Anadolu Diyanet Mensupları Derneği

Anadolu Diyanet Mensupları Derneği Sivil Toplum Kuruluşları (STK) gönüllülük, birlik, barış, dayanışma ve tecrübe paylaşım platformlarıdır.

Çağdaş, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin (özel kanunlarda aksine hüküm bulunanlar hariç) Diyanet Mensuplarının hakları için yasal çerçevede her türlü çalışmada bulunmak, çalışanları bünyesinde toplayarak; mesleki, teknik, ahlaki ve profesyonel, standart, kural düşünce ve uygulamaları olan meslek sahipleri olarak gelişmelerine yardımcı olmak; hizmetin kalitesini

ve çalışanların mesleklerini icra ederken meslektaşları arasında gerekse hizmeti kullananlar nezdinde saygınlığını geliştirmek ve yaymaktır.

18/07/2016

DEMOKRASİ
ÜLKEMİZİN VE MİLLETİMİZİN BİRLİK, BERABERLİĞİNİ, İFADE HÜRRİYETİNİ, CAN VE MAL GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDEN; HUKUKUN DIŞINDA ÇÖZÜMLER ARAYAN, HAK VE HÜRRİYETLERİ YOK SAYAN DARBECİLERİ VE DARBECİ ANLAYIŞI ŞİDDETLE KINIYORUZ. ŞEHİTLERİMİZE ALLAH'TAN RAHMET, YARALILARA ACİL ŞİFALAR TEMENNİ EDİYORUZ.
ANADOLU DİYANET MENSUPLARI DERNEĞİ

04/06/2016

"BAYAT EKMEK"

Komşumuz Hanife teyze var. 8 aydır konuya komşuya "bayat ekmeğiniz varmı? Varsa verin kuşlar cama geliyor ıslayıp veriyorum" diyordu.. Çok da zayıflamıştı. Kiracıydı. "Rutubetini çok ucuza oturuyorum diye çekiyorum" diyordu.. Eşinden dul maaşı alıyordu. Gülen, şaka yapan Hanife teyze gitmiş, yerine suskun düşünceli Hanife teyze gelmişti.. Annem dolma yapmıştı. Bir tabak dolma uzatarak; "Hadi götür Hanife teyzene de sıcak sıcak yesin" dedi..
Hanife teyzenin zilini çaldım..75 yaşındaydı.. Yavaş yavaş gelerek; "Kim o?" dedi.. "Ben Zeynep Hanife teyze" dedim.. "Tamam açıyorum kızım" dedi.. "Annem dolma yolladı" dedim.. Elimden aldı, yüzüme baktı, yutkundu .. "Allah razı olsun. Ben de yemek yiyecektim.. Şimdi yerim" dedi. "Hanife teyze annem tabağı istedi" Hanife teyze kapıyı kapatmayı bıraktı mutfağa yöneldi.. İçeriye baktım. Oturma odası karanlıktı. Işığı yaktım. Masanın üstünde bir bardak su ve ıslatılmış ekmekler tabağa doğranmıştı.. Hemen kapının önüne çıktım.. Hanife teyze tabağı uzattı. "İki cihanda aziz olun evladım" dedi. "Sağ ol" dedim...
Eve geldiğimde annem "Ne o ne oldu? Suratından düşen bin parça" dedi. "Anne, Hanife teyze tabağa bayat ekmekleri doğranmıştı yiyordu" dedim. "Olur mu kızım? Baban da emekli, O da eşinden emekli maaşı baban kadar alıyor. Sen yanlış görmüşsündür, kuşlar içindir o. Biz geçiniyorsak ki 3 kişiyiz, O tek başına hayli hayli geçinir."
Ertesi akşam anneme ne pişirdiğini sordum, etli kuru fasülye olduğunu öğrendim. İçimi bir kurt kemiriyordu.. Akşam yemeğine oturmadan "Anne Hanife teyzeye de bir tabak götüreyim mi? Annem; "Kuru fasülye birtanem. Götür de, güzel bir şey değil" "Olsun hadi ver götüreyim" Sıcak tabağı elime aldım. Hanife teyzenin sesi: "Kim o?" "Ben Zeynep" Kapıyı açtı gülümseyerek, yüzüme baktı. "Annem kuru fasülye yolladı bilmem sever misiniz?" "Nimeti ayırt etmem tabii ki severim. Allah razı olsun" "Ha unutmadan annem tabağı istiyor" Hanife teyze mutfak yoluna yönelir yönelmez, ben doğru içeri.. Masanın üstünde bir bardak su, ıslak ekmeklerin konduğu yarısı yenmiş tabak ve annemin bir gün önce verdiği dolmadan 4 tane.. Soracaktım, sormalıydım. İçim içimi kemiriyordu..

