZKURT başkanlığında çalışmalarına coşku ve kararlılık ile başlamıştır. Aradan geçen yaklaşık 1 yılda son derece önemli etkinlikler gerçekleştirilmiştir. 14 Bölge Toplantısı yapılmış, 50 il ve 200 ilçede ADD örgütleriyle yakın ve doğrudan ilişkilerle çalışmalar yürütülmüştür. Son 1 yıl içinde üye sayısı yaklaşık on bin artarak 61 bini, şube sayısı 340’ı aşmıştır. ADD bünyesinde ve kamuoyunda güven sağlayan kurumsallaşmayı güçlendirici çalışmalar, ADD Genel Merkezine akçalı (mali) destekleri de artırmıştır. Derneğimizin öğrenci yurdu çalışmaları, bursları giderek güçlenmektedir.
23 Nisan 2022 günü Ankara’da yapılan kitlesel toplantıya on bini aşkın (Polis kayıtları) üyemiz ve yurttaşlarımız katılmış ve Genel Başkanımız Dr. Mustafa Hüsnü Bozkurt tarafından büyük bir coşku ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik Manifestomuz (bildirgemiz) kamuoyu ile paylaşılmıştır.
Ana tema olarak YENİDEN ATATÜRK CUMHURİYETİ’ne çağrı ve vurgu yapan manifestomuz, hem sanal ortamlarda paylaşılmış hem de basılarak olabildiğince yaygın
dağıtılmıştır. Demokratik kitle örgütleri, basın yetkilileri, siyasal partiler dahil ziyaret edilerek manifestomuz verilmiştir.
KüreselleşTİRme, Yeni Emperyalizm Kuşatmasının ülkemizi de yakından ilgilendirdiği ve bunalttığı açık bir gerçektir. Küresel emperyalizm; bir yandan yerli işbirlikçileri ile siyasal islamı ülkemize dayatırken bir yandan da sözde seçenek (!) olarak sunduğu federal bir yapı ile Ulusal Birliğimizi ve tekil (üniter) devlet yapımızı tehdit etmektedir. Oysa Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün eşsiz önderliğinde Ulusumuz, geçtiğimiz yüzyıl başında emperyalizmi tarihinde ilk kez bu topraklarda açık bir yenilgiye uğratmış, Kurtuluş’un ardından KURULUŞ aşamasında ise Atatürkçü Düşünce Sistemi = KEMALİZM öğretisiyle (ideolojisiyle) tüm dünyanın mazlum halklarına örnek olmuş ve başarısını Cumhuriyet Devrimimizle kanıtlamıştır.

Bu nedenle ADD, içine sürüklendiğimiz ve son 20 yılda iyice ağırlaşan kuşatmayı yarmak için reçetenin YENİDEN ATATÜRK CUMHURİYETİ olduğunu ısrarla vurgulamaktadır. Kemalizm’in namus sesini tüm yurt semalarında yeniden gümbür gümbür duyurmak kararlılığı içtenlikle benimsenmiştir.
Bu bağlamda ADD Genel Merkezi, Bilim Kurulu eliyle 6 temel alanda kapsamlı bir bilimsel rapor hazırlatarak bastırmış ve dağıtımına başlamıştır. Sağlık, Anayasa-Hukuk, Tarım-Ekoloji, Ekonomi, Dış Politika ve Ulusal Güvenlik ve Eğitim sektörlerinde nasıl bir ulusal, bilimsel – akılcı politika izlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.
23 Nisan Yeniden Atatürk Cumhuriyeti Manifestosu ve Temel Konularda Politika Önerileri çalışmalarının önümüzdeki dönemde ülkemize ışık tutabilecek nitelikte olduğuna inanılmaktadır.
Yaklaşan genel seçimlerde kamuoyunun ülkemizin yakıcı gerçekleri ile yüzleşmesi ve denenerek başarısı kanıtlanmış, evrenselleşmiş, Atatürkçü Düşünce Sistemi = Kemalizm ile kuşatmanın mutlaka yarılacağı kararlıkla vurgulanmıştır. Korunacak olan yalnızca “hattı müdafaa” olmayıp, 453 bin km2 mavi vatan dahil, 780 bin km2 anavatanımızdır!
Cumhuriyetimizin 100. yılını önümüzdeki 2023 yılında sonsuz bir gururla, erinçle ve gönençle kutlayacağız.
Önceliğimiz, son derece kritik olan yaklaşan genel seçimlerde ulusalcı –yurtsever güçlerin yeniden iktidar olmasıdır. Bu amaçla ADD 100. Yıl Çalıştayı çalışmalarını kapsamlı ve hızla başlatmalı; ülkemizin pek çok yerinde bu amaçla çoban ateşleri yakmaya başlamalı ve bu süreçte olgunlaşan öneriler ve planlar uygulamaya konmalıdır.
ADD, olabildiğince kapsamlı bir toplumsal seferberlikle milyonlarca yurtsever halkımızı ve DKÖ’lerini YENİDEN ATATÜRK CUMHURİYETİ hedefi ekseninde birleştirmeye çabalamalıdır. Bu bağlamda, 6’lı Masa İttifakını oluşturan siyasal partiler de dahil olmak üzere, olabildiğince tüm siyasal yapılara, demokratik kitle örgütlerine ve basın yoluyla kamuoyuna ve halkımıza ulaştırılması ve tezlerimizin ziyaretlerle anlatılması, istemlerimizin sunulması çok önemli ve değerlidir ve sürdürülmesi gerekmektedir.

