Ensar Hukuk Bürosu

Ensar Hukuk Bürosu Hukuk Danışmanlık Bürosu
Av.Mehmet Erol
Av.Hüseyin Kandemir

18/12/2022

2022 Dünya kupası Arjantin’in

Fakat kazananları Katar’da hidayete erenler (Dünya kupası maçlarını izlemeye gelip İslamı seçenler) oldu.

26/08/2016

Şirket ortağına haciz ihbarnamesi gönderilebileceği-ortağın sermaye koyma taahüdünün haczi

Şirket ortağı, borçlu şirket yönünden 3. kişi sayılamayacağından şirket ortağına 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilemeyeceği görüşünde iken, 11.05.2016 tarihinde verilen HGK'nun 2014/12-1078 Esas numaralı içtihadı doğrultusunda ve yukarıda açıklanan olgular karşısında Dairemizin değişen içtihadına göre; şirket ortağı, borçlu şirket bakımından 3. kişi sayılacağından şirket ortağı şikayetçilere 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilmesinde yasaya uymayan bir yön bulunmayıp mahkemece şikayetin reddine karar vermek gerekirken, şikayetin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

T.C.
Yargıtay
12. Hukuk Dairesi

Esas No:2016/1954
Karar No:2016/15638

DAVA : Mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

KARAR : Alacaklı tarafından borçlu şirket hakkında kira sözleşmesine dayalı olarak ödenmeyen kira parasının tahsili ve tahliye istemli adi kiraya ve hasılat kiralarına ilişkin ilamsız icra takibi başlatıldığı; şikayetçiler vekilinin icra mahkemesine yaptığı başvuruda, şikayetçilerin ortağı olduğu takip borçlusu E... A... Otelcilik Turizm Ticaret Limited Şirketi aleyhine yapılan takipte, şikayetçilere İİK'nun 89. maddesi gereği haciz ihbarnamesi gönderildiğini, oysa şirket ortaklarının borçlu şirket yönünden üçüncü kişi sayılamayacağını ileri sürerek 02.03.2015 tarihli haciz ihbarnamelerinin gönderilmesine ilişkin kararın kaldırılmasına karar verilmesini istediği, mahkemece şikayetin kabulüne karar verdiği anlaşılmıştır.

İİK'nun 89. maddesine göre, hamiline ait olmayan veya cirosu kabil bir senetle müstenit bulunmıyan alacak veya sair bir talep hakkı veya borçlunun üçüncü şahıs elindeki taşınır bir malı haczedilirse icra memuru; borçlu olan hakiki veya hükmi şahsa bundan böyle borcunu ancak icra dairesine ödiyebileceğini ve takip borçlusuna yapılan ödemenin muteber olmadığını veya malı elinde bulunduran üçüncü şahsa bundan böyle taşınır malı ancak icra dairesine teslim edebileceğini, malı takip borçlusuna vermemesini, aksi takdirde malın bedelini icra dairesine ödemek zorunda kalacağını bildirir (Haciz ihbarnamesi). Bu haciz ihbarnamesinde, ayrıca 2, 3 ve 4 üncü fıkra hükümleri de üçüncü şahsa bildirilir.

6102 sayılı TTK'nun 124. maddesinde limited şirketlerin sermaye şirketi olduğu, aynı Kanunun 125. maddesinde ticaret şirketlerinin tüzel kişiliği haiz olup Türk Medenî Kanununun 48 inci maddesi çerçevesinde bütün haklardan yararlanabilecekleri ve borçları üstlenebilecekleri, bu Kanunun 128. maddesinde ise her ortağın usulüne göre düzenlenmiş ve imza edilmiş şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduğu hükme bağlanmıştır.

E... A... Otelcilik Turizm Ticaret Limited Şirketi'nin borcu için 02.03.2015 tarihinde düzenlenerek 3. kişi sıfatı ile şikayetçilere gönderilen 89/1 haciz ihbarnamesinin incelenmesinde; "Borçlu şirketin nezdinizde doğmuş ve doğacak hak ve alacakları ile şirkete ödeme taahhüdünde bulunduğunuz ödemeniz gereken miktarın haczine karar verildiğinin" bildirildiği görülmektedir. Kural olarak, borçlunun her türlü mal ve hakkı haczedilebilir. Haczedilmezlik için İcra ve İflas Kanununda veya özel kanununda açık hüküm bulunması zorunludur. Diğer bir anlatımla bir mal veya hakkın haczedilemeyeceğinin kabul edilebilmesi için bu konuda açıkça bir kanun hükmünün varlığı veya maddi hukuk anlamında o mal veya hakkın satış ve devrine engel yasal bir düzenlemenin bulunması şarttır. Şirket ortağı, ortağı olduğu şirket tüzel kişiliğinden ayrı bir kişiliğe sahip olup, TMK anlamında gerçek kişi olduğundan şirkete göre 3. kişi sayılır. TTK'nun yukarıda açıklanan maddeleri uyarınca şirket ortakları, şirket sözleşmesiyle koymayı taahhüt ettiği sermayeden dolayı şirkete karşı borçlu olduklarından ve borçlu şirketin, şirket ortağındaki sermaye alacağının haczine engel yasal bir düzenleme de bulunmadığından sermaye alacağının haczi mümkündür. Kaldı ki, borçlu şirketin, 3. kişi şirket ortağı nezdinde sermaye borcu dışında tamamen özel hukuktan kaynaklanan ve paraya çevrilmesi mümkün, İİK'nun 89. maddesi kapsamında haczedilebilecek nitelikte başkaca hak ve alacaklarının bulunabileceği de kuşkusuzdur.

