Avukat Orhan Yavuz Yağmur

Avukat Orhan Yavuz Yağmur Yoğun hukuki deneyim ve bilgimizi müvekkillerimiz ile paylaşmaktayız.

Ağırlıklı olarak ceza hukuku, ticaret hukuku ve sözleşmeler hukuku, şirket satın alma ve birleşmeleri, proje finans sözleşmeleri, doğrudan yabancı yatırımlar ve proje geliştirme, banka ve finans hukuku, iş ve sosyal güvenlik hukuku, tazminat hukuku,kamu ihale ve özelleştirme hukuku,inşaat ve gayrimenkul hukuku ve uyuşmazlık çözüm alanlarında uzman avukat ve danışmanlarıyla şirketlere hukuki deste

k sağlamaktadır. Hukukun farklı alanlarında sahip olduğumuz know-how ile müvekkillerimize özgün hukuk hizmeti sağlamaktayız.

10/09/2019

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu Hakkında Genel Bilgilendirme

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ("Kanun") 24 Mart 2016 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda kabul edildi ve 7 Nisan 2016 tarihinde 29677 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Kişisel verilerin üçüncü kişilere veya yurtdışına aktarılması, ilgili kişinin hakları, başvuru ve şikâyet, suçlar ve idari para cezalarına ilişkin hükümleri Kanun'un yayımı tarihinden itibaren 6 ay sonra yürürlüğe girecektir. Bu hükümler haricindeki diğer hükümler ise Kanun'un yayım tarihi olan 7 Nisan 2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Kanun'un yayımı tarihinden önce işlenmiş olan kişisel verilerin, Kanun'un yayımı tarihinden itibaren iki yıl içinde Kanun'a uygun hale getirileceği belirtilerek geçiş süresi tanınmıştır. Dolayısıyla 7 Nisan 2016 tarihinden önce Kanun hükümlerine aykırı olarak işlenen verilerin Kanun ile uyumlu hale getirilmesi için 7 Nisan 2018'e kadar süre bulunmaktadır. Kanun'un yayımı tarihinden önce hukuka uygun olarak alınmış rızalar, 1 yıl içinde aksine bir beyanda bulunulmaması koşuluyla Kanun'a uygun kabul edilecektir. Dolayısıyla 7 Nisan 2016 tarihinden önce hukuka uygun olarak alınan rızalar karşısında sessiz kalınması halinde bu rızalar Kanun'a uygun kabul edilecektir.

Kanun'daki diğer ayrıntılı düzenlemelere ilişkin olarak ise Kanun'un yayımı tarihinden itibaren bir yıl içinde gerekli ikincil düzenlemelerin yayımlanacağı belirtilmiştir.

a. Kişisel Veri Tanımı
Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3. maddesinde kişisel veriler "kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi" şeklinde tanımlanmıştır. Kanun'un gerekçesine göre; kişinin adı, soyadı, doğum tarihi ve doğum yeri, telefon numarası, motorlu taşıt plakası, sosyal güvenlik numarası, pasaport numarası, özgeçmiş, resim, görüntü ve ses kayıtları, parmak izleri, genetik bilgiler gibi veriler kişileri belirli veya belirlenebilir kılmalarından dolayı kişisel veriler olarak kabul edilmektedir.

b. Kişisel Verilerin İşlenmesi
Kişisel verilerin işlenmesi, kişisel verilerin tamamen veya kısmen otomatik olan ya da olmayan yollarla elde edilmesi, kaydedilmesi, depolanması, muhafaza edilmesi, değiştirilmesi, yeniden düzenlenmesi, açıklanması, aktarılması, devralınması, elde edilebilir hale getirilmesi, sınıflandırılması ya da kullanılmasının engellenmesi gibi veriler üzerinde gerçekleştirilen her türlü işlemdir.

Kanun'un 4. maddesinde kişisel veriler işlenirken uyulması gereken temel ilkeler sayılmaktadır. Bu ilkeler (i) hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olma, (ii) doğru ve gerektiğinde güncel olma, (iii) belirli, açık ve meşru amaçlar için işlenme, (iv) işlendikleri amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü olma ve (v) işlendikleri amaç için gerekli olan süreyle sınırlı olarak muhafaza edilmedir.

