Avukat Şevket KURT - Avukatlık&Arabuluculuk Bürosu

Avukat Şevket KURT - Avukatlık&Arabuluculuk Bürosu | Avukat | Ticaret, İdare, Miras, İş, Ceza, İcra, Tazminat, Boşanma ve Aile Hukuku | Arabuluculuk

"Şevket Kurt Avukatlık & Arabuluculuk Bürosu | Afyonkarahisar'da Kapsamlı Hukuk Danışmanlığı ve Çözüm Odaklı Vekillik Hizmetleri"

Afyon'da hukukun her alanında profesyonel hizmet sunuyorum. Çözüm odaklı yaklaşımım, müvekkillerimle güvene dayalı uzun vadeli ilişkiler kurmamı sağlıyor. Şevket Kurt Avukatlık & Arabuluculuk Bürosu olarak, müvekkillerimize ticaret, idare, miras, iş, ceza, icra, tazmin

at, boşanma ve aile hukuku gibi birçok alanda müvekkillerime kapsamlı danışmanlık ve vekillik hizmetleri sunuyoruz. Değer Önerim:

Hukuki sorunları sadece yasal çerçevede değil, aynı zamanda müvekkillerimin ihtiyaçlarına uygun stratejik bir bakış açısıyla çözmeye odaklanıyorum. Arabuluculuk gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerini de etkin bir şekilde kullanarak, hızlı ve etkili çözüm önerileri sunuyorum. Gelişen hukuki ihtiyaçlara duyarlı davranarak ve teknolojiyi etkin kullanarak müvekkillerimin her türlü hukuki meselede yanlarında oluyorum. Her bir dava ve müvekkil, benim için yalnızca bir dosya değil, aynı zamanda güvene dayalı bir işbirliği fırsatıdır. Hedefim:

Hukuki süreçleri basitleştirmek, müvekkillerime net, anlaşılır ve etkili çözümler sunmaktır. Aynı zamanda arabuluculuk ve hukuki danışmanlık gibi alanlarda da etkin hizmetler sağlayarak, her durumda müvekkillerime en iyi sonuçları elde etmeyi amaçlıyorum. Profesyonel hizmet anlayışımı, müvekkillerime en iyi sonuçları sağlamak için sürekli olarak geliştirmeye devam ediyorum. Hizmet Verdiğim Alanlar:

Aile Hukuku ve Boşanma Davaları
Gayrimenkul ve İnşaat Hukuku-Tapu Davaları
Ceza Hukuku
İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
İcra ve İflas Hukuku
Miras Hukuku
Ticaret ve Şirketler Hukuku
İdare Hukuku
Sigorta ve Sağlık Hukuku

Beni Arayarak veya İletişime Geçerek Yardım Alabilirsiniz:

03/09/2026

📌 Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na göre, bir taşınmazın birinci derece arkeolojik sit alanı ilan edilmesi, tek başına kamulaştırmasız el atma anlamına gelmez. Taşınmaza fiilî el atma veya bilimsel kazı yapılmadığı sürece, yalnızca sit statüsünden hareketle tazminat talep edilemez. ⚖️

📌 Somut olayda, Ağrı Doğubayazıt’taki taşınmazın 2000 yılında birinci derece arkeolojik sit alanı ilan edilmesi üzerine malik, mülkiyet hakkının kısıtlandığını ileri sürerek tazminat davası açmıştır. İlk derece mahkemesi önce yargı yolu bakımından davayı reddetmiş, Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin ilk bozma kararı sonrasında ise davanın adli yargıda görülmesi gerektiği kabul edilerek esasa girilmiş ve davacı lehine tazminata hükmedilmiştir.

📌 Davalı idarenin temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesi ikinci bozma kararında, taşınmaza fiilî el atma bulunmadığını ve ilk bozmanın maddi hataya dayandığını belirterek davanın reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir. İlk derece mahkemesi ise bu karara direnmiştir. Dosya bunun üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne gelmiştir.

📌 YHGK, taşınmazda fiilî el atma bulunmadığı ve mülkiyet hakkının tamamen ortadan kalkmadığı gerekçesiyle, sit alanı ilanının tek başına kamulaştırmasız el atma oluşturmayacağına karar vermiş ve direnme kararını bozmuştur.

