GÜVEN HUKUK BÜROSU

GÜVEN HUKUK BÜROSU ..:: HERKES İÇİN ADALET; ADALET İÇİN AVUKAT ::.. "Güven Hukuk Bürosu'ndan hertürlü hukuki hizmeti alabilirsiniz."

10/02/2021
20/11/2019
     ..   Geçmiş olsun..
30/03/2018

.. Geçmiş olsun..

26/09/2017

Danıştay 4. Dairesinin
2014/4835 E. - 2017/2170 K.
sayılı kararı ile;

A) İnşaat sektörüne yönelik olarak konutların net alan hesabı bundan böyle Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğine göre değil, Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğine göre yapılacaktır.

B) Konut inşaat sektöründeki KDV iadesini sınırlandıran ortak kullanıma ait çocuk parkı, çim alanı, havuz, spor alanları ile ilgili yüklenilen KDV'ler de artık mükelleflere iade edilebilecektir..

26/07/2017

2018 Yılından İtibaren 4 Yıl Süreyle Geçerli Olacak "Emlak Vergisi Rayiç Değerleri" Yeniden Belirlendi..

Emlak vergisi oranları, Emlak Vergisi Kanununun 11. maddesine göre tespit edilmektedir. Tespit işlemi Emlak Vergisi Kanununun 29. maddesinde gösterilen usule göre hesaplanan vergi değeri esas alınarak yıllık olarak yapılmaktadır. Vergi değeri ise Takdir Komisyonlarınca 4 yılda bir hesaplanmaktadır.

Bu komisyonda ticaret odası, vergi dairesi, belediye ve tapu dairesinden memurlar bulunmaktadır.

2018 yılında yeni belirlenen vergi değerleri yürürlüğe girecek ve bu değerler de 4 yıl süre ile geçerli olacaktır.

Bu konuda Vergi Mahkemesi nezdinde bir dava açılmamış ise takdir edilen vergi değerleri kesinleşecektir.

Mağduriyet yaşamamak için önce vergi değerlerini muhtarlıklardan öğrenmek gerekmekte ve eğer haksız bir değerleme ile karşılaşıldığı düşünülür ise dava açılması gerekmektedir.

Kanun gereğince, yeni emlak vergisi değerlerinin yürürlüğe girmeden 4 ay önce kamuya duyurulması zorunlu olduğundan dolayı Takdir Komisyonlarınca ilgili yerlere (Belediye ve Muhtarlıklara) bildirimler yapılmaya başlanmış durumdadır..

Muhtarlıklardan ya da belediyelerden yeni emlak değerini öğrenebilirsiniz. Eğer “fahiş artış” olduğunu görürseniz 30 gün içinde vergi mahkemesine başvurulması gerekiyor. 31 Temmuz’a kadar başvuruda bulunmanızda fayda var.

Ev, daire, dükkân, mağaza vs.nin değeri tespit edilirken; bina maliyet bedeline, “arsa payının değeri de” ekleniyor. Örneğin 600 metrekare arsası olan bina da 120'şer metrekarelik 6 daire varsa, her birinin 120 metrekarelik bina değerine, 600/6 = 100 metrekarelik arsa değeri de ekleniyor. Yeni inşa edilen binaların ise emlak vergisi, binde 6 (ya da 3) oranında hesaplanan arsa payı vergisinden düşük olamıyor.

KARAR TÜM MAHALLEYİ KAPSAR

Emlak değerinde yanlışlık olduğunu düşündünüz ve mahkemeye başvurdunuz. Mahkeme haklı olduğunuza karar verirse karar tüm mahalleyi, sokağı ve caddeyi kapsar. Bu durumda mahkemenin yeniden belirlediği birim değer üzerinden tüm emlakların değeri yeniden hesaplanır.

04/06/2017

T.C.
Yargıtay
17. Hukuk Dairesi

Esas No:2013/2040
Karar No:2013/18412
K. Tarihi:26.12.2013

"İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin desteği Zeynep'in davalıya trafik sigortalı araçta yolcu olarak bulunduğu sırada tek taraflı olarak meydana gelen kaza sonucu vefat ettiğini, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin zararı karşılamaya yeter düzeyde olmadığını belirterek, destekten yoksun kalma nedeni ile fazlaya dair haklarını saklı tutarak eş Ramazan için 7.000,00.-TL, Tayfun için 1.000,00.-TL olmak üzere toplam 8.000,00.-TL maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsilini talep etmiş, talebini ıslah dilekçesi ile arttırmıştır.