Açık Rıza
Kanun'un 5. maddesine göre kural olarak kişisel verilerin işlenebilmesi için ilgili kişinin açık rızasının olması gerekmektedir. Ancak Kanun'da sayılan istisnai hallerde açık rıza olmadan da kişisel verilerin işlenmesi mümkün olacaktır. Bu haller:

Kanunlarda açıkça öngörülmesi,
Rızasını açıklayamayacak durumda bulunan veya rızası hukuken geçersiz olan kişinin ya da bir başkasının hayatı ya da beden bütünlüğünün korunması için zorunluluk olması,
Sözleşmenin kurulması veya ifasıyla doğrudan doğruya ilgili olması kaydıyla, taraflara ait kişisel verilerin işlenmesinin gerekli olması
Veri sorumlusunun hukuki yükümlülüğünün yerine getirilebilmesi için zorunlu olması
İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirişmiş olması
Bir hakkın tesisi, kullanılması veya korunması için veri işlemenin zorunlu olması
İlgili kişinin temel hak ve özgürlüklerine zarar vermemek kaydıyla, veri sorumlusunun meşru menfaatleri için veri işlenmesinin zorunlu olması.
Kanun'un 7. maddesine göre; açık rıza verilen haller veya yukarıda sayılan (açık rıza aranmayan) durumlara uygun olarak işlenmiş kişisel verilerin işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması halinde, kişisel verilerin silinmesi, yok edilmesi veya anonim hale getirilmesi gerekmektedir. İlgili maddeye aykırı hareket ederek kişisel verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü olanlar görevlerini yerine getirmediklerinde Türk Ceza Kanunu'nun 138. maddesine göre bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Kanun, kişisel veriler dışında bir de özel nitelikli kişisel veri kavramını getirmiştir. Kanun'un ilgili 6. maddesine göre; kişilerin ırkı, etnik kökeni, siyasi düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi veya diğer inançları, kılık ve kıyafeti, dernek, vakıf ya da sendika üyeliği, sağlığı, cinsel hayatı, ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili verileri ile biyometrik verileri özel nitelikli kişisel veridir. Bu bilgiler kanunlarda sayılan istisnai haller dışında ancak ilgili kişinin açık rızası olursa işlenebilecektir. Sağlık ve cinsel hayata ilişkin verilerde ise özel bir durum söz konusudur. Bu bilgiler ancak kamu sağlığının korunması, koruyucu hekimlik, tıbbi teşhis, tedavi ve bakım hizmetlerinin yürütülmesi, sağlık hizmetleri ile finansmanının planlanması ve yönetimi amacıyla, sır saklama yükümlülüğü altında bulunan kişiler veya yetkili kurum ve kuruluşlar tarafından ilgilinin açık rızası aranmaksızın işlenebilecektir.

d. VERI SORUMLUSU, VERI İŞLEYEN VE YÜKÜMLÜLÜKLERI
Kanun'da Veri Sorumlusu ve Veri İşleyen kavramlarına yer verilmiştir. Veri Sorumlusu veri kayıt sisteminin bir birim, kurum ya da temsilci bünyesinde kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmaktadır. Veri İşleyen ise, Veri Sorumlusunun verdiği yetkiye dayanarak onun adına kişisel verileri işleyen gerçek veya tüzel kişi olarak tanımlanmıştır.

Veri sorumlusunun veya yetkilendirdiği kişinin aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır. Aydınlatma yükümlülüğünün hangi hususlarda yapılacağı Kanun'un 10. maddesinde belirtilmektedir. Buna göre, veri sorumlusu veya yetkilendirdiği kişi aşağıdaki hususlar hakkında ilgili kişilere bilgilendirme yapmakla yükümlüdür:

veri sorumlusunun ve varsa temsilcisinin kimliği
kişisel verilerin hangi amaçla işleneceği
işlenen kişisel verilerin kimlere ve hangi amaçla aktarılabileceği
kişisel veri toplamanın yöntemi ve hukuki sebebi
kanunda sayılan ilgili kişinin hakları
Kanun'un "Kabahatler" başlıklı 18. maddesi uyarınca, Yukarıda bahsi geçen aydınlatma yükümlülüğünü yerine getirmeyenler hakkında 5.000 Türk Lirasından 100.000 Türk Lirasına kadar idari para cezası verilir.

Veri sorumlusunun aydınlatma yükümlülüğünün yanında veri güvenliğine ilişkin yükümlülükleri de bulunmaktadır. İlgili 12. maddeye göre veri sorumlusu (i) kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmesini önlemek, (ii) kişisel verilere hukuka aykırı olarak erişilmesini önlemek ve (iii) kişisel verilerin muhafazasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik gerekli her türlü teknik ve idari tedbirleri almakla yükümlüdür. Veri sorumlusuna, bu yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde, 15.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar idari para cezası verilir.