Dairemiz; şirket ortağı, borçlu şirket yönünden 3. kişi sayılamayacağından şirket ortağına 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilemeyeceği görüşünde iken, 11.05.2016 tarihinde verilen HGK'nun 2014/12-1078 Esas numaralı içtihadı doğrultusunda ve yukarıda açıklanan olgular karşısında Dairemizin değişen içtihadına göre; şirket ortağı, borçlu şirket bakımından 3. kişi sayılacağından şirket ortağı şikayetçilere 89/1 haciz ihbarnamesi gönderilmesinde yasaya uymayan bir yön bulunmayıp mahkemece şikayetin reddine karar vermek gerekirken, şikayetin kabulü yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 02.06.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi

14/07/2016

Avukatsız davacının tahliye davası serüveni

Tahliye dava dilekçesi:

Yemedim içmedim ben, köpek gibi çalıştım.

Yeri geldi bir ekmek, bir soğana alıştım.

Yirmi sene uğraşıp üç beş kuruş denkledim,

Hanımın altınları üzerine ekledim.

Aldım yıllar sonunda ufakça bir daire,

Amacıma ulaştım gerisi vesaire…

“Kiraya ver” dediler, diyenlere aldandım,

Üç beş kuruş ekstra gelirim olur sandım.

Verdim evi kiraya şerefsizin birine,

Tek kuruş ödemedi 6 ayda geriye.

“Boşalt evi” desem de , boşaltıp da çıkmadı,

O kadar laf söyledim, hiç birini takmadı.

Abonelikleri de üzerine almadı,

Kira borcu bir yana, onlar da bana kaldı.

Açtım ben de davayı evimi almak için,

Daha fazla çekemem kahrını ben bu p.çin…

İşte böyle hakim bey, ben kiradan vazgectim,

Bundan kurtulmak için size gelmeyi seçtim.

Bu işler avukatsız pek olmaz biliyorum,

Davamın kabulünü saygıyla diliyorum.

Cevap dilekcesi:

Madem ki kafiyeyle anlatmak gerekiyor,

İşte bu dilekçemde cevaplarım geliyor.

Davacıyı aslında çok önceden tanırdım,

Uzaktan kendisini ben de adam sanırdım.

O evi almak için benden para istedi,

“Bir yıl sen oturursun, helalleşiriz” dedi.

6 ayı dolmadan başladı söylenmeye,

Dedim bir yıl dolmadı, bu öfke, tavır niye?

Her gün geldi kapıma, durmadan bastı zili,

Kontrat da yapmadık aramızda yazılı.

Ben buna borç parayı havaleyle gonderdim,

Açıklama kısmına ” Borç olaraktır” dedim.

Kontratım yok diye abone olamadım.

6 ay oturdum da bir gün huzur bulamadım.

Sözleşme, dask olmadan abonelik olmuyor,

Kendisi bu durumu benden iyi biliyor.

Bu adam açtı benim ailemle aramı

İstiyorsa evini, önce versin paramı.

Yalan yanlış beyanlar mahkemenize sunmuş,

Ayrıca şahsıma da hakarette bulunmuş.

O sözlerin hepsini ben ona yediririm,

Önümde diz çöktürür “Ağabey” dediririm.

İşte böyle hakim bey, böyledir bizde durum,

Davacı g.vattan çok, olayda ben mağdurum…

Hakim:

30 yıllık hakimim, bir çok taraf dinledim,

Senin gibi sığırı ben ömrümde görmedim.

6 aydır tek kuruş kira vermez demişsin,

Adama gidip evi kontratsız vermişsin.

Dilekçede alenen bir de küfür etmişsin,

Sonra da gelip burda ” Ben mağdurum” demişsin…

Kira alacağından tahliye istiyorsun,

Ticari mahkemede davayı açıyorsun.

Avukatsız yaparsan işte böyle batarsın,

Adam bir yıl oturur, sen ardından bakarsın

14/07/2016

Netice-i Talep şiiri

NETİCE-İ TALEP :
“Davanın Reddi” sözünü duymak bile istemem Kararı geç yazsanız da “Neden gecikti?” demem. Karar ile müvekkilim haklarını alacak, Mücadelemiz sonunda hak yerini bulacak. Yukarıda detaylıca izah ettim biliyorum Davamızın kabulünü saygı ile diliyorum. Tüm giderler ve ücretim davalıdan alınsın, Böylelikle cebimizde üç beş kuruş bulunsun.
Davacı Vekili Av. ………………..

