TUNA Hukuk Bürosu

TUNA Hukuk Bürosu Av. Yusuf Tuna & Av. Sıla Tuna

Dolandırıcılık Girişimleri Konusunda Tecrübeli Olan Bankanın Fraud Sisteminin Bu hususu Tespit Ederek, Ek Güvenlik Proto...
10/02/2026

Dolandırıcılık Girişimleri Konusunda Tecrübeli Olan Bankanın Fraud Sisteminin Bu hususu Tespit Ederek, Ek Güvenlik Protokollerini İşletmesi Gerektiğinden Bankadan Çekilen Kredi Nedeniyle Borçlu Olmadığının Tespitine Karar verilmiştir:

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.
ANKARA . TÜKETİCİ
MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2024 Esas
KARAR NO : 2025

HAKİM :
KATİP :

DAVACI : B. M.
VEKİLİ : Av. YUSUF TUNA -
DAVALI : ...BANKASI ANONİM ŞİRKETİ
VEKİLİ : Av.

DAVA : Tüketicinin Açtığı Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 11/01/2024
KARAR TARİHİ : 24/12/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 30/12/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Tüketicinin Açtığı Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13.11.2022 tarihinde 3. Kişiler tarafından dolandırıcılık suretiyle, müvekkilinin kullanmış olduğu telefondan davalı bankanın mobil bankacılık uygulaması kullanılarak, 100.000,00-TL miktarlı kredi çekilmiş, hemen ardından hesabından aynı kişiler tarafından, 91.520,45-TL Alacaklı Adı: Du***** Kİ***** isimli hesap sahibine havale yoluyla gönderildiğini, müvekkilinin, dolandırıldığını anlar anlamaz savcılığa şikayette bulunduğunu, soruşturma Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ...soruşturma numaralı dosya üzerinden devam ettiğini, anılan dosyada düzenlenen... tarihli bilirkişi raporunda: şüphelilerin hesabına dolandırıcılık yoluyla en az 1.664.481.422,64-TL para girişi olduğu tespit edildiğini, anılan krediye ilişkin davalı banka tarafından daha sonra ... tarihli, imzasız sözleşme düzenlendiğini, krediye ilişkin toplam borç 149.258,72-TL olarak yazıldığını, bu kredinin aylık taksit ödeme tutarı 6.219,11-TL olup, müvekkili tarafından dava tarihine kadar davalı bankaya 80.848,43-TL ödeme yapıldığını, bankayla herhangi bir yazılı kredi sözleşmesi yapılmamış olmasına rağmen, müvekkili adına mobil bankacılık üzerinden kısa bir sürede yüklü miktarda kredi tahsis edilerek, bu kredi tutarının tamamının hemen 3.kişi adına olan bir hesaba aktarılması, dolandırıcılık işlemlerine karşı bankanın gerekli özen ve dikkati göstermediğini ve tamamen kusurlu olduğunu, “Banka, internet bankacılığı faaliyetleri kapsamında gerçekleşen sıra dışı ve şüpheli işlemleri tespit etmek için takip mekanizmaları kurar.” hükmüne aykırı olarak bir güvenlik süreci işletmemiş olduğunu bildirerek davanın kabulünü müvekkilinin davaya konu sözleşme nedeniyle borçlu olmadığının tespitine tahsil edilen tutarların istirdatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İhtiyati Tedbir talep eden davacı B. M., tedbire konu işlemler nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ..Sor. Numaralı dosya ile suç duyurusunda bulunduğunu, B. M. 'nun suç duyurusunda bulunduğu ... numaralı dosyada tespit edilen dolandırıcı üçüncü kişiler dava konusu kredi işleminin ve havale işlemlerinden sorumlu olması gerektiğini, işbu davada da davalı sıfatında yer alması gerektiğini, zira kredi işlemlerinde müvekkili bankanın bir kusuru bulunmayıp 1 numaralı başlıkta da açıkladıkları üzere dava konusu işlemler müşteri kodu+parola +akıllı SMS ile mobil bankacılık yöntemi ile gerçekleştirildiğini, akıllı SMS davacının bankada kayıtlı telefon numarasına gönderildiğini, davacı B. M.'nun işbu kredi sözleşmesinden kendisinin haberi olmadığı nedeniyle zarara uğradığını iddia ediyorsa kendisini dolandıran kişilere soruşturma dosyasına göre husumet yöneltmesi gerektiğini, dolandırıcılığa uğradığını iddia eden B. M.'nun zarar talebini, dolandırıcı olduğunu iddia ettiği, yani kendi malvarlığından çıkan tutarla zenginleşen kimselere dava yöneltmesi gerekirken, kusuru bulunmayan müvekkili Banka’yı taraf göstererek krediler hakkında ihtiyati tedbir talep etmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyanla davanın reddini talep ettiği anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Dava, davacı adına mobil bankacılık sistemi üzerinden kullanılan kredi sözleşmesinin iptali, bu işlemler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.
