22/04/2026
ANNE VE BABASI VEFAT EDEN ÇOCUKLAR İÇİN HÜKMEDİLEN MANEVİ TAZMİNAT DÜŞÜK VERİLMİŞ OLUP HERBİRİNE AYRI AYRI VE KAZA TARİHİNDEN İTİBAREN FAİZİYLE HÜKMEDİLMESİ GEREKİR. TRAFİK KAZASINDA ARAÇ SAHİBİ DE MÜTESELSİLEN SORUMLU OLUP MANEVİ TAZMİNATTAN REDDEDİLEN KISIM İÇİN AVUKATLIK ÜCRETİ VERİLEMEZ.
T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2025/1479
KARAR NO : 2026/739
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : )
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GÖYNÜK 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
TARİHİ : 19.09.2024
EK KARAR TARİHİ : 31.01.2025
NUMARASI : 2023/97 Esas - 2024/222 Karar
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURAN DAVACILAR : 1-M.İ.
2-S.İ.
3-M.Ö.
VEKİLİ : Av. Y. T.
İSTİNAF YOLUNA
BAŞVURANDAVALILAR : 1-E....SAN. VE TİC. LTD ŞTİ
2-M. D.
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)
BAŞVURU TARİHLERİ : 06.01.2025 - 23.01.2025 - 22.02.2025
İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 26.09.2025
KARAR TARİHİ : 08.04.2026
YAZIM TARİHİ : 08.04.2026
İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 12.10.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı E. San ve Tic. Ltd. Şti'ye ait davalı sürücü M. D. yönetimindeki ...plakalı otomobilin davacıların murislerinin içinde bulunduğu ve müteveffa M. İ. yönetimindeki ... plakalı otomobile ve dava dışı R. Ç. yönetimindeki, ...plakalı araca çarpması sonucunda davacıların babası M. İ. ve araçta yolcu olarak bulunan anneleri H.İ.'ın vefat ettiğini, davalı M. D.'ın hız sınırı olan bir yerleşim bölgesinde olay sırasında 120 km/saat hızla araç kullandığını, araçta bira içtiğini, alkol testi yaptırmamak için olay yerinden kaçtığını, kazanın onun tam kusuruyla meydana geldiğini, davalı/sürücü hakkında Bolu 1.Ağır Ceza Mahkemesi nezdinde ... Esas sayılı dosyada bilinçli taksirle suç işlemesi istemiyle yargılandığını ve 4 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırıldığını, davacıların genç yaşta anne ve babasının maddi ve manevi desteğini kaybettiklerini, kazada davacıların babası M. İ. ile olayda hiçbir kusuru olmayan araçta yolcu olarak bulunan H. İ.'ın desteğinden yoksun kalan, çok büyük maddi manevi sıkıntılar çeken, ızdırap, acı ve elem duyan iki oğlu ve kızı davacıların olay tarihi 12.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte herbir davacıya ayrı ayrı verilmek üzere anne H. İ.'ın vefatı nedeniyle 100.000,00'er TL, baba M.İ.'ın vefatı nedeniyle 50.000,00'erTL olmak üzere toplam 450.000,00TL manevi tazminatın araç sahibi şirket ile birlikte sürücü M. D.'dan müştereken müteselsilen tahsiline karar verilmesini mahkememizden talep ve dava etmiştir.
Davalılar davaya cevap vermemiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, 300.000,00 TL manevi tazminatın davalı M. D.'dan alınarak davacılara verilmesine dair karar verilmiştir.
Taraf vekillerinin tavzih dilekçelerine istinaden ilk derece mahkemesi 31.01.2025 tarihli ek kararı ile hükmün tamamlanmasına dair karar verilmiştir.