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Kafiyeler güzel ama içeriği olmamış,
İddia ettiğin hususlar bence sübut bulmamış. Sizi üzmek istemezdim düştüm bunun derdine, Lakin kararım maalesef “Davanızın Reddine”
HAKİM

DAVALI VEKİLİ :
Şiir yazmak meseleyse kralını yazarım, Davacının oyununu işte böyle bozarım.
Davanın reddi güzel de hani benim ücretim? Kararda ben vekalet ücretimi görmedim.
Hadi Yargıtay bozacak bu kararı diyelim, Beklemesi bir yıl sürer, bizler taş mı yiyelim?

Kaynak Linki : http://www.hukukitavsiyeler.com/2016

19/03/2016

YENİ DOLANDIRMA YÖNTEMİ

Komşumuzun başına gelen dolandırıcılık; Komşumuzu +2124440444 nolu telefondan arayan hacker (dolandırıcı) bankadan aradığını söyleyip kredi kartınızdan Diyarbakır'da alışveriş yapılıyor bilginiz var mı? diyerek tepkisini ölçüp arkasından eğer isterseniz kartı iptal edebileceğini bir hafta içinde talep etmesi halinde yeni kartın gönderileceğini fakat kartı iptal etmek için bir kaç güvenlik sorusu soracağını ve telefonuna şifre geleceğini güvenlik için ve iptal için o şifreyi ke diğerine söylemesini istemişler. Bir kaç güvenlik sorusundan (sadece bir soru anne kız lik soyadı) sonra telefonuna gelen şifreyi istemişler komşum şifreyi bildirdikten sonra teşekkür edip telefonu kapatmışlar.

Komşu telefondan şüphelenince hesabını kontrol ettiğinde hesabının bosaltıldığını hesabındaki paranın başka hesaba eft yoluyla gönderildigini görmüştür.

14/02/2016

Büromuzun kuruluşunun 18 . yıldönümünü kutlayan tüm arkadaşlarıma teşekkür ederim.

12/02/2016

Acemi avukat müvekkil peşinde (2)
(Hukuk & Mizah)


Müvekkil gelsin diye beklemekten yoruldum,

İşin sırrı ne diye aramaya koyuldum

Dediler ki bir dal seç, her türden dava alma,

Uzman ol bir konuda, müvekkilsiz de kalma

Ceza hukuku bana ilk başta cazip geldi,

Detayına inince konular beni gerdi.

En iyisi dedim ki boşanma bana uyar

Biraz reklam yaptımmı herkes namımı duyar

Önce kendime güzel bir tabela yaptırdım

Üzerine “Boşuyoruz, Coşuyoruz” yazdırdım.

Üç gün geçti aradan, barodan evrak geldi

Merak ettim acaba neydi benimle derdi

Zarfı açıp baktım ki soruşturma başlamış

Evrakta Baro beni bir güzel de haşlamış

“Tabelayı oradan hemen kaldır” diyorlar

Oysa bin lira verdim, can gitti bilmiyorlar.

Para kazanmak için sağlam para yatırdık

Amma lakin Baronun yasağına takıldık.

Uzun zaman sonrası yaşlı bir teyze geldi

Buyur ettim ofise, sordum ne imiş derdi

Dedi tabela gördüm geçenlerde burada,

O iddialı erkeği arıyorum nerede?

Dedim teyze bu yaşta boşanma nerden çıktı?

Dedi 40 yıldır adam benim ağzıma s.çtı

Bey amca kaç yaşında diye kendine sordum?

86 deyince öyle yerimde durdum.

Dedim dava açarsak en az 3 sene sürer.

O zamana kadar da zaten ahrete göçer.

Dava açarsan eğer, onunla kalamazsın,

Yarın bir gün ölürse, mirastan alamazsın.

Biraz durdu düşündü, boşanmaktan vazgeçti

Dedi doğru diyorsun, hevesti ama geçti.

İyi günler dileyip teyzeyi yolcu ettim.

Sonra durup düşündüm ben acaba ne ettim

Para alamasam da kesin sevap kazandım.

Ben bu işi bilmeyen kocaman bir sazandım.




Not: Şiirde adı geçen kahramanlarımız hayal ürünü olup, gerçek hayatla ilgileri bulunmamaktadır.



Kaynak : hukukitavsiyeler.com

12/02/2016

Acemi avukat müvekkil peşinde. (1)
(Hukuk & Mizah)

Ruhsatı alır almaz açtım hemen büroyu,

Dedim müvekkil bulup denklemeli kirayı

En afillilerinden kendime kart bastırdım,

Üzerlerine de “uzman avukat” yazdırdım.

İlk müvekkilim geldi, “Derdim büyük” diyordu.

