SANER Hukuk ve Danişmanlik Bürosu

SANER Hukuk ve Danişmanlik Bürosu Av. Muazzez Eda SANER tarafından 2006'da Ankara'da kurulmuştur. Şirketlere ve şahıslara hukukun SANER Avukatlık Bürosu, Av.

Muazzez Eda SANER tarafından Ankara'da kurulmuş olup yerli ve yabancı müvekkillerine en iyi şekilde hizmet sunmayı hedeflemektedir. Ceza Hukuku, Boşanma Hukuku, Tüketici Hukuku, İş Hukuku, Şirketler Hukuku, Ticaret Hukuku, İdari ve Vergi Hukuku, İcra ve İflas Hukuku, Miras Hukuku, Sözleşmeler Hukuku, Bilişim Hukuku çalışma alanlarının önemli bir bölümünü oluşturmakta olup şirketlere ve şahıslara hukukun her alanında danışmanlık ve avukatlık hizmetleri sağlanmaktadır.

Sen ki özgürlük kadar güzelsin 💙Seni canımdan çok seviyorum..        🇹🇷
10/11/2023

Sen ki özgürlük kadar güzelsin 💙
Seni canımdan çok seviyorum.. 🇹🇷

En büyük eserin ve emanetin Cumhuriyetimizin 100.yılını  coşkuyla kıvançla kutluyoruz Atam 🇹🇷♥️ Bu büyük günde özellikle...
29/10/2023

En büyük eserin ve emanetin Cumhuriyetimizin 100.yılını coşkuyla kıvançla kutluyoruz Atam 🇹🇷♥️ Bu büyük günde özellikle; bağımsız, aydın, çağdaş, eğitimli, eşit ve özgür Türk kadınları olabilmemizin yolunu açtığın için sana minnettarım. Ulusumuz, Cumhuriyetin faziletlerini umuyorum en yakın zamanda idrak edip, ayrılmamamız gereken tek yolun senin yolun olduğunu görecektir. Yaşasın Türk ulusunun Cumhuriyeti, yaşasın 100.yılımız 🇹🇷♥️

23/09/2018

Kambiyo takibine karşı imzaya itiraz halinde, imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya ait olup, bilirkişi ücreti ve delil avansını (HMK 324) alacaklının ödemesi gerekirken , imzaya itiraz eden borçlunun bilirkişi ücretini ödemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hatalıdır... "O halde mahkemece, ispat yükünün alacaklıda olduğu gözetilerek HMK'nun 324. maddesi kapsamında delil avansının alacaklı tarafından yatırılması için işlem yapılması, sonucuna göre imza itirazı hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm kurulması isabetsizdir."
T.C.
YARGITAY
12. HUKUK DAİRESİ
E. 2016/16132
K. 2017/8251
T. 29.5.2017
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin borçlular tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden Daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

KARAR : Borçlular aleyhine bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan icra takibinde, borçlular, bonodaki imzanın kendilerine ait olmadığından bahisle icra mahkemesine başvurarak imzaya itirazda bulunmuş, mahkemece, HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İmza itirazında, imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, senet elinde olup takibe başlayarak imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir (HGK'nun 26.04.2006 tarih ve 2006/12-259 Esas, 2006/231 Karar sayılı kararı).

Dava 18/05/2015 tarihinde, 6100 Sayılı HMK yürürlükte iken açılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nun 114. maddesinin "g" bendinde gider avansının yatırılmış olması dava şartları arasında sayılmış, aynı Kanun'un 115. maddesinin 1. fıkrasında, bu koşulun mevcut olup olmadığını mahkemenin kendiliğinden araştıracağı, ikinci fıkrasında ise, bu şartın noksanlığı tespit edilirse davanın usulden reddine karar verileceği öngörülmüştür. HMK'nun "Harç ve Avans Ödemesi" başlıklı 120. maddesinin birinci fıkrası, harç ve avansların Bakanlıkça saptanacağı, dava açılırken mahkeme veznesine yatırılacağı, avansın yeterli olmadığının anlaşılması durumunda davacıya iki haftalık kesin süre verileceği düzenlenmiştir.