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 28.05.2025, E.2023/5-643, K.2025/352)

24/08/2026

📌 Danıştay’ın her iki kararına göre sözlü mülakatın hukuka uygun kabul edilebilmesi için, idarenin yalnızca komisyonu usulüne uygun oluşturması veya adaya soru sorması yeterli değildir. Sınavın nesnel, ölçülebilir, gerekçelendirilebilir ve sonradan yargısal denetime elverişli şekilde yapılması gerekir. Bu nedenle soruların önceden hazırlanması ve tutanağa bağlanması, adaya yöneltilen soruların kayda geçirilmesi, adayın cevaplarının hangi komisyon üyesince nasıl değerlendirildiğinin gösterilmesi ve verilen puanların somut bir temele dayanması önem taşımaktadır. Özellikle bir değerlendirme kriterinden 0 puan verilmesi veya hiç puan verilmemesi durumunda bunun nedeninin ortaya konulmaması, idarenin takdir yetkisinin objektif kullanılmadığı konusunda hukuki şüphe doğurabilir. ⚖️

📌 İlk kararda, sözleşmeli öğretmenlik mülakatında adayın Eğitim Bilimleri ve Genel Kültür Bilgisi kriterleri bakımından 20 puan üzerinden 0 puanla değerlendirilmesi, ancak bu puanın neden verildiğinin somut biçimde açıklanmaması nedeniyle sözlü sınav hukuka aykırı bulunmuştur. Bölge İdare Mahkemesi özellikle, KPSS'de 88,08 puan alarak Türkiye 46.'sı olan ve muhakeme gücü ile ifade yeteneği de yüksek değerlendirilen adayın, eğitim bilimleri ve genel kültür sorularının tamamında hiçbir açıklama yapılmaksızın 0 puan almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve idarenin takdir yetkisini objektif kullanmadığını kabul etmiştir. ⚖️

📌 İkinci kararda, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu daha doğrudan bir eksiklik üzerinde durmuştur: Adayın değerlendirme formlarında 0-10 puanlık “Genel Kültür Bilgisi” kriterine hiçbir komisyon üyesi tarafından puan verilmemiş ve neden puan verilmediği de açıklanmamıştır. Danıştay, soruların usulüne uygun hazırlanmış ve kura ile sorulmuş olmasını yeterli görmeyerek, bu eksikliğin takdir yetkisinin objektif kullanıldığı konusunda şüphe oluşturduğunu ve bu nedenle 58 puanla başarısız sayılma işleminin hukuka aykırı olduğunu kabul etmiştir. Mülakatın hukuka uygun olması için soruların önceden hazırlanması, adaylara sorulan soruların kayda geçirilmesi ve hangi komisyon üyesinin hangi cevaba hangi puanı verdiğinin ayrı ayrı gösterilmesi gerektiği de açıkça belirtilmiştir.

(Danıştay 12. Daire, 15.06.2022, E.2022/681, K.2022/3740; Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 25.12.2023, E.2023/2042, K.2023/3218)

19/08/2026

📌 Velayet hakkı anneye bırakılan çocuğun annenin soyadını taşıması,yani soyadı değişikliği için açılan dava; çocuğun üstün yararı ve velayet hakkının kapsamı dikkate alınarak mümkün olabilir.

İlk kararda, boşanma sonrası velayeti anneye bırakılan çocuğun annesiyle farklı soyadı taşıması nedeniyle günlük işlemlerde, okulda ve sosyal yaşamda sorun yaşadığı; çocuğun annesiyle aynı soyadını taşımak istediği belirlenmiştir. ⚖️ Yargıtay, velayet hakkı kapsamında çocuğun soyadını belirleme yetkisinin de bulunduğunu, bu yetkinin yalnızca babaya tanınmasının cinsiyete dayalı farklı muamele oluşturacağını ve somut olayda değişikliğin çocuğun üstün yararına aykırı olmadığını kabul etmiştir.