Yirmi yıllık eşinden boşanmak istiyordu.

Dedi “Size gelirken hiç tereddüt etmedim”

Dedim “Etmeyin zaten hiç dava kaybetmedim”

Bilseydi ilk işimdi, hiç beni seçer miydi,

Bırak beni seçmeyi, kapımdan geçer miydi?

Bana uzun uzun dertlerini anlattı,

Önce kendi ağladı, sonra beni ağlattı.

Adam sorularıyla, beni epeyce yordu,

Ondan ücret istemek düşündüğümden zordu.

Dedi “Benim param yok, ücret ödeyemem ben,

Parasız bu garibe yardım etmezsin de sen”

Sen davama bakarsan her gün dua ederim,

Herkese de bu adam bir numaradır derim”

Baktım adam gariban, olmaz desem yakışmaz,

Ücret almasam nolur, iş elime yapışmaz.

Hem referans verirse yeni müvekkil gelir,

Bu vesile ile de artar büronun gelir.

Müvekkille yaptığım ilk görüşmem de bitti,

İşi beleş alınca güle oynaya gitti.

Sonrasında yaptığım bir kaç görüşmem oldu.

Amma ve lakin bu iş düşündüğümden zordu.

Gelenler ya danışıp ücret ödemiyordu,

Ya da hiç ceplerinde, metelik olmuyordu.

Bir çok iş geldi ancak tek kuruş alamadım,

Ay sonu kiram için parayı bulamadım.

Borç harç bulup ilk ayın kirasını denkledim.

Sonrasında oturup müvekkiller bekledim.

Baktım benim yöntemle avukatlık yapılmaz,

Sevabı bol olsa da aç karına yatılmaz.

Okulda bu şeyleri bize öğretmediler,

Para isteme işi çok zordur demediler.

İnsanoğlu bir garip, derdi varsa koşuyor,

Mevzu ücret olunca, elleri dolaşıyor.

Her gelen ya parasız ya pazarlık peşinde,

Anladım kazanamam ben avukatlık işinde.

Çıraklığı yapmadan ustalığa soyunduk,

Usta geçindik ama ayak üstü soyulduk.

Sazan gibi gittim ben açtım büroyu direk

Lakin bu böyle olmaz, bana tecrübe gerek.

Uzmanlık kim ben kimim, insan haddin bilmeli,

Gidip erbablarından önce iş öğrenmeli

Kaynak: hukukitavsiyeler.com

10/02/2016

MİRASIN HÜKMEN REDDİ,
BİR KISIM BORCUN ÖDENMESİ TEREKEYİ KABUL ANLAMINA GELMEZ

T.C
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
ESAS NO: 2013/2-1607
KARAR NO: 2013/1675
KARAR TARİHİ:20.12.2013

DAVA; terekenin borca batık olduğunun tespiti istemidir.

"Taraflar arasındaki "mirasın reddi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce davanın kabulüne dair verilen 27.10.2009 gün ve 2009/250 E.-2009/422 K. sayılı kararın incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 14.2.2011 gün ve 2010/480 E. - 2011/2400 K sayılı ilamı ile;

"...Davacılar dava dilekçesinde miras bırakanın Vakıf bank'a olan kredi borcu sebebiyle aleyhlerine takip yapıldığını ve 2.000 TL ödeme yaptıklarını belirtmişlerdir. Belirtilen bu takip dosyasının tespit ve celbi ile ödemenin miras bırakanın borcu sebebiyle davacı mirasçılar tarafından yapılıp yapılmadığı belirlenmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir..." gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HGK'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Dava; terekenin borca batık olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

Davacılar, miras bırakan babalarından intikal eden mal varlığı bulunmadığını, terekeden tasarrufta bulunmadıklarını, mirasın açıldığı tarih itibariyle terekenin borca batıklığı sabit ise karine olarak mirasçıların mirası reddetmiş sayılacağını ileri sürerek miras bırakanın öldüğü tarihte terekesinin borca batık olduğuna karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.

Davalı Hazine vekili; davanın süresinde açılmadığını, esastan da davanın yerinde olmadığını bildirip davanın reddine karar verilmesi istemiştir.

Mahkemece; miras bırakanın taşınır, taşınmaz hiçbir malı olmadığı gibi, herhangi bir işte de çalışmadığı, maaşının da bulunmadığı, ödemeden aczinin açıkça belli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davalı Hazine vekilinin temyizi üzerine, Özel Daire'ce yukarıda açıklanan sebeplerle karar bozulmuş, Yerel Mahkeme'ce; önceki karardaki gerekçeler genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiş, direnme kararı davalı tarafından temyiz edilmiştir.