"Delil ikamesi için avans" başlıklı HMK'nun 324. maddesinin birinci fıkrasında ise; "Taraflardan herbiri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin sürede yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler" hükmü düzenlendikten sonra, ikinci fıkrasında, tarafların bu yükümlülüğü yerine getirmemesi halinde delil ikamesinden vazgeçmiş sayılacakları öngörülmüştür.

Görüldüğü üzere, HMK'nun 324. maddesinde düzenlenen delil ikamesi avansı, HMK'nun 114. maddesinin "g" bendinde belirtilen gider avansından hüküm ve sonuçları itibariyle farklı olup, dava şartı niteliğinde değildir.

Somut olayda, borçlu asiller ve vekilin olmadığı 10/11/2015 tarihli duruşmada, mahkemece, imza incelemesi için bilirkişiden rapor alınması amacıyla kurulan ara kararda, bilirkişi ücreti ve tebliği masrafı için eksik kalan 270,00 TL.yi iki haftalık kesin sürede yatırması için davacılara süre verilmesine sonuçları hakkında ihtarat yapılmasına karar verildiği, ihtaratın sonuçlarının ne olduğu belirtilmediği gibi ihtaratı içeren duruşma tutanağının borçlulara tebliğ edilmediği halde, belirlenen kesin sürede avansın yatırılmadığından bahisle mahkemece davanın usulden reddine karar verildiği görülmüştür.

Halbuki yukarda da açıklandığı ve Hukuk Genel Kurulunca da vurgulandığı üzere, imzaya itiraz halinde, imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti, imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir.

O halde mahkemece, ispat yükünün alacaklıda olduğu gözetilerek HMK'nun 324. maddesi kapsamında delil avansının alacaklı tarafından yatırılması için işlem yapılması, sonucuna göre imza itirazı hakkında karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm kurulması isabetsizdir.

SONUÇ : Borçluların temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 29/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 2.HD 09.04.2018 tarihli kararı gereğince; Velayet sahibi anneler çocuklarına soyadlarını verebilecekler. Bu hak...
11/04/2018

Yargıtay 2.HD 09.04.2018 tarihli kararı gereğince; Velayet sahibi anneler çocuklarına soyadlarını verebilecekler. Bu hakkın kullanımı için Aile Mahkemesine başvurmak gerekmektedir.

Otoyolda herhangi bir canlıya çarptınız ve aracınızda zarar oluştuysa, öncelikle o canlıya yardımcı olunuz 🙏 Geri kalanı...
03/06/2017

Otoyolda herhangi bir canlıya çarptınız ve aracınızda zarar oluştuysa, öncelikle o canlıya yardımcı olunuz 🙏 Geri kalanı biz hallederiz.