Atatürkçü Düşünce Derneği Genel Merkezi hukuk yolunu kullanarak Cumhuriyet düşmanlarının söz ve eylemlerine karşı açtığı davalarla Türkiye Cumhuriyeti’mizin temel değerlerine sahip çıkmakta ve yaptığı basın açıklamalarıyla ADD örgütünün güçlenmesine, zamanında tabana yayılmasına ve kamuoyu mal olmasına hizmet etmektedir.

ADD, hiçbir siyasal örgütün, oluşumun veya çevrenin arka bahçesi, etkinlik alanı olmayacak ve siyasal gelecek bekleyen kişilerin kullanabileceği bir örgüt de olmayacaktır. Tüm güçlüklere ve son derece sınırlı olanaklarına karşın bağımsızlığını kıskançlıkla koruyarak Anadolu Aydınlanmasına var gücüyle kol kanat gerecektir.

Ülkemizin tüm yurtsever, ilerici, çağdaş, Aydınlanmacı, akıl ve bilimden yana, barışsever… TÜRKİYE SEVDALILARINI ulusal ve tarihsel bir dayanışmaya çağırıyoruz.
İçinde bulunduğumuz koşullar, 100 yıllık Cumhuriyetimiz açısından son derece ağırıdır.
Ancak herkes iyi bilmelidir ki;
Türkiye Cumhuriyeti asla sahipsiz değildir!
Bizlerin namus ve vicdanına Mustafa Kemal Atatürk’ün teslim ettiği kutsal emanetidir. Türkiye Cumhuriyeti şan ve şerefle ve onurla yaşayacak, “ilelebet payidar kalacaktır”.
Türkiye Cumhuriyeti dünya uluslar ailesinin egemen-eşit, saygın ve çağcıl bir üyesi olarak, dünya kültürüne ve bilimine değerli katkılar koyacaktır. Ulusal birlikle üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir sorunumuz yoktur. Ana gereksinimimiz ULUSAL DAYANIŞMADIR.
Yaşasın Atatürkçü Düşünce Derneği’nin tarihsel, onurlu ve mutlaka başarıya ulaşacak Aydınlanma savaşımı ve Yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ne kavuşma çabası!
Yaşasın Laik ve Demokratik Türkiye Cumhuriyeti.
Kamuoyunun ve yüce Türk Ulusunun bilgisine ve ilgisine sunarız.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ
GENEL MERKEZİ

23/11/2022

21.11.2022

BASINA VE KAMUOYUNA



Değişmez önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün Millet Mektepleri Başöğretmenliği’ ni kabul ettiği 24 Kasım 1928 tarihi, ülkemizde 1981 yılından itibaren “Öğretmenler Günü” olarak kutlanmaktadır.



Öğretmenlik; emek, sevgi ve sabır isteyen, bedeli hiçbir maddi karşılıkla ölçülemeyecek değerde olan, sevgi, şefkat, hoşgörü ve fedakârlık mesleğidir.