HGK önüne gelen uyuşmazlık; tereke borcunun bir kısmının mirasçıların kendi malvarlığından ödenmesinin, terekeyi sahiplenme anlamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

HGK'nca işin esasına yönelik yapılan görüşme sonucu ilk oylamada nisap sağlanamaması üzerine yapılan 2. görüşme sırasında, davacılardan E.. A..'un yargılama aşmasında ergin olduğu, mahkemece ergin olan çocuğa tebligat yapıldıktan sonra Özel Daire bozma ilamına uyulup uyulmayacağı yönünde karar verilmesi gerekirken, bu husus yerine getirilmeden velayeti sona ermiş olan veliye tebligat yapılarak direnme kararı verilemeyeceği ileri sürülmüştür. Bu hususun işin esasının görüşülmesinden sonra görüşülüp görüşülemeyeceği ön sorun olarak ele alınmış, bu konuda nisap sağlanamaması üzerine yapılan son görüşmede Kurul çoğunluğunca bu hususun her aşamada görüşülebileceği oy çokluğu ile kabul edilmiş, bundan sonra yapılan görüşme sonucunda, her ne kadar davacılardan E.. A..'a ergin olduktan sonra usulüne uygun olarak tebligat yapılmadan karar verilmiş ise de kararın davacı aleyhine olmadığı, ergin olmadan kanuni temsilcisinin dava açtığı ve onun adına beyanda bulunduğu, dosyanın geri çevrilmesi üzerine ergin olan E..'ya gerekçeli kararın tebliğ edildiği, gözetildiğinde bu konuda usul bozması yapılmasının uygun olmadığı oy birliği ile kabul edilmiş işin esasının incelenmesine geçilmiştir.

Bilindiği üzere; TMK' nın 610/2. maddesinde "Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan, ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine mal eden mirasçı, mirası reddedemez" hükmü yer almaktadır. Madde metninden de anlaşıldığı üzere; yasa koyucu mirasçılardan birinin tereke işlerine gereğinden fazla karışmasının mirası örtülü kabul anlamına geleceğini ve tıpkı açık kabulde olduğu gibi, ret hakkının bu mirasçı bakımından sona ereceğini düzenlemiştir.

Diğer taraftan, HGK'nun 8.2.1950 T. ve 140/20 Sayılı kararında;"Bir muamelenin alelade idari muamelattan olup olmadığını tayin için bilhassa muameleyi yapan varisin maksadını nazara almak lazımdır... Eğer bunun maksadı mirasçı sıfatıyla terekeden tasarruf olmayıp mücerret bilahare mirası kabul ettiği zaman ihmal yüzünden gelebilecek zararın önüne geçmek ise, yaptığı muamelenin alelade idari muamele olarak kabulü zaruridir. Ezcümle malların çalınmaması için tedbir ittihazı, malları deftere geçirmek, zamanaşımını kesmek için derhal dava açmak, bir otelin, gazinonun müşterilerinin dağılmaması için vergi vermek, davaya mani olmak için müstacel borçları ödemek alelade idarenin istilzam ettiği muamelattandır..." denilmek suretiyle mirasçının eyleminin tereke işlerine karışma olarak değerlendirilebilmesi için onun bu eylemde bulunurken hangi maksatla hareket ettiğinin belirlenmesi gerektiğini, mirasçının amacının mirasçı sıfatı ile terekede tasarruf değilse, eylemlerinin tereke işlerine karışma olarak nitelendirilmeyeceği ve ret hakkının düşmesine sebebiyet verilmeyeceği benimsenmiştir.

Bunun yanında, doktrinde ileri sürülen güven nazariyesine göre; bir irade beyanının ya da iradi bir davranışın ne anlama geldiğini tespit etmek için, beyanda bulunan veya sözü edilen davranışta bulunanın iç iradesine değil, beyana yahut anılan davranışa muhatap olan karşı tarafın, dürüstlük kuralına göre, kendisince bilinebilen bütün hal ve şartlar gereği gibi değerlendirerek buna ne anlam vermesi gerektiğine bakılmaktadır.

Yukarıda yapılan açıklamaların ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı mirasçılar tarafından ödendiği ileri sürülen borcun cüz'i bir miktar olup, mirasçıların kendi malvarlığından ödenmiş olmasının olağan işlemlerden olduğu, miras bırakanın öldüğü tarih itibariyle borca batık olduğu anlaşılan terekenin, cüz'i kısım borçlarının davacılar tarafından ödenmesinin terekeyi kabullenme olarak değerlendirilemeyeceği, davacıların beyanlarının aleyhte yorumlanmaması gerektiği ve bu konuda bir araştırma yapılmasına da gerek olmadığı sonucuna varılmış, Yerel Mahkeme'ce davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu HGK'nun çoğunluğunca benimsenmiştir.

HGK'nda yapılan görüşmeler sırasında, bir kısım üyelerce; Özel Daire bozma ilamının araştırmaya yönelik olduğu, esas yönünden değerlendirmenin ilgili dosyanın tetkiki sonucu verilmesinin yerinde olduğu, yerel mahkemenin direnme kararının bu sebeple usul ve yasaya uygun olmadığı ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğunca yukarıda belirtilen sebeplerle benimsenmemiştir.