26/05/2017

EMEKLİLER, 1YIL SÜRENİZİN DOLMASINA AZ KALDI.
30 yılı aşkın hizmet süresi olan memur emeklileri ek ikramiye için yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde başvurmazsa hakkını kaybedecek, açılmış davalar düşecek
Geçmişte emekli olan veya ölen memurların hak sahiplerine 30 yılı aşan hizmet süreleri için ikramiye ödenmesi konusunda yeni bir düzenleme yapılacak. Sayıları 408 bini bulan kişilerin 30 yılı aşan emekli ikramiyesini alabilmek için yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde başvuruda bulunması gerekiyor. Daha önce bu konuda açılmış davalar ise düşecek.
Konuyla ilgili düzenleme, TBMM’ye sunulan torba kanun tasarısıyla gerçekleştirilecek. Memurlarda emekli ikramiyesinde 30 yıl tavanı, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı üzerine 7 Ocak 2015 tarihinde kaldırıldı. Bu tarihten sonra emekli olanlar, yıl sınırı olmaksızın, kaç yıl hizmetleri bulunuyorsa o süre üzerinden emekli ikramiyesi almaya başladılar. 7 Ocak 2015 tarihinden önce emekli olanlar ise geçmişte 30 yıldan fazla hizmet süresi bulunduğu halde, 30 yıl üzerinden emekli ikramiyesi aldıklarını, 30 yılı aşan ikramiyelerin kendilerine de ödenmesini talep ettiler. Ödemeleri yapan Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümeyeceği ilkesi gereği başvuruları reddetmesi üzerine açılan davalar kurum aleyhine sonuçlanmaya başladı. SGK, geçmişe doğru ödemeleri, emekli olunan tarihteki maaş üzerinden yapınca bu kez yeniden davalar açıldı. Mahkemeler vatandaşı haklı bularak enflasyon karşısında eriyen emekli ikramiyelerinin güncel rakamlar üzerinden ödenmesine hükmetti.
7 BİN 500 TL 3 AY İÇİNDE ÖDENECEK
SGK, hak sahiplerinin 7 bin 500 liraya kadar olan alacaklarını üç ay içinde ödeyecek. Kalan tutar bir yıl sonra ödenecek.
DAVALAR DÜŞECEK
Mahkemeler, açılmış davalarda “davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına” karar vererek, davaları düşürecek. Yargılama giderleri SGK üzerinde bırakılacak. Avukatlara ise vekalet ücretinin dörtte biri ödenecek. Böylece, mahkemelerin yüksek emekli ikramiyesi ödenmesi yönünde karar vermesi önlenecek. 60 bin dolayında dava açılmıştı.
TUTARA ENFLASYON FARKI YANSIMAYACAK
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK)n çok ağır emekli ikramiyesi ödemeleriyle karşı karşıya kalma riski ortaya çıkınca, yasal düzenleme gündeme getirildi. Düzenleme uyarınca, geçmişte emekli olanların 30 yılı aşan hizmetleri için emekli ikramiyeleri, “görevlerinden ayrıldıkları tarihteki emekli keseneğine esas aylık unsurları üzerinden” yapılacak. Örneğin 2000 yılında 67 yaşında emekli olan bir öğretim görevlisi, 45 yıl hizmeti bulunuyorsa, bu kişiye veya hak sahiplerine, 2000 yılındaki katsayılar üzerinden15 yıllık ikramiye ödenecek. Düzenlemeye göre bu tutara enflasyon farkı yansıtılmayacak. Yakın zamanda emekli olanların ise daha az kaybı söz konusu olacak.

23/05/2017

2918 Nolu Yasa DİKKATLİ OKUYUNUZ..

KİMSENİN BAŞINA GELMESİN AMA, DİYELİM Kİ TRAFİK KAZASI GEÇİRDİNİZ. YARALI VAR, HASTANEYE GİTTİNİZ.

SİZLERİN 2918 NOLU YASAYI BİLMEDİĞİNİZİ ZANNEDEREK,
'YAPILACAK MÜDAHALE VE TEDAVİ ÜCRETLERİNİ ÖDEYECEĞİNİZE DAİR ŞU BELGEYİ İMZALAYIN'
TEKLİFİ İLE KARŞILAŞIRSINIZ....
ANCAK SİZ DE 'BU BELGEYİ İMZALAMAZSAM, BANA MÜDAHALE VE TEDAVİ ETMEYECEĞİNİZE DAİR BİR BELGEYİ İMZALAYIP TARAFIMA GETİRİN.'...

DEDİĞİNİZ ANDA,
HASTANENİN BÜTÜN İMKANLARI SİZİN İÇİN SEFERBER OLACAKTIR.
***
2918 SAYILI TRAFİK KANUNUNU MUTLAKA OKUYUN.

TÜKETİCİLER BİRLİĞİ, KAZAZEDELERİN HAKLARIYLA İLGİLİ BİR RAPOR HAZIRLADI.
TRAFİK KAZASI SONUCU YARALANAN VE HASTANEYE KALDIRILARAK TEDAVİ ALTINA ALINAN KAZAZEDELERİN,
KANUNA GÖRE TEDAVİ İÇİN ÜCRET ÖDEMEMESİ GEREKTİĞİ BELİRTİLDİ.