Akademisyenlerden sanatçılara, doktorlardan hukukçulara, mühendislerden ekonomistlere tüm meslek sahipleri, kendilerini insan yetiştirmeye adamış öğretmenlerin eseridir.



Öğretmenlik, bütün mesleklerin temelidir, en kutsal meslektir.



Bir öğretmenin en büyük mutluluğu başarılı, ülkesine ve insanlığa yararlı öğrencilerini görmektir.



Büyük Atatürk; “Öğretmenler! Cumhuriyet; fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek seciyeli muhafızlar ister. Yeni nesli bu nitelik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir” sözleriyle Öğretmenlere, Cumhuriyeti emanet ettiği Türk Gençliği’ni fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür ve yüksek karakterli nesiller olarak yetiştirme görevi vermiş, bu nedenle de Onlar’dan “İkinci Ordu - İrfan Ordusu” diye söz etmiştir.



Atatürk’ün Türk Ulusu’na hedef gösterdiği çağdaş uygarlık düzeyini aşmak için, öncelikle nitelikli, laik ve bilimsel bir “Milli Eğitim Sistemi”nin ve görevinin bilincinde olan bir “İrfan Ordusu”nun gerekliliği açıktır.



Siyasi iktidarların devleti; öğretmenlik mesleğinin onur ve itibarını yükseltecek, eğitim emekçilerinin özlük haklarını ve emeklerinin karşılığını görevlerinin önemi ile uyumlu hale getirecek ve Milli Eğitim Sistemi’ni laik ve bilimsel temellere oturtacak bir anlayışla yönetmelerinin, Ulusun ve ülkenin geleceği açısından yaşamsal önemde olduğu unutulmamalıdır.



Ebedi Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, aramızdan ayrılan ve görevi başında şehit olan bütün öğretmenlerimizi minnet ve şükranla anıyor, çocuklarımızı akıl ve bilim yolunda eğiten sevgili öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutluyoruz.



Saygılarımızla.



ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ

GENEL MERKEZİ

12/11/2022

BASINA VE KAMUOYUNA
Atatürkçü Düşünce Derneği olarak; bağımsızlık ve özgürlüğümüzü kazandığımız Kurtuluş Savaşı’nın Başkomutanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, Türk Ulusu’nun değişmez önderi Büyük Atatürk’ü milletçe minnet, şükran ve özlemle andığımız 10 Kasım 2022 tarihinde Anıtkabir’deki resmî Devlet Töreni’nde orada bulunması yasa ve yönetmeliklere göre olanaksız olan bir grubun, yaptıkları yakışıksız ve yasalarımıza aykırı tezahürat ile hem Atatürk’ün, hem de aziz şehit ve gazilerimizin hatıralarına saygısızlık etmeleri yanında milyonlarca yurttaşımızı da derinden yaraladıkları gerekçesiyle sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunduk.
Bağımsız Yargımızın gereğini yapacağı inancıyla kamuoyuna saygı ile duyururuz.
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ
GENEL MERKEZİ