İkinci kararda ise, velayeti anneye bırakılan çocuğun soyadı farklılığı nedeniyle okul ve seyahatlerde sorun yaşadığı, bu durumdan rahatsız olduğu ve ağlayarak tepki verdiği belirlenmiştir. Yargıtay, soyadı değişikliğinin çocuğun üstün yararına aykırı olmadığı ve çocuğun kişisel durumunu değiştirmeyeceği gerekçesiyle kararı onamıştır. 📚

(Yargıtay 2. HD, E.2022/1859, K.2022/3821, 20.04.2022; E.2023/9548, K.2024/963, 20.02.2024)

17/08/2026

📌 İşverenin fazla mesai ödemesine ilişkin belgeleri, yargılamanın son aşamalarında sunması her durumda dikkate alınmaz. Borcu sona erdirdiği ileri sürülen belge dahi süresinde, kural olarak ilk derece yargılamasında dosyaya sunulmalıdır.

Somut olayda işveren, fazla mesai ücretlerinin ödendiğini gösterdiğini ileri sürdüğü imzalı fazla mesai tahakkuklarını, ilk derece yargılamasında sunmayıp yaklaşık dört yıl sonra, Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararının ardından dosyaya ibraz etmiştir.

⚖️ Hukuk Genel Kurulu çoğunluğu, delillerin süresinde sunulmasının kural olduğunu; HMK m.145'te öngörülen istisnai şartların da somut olayda gerçekleşmediğini belirterek, süresinde sunulmayan bu belgelerin dikkate alınamayacağına hükmetmiştir. Dolayısıyla işverenin elinde bulunan ve savunmasını destekleyen bir belgenin, yargılamanın ilerleyen aşamalarında sonradan dosyaya sunularak değerlendirilmesi mümkün değildir. 📚

⚠️ Karşı oy ise farklı bir noktaya dikkat çekmektedir: Kural olarak temyiz aşamasında yeni delil sunulamayacağını kabul etmekle birlikte, borcu sona erdiren nitelikteki ödeme belgesinin bu kuralın istisnası olduğunu ve böyle bir belgenin temyiz aşamasında dahi dikkate alınması gerektiğini savunmaktadır. Ancak karşı oy bakımından dahi somut olayda sunulan fazla mesai bordrolarının tek başına ödeme olgusunu ve borcu sona erdiren niteliği göstermediği belirtilmiştir. Özellikle banka kaydı, makbuz veya davacının açık ikrarının bulunmaması bu değerlendirmede önem taşımaktadır.⚖️

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2024/208, K.2025/328, 21.05.2025)

10/08/2026

📌 Disiplin cezasına konu eylem ile ceza yargılamasına konu eylemin vasıflandırması örtüşüyorsa, ceza yargılaması kesinleşmeden disiplin cezası hakkında kesin bir değerlendirme yapılamaz. Somut olayda, polis memuru olarak görev yapan davacı hakkında, bazı kişilerin sürücü belgesi dosyalarında Pol-Net sistemi üzerinden usulsüz değişiklikler yaparak sürücü belgesi almalarını sağladığı gerekçesiyle “sahtecilik” fiilinden meslekten çıkarma cezası verilmiştir. Davacının aynı eylemleri nedeniyle ayrıca “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği” ve “rüşvet” suçlarından yargılandığı, ceza mahkemesince verilen mahkumiyet kararının ise istinaf incelemesinde bozulmuş ve henüz kesinleşmemiştir. ⚖️ Danıştay, disiplin cezasına konu “sahtecilik” fiili ile ceza yargılamasına konu “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği” suçunun aynı eyleme dayandığını ve vasıflandırmalarının örtüştüğünü belirterek, ceza yargılaması sonucunun kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğine hükmetti. Buna göre, ceza yargılaması kesinleştikten sonra disiplin dosyasındaki bilgi ve belgeler ile ceza mahkemesi kararı birlikte değerlendirilerek disiplin cezasına konu fiilin işlenip işlenmediği yeniden belirlenmelidir. Bu nedenle Danıştay, Bölge İdare Mahkemesi kararını bozarak dosyayı yeniden karar verilmek üzere gönderdi. 📚⚖️

(Danıştay 2. Daire, E.2025/739, K.2025/5453, 25.11.2025)

07/08/2026

📌 Anayasa Mahkemesi’nden İki Önemli Karar

🔹 1. Kamulaştırmasız El Atmada Teminat Muafiyeti

AYM, 13.05.2026 tarihli ve E.2026/24, K.2026/106 sayılı kararıyla, kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davalarında idarenin icranın geri bırakılmasını talep ederken teminat gösterme zorunluluğunu kaldıran düzenlemeyi iptal etti.