KAZA SONUCU YARALANAN VE
HERHANGİ BİR HASTANEDE TEDAVİ GÖREN KAZAZEDELERDEN,
BU TEDAVİLERİNE KARŞILIK HASTANE TARAFINDAN ÜCRET TALEP EDİLEMEYECEĞİNİN BELİRTİLDİĞİ RAPORDA,
2918 SAYILI TRAFİK KANUNU'NA GÖRE :

''HERHANGİ BİR TRAFİK KAZASI SONUCU YARALANAN KİŞİ, EN KISA SÜREDE HASTANEYE YETİŞTİRİLMEK VE GEREKEN TEDAVİNİN YAPILMASI''
HÜKÜMLERİNİ İÇERİYOR.

YÖNETMELİĞE GÖRE,
'' HASTANE ACİL SERVİSİ, KENDİSİNE GELEN KAZAZEDENİN'
MADDİ DURUMU, SOSYAL GÜVENCESİNİN OLUP OLMADIĞINA VE HASTANIN ÖZELLİĞİNE BAKMADAN, GEREKEN TEDAVİYİ VE MÜDAHALEYİ HERHANGİ BİR ÜCRET TALEP ETMEDEN YAPMAK ZORUNDADIR.!!

BU TEDAVİ SONUCU OLUŞAN MASRAFIN İSE SAĞLIK BAKANLIĞI, KARAYOLLARI TRAFİK DÖNER SERMAYE İŞLETMESİ TARAFINDAN KARŞILANACAĞININ BELİRTİLDİĞİ RAPORA GÖRE;

VATANDAŞLARIN HAKLARINI BİLMEDİĞİ İÇİN SORUNLAR YAŞANDIĞINI VE HASTANELERİN BU KANUNDAN BİHABERMİŞ GİBİ GÖZÜKÜP, VATANDAŞTAN PARA TALEP ETMELERİNİN SUÇ OLDUĞU BELİRTİLDİ.

LÜTFEN TANIDIĞINIZ HERKESE İLETİNİZ

17/02/2017

İkale Yapılmasına Rağmen İşe İade Davası Açılabilir mi ?
Şubat 17, 2017 Av. Tuba Babaoğlu İşe İade Davası, Slider, Yargıtay 22.Hukuk Dairesi

Sözleşme yapma serbestisi ilkesinin benimsendiği hukukumuzda pek tabi ki işçi ve işveren de iş sözleşmesinin feshi konusunda anlaşıp, sözleşme yapma özgürlüğüne sahiptirler. İş Hukukunda, iş sözleşmesini bu şekilde anlaşıp sona erdirme sözleşmesine “ikale sözleşmesi” denilmektedir.

İkale, bir fesih değildir; bu nedenle de hüküm ve sonuçları fesihten farklıdır. İş sözleşmesini ikale sözleşmesi ile sona erdiren bir işçi, iş güvencesi hükümlerinden faydalanamayacak, kıdem ve ihbar tazminatı hakedişlerini talep edemeyecek ve aynı zamanda işsizlik sigortasından da faydalanamayacaktır.

Peki işvereni ile anlaşarak tüm bu haklarından vazgeçip iş sözleşmesini ikale sözleşmesi ile sona erdiren işçi anlaşmadan eli boş mu çıkacaktır? Elbette ki hayır; çünkü İş Hukukumuzda kabul edilmiş, zayıf durumda olan işçinin korunması ilkesi gereğince, ikale sözleşmesinin işçi tarafından özgür irade ile imzalandığının kabulü için işçinin “makul bir yarar” elde etmiş olması gereklidir. Özellikle işveren tarafından gelen ikale sözleşmesi yapma tekliflerinde, ikale sözleşmesinin geçerli olabilmesi, işçiye kıdem ve ihbar tazminatından daha fazla bir makul yarar sağlanmış olması şartına bağlıdır. İşçi tarafından yapılacak tekliflerde sözleşmenin geçerliliği somut olaya göre değerlendirilecektir.

İkaleye ilişkin açıklamalarımızdan sonra gelelim asıl sorumuza. İş sözleşmesini ikale sözleşmesi ile sona erdiren işçi daha sonra işe iade davası açabilecek midir? Teknik olarak iş güvencesi hükümlerinden yaralanamayacağı için işe iade davası açabilmesi de mümkün değildir. Ancak ikale teklifi işveren tarafından gelmiş ve ikale sözleşmesi geçerlilik şartını sağlamıyor ise durum ne olacaktır?