Tarafların alacak borç durumlarının tespiti yönünden konusunda uzman bilirkişiden rapor istenilmiş, bilirkişinin ... tarihli raporunda özetle; davaya konu işlemlerin 3.11.2022 tarihinde gerçekleştiği, 100.000 TL (Ferileri ile 149.258,72-TL) tutarında kredi kullanımı, akabinde 91.500 TL dava dışı 3.şahıs hesabına havale transferi ile işlemlerin gerçekleşmiş olduğunu, davaya konu olay ile davacıya ait cep telefonu mobil uygulamasından işlemlerin gerçekleştiğini, davalı bankanın davaya konu iş ve işlemlerinde bir zaafiyet tespit edilmediğinin bildirildiği görülmüştür.
Dosyaya yeni giren belgeler ve taraf itirazlarının değerlendirilmesi yönünden bilirkişi heyetinden ek rapor istenilmiş, bilirkişi heyetinin 11/08/2025 tarihli ek raporunda özetle; dava dosyası muhteviyatına kök heyet raporundan sonra sunulan belgeler üzerinde yapılan teknik incelemeler neticesinde; Davalı bankanın alması gereken ek güvenlik önlemlerini almamış olduğunu, Mahkemece takdir edilecek kusur oranı ile oluştuğu tespit edilen 149.258,72 TL (kredi anapara+faiz+ferileri) zararın çarpımından elde edilecek tutarda sorumluluğu bulunduğunun bildirildiği görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı ve deliller, alınan bilirkişi raporu ve ek raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; davacının, davaya konu kredi ile ilgili çekişmenin olduğu, davaya konu olay ile alakalı banka müşterisi davacı tarafından Ankara CBS'ye suç duyurusunda bulunulduğu, savcılık soruşturma dosyasının halen derdest olduğu, kredi miktarının 100.000,00 TL ve kredi geri ödemesinin ferileri ile birlikte 149.258,72 TL olduğu, davacının dava açılmadan önce ve dava açıldıktan sonra bahse konu kredi nedeniyle toplamda 93.420,00 TL ödeme yaptığı, davalı bankaca sunulan müzekkere cevabı ile davacı müşterinin mobil kanal ile davaya konu olaydan önce hiç para transferi işlemi yapılmamış olduğu, bu husususun normal bir davranış deseni olmayabileceği, (Yönetmelik(Madde 36):Gerçekleştirilen her bir bankacılık işleminin tutarı ve bu tutarlara göre müşterinin konum bilgisi de kullanılarak normal dışı bir ödeme, fon transferi ya da davranış deseni gösterip göstermediği,) davacı bankaca davaya konu para transferinden önce çağrı merkezi ile davacı müşteri arasında görüşme sağlanmış olduğunun SMS kayıtlarında göründüğü, ancak görüşme içeriği dosya içerisine sunulmamış olduğu, davacı hesabından yüklü miktardaki işleme dair bankaca ekstra çağrı merkezi aracılığı ile görüşerek güvenlik teyidi yapılıp yapılmadığına dair dosya içinde bir veri bulunmadığı, banka kayıtlarında bu mevcut ise de dosya içerisine sunulmamış olduğu, bu hususta davalı bankanın kusuru bulunduğu, dava konusu işlemler silsilesinin dolandırıcılık girişimi işlemler tablosuyla uyumlu olduğu, bu tür girişimler konusunda tecrübeli olan bankanın fraud sisteminin bu hususu tespit ederek, ek güvenlik protokollerini işletmesi gerektiğinin dosyaya ibraz edilen raporda da belirtildiği, ancak herhangi bir ek güvelik prosedürünün uygulandığına dair bir belgenin dosyada bulunmadığı anlaşılmakla, ıslah da dikkate alınarak davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM:
1-Davacının ...tarih, .. numaralı kredi sözleşmesi nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine,
93.920,20 TL istirdat tutarının dava tarihine kadar yapılan ödemeler açısından dava tarihinden, dava tarihinden sonra yapılan ödemeler açısından ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
2-Alınması gereken 6.831,00 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Arabuluculuk sarf ücretinin henüz düzenlenmediği anlaşıldığından, mahkeme kalemince UYAP'tan kontrol edilerek sarf ücreti düzenlendiğinde Arabuluculuk Yönetmeliği 26/2 maddesi gereğince arabuluculuk ücretinin 6183 sayılı kanun hükmü uyarınca davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 5.791,75 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince takdiren 22.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı gider avansından kullanmayan kısmının HMK'nun 333 ve HMKGAT'nin 5/1.maddeleri uyarınca, hükmün kesinleşmesinden sonra davacı tarafa İADESİNE,