Hanife teyze beni kapıda göremeyince içeriye yanıma geldi.. Sanki "Sor" der gibi yüzüme bakıyordu ve sordum. "Bu ıslak ekmekleri sen mi yiyorsun? Hani kuşlara verecektin?" Buğulu mavi gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Üzmüş müydüm anlayamadım daha 15 yaşındaydım.. ama ağlatmıştım.. "Evet ben yiyorum canım kızım.. Benim bir oğlum birde kızım var. Burada değiller. Başka il'deler. İkisi de çalışıyor.. Araba alacaklarmış.. Bana kredi çektirdiler. Aldığım para ancak kiraya elektrik ve suya gidiyor. Üç beş kuruş ya kalıyor ya kalmıyor elimde. Ben de ekmek isteyemedim. Kol kırılır yen içinde kalır. Böyle biliriz. 3 yıl böyle idare edeceğim. kimseye söyleme e mi" dedi.. Bu sefer benim gözlerim yaşardı ..
Tabağı aldım, kapıdan çıkarken arkamdan "Kimseye söyleme güzel kız" diye bagrıyordu. Eve geldiğimde bağıra bağıra ağlıyordum. Annem şaşırmış, "Ne oldu kızım biri bir şey mi söyledi?" dedi. Olanı anneme anlattım, o da çok üzüldü.
Böyle vicdansız evlat olmayacağım anneciğim" dedim. 3 yıl boyunca tüm mahalle Hanife teyzeye kimimiz sabah kahvaltılıkları götürüyor, kimimiz öğlen yemekleri kimimizse akşam yemekleri..
2 ay önce kaybettik.. Hastayken okul çıkışı yanına uğramıştım. Bana; " İyi kalpli meleğim sen mi geldin? Şükür borç bitti" dedi. "Artık rahat edersin hanife teyzem" dedim. "Evet senin sayende sıkıntısız ekmek düşünmeden 3 yıl geçti. Rabbim seni korusun" dedi. 2 gün sonra vefat etmiş. Çok üzüldüm. Bizim halkımız dilenemez, isteyemeyiz.

21/05/2016

Allah her şeye kadirdir. Kudreti dışında yaprak oynamaz. Ne gam dünyadaki derde, ahiret Onun yurdudur. Hayırlı kandiller.