İşte Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2016/3402 E. 2016/6001 K. Sayılı ve 1.3.2016 tarihli kararında bu sorumuzun cevabını vermiştir. Karar şöyledir;

“Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 11.10.2011 tarihinde belirsiz süreli iş sözleşmesi ile takım lideri olarak çalışmaya başladığını, 06.04.2015 tarihinde davalı işverence davacının önüne imzalaması için evrak konulduğunu, evrakı imzalamazsa kıdem ve ihbar tazminatının ödenmeyeceğinin söylenerek evrakın imzalatıldığını, müvekkilinin iş sözleşmesinin feshedilmesinin hiç bir haklı gerekçeye dayanmadığını belirterek feshin geçersizliği ile müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davacının müvekkil işyerinde 11.10.2011 tarihinden itibaren belirsiz süreli iş sözleşmesi ile takım lideri olarak çalışmaya başladığını, 06.04.2015 tarihinde davacı ile davalı şirket arasında karşılıklı mutabakat sağlanmak suretiyle fesihname tanzim edildiğini ve iş sözleşmesinin karşılıklı olarak feshedildiğini, bu sebeple haksız ve hukuka aykırı olarak açılmış davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece davanın reddi yönünde hüküm kurulmuştur. Kararı süresi içinde davacı temyiz etmiştir.”

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’ nin gerekçesi;

“İş sözleşmesinin ikale ile sona erip ermediği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan iş güvencesi hükümleri işçiyi işverenin feshine karşı koruma amacını taşımaktadır. Sözleşmenin işverenin feshi dışındaki bir sebeple sona ermesi halinde iş güvencesi hükümleri uygulanamaz. Bu bağlamda sözleşme ikale (bozma sözleşmesi) ile sona ermişse işçi iş güvencesi hükümlerine dayanarak feshin geçersizliğine karar verilmesini talep edemeyecektir.

İkale, sözleşmenin tarafların ortak iradeleriyle sona erdirilmesidir. Niteliği itibariyle bir sözleşme olması sebebiyle ikale tarafların serbest iradelerine dayanmalıdır. Ayrıca ikale teklifi işverenden gelmişse kanuni tazminatlarına ilaveten işçiye ek bir menfaatın sağlanması (makul yarar) gerekir. Aksi halde iş sözleşmesinin ikale ile sona erdirildiğinden söz edilemez.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda iş sözleşmesinin tarafların karşılıklı anlaşmalarıyla feshedildiği gerekçesiyle işe iade davası reddedilmiş ise de ikale teklifinin işçiden gelmediği, işverenden geldiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı işçiye kanuni alacak haklarına ilaveten ek menfaat sağlanması gerektiği Yargıtay uygulamaları ile kabul edilmiştir.

Somut olayda davacıya sağlanan ek menfaat yoktur. Bu durumda ikale sözleşmesinde aranan şartların oluşmadığı gözetilerek, açılan davanın kabulu gerekirken reddedilmesi hatalıdır.

Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılmasına ve davacının işe iadesine karar verilmesi gerekmiştir.”

Sonuç olarak;

İş sözleşmesi ikale sözleşmesi ile sona eren işçi iş güvencesi hükümlerinden faydalanamayacağı için işe iade davası açamayacaktır.
Ancak ikale sözleşmesi yapma teklifi işverenden gelmiş ve bu sözleşme ile işçiye ek bir makul yarar sağlanmamış ise ikale sözleşmesi geçersiz kabul edilecek ve işçi işe iade davası açabilecektir.

21/07/2016

ADLİ TATİL VE ADLİ TATİLDE GÖRÜLECEK İŞLER

Adli Tatil, 20 Temmuz’da başlayarak, 31 Ağustos’ta sona erecek.
Toplum için olduğu kadar yargıç ve savcılar, avukatlar ve yargı çalışanları için de adli tatil süresine ilişkin olarak geçmişten gelen bir teamül mevcuttu.
Yıllardır süre gelen uygulamalarla bir adli teamül halini de almış olan adli tatil süresi yasal düzenleme ile , yargıç, savcı, avukat ve yargı çalışanlarının olduğu kadar yargı hizmetinin muhatapları tarafından da benimsenmiş, teamül haline gelmiş tarihler olan 20 Temmuz- 31 Ağustos tarihlerini adli tatil olarak kalıcı hale getirmiştir.