Dair; Gerekçeli kararın taraflardan herhangi birisinin başvurusu üzerine tebliğinden itibaren HMK 345.Madde gereğince (2) iki haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe veya zabıt katibine bulunulacak sözlü beyanın tutanağa geçirilmesi ya da mahkememize gönderilmek üzere başkaca denk bir mahkemeye verilecek dilekçe ile Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar hazır olan tarafların yüzüne karşı açıkça okunup usulen anlatıldı.24/12/2025

Katip Hakim
e-imzalıdır. e-imzalıdır



¸

Daha Ağır Kusurlu Taraf Olan Kadının ve Çocuklar Yararına Nafaka Talebi Reddedilmeli, Tazminata Mahkum Edilmelidir.T. C....
24/06/2025

Daha Ağır Kusurlu Taraf Olan Kadının ve Çocuklar Yararına Nafaka Talebi Reddedilmeli, Tazminata Mahkum Edilmelidir.

T. C.
Y A R G I T A Y
2 . H U K U K D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Y A R G I T A Y İ L Â M I

Esas No : 2024/5609
Karar No : 2025/2590

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
TARİHİ : 25.03.2024
SAYISI : 2024/170 E., 2024/470 K.
DAVACI-DAVALI : N. A. vekili Avukat ...
DAVALI-DAVACI : M.A. vekili Avukat Yusuf Tuna
DAVA TÜRÜ : Karşılıklı Boşanma
TEMYİZ EDEN : Davalı-davacı erkek vekili
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Aile Mahkemesi
TARİHİ : 13.07.2023
SAYISI : 2023/11 E., 2023/32 K.

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı erkek vekili tarafından asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen nafakalar ile reddedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-davacı erkek vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Taraflarca karşılıklı olarak açılan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı boşanma davalarının kaldırma kararından sonra yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince tarafların eşit kusurlu olduğundan bahisle her iki davanın kabulü ile fer’ilere karar verilmiş olup, karar taraf vekillerince istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, erkeğin tüm, kadının sair istinaf taleplerinin esastan reddi ile kararın çocuklar yararına hükmedilen nafakalar ile kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası yönünden kaldırılmasına ve nafakaların miktarının artırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı yukarıda gösterildiği şekilde davalı-davacı erkek vekili temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince tarafların eşit kusurlu olduğu kabul edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönden esastan ret kararı verilmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden; tarafların kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının ağır, erkeğin ise az kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

3.Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan malî gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir (4721 sayılı TMK md. 175). Yukarıda (1.) paragrafta açıklandığı üzere, boşanmaya sebep olan olaylarda davacı-davalı kadın ağır kusurlu olup 4721 sayılı Kanun'un 175 inci maddesi koşulları somut olayda kadın yararına gerçekleşmemiştir O halde, kadının yoksulluk nafakası talebinin reddine karar vermek gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde talebin kabulü doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.