Yerel mahkemenin bu kararına karşı taraf vekilleri tarafından, hükmün tamamlanmasına dair ek kararına davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük belirlendiğini, dava konusu olayda davalı sürücünün herhangi bir kusurunun olmadığının belirtildiğini, ardından da davalı sürücünün tali kusurlu olduğunu belirtmesine rağmen, davalı sürücünün işvereni olan davalı şirket aleyhine manevi tazminata hükmetmediğini, ilk derece mahkemesinin kararı: davalı sürücünün öncesinde kusursuz olduğunu belirtmesi sonrasında sürücünün tali kusurlu olduğunu iddia etmesi nedeniyle çelişkili olduğunu, dava konusu olaydan kaynaklanan taleplerden, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu sabitken, davalı sürücünün kusursuz olduğu ve hakkaniyetten bahisle şirket yönünden manevi tazminatın reddine karar verilmesi hatalı olduğunu, ayrıca hükmedilecek tazminata, haksız fiil tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, 29.11.2024 tarihli dilekçelerinde anılan hatanın düzeltilmesini talep etmiş iseler de başvuru tarihi itibariyle herhangi bir karar tesis edilmediğini, Dava konusu olayda davalı sürücü KTK'nın 50, 51 ve 52.maddelerini ihlal ettiğini, davalı sürücü M.'nın bu ihlalde yani kaza sırasında araçta bira içtiğini, bira şişelerini içtikçe aracın camından atmakta iken bu kazanın da onun tam kusuruyla meydana geldiğini, alkol testi yapmamak için olay yerinden kaçtığını, davacıların murislerinin ve diğer zarar görenlere ilk yardımda bulunmadığını, kazayı kolluk veya sağlık ekiplerine dahi bildirmediğini, davalı sürücünün olay sırasında saatte 120 km hızla araç kullandığından davacıların murislerine manevra yapmak için zaman tanımadığını, olay sonrasında babası dahil olmak üzere hiç kimsenin kendisine 2 gün boyunca ulaşamadığını, kazada davacıların anne ve babasının vefat etmesi nedeniyle maddi ve manevi büyük zarara uğradıklarını, ceza davasında davalı M.'nın hapis cezası ile cezalandırıldığını, davalının alkollü ve ağır kusurlu davranışıyla gerçekleştiğinin sabit olduğunu, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin ilamında da alkollü araç kullanan ve olay yerinden kaçan sağnığın olası kasttan cezalandırılması gerektiği belirterek sağın ağır kusurunun gözetilmediğini, ATK raporunda bu hususların dikkate alınmadığını, ceza ve maddi tazminata ilişkin dosyayla işbu dava dosyasındaki rapor, aynı Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlandığını, bundan ötürü de raporu hazırlayan uzmanlar arasında ilk raporu hazırlayan uzmanlar da yer aldığından, raporlar arasında objektif bir değerlendirme yapılmasını kabul etmenin mümkün olmadığını,, dava konusu kazada davacıların anne ve babasının 51 ve 52 yaş gibi erken yaşta vefat ettiğini, her bir davacı adına ayrı ayrı manevi tazminat ile vekalet ücreti ve yargılama giderilmesi hükmedilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı M. D. vekili istinaf dilekçesinde; tarafların kusur ve maluliyet oranları hakkında itirazlarının değerlendirilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerektiğini, takdir edilen manevi tazminat miktarının çok yüksek olduğunu, faiziyle birlikte davalının bu borcu ödeme kabiliyetinin olmadığını belirterek manevi tazminat miktarının azaltılmasını talep etmiştir.
Davacılar vekili 31.01.2025 tarihli ek karara karşı yaptığı istinaf dilekçesinde; gerekçeli kararın yazıldığını, taraflara tebliğ edildiğini ve istinaf edildiğini, bu nedenle ek kararla yeni bir alacağa hükmedilemeyeceğini, hükmün tavzihi, tashihinin ancak hükümde maddi hata olması, hükümde çelişki olması ve hükmün icrasının mümkün olmaması halinde halinde söz konusu olduğunu, vekalet ücretinin tamamlanmasına dair hüküm içermediğini, hükümde yer almayan vekalet ücretine ek karar yoluyla hükmedilemeyeceğini, hiç olmayan vekalet ücretine ilişkin bir hükmün tamamlanması yoluyla davalı şirket lehine avukatlık ücreti verilmesine ilişkin ek kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, kazaya neden olan aracın sahibi şirketin müteselsilen ve müştereken sorumlu olduğunu, davalı şirket yönünden açtıkları manevi tazminat taleplerinin haksız ve dayanaksız olarak reddedildiğini belirterek yerel mahkemenin gerekçeli kararı ve ek kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava, trafik kazasında ölüm sebebiyle araç maliki ve sürüye karşı açılmış manevi tazminat talebine ilişkindir.