ADLİ TATİL TARİHLERİ ve ADLİ TATİLDE GÖRÜLECEK İŞLER
I – ADLİ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ
A- HUKUK MAHKEMELERİ
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (Kanun No:6100)
ADLİ TATİL SÜRESİ
MADDE 102 – (1) Adli tatil, her yıl yirmi temmuzda başlar, otuzbir ağustosta sona erer. Yeni adli yıl bir eylülde başlar.”
MADDE 103- (1) Adli tatilde, ancak aşağıdaki dava ve işler görülür:
a) İhtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve delillerin tespiti gibi geçici hukuki koruma, deniz raporlarının alınması ve dispeçci atanması talepleri ile bunlara karşı yapılacak itirazlar ve diğer başvurular hakkında karar verilmesi.
b) Her çeşit nafaka davaları ile soybağı, Velayet ve vesayete ilişkin dava ya da işler.
c) Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi işleri ve davaları.
ç) Hizmet akdi veya iş sözleşmesi sebebiyle işçilerin açtıkları davalar.
d) Ticari defterlerin kaybından dolayı kayıp belgesi verilmesi talepleri ile kıymetli evrakın kaybından doğan iptal işleri.
e) İflas ve konkordato ile sermaye şirketleri ve kooperatiflerin uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırılmasına ilişkin işler ve davalar.
f) Adli tatilde yapılmasına karar verilen keşifler.
g) Tahkim hükümlerine göre, mahkemenin görev alanına giren dava ve işler.
ğ) Çekişmesiz yargı işleri.
h) Kanunlarda ivedi olduğu belirtilen veya taraflardan birinin talebi üzerine, mahkemece ivedi görülmesine karar verilen dava ve işler.
(2) Tarafların anlaşması hâlinde veya dava bir tarafın yokluğunda görülmekte ise hazır olan tarafın talebi üzerine, yukarıdaki iş ve davalara bakılması, adli tatilden sonraya bırakılabilir.
(3) Adli tatilde, yukarıdaki fıkralarda gösterilenler dışında kalan dava ve işlerle ilgili olarak verilen dava, karşı dava, istinaf ve temyiz dilekçeleri ile bunlara karşı verilen cevap dilekçelerinin ve dosyası işlemden kaldırılan davaları yenileme dilekçelerinin alınması, ilam verilmesi, her türlü tebligat, dosyanın başka bir mahkemeye, bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya gönderilmesi işlemleri de yapılır.
(4) Bu madde hükümleri, bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay incelemelerinde de uygulanır.
MADDE 104- (1) Adli tatile tabi olan dava ve işlerde, bu Kanunun tayin ettiği sürelerin bitmesi tatil zamanına rastlarsa, bu süreler ayrıca bir karara gerek olmaksızın adli tatilin bittiği günden itibaren bir hafta uzatılmış sayılır.

B- CEZA MAHKEMELERİ
Ceza Muhakemesi Kanunu (Kanun No: 5271)
Adli tatil
MADDE 331 – (1) (1) Ceza işlerini gören makam ve mahkemeler her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuzbir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler.
(2) Soruşturma ile tutuklu işlere ilişkin kovuşturmaların ve ivedi sayılacak diğer hususların tatil süresi içinde ne suretle yerine getirileceği, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.
(3) Tatil süresince bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtay, yalnız tutuklu hükümlere ilişkin veya Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu gereğince görülen işlerin incelemelerini yapar.
(4) Adli tatile rastlayan süreler işlemez. Bu süreler tatilin bittiği günden itibaren üç gün uzatılmış sayılır.