4.4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasında mevcut ve beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz yada daha az kusurlu olan tarafın, kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebileceği, aynı maddenin ikinci fıkrasında boşanmaya sebebiyet vermiş olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevî tazminat isteyebileceği öngörülmüştür. Yukarıdaki paragrafta açıklandığı üzere, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen erkeğin ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, kadının kusurlu eylemlerinin erkeğin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği anlaşılmıştır. O halde, Mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddelerinde düzenlenen "hakkaniyet kuralları" da dikkate alınarak erkek yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekirken, hatalı kusur belirlemesinin sonucu olarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası, tazminat taleplerinin reddi yönlerinden erkek yararına BOZULMASINA,

2.Davalı erkek vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Üye

Üye

1-SSA-ÖH-DŞ-EŞ
Karşılaştırıldı
Y.İşl.Müd.E.A.

YARGILAMA MAKUL SÜREDE SONUÇLANMADIĞINDAN TAZMİNAT ÖDENMESİ GEREKİR:T.C.ADALET BAKANLIĞITAZMİNAT KOMİSYONU BAŞKANLIĞI(63...
10/06/2025

YARGILAMA MAKUL SÜREDE SONUÇLANMADIĞINDAN TAZMİNAT ÖDENMESİ GEREKİR:

T.C.
ADALET BAKANLIĞI
TAZMİNAT KOMİSYONU BAŞKANLIĞI
(6384 SAYILI KANUN İLE KURULAN KOMİSYON)

Karar No: 2025/374 Karar Tarihi: 30.01.2025

HEYET KARARI

Müracaat Eden : Z. N.
T.C. Kimlik No :
Vekilin Adı Soyadı : Av. Yusuf TUNA

AYM Başvuru Tarihi : 20.05.2022
AYM Başvuru No : 2022/51145
Komisyonu İşaret Eden AYM Kararı : Özyer Tur. San.ve Tic. A.Ş. vd. (2022/37832)

Komisyona Müracaat Tarihi : 09.10.2023
Komisyon Dosya No : 2023/9981

I. USÛL

1. Müracaat eden, AYM önündeki başvurusunu Komisyonumuza sunarak tazminat talebinde bulunmuştur. Dilekçe ve eklerinin yapılan ön incelenmesi sonunda anılan Kanun’un Geçici Madde 2 kapsamında usulüne uygun bir müracaatın olduğu tespit edilmiş, dosya, Komisyon üyesi Hakim Alpay GENÇER tarafından incelendikten sonra aşağıda isim ve imzaları bulunan Komisyon heyetine sunularak karar altına alınmıştır.

II. OLAY VE OLGULAR

2. Müracaat eden, 02/06/2017 tarihinde, Ankara 43. İş Mahkemesine açmış olduğu 2017/281 Esas sayılı dosyasındaki yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığından şikayetçi olmuştur. Mahkemenin 2017/281 Esas sayılı dosyası üzerinden verdiği karar, Ankara BAM 7. Hukuk Dairesi tarafından kaldırılarak yeniden verdiği karar ile 29/03/2022 tarihinde kesinleşmiştir.

3. Müracaat eden AYM önünde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. ve T.C Anayasası'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden bahisle, davasının makûl sürede sonuçlandırılmadığından şikâyet etmiş ve bireysel başvuru konusu yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle 16.088,94 TL tazminat talebinde bulunmuştur. AYM, bahse konu başvuru hakkında, yargılama sürecinin uzun sürmesiyle ilgili şikâyet hususunda başvuranın 6384 sayılı Kanunla kurulan Tazminat Komisyonuna başvurması gerektiğinden kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.

4. Müracaat eden son olarak, Komisyona sunduğu dilekçesinde davasının makûl sürede sonuçlandırılmadığından tazminat talebinde bulunmuştur.