Davalı A. T. Sigorta A.Ş. vekili, kusur oranında, poliçe limiti ile sınırlı olarak gerçek zarardan sorumlu olduklarını, davacıya yapılan ödeme ile sorumluluklarının kalmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlara ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile Razaman'ın destek zararının davalı sigorta şirketi tarafından karşılanmış olması nedeni ile reddine, davacı Tayfun için 5.541,26.-TL maddi tazminatın 10.07.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dava davacılar murisinin ölümü nedeni ile Borçlar Kanunu'nun 45. maddesi (6098 sayılı BK m. 53) gereğince destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.

Davalı sigorta şirketi davacı Rıza Kahraman'a ödeme yapılarak ibra edildiğini savunmaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun “Sorumluluğa İlişkin Anlaşmalar” başlıklı 111. maddesinde, tazminat miktarlarına ilişkin anlaşmaların iptali koşulu belirlenmiştir. Anılan düzenlemeye göre tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Bu düzenlemeye göre açılan dava süresinde olup, mahkemece yapılacak iş, ilk önce ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz olup olmadığının belirlenmesidir. Bunun için ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödeme miktarının karşılaştırılarak, ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekir. Şayet ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa bu kez karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince davalı tarafından yapılan ödemeye hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak (güncelleme), hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir. Ancak dosya kapsamında 25.05.2012 tarihli bir rapor alınmış olduğundan sözkonusu rapor, ödemenin yetersiz olduğunun değerlendirilmesi halinde yeterli niteliktedir. Mahkemece yapılan ödemenin ödeme tarihinde yeterli olup olmadığı bu nedenle de ibranın geçerli olup olmadığı araştırılmaksızın, sadece ödemenin mahsubu sonucu bulunan tazminat tutarına hükmedilmesi doğru olmamıştır.

2-Kabule göre de, Rıza aleyhine hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin, davalı Tayfun yönünden talep edilen miktara göre reddedilen kısım olmamasına karşın aleyhine vekalet ücreti hükmedilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1 ve 2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 26.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

28/02/2017

"Yetkilisi hırsızlık, karşılıksız çek, sahtecilik suçlarından sabıkalı şirkete çek karnesi veren bankanın hamilin zararından sorumlu tutulması"

T.C.
YARGITAY
11. HUKUK DAİRESİ

Esas No: 2015/1105
Karar No: 2015/7922
Tarih: 15/10/2014

Mahkemesi: İSTANBUL 15. ASL. TİC. MAHK.
Numarası: 2014/1271 - 2014/229

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 15/10/2014 tarih ve 2014/1271 - 2014/229 sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, dava dışı Y. Deri ve Deri Mamülleri San. Tic. Ltd. Şti. ve bu şirketin ortaklarının deri işiyle uğraştıklarını beyanla müvekkilleri şirketten küçük miktarlı peşin alımlar yaptıklarını, bu şekilde güven tesis eden kişilerin önemli bir sipariş aldıklarını belirterek ve karşılığını davalı bankadan aldıkları çeklerle ödemek üzere 1.000.000 TL'lik sipariş verdiklerini, yüksek miktarlı talep karşısında basiretli bir şekilde hareket etmek isteyen müvekkillerinin şirketi bankaya sorduklarında ciddi araştırmalar yaptıktan sonra çek karnesi verdiklerini, şirket yetkilisinin sağlam bir kişi olduğunun ve şimdiye kadar hiçbir çeklerinin dönmediğinin beyan edildiğini, müvekkillerinin adı geçenleri alış veriş yaptıkları üçüncü kişiler nezdinde de araştırdıktan sonra 1.000.000 TL'lik alış veriş yapmalarının mümkün olmadığını beyan ederek 300.000 TL tutarında deri ve deri mamülleri verdiklerini, ancak aldıkları çekler karşılıksız çıktığı gibi Y. Deri ve Deri Mamülleri San. Tic. Ltd. Şti.'nin paravan bir şirket ve yetkilisi M. Y.'ın ise sicilli bir dolandırıcı olduğunun anlaşıldığını, adı geçenin karşılıksız çekleri nedeniyle M. Bankasına bildirim yapılmış olduğunu ve çek karnesi iade etmemekten kesinleşmiş mahkumiyetinin de bulunduğunu, icra takibinde şirkete tebligat yapmanın mümkün olmadığını, davalının düşük limitli kredi kartı bile verilmeyecek şahıslara sağlam müşteridir diyerek özen yükümünü ihlal ettiğini ileri sürerek, uğramış oldukları zarar için şimdilik 50.000 TL'nin olay tarihinden itibaren yasal faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, talebini 69.829 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı vekili, davacıların zararlarını bankadan talep edebilmek için öncelikle çekte imzası bulunanlar yönünden tüm hukuki yolların tüketilmesi gerektiğini, bankanın çek verirken basiret ve ihtimamı gösterdiğini, ayrıca müşterinin Mustafa Yıldız değil şirket olduğunu, müvekkili bankanın, şirket ortaklarından birinin çek karnesi iade etmemekten sabıkası bulunduğunu tespit etmesinin de mümkün olmadığını, davacı tacirlerin basiretli davranmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketlerin deri ticareti ile uğraştığı, dava dışı Y.Deri ve Deri Mamulleri San ve Tic Şti.'nin kendisinden deri mamulü almak için başvurması üzerine meblağın da yüksek olduğu göz önüne alınarak kendince istihbarat incelemesi yaptığı ve özellikle K. A.Ş ile yaptığı görüşmelerde dava dışı firmanın güvenilir bir firma olduğunun kendisine telkin edilmesi üzerine ve kendi inisiyatifi ile dava dışı firma ile ticari ilişkiye girdiği ve 139.658,15 TL'lik mal sattığı, oysa dava dışı firmanın kendisinden 1.000.000,00 TL'lik sipariş ve mal istediği, ancak davacının yaptığı istihbaratı da değerlendirerek bu talebin bir kısmını karşıladığı, davacının kendi edindiği izlenim sonucunda basiretli bir tacir gibi hareket ederek dava dışı firmaya mal verdiği, ancak kendisine çek ile ödeme yapıldığı, çek bedelinin karşılıksız çıktığı, davalı finans kurumunun ise dava dışı firmaya çek karnesi verirken gerekli araştırmaları yaptığı ancak dava dışı şirketin temsilcisinin karşılıksız çek hırsızlık ve sahtecilikten sabıkasının bulunduğunu tespit ederek çek karnesinin verilmesini buna göre değerlendirmediği, davacının küçük işlemlerden büyük işlemlere kaymakta olan dava dışı şirketin kapasite artışını doğru incelemediği, bu durumda davalı banka ile davacının yarı oranında kusurlu oldukları, gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının tahsil edemediği 139.658,15 TL çek bedelinin yarısı olan 69.829,00 TL'nin 14/03/2006 tarihinden ıslah tarihi olan 06/04/2009 tarihine kadar yasal faizi, bu tarihten itibaren ise avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, verilen kararda 69.829,00 TL'nin davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine şeklinde hüküm kurulmuş olup, davanın S.. A.. ve S. K. Deri San.ve Tic.A.Ş. adına açılmış olmasına rağmen karar başlığında sadece bir davacının gösterilmesi doğru değil ise de, bu eksikliğin mahalinde talep halinde düzeltilmesinin her zaman mümkün olmasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün
ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 3.585,00 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 08/06/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Güven Hukuk Bürosu / Afyonkarahisar