Kişisel verilerin korunması ve Kanun'un uygulanması amaçlarına yönelik olarak Kişisel Verileri Koruma Kurumu'nun kurulması öngörülmektedir. Bu kurum içerisinde de Kanun'un yayımlanmasından itibaren 6 ay içerisinde Kişisel Verileri Koruma Kurul'u ("Kurul") kurulması düzenlenmektedir. Ayrıca Kanun, Veri Sorumlusu Sicili ("Sicil") olarak adlandırılan bir kayıt sistemi getirmektedir. Kanun'un 16. maddesi ile veri sorumlularının veri işlemeye başlamadan önce Sicil'e kayıt zorunluluğu getirilmektedir. Bu zorunluluğa aykırı hareket edenler hakkında 20.000 Türk lirasından 1.000.000 Türk lirasına kadar idari para cezası verilir.

Sicil, Kurul'un kuruluşunu takiben (Kanun'un yürürlük tarihinden itibaren altı ay içerisinde) faaliyete geçecektir. Aynı maddede Kurul tarafından Sicil'e kayıt zorunluluğuna istisna getirilebileceği öngörülmektedir. İstisna getirilirken "işlenen kişisel verinin niteliği, sayısı, veri işlemenin kanundan kaynaklanması veya üçüncü kişilere aktarılması" gibi ölçütler göz önüne alınacaktır.

e. KIŞISEL VERILERIN AKTARILMASI
-Kişisel Verilerin Yurtiçinde Aktarılması
Kişisel verilerin yurtiçinde aktarılmasında kişisel verilerin işlenmesinde olduğu gibi ilgili kişinin açık rızası aranmaktadır. Ancak yukarıda bahsi geçen ve kişisel veri işlemede açık rıza aranmayan haller aktarmada da geçerlidir. Dolayısıyla Kanun'un 5. maddesinin ikinci fıkrasında ve 6. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen istisnai hallerde ilgili maddelerde yer alan şartlardan birinin varlığı halinde ilgili kişinin açık rızası aranmadan kişisel veriler aktarılabilir. Bu haller yukarıda 2.2 bölümünde belirtilmiştir.

-Kişisel Verilerin Yurtdışına Aktarılması
Kişisel verilerin yurtdışına aktarılması kişisel verilerin işlenmesi ve yurtiçinde aktarılmada olduğu gibi açık rıza aranmaktadır. Ancak açık rızanın aranmadığı Kanun'un 5. maddesinin ikinci fıkrasında ve 6. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen istisnai hallerde ilgili maddelerde yer alan şartlardan birinin varlığına ek olarak kişisel verilerin aktarılacağı yabancı ülkede yeterli korumanın bulunması aranmaktadır. İlgili 9. Maddeye göre, kişisel verilerin aktarılacağı yabancı ülkede yeterli koruma yoksa (i) Türkiye'deki ve ilgili yabancı ülkedeki veri sorumlularının yeterli korumayı yazılı olarak taahhüt etmeleri ve (ii) Kurul'un izin vermesi halinde kişisel veriler ilgili kişinin açık rızası olmasa dahi yurtdışına aktarılabilir.

-Yeterli Koruma
İlgili 6. maddenin üçüncü Fıkrasına göre yeterli korumanın bulunduğu ülkeler Kurul tarafından belirlenerek ilan edilir. Aynı maddenin dördüncü Fıkrasında Kurul'un kişisel verilerin aktarılacağı yabancı ülkede yeterli koruma olup olmadığına ve aktarıma izin verip vermeyeceğine karar vermesi için birtakım ölçütler öngörülmektedir. Bu ölçütleri Kurul değerlendirir ve eğer ihtiyaç duyarsa ilgili kurum ve kuruluşların görüşünü de alır. Değerlendirmede göz önüne alacağı ölçütler aşağıdaki gibidir:

