08/04/2020
Yazar : Fahri Sarrafoğlu
Efendim, seneler önce Aksaray’da babamızın kuyumcu dükkanında okuldan sonra gelir, ağabeyimle birlikte babamıza yardımcı olurduk. O yıllarda henüz ortaokul öğrencisiydim. Aksaray’da haftalık pazarımız Salı günü olduğu için o gün şehrimize civar köylerden ürününü satmak için gelen hemşehrilerimiz dükkanımıza uğrarlardı. O gün dükkanımıza Aksaray’ın Çekiçler köyünden de müşteriler geldi. Kendi aralarında konuşurken Çekiçlerli İzzet Efendi’den bahsettiler. İzzet Efendi, tasavvufi eğitime önem veren, o yıllarda birçok insanın ahlaken düzelmesi için çaba sarf eden gönül erlerinden biriydi. Babası Ahmet Efendi’de salih zatlar dandır. Hatta Merhum Necmettin Erbakan’da İzzet Efendi ile görüşmüştür. İzzet Efendinin kendisiyle hiç yüz yüze karşılaşmadık ama cenazesine iştirak ettim. Cenaze namazını kılmak nasip oldu.
İşte onu sevenlerin anlattığı bir olayı ben sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir gün İzzet Efendi’nin dergâhına sinirli, celalli, böyle paldır güldür birisi gelmiş. İzzet Efendiye : “ Bu ne biçim tarikat, bu ne biçim eğitim. Sizin ders verdiğiniz, tarikata aldığınız adam koyunlarını benim tarlamın tırmanın da güdüyor. (Tırman: Tarlaların arasındaki sınırı belirleyen çizgi) Ya Koyunlar tarlaya girerse. Bu ne biçim tarikat, hiç hak hukuk öğretmiyor musun sen .” İzzet Efendi de hiç celallenmeden, kızmadan tam tersi tebessüm ederek şu güzel ve kısa cevabı veriyor: “Evladım o şahsı biz tarikata aldık doğrudur. Ve diyorsun ki o senin tırmanını sürüyor, o da doğru. Ama eğer onu tarikata almasaydık bu sefer senin tarlanın tırmanını değil tam tarlanın ortasında koyunlarını güderdi. “ Gelen adam bu güzel cevap karşısında sakinleşiyor ve O’da İzzet Efendi’nin talebeleri arasında yerini alıyor.
Çekiçleri İzzet Efendi ( Rahmetullah Aley )
Hüseyin Avni Efendimiz in Babası ( Hayırlı sağlıklı
Bir Ömür Olsun Sultanımıza
Bizleri şefaatlerine Nail eylesin İnşallah