07/04/2016

Bütün insanlığa hayır ve bereket getirmesi niyazıyla Regaib Kandiliniz mübarek olsun.
Bir ayet:
وَعِبَادُ الرَّحْمَنِ الَّذِينَ يَمْشُونَ عَلَى الْأَرْضِ هَوْنًا وَإِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا
“Rahmân’ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevazu ile yürüyen kimselerdir. Cahiller onlara laf attıkları zaman, “selâm!” der (geçer) ler.”
Furkan suresi (25), Ayet: 63
Bir hadis:
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ سَعِيدٍ وَابْنُ أَبِي عَدِيٍّ وَعَبْدُ الْوَهَّابِ وَمُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ عَنْ عَوْفِ بْنِ أَبِي جَمِيلَةَ عَنْ زُرَارَةَ بْنِ أَوْفَى عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ سَلَامٍ قَال
لَمَّا قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الْمَدِينَةَ انْجَفَلَ النَّاسُ إِلَيْهِ وَقِيلَ قَدِمَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَجِئْتُ فِي النَّاسِ لِأَنْظُرَ إِلَيْهِ فَلَمَّا اسْتَبَنْتُ وَجْهَ رَسُولِ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَرَفْتُ أَنَّ وَجْهَهُ لَيْسَ بِوَجْهِ كَذَّابٍ فَكَانَ أَوَّلَ شَيْءٍ تَكَلَّمَ بِهِ أَنْ قَالَ يَا أَيُّهَا النَّاسُ أَفْشُوا السَّلَامَ وَأَطْعِمُوا الطَّعَامَ وَصَلُّوا بِاللَّيْلِ وَالنَّاسُ نِيَامٌ تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ بِسَلَامٍ
Abdullah b. Selâm (r.a.) anlatıyor:
Rasulullah (s.a.s.), (Hicret edip) Medine'ye geldiği zaman halk, hızla O'na gittiler ve:
-Rasulullah geldi! Denildi.
Ben de, O'na bakmak için halk arasında geldim. Rasulullah (s.a.s.)'in yüzüne dikkatle baktığım zaman O'nun yüzünün yalancı yüzü olmadığını bildim (böyle tanıdım). İlk sözü şu oldu:
"Ey insanlar, selâmlaşmayı yaygınlaştırınız. Yemek yediriniz. Geceleyin halk uyumuşken siz, namaz kılınız. (Böyle yaparsanız) selâmla (selâmetle) cennete girersiniz!"
Sünen-i İbn Mace, Kitabu İkametu's-Salâ, B.174, Hds.1334. Kitabu'l-Et'ime, B.1, Hds.3251.
Kısa açıklama:
Efendimiz (sav) bu sözleriyle ümmetine güvenilir olma yolunun; selamı yaymaktan, infaktan ve gece ibadetinden geçtiğini haber vermiştir. Abdullah b. Selam’ın (ra) O’nda (sav) yalancı yüzü görmedim demesi de önemli bir kayıttır. Allah (cc) yolunda olanların özellikle gece namazına dikkat etmeleri itimat edilir olmalarına teminattır.

BİR AYET:بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِوَمِنَ اللَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِ نَافِلَةً لَكَ عَسَى أَنْ يَبْعَثَكَ رَب...
21/02/2016

BİR AYET:
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
وَمِنَ اللَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِهِ نَافِلَةً لَكَ عَسَى أَنْ يَبْعَثَكَ رَبُّكَ مَقَامًا مَحْمُودًا وَقُلْ رَبِّ أَدْخِلْنِي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَأَخْرِجْنِي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَلْ لِي مِنْ لَدُنْكَ سُلْطَانًا نَصِيرًا