O halde, HGK'nun çoğunluğunca usul ve yasaya uygun olduğu benimsenen direnme kararının onanması gerekmiştir.

KARAR : Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarda açıklanan sebeplerle ONANMASINA,6217 Sayılı Kanunun 30. maddesiyle 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Geçici madde 3" atfıyla uygulanmakta olan 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440/I maddesi uyarınca hükmün tebliğden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere yapılan görüşmeler sonucu oy çokluğu ile karar verildi

10/02/2016

EMEKLİ MAAŞININ HACZİ,
HACZİN KALDIRILMASI VE KESİLENLERİN İADESİ

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
ESAS NO. 2013/12-1309
KARAR NO. 2014/846
KARAR TARİHİ. 5.11.2014

>YAŞLILIK AYLIĞININ HACZİ-MAAŞIN ÜZERİNDEKİ HACZİN KALDIRILMASI VE KESİLENLERİN-DE YASAL FAİZİ İLE İSTİRDATI (İADESİ)

2004/m.82

ÖZET : Dava, haczedilemezlik şikayeti istemine ilişkindir. Yaşlılık aylığı üzerine konulan haczin kaldırılması isteminin kabulü halinde, ancak şikayet tarihinden sonra yapılan ve henüz alacaklıya ödenmemiş kesintilerin iadesine karar verilebilir. Bunun dışında, alacaklıya ödenen kesintilerin geri alınması ise, genel mahkemede açılacak istirdat davası ile mümkün olup ayrıca bunların da iadesine karar verilmesi isabetsizdir.

DAVA : Taraflar arasındaki “icra memurunun işlemini şikayet” talebinden dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 9. İcra Hukuk Mahkemesi'nce talebin kabulüne dair verilen 09.12.2011 gün ve 2011/1202 E. 2011/1386 K. sayılı kararın incelenmesi alacaklı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 14.01.2013 gün ve 2012/24528 E. 2013/50 K. sayılı ilamı ile;

( ... Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;

Borçlunun, yaşlılık aylığına konulan haczin kaldırılması ve kesintilerin iadesi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, haczedilmezlik şikayetinin kabulü ile haczin kaldırılmasına ve kesintilerin iadesine karar verildiği anlaşılmaktadır.

Yaşlılık aylığı üzerine konulan haczin kaldırılması isteminin kabulü halinde, ancak şikayet tarihinden sonra yapılan ve henüz alacaklıya ödenmemiş kesintilerin iadesine karar verilebilir. Bunun dışında, alacaklıya ödenen kesintilerin geri alınması ise, genel mahkemede açılacak istirdat davası ile mümkün olup ayrıca bunların da iadesine karar verilmesi isabetsizdir… ),

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulu'nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

KARAR : Talep, haczedilemezlik şikayetine ilişkindir.

Şikayetçi-borçlu, yaşlılık aylığına haciz konularak kesinti yapılamayacağını belirterek, icra müdürlüğünün haciz konulmasına ilişkin kararının kaldırılmasını ve kesilenlerin iadesini talep etmiştir.

Mahkemece, talebin kabulü ile haczin kaldırılmasına ve kesintilerin baştan itibaren iadesine karar verilmiştir.

Özel Daire, yaşlılık aylığı üzerine konulan haczin kaldırılması halinde, ancak şikayet tarihinden sonra yapılan ve henüz alacaklıya ödenmemiş kesintilerin borçluya iadesine karar verilebileceği, alacaklıya ödenen kesintilerin geri alınmasının ise, genel mahkemede açılacak istirdat davası ile mümkün olması nedeniyle bunların da iadesine karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle, kararı kesintilerin iadesi yönünden bozmuş ise de Mahkemece, yasa koyucunun emekli aylığını koruma yönündeki iradesi uyarınca yorum yapılması gerektiği, kişiyi hakkını almak için başka bir dava açmaya zorlamanın HMK'nun tasarruf ve usul ekonomisi ilkelerine aykırı olduğu ve icra müdürlüğünün kusuru ile oluşan bu haksızlığın icra mahkemesi nezdinde işlemin iptali ile birlikte giderilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Uyuşmazlık; İcra Hukuk Mahkemelerinin borçlunun yaşlılık aylığı üzerine haksız olarak konulan haczin kaldırılması ile birlikte borçlunun yaşlılık aylığından şikayet tarihinden önce yapılan kesintilerin iadesine karar verip veremeyeceği, kesintilerin iadesi yönünde borçlunun genel mahkemede istirdat davası açması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Somut uyuşmazlığın incelenmesinde, alacaklı tarafından şikayetçi-borçlu aleyhine 22.10.2002 tarihinde, 01.02.2002 tarihli bonoya dayalı olarak 10.000 TL asıl alacak 7.200 TL işlemiş faizi olmak üzere toplam 17.200 TL'nin tahsili amacıyla kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip başlatıldığı, borçlu hakkında örnek no 10 ödeme emri düzenlendiği, borçlunun 09.12.2002 tarihinde mal beyanında bulunarak, emekli maaşından başka geliri bulunmadığını bildirdiği, alacaklının 15.01.2003 tarihli talebinin kabulü ile borçlunun maaşı üzerine haciz konulduğu ve ilk sıradaki borcun bitmesi nedeniyle borçlunun aylıklarından 2005 Ağustos ayından itibaren her ay 117 TL kesinti yapıldığı, alacaklı vekiline alacağına mahsuben 15.11.2005 ile 27.10.2010 tarihleri arasında toplam 8.419,50 TL ödeme yapıldığı, şikayetçi-borçlu vekilinin 21.10.2011 tarihinde iş bu temyize konu talep ile iaşesi karşıladığı yaşlılık aylığına konulan haciz kararının kaldırılmasını ve kesilenlerin iadesini talep ettiği anlaşılmaktadır.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle alacaklıya ödenen kesintiler yönünden; yaşlılık aylığının haczine yönelik icra müdürlüğü kararının iptaline ilişkin kararın geriye yürüyüp yürümeyeceği, alacaklının malvarlığına geçen kısmın iade edilip edilemeyeceği, iadesine karar verilen miktara hangi tarihten itibaren hangi oranda faiz uygulanması gerektiği hususlarının genel mahkemelerde yapılan yargılama sonucunda belirlenebilecek olmasına ve dar yetkili icra mahkemesinin anılan konularda yargılama yaparak sonuca varmasının mümkün bulunmamasına göre Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ : Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının yukarıda gösterilen değişik gerekçe ile Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun'un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, 05.11.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.