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler
Kişisel veri talep eden ülke ile Türkiye arasında veri aktarımına ilişkin karşılıklılık durumu
Her somut kişisel veri aktarımına ilişkin olarak, kişisel verinin niteliği ile işlenme amaç ve süresi
Kişisel verinin aktarılacağı ülkenin konuyla ilgili mevzuatı ve uygulaması
Kişisel verinin aktarılacağı ülkede bulunan veri sorumlusu tarafından taahhüt edilen önlemler
Kişisel verilerin işlenmesinde yabancılık unsuru olması hali
Kişisel verilerin işlenmesi veya kişisel veriler hakkında bilgi alma hakkının sınırlandırılması yolu ile kişiliğin ihlal edilmesinden doğan taleplere yabancılık unsuru olması halinde 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 35. maddesi uygulanır. Bu tür taleplerde uygulanacak hukuk, maddedeki şartın gerçekleşmesi kaydıyla, zarar görenin seçimine bırakılmıştır. İlgili maddeye göre zarar gören aşağıda belirtilen hukuk sistemleri arasında seçim yapma hakkına sahiptir:

Zarar veren, zararın bu ülkede meydana geleceğini bilecek durumda ise zarar görenin mutad meskeni hukuku
Zarar verenin işyeri veya mutad meskeninin bulunduğu ülke hukuku
Zarar veren, zararın bu ülkede meydana geleceğini bilecek durumda ise zararın meydana geldiği ülke hukuku
Veri Sorumlusunun Yükümlülüklerine İlişkin Tespitler ve Tavsiyeler
Veri sorumlusunun Kanun ile uyumlu hale gelmesi için aşağıdaki gibi tavsiyelerimiz bulunmaktadır:

-Veri sorumlusunun kişisel verilerin işlenmesi konularında uyum sağlayabilmeleri için kendi sistemlerini Kanun'a uygun şekilde düzenlemeleri, bu yönde her şirket için kişisel verilerin işlenmesine ilişkin olarak bir strateji hazırlanması gerekecektir. Bu strateji kişisel verilerin toplandığı internet, çağrı merkezi ve sözleşme gibi bütün kanalları kapsayacaktır
-Kanun ile getirilen yükümlülüklerin yerine getirilmesi için veri sorumlusunun iç işleyişindeki prosedür ve politikaları inceleyerek uyumsuzlukların belirlenmesi ve bu uyumsuzlukların giderilmesi
-Veri sorumlusunun hâlihazırdaki durum ile hedeflenen durum karşılaştırılarak kişisel verilerin korunması ile ilgili yükümlülüklerin tespit edilmesi
-Açık rıza alma konusunun değerlendirilmesi, gerekirse bu konuda beyan yazılarının hazırlanması
Veri sorumlusunun çalışanlarının kişisel verilerin korunması konusunda eğitilmesi ve bu eğitim ile ilgili kayıtların tutulması
-Veri sorumlusunun çalışanlarına ait kişisel verilerinin olduğu şirket içi kayıt sistemi gözden geçirilmesi ve güncellenmesi, buna uygun olarak çalışanların kişisel veri koruma politikalarının güncellenmesi
-Kişisel veri işleme yöntemleri hakkında müşterilerin düzenli olarak bilgilendirilmesi ve bu yöntemlerde değişiklik olması halinde müşterilere yazılı olarak bilgi verilmesi
-Kişisel verilerin işlenmesi konularında veri sorumlusunun ilgili departmanlarının işbirliği yapması ve Kanun ile ilgili gelişmeler konusunda iletişim halinde olmaları
-Kişisel verilerin gizliliği, verilerin işlenmesi ve bilgi teknolojilerinin desteklenmesi ile ilgili değerlendirmeler yapılarak riskin en aza indirgenmesi için çalışmalar yapılması
-Hâlihazırdaki sözleşmelerin kişisel veri korunması ile ilgili yükümlülüklerin göz önüne alınarak güncellenmesi
-Sicile kayıt hususunun takip edilmesi
-Yukarıda bahsi geçen Kurum tarafından yapılacak olan düzenlemelerin ve ilanların takip edilmesi

Hukuk Büromuzdan konuyla ilgili detaylı bilgi alabilir; VERBİS kayıtları, sicil işlemleri, uyumlaştırma çalışmaları için avukatlarımıza danışabilirsiniz.

20/08/2019

Ticari Satışlarda Ayıp İhbarı

Ayıp kavramı, satış veya trampa konusu malda bulunması gereken veya vaadedilen niteliklerin bulunmamasını ifade eder. Örneğin, satılan arabanın motorunda arıza olması, koltuk takımlarının kırık veya defolu olması, pirinçlerin böcekli olması, gıda maddelerinin küflenmiş olması gibi durumlarda ayıplı maldan söz edilebilir.