Davacılar vekilinin 31.01.2025 tarihli ek karara yönelik istinaf isteminin incelenmesinde;
6100 sayılı Kanun'un "hükmün tashihi" başlıklı 304. maddesine göre; "hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, Mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir. Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir."
Aynı Kanun'un "hükmün tavzihi" başlıklı 305. madde hükmü gereğince; "hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez".
Kanun'un 305/A maddesinde ise "taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir.Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir." hükmüne yer verilmiştir.
HMK'nin 306. maddesinde “ (1) Tavzih veya tamamlama, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih veya tamamlama talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur.(2) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir. (3) Mahkeme tavzih veya tamamlama talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar.” düzenlemeleri yer almaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile, davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
İncelenen dosyada mahkemece 19.09.2024 tarihli hüküm ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği, gerekçeli kararın taraf vekillerine 23.12.2024 tarihinde tebliğ edildiği, davacılar vekilinin 29.11.2024 tarihli dilekçe ile, ek karar ile hükümde unutulan faize hükmedilmesini, davalılar vekilinin 30.10.2024 tarihli dilekçesi ile hakkındaki dava farklı bir nedenle reddedilen müvekkili E.Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. lehine ayrıca bir maktu vekalet ücretine hükmedilmesini talep ettikleri, mahkemece taraflar davet edilmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda verilen 18.12.2024 tarihli ek kararla hükme eklemeler yapıldığı ve ek kararın taraflara tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Gerekçeli karar (hüküm) taraflara tebliğ edildiği halde 6100 sayılı H.M.K.'nın 27 ve 304. maddesine aykırı olarak taraflar dinlenilmeden hükmün tamamlanması kararı verilmesi doğru olmadığından davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf istemi yerinde görülmüştür.
Taraf vekillerinin gerekçeli karara yönelik istinaf isteminin incelenmesinde;
Somut olayda, 12.10.2015 tarihinde, davalı E.San. Ve Tic. Ltd. Şti'ye ait davalı M.D.'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araç ile Taraklı istikametinden Göynük istikametine doğru seyir halinde iken olay mahalli benzin istasyonu önüne geldiğinde karşı istikametten gelmekte olan ve benzin istasyonuna girmek için manevra yaparak şeridine giren davacıların babası M. İ.'ın sevk ve idaresindeki ...plaka sayılı aracın sağ ön kısmına çarpması ,sonrada yine karşı yönden gelmekte olan dava dışı sürücü R. Ç.'in idaresindeki ... plaka sayılı araca çarpması sonucu davacıların babaları sürücü M.İ. ve anneleri yolcu H. İ. vefat etmiştir.
Kaza sonrası düzenlenen kaza tespit tutanağında davacının desteğine kural ihlali verilmiş, davalının kusursuz olduğu belirtilmiştir. Davaya konu olaya ilişkin Bolu Ağır Ceza Mahkemesi'nin soruşturma aşamasında ATK’dan alınan raporda davalı sürücüsünün tali, davacının desteğinin asli olduğu olduğu belirtilmiş, yapılan yargılama sonunda davalı sürücünün tali kusurlu olduğu kabul edilerek bilinçli taksirle taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma suçundan cezalandırıldığı, kararın Yargıtay incelemesinde olduğu görülmüştür.
Mahkemece kusur oranının tespiti içi ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda meydana gelen kazada davacıların murisinin kazanın oluşumunda % 75, davalı sürücünün %25 oranında olduğu belirlenmiştir.
Gerek ceza dosyasında hükme esas alınan bilirkişi raporu, gerekse yerel mahkeme tarafından hükme esas alınan kusur raporları birbiri ile örtüştüğünden ve raporların olayın oluş şekline uygun olduğundan kusur raporuna ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1.maddesine göre; Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Dosya kapsamından davalının sürücüsü olduğu ... plaka sayılı aracın davalı şirket adına kayıtlı olduğu anlaşılmakla trafik sicil kayıtlarına göre araç maliki olan davalı şirketin işleten sıfatıyla sorumlu olduğunun kabul edilmesi gerekirken, davalı şirket aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuş davacılar vekilinin bu hususa değinen istinaf talebi yerinde görülmüştür.