Gecenin bir kısmında da uyanarak sana mahsus fazla bir ibadet olmak üzere teheccüd namazı kıl ki, Rabbin seni Makam-ı Mahmud’a ulaştırsın. De ki: “Rabbim! (Gireceğim yere) doğruluk ve esenlik içinde girmemi sağla. (Çıkacağım yerden de) beni doğruluk ve esenlik içinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver.” (İsra: 17/79,80)
BİR HADİS:
حَدَّثَنَا مَحْمُودٌ حَدَّثَنَا عَبْدُ الرَّزَّاقِ أَخْبَرَنَا ابْنُ جُرَيْجٍ أَخْبَرَنِي سُلَيْمَانُ الْأَحْوَلُ أَنَّ طَاوُسًا أَخْبَرَهُ أَنَّهُ سَمِعَ ابْنَ عَبَّاسٍ يَقُولُ كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا تَهَجَّدَ مِنْ اللَّيْلِ قَالَ اللَّهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ نُورُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَلَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ قَيِّمُ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَلَكَ الْحَمْدُ أَنْتَ رَبُّ السَّمَوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَنْ فِيهِنَّ أَنْتَ الْحَقُّ وَوَعْدُكَ الْحَقُّ وَقَوْلُكَ الْحَقُّ وَلِقَاؤُكَ الْحَقُّ وَالْجَنَّةُ حَقٌّ وَالنَّارُ حَقٌّ وَالنَّبِيُّونَ حَقٌّ وَالسَّاعَةُ حَقٌّ اللَّهُمَّ لَكَ أَسْلَمْتُ وَبِكَ آمَنْتُ وَعَلَيْكَ تَوَكَّلْتُ وَإِلَيْكَ أَنَبْتُ وَبِكَ خَاصَمْتُ وَإِلَيْكَ حَاكَمْتُ فَاغْفِرْ لِي مَا قَدَّمْتُ وَمَا أَخَّرْتُ وَمَا أَسْرَرْتُ وَمَا أَعْلَنْتُ أَنْتَ إِلَهِي لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ
Bize Süleyman el-Ahvel haber verdi ki, ona da Tâvûs haber vermiştir. O da İbn Abbâs'tan (ra) şöyle derken işitmiştir: Peygamber (sav) geceden bir kısmında teheccüt namazı kıldığında şöyle derdi:
"Allah'ım, her hamd Sen'in içindir. Sen göklerin ve yerin nurusun. Hamd Sana mahsûstur. Sen göklerin ve yerin daimî tedbîr edicisisin. Hamd Sana mahsûstur. Sen göklerin, yerin ve bunlardaki her şeyin Rabb'isin. Sen Hakk'sın. Va'din de haktır. Sen'in sözün de ancak haktır. Sana kavuşmak haktır. Cennet haktır. Cehennem de haktır. Peygamberler de haktır. Kıyametin kopması da haktır. Allah 'ım! Ben kendimi yalnız sana teslim ettim. Yalnız sana iman ettim. Yalnız sana güvenip dayandım. Yalnız sana yöneldim. Yalnız sana dayanarak mücadele ettim. Aramızda yalnız seni hakem kıldım. Benim önceden işlediğim, sonra işlerim sandığım, gizli yaptığım ve açıktan işlediğim bütün günahlarımı mağfiret eyle. İbadete lâyık tanrı ancak sensin. Senden başka hiçbir ilâh yoktur (Sahig-i Buhari: Kitabu’t tevhid, Bab. 35 (7499)

24/10/2015

Bir ayet:
Ehl-i Beyt’i sevmek nasıl olmalıdır ve niçin sevmeliyiz? Bu hususta ilk müracaat yerimiz Kur’an-ı Kerim’dir.
بِسْمِاللَّهِالرَّحْمَنِالرَّحِيمِ
قُلْ لَا أَسْأَلُكُمْ عَلَيْهِ أَجْرًا إِلَّا الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبَى وَمَنْ يَقْتَرِفْ حَسَنَةً نَزِدْ لَهُ فِيهَا حُسْنًا إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ شَكُورٌ
De ki: “Ben buna (yaptığım tebliğ görevine) karşılık sizden, akrabalıktan doğan sevgiden başka bir ücret istemiyorum. Kim güzel bir iş yaparsa, onun iyiliğini artırırız. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir.” Kur’an-ı Kerim, Şûrâ 42/23
Bu ayet meveddet ayeti diye bilinmektedir. الْمَوَدَّةَ فِي الْقُرْبَى ibaresinin müfessirler tarafından farklı yorumları yapılmıştır. Genel olarak “Yakınlarıma ehl-i beytime muhabbet etmeniz” olarak yorumlanmıştır. Hz. Peygamber’in (sav) Ehl-i Beyt’ine sevgi duyulmasının ilahi bir vecibe olduğu belirtilmiştir.
Bir Hadis:
Hz. Peygamber (sav) Veda Haccı’ndan dönerken Cuhfe (جُحْفَةَ) Gadîr-i Humm (غَدِيرِ خُمٍّ) mevkiinde konakladı. Ağacın altı temizlenip gölgelik hazırlandı ve Hz. Peygamber (sav) insanlara burada hitap etti. Vaaz ve nasihatte bulundu, kıyamete kadar olacak hadisatı haber verdi.
Sonra:وَإِنِّي تَارِكٌ فِيكُمْ ثَقَلَيْنِ أَوَّلُهُمَا كِتَابُ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ فِيهِ الْهُدَى وَالنُّورُ فَخُذُوا بِكِتَابِ اللَّهِ تَعَالَى وَاسْتَمْسِكُوا بِهِ فَحَثَّ عَلَى كِتَابِ اللَّهِ وَرَغَّبَ فِيهِ قَالَ وَأَهْلُ بَيْتِي أُذَكِّرُكُمْ اللَّهَ فِي أَهْلِ بَيْتِي أُذَكِّرُكُمْ اللَّهَ فِي أَهْلِ بَيْتِي أُذَكِّرُكُمْ اللَّهَ فِي أَهْلِ بَيْتِي
“Ben size iki ağır emanet bırakıyorum: Onların birincisi Yüce Allah’ın Kitabıdır ki, onun içinde hidayet ve nur vardır. Yüce Allah’ın Kitabı’nı tutunuz ve ona sımsıkı sarılınız! İkincisi de Ehl-i Beyt’imdir, ev halkımdır.Ehl-i Beyt’im hakkında size Allah’ı hatırlatırım.Ehl-i Beyt’im hakkında size Allah’ı hatırlatırım.Ehl-i Beyt’im hakkında size Allah’ı hatırlatırım!” buyurdu.(Müened-i Ahmed(Şuayb Arnavut):32/11; Sahih-i Müslim: Kitab-ı Fadailü’s Sahabe 4-Babu Fadaili Ali. Ebu Talip, (2408-36)