14/11/2016

Bilirkişilik Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulunda geçtiğimiz hafta kabul edilerek, yasalaştı.

Bilirkişilik Kanunuyla, bilirkişilerle ilgili temel ilkeler belirlenerek bilirkişilik kurumunda önemli yapısal değişikliklerin gerçekleştirilmesi hedeflenmiştir. Söz konusu değişikliklerin başlıcalarını şu şekilde sıralayabiliriz.

Bilirkişi, raporunda uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamayacak ve hukuki nitelendirme ve değerlendirmelerde bulunamayacak.

Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamayacak.

Bilirkişilik Danışma Kurulu ve Adalet Bakanlığı Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Bilirkişilik Daire Başkanlığı kurulacak ayrıca her bölge adliye mahkemesinin bulunduğu yerde bilirkişilik bölge kurulu oluşturulacak.

Bilirkişilik faaliyetinde bulunacak kişilerde, başka bir bölge kurulunun listesine kayıtlı olmama, bilirkişilik temel eğitimini tamamlama, bilirkişilik yapacağı uzmanlık alanında en az beş yıl fiilen çalışmış olma ve bilirkişilik temel ve alt uzmanlık alanlarına göre belirlenen yeterlilik koşullarını taşıma şartları birlikte aranacak.

Kanuna göre, daha önce yaptığı başvurusu mesleki olarak yeterli nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle reddedilenler, bir yıl geçmedikçe yeniden bilirkişilik yapmak için başvuruda bulunamayacak.

Gerçeğe aykırı bilirkişilik yapanlara öngörülen 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası, 3 yıldan 7 yıla çıkarılacak.

Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemeyecek.

04/06/2016

Retweeted Burhan KUZU ():

Gardaş Aliyev"Almanya'nın aldığı soykırım kararı tamamiyle bir sipariştir"dedi.

Address

Dumlupınar Mah. Ambaryolu Caddesi Davulcuoğlu İş Merk. K:5 D:507
Afyonkarahisar
03300

Opening Hours

Monday 09:00 - 19:00
Tuesday 09:00 - 19:00
Wednesday 09:00 - 19:00
Thursday 09:00 - 19:00
Friday 09:00 - 19:00
Saturday 12:00 - 17:00

Telephone

02722151002

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when GÜVEN HUKUK BÜROSU posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share

Category