➡️ Kararın gerekçesi: Teminat muafiyeti, maliklerin alacaklarına geç ulaşmasına ve paranın değer kaybetmesine neden olarak mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasındaki dengeyi bozuyor.

📅 Resmî Gazete: 07.08.2026 – Sayı: 33333

🔹 2. Zorunlu Arabuluculukta Aşırı Şekilci Yorum

AYM, 18.02.2026 tarihli ve 2022/52228 başvuru numaralı kararıyla, HMK m.124 uyarınca taraf değişikliği yapılarak gerçek işverenin davaya dahil edilmesi ve bu işveren yönünden arabuluculuk sürecinin yargılama sırasında tamamlanmasına rağmen davanın usulden reddedilmesini mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirdi.

➡️ Kararın gerekçesi: Davacının kabul edilebilir bir yanılgı içinde olduğu ve taraf değişikliği yapıldığı hâlde, arabuluculuğun dava açılmadan önce gerçek işverenle yapılmamış olmasını kesin ret nedeni kabul eden yaklaşım aşırı katı ve şekilci olup başvurucuya orantısız bir külfet yükledi.

📅 Resmî Gazete: 06.08.2026 – Sayı: 33332

05/08/2026

📌 Disiplin soruşturması, 4483 sayılı Kanun kapsamında düzenlenen ön inceleme raporuna dayanılarak yürütülemez. Memurluktan çıkarma gibi ağır disiplin cezalarında öncelikle tarafsız ve bağımsız bir soruşturmacı görevlendirilmesi, disiplin soruşturmasının usulüne uygun şekilde açılması, memurun lehine ve aleyhine tüm delillerin toplanması, isnat edilen fiilin nerede, ne zaman ve nasıl işlendiğinin somut delillerle ortaya konulması, soruşturma raporunun hazırlanması ve bu rapor doğrultusunda disiplin amiri veya kurulunca değerlendirme yapılması gerekir. Somut olayda, kadastro teknisyeni olarak görev yapan davacı hakkında yürütülen 4483 sayılı Kanun kapsamındaki ön inceleme raporu esas alınarak, ayrıca usulüne uygun bir disiplin soruşturması yapılmaksızın devlet memurluğundan çıkarma cezası verildi. ⚖️ İlk Derece Mahkemesi davayı reddetti, Bölge İdare Mahkemesi de istinaf başvurusunu reddederek kararı onadı. Ancak Danıştay, ön inceleme raporunun disiplin soruşturmasının yerine geçemeyeceğini, disiplin hukukunun temel güvenceleri ile hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin ihlal edildiğini belirterek Bölge İdare Mahkemesi kararını bozdu ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere geri gönderdi. 📚

(Danıştay 12. Daire, E.2024/5897, K.2025/6047, 30.12.2025)

03/08/2026

⚖️ 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 76. maddesi uyarınca idare, memurları görev ve unvan eşitliği gözetmeksizin başka kadrolara naklen atama konusunda geniş bir takdir yetkisine sahiptir. Bu yetki, üst düzey yönetici kadroları bakımından daha da geniş değerlendirilmektedir. Somut olayda, daire başkanı olarak görev yapan davacı, tekniker kadrosuna atanmış, Bölge İdare Mahkemesi, davacının başarısızlığına veya kusuruna ilişkin herhangi bir somut gerekçe ortaya konulmadığını, gerekçesiz idari işlem tesis edilemeyeceğini belirterek atama işlemini iptal etmiştir. Ancak Danıştay, üst düzey yöneticilerin atanması ve görevden alınmasının aynı takdir yetkisinin kapsamında bulunduğunu, idarenin bu yetkisini kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı kullandığını gösteren somut bir delil bulunmadıkça işlemin hukuka aykırı sayılamayacağını vurgulamıştır. Bu kapsamda, sırf işlemde ayrıntılı bir gerekçe gösterilmemiş olmasının tek başına iptal sebebi oluşturmayacağını, kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı kullanım ispatlanamadığı sürece idarenin takdir yetkisinin korunması gerektiğini belirterek Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuştur. 📌