23/09/2015

- عنْ أَبي قتَادةَ رضِي اللَّه عَنْهُ ، قالَ : سئِل رسولُ اللَّهِ صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : عَنْ صَوْمِ يوْمِ عَرَفَةَ ؟ قال : « يكفِّرُ السَّنَةَ المَاضِيةَ وَالبَاقِيَةَ » رواه مسلمٌ .
Ebû Katâde radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e arefe günü tutulan orucun fazileti soruldu; o da:
"Geçmiş bir yılın ve gelecek bir yılın günahlarına kefâret olur" buyurdu.
(Müslim, Sıyâm)

31/08/2015

BİR HADİS:
حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ حَدَّثَنَا يَحْيَى عَنْ أَبِي حَيَّانَ قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو زُرْعَةَ قَالَ حَدَّثَنِي أَبُو هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ قَامَ فِينَا النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَذَكَرَ الْغُلُولَ فَعَظَّمَهُ وَعَظَّمَ أَمْرَهُ قَالَ لَا أُلْفِيَنَّ أَحَدَكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ عَلَى رَقَبَتِهِ شَاةٌ لَهَا ثُغَاءٌ عَلَى رَقَبَتِهِ فَرَسٌ لَهُ حَمْحَمَةٌ يَقُولُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَغِثْنِي فَأَقُولُ لَا أَمْلِكُ لَكَ شَيْئًا قَدْ أَبْلَغْتُكَ وَعَلَى رَقَبَتِهِ بَعِيرٌ لَهُ رُغَاءٌ يَقُولُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَغِثْنِي فَأَقُولُ لَا أَمْلِكُ لَكَ شَيْئًا قَدْ أَبْلَغْتُكَ وَعَلَى رَقَبَتِهِ صَامِتٌ فَيَقُولُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَغِثْنِي فَأَقُولُ لَا أَمْلِكُ لَكَ شَيْئًا قَدْ أَبْلَغْتُكَ أَوْ عَلَى رَقَبَتِهِ رِقَاعٌ تَخْفِقُ فَيَقُولُ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَغِثْنِي فَأَقُولُ لَا أَمْلِكُ لَكَ شَيْئًا قَدْ أَبْلَغْتُكَ وَقَالَ أَيُّوبُ عَنْ أَبِي حَيَّانَ فَرَسٌ لَهُ حَمْحَمَةٌ
Bana Ebû Hureyre (R) tahdîs edip şöyle dedi: Bir keresinde Peygamber (sav) içimizde ayağa kalktı da ganimet ve millet malına hainlik hakkında söz söyledi. Ve hainliğin günahını büyüttü, hainlik işinin ve hükmünün büyüklüğünü belirtti de şöyle buyurdu: "Sakın sizden birinizi kıyamet gününde omuzunda meleyen bir koyunla, öbürünü omuzunda homurdayan bir atla bulmayayım. O sırada o kimse bana:
— Yâ Rasûlallah! Bana yardım et, der. Ben de ona:
— Sana hiçbir şey yapmaya (yâni şefaat etmeye) mâlik değilim. Ben sana (dünyada iken Allah'ın hükmünü) tebliğ ettim, diye cevap vereceğim.
Birine de omuzunda böğüren bir sığır olduğu hâlde rast gelmeyeyim. Öylesi de:
— Yâ Rasûlallah, bana imdâd eyle! der. Ben ona da:
— Sana hiçbir şefaat etmeye mâlik değilim. Ben sana (dünyada) Allah hükmünü tebliğ ettim, derim.
Bir başkasını da omuzunda altın, gümüş yüklü bulmayayım. Öylesi de:
— Yâ Rasûlallah! Bana yardım et, der. Ben de ona:
— Sana hiçbir yardım yapmaya mâlik değilim. Ben sana dünyada iken Allah'ın hükmünü tebliğ ettim, derim.
Bir diğerini üzerinde ganimet elbisesini yeldirir hâlde bulmayayım. O da:
— Yâ Rasûlallah, bana yardım et, der. Ben ona da:
— Sana hiçbir yardım yapmaya mâlik değilim. Ben sana tebliğ etmiştim, derim."
Ve Eyyûb es-Sahtıyânî de Ebû Hayyân'dan yaptığı rivayetinde "Kendisinin homurdayan bir atı olduğu hâlde" diye (yani yukardaki rivayetteki gibi) söylemiştir. (Buhari, Kitabu’l Cihad ve Siyer; Babu’l Ğulul:3073)