II – İDARİ YARGI (BÖLGE İDARE, İDARE ve VERGİ MAHKEMELERİ)
İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU (KANUN NO: 2577)
Sürelerle İlgili Genel Esaslar
Madde 8 – 3. Bu Kanunda yazılı sürelerin bitmesi çalışmaya ara verme zamanına rastlarsa bu süreler, ara vermenin sona erdiği günü izleyen tarihten itibaren yedi gün uzamış sayılır.
Çalışmaya ara verme
Madde 61 – 1. Bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri her yıl bir eylülde başlamak üzere, yirmi temmuzdan otuzbir ağustosa kadar çalışmaya ara verirler.Ancak, yargı çevresine dahil olduğu bölge idare mahkemesinin bulunduğu il merkezi dışında kalan idare ve vergi mahkemeleri çalışmaya ara vermeden yararlanamazlar. Bu mahkemeler, 62 nci maddedeki sınırlamaya tabi olmaksızın görevlerine devam ederler.
2. Ara verme süresi içinde; bölge idare mahkemesi başkanının önerisi üzerine, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca, her bölge idare mahkemesi merkezinde idare ve vergi mahkemesi başkan ve üyeleri arasından görevlendirilecek üç hakimin katıldığı bir nöbetçi mahkeme kurulur. Nöbetçi kalanlardan en kıdemli başkan, yoksa en kıdemli üye nöbetçi mahkemenin başkanlığını yapar.
3. (DEĞİŞİK BENT: 10/06/1994 – 4001/27 md.) Çalışmaya ara vermeden yararlanamayanlar ve nöbetçi kalanların yıllık izin hakları saklıdır.
Nöbetçi mahkemenin görevleri
Madde 62 – Nöbetçi mahkeme çalışmaya ara verme süresi içinde aşağıda yazılı işleri görür:
a) Yürütmenin durdurulmasına ve delillerin tespitine ait işler,
b) Kanunen belli süre içinde karara bağlanması gereken işler.

Cep telefonu görüşmelerinin kayda alınmasının ceza hukukunda delil değeri vardır.
30/05/2016

Cep telefonu görüşmelerinin kayda alınmasının ceza hukukunda delil değeri vardır.

Güncel Hukuk Haberleri

23/05/2016

RAPOR PARALARINIZI ALDINIZ MI?

Doğum öncesi ve sonrası toplam 112 gün izin kullanan kadınlar, çalışmadıkları sürenin parasını alabiliyor. Buna rapor parası deniyor.

Doğum yapan kadınların birçok hakkı bulunuyor. Çocuk başına bir seferlik alman yardımdan tutun da emzirme ödeneğine kadar çeşitli ödemeler mevcut. Ancak bunlardan bir tanesi aileyi ekonomik açıdan epey rahatlatıyor. Bu ödemeye, 'rapor parası', 'iş göremezlik ödeneği' veya 'doğum parası' da deniyor. Çoğu anne bu ödemenin farkında değil. Farkında olanlar da paranın nereden ne zaman alınacağından habersiz.

Rapor parasının amacı, kadmm çalışmasına engel bir hastalık, kaza veya hamilelik gibi bir durumda bu süre için belirli oranda gelir güvencesi sağlamak.

Doğumdan önce 8 hafta (çoğul gebelikte 10 hafta), doğum sonrasında 8 hafta olmak üzere toplam 16 hafta veya 112 gün izin veriliyor.

Kadm, doktor raporuyla doğuma 3 hafta kalana kadar çalışabilir. Bu durumda 5 haftalık izni, doğum sonrası iznine eklenir. Doğum sonrasında 13 hafta izin kullanır.

Bu durumdaki kadınlar, izin süresi için geçici iş göremezlik ödeneği alır. Geçici iş göremezlik ödeneği (rapor parası) için doğumdan önceki bir yıl içinde en az '90 gün sigorta primi' ödenmiş olmalı. Bu şartı karşılayan kadınlar ödeme alabilir.

Asgari ücretle çalışırken hamilelik ve doğum nedeniyle bu yıl 16 hafta izin kullanan sigortalı kadm 4099 lira iş göremezlik ödeneği alacak. Ödeme son üç ayda alman 'brüt ücret'e göre yapılıyor.

Address

Ankara

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:30
Tuesday 09:00 - 17:30
Wednesday 09:00 - 17:30
Thursday 09:00 - 17:30
Friday 09:00 - 17:30
Saturday 10:00 - 15:00

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when SANER Hukuk ve Danişmanlik Bürosu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share