Türk Borçlar Kanunu Uyarınca İhbar
Türk Borçlar Kanunu’nun 219 vd. maddelerinde; Satıcının, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur denilmek suretiyle satıcının ayıptan sorumlu olacağı hükmedilmiştir. TBK hükümlerinde alıcının inceleme ve ihbar yükümlülükleri için açık ve belli bir süre belirtilmemiş, yalnızca “işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz” inceleme ve ortaya çıkan ayıbın satıcıya “uygun bir süre içinde” bildirimi öngörülmüştür.

Ticari Satışlarda İhbar
Satış işleminin her iki tarafının da tacir olması durumunda ticari satıştan söz edilir ve bu durumda ayıplı malın ihbar sürelerinde tacirler bakımından farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Ayıp ihbarı, alıcının ayıp nedeniyle doğan seçimlik haklarını kullanabilmesi amacıyla yapılması gereken bir bildirimdir.

Türk Ticaret Kanunu’nun 23. Maddesinde, teslim sırasında açıkça belli olan ayıplar yönünden ayıbın 2 gün içinde satıcıya bildirilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Açık ayıba örnek olarak, malda gözle görülebilen kırık ya da çatlakların bulunması verilebilir. Bu olasılıkta önemli olan husus detaylı ve özel bir incelemeye gerek kalmadan maldaki ayıbın alıcı tarafından tespit edilebilmesidir. Bununla beraber, malda açık ayıp söz konusu olmasa bile, malı satım ve teslim alan tacirin 8 gün içinde malı inceleme veya incelettirmekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir. Sekiz günlük süre malın alıcı tarafından satım ve teslim alındığı tarih itibariyle başlamaktadır.

Yasal süre içinde ayıp ihbarının yapılmaması alıcının Kanundan doğan seçimlik haklarına başvuramaması sonucu doğurmaktadır. Bu durumda, alıcı tacir malı satın aldığı hali ile kabul etmekte ve seçimlik haklara başvuru hakkını kaybetmektedir. Bu seçimlik haklar; alıcının, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme hakki; satılanı alıkoyup, ayıp oranında bedelde indirim yapılmasını isteme hakki; aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, tüm masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme hakki; imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini talep hakkıdır.

Ancak TTK 23. Maddesinde diğer durumlarda Türk Borçlar Kanunu’nun 223. Maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu nedenle açık ayıp niteliğinde olmayan ve 8 günlük inceleme süresinde tespit edilemeyen yani kullanımla ortaya çıkan ayıplar yönünden TBK’nın ilgili düzenlemeleri uygulama alanı bulacaktır.TBK’nın 223. Maddesinin ikinci fıkrasında, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, ayıbın hemen satıcıya bildirilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yani olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp için 8 günlük inceleme ve ihbar süresi söz konusu olmayacaktır.

TEKNİK İFLASÜlkemizde son zamanlarda meydana gelen döviz kuru artışları nedeniyle pek çok firma teknik iflas ile karşı k...
29/08/2018

TEKNİK İFLAS
Ülkemizde son zamanlarda meydana gelen döviz kuru artışları nedeniyle pek çok firma teknik iflas ile karşı karşıya kalabilecektir. Teknik iflas özetle, şirketin son yıllık bilançosuna göre sermaye ve kanuni yedek akçeler tutarının 2/3'ünün zarar nedeniyle karşılıksız kalması halidir.

Burada akla ilk gelen soru, nasıl bir yöntem izlenmesi ve sermayenin nasıl tamamlanması gerektiğidir.

Teknik iflas halinde yönetim kurulunun çağrısı üzerine genel kurulun toplanması gerekir. Genel Kurulca, sermayenin tamamlanması veya sermayenin 1/3'ü ile yetinme kararı alınmazsa, şirket sona erecektir.

Teknik iflas durumunda kısa vadede özvarlık durumunun düzeltilmesi için sermaye artırımı dışında alınabilecek önlemlere aşağıda yer verilmektedir.

1. Ek Ödeme Yükümlülüğü

TTK’da belirli durumlarda limited şirketlerin şirket esas söleşmesinde hüküm bulunması kaydıyla şirket ortaklarından ek ödeme talep edebileceğine dair düzenleme yer almaktadır. Bu durumda limited şirketlerde ortaklar sadece koydukları sermaye paylarıyla değil, sermaye paylarının iki katına kadar hesaplanabilen ek ödeme yükümlülükleriyle de sorumlu tutulabilmektedir.