10/02/2016

HARİCİ ARAÇ SATIŞI NEDENİ İLE İŞLEME KONAN TEMİNAT SENEDİ GEÇERSİZDİR

T.C.
YARGITAY
HUKUK GENEL KURULU
ESAS NO:2013/357
KARAR NO:2014/59
KARAR TARİHİ. 05.02.2014

ÖZET:Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacının 10.02.2002 tanzim 10.02.2003 vade tarihli senetten dolayı davalıya borçlu olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre de, eldeki davada davalının geçersiz sözleşme gereğince davacıya ödediği bedel hakkında hüküm kurulup kurulamayacağı noktalarında toplanmaktadır. Somut olayda, 35 ... ... plakalı aracın davalıya haricen satıldığı, davalıya haricen satışı yapılan aracın devrine karşılık 8.000.000.000 TL bedelli senedin teminat senedi olarak verildiği hususları tarafların, mahkemenin ve Özel Daire'nin kabulündedir. Araç harici satış suretiyle davalıya satıldığından, satış sözleşmesi geçersizdir. Geçersiz sözleşmede de herkes aldığını iade ile yükümlüdür. Bu nedenle geçersiz satış sözleşmesinin teminatı olarak verilen senedin de davacıya iadesi gerekmektedir. Davalı bu senede dayanarak davacı hakkında kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla icra takibi yapamazsa da taraflar arasındaki temel ilişkiye dayanarak ödediği satış bedelini isteyebilir.

DAVA : Taraflar arasındaki "menfi tespit" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Samandağ Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 22.05.2008 gün ve 2006/525 E., 2008/318 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 23.03.2010 gün ve 2009/10920 E., 2010/3673 K. sayılı ilamı ile;

( … Davacı, kendisine ait aracı 2001 yılında dava dışı üçüncü şahsa sattığını, aracın devrinin teminatı olması içinde üzerinde sadece miktar kısmında 8.000.000.000 TL yazan, diğer kısımları boş olan senedi imzalayıp verdiğini, aracın daha sonra dava dışı şahıs tarafından davalıya satılıp verdiği teminat senedininde davalıya geçtiğini, davalıya satışa muvafakat verdiğini ve aracın devrini vermeye hazır olduğunu bildirmesine rağmen aracın devrini almayan davalının senedi doldurularak icraya koyduğunu, sözleşmenin geçersiz olması nedeniyle teminat senedininde iadesinin gerektiğini, 8000,00 TL'nı ödemeye hazır olduğunu ileri sürerek senetten dolayı borçlu olmadığının tesbitini istemiştir.