(Danıştay 2. Daire, E.2025/3869, K.2025/4395, 13.10.2025)

30/07/2026

⚖️ Okuma yazma bilmeyen miras bırakan tarafından düzenlenen resmî vasiyetnamelerde, Türk Medeni Kanunu'nun 535. maddesindeki şekil şartları kural olarak eksiksiz yerine getirilmelidir. Ancak Hukuk Genel Kurulu, vasiyetname lehine yorum (favor testamenti) ilkesinin, miras bırakanın gerçek iradesini ortaya koyan temel unsurlar mevcut olduğu sürece, resmî memurun işlemlerinden kaynaklanan ve vasiyetnamenin bütününden giderilebilen şekli eksikliklerde uygulanabileceğini; buna karşılık resmî memurun veya iki tanığın hiç bulunmaması gibi vasiyetnamenin kuruluşuna ilişkin asli şekil eksikliklerinin bu ilkeyle giderilemeyeceğini belirtmiştir. Somut olayda vasiyet işlemi baştan sona aynı noter tarafından, işlemde birlik ilkesine uygun şekilde ve iki tanığın huzurunda kesintisiz olarak yürütülmüş; noter önce miras bırakanın ve tanıkların kimliklerini tespit etmiş, miras bırakan son arzularını açıklamış, noter bu beyanları yazıya geçirip tanıklar önünde miras bırakana okumuş, miras bırakan da okunan metnin son ve gerçek arzularını içerdiğini tanıklar huzurunda beyan etmiş, ardından parmak izi alınmış ve tanıklar vasiyetnamenin noter tarafından kendi önlerinde okunduğunu, miras bırakanın bunun son arzularına uygun olduğunu söylediğini ve tasarrufa ehil olduğunu imzalarıyla doğrulamıştır. Her ne kadar tanık beyanında TMK'nın 535. maddesindeki "miras bırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığı" ibaresi aynen yazılmamışsa da, Hukuk Genel Kurulu vasiyetnamenin tamamı birlikte değerlendirildiğinde bu hususun açıkça anlaşıldığını, eksikliğin yalnızca ifade biçimine ilişkin olduğunu, miras bırakanın gerçek iradesi ve kanunun korumak istediği amacın tereddütsüz ortaya çıktığını kabul ederek vasiyetnamenin geçerli olduğuna ve şekil eksikliği nedeniyle iptal edilemeyeceğine hükmetmiş; direnme kararını bozmuştur. 📌

(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E.2025/218, K.2026/290, 06.05.2026)

27/07/2026

⚖️ Engelli bireyin ÖTV istisnasından yararlanılarak satın alınan aracının tescilden önce vefat etmesi halinde, Özel Tüketim Vergisi Kanunu'nda bu durumda istisnanın ortadan kalkacağına veya mirasçılar adına resen tarhiyat yapılacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığından, yalnızca Genel Tebliğ'deki düzenlemeye dayanılarak mirasçılar adına ÖTV ve buna bağlı KDV tarh edilmesi hukuka uygun değildir. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, vergiyi doğuran olayın araç adına fatura düzenlenmesiyle gerçekleştiğini, kanunda tanınan vergi istisnasının tebliğle daraltılamayacağını, bu nedenle tescilden önce gerçekleşen ölüm sebebiyle mirasçılar adına yapılan resen tarhiyatın hukuka aykırı olduğuna karar vererek bölge idare mahkemeleri arasındaki aykırılığı bu yönde gidermiştir. 📌

(Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E.2025/21, K.2026/1, 28.01.2026)

Address

Karaman Mahallesi Alparslan Türkeş Bulvarı No:16 Akabe Apartmanı Zemin Kat Daire:1 Merkez/Afyonkarahisar
Afyonkarahisar
03200

Opening Hours

Monday 09:00 - 18:00
Tuesday 09:00 - 18:00
Wednesday 09:00 - 18:00
Thursday 09:00 - 18:00
Friday 09:00 - 18:00
Saturday 10:30 - 15:00

Telephone

05425889346

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Avukat Şevket KURT - Avukatlık&Arabuluculuk Bürosu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Shortcuts

Share