12/08/2015

BİR HADİS:
حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ خَالِدِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَوْهَبٍ الْهَمْدَانِىُّ قَالَ حَدَّثَنِى ح وَحَدَّثَنَا قُتَيْبَةُ بْنُ سَعِيدٍ الثَّقَفِىُّ حَدَّثَنَا اللَّيْثُ عَنِ ابْنِ شِهَابٍ عَنْ عُرْوَةَ عَنْ عَائِشَةَ رضى الله عنها أَنَّ قُرَيْشًا أَهَمَّهُمْ شَأْنُ الْمَرْأَةِ الْمَخْزُومِيَّةِ الَّتِى سَرَقَتْ فَقَالُوا مَنْ يُكَلِّمُ فِيهَا تَعْنِى رَسُولَ اللَّهِ -صلىالله عليه وسلم -. قَالُوا وَمَنْ يَجْتَرِئُ إِلاَّ أُسَامَةُ بْنُ زَيْدٍ حِبُّ رَسُولِ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- فَكَلَّمَهُ أُسَامَةُ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ -صلى الله عليه وسلم- « يَا أُسَامَةُ أَتَشْفَعُ فِى حَدٍّ مِنْ حُدُودِ اللَّهِ ». ثُمَّ قَامَ فَاخْتَطَبَ فَقَالَ « إِنَّمَا هَلَكَ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِكُمْ أَنَّهُمْ كَانُوا إِذَا سَرَقَ فِيهِمُ الشَّرِيفُ تَرَكُوهُ وَإِذَا سَرَقَ فِيهِمُ الضَّعِيفُ أَقَامُوا عَلَيْهِ الْحَدَّ وَايْمُ اللَّهِ لَوْ أَنَّ فَاطِمَةَ بِنْتَ مُحَمَّدٍ سَرَقَتْ لَقَطَعْتُ يَدَهَا ».