Davalı, davaya konu aracı davacıdan 18.000.000.000 TL'na satın aldığını, davacının devri vermediğini, aldığı parayıda geri ödemeyince senedi icraya koyduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, trafikte kayıtlı aracın haricen satışının geçersiz olması nedeniyle, verilen senedinde tahsilinin istenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının senetten dolayı borçlu olmadığının tesbitine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-) Davalıya haricen satışı yapılan aracın devrine karşılık 8.000.000.000 TL ( 8.000,00 TL ) bedelli senedin teminat olarak verildiği tarafların ve mahkemenin kabulündedir. Senedin davacının aldığı satış bedeline karşılık verilen senet niteliğinde olduğuda sabittir. Araç davalının yaptığı icra takibi sonunda cebri satış suretiylede davalıya alacağına mahsuben satılmıştır. Mahkemeninde kabulünde olduğu üzere araç harici satış suretiyle davalıya satıldığı için ve bu itibarla satış sözleşmesi geçersiz olduğundan davacının aldığı satış bedelini iade mükellefiyeti bulunmaktadır. Esasen davacıda dava dilekçesinde aldığı satış bedeli olan 8.000,00 TL'nı iadeye hazır olduğunu bildirmiştir. Dava konusu senet davacının aldığı satış bedelinin teminatı olarak davacı tarafından verildiği için, davacı 8000,00 TL ve koşulları var ise bunun işlemiş faizinden sorumludur. Bu itibarla, davacının 8.000,00 TL ile koşulları var ise belirlenecek işlemiş faizinden sorumlu olduğu kabul edilerek bu miktar dışında borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesi gerekir. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek, davacının aldığı satış bedeli ve koşulları oluştuğu takdirde işlemiş faizinden de sorumluluğunu ortadan kaldırıcı sonuç doğuran şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır… ),

Gerekçesiyle ( 2 ) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması, dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü.

KARAR : Dava, davacının 10.02.2002 tanzim 10.02.2003 vade tarihli senetten dolayı borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Davacı, kendisine ait aracı 2001 yılında dava dışı üçüncü şahsa sattığını, aracın devrinin teminatı olarak miktar kısmında 8.000.000.000 TL yazan, diğer kısımları boş olan senedi imzalayıp verdiğini, aracın daha sonra dava dışı şahıs tarafından davalıya satılıp verdiği teminat senedinin de davalıya geçtiğini, aracın davalıya satışına muvafakat verdiğini ve aracın devrini vermeye hazır olduğunu bildirmesine rağmen aracın devrini almayan davalının senedin boş bırakılan kısımlarını doldurularak hakkında icra takibi başlattığını, resmi şekilde yapılmadığından sözleşmenin geçersiz olduğunu, senedin iadesinin gerektiğini ileri sürerek bu senetten dolayı borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini talep ve etmiştir.

Davalı, davaya konu aracı davacıdan 18.000.000.000 TL'na satın aldığını, davacının aracın devrini vermediği gibi aldığı parayı da geri ödemediğini, senedi takibe koyduğunu, takibin kesinleştiğini ve alacağına mahsuben aracı cebri icra ile kendisinin aldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, trafikte kayıtlı aracın haricen satışının geçersiz olması nedeniyle, verilen senedinde tahsilinin istenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının senetten dolayı borçlu olmadığının tesbitine karar verilmiş; hükmün, davalı tarafından temyizi üzerine; Özel Dairece, metni yukarıda aynen yazılı gerekçeler ile karar bozulmuştur.

Mahkemece, önceki gerekçeler genişletilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararını, davalı vekili temyize getirmektedir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacının 10.02.2002 tanzim 10.02.2003 vade tarihli senetten dolayı davalıya borçlu olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre de, eldeki davada davalının geçersiz sözleşme gereğince davacıya ödediği bedel hakkında hüküm kurulup kurulamayacağı noktalarında toplanmaktadır.

Somut olayda, 35 ... ... plakalı aracın davalıya haricen satıldığı, davalıya haricen satışı yapılan aracın devrine karşılık 8.000.000.000 TL bedelli senedin teminat senedi olarak verildiği hususları tarafların, mahkemenin ve Özel Daire'nin kabulündedir. Araç harici satış suretiyle davalıya satıldığından, satış sözleşmesi geçersizdir. Geçersiz sözleşmede de herkes aldığını iade ile yükümlüdür. Bu nedenle geçersiz satış sözleşmesinin teminatı olarak verilen senedin de davacıya iadesi gerekmektedir. Davalı bu senede dayanarak davacı hakkında kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla icra takibi yapamazsa da taraflar arasındaki temel ilişkiye dayanarak ödediği satış bedelini isteyebilir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dosyadaki tutanak ve kanıtlar, mahkeme kararında açıklanan gerektirici nedenler gözetildiğinde, yerel mahkemenin yazılı şekilde karar vermesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, usul ve yasaya uygun direnme kararının onanması gerekmiştir.

Açıklanan nedenlerle direnme kararının onanması gerekir.

SONUÇ : Açıklanan gerekçeyle; davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan direnme kararının onanmasına, aşağıda dökümü yazılı ( 427,68 TL ) harcın temyiz edenden alınmasına, 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen " Geçici madde 3" atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440.maddesi uyarınca 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 05.02.2014 gününde oyçokluğu ile karar verildi

Address

Istanbul
34420

Opening Hours

Monday 09:00 - 17:00
Tuesday 09:00 - 17:00
Wednesday 09:00 - 17:00
Thursday 09:00 - 17:00
Friday 09:00 - 17:00

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when Ensar Hukuk Bürosu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share