III. MÜRACAAT EDENİN ŞİKÂYETİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME

a) Kabul Edilebilirliğe İlişkin Hukukî Değerlendirme

5. Dosyanın incelenmesinden müracaat edenin makul sürede yargılanma hakkının ihlaline ilişkin şikâyeti AİHS’nin 35. maddesi ile T.C Anayasası'nın 36. maddesinde öngörülen kabul edilebilirlik koşullarını karşıladığı saptanmış olup, 6384 sayılı Kanun’un 6. maddesinde yer alan bir ret sebebinin de bulunmadığı anlaşılarak işin esasına geçilmiştir.

b) Esasa İlişkin Hukukî Değerlendirme

6. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

7. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir: “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

8. Sözleşme'nin (AİHS) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

9. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunmasıdır. Hukuki uyuşmazlıkların çözüm sürecini uzatarak çoğu zaman elde edilecek hükmün yararını ortadan kaldıran bir yargılama, adaletin yerine getirilmesindeki etkililiğe ve güvenliğe zarar verecektir. Ancak, makul sürede yargılanma hakkı bakımından uyuşmazlığa ilişkin yargılamanın kısa sürede sonuçlandırılması önemli olmakla beraber, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (Anayasa Mahkemesi B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 40).

10. AİHM bir yargılama süresinin makul olup olmadığını değerlendirirken; her olayın kendine özgü koşulları, özellikle davanın karmaşık olup olmadığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların yargılama sürecindeki davranışları ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği, kamu otoritelerinin ve özellikle de yargılama organlarının tutumları, davanın başvurucu açısından taşıdığı önem ve eğer söz konusu yargılama bir ceza yargılaması ise, başvurucunun tutuklu olup olmadığı gibi ölçütleri dikkate alarak karar vermektedir ( Pélissier ve Sassi / Fransa [BD], no. 25444/94, 25 Mart 1999, § 67; Frydlender / Fransa [BD], no.30979/96, 27 Haziran 2000, § 43; Ezel Tosun/Türkiye, Başvuru No:33379/02, 10/1/2006, §21,; Namlı ve Diğerleri/Türkiye, Başvuru No: 51963/99, 23/5/2007, § 24; Alhan/Türkiye, B. No: 8163/07, 2/4/2013, § 21).

11. Hukuk sistemimiz açısından taraflarca hazırlanma ilkesi ve resen araştırma ilkesinin geçerli olduğu yargılamalar arasında tarafların etkinliği noktasında farklılıklar bulunmakla beraber, genel olarak tarafların tutumunun yargılama sürecinin uzamasındaki etkisi, yargılama süresinin makul olma niteliğinin değerlendirilmesinde nazara alınması gereken önemli bir unsurdur. Zira tarafların yargılamayı uzatmaya yönelik davranışlardan kaçınması ve kendisine tanınmış olan usuli hakları kullanırken dikkat ve özen göstermesi gereklidir. (Anayasa Mahkemesi B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 43).

12. Bir yargılamanın adil olabilmesi için sadece verilen hükmün isabetli olması değil, aynı zamanda yargılamanın da makul sürede bitirilmesi gerekir. Uyuşmazlığın kısa sürede çözülmesi hakkın gerçek sahibine bir an önce teslimini sağladığı gibi diğer tarafın da mağdur olmasını engeller. Makul sürede yargılanma hakkı, AİHS'nin 6/1. maddesinde "Herkes davasının ... bir mahkeme tarafından ... makul bir süre içerisinde görülmesini isteme hakkına sahiptir." ifadeleriyle, T.C. Anayasası'nın 141. maddesinde ise “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir” denilmek suretiyle açıkça düzenlenmiştir.

13. Başvuru konusu davada Komisyon, 02/06/2017 tarihinde açılan davanın 29/03/2022 tarihinde sonuçlandığını tespit etmiştir. Dolayısıyla başvuruya konu yargılama iki dereceli olarak 4 yıl 9 ay 27 gün sürmüştür.

14.Müracaata konu dosyadaki bilgi ve belgeler ışığında: AİHM ve Anayasa Mahkemesi'nin makul sürede yargılanma hakkına ilişkin yerleşik içtihatları, olayın kendine özgü koşulları, yargılamanın uzamasında müracaat edene yüklenilebilecek herhangi bir kasıt veya kusurun bulunmaması, davanın müracaat eden açısından taşıdığı önem birlikte değerlendirildiğinde, söz konusu yargılama süresinin uzun olduğu anlaşılmış olup, somut olayda müracaat edenin “makul sürede yargılanma hakkı” ihlal edilmiştir.