Hz.Aişe’den (ra) şöyle riveyet edilmiştir:
KureyşlilerinMahzum oğulları koluna mensup soylu bir kadın nasılsa bir hırsızlık yapmıştı. Kadının ailesi (yakınları) (verilecek cezanın iptali için) bu meselede Allah Rasulü’ne (sav) kimin aracılık edeceğini görüştüler ve bunu Allah Rasulü’nün (sav) çok sevdiği Üsame b. Zeyd’in (ra) yapabileceğini kararlaştırdılar. Hz. Üsame (ra) durumu Allah Rasulü’ne (sav) ifade etti. Allah Rasulü (sav)“Sen kötülükleri önlemek üzere Allah’ın koymuş olduğu cezalardan bircezanın affı hakkında mı benimle konuşuyorsun?” buyurdu.Sonra Allah Rasulü (sav) ayağa kaltı ve şöyle konuştu: Sizden önceki insanları helâk eden:Onların içlerinden şerefli ve soylu birisi hırsızlık ettiği zaman onu cezasızbırakmaları, içlerinden fakir ve zayıf biri hırsızlık edince de onun hakkındaceza uygulamaları idi. Muhammed’in varlığı Kudret Elinde olan Allah’a yemin ederim ki; Fâtıma binti Muhammed hırsızlık edecek olsaydı, muhakkak, onun da elinikeserdim!” buyurdu.Buhari, “Kitâbu’l-Hûdut”, Bâb: 12 (2788); Müslim, “Kitâbu’l-Hûdut” 8 (1688)

10/08/2015

عن أنس رضي الله عنه، قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: «انصر أخاك ظالما أو مظلوما» فقال رجل: يا رسول الله، أنصره إذا كان مظلوما، أفرأيت إذا كان ظالما كيف أنصره؟ قال: «تحجزه، أو تمنعه، من الظلم فإن ذلك نصره» (صحيح البخاري)
Hz. Enes radıyallahu anh Resûlullâh sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmektedir:
"Din kardeşin zalim de olsa mazlum da olsa ona yardım et."

Bir adam: "Ya Resulallah! Kardeşim mazlumsa ona yardım edeyim. Ama zalimse ona nasıl yardım edeyim, söyler misin?" dedi.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem de: "Onu zulümden alıkoyar, zulmüne engel olursun. Şüphesiz ki bu ona yardım etmektir" buyurdu. (Buhari, Mezalim 4)

08/08/2015

عَنْ أبي يَحْيَى صُهَيْبِ بْنِ سِنَانٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ : قَالَ رَسُولُ الله صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : «عَجَباً لأمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أَمْرَهُ كُلَّهُ لَهُ خَيْرٌ ، وَلَيْسَ ذَلِكَ لأِحَدٍ إِلاَّ للْمُؤْمِن : إِنْ أَصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَكَرَ فَكَانَ خَيْراً لَهُ ، وَإِنْ أَصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَكَانَ خيْراً لَهُ » رواه مسلم .
Hz. Suheyb b. Sinan er Rumi radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmektedir; "Mü'minin durumu ne hayret vericidir. Onun her hali onun için hayırlıdır. Bu durum mü'minden başkası için geçerli değildir. Başına sevindirici bir şey gelir ve şükrederse bu onun için hayırlı olur. Başına zararlı bir şey gelir de sabrederse bu da onun için hayırlı olur. (Müslîm)

06/08/2015

عن حكيمِ بنِ حزَامٍ . رضِيَ اللَّهُ عنه ، قال : قال رسولُ اللَّه صَلّى اللهُ عَلَيْهِ وسَلَّم : « الْبيِّعَان بالخِيارِ ما لم يَتفرَّقا ، فإِن صدقَا وبيَّنا بوُرِك لهُما في بَيعْهِما ، وإِن كَتَما وكذَبَا مُحِقَتْ بركةُ بيْعِهِما » متفقٌ عليه .
Hakim b. Hizam'ın (ra) Peygamberimiz'in (sav) şöyle buyurduğunu nakletmektedir; "alışveriş yapan kişiler birbirlerinden ayrılmadıkları müddetçe alışverişi yapıp yapmamakta serbesttirler. Eğer doğru söyler ve maldaki kusuru söyleseler alışverişlerine bereket verilir. Fakat kusuru gizleseler bereketi yok edilir." (Buhârî, Müslim)

Address

Çankaya

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Anadolu Diyanet Mensupları Derneği posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share