08/11/2022

YOKLUĞUNDA DAHA DA BÜYÜYEN ÖNDER
Vatanımızın kurtarıcısı, Cumhuriyetimizin kurucusu, devrimlerimizin mimarı, değişmez önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ü aramızdan bedenen ayrılışının 84. yılında saygı, minnet ve özlemle anıyoruz.
Ancak Atatürk’ün, O’nu anmamızdan çok, anlamamızı istediğinin farkındayız.
Bu farkındalıkla görevimizin; ilke, devrim ve eserlerini koruyup yaşatmak, Türk Ulusu’nu refaha ulaştırıp muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarmak, “şeyhler, dervişler, müritler ve mensuplar memleketi olamaz” dediği Türkiye Cumhuriyeti’ni ilelebet payidar kılmak olduğunu biliyoruz.
Atatürk’ü yitirdiğimiz günden bu yana yazık ki, gidişiyle yarattığı büyük boşluğu dolduramadık.
Kimileri O’nun ışıklı yolunda yürüdüğünü söylerken kimileri de büyük görünecekleri zannıyla ilkelerine, devrimlerine, eserlerine, kişiliğine, aziz anısına pervasızca saldırdılar. Her saldırı, saldıranları küçültürken Atatürk’ü daha da büyüterek ulusu birleştirdi.
Atatürk yaşamı boyunca esas olarak emperyalistler ve piyonları ile savaştı. Kaderlerini emperyalizm ile birleştirmiş dahili bedhahlarla (işbirlikçi hainlerle) hem Ulusal Kurtuluş Savaşı, hem de devrimler sürecinde mücadele etti. Atatürk’ün yenilgiye uğrattığı emperyalist devletlerin temsilcileri zaferden sonra, ebedi aleme göçüşünün ardından ve hâlâ büyük önderden saygı ve övgü ile söz eder, Birleşmiş Milletler oybirliği ile doğumunun 100. yılı 1981’i “Atatürk Yılı” olarak kabul ederken, Laik Cumhuriyet düşmanı gericiler her fırsatta Atatürk’e ve mücadelesine hakaret ve saldırılarda bulundular, bulunuyorlar.
Atatürk sadece Türk Ulusu için değil, dünyanın dünü, bugünü ve yarını açısından da değeri her geçen gün daha iyi anlaşılan büyük bir önderdir. Saldıranlar cüceleşirken O, yokluğunda büyümekte, tarifsiz özlenmektedir. Milyonlarca yurttaşımızın her fırsatta akın akın Anıtkabir’e koşmaları, komşumuz İran’da kadınların yükselttiği “Tek yol Atatürk” çığlıkları, Irak’tan duyulan “Bir Atatürk’ümüz olmadığı için bu haldeyiz” hayıflanmaları boşuna değildir. O kadar ki; her fırsatta Atatürk’e hakaret etmeyi marifet bilenler bile başları sıkıştığında boydan boya Atatürk posterlerinden medet ummak, Lozan’a “Hezimet” deyip Montrö’den bir imza ile çıkılabileceğini söyleyenler, dönüp dolaşıp Lozan’a, Montrö’ye sarılmak, O’nun 86 yıl önceden Karadeniz’i kan gölüne dönmekten, Dünyayı 3. Dünya Savaşına sürüklenmekten kurtaran dehasına şapka çıkarmak zorunda kalmaktadırlar.
ÇARE YENİDEN ATATÜRK CUMHURİYETİ
Değerlerinden, devrimlerinden, birliğinden ve özgüveninden yoksun bırakmak için iç ve dış olumsuz güçlerin onyıllardır elbirliğiyle çabaladıkları Türk Ulusu, hiç kuşkusuz Atatürk’ün akıl ve bilim yolunda aydınlık geleceğine güvenle yürüyecektir.
Atatürk’ü anlamayı, ilke, devrim ve eserlerini koruyup yaşatmayı varlık nedeni ve temel görevi sayan Atatürkçü Düşünce Derneği, ülkemizin acil gereksinimi olduğunu düşündüğü devlet yönetim anlayışını 23 Nisan 2022’de yayınladığı YENİDEN ATATÜRK CUMHURİYETİ MANİFESTOSU ile duyurmuştur.
Tarihin en büyük devrimcisi Atatürk’ü aramızdan ayrılışının 84. yılında özlem ve minnetle anarken, O’nun da isteği olduğu inancıyla, bir kez daha siyaset kurumunu Yeniden Atatürk Cumhuriyeti hedefine yönelmeye, Aziz Milletimizi de bu hedefe sahip çıkmaya çağırıyoruz.
RUHUN ŞAD OLSUN BÜYÜK ATATÜRK !
TÜRKİYE CUMHURİYETİ İLELEBET PAYİDAR KALACAKTIR !
Saygılarımızla.

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ ANTAKYA ŞUBESİ
Doç.Dr.KezbanKURAN

28/10/2022

TÜRKİYEM EN BÜYÜK BAYRAMIN KUTLU OLSUN
Haydi Türkiye'm, seneye 100. Yılını kutlayacağımız en büyük bayramın olan 29 Ekim Cumhuriyet bayramı yaklaşıyor. Bu bayram; kimliğinin, kişiliğinin, onurunun bayramı. Atanın sana emaneti. Ona bir teşekkür borcun var. Diline, cinsiyetine, kimliğine ve inancına sahip çıkma zamanı. Ankara’dan, Hatay’a, Kars’tan Ardahan’a tüm ulus olarak “ Ey büyük ATATÜRK, açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan yürüyeceğimize ant içeriz. Varlığım, Türk varlığına armağan olsun diye bağırmanın, haykırmanın zamanı. Çünkü bu bayram dört bir yanı işgal edilmiş, orduları dağıtılmış, halkı esir edilmiş fakru zaruret içinde ki bir ulusun, Mustafa Kemalin liderliğinde silkinip yedi düvele ve emperyalist ülkelere başkaldırışının, tarihi yeniden yazışının Cumhuriyet ile taçlandığı bir bayramdır. Neden bu bayram çok önemlidir?
Çünkü, her yönüyle ileriye dönük, temelinde ulusal egemenlik ve tam bağımsızlık felsefesi olan büyük bir toplumsal değişim, dönüşüm ve gelişim projesi olan Cumhuriyet; kadın, erkek bütün dinamikleri ile ulusal kültürümüzü çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkarmayı hedeflemiştir.
Çünkü Cumhuriyet demek, kulluğu reddetmek birey olmak demektir. Tek kişilik yönetimlerin, padişahların, sultanların hâkimiyeti yerine halkın egemen olması demektir. Cumhuriyet demek, eşitlik demektir. Cumhuriyet demek, emperyalizme karşı ulusunun onurunu savunmaktır. Kadının özgürleşmesi, eşit bireyler olarak toplumda yerini alması demektir. Cumhuriyet dil, din ırk, cinsiyet ayırımının kaldırılması her kesin kanunlar karşısında eşit olması demektir. Lakin Cumhuriyet ve kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ile hâlen hesaplaşması bitmeyenler, her ikisini de halkın gözünde itibarsızlaştırmaya çalışmaktadırlar. Ama buna asla güçleri yetmeyecek. Çünkü Atatürk ve Cumhuriyete düşmanlıkta birleşecek bir halk Türkiyede yoktur. Evet bu gün o’nun yarattığı mucizeyi unutarak yaptıklarını birer birer satsalar da, Kemalist düşünce sistemini, laiklik, yargının bağımsızlığı ve basın özgürlüğüne darbe üstüne darbe yapsalar da bu halk yine de Cumhuriyetine ve Mustafa Kemal’ın ilke ve devrimlerine sahip çıkacaktır. Şimdi Cumhuriyete sadece sahip çıkmak yetmez aynı zamanda Cumhuriyete layık olmak zamanıdır..12 Eylül faşizminin açtığı yolda Batı emperyalizminin desteğiyle pervasızca ilerleyen karşı devrim kutlanacak bir laik cumhuriyet bırakmama gayretini sürdürse de Cumhuriyetimizin 99. Şeref yılını ulusça ve gururla kutlayacağız. Ancak bu gün önümüzdeki temel ödevin Atatürk Cumhuriyetini yeniden kazanmak olduğunun farkındayız. Bu ödevimizi yapacak, Atatürk devrimini yaşatarak, laik bilgi toplumu olma ve muasır medeniyet seviyesini aşma hedefine yeniden yönelmiş Türkiye’yi mutlaka yaratacağız. Umutluyuz ! 19 Mayıs 1919 günü Samsuna ayak basan Mustafa Kemal Paşa’ nın sahip olduğundan daha güçlü bir ülkemiz, daha bilgili ve bilinçli bir insan kaynağımız olduğunu biliyoruz. Tek eksiğimiz, 100 yıl önce sınanmış ve başarılı olmuş Kemalist Devrimci Önderlikten –şimdilik –yoksun oluşumuzdur. Atatürkçü Düşünce Derneği, 33 yıllık deneyimi ile “Yeniden Atatürk Cumhuriyetine” ulaşma mücadelesinin düşünsel önderliğini yürütmeye kararlıdır. Bu düşünsel önderliği, siyasal önderlik yapma iddiasındakilerle buluşturabildiğimizde amacımıza ulaşacağımıza inanıyoruz.
CUMHURİYETİMİZİN 99. YILI KUTLU OLSUN.
YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ VE GERÇEKTEN DEMOKRATİK TÜRKİYE

ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ
ANTAKYA ŞUBE BAŞKANI
Doç.Dr. Kezban KURAN

Address

Kışlasaray Mahallesi Vilayet Karşısı Abdonnur Apt. Kat 3
Antakya

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Hatay Atatürkçü Düşünce Derneği posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share