Açıklanan gerekçelerle müracaat edenin talebinin kabul edilerek tazminata hükmedilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
IV. K A R A R

1- Tarafı olduğu yargılamanın süresinin uzun olduğu anlaşıldığından, AİHS'in 6. maddesi ile Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkı ihlal edilen müracaat sahibine, AİHM ve Anayasa Mahkemesi’nin uzun yargılama konusundaki yerleşik içtihatları göz önüne alınarak ve taleple bağlı kalınarak, hakkaniyet ölçüsünde ve takdiren 16.089-(onaltıbinseksendokuz) TL’nin 6384 sayılı Kanun'un 7. maddesi gereğince TAZMİNAT OLARAK ÖDENMESİNE,

2- Müracaat edenin iş bu karara karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içinde Komisyon aracılığıyla Ankara Bölge İdare Mahkemesine itiraz hakkının bulunduğuna,

3- Hükmedilen tazminat miktarının, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde Adalet Bakanlığı tarafından ödenmesine,

4- Komisyonun kesinleşen kararının bir örneğinin 6384 sayılı Kanun'un 8/1 maddesi gereğince müracaata konu işlemin yapıldığı Ankara 43. İş Mahkemesine gönderilmesine,

30.01.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Hâkim-
Heyet Başkanı
e-imzalı
Hâkim- Hâkim-
Komisyon Üyesi Komisyon Üyesi e-imzalıdır e-imzalıdır

29/03/2025
18/09/2024

Geçtiğimiz günler içinde 45 takipçi, gönderime 112 ifade aldım! Devam eden desteğiniz için hepinize teşekkür ederiz. 🙏🤗🎉

SÖZLEŞMEDE ŞİRKETİN ADININ ALTINDA İMZASI ve KAŞESİ BULUNMADIĞINDAN DAVALI ŞİRKET YÖNÜNDEN TAHLİYEYE KARAR VERİLMESİ HAT...
14/09/2024

SÖZLEŞMEDE ŞİRKETİN ADININ ALTINDA İMZASI ve KAŞESİ BULUNMADIĞINDAN DAVALI ŞİRKET YÖNÜNDEN TAHLİYEYE KARAR VERİLMESİ HATALIDIR:
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
37. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/904
KARAR NO : 2024/798

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R

BAŞKAN : E.T.
ÜYE : Dr. C.E.
ÜYE : H.Y.
KATİP : İ. O.K.
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 14. İCRA HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ : 21/06/2022
NUMARASI : 2022/143 Esas - 2022/584 Karar
TALEP EDEN : B.J.
VEKİLİ : Av. ..
DAVALILAR : 1-...TUR. TİC. LTD. ŞTİ
2-N. K.-
VEKİLİ : Av. YUSUF TUNA
DAVANIN KONUSU : İcra Takibine İtirazın Kaldırılması

İcra Hukuk Mahkemesince yukarıda tarih ve numarası yazılı davada verilen karara karşı, davalılar vekili tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla; dosyadaki tüm kayıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA:
Davacı vekili, duruşmada tekrar ettiği dava dilekçesinde, davalılar N. K. ve ...Turizm Ticaret Limited Şirketi aleyhine kira alacağının tahsili ve tahliye talebiyle icra takibi başlatıldığını, davalıların borca itiraz ettiğini, itirazın kaldırılmasına, takibin devamına, % 20 icra tazminatının davalılardan tahsiline, kiralanandan tahliyesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:
Davalı taraf vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama neticesinde;
A-Davalı davanın davalı N.K. yönünden feragat nedeni ile REDDİNE,
B-Davalı ...Turizm Ticaret Limited Şirketi Yönünden; Davanın Kabulü ile; davalı borçlu ... Turizm Ticaret Limited Şirketi'nin Ankara 26. İcra Müdürlüğüne ait 2021/4854 Esas sayılı icra dosyasındaki itirazlarının KALDIRILMASINA, davalı borçlu ...Turizm Ticaret Limited Şirketi yönünden takibin devamına, İcra tazminatı olan 12.100,00-TL'nin davalı borçlu ... Turizm Ticaret Limited Şirketi'nden alınarak davacı tarafa verilmesine, tahliye hususunda davanın kabulü ile; Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2021/4854 esas sayılı dosyasından davalı borçlu ... Turizm Ticaret Limited Şirketi'nin takibe konu "Bahçelievler Mahallesi. ...Caddesi. No:.. Çankaya-ANKARA" adresindeki taşınmazından tahliyesine karar verilmiştir.

İSTİNAF
İstinaf Kanun Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davalılar istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur.
İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının iddia ettiği alacağın ödendiğini, anlaşmada belirtilen tarihte N. K. tarafından 95.000,00 TL işbu dosya davacısına ödendiğini, davacının, talep ettiği alacaklar ödenmesine rağmen davacı, yalnız N. K. yönünden davasından feragat ettiğini; kötü niyetli biçimde, şirket yönünden davasına devam ettiğini, bunun, kötüniyetli ve hukuka aykırı bir davranış olduğunu, davacının iddia ettiği alacaklara konu borcun tek olduğunu, Borçlar Hukuku temel kaideleri uyarınca alacaklı, müteselsilen sorumlu tuttuğu borçlulardan borcun tamamının ödenmesini isteyebileceğini, bu durumda borçlulardan herhangi birinin ödeme yapması durumunda iddia edilen borcun sona ermiş olduğunu, davacının iddia ettiği, 15 Mart 2020-17 Şubat 2022 tarihleri arasındaki kira alacaklarının ödendiğini, bu alacaklara ilişkin borcun sona erdiğini, yani, "N. K. ödedi, aynı miktarı bir de ... şirketi ödesin" demenin mümkün olmadığını, dosyanın incelenmediğini, gerekçeli kararın hatılı olduğunu, davacının iddia ettiği kira akdinde müvekkil şirketin adı ve imzası mevcut olmadığını, bu sözleşmeye ... Şirketinin taraf dahi olmadığını, bu sözleşmenin müvekkil şirket yönünden geçersiz olduğunu, icra dosyasına sundukları itiraz dilekçesinde, aylık 7.500,00 TL bedelli kira akdi zaten açık ve kesin bir şekilde reddedildiğini, yani davacının sunduğu kira sözleşmesinde müvekkil şirketin taraf olmadığını, İİK 269 maddesinde aranan şartlar gerçekleşmemiş olduğundan Ankara 26. İcra Müdürlüğü 2021/4854 Esas sayılı dosyasına dayanak kira akdini kabul etmiş sayılmalarının mümkün olmadığını, taraflarınca dosyaya aylık 2.000.-TL başlangıç bedelli kira sözleşmesi ve sözleşme gereği ödenen kira bedellerinin sunulduğunu, icra takibinde tahliye talebinin bulunmadığını, müvekkil şirketin sözleşmeye taraf olmadığını, şirketin, pay sahibinden farklı bir tüzel kişiliği olduğunu, şirket adına imzalanacak bir sözleşme var ise imzayı atacak kişinin (yetkilinin) şirketi temsilen sözleşmeyi imzaladığını belirtmesi, buna ilişkin olarak imzanın bulunduğu kısımda şirketin unvanı yahut kaşesinin bulunması gerektiğini, kira sözleşmesi ve hangi aylara ait kira alacağı istendiğinin takip talebinde belirtilmediğini, taşınmazın kira bedelleri 15.03.2020 tarihli aylık 2.000,00 TL bedelli sözleşmeye uygun olarak ödendiğini belirterek kararı istinaf etmiştir.

UYUŞMAZLIK VE HUKUKİ NİTELENDİRME:
Dava; kira sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili talebi için başlatılan icra takibine vaki itirazın kaldırılması talebine ilişkindir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Bahçelievler Mahallesi... Caddesi No:... Çankaya-Ankara adresinde bulunan işyeri için 15.3.2020 başlangıç tarihli, bir yıl süreli, aylık 7.500 TL bedelli peşin olarak banka hesabına yatırma şartlı kira sözleşmesinin, kiralayan bölümünde davalı N. K. ile davalı şirket yazılı olsa da davalı N. K. tarafından imzalandığı görülmektedir. Davalı borçlular aleyhine, kira alacağının tahsili ve tahliye talebiyle icra takibi başlatıldığı, 15 Mart 2015-15 Mart 2021 tarihleri arasında ödenmeyen kira alacakları için toplam 63.295,05 TL için ödeme emrinin davalı borçlular N. K. ve ...Turizm Ticaret Limited Şirketi'ne 31/03/2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı- borçluların süresi içinde 6.4.2021 tarihinde verdiği dilekçe ile borca itiraz ettikleri anlaşılmıştır. Bilirkişi raporunda ise 60.500-TL asıl alacak, 2.795-TL faizi ve 12.100-TL icra inkar tazminatı alacaklarının olduğu bildirilmiştir. Davalılardan N. K. yönünden feragat nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir.
İcra takibine dayanak yapılan 15.3.2020 başlangıç tarihli kira sözleşmesi kiraya veren davacı B.... ile davalı N.K. arasında akdedilmiştir. Diğer davalı ...Turizm Ticaret Limited Şirketi vekili yargılama sırasında ve istinaf dilekçesinde de kira sözleşmesine itiraz etmiş, müvekkili tarafından böyle bir sözleşme imzalanmadığını savunmuştur. Davalı şirketin sözleşmeyi bu sıfatla temsilcisi yada yetkilisi tarafından imzalanmadığından kiracılık sıfatı bulunmamaktadır. Sözleşmenin imza kısmında şirket kaşesi bulunmadığı gibi sözleşmenin, şirket adına imzalandığına dair bir ibare de bulunmamaktadır. Bu nedenle kira sözleşmesinin birinci sayfasında kiracı bölümünde anılan limited şirketin adının yazılı bulunması kiracı olarak sorumlu olduğunu göstermemektedir. Kiracı olmayan kişi ya da kişiler hakkında tahliyeye karar verilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla kira sözleşmesinin davacı ile davalı N. K. arasında yapıldığının kabulü gerekir. Bu durumda kiracılık sıfatının davalı şirkete ait olduğu kabul edilemeyeceğinden mahkemece pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davalı ...Ticaret Limited Şirketi aleyhine davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle davalılar vekilinin istinaf kanun yolu başvuru isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalılar vekilinin istinaf kanun yolu başvuru isteminin 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KABULÜNE, Ankara 14. İcra Hukuk Mahkemesinin 21/06/2022 tarihli ve 2022/143 Esas, 2022/584 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
A- Davalı N. K.yönünden davanın feragat nedeni ile Reddine,
B- Davalı ...Ticaret Limited Şirketi yönünden,
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 427,60 TL harcın peşin alınan 179,90 TL harçtan mahsubu ile bakiye 247,7‬0 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT’ne göre belirlenen 6.800,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatıran taraflara iadesine,
Peşin olarak alınan istinaf karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,
Davalılar tarafından yapılan 75,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalılara ödenmesine,
HMK 27. maddesi gereği, tarafların hukuki dinlenilme hakkı nedeniyle ve 04/08/2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı Yasanın 27. maddesi ile HMK 302. maddesine eklenen 5. fıkrası uyarınca hükmün ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,
Dosya üzerinde yapılan incelemede 18/04/2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 18/04/2024

Başkan

Üye

Üye

Katip

C.E./İ.O.K./Y.İ.M.

Address

Ankara

Opening Hours

Monday 09:00 - 19:00
Tuesday 09:00 - 20:00
Wednesday 09:00 - 19:00
Thursday 09:00 - 23:59
Friday 14:00 - 19:00
Saturday 09:00 - 19:00
Sunday 14:00 - 19:00

Website

Alerts

Be the first to know and let us send you an email when TUNA Hukuk Bürosu posts news and promotions. Your email address will not be used for any other purpose, and you can unsubscribe at any time.

Share