6098 sayılı TBK'nun 56/2 maddesi uyarınca ölüm halinde ölenin yakınları manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hakimin, özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bu tutar adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan, özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut uyuşmazlıkta; kaza tarihi, kazanın oluş şekli, kusur durumu, müteveffanın davacıların ölene yakınlık dereceleri ile yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğu, yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca, davacılar lehine ayrı ayrı olmak üzere anneleri H.İ.'ın ölümü nedeniyle ayrı ayrı 50.000'er TL, babaları M. İ.'ın ölümü nedeniyle 25.000'er TL manevi tazminata hükmedilmesinin olaya ve hakkaniyete uygun düştüğü değerlendirilmiştir.
Kabule göre de; ihtiyari dava arkadaşı olan davacıların her birinin açtığı dava diğerlerinden bağımsız nitelikte olduğundan her bir davacı lehine vefat eden anne ve babası için ayrı ayrı hüküm kurulması ve hükmedilen manevi tazminat bakımından her bir davacı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi, hükmedilen manevi tazminat miktarlarına talep gereği olay tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerekir iken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, mahkeme kararında tespit edilen ve yukarıda belirtilen yanılgıların giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından, HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davacılar vekilinin ek karara ve gerekçeli karara, davalılar vekilinin gerekçeli karara yönelik istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılmış, aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurmak gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin asıl karara yönelik istinaf başvurusu ile davacılar vekilinin asıl karara ve ek karara yönelik başvurularının KABULÜ İLE, Göynük Asliye Hukuk Mahkemesinin 19.09.2024 tarih ve 2023/91 esas, 2024/222 karar sayılı asıl kararı ile 30.01.2025 tarihli ek kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulması gerektiğinden,
DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;
A)Müteveffa anne H. İ.'ın vefatı nedeniyle 50.000,00 TL, müteveffa baba Mehmet İnan'ın vefatı nedeniyle 25.000,00 TL olmak üzere toplam 75.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı M. İ.'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
B)Müteveffa anne H. İ.'ın vefatı nedeniyle 50.000,00 TL, müteveffa baba M. İ.'ın vefatı nedeniyle 25.000,00 TL olmak üzere toplam 75.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı S. İ.'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
C)Müteveffa anne H. İ.'ın vefatı nedeniyle 50.000,00 TL, müteveffa baba Mehmet İnan'ın vefatı nedeniyle 25.000,00 TL olmak üzere toplam 75.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 12.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı M. Ö'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
D)Yürürlükte bulunan Yargı Harçları Tarifesi uyarınca alınması gereken 15.369,75 TL harçtan dava evvel alınan 1.536,98 TL harcın mahsubu ile bakiye 13.832,77 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
E)Davacılar tarafından yatırılan 1.536,98 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
F)Davacı M. İ. kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince belirlenen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine,
G)Davacı S. İ. kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince belirlenen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine,
H)Davacı M. Ö. kendisini vekille temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T gereğince belirlenen 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacıya verilmesine,
İ)Anayasa Mahkemesinin 25.12.2024 tarihli ve 2024/29 esas, 2024/226 sayılı kararı uyarınca davalılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
J)Anayasa Mahkemesinin anılan kararı uyarınca davacılar tarafından yapılan 9 adet tebligat gideri karşılığı 725,00 TL, 4 adet elektronik tebligat karşılığı 40,00 TL, posta ücreti karşılığı 130,30 TL, yeşil dosya ücreti karşılığı 15,00 TL, Adli Tıp Kurumu ücreti karşılığı 4.075,00 TL olmak üzere toplam 4.985,30 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,
K)Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
L)İlk derece mahkemesi tarafından düzenlenen 11.09.2025 tarih 2025/70 sayılı harç tahsil müzekkeresinin işlemsiz iadesinin istenilmesine,
3-Davacılar ve davalı tarafça tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,
4-Davacılar tarafından yapılan 210,00 TL istinaf giderinin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine,
5-Davalılar tarafından 260,00 TL istinaf giderinin davacılardan tahsili ile davalılara verilmesine,
6-Kullanılmayan gider avansının talebi halinde yatıran tarafa iadesine,
7-Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 08.04.2026
Başkan Üye Üye
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*