Ek ödeme yükümlülüğü, kural olarak, ortağın şirketten ayrılması ile o ortak yönünden sona ermekte ve bu yükümlülük payı devralana geç­mektedir. Ancak, TTK’nın 604. maddesinde bu kurala bir istisna geti­rilmiştir. Anılan madde gereğince şirket, ortağın şirketten ayrılmasının tescil edildiği tarihten itibaren iki yıl içinde iflas etmiş ise bu eski or­taktan da ek ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesi istenecektir.

2. Zarar Telafi Fonu

Sermaye tamamlanması için gerekli olan fon akışının sağlanması ortaklardan temin edilecek nakit girişi ile mümkün olabileceği gibi ortakların mevcut olan alacaklarından vazgeçmesi ile de mümkün bulunmaktadır.

Öte yandan irket kayıtlarında işlem yapmadan önce firmaların mevcut durumlarını tespit ederek, zarar telafi fonunun gerçek ve kanıtlanabilir bir gider olup olmadığı ya da sermayeye ilave edilebilir bir unsur teşkil edip etmediği konusunda Gelir İdaresinin görüşünün alınması faydalı olacaktır.

3. Sabit Kıymetlere İlişkin Amortismanın Ayrılmaması

Aktife dahil olan iktisadi kıymetlerin amortismana tabi tutulması ihtiyaridir. Mükellefler isterlerse bir iktisadi kıymet için itfa süresinin herhangi bir yılında amortisman ayırmayabilir. Yine, bir iktisadi kıymet aktife alındıktan sonra itfa süresi boyunca amortismana tabi tutulmayabilir. Ancak mükellefler aktife aldıkları iktisadi kıymetlerin itfa süresinin tamamlanmasına birkaç yıl kalması durumunda amortisman ayırmaya karar verirlerse sadece kalan itfa süresi için amortisman ayrılır.

Amortisman ayrılmaması durumunda ticari kazançta meydana gelen artış, takvim yılı sonu itibariyle özvarlık durumunda olumlu yönde etkisi olacaktır.

4. Sabit Kıymetlere İlişkin Faiz ve Kur Farklarının Sabit Kıymetin Üzerine Verilmesi

İşletmelerin iktisap ettikleri sabit kıymetlere ilişkin olarak sabit kıymetin iktisap edildiği dönem sonuna kadar oluşacak faiz ve kur farklarının ilgili kıymetlerin maliyetine eklenmesi zorunlu bulunmakta, aynı kıymetlerle ilgili olarak söz konusu dönemden sonra ortaya çıkan kur farklarının ve ödenecek olan kredi faizlerinin ise ait oldukları yıllarda doğrudan gider yazılması ya da maliyete intikal ettirilerek amortisman yoluyla gider yazılması mükellefin seçimine bırakılmaktadır.

Bu kapsamda, ortaya çıkan kur farkı ve kredilere ilişkin ödenen faizlerin sabit kıymetin maliyetine verilmesi, cari yıla ait giderleri azaltacağından, kurumun karında ve dolayısıyla takvim yılı sonundaki özvarlık durumunda olumlu bir etki oluşturacaktır.

SONUÇ

Yukarıda yer verilen açıklamalara göre firmaların mali du­rumunu yakından takip etmeleri, mevcutta teknik iflas şartları gerçekleşmiş şirketlerin makul bir sürede özkaynak durumunu düzeltmeleri gerekmektedir.

Kısa vadede özvarlık durumunun düzeltilmesi, teknik iflas riskinin bertaraf edilmesi açısından dolaylı bir yöntem olsa da uygulama esnasında tutarlılık kavramı ışığında hareket edilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

Bu çerçevede şirketlerin bir avukata danışarak hareket etmeleri, şirketin geleceği açısından önem arz etmektedir.

15/03/2018

Yagmur&Partners Law Office is an Ankara-based law firm which provides services with its team of lawyers who can speak English at high level and are specialized in their fields, being primarily in corporate law, commercial law, energy law, construction law and infrastructure law, labor and employment law, contracts and agreements law, internet law, mergers and acquisitions, project financing, international commerce, international arbitration and commercial cases. Yagmur&Partners Law Office has liaison offices in Istanbul, Antalya and Izmir.
Besides the private law expertise, the founder of the law firm, Att. Orhan Yavuz Yagmur is an Ankara University Law School graduate and an expert on criminal cases.

Address

Mehmet Akif Ersoy Mahallesi Wings Ankara A Blok No:2
Ankara
06200

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00
Saturday 10:00 - 15:00

Telephone

05337777880

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Avukat Orhan Yavuz Yağmur posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Contact The Practice

Send a message to Avukat Orhan Yavuz